|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| efsaneler, hakkında, mitoloji, mitolojik |
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#31 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...HERO İLE LEANDROS Çok eski zamanlarda, bugün bizim Çanakkale boğazı dediğimiz "Hellaspontos"un Avrupa kıyısında, Sestos adını taşıyan bir şehir bulunuyordu Bu şehir surları arasında Aphrodite için yapılmış büyük bir tapınak vardı Bu tapınakta Hero adında çok güzel bir rahibe vardı, bu rahibe güzelliği ile dillere destan olmuştu Aphrodite mabedindeki kumrularla ilgilenen Hero'yu gören onu Aphrodite'ın kendisi zannederlerdi Bu genç rahibe güzel olduğu kadar alçak gönüllüydü de Bu yüzden Aphrodite bu kızı kıskanmak bir yana onu çok severdi Her sene ilk baharın gelişi ile birlikte Sestos'ta şenlikler düzenlenir çevre şehirlerden insanlar akın akın buraya gelir Aphrodite'in mabedini ziyaret ederlerdi İşte böyle bir bayram günü Leandros adında yakışıklı bir genç Aphrodite'in mabedindeki bir ayine katılmıştı Abydos'lu olan Leandros getirdiği hediyeleri sunmak üzere mihraba yaklaştığında Güzel rahibe Hero'yu görünce aklı başından gitti adeta, daha ilk bakışta ona aşık olmuştu Ayin boyunca gözlerini güzel rahibeden ayıramamıştı Sankikarşısındaki Aphrodite'in ta kendisiydi![]() Leandros gün batıncaya kadar mabedinin bir köşesinde bekledi Ziyaretçiler birbir mabedi terk edince yavaşça mabed de tek başına kalan Hero'ya yaklaştı Rahibe genç delikanlıyı görünce ürkerek geri kaçtı Ama Leandros onu durdurdu Ve oracıkta mihrabın önünde Hero'ya duyduğu aşkı dile getirdi![]() O günden sonra Leandros Hero'nun tüm itirazlarına rağmen her gün mabede gelip genç rahibeye duyduğu aşkı anlattı Hero defalaca ona bir rahibe olduğunu ve böyle bir aşka karşılık veremiyeceğini söylediysede Leandros pes etmedi Duyduğu sevgi öylesine büyüktü ki bir gün mutlaka hak ettiği karşılığı alacağına inanıyordu Ve tüm çabaları ısrarları sonunda arzusuna kavuştu Hero da onu seviyordu ancak aralarında büyük bir engel vardı Hero deniz sahilinde ıssız bir kalede yaşlı bir kölenin kontrolü altında yaşıyordu, üstelikle Leandros'un yaşadığı şehirle aralarında denizde vardı Ama Leandros aşkı uğruna herşeyi yapmaya hazırdı![]() buna gece karanlığında yüzerek denizi geçmekte dahildi![]() O akşam yaşadığı şehre geri dödüğünde sahile inerek denizi seyretti, gözleri ile karşı kıyıdaki kaleyi arıyordu Bu sırada rüzgar şiddetini artırmış, bulutlar ayı ve yıldızları kapatarak ortalığı karanlığa boğmuştu Issız kalede köle ile birlikte oturan Hero endişe ile dışarıyı izliyordu Bir ara yaşlı kadına dönüp;"Bu korkunç gecede kim bilir kaç balıkçı yolunu bulup evine dönemeyerek kendisini bekleyen karısının çocuklarının boynunu bükük bırakacak" dedi"Bence karanlıkta yolunu kaybeden denizcilere yol göstermek, onları felaketten kurtarmak için kalenin üstüne bir meşale yakarsak Aphrodite'yi de sevindirmiş oluruz" Bu sözlerle yumuşayan yaşlı kadın yerinden kalkıp bir meşale yaktı ve kalenin tepesine kolayca görülebileceği bir yere koydu Esen rüzgar onu canlandırdı alevi daha da yükseldi ve etrafı aydınlattı![]() Hero heyecanla dışarıyı seyrederken duyduğu bir sesle kalbi küt küt atmaya başladı Denize doru baktığında dalgalarla boğuşan birini gördü bu Leandros!tan başkası olamazdı![]() onu yaşlı köle de görmüştü Aşağı inip delikanlıya kıyıya çıkabilmesi için yardımcı oldu ve onu rahibenin odasına götürdü![]() Leandros yorgunluktan bitkin ama sevdiğini tekrar görmekten mutlu bir halde genç rahibeye sarıldı Yaşlı köle buna çok şaşırmıştı ancak onlara engel olmadı O günden sonra Leandros her gece Hellespostosu yüzerek geçiyor sevdiğine ulaşıyordu Günler haftalar aylar geçti ve güzel yaz günleri geride kaldı ve kışa yaklaştılar Deniz eskisi gibi sakin ve sıcak değil, dalgalı ve soğuktu Hero her gece yüzerek boğazı geçen Leandros için endişelenmeye başlamıştı bu yüzden ona bir süre birbirlerini görmemeleri gerektiğini söyledi Bahar gelinceye kadar ayrı kalmaları gerekiyordu Kışın boğazı yüzerek geçmek çok tehlikeliydi![]() Leandros her ne kadar istemesede sevdiğinin bu isteğine boyun eğdi Ve bahara kadar gelmeyeceğine dair ona söz verdi Ama bu ayrılığa sadece bir kaç gün dayanabildiler Leandros Hero'nun yolladığı özlem dolu mektubu okuyunca daha fazla dayanamayarak hiç düşünmeden kendini azgı dlgaların kucağına attı ve bir an evvel sevdiğine kavuşabilme arzusu ile dalgalarla boğuşmaya başladı Fırtına arttıkça artıyor dalagalar daha da aşılmaz bir hal alıyordu Hero'nun yaktığı meşale şiddetli rüzgarlardan sönerek ortalığı karanlığa gömdü Heycan içinde Leandros'un yolunu gözleyen Hero, yaşlı köle uyuduktan sonra gizlice sahile indi ancak orada dalgaların kıyıya attığı sevdiğinin ölüsü ile karşılaştı Bu acıya dayanamayan Hero sevgilisine sarılarak kendini öldürdü![]() Kasabalılar bu haberi duyunca yas elbiselerine bürünüp kalaye geldiler ve iki sevgilinin cenaze törenine katıldılar Onları deniz kıyısında aynı mezara gömdülerve Onların anısına boğazın azgın sularına güzel kokulu çiçekler attılar |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#32 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...PYRAMOS VE THISBE Yaşadiği devrin en yakışıklı delikanlısı olan Pyramos ile bütün şark güzellerini gölgede bırakacak bir güzelliğe sahip olan Thisbe Semiramis'in saltanat sürdüğü memelekette birbirlerine aşık olan iki gençti Birbirlerine bitişik evlerde doğup büyümüşer daha çocuk yaşlarda birbirlerine gönül vermişlerdi Yaşları büyüdüğünde evlenmeye karar verdiler ancak aileleri buna izin vermedi Onları birbilerine uygun görmüyorlardı Ve görüşmelerine engellemeye çalıştılar ama iki sevgili ne yapıp edip görüşmenin bir yolunu buldular Evleri ayıran duvarda küçük bir yarık vardı Bu yarığı ikisinden başka kimse bilmiyordu Her gün aynı saatte orada buluşur gizlice o yarıktan doğru konuşur birbirlerine güzel sözler fısıldar aşklarına karşı çıkan ailelerinden yakınırlardı Bir gün birlikte kaçmaya karar verdiler Ayrı ayrı evlerinden çıkıp Ninus'un mezarının başında buluşmaya karar vermişlerdi![]() Kararlaştırdıkları gece Thisbe karanlıktan yararlanıp gizlice evden kaçtı ve uzun bir yürüyüşün ardından Ninus'un mezarına ulaştı ve kararlaştırdıkları gibi Pyramos'u ağacın altında beklemeye koyuldu Fakat tam o sırada ağaçların arasından ağzında henüz parçaladığı bir hayvanın kan lekesiyle dişi bir arslan çıkageldi Thisbe korkuyla kaçarak uzaklaştı ve yakındaki bir mağaraya gizlendii kaçarken başındaki tülü düşürmüş ancak geri dönüp almaya cesaret edememişti Arslan derede susuzluğunu giderdikten sonra tekrar ormana dönüyordu ki yerde Thisbe'nin eşarbını gördü ve kanlı dişleriyle parçaladı![]() Randevu yerine biraz geç gelen Pyramos arslanın yerde bıraktığı izleri görünce içine bir korku düştü ardından sevdiğinin parçalanmış kanlı tülünü fark etti ve korkusu acıya dönüştü Göz yaşları içersinde Thisbe'nin tülüne sarıldı, sevdiğinin haksız ölümü onu kahretmişti Bu acıya dayanamı***** kınından bıçağını çıkardı ve sevdiğine kavuşabilme umuduyla bıçağı tam göğsüne sapladı ve kanı yere aksın diye ölmeden bıçağı geri çıkardı![]() Thisbe korkudan titremesine rağmen Pyramos'u daha fazla bekletmemek için yavaşça mağaradan çıktı ve randevulaştıkları ağacın olduğu yere gitti Orada sevdiğini görmeyi umarken onun kanlar içindeki vücudunu görünce aklı başından gitti Sevgilisine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ama artık Pyramos için çok geçti Thisbe önce kanlı bıçağı ardındanda parçalanmış tülü gördü Sevgilisinin onun arslan tarafından öldürüldüğünü zannedip kendisini öldürdüğünü anlamıştı Yerdeki kanlı bıçağı alıp sımsıkı sapına yapıştı Eğer Pyramos sevgisi uğruna ölümü göze aldıysa oda alacaktı Bıçağı havaya kaldırıp hızla göğsüne sapladı, cansız vücudu Pyramos'un vücudunun üzerine kapanmıştı Tanrılar bu iki sevgilinin başlarından geçenlere üzülerek onların aynı yerde yatmalarına hiç değilse ölümde birlikte olmalarına müsade ettiler |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#33 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...EROS ( AMOUR ) Eros annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını yada sonlarını hazırlardı Sırtında bir çift kanadı vardı Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı Eros'un elinde her zaman okları olurdu Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi Ve bir gün kendiside bir güzele aşık oldu![]() Psykhe (Ruh) bir kralın üç kızının en güzeli idi Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki görenler onu Aphrodite sanıyorlar ona tapınıyorlardı Aphrodite bir ölümlü ile karıştırılmaktan hiç hoşlanmamıştı Bu yüzden bir gün oğlu Eros'u yanına çağırdı ve onu dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek cezalandırmasını istedi Eros annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu Psykhe'yi bulduğunda, çok gururlu alon ve kimseye aşık olmamakla övünen bu genç kızı, dünyanın en çirkin, en kötü erkeğine aşık etmeye niyetliydi ancak kalbini nişan alarak oku atmak üzereyken Psykhe'nin güzelliği aklını başından aldı Onu başkasına aşık etmek isterken kendisi aşık olmuştu Psykhe'yi alıp sihirli bir saraya götürdü Bu saray uyuyan bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir saraydı Kanatlı güzel delikanlı gece karanlık düştükten sonra kendini göstermeden saraya giriyor ve sevdiği ile buluşuyordu Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı Fakat Psykhe'nin tek istediği kendisini deliler gibi seven bu delikanlının yüzünü görmekti Fakat Eros bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı Psykhe ne kadar yalvrsa da fayda etmedi![]() "Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi Eros "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu yada kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan beni körü körüne sev ![]() senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatnı elinden kaçırma "Ve Psykhe de bunu kabul etmiş ![]() Eros'u görmeden kim olduğunu bilmeden körü körüne sevmişti Irlikte çok mutluydular ancak Psykhe'nin kızkardeşleri onların bu mutluluğunu kıskandılar![]() bir gün kardeşlerini ziyarete geldiklerinde ona sevdiği delikanlının dünyanın en çirkin en iğrenç en vahşi görünüşlü adamı olduğunu söylediler Eğer güzel bir delikenlı olsaydı, sevdiğinden yüzünü gizlemezdi, seni böyle ıssız bir sarayda tutmzdı dediler Ve ona gece sevdiği gelmeden önce yanan bir lambanın üzerine vazoyu ters çevirip koymasını söylediler Böylece Eros uyuduktan sonra vazoyu kaldırıp aydınlıkta onun yüzünü görebilecekti![]() Psykhe merakına engel olamayarak kardeşlerinin dediklerini yaptı Yanan lambayı bir vazonun altına gizleyerek sevdiğini beklemeye başladı Eros her şeyden habersiz saraya dönmüş kendinisevdiği kadının kollarının arasına bırakmıştı Kısa sürede uykuya daldı Psykhe Eros uyuyunca gürültü yapmadan yavaşça yataktan kalktı ve ters çevirdiği vazoyu alarak lambayı eline aldı, yatağa yaklaştığında gördükleri karşısında hayrete düştü Çirkin ve iğrenç bir erkek görmeyi beklerken genç çok yakışıklı bir erkekle karşılaşmıştı Eros'un yakışıklılığı dünyada ki başka hiç bir erkekle kıyaslanamadı Yüzü tarif edilemeyecek kadar güzel bu delikalıyı görünce Psykhe'nin ona duyduğu aşk daha da arttı![]() sevdiğini alnındn öpmek için eğildiğinde elindeki tabağı düz tutamadığından içinde fitil bulunan lambanın kızgın yağından bir damla Eros'un çıplak omzuna damladı Eros duyduğu acıyla sıçrayarak uyandı Sevgilisinin kendisini dinlemeyip yüzünü görmek için ona oyun oynadığını anlayınca hemen kanatlarını açıp uçarak oradan uzaklaştı Eros'un gitmesiyle Psykhe için yaptığı büyülü sarayda bozuldu Psykhe üzüntüden ne yapacağını bilmez olmuştu Hatası yüzünden dünyada her şeyden çok sevdiği kişiyi kaybetmenin acısıyla yollara düştü Sevdiğini tekrar bulma ümidiyle tüm dünyayı dolaştı, sayısız yerler gezdi am bir türlü Eros'un izine rastlayamadı Nihayet dolaşmaktan bitkin bir halde Aphrodite'in sarayının kapısını çaldı Onun kendisine acıyıp oğlunun yerini söyleyebileceğini düşünmüştü ancak Aphrodite ona yardım etmek bir yana onu bir köle olarak çalıştırmaya başldı Zavallı Psykhe sevdiğine ulaşabilmek için buna da razı oldu ve tek kelime dahi etmeden kendisine emredilen her şeyi yaptı Eros için her türlü acıya katlanmaya razı oldu![]() Nihayet bir gün Eros'un yanan omzu iyileşti ve kendisine bu kadar yürekten bağlı olan sevgilisinin kaderini değiştirmek için Olympos'a gitti Zeus'un ayaklarına kapanıp Psykhe'nin kurtarılması ve kendisine eş olarak verilmesi için yalvardı Zeus onun tüm isteklerini kabul ederek Hermes'e Psykhe'nin Olympos'a getirilmesini emretti![]() Psykhe tanrılar katına getirildi ve orada hayatta her şeyden daha çok sevdiği erkekle evlenerek çok mutlu bir hayat sürdü |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#34 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...HESTIA ( VESTA) Mitolojide Hestia aile ocağını temsil eden bir tanrıçadır Hetia Kronos ve Rhea'nın kızı, Zeus'un da kız kardeşidir İlk doğan tanrıça olduğundan tanrılar katında büyük saygı görür baş tanrı Zeus bile ona saygı gösterir, onu çok severdi Hestia sadece tanrılar tarafından değil insanlar tarafından da çok sevilir ve sayılırdı Fakat bu sevgi ve saygı onu hiç bir zaman şımartmadı O her zaman alçak gönüllü ve iyi niyetli davranır Tanrıları öfkelendiren olaylar karşısında sakinliğini korurdu![]() Bu çok sevilen tanrıçanın talibi de çoktu Poseidon ve Apollon ona aşıktı Bir çok defa kendisiyle evlenme istediklerini dile getirmelerine rağmen Hestia her ikisini de red etti Evlenmeyi düşünmüyor, istemiyordu Ancak Poseidon ve Apollon pes etmediler Bir gün Hestia'nın peşine düştüler, onu sıkıştırıyorlardı Hestia zorlukla onların ellerinden kurtulup Zeus'a sığındı ve kendisini korumasını istedi Ve Zeus bu çok sevdiği tanrıçayı himayesine alarak sonsuza dek bekar kalma arzusuna saygı göstereceğine dair ona söz verdi ve onu her zaman korudu![]() Hestia insanlara ev yapmalarını öğretir, aile hayatına ait huzuru Mutluluğu sağlardı Ailenin kutsallığını temsil eden Hestia baş tanrıça olarak sayılır buna göre saygı görürdü Aileler evlerinde Hestia namına her zaman yanan bir ateş bulundururlardı |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#35 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...HEPHAISTOS ( VULCAN ) Hephaistos ateş tanrısı idi Zeus ile Hera'nın oğlu olan bu tanrı topal olarak doğdu, üstelik çokda çirkindi Hera onu doğurduğunda çirkinliğinden utandı, ve diğer tanrıların kendisiyle alay etmesinden korkarak onu Olympos'tan aşağı fırlattı![]() Hephaistos'un Olympos'tan aşağı Lemnos adasına düşüşü tam bir gün sürdü Bir hocanın yardımıyla burada demir, bronz ve değerli madenler üzerinde çalışma sanatını öğrendi ve ve bir yanardağın içine demir atölyesini kurdu Bu demirhane de insanı hayrete düşürecek sanat şaheserleri yarattı Nadide yüzükler, bilezikler kalkanlar yaptı Fakat annesini ve onun kendisine yaptıklarını hiç unutmadı Annesinin yanına çağırılması için bir şeyler yapması gerekiyordu Ve bir gün oturup annesi Hera için altından muhteşem bir that yaptı Bu öyle bir tahttı ki insanın gözlerini kamaştırıyordu, diğer yandan hiç te göründüğü gibi değildi Görünmez bağlardan yapılmış kıskaçları vardı ve üzerine biri oturduğunda bir daha açılmamak üzere kilitleniyor oturan kişiyi hapsediyordu![]() Tahtı Olympos'a yolladığında Hera tahtın ihtişamına hayran kaldı, fakat üzerine oturur oturmaz kıskaçlar kapandı ve Hera tahta bağlanıp kaldı Bütün tanrılar el birliği ile onu tahtan kurtarmaya çalıştılar ama başaramadılar Son çare Hephaistos'u çağırdılar fakat Hephaistos kulak asmadı Tüm çağrıları duymuyormuş gibi davrandı Kendisine yaptıklarından dolayı Hera'nın cezasını çekmesini istiyordu Zeus Hermes'I yolladı ancak Hermes onu Olympos'a çıkmaya razı edemedi Ardından Ares geldi, onu Olympos'a çıkarmak için zor kullanmaya çalıştı ama, Hephaistos onu kavgada yendi ve gerisin geri geldiği yere yolladı Bunun üzerine şarap tanrısı Dionysos onu getrimeye talip oldu ama o çok farklı bir yol denedi İçirdiği şaraplarla Hephaistos'u sarhoş ederek ondan Hera'yı that'tan kurtaracağına dair söz aldı Fakat Hephaistos bunu tek bir şartla yapmayı kabul edecekti Bunun için Tanrılar katına kabul edilmesi ve güzeller güzeli Aphrodite'in kendisiyle evlenmesi![]() Karısının daha fazla acı çekmesine dayanamayan Zeus oğlunun şartlarını kabul etti Bunun üzerine Dionysos onu alıp Olympos'a götürdü Hephaistos Hera'yı kurtardıktan sonra ilk iş olarark kendisine baştan başa tunçtan bir saray yaptı Saray güneş doğunca parıl parıl parlıyordu, dör tarafına yıldızlar serpiştirilmişti Görenleri hayran bırakan sarayın bir tarafına da muhteşem demirhanesini yerleştirdi![]() Hephaisto her sabah güneş doğduktan sonra atolyesine gidiyor, akşama kadar hiç durmadan çalışıyor, tanrıları ve insanları hayrete düşüren ve hayran bırakan şaheserler yaratıyordu Zeus için muhteşem bir asa ve altından that imal etti Demeter içinse parlak bir orak Apollon ve Artemis içinse sağlam ve hızlı oklarla, ok kılıfları yaptı Tüm bunların yanında Olympos'u süslemek için elinden geleni yaptı; Apollon için güzel bir saray inşa etti, Zeus'un sarayını güçlendirip süsledi Ve tanrılar için onların arzularına gör hareket edecek koltuklar imal etti![]() Hephaistos sadece tanrılar için değil insanlar içinde bir çok iyilik yaptı Çirkin ve topal olmasına rağmen iyi kalpli oluşu ile gerek tanrılar gerekse insanlar tarafından sevildi ve sayıldı Ama arzu ettiği ve hak ettiği mutluluğa hiç bir zaman tam olarak ulaşamadı Onu sevmeyen ve sürekli aldatan Aphrodite ile olan evliliği ona mutluluktan çok acı ve utanç getirdi |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#36 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...EUROPA Europa Suriyeli çok güzel bir kızdı Öyleki parlak teni göz alıcı bakışı ile dillere destan olmuştu Eğlenceyi ve gezmeyi çok severdi Sabahtan akşama kadar tüm vaktini kırlarda deniz kıyısında arkadaşları ile birlikte gezerek geçirirdi Gene böyle bir gün, deniz kenarındaki bahçelerden birinde arkadaşları ile çiçek toplarken Zeus Europa'yı gördü Onun güzelliği baş tanrının aklını başından almıştı![]() Karısı Hera'nın haberi olmadan güzel Suriyeliye yaklaşabilmek için altın rengi bir boğa şekline girdi ve kızların çiçek topladıkları bahçenin etrafında gezinmeye başladı Kızlar boğadan korkmak bir yana onu çok sevimli bulmuşlardı, ona yaklaşarak sevmeye başladılar Güzel Europa ona yaklaştığı anda boğa yere yatarak kızın ayaklarına kapandı Europa boğanın sırtını okşayarak yavaşça üzerine oturdu Tam arkadaşlarıda ona katılacakken boğa birden ayaklandı ve ve sırtında Europa ile denize doğru koşmaya başladı Deniz kenarına vardığında azgın dalgaların hepsi sakinleşmiş durulmuştu Boğa dalgaları yararak, denizde kumlu bir ovada koşuyormuş gibi hızla oradan uzaklaştı![]() Bir süre sonra kıyıya vardıklarında Zeus genç kızı bir çınarın gölgesine bıraktı ve boğa şeklinden sıyrılarak tekrar tanrı şekline döndü ve ona kendisini tanıttı Horalar aceleyle Zeus ve Europa için bir yatak hazırladılar Bu birleşmenin yapıldığı yere gölge saldığı için o günden beri çınar ağacı yapraklarını hiç dökmez Kirid kralı Minos bu birlikteliğin sonucunda doğmuştur |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#37 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...YUNAN MİTOLOJİSİNE GÖRE EVRENİN YARATILIŞI Evrenin oluşumu en eski çağlarda bile çok merak edilmiş konulardan biridir Homeros başlangıç olarak suyu kabul eder Bir disk şeklinde olan yeryüzünün çevresini Okeanos denilen bir ırmağın kuşattığını söyler Hesiodos'un evrenin oluşumuyla ilgili açıklaması antik çağda daha çok kabül görmüştür Tanrıların yaratılışı (Theogonie) adlı eserinde dünyanın oluşumunu şöyle açıklar; "Evren yaratılmadan önce, başlangıçta Khaos denilen boşluk ya da şekil verilmemiş bir adam vardı Khaos'tan Gaia yani toprak meydana geldi Gaia kendi kendine kocasız olarak (Parthenogenesis), Pontos (deniz) ve Uranos (gök)'u meydana getirdi Bundan sonra da Gaia, Eros'un etkisiyle kendinden olma Uranos ve Pontos ile birleşmiştir![]() Pontos ve Gaia'nın birleşmesinden Nereus, Thaumas, Phorkys ve Keto doğmuştur Tanrıların atası sayılan Uranos'un Gaia ile birleşmesinden Tepegözler de denilen Kyklop'lar, yüzer kolları olan Hekatonheir'ler ve Titanlar meydana geldi![]() Başlangıçta en büyük tanrı Uranos'tur Uranos kendi çocukları Kyklopların çok kuvvetlendiklerini görünce onları yeraltının en karanlık yeri olan Tartaros'a hapsetmiştir Analık duyguları kabaran Gaia, diğer çocukları olan Titanları yardıma çağırmış, bu çağrıya yalnız en küçük oğul Kronos yanıt vermiştir Toprağın altında demir madenini yetiştiren Kronos bu madenle kendine bir orak yapmıştı Yaptığı orakla babası Uronos'un cinsel organını kesmiştir![]() Tahtından düşen Uranos, oğlu Kronos'a "senin bana yaptıklarını çocuklarında sana yapacak" demiştir ![]() Bundan böyle evrenin sahibi olan Kronos'un kızkardeşi Rheia ile evliliğinden Zeus, Hades, Poseidon, Hestia, Hera ve Demeter olmak üzere altı çocuğu olmuştur Evrenin yönetimini tek başında elinde tutan Kronos'ta (Satürn) egemenliği başka biriyle paylaşmak istemediğinden doğan çocuklarını yutuyordu Rheia en son doğan Zeus'u babasına vermedi ve onun yerine bir kaya parçası yutturdu Zeus Girit'te bir mağarada Rheia'nın rahipleri Kuret'ler tarafından büyütüldü Amaltheia adlı keçi onu sütüyle besledi Zeus büyüdükten sonra kardeşlerini babasının midesinden kurtarmıştır Onlarla beraber titanlar savaşı başlamıştır Zeus, Tartaros'tan Kyklopları ile Hekatonkheir'ları da kurtarmıştır Kykloplar ona gökgürültüsünü ve şimşeği hediye etmişlerdir![]() Zeus yeraltını kardeşi Hades'e, denizleri Poseidon'a vermiştir Kendisi de gökler tanrısı olmuştur![]() (Poseidon konuşur) Dünya üçe bölündü, üçümüzde aldık payımızı, Kura çekildi, köpüklü deniz düştü bana ![]() ![]() ![]() Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'in payına ![]() ![]() ![]() İnanca göre Yunan tanrıları, Yunanistan'da Teselya ve Makedonya arasında yer alan Olympos Dağı[1]'ndaki Hephaistos'un inşa ettiği muhteşem saraylarında yaşar, Nektar içip Ambrosia yiyerek beslenirlerdi Zeus'un kardeşleri, ölümlü ve ölümsüz kadınlardan olan çocuklarına Olymposlu Tanrılar Kuşağı olarak adlandırılmışlardır![]() [1]Yunan mitolojisinde bu adı taşıyan pek çok dağ vardır En ünlüsü Yunanistan'ın Teselya bölgesinde Zeus ve diğer tanrıların oturduğu dağdır |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#38 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler ![]() ![]() İnsanlar evrende kendi yerlerini,yaşadıkları toplumun yapısını,kendileri ile algıladıkları dünya arasındaki ilişkileri ve doğal olayların anlamını sürekli sorgulamışlardır Bu konular için yaptıkları bazı açıklamalar masal veya gelenekler içinde değerlendirilmiştir Bunların hepsi Mit’leri oluşturur Yaşamakta olduğumuz bu dönemde bilimsel olarak kanıtlanmış gerçeklerin yanısıra kanıtı olmayan inanç ve düşünceler de vardır Bu ikisi arasında kesin bir ayrım yapma bugünkü dünyamızda başvurulan bir yöntemdir Bugün için bir düş ürünü olarak nitelediğimiz mit’ler bir zamanlar insanların yaşamlarını yönlendiren olgulardı![]() * Mit’lere dünyanın her yerinde rastlanmıştır Çok çeşitli olmalarına rağmen aralarında bir takım ortak noktalar bulunur Böyle benzerliklerin oluşu çok normaldir Zira insanlar her yerde aynı sorunlarla karşılaşmışlar ve aynı soruları sormuşlardı Geçmiş dönemlerde bilimin henüz emekleme süreci bile başlamamışken,herkesin kendisinin ne olduğunu sorgulaması,doğanın niye acımasız davrandığını merak etmesi ve olayların nedenleri ile sonuçları arasındaki ilişkileri öğrenmek istemeleri her yerde aynıydı![]() * Bugünden geriye doğru baktığımızda mitlerle o dönemlere ait dinler arasında ortak yanlar görürüz Her ikisi de nedenleri ve gerekçeleri içerir,yani her ikisi de evrenle ilgili olayların hem nasıl olduğunu hem de niçin böyle olduğunu açıklarlar Ancak mitler dinlere oranla insanlara yaşantılarının doğru yönünü göstermeye daha az yer verirler Mitler kendi yapıları içinde ahlak dersi bulundururlar ama amaçları bunu insanlara kabul ettirmek değildir Mitler,evrendeki varlıkların sayısız olan özellikleriyle olduğu gibi insanların doğal yaşantılarıyla ilgili öykülerdir Doğaüstü olaylar ise bu öykülerin vazgeçilmez bölümleridir![]() * Mitolojilerin geçerli olduğu dönemlerde yaşayan birisine göre doğrudan doğruya algıladığı dünya,biricik dünya değildir Ona göre bir doğum olayı fiziksel bir süreçtir Bunu bilir Ama bu doğum olayını aynı zamanda doğaüstü bir olay olarak ta kabul edecektir Örneğin bu doğum olayını yeniden doğuş veya yeniden dünyaya dönüş olarak düşünecektir![]() Böyle mitolojik dünya görüşlerinin yıkılması elbette bilimin ilerlemesi ile mümkün olmuştur Ancak bilgilerin elde edilmesi,bu bilgilerin mantıksal düşünüş sürecini başlatması ve bütün bunların topluma yayılması uzun zaman alır Bu süreç içinde mitlerin varlığını devam ettirmesi normaldir Bilimi işin içine katmadan her olayda karşılaştırmalar yapmak,bu olaylar arasında benzerlikler bulmak mümkündür Mitler de aynı yöntemi uyguluyordu Doğadaki anlaşılmaz olayları, herkesin bildiği ve anlaşılması daha kolay olan olaylarla karşılaştırıyor ve arasında paralellik kuruyordu![]() * Herhangi bir yerde yanan ateş ısı ve enerji verir Güneş te ısı ve enerji verir Şu halde ateş ve Güneş’in ortak özellikleri vardır Diğer taraftan altın hem parlaktır hem de rengi Güneş’e benzer Altın aynı zamanda tıpkı Güneş gibi paslanmaz ve eskimez O da Güneş gibi ölümsüzlüğü simgeler Böylece ortak olan fiziksel özelliklerden,simgesel eşitlikler elde edilir Artık bir şey ötekinin niteliklerini almıştır![]() Yumurta, yaşamı ortaya çıkarır Dünya yaşam olduğuna göre bir yumurtadan yaratılmıştır Bu görüş oldukça yaygındı Birçok mitolojide yumurta,dünyanın simgesi olarak kullanılır Eski Mısır’a ait yaratılış mitlerinden biri,Memfis’li Ptah’ın dünyayı bir çömlekçi tekerleği üzerinde yumurta biçiminde yaratmasıdır![]() * Eski dönemlerdeki insanlar doğa olayları karşısında oldukça korkulu günler yaşıyorlardı Günlük yaşamı etkileyen bu tip olaylar onlar için olağanüstü nitelik kazanırdı Bu nedenle garip yaratıklar insanın çevresindeki güçlerin ona verdiği korku yüzünden mitlerde önemli rol oynadılar Ağzından ateş üfleyen canavar Khimaira,içinde yaşadığı volkanların gücüdür Mitlerde adı geçen yaratıklar ve meydana gelen olaylar,gerçek olaylara benzetilmiştir![]() Örneğin Herakles’in bataklık canavarı Hydra ile mücadelesi,eski bir kralın bataklıkları kurutuşunu yansıtıyor olabilir Belki de yarı at yarı insan olan Kentuarlar bir bölgenin çok ünlü binicilerini simgeliyordu![]() Çok rastlanan bir örnek te kendi kuyruğunu yiyen yılan mitolojisidir Kendi kuyruğunu yiyen yılan,evrende her şeyin çevrimsel yapısını gösteren bir çemberdir Eski dönemlerden kalan bir belgeye göre,Japonya’da kuyruğunu yiyen yılan yeraltında kımıldadıkça deprem olmaktadır![]() * Yeryüzündeki dağlar,eski dönemlerin insanı için ulaşılmaz yerlerdir Aynı zamanda heybetli ve korkutucu görünüşleri vardır Elbette Yunan tanrılarının yeri Olympos dağı olacaktır Gök gürlemesi ve yıldırım tanrıların öfkesidir,Zeus kızmış olmalıdır Yunanlılar mitlerinde insan biçiminde tanrılar yaratmışlardı İnsanlar, kendilerine özgü olan güzellik,öfke ve sevgi gibi özelliklerini ölçüyü aşırı hale getirerek kendi biçimlerindeki tanrılara yansıttılar Hermes tanrıların habercisi,Apollon müziğin koruyucusu,Demeter bereketin tanrısıydı Tanrılar biçim ve özellik olarak insana benzerler ama ne de olsa tanrıdırlar,onun için insandan fazla olan yanları olmalıdır Örneğin ölümsüzdürler,korkunç güçleri vardır Ama zaman zaman insana ait olan özelliklerini göstermekten kendilerini alamazlar Kıskanırlar,aşık olurlar,bazen de Zeus’un yaptığı gibi ölümlü kadınlarla sevişirler![]() * Mitler,insanın ve içinde yaşadığı dünyanın niçin böyle olduğunu açıklarlar Ancak işlevleri bu kadarla kalmaz İnsanlar yaşamları boyunca birçok olaylar karşısında umutsuz halde kalırlar,diğer insanlarla giriştikleri mücadelelerde galip gelirler veya mağlup olurlar,doğum ve ölüm zaten herkesin bildiği olgulardır Buna uygun olarak hemen hemen her ruhsal durum ve her soruyu yanıtlayacak bir mit vardır Mitler dış dünyaya ait gerçeklerle insanların düşlerine ait umut,istek ve korkuları arasında bir köGoogle Page Rankingü kurmuşlardı![]() KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#39 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler ![]() ![]() Mitler,içinden çıktıkları uygarlık merkezleri esas alınarak birtakım bölgelere ayrılırlar Bir ayırım da ana konuları bakımından yapılan sınıflandırmadır Burada dikkat çeken bir özellik görülür Yanıtlar değişse bile bazı ana konular bütün bölgelerde aynıdır Yaratılış mitleri böyledir![]() * Yaratılış mitleri evrenin ortaya çıkışını ele alır Bu hali ile başlangıçta yaratılmamış bir şey bulunduğu varsayılmıştır Bu yaratılmamış şey,bugün de adlandırdığımız gibi boşluk veya kaos olarak karşımıza çıkar Eski Mısır döneminde yaratılışı içeren mit,kaosu Nun olarak niteler Büyük ve karanlık olan Nun,yaratılış öncesi okyanusun içinde,yaratılıştan önceki bütün canlı ve nesnelerin tohumlarını barındırır![]() Yunan ve Mısır mitlerinde tanrının biyolojik yönü ağırlık kazanmıştır Bu nedenle tanrılar düşmanlık ve ölümle karşı karşıya idiler Tanrıların birbirlerinin yerine geçmesi hemen hemen bütün mitolojilerin ortak özelliğidir Bu özellik,bir bölgenin başka insanlar tarafından istila edilmesini yansıtır Başka bir ifade ile,istila sonucu bir bölgeye yerleşen yeni sahiplerin tanrıları,bölgedeki eski sahiplerin tanrılarının yerini alır![]() * Mısır tanrısı Atum,verdiği izlenimle erkek olarak algılanır Ancak konu edildiğinde hem erkek hem de dişi olarak çağrılırdı Atum kendisini yalnız hissedince bir eş ihtiyacını duyar Masturbasyon yaparak ilk yaratıkları oluşturur Bunlardan biri havayı simgeleyen erkek Shu,diğeri ise nemi simgeleyen dişi Tefnut’tur Bir diğer yorum ise Atum’un Shu ile Tefnut’u tükürerek yarattığı şeklindedir Atum,her ikisine de bir çeşit ruh diyebileceğimiz Ka’yı,yani yaşam özünü vermiştir Aslında daha önce ortaya çıkmış olan Mısır mitlerinde Atum,boşluğun karanlık sularında yaşayan mitolojik bir yılandı Bu yılanın dış kıvrımları dünyanın sınırlarını oluşturuyordu Daha sonraki yorumlarda ise yaratıcı rolünü firavun faresi alır Ama gözümüze çarpan en önemli nokta,bütün bu oluşumların yeryüzü ve gökyüzü birbirinden ayrılmadan ve ışık yaratılmadan önce karanlıklar içinde yeralmasıdır![]() * Mısır yaratılış miti,mitoloji ile ilgili iki tane ilkeyi ortaya çıkarır Bunlardan biri mitolojinin çeşitli katmanlardan oluştuğunu gösterir Nitekim eski ve yeni yorumlar birbirlerine karışmış haldedirler Diğeri ise değişik bölgelerin mitlerinde ortak ögeler bulunmasıdır![]() İskandinav mitlerinde ilk canlının adı Dev Ymir’dir Bu Ymir erimekte olan buzlardan doğmuştur Beslenmesi Audumulla adlı bir inek tarafından emzirilmesi ile gerçekleşmiştir Ymir’in ölümünden sonra beden kısmı yeryüzünün kara parçalarını,kanı denizleri,kafası gökyüzünü,kemikleri dağları ve saçları da ağaçları oluşturmuştur Burada mitlerin bulunduğu bölgelerin coğrafi şartlarından etkilendiği açıkça görülmektedir Ymir,İskandinavya’da her yerde bol olarak bulunan buzlardan doğmuştur![]() * Hint mitolojisindeki yaşam ağacı Asvattha’dan İskandinav dünya ağacı Yggdrasil’e kadar ağaçlar,mitolojide önemli rol oynarlar Yggdrasil’de bütün dünya bir ağaç olarak gösterilir Dallar gökyüzüne kadar çıkar Kökler yer altı dünyasına iner![]() İzanagi ve İzanami kardeş olan Japon tanrılarıdır Gökyüzünün yüzen köGoogle Page Rankingülerinde otururlarken kutsal bir mızrakla Okyanus’u karıştırıp Onokoro adasını yaratırlar Yeryüzüne inince İzanagi soldan, İzanami sağdan başlayıp adayı dolaşırlar İzanami değişik cinsiyetleri olmalarının yararlarını belirtir İzanagi de aynı kikirdedir ama kadının daha önce fikrini söylemesine kızmıştır Gene de iki çocukları olur Doğon çocuklardan biri sülük,diğeri köpük adası olduğu için reddedilirler Tanrılar,bunun sorumlusunun İzanami olduğuna karar verirler Böylece geri dönüp Japon adalarını yaratırlar![]() * Bir yaratıcı ve deniz tanrısı olan Tangaroa,birçok Polinezya mitinde vardır Bu mitlere göre Tangaroa,suların üzerinde yaşarken attığı bir taşla karaları yaratmıştı Bir kuş cinsi olan haber kuşu toprağa asma ekmişti Ancak bu asma çürüdü ve bozuldu Bu bozulan maddede oluşan kurtçuk yığınından kadın ve erkek ortaya çıktı![]() Bir Avustralya mitine göre doğu rüzgarı sabah yıldızlarını gökyüzünden sürükleyince gün ışığı yaratılmıştır Geceleri gökyüzünü incelemek, Avustralya yerlilerine zamanın sonsuz bir çevrim olduğu düşüncesini vermiştir![]() KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#40 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Kahramanlar Eski dönemlerin insanları evrenin ve yeryüzünün başlangıcı ile beraber kendilerini ve kültürlerini de açıklamak durumundaydılar Ateş yakmayı,madenleri işlemelerini,çeşitli ilaçlar bulmayı ve kültürlerini nasıl öğrenmişlerdi?O dönemlerde bilim,tarih bilinci,sosyoloji söz konusu olamayacağı için insanlar,kendi yaşamlarında büyük önem taşıyan bu buluşları alışılmamış yeteneklere sahip kahramanlara yüklemişlerdi Bu kahramanlar genellikle tanrıların meşru olmayan çocuklarıdır![]() Kahramanların başarıları ve buluşları,insanlara hem maddi hem de manevi yararlar sağlar Zira kahramanların çeşitli mücadelelerde gösterdikleri başarılar ve zorluklar karşısında çözüm getiren başarıları insanlara örnek olmuştu Yaşamak ve savaşmak için azimleri kamçılanıyordu Yenilgi durumunda çekilecek acıları,galibiyet durumunda duyulacak hazzı gösteriyordu![]() * Daha doğumu sırasında kahramanın amacı ve varoluş nedeni bellidir Saldırganlardan ülkeyi kurtaracak veya uygarlığı kuracaktır Bunun için dünyaya gelmiştir Bir kahraman kötülüğü temsil eden canavarı öldürür ve genç kızı (yani mağdurları) kurtarır Yunan kahramanı Perseus,Gorgon’lardan Medusa’yı öldürmüş ve Andromeda’yı canavarın elinden almıştı Hercules ise Yunanlıları birçok tehlikeden kurtaran diğer kahramandır Lerna bataklığında yaşayan dokuz başlı yılan Hydra,ülkenin başına bela kesilmişti Başlarından biri kesildiğinde yerine iki baş daha çıkıyordu Hercules baş kesmenin işe yaramadığını anlayınca onları kızgın sopalarla yakmıştı![]() * Okyanusya’lı bir kahraman olan Maui,kementle Güneş’i yakalamış ve Prometheus gibi tanrılardan ateşi çalmıştı Babil mitlerinin kahramanı olan Gılgamış,canavarlarla dövüşen bir başka kurtarıcıydı Vahşi yaratıklardan insanın evrilmesini simgeleyen Enkidu ile arkadaş olmuştu Gılgamış kendisini aşağılayınca İştar onların üzerine vahşi bir boğa göndermişti |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#41 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Mitoloji ve kadın Mitolojinin erkeklerin bakış açısına göre yazıldığı ve söylendiği açık bir gerçektir Hemen hemen bütün mitlerde kadınlar ikinci sınıf insan olarak ele alınır Onlar yaratılışa sonradan katılmış kişilerdir Öyle ki zaman zaman daha da ileri gidilip aşağılık ve kötü tip olarak nitelenirler Herhangi bir mitte bir bireyin ruhsal gelişmesi anlatılıyorsa bu olayda kadının önemli bir yer tuttuğu çok az görülür Eros ve Psykhe’nin öyküsü nadir rastlanan örneklerdir![]() Mitlerde kadınların rolü birbirine karşıt olacak şekildedir Bir taraftan kaçınılmaz şekilde yaşamın kaynağıdırlar Diğer tarafta ise tehlikeli,baştan çıkarıcı,acımasız ve yıkıcıdırlar Aslında mitler insan tutkularını ve davranışlarını yansıttıklarına göre kadınların bu çelişik tavrı nasıl açıklanır?* Mitlerin kadınları birbirine karşıt nitelikleri ile ele almalarının bir nedeni,onların cinsel açıdan farklı olmasından kaynaklanır İnsan,yani erkek farklı olana katlanamaz Öteki kişi,yani kadın aynı zamanda istenmektedir Bu durumda hem lanetlenir ve ondan korkulur hem de sevilir ve baş tacı edilir Bu konuda yapılabilecek bir diğer açıklama,bebeğin annesi ile olan ilişkisi ile yapılabilir Anne ve bebeği arasındaki temel ilişki sıcak ve koruyucu özelliktedir Ama aynı zamanda öfkeli ve cezalandırıcıdır Bu durumda kadınlara karşı ikircikli bir tavır ortaya konur Kadınlar ve onları temsil eden tanrıçalar,erkeklerin yaşamında beklenmeyen tehlikelerin doğurduğu korkuları simgelerler![]() * Ana tanrıçalar hemen hemen dünyanın her yerinde hem yaşam veren hem de yaşam alan varlıklardır Onlar toprağın canlı örnekleridir Bitki ve hayvanların koruyucusudur Aşkı,evliliği ve analığı simgelerler Tanrıçalar bu özelliklerin ya tümünü ya da bir kaçını temsil ederler Nitekim Hindistan’da Kali,Sümer’de İnanna,Babil’de İştar,Filistin’de Astarte,Yunan’da Aphrodite,Demeter ve Artemis,Roma’da Kybele ve Venüs,Mısır’da İsis böyledir![]() Mitlerde kahramanların kadınlarla ilişkileri,erkeklerin kadınlara karşı tutumunu göstermektedir Kahramanların tutumu erkeğin doğasındaki çelişik dürtülerle nasıl başa çıkacağı konusunda öğretici niteliktedir![]() * Girit adasında kral Minos’un labirentinde canavar boğa Minotauros vardır ve her yıl ona canlı gençler adak olarak sunulur Theseus o yıl boğaya adak olarak yedi genç kızı ve yedi delikanlıyı Girit’ götürmekle görevlendirilen kişidir Labirent o kadar karışıktır ki içinden çıkılması olanaksızdır Ancak kralın kızı Theseus’a aşık olur Ona labirentte kaybolmaması için bir yumak iplik verir Theseus boğayı öldürür ve ip sayesinde kurtulur Aynı zamanda kralın kızını da kaçırır Ama sonra onu küçük bir adada terkedecektir Mitten anladığımıza göre Theseus daha ruhsal olgunluğa erişmemiş olduğu için kazandığı başarıları henüz hazmedememiştir Kralın kızı ise bir tarafı ile bir kadındır Ama kahramanın sahip olmak istediği bir sevgili olduğu gibi aynı zamanda bir ödüldür Bu öykü insanlara uyarı niteliğindedir Olgun bir erkek olmanın zorluğunu anlatır Olgunluğa ermemiş bir erkek için kadın,ister insan biçiminde olsun,ister canavar biçiminde olsun,tehlikelidir ve gerektiğinde yok edilmelidir![]() * Ancak kadınlara eşit haklar tanımayı öneren mitler de vardır Gılgamış,Enkidu ile arkadaş olmuştu Enkidu,bir kutsal ****** tarafından baştan çıkarılırken yakalanan vahşi bir yaratıktır İki arkadaş birçok canavarı öldürür Ancak tanrılar da Enkidu’yu öldürür Günümüzdeki ruhbilimciler bu öyküde,karşı cinse duyulan korku duygularını bulurlar Canavarların öldürülmesi,kadınlara duyulan korkuyu simgeler Ama bu korkunun yok edilmesi kadınlardan nefret etmekle veya onlara armağanlar verilerek olmaz Onlara erkeklere eş statü tanıyarak ve onların da insanlığını onaylayarak mümkündür![]() * Bugün için yaşayan mitler,en üstün ilahi gücü erkek olarak gösterir Ancak M Ö 20 000 yılına ait olduğu saptanmış bir Venüs heykelciği,toprağın kadın olarak düşünüldüğünü gösterir Bu heykelcik çok kaba olmasına rağmen bir kadının göğüs ve kalçalarını oldukça iri şekilde yansıtır Bu ise yaşamı da veren gücün simgesidir Efes’li Diana,çocukları emzirme gücünü taşıyan çok sayıda göğüse sahiptir Herhangi bir niteliği vurgulamak için belirli bir organı çoğaltmak,mitlerin ortak özelliğidir![]() Medusa,eski deniz tanrıları Phorkys ve Keto’nun üç kızından ölümlü olanıdır Başı saç yerine yılanlarla kaplıdır Perseus,Hades’in başlığını giyerek görünmez olmuş ve Athena’nın yardımı ile onun başını orakla kesmiştir![]() Demeter,bereketli toprak tanrıçasıydı Bulunmuş olan bir kabartmada onun özelliklerini simgeleyen tahıl ve yılanlar açıkça görülür Demeter,hasatla ilgili her şeyi denetlerdi Kendisi aynı zamanda evlilik tanrıçasıdır |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#42 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Mevsimler İlkbahar ve yaz mevsiminde tarlalarda görülen verimlilik ve canlılık sonbahar gelince biter Ekinler ölmüş ve güneşin gücü azalmıştır Sonbahar mevsimi mitolojilerde kahramanın veya tanrının ölümünü simgeler Aynı zamanda ana tanrıçanın yokedici gücü de etkisini gösterir![]() İsa’dan yüzyıllar önce Anadolu’da insanlar Mitraizme inanıyorlardı Kendisi de bir boğa olan güneş tanrısı Mitra,bir boğayı kurban etmiştir Bu durumda Mitra,hem ölen hem de öldürendir Bu nedenle Mitraizmde kurban kesme büyük önem taşır Zira kurban,mevsimlerde olduğu gibi bir değişimi simgelemektedir Bereketi arttırır,insan ruhunu arıtır Kurban edilen boğa acı çeker,tanrı bile ondan gözlerini kaçırmak zorunda kalır Ama yeni kurban edilmiş hayvanın çeşitli parçalarından yenilenmiş bir evren doğar![]() * Dünya üzerindeki yaşam ve ölüm çevrimi,İskandinav tanrılarına bir ayrıcalık tanımaz Onlar da egemenliklerinin sonunda canavarlar tarafından öldürülür Tanrıların sonu,kuzey kışlarının başlangıcını simgeler Ama oğulları,tanrıların öcünü alırlar Tanrı Odin kurt Fenris tarafından parçalanmıştır Odin’in oğlu kurt Fenris’i öldürür Böylece yeryüzü ağacı Yggdrasil’den yeni bir kuşak türer![]() Aktaion bir geyik avladığı sırada nedimeleriyle birlikte yıkanan Artemis’i görür Artemis çok öfkelenir Aktaion’u bir geyiğe dönüştürür Sonra onu köpeklerine parçalatır Bu öykü görünüşte bir kadına duyulan şehvetin cezalandırılması gibidir Ancak geyik kutsal bir hayvandır Aslında Aktaion’n parçalanışı,gelecek hasadı bereketli kılmak için bir kurban verilmesini simgeler![]() * Zeus,Persephone’nin hem babası hem de dayısıdır Persephone’yi yer altı dünyasının kralı olan kardeşi Hades’le evlendirmeye söz vermiştir Ancak Persephone’in annesi Demeter’in bundan haberi yoktur Persephone bir gün kırlarda çiçek toplarken ansızın toprak yarılır ve Hades Persephone’yi kaçırır Kızının kaçırıldığını öğrenen bereket tanrıçası Demeter,Zeus’a kızar ve Olympos’u terk eder Böylece yeryüzü hiçbir bitkinin yetişmediği kıraç bir yer olur,toprağın bereketi kalmaz Kıtlık başlar Bunun üzerine Zeus, Persephone’yi geri getirmesi için Hermes’i yollar Hades buna razı olur Ama Persephone’ye büyülü bir nar yedirmiş ve onu kendine bağlamıştır Zeus bu duruma bir çözüm üretir Persephone çiçek ve meyve mevsimini annesinin yanında geçirecek,yılın geri kalan bölümünde kocası Hades ile birlikte yeraltında olacaktır![]() * Bereket ve ölümü mevsimlerle birlikte niteleyen bu mitte yeraltında yaşayan Persephone toprağa gömülmüş tohumu simgelemektedir Persephone’nin annesine kavuşması ise insan ve hayvanları besleyen tohumun büyümesidir Bu olayın devamını sağlamak ve Demeter’i hoşnut etmek için her yıl şenlikler düzenlenirdi![]() Mitler mevsimlerin birbirini izlemesini açıklar Bunun yanısıra güneşin doğuş ve batışını açıklayan mitler de vardır Hatta bir avın evrelerini niteleyen örnekler bile görülür Hint-Avrupa mitlerinde güneşin yörüngesi bir at ve araba olarak ele alınır Hindu güneş tanrısı Surya gökyüzünü ateşten bir araba ile dolaşır Kuzey ülkelerine ait bir mit,Güneş ve Ay’ın hareketini,onların kızgın kurtlar tarafından kovalandığı biçiminde yorumlar![]() * Hindistan’da ay,tanrıların içinden ölümsüzlük iksiri Amrita’yı içtikleri çanaktır Ay tutulmaları canavar Rahu yüzündendir Tanrılar süt okyanuslarını yayıkla döverek ilk iksiri elde ettikleri sırada Rahu bu iksirden ilk yudumu çalmıştır Vişnu hemen onun başını kesmiş,ama bu baş hırsla Ay’ı izlemiştir Rahu Ay’ı tutmayı başardığında Ay tutulur Ama midesi olmadığı için Ay yeniden ortaya çıkar ve yeni bir kovalamaca başlar![]() KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#43 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Tufanlar Büyük su baskını olarak nitelediğimiz tufanlar çeşitli bölgelerin mitlerinde görülür Bunlar gerçekten olmuş olaylar olabilirler Aynı zamanda bazı yerel su baskınlarının evrensel olaylar olarak yorumlanması da olabilirler Bu mitlerin ana teması aynıdır Su baskını,bunu önceden haber almış ve bir tekneyle kaçabilmiş bir kişi ya da bir aile dışında,yeryüzündeki bütün canlıları yok eder Daha sonra tanrıların gazabı yatışır,sular çekilir ve yaşam yeniden başlar![]() * Nuh ile ilgili tufanı anlatan bir Etiyopya metnindeki resimde,Nuh’un gemisi çok katlı otopark gibidir Her katta,tufandan sonra sular çekilince dünyayı yeniden dolduracak canlılar vardır Bu tufan mitinin verdiği mesaj,insanı çok gururlu olmaması için uyarmaktır![]() İbrani mitindeki Nuh’un tersine Hindu mitindeki Manu,sağ kalan tek canlıdır Bir balık kendisine tufanı önceden haber vermiştir Herşey bittikten sonra Manu kendisini yalnız hisseder ve bir kadın ister Tanrılar, bu kadını Manu’nun kendilerine sunduğu ekşi süt ve tereyağından yaparlar![]() * Mezopotamya destanı Gılgamış’ta tufandan sonra hayatta kalan Utnapiştim ve karısıdır Ama onların tanrılarla ilişkileri kişisel değildir Nitekim su ve bilgelik tanrısı Ea,ağzından kaçırdığı bir lafla tufanın olacağını Utnapiştim’e bildirmişti Ea böylece tanrılar kurulunun sırlarını da bir ölümlüye açıklamış oluyordu |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#44 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Ölüm Bu dünyada yaşayan her insan için hayatın en büyük sırrı ölümdür Mitler de doğal olarak bu konuyu ele almışlardı Yılanların kabuk değiştirmesi veya Ay’ın görünüm farklılıkları gibi,insanlar da başlangıçtan beri kendilerini yeniliyorlardı Bu konuyu böyle yorumlayan mitlere göre insanların yaşamı süreklidir Ölüm sonradan ortaya çıkmıştır Hatta mitlerde ölüm,genel olarak yanlışlıkla verilen bir cezadır Öyle ki yerine ulaşmayan bir tebligat gibidir Örneğin Afrika’da tanrı,ilk insana ölümsüz olacağını bildirmesi için bir bukalemunu elçi olarak gönderir Ama bukalemun yollarda oyalanır Ölüm elçisi olan kertenkele onu geçerek insana ulaşır![]() Kuzey Amerika’da yaşayan Algonkinler,tavşanın insana bir kutu içinde ölümsüzlük verdiğine ve kapağı açmamasını söylediğine inanırlar Ancak meraklı karısı kutuyu açmış ve böylece ölümsüzlük uçup gitmiştir![]() * İnsanların çoğu için ölümün kesin bir son olması zor kabul edilen bir olgudur Mitin işlevi,yaşamın sona ulaşmasının kaçınılmazlığını vurgulamak,ama aynı zamanda bilincimizle algılayamayacağımız bir geleceği göstermektir Bu durumda mitler,en çok bu bilinmezliğin getirdiği boşluk duygusunu kapatmak için kullanılır![]() İnsanlardaki genel eğilim, kaçınılmaz olan olayları engellemeye çalışmaktır Bu nedenle büyülere,ölümsüzlük,gençlik ve yeniden diriliş iksirlerine ait birçok mit yaratmışlardır Gılgamış destanında kahraman,ayaklarına taş bağlayarak kozmik denize atlar Dipte ölümsüzlüğün dikenli tohumlarını bulur Onları koparır,ayağında bağlı olan taşların ipini keser ve yüzeye çıkar Ancak bir pınarda yıkanırken bir yılan tohumları yer Düzenli aralıklarla deri değiştiren yılan yeniden gençleşmenin simgesi olurken,insan ölümlü kalır![]() * Bazı yarı-tanrısal canlılar ya ölümü ya da ölüm habercilerini aldatmak isterler Polinezya’lı Maui,ölüm tanrıçasını öldürmeyi planlamıştır Arkadaş olduğu kuşlarla birlikte tanrıçanın uyuduğu yere tırmanır Onun bacakları arasından bedenine girmeyi amaçlamaktadır Hemen uygulamaya geçer Ancak bacaklarının dışarıda olduğu anda bir kuş gülmeye başlar Bunun üzerine tanrıça uyanır,Maui’nin bacaklarını koparır Maui şimdi tanrıçanın karnının içindedir ve orası kendisinin mezarı olur![]() * Sevgilinin yer altı dünyasından kurtarılması,çeşitli mitlerin konusudur Japon mitolojisine göre kocası İzanagi ile birlikte okyanuslardan dünyayı yaratan İzanami,ateşi doğururken ölmüştür Kocası bu acıya dayanamaz ve onun ardından karanlıklar ülkesine gider Karısını bir şatoda bulur Onu geri dönmeye ikna eder Ancak kadın geri dönmeyi geciktirmektedir Zira şatoda yemek yemiştir İzanagi sabırsızlanmaktadır,bir ışık yakar ve karısının çürümekte olduğunu görür İzanami bu aşağılayıcı durumda görülmekten öfkeye kapılır ve kocasını öldürmek ister Ancak İzanagi kaçmayı başarır![]() * Çalgıcı Orpheus’un karısı Eurydike’yi bir yılan ısırır Kadın ölür Orpheus karısının ardından Hades’e,yani ölüm ülkesine iner Orpheus’un çalgısı çok büyüleyici özelliktedir Persephone Eurydike’nin yeryüzüne dönmesine izin verir,ama bir şart koşar Orpheus yeryüzüne dönene kadar arkasına dönüp karısına bakmayacaktır Ama daha yolda iken dayanamayıp arkasına bakar Karısı tekrar Hades’e geri alınır![]() Bu öykülerin anlatmak istediği ana fikir,insanın kaçınılmaz olan ayrılığa boyun eğmek zorunda olduğunu vurgulamaktır Bu ayrılıkların en kesin olanı da ölümdür![]() KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia |
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında... |
|
|
#45 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler - Mitoloji Ve Mitolojik Efsaneler Hakkında...Ölümün ötesi Birçok gelenekte ölümden sonra gidilecek ‘öte dünya’ genellikle yeryüzünün batısında bir yerdedir Bilinen dünyadan bir denizle ayrılmıştır Öte dünyanın başka yerlerde olduğunu bildiren mitler de vardır Malawi ve Mısır mitine göre yeraltındadır![]() Bazı öte dünyalar hiçbir ayırım yapmadan bütün ölüleri kabul eder Bazıları da sadece girmeyi hak kazananları içeri alır Örneğin yolculuk için gereken parayı bulup sandalcıya vererek Styks ırmağını geçebilen bütün ruhlar Hades’e kabul edilir![]() Mısır mitlerinde ölülerin yürekleri Anubis tarafından tartılır ![]() * İnsanın değeri her zaman ahlaka ait niteliklerle ölçülmez Bazen yeryüzündeki eşitsizlikler,öte dünyada da yinelenir Örneğin Leeward adalarında sadece soylular güzel kokulu Rohutu’ya giderken,halk kötü kokulu Rohutu’ya gider Güneş’teki güzel evler sadece İnka ve Peru’lu soylulara açıktır İskandinavya’da ruhların sonsuz mutluluk içinde yaşadığı saray olan Valhalla,savaşta ölen kahramanlara ayrılmıştır![]() * Mısırlılar ölümden sonra yaşamın yeraltında devam ettiğine inanırlardı Herbir insanın içinde,onun tanrısal özünü temsil eden ikinci bir varlık olan ‘ka’ bulunurdu Günümüze ulaşan resimlerde,’ka’ bir insan başı ve şahin bedeniyle gösterilmiştir Bu ruh ta soyuttur,ama cesetle birlikte yeraltına uçmasını somut kavramlarla açıklamak için bu şekilde resmedilmişti![]() Mısırlıların ölüler kitabına göre öte dünya,kutsal ölülerin her zamanki yaşamlarını daha büyük mutluluk içinde sürdürdükleri bir yerdi En büyük yönetici Osiris,ölülerin de yargıcıdır![]() Çin mitolojisinde cehennem,devletin bu dünyadaki etkinliğini belirleyen biçimiyle iyi düzenlenmiş bir bürokrasi gibi yönetilir Örneğin yedinci cehennemin kralı ve mahkemelerin yüce yargıcı Yama,her suçun karşılığı olan cezayı belirten yasayı dağıtır Sözgelimi yalancı ve cimri olanlar erimiş altın yutmak zorundaydılar![]() * Mitolojinin bir diğer konusu da dünyanın sonu ve kaosa geri dönüştür Dünyada düzeni tanrılar kurmuşlardır,ve bu düzeni isterlerse bozarlar Eğlenceler ve törenler ile kurbanlar hep tanrıları hoşnut etmek içindir Ancak hemen hemen her mitoloji savaşların,açlığın,tufanların,depremlerin yol açacağı son ve kesin bir yıkım gününü de öngörür Aztek,Hindu ve Budist gelenekleri gibi birbirleri ile hiç ilgisi olmayan gelenekler,ahlak değerlerinin gittikçe azalacağı çağların geleceğini ileri sürmüşlerdi![]() Bir Aztek miti şimdiki dünyanın çevresinde dört tane yıkık dünya bulunduğunu ileri sürer Buna göre insanlar çok dikkafalı olduklarından önceki çağlarda yeryüzünden silinmişlerdi Eğer insanlar çok gururlu olurlarsa şimdiki dünya da bir depremle yıkılacaktır![]() KAYNAK: The Joy of Knowledge Encyclopaedia alıntıdır |
|
|
|