Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
içelmersin, resimleri, türkiye

İl İl Türkiye Resimleri (İçel-Mersin)

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İl İl Türkiye Resimleri (İçel-Mersin)





Akdeniz Bölgesi’nde, yer alan Mersin (İçel), güney ve güneydoğusunda Akdeniz, güneybatısında Antalya, kuzeyinde Karaman ve Konya, kuzeydoğusunda Niğde, doğusunda Adana, batısında Antalya illeri ile çevrilidir Mersin’in kuzey ve batı kesimlerini Batı ve orta Toroslara ait dağlar engebelendirmektedir Güneybatı kesiminde ise Türkiye’nin yüksek düzlüklerinden Taşeli platosu bulunmaktadır Bu platoda Batı Torosların uzantılarından Akçalı Dağları, Karaçal Tepesi’nde en yüksek noktasına ulaşır (2330 m) Göksu Vadisinin doğusundan başlayan ve Orta Torosların bir kolu olan Bolkar Dağları il topraklarını İç Anadolu Bölgesi’nden ayıran doğal bir sınırı oluşturmaktadır Bu dağların il sınırları içerisindeki en yüksek noktası da Medetsiz Tepe (3584 m)’dir Bolkar Dağlarının Akdeniz’e yönelik yamaçlarında Fındıkpınarı ve Gözne yaylaları bulunmaktadır Bolkar Dağları batıda Sertavul Geçidinde, doğudaki Gülek Boğazında 1630 m yüksekliğe kadar ulaşırlar Bu dağların yüksek kesimlerinde kızılçam, karaçam, sedir, göknar ve ardıç ormanları bulunmaktadır


Mersin’in kuzey kesimindeki batıdan doğuya doğru kıyıdan uzaklaşması ile birlikte geniş düzlükler oluşmaktadır Çukurova’nın güneybatı uzantısı olan Tarsus Ovası, Göksu Vadisinin Akdeniz’e açıldığı kesimdeki Silifke Ovası ve küçük derelerin getirdiği alüvyonların oluşturduğu Anamur Ovası ilin başlıca ovalarıdır Bunun yanı sıra 40000 hektarlık bir alana yayılan Berdan Ovası, daha küçük olan Bozyazı, Aydıncık, Ovacık ve Babadil ovaları ilin diğer ovalarıdır Ayrıca Mersin açıklarında Babadil (Beşparmak) ve Dana (Kargıncık) adaları da bulunmaktadır

İlçe topraklarını Limonlu Çay (Lamas Çayı), Berdan Çayı (Tarsus), Anamur Çayı, Göksu, Bakırçay, Sorgun (Alata) çayları ile Sipahili Deresi sulamaktadır İlde akarsu deltalarındaki lagünlerden başka göl bulunmamaktadır Bunlar Seyhan Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü Deliburun yakınlarındaki Dipsiz Göl ile Göksu Deltasındaki Akgöl ve Paradeniz lagün gölleridir İlin yüzölçümü 15853 km2 olup, 2000 Yılı Nüfus Sayım sonuçlarına göre, toplam nüfusu 1651400’dür


Mersin’de Akdeniz İklimi hüküm sürmektedir Yazları sıcak, kışlar yağışlı ve ılıman geçer

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık, turizm, sanayii ve ticarete dayalıdır Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler; arpa, buğday, pamuk, zeytin, üzüm, muz, baklagillerdir Bunların yanı sıra turunçgiller, meyve ve sebze de yetiştirilmektedir Hayvancılık ilin daha çok dağlık ve iç kesimlerindeki meralarda yapılır Sığır, kıl keçisi, koyun, et üretimine yönelik kümes hayvancılığı ve arıcılık da önemlidir Hayvancılığa dayalı olarak süt ve süt ürünleri, keçi kılı ve yapağı üretilmektedir Balıkçılık son yıllarda gelişmiştir Avlanan balıklar ve su ürünlerinin bir bölümü yurt dışına ihraç edilmektedir İlde bulunan bazı sanayii kuruluşları; SEKA Akdeniz Müessesi, Ataş Anadolu Rafinerisi AŞ, Sümerbank Mensucat Boyalar Sanayi İşletmeleri, Çukurova Akdeniz Gübre Sanayi AŞ, Makine İmalat ve Tic AŞ, Çimsa Çimento San ve Tic AŞ, Anadolu Cam San AŞ, Çukurova İŞ Makineleri San ve Tic AŞ, Berdan Tekstil Sanayi Ve Tic AŞ’dir Ayrıca çok sayıda küçük sanayii tesisleri de bulunmaktadır Mersin Limanı ithalat ve ihracat yönünden önemli bir limandır Turizmin il ekonomisine büyük katkısı bulunmaktadır Erdemli Çamlığı, Pullu (Anamur), Karabucak, Tarsus Bahçeyeri, Mut Karaekşi, Gümüşkum, Gülnar ve Silifke’de dinlenme tesisleri bulunmaktadır


İl merkezi yer altı kaynakları bakımından yoksundur Silifke’de demir barit, dolomit ve kireçtaşı, Anamur’da demir ve barit, Gülnar’da demir, Mut’ta da kireçtaşı yatakları bulunmaktadır

Mersin’in tarihi neolitik çağa kadar (MÖ8000-5500) yıllarına kadar uzanmaktadır Mersin’de geniş çapta yapılan arkeoloji araştırmalarında il merkezinin 3 km kuzeybatısındaki Yumuktepe’de Prehistorik Çağlara ait yerleşim ile karşılaşılmıştır JGarstang’ın 1937-1940 yılları arasında yapmış olduğu arkeolojik kazılarda, Erken Yeni Taş Çağı’na kadar inen, kesintisiz yerleşimlere ait tabakaları ortaya çıkarmıştır Ardından 1947-1948 yıllarında kazı çalışmalarına tekrar devam edilmiş, 1993 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden ProfDrVeli Sevin başkanlığında Roma Üniversitesi’nden Isabella Caneva ve çeşitli dallardan oluşan bilim heyeti, kazı çalışmalarını sürdürmüşlerdir

Yumuktepe Höyüğü katmanları arasında, Erken Yeni Taş Çağı kültürlerine ait konutlar, el yapımı siyah ve gri renkli, tırnak izi süslemeli çanak çömlekler ve çeşitli el aletleri bulunmuştur Bu ilk yerleşim katmanlarının üstündeki yapıların inşaatında taşın kullanılması, yeni bir gelişmenin işareti idi Burada bulunan bazı çömlekler, killi yaş halde iken çizilerek, içlerinin beyaz bir madde ile doldurulmasıyla incrustation denilen yöntemle süslenmiş, ayrıca monocrom denilen tek renkle boyanmış çanak çömlekler, volkan camı ve çakmak taşından yapılmış aletler ve silahlar da ele geçirilmiştir Burada ele geçen çok sayıda ve çeşitte bulunan alet ve silahların hammaddesi olan volkan camı (Obsidien), Torosların kuzey gerisinde üçüncü zamanda oluşan Erciyes, Hasan ve Melendiz volkanik dağlarının çevresinde bulunmaktaydı Böylesine erken dönemlerde kıyı yerleşimlerinin ihtiyaçları nedeniyle, dağ aşırı bölgelerarası alışveriş ilişkilerine girmeleri, Anadolu kültürünü zenginleştiren çok önemli bir gelişme olduğunu göstermiştir

Yumuktepe ve Gözlükule’de MÖ 4000-3000 arasında tarihlenen Bakır Taş Çağı’na ait arkeolojik buluntularda, bakır madeninin çok yoğun biçimde kullanıldığı ortaya çıkmıştır

Yörede yapılan kazılarda Anadolu’da, hatta yalnız Anadolu’da değil tüm dünyada, ilk defa bakır izabesinin ve maden dökümcülüğünün Yumuktepe’de gerçekleştiği görülmüştür Ayrıca tabanı yuvarlak taşlarla döşenmiş büyük tahıl depolarının varlığı, tarım ekonomisinde, tüketimden artırmaya geçildiğini göstermiştir

Gözlükule’de MÖ 3000-2750 arasında tarihlenen Erken Tunç Çağı yerleşimine ait arkeolojik buluntularla karşılaşılmıştır Burada yerli Akad tipi ve Suriye kökenli seramiklerin bulunması, Yumuktepe’de olduğu gibi, Gözlükule’nin de doğu ile daha yakın İlişkide olduğunu göstermektedir Tunç Çağlarının sonlarına doğru, Anadolu’daki yerel beylik ve krallıklar üzerinde siyasi egemenlik sağlayan Hitit Devleti’nin ortaya çıkışı da aynı zamana rastlamaktadır


Yumuktepe’de yapılan arkeolojik kazılarda, IX katmanda Hitit Kralı I Mursilis’in Kizzuwatna seferinden kalma Hitit silahları bulunmuştur Bunlar Tarsus, Çukurova ve Toroslar’ın bir bölümünü içine alan dağlık bölgedeki yerel Kizzuvvatna Krallığı’nın, MÖXVII yüzyılda Hitit işgaline uğradığını göstermektedir

Antik Çağdaki Zephyrion kenti bugünkü Mersin ilinin bulunduğu yerde idi Antik Çağ coğrafyacısı Strabon, Zephyrion’dan Soloi ve Mallos arasındaki bir kent olarak söz etmiştir
MS 260’da Zephyrion, Kral Shapur’un tahribine uğramıştırAntik Çağ tarihçilerinden Hiorekles, burasını MSVyüzyılda, Tarsus’a bağlı Kilikia’nın şehirleri arasında saymıştır Zephyrium kentine ait bilgiler çok azdır Eski Halkevi binası (Günümüzdeki Kültür Merkezi) civarında yapılan temel kazılarında ve Çavuşlu Mahallesi’nde elde edilen bazı buluntular, eski Vilayet Konağının (Günümüzde Sağlık Müdürlüğü) yapımı sırasında ortaya çıkan horasan duvarlar, mermerden yapılmış sütun ve sütun başlıkları, Mersin Müzesi’nde bulunan mermer Aslan başı ile devşirilmiş bazı mimari yapı elemanları, antik Zephyrium kentine ait arkeolojik kalıntıları oluşturmaktadır


Bu bölgenin en eski yazılı tarihi, Luvi, Kizzuwatna, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile iç içedir Yerel krallık Kizzuwatna MÖXVII yüzyılda Hititlerin daha sonraları da Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar ve Romalılar yörede egemenlik kurmuşlardır Bu arada Aiollar ve İonlar bölgenin çeşitli noktalarında ticaret iskeleleri ile yerleşim birimleri kurmuşlardır

MÖ 333’ de Büyük İskender’in İssos’ ta Persleri yenilgiye uğratmasından sonra Kilikya, Makedonya İmparatorluğunun sınırları içerisine girmiştir İskender’ in ölümünden sonra yöre, komutanlarından Seleukos Nicator’ un eline geçmiş ve Mersin yöresi Seleukoslar krallığının bir parçası olmuştur Seleukos kralı III Antiochos döneminde Kilikya, sanat ve kentleşmede yüksek bir düzeye ulaşmıştır MÖ 190 yılında Manisa yakınlarında Romalılara karşı yapılan savaşta yenilen Seleukosların toprakları Romalıların eline geçmiştir Bu arada Mersin yöresi bölgedeki otorite boşluğundan yararlanan korsanların ve dağlık kesimlerde yaşayan İsaurialıların sürekli akınlarına uğramıştır MÖ 67’ de Romalı komutan Pompeius buralara gelerek korsan faaliyetlerine son vermiş, İsaurialıların akınları ise, aralıklarla MS 491 yılında Bizanslılar tarafından kesin yenilgiye uğratılmalarına kadar sürmüştür


Romalılar döneminde, ünlü hatip Cicero, Prokonsül sıfatıyla Kilikya’ ya vali olarak atanmıştır Julius Caesar Tarsus’ a gelmiş ve MÖ 58 yılında Kıbrıs’ı Kilikya bölgesine bağlamıştır J Caesar’ dan sonra, doğu bölgesinin yönetimini üstlenen Marcus Antonius, Tarsus’ ta Mısır Kraliçesi Kleopatra ile buluşmuştur Kleopatra’nın gemisiyle Tarsus’a gelişi ve burada Antonius’ la yaşadığı beraberlik Antik Çağ tarihinin en çok ilgi çeken olaylarından biri olmuştur İmparator Hadrianus zamanında, 137 yılında yollar yeniden inşa edilmiş, yöredeki şehirler birbirine bağlanmış ve yeni mimari eserler yapılmıştır Bundan sonra da bölgeye Cilicia, Isauria et Lycaonia ismi verilmiştir Bu dönemde Kilikya ve Mersin’in ekonomisi çok daha canlanmış vergilerde önemli indirimler yapılmıştır

Hıristiyanlığın Kilikya’ da hızlı bir şekilde yayılmasından sonra yöreye hakim olan Bizanslılar döneminde Kilikya ve Mersin çevresinde manastırlar ve kiliseler yapılmıştır Ayrıca burada yaşamış azizler için dini şehitlikler yapılmıştır Havarilerden Aziz Pavlus’un Tarsuslu oluşu bölgenin önemini daha da arttırmıştır Ancak ticaretin İstanbul’a kaymasından ötürü, sermayenin büyük bir bölümü ve tüccarlar oraya doğru yönelmişler, limanlar ve bu yöreler yavaş yavaş eski canlılıklarını kaybetmiştir


Bizans imparatorluğundaki çekişmeler ve siyasi iktidarsızlık nedeniyle iç ve dış sorunlar büyüyüp merkezi otorite zayıflayınca, 611’de Sasanilerin Tarsus’ a girmeleri önlenememiştir Bundan sonra bölge, Arapların, Abbasilerin, Mısırlı Tulunoğullarının, Selçukluların, Moğolların, Haçlıların, Ermenilerin, Memlukların, Ramazanoğulları ve Karamanoğullarının hakimiyetine girmiştir

Mersin yöresi Yavuz Sultan Selim tarafından 1516’da Osmanlı topraklarına katılmıştır Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyan etmesi ile oğlu Mısırlı İbrahim Paşa Mersin yöresini Mısır’a bağlamıştır Ancak Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile yapılan Kütahya Antlaşması ile 1833’te yöre tekrar Osmanlı yönetimine girmiştir

XIXyüzyılda Adana vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Mersin IDünya Savaşı sonrasında İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmiştir Fransız işgali altında kalan Mersin’de , yerel Kuvayı Milliye Teşkilatı ile Fransızlar arasında sürekli çatışmalar olmuştur Cumhuriyetin ilanıyla işgal kuvvetleri 3 Ocak 1922’de buradan çekilmiştir 1924’te Merkezi Silifke olmak üzere İçel ve Mersin illeri 1931’de İçel ismi ile birleştirilmiş ve Mersin İl merkezi olmuştur


Mersin’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Anemurion, Aphrodisias (Tisan), Prakana (Uzuncaburç), Eliussa Sebate (Ayaş), Holmoie, Canytelis, Korykos, Kalenderis, Korykos, Nagidos, Seleukeia ad Kalykadnos, Ankhialos, Pompeipolis, Korasion, Zephyrion, Anchiale, Olba (Ura) antik kentleri, Yumuktepe, Gözlükule höyükleri, Silifke Zeus Mabedi, Tarsus Donuk Taş, Iustinianus Köprüsü, Silifke Taş Köprüsü, Roma Hamamı, Tarsus Şelalesi ve Roma Mezarları, Anamur Kalesi (MSIIIyüzyıl), Gülnar Meydancık Kalesi, Mut Kalesi, Silifke Kalesi, Alahan Manastırı (MSVyüzyıl), Silifke Meryemlik, Silifke Hagia Theklia Bazilikası, Silifke Kubbeli Kilise, Uzuncaburç Kilisesi, Tarsus StPaul Kilisesi, StPaul Kuyusu, Gözlü Kule, Ashabı Keyf Mağarası (Yedi Uyurlar Mağarası), Kleopatra Kapısı ve Roma Yolu , Silifke Cennet Cehennem Mağaraları, Erdemli Kanlıdivane Harabeleri, Kırkkaşık Bedesteni, Mut Lal Ağa Camisi, Mut Sivri Türbeler, Tarsus Eski Cami, Tarsus Ulu Camisi, Şahmeran Hamamı bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.