Malatya Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Malatya Gelenek Ve Görenekleri




DOĞUM

Evlenen çiftlerin evliliklerinin en geç 1-2 yılında çocukları olması beklentisi vardır Bu süre içerisinde çocuk olmayınca özellikle geleneksel kültürde halk hekimliği ilaçlarına dayalı çeşitli çarelere başvurulduğu ziyartelere köy ebelerine gidildiği görülür Bu uygulamaların yanı sıra doktora başvurmalar da artmıştır Hamile kadına yörede "İki canlı hamile yerikli" adları verilir Hamilelik süresi içerisinde doğacak çocuğun kız mı oğlan mı olacağını hamilenin yediği yiyecekler baktığı dokunduğu vb ile ilgili olarak birçok uygulama ve inanışlar mevcuttur

Hamile kadın elma yerse kızı çok tatlı yerse oğlu olur Rüyasında boynuna altın takılmışsa kızı el bileğine altın takılmışsa oğlu olurmuş Hamilelik döneminde baykuşa yılana çirkinlere bakmamaya dikkat edilir Çünkü bakıldığında çocuğun bunlara benzemesi inancı hakimdir Bu dönemde güzel şeylere bakılmaya dikkat edilir Kırdan toplanan çiğdem destesi bir metre kadar yüksekten atılır eğer top yere düşerse oğlan dağılırsa kız olacağı inancı mevcuttur Kadının aşerme döneminde canının çektiği yiyecekleri temin etmek için ailesi büyük çaba sarfeder Doğum yaklaştıkça çocuk için hazırlıklar da yoğunlaşır Evde beşik donatma bebek için yorgan yastık yatak giysiler ve bezler hazırlanır Doğumu yaptıran kadına "ebe" denilir Çocuğun göbeği kesildikten sonra ya bir cami duvarı dibine ya da ayak değmeyecek bir yere dua okunarak gömülür

Yeni doğan çocuk tuzlanır Bu işlem çocuğun pişmemesi terlememi ve çiğ kalmasını önler Yeni doğan çocuk önceleri "öllük" denilen kırmızımsı bir toprak ile belenir Bu pratik günümüzde ortadan kalkmıştır Yeni doğum yapmış kadına yörede "loğusa" ya da "Dığasken" adı verilir Loğusa kadına ilk önce undan hazırlanan ve içerisinde pekmez katılarak yapılan kuymak yedirilir Bu özel gün yemeği sayılır

Doğum yapan kadınla çocuğu inanışa göre kırk gün dış zararlardan ve tehlikelerden korunur Kırkgün boyunca yattıkları odanın ışığı söndürülmez Yastıklarının baş tarafına Kur'an-ı Kerim konulur İki kırklı kadın birbiriyle karşılaştıklarında iğne değiştirirler ki kırkları birbirini basmasın Yine yakın bir evden cenaze çıkmışsa kırkı çıkmamış loğusayla çocuğu cenaze oradan götürülürken dışarı çıkarılır Bu âdetler kırk basmaması için yapılır

Yine kırk basmaması için "kırklama" yapılır Çocuğun yıkanacağı suya yirmi ve kırkıncı günde kırk kaşık şu ya da kırk tane arpa sayılarak atılır Çocuğun başı üzerinde bir kalburdan su dökülür Böylece kırk çıkarılır Kırk çıktıktan sonra çocuk ve anneye zarar verecek etkenler de ortadan kalkmış olur

Lohusalık döneminde geleneksel kültür içerisinde anne ve çocuğa zararı dokunacağına inanılan "Alkarısı" adını verdikleri saçı başı dağınık dişleri iri parmakları çok uzun çirkin bir yaratığın olduğundan da söz edilir Buna karşın geçmişte annenin ve çocuğun yatağının çevresine kıl ip bırakıldığı yastığına iğne takıldığı görülmüştürBöylece alkırısı denilen mahlûkun zarar veremeyeceği inanışı yaygınken günümüzdeki bu tür uygulamalar kalkmış olup yatılan yerin başucuna Kur'an-ı Kerim konulmaktadır

Yeni doğum yapmış lohusayı ve çocuğunu görmeye gitme âdeti vardır Bu gidişle birlikte giyim eşyası vb götürülür Özellikle ilk doğumda kadının annesi tarafından beşik donatılır

Çocuğun ilk dişi çıktığında buğday kaynatılarak hedik yapılır Bazen hedik taneleri bir ipliğe dikilerek bebeğin boynuna takılır Çağırılan akraba ve komşulara "Diş Hediği" ikram edilir Çocukluk çağı içerisinde birçok geleneklere dayanan uygulamaların varlığı da dikkati çeker Doğup yaşamayan çocuklara "Tıpkı" oldu derler ve tıpkı çeşmesi denilen suda yıkarlar Hekimhan'ın Güzelyurt beldesindeki Tıpkı/Tıpka çeşmesine bu gaye ile gidilir Konuyla ilgili olarak bir kişi yılanın veya yengecin ağzında bir böcek görürse çocuğu doğup yaşamayanın adını seslice söylediğinde yılan veya yengeç ağzındakini bıraktığında Tıpkı'nın geçeceğine inanılır Çocuk yürümede geç kalmışsa iki ayak bileğine ip bağlanır hızla biri gelerek ayağındaki bu ipi keserek kaçar buna "Duşak Kesme" denilir Geç konuşan konuşma güçlüğü olan çocuklar için ziyaretlere gidildiği görülür

Uyumayan korkan çocuklara "okutulur"; çocuğa korkularının geçmesi için geleneksel bazı pratikler uygulanır Nazar değmemesi için kulak memesinin ardına kara çalınır Omuz başına ya da giysisinin iç tarafına nazarlık takılır Bebeklik çağındaki sancılarına kulak ağrılarına ve rahatsızlıklara yönelik uygulamalar günümüzde az da olsa devam etmektedir Şehirleşmenin hızlandığı yörelerde doktora başvurmalar artmıştır

SÜNNET VE KİRVELİK

Malatya ve köylerinde dinî vecibeler gereği erkek çocuklarına yapılan sünnet ve geleneksel bir kurum olarak kirvelik önemli bir yer tutar

Kirvelik: Yerleşik ve kurumlaşmış bu özelliğiyle çocuğun sünneti ile birlikte ve hatta kirveliğin kurulmasıyla da daha önceden doğarak pekiştirilmiş yakın dostluklar ilişkiler bütününü oluşturur Yörede erkek çocuğu sünnette tutan kirve çocuğun manevi babası sayılır Bu kişiye kirve kivre gibi isimler verilir Kirveliklerin kurulmasında seçim ve teklifin geleneksel bir yeri vardır Kirve çocuğun babasının sevdiği bir dostu arkadaşı olabilir Bu teklif geleneğe göre reddedilmez Kirvelik "Peygamber Dostluğudur" derler Onun için kirve olmaya karar verenler kendilerini artık birbirileriyle akraba sayarlar Çocuklar ise birbirleriyle kardeş sayılır Bazı yöreler de ise çocuk kirvenin kızıyla evlenemez Bu âdetin temelinde çocuğun kanının kirvenin kucağına düşmesi yatar

Sünnet: Bebeklik çağı ile 11-12 yaşlarına kadar olan dönemde gerçekleştirilir Düğüne davet ya okuyucu vasıtasıyla ya da davetiye gönderilerek yapılır Sünnet düğünleri çalgılı veya çalgısız yapılır Mevlüd okutulur Düğüne davet edilenlere yemek verilmesi âdeti yaygındır

Sünnet olacak çocuğun giysisi kirve ta rafından alınır Kirve çocuğa altın saat vb gibi armağanlar getirir Çocuğun babası tarafından kirveye halı elbise vb: gibi armağan verilir Çocuk otomobille ya da atla gezdirilir Sünneti sünnetçi veya sağlık memuru yapar Son yıllarda doktora yaptırılan sünnetlerde artış görülmektedir Çocuk sünnet edilirken acıyı fazla duymasın diye ağzına lokum verilir Bazen de çocuk eline aldığı bir çiğ yumurtayı şaka olsun diye sünnetçinin kafasına atar Sünnetten sonra çocuğu ziyarete gelirler çeşitli armağanlar verirler Sünnetle birlikte iki kirve ailesi arasındaki dostluk ilişkileri daha da pekiştirilmiş olur Artık sünnet olan çocuk geleneğe göre erkekliğe ilk adımı atmış sayılır

EVLiLİK

Evlenme hayatın üç önemli safhalarından biridir Bu dönemlerde doğum evlenme ve ölüm etrafında birçok gelenek görenek âdet töre ve tören oluşturulmuştur Malatya'da evlenmeler; görücü usûlünün yanı sıra karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak gerçekleşmektedir Bunların dışında "Kaçmak" yoluyla evlenmeler az da olsa olmaktadır

Görücü usûlünde isteklerin aileye duyurulması ilk basamağı oluşturur Gençler evlenme isteklerini direkt olarak babaya açamazlar İstekler ya anne vasıtasıyla ya da başka vasıtalarla duyurulur

Evlenme yaşı erkeklerde "18 yaş civarında başlar Bu yaş genellikle ailenin ekonomik durumu bazı erken evlendirmeyi gerektiren şartlarda ön plana çıkar Ortalama evlenme yaşı ise askerlik sonrası başlar Kızlarda ise önceleri 15-16 yaşlarında evlenme yaygınken bu yaş sınırı 18-19 yaşa çıkmıştır

Gençler evlenme isteklerini duyururken gelenek gereği bazı davranışlarda bulunurlar Eve geç gelme bıyık bırakma huysuz davranışlar gösterme hastalık bahanesiyle işe-güce gitmeme pişirilen yemeği beğenmeme gibi davranışların yanı sıra ev eşyası almak giyimine özen göstermek gibi hareketler sergiler Genç kızlarda ise bu gibi davranışlara pek rastlanmaz Davranışları aşikar değil imalıdır Hiç olmadık zamanlarda yakınmalar serzenişler görülür Evlenme geleneği içerisinde aile tarafından gencin evlendirilmesine kesin karar verilmişse "Görücü Gezme" ya da bir diğer söylenişle "Kız Bakma" başlar Evlendirilecek gencin ailesi çocukları için temiz süt emmiş kendilerine lâyık bir kız bulmak için düğün nişan komşu gezmeleri akraba ve tanıdıklarının tavsiyeleri vb vesilelerle kız beğenirler

"Kız bakmaya" gitmeden önce tanıdıklar vasıtasıyla el altından kız tarafına haber gönderilir Kız evine gidildikten sonra genç kız el öper ve misafirlere kahve ikram eder Bu ziyaret sırasında kız yakından incelenir Kızın bir sakatlığı var mı hamarat mı öğrenilmeye çalışılır Kızın niyeti yoksa görücülere asık suratlı davranır Ayakkabılarını dağınık bırakır ve yanlarında pek durmaz Bu görücü gezmelerinde kız beğenilmişse durum aile içerisinde tekrar görüşülür danışılır Kızı istemeye karar verilir Kız evine haber gönderilir Aile kızı vermeye niyetli ise "Kız evi naz evi" deyiminden hareketle kendilerini naza çekerler Hele bir danışalım-görüşelim hayırlı ise olur derler Neticede kız evine gidiş-gelişler birkaç sefer tekrarlanır Gün kararlaştırılır Daha sonra kızı istemeye giderler Her iki tarafın yakın akrabaları bu istemede hazır bulunurlar Kız istenirken oğlan ve kız babasını temsilen birer kişiye vekâlet verilir Oğlan tarafını temsil eden kişi kızı "Allah'ın emriyle Peygamberin kavliyle" üç kere ister Üçüncü tekrarın sonunda kız babası "Allah yazdıysa bize diyecek söz yok biz de verdik" diyerek cevaplar Orada bulunan hoca dua okuyarak "Allah hayırlı eylesin" der Bu törenin Malatya köylerindeki adına kız isteme söz kesme veya el öpme adı verilir Kız istenildikten sonra köylerde görülen bir âdet ise gencin kulağının çekilmesi ve bahşiş alınması geleneği vardır Ayrıca "Süt hakkı" adıyla kızın annesine hediye verme adeti vardır Söz kesildikten sonra ağız tatlılığı için şerbet ezilerek dağıtılır Ardından "başlık" görüşülür Başlığın yöredeki adı "Galin" dır Bu gelenek bazı köylerde devam etmektedir Birçok yerde ise kalkmıştır Başlık istenen yörelerde babanın isteği orada bulunanların ricasıyla makul bir seviyeye indirilir Başlık geleneğinin kalktığı yörelerde liste verme geleneği vardır Bu listeye istenilen ev eşyaları altın vb yazılır Başlık geleneğinin sürdürüldüğü köylerde kaçırma yoluyla yapılan evliliklerde normal durumda alınan başlığın iki katı miktarda "Kan" adı verilen başlık alma geleneği de görülebilmektedir

Söz kesmenin ardından belirlenen bir günde nişan takılır Bu törene bazı köylerde göreye gitme şerbet içme gibi isimler verilir Nişanda oğlan tarafı bir heybe hazırlar bir gözüne şirincelik denilen çerez konulur diğer gözüne ise kız ailesine gömlek ve kumaş gibi hediyeler konulur Şirincelik misafirlere dağıtılır Kız anasına götürülen hediyeye ise "Ana keteni" denir Kız nişanda oğlan tarafının aldığı elbiseleri giyer Büyük teştlerde şerbet ezilerek dağıtılır Yüzükler kadınlar tarafından takılır Nişanlılara para ve altn gibi hediyeler verilir Bundan sonra erkek tarafı nişanlı kızdan söz ederken "bizimgelin" der Nişanlılık döneminde gençlerin birbirlerini serbestçe görmeleri hoş karşılanmaz Bu yasaklama şehirleşmenin başladığı yörelerde zayıflamıştır

Nişanlılık döneminde kız tarafına dini bayramlarda koç gönderilir Ayrıca altın saat elbiselik gibi hediyeler de götürülür Bu hediye götürme âdeti erkeğin nişanlısını ziyaretinde de geçerlidir Nişanlılık dönemi "evli evinde gerektir" düşüncesinden hareketle fazla uzatılmaz

Nişandan sonra gelen tören düğündür Düğünler köylerde hasat sonuna rastlar Şehirlerde ise bahar ve yaz aylarında yapılır Düğün günü kararlaştırıldıktan sonra kız tarafından da nişanlı kızla beraber 3-4 kişi alınarak şehre düğün pazarlığına gidilir Geline eşya elbise altın vb alınır Bazı köylerde buna "yük" de denilmektedir Düğünden önce oğlan tarafından aldığı yün ile kız tarafı yatak yapar Düğün öncesi bir gelenek de "Yolların sağlanması" adı altında kızın amcasına dayısına ve erkek kardeşine hediye alınarak onların gönüllerini almaktır Bunlara emmi yolu-dayı yolu denilir Bu gönül alma işi bir elma götürülerek de para götürülerek de olur

Düğüne davet; köylerde "okuntu' denilen çağırma şekliyle olur Okuntu dağıtana bahşiş verilir Bu adet yerini davetiyelere bırakmıştır Düğünler önceleri çarşamba ve perşembe günleri yapıldığı gibi Cuma cumartesi pazar günleri de yapılmaktadır Düğünün başladığını belli etmek için oğlan evinin damına Türk bayrağı asılır Bayrağın asıldığı uzun sopanın ucuna bazı köylerde elma konur Düğünlerde özellikle köylerde davul-zurna çalgısı bulunur Düğün sırasında özellikle yörenin seyirlik oyunları oynanır Şehirde ise davul-zurna yerine orkestra ağırlıktadır Arapgir ilçesinde klarnet keman cümbüş vb çalgılar kullanılmaktadır

Köylerde; bayraktar düğün vekili aşçı kahveci gibi hizmet grubu misafirlerle ilgilenir Gelin getirmeye gitmeden önceki gün kız tarafına "kınacılar" ve "ekmekçiler" gönderilir Kınada oyunlar oynanır ve gelin kıza kına yakılır Kına yakımanda tepsi başlar üzerinde dolaşırken Malatya'nın kına havası olan "Yüksek eyvanlarda bülbüller öter" türküsü söylenir Gelin kızın önce sağ eline kına yakılır içerisine bir madeni para konularak dolakla (yazma) sarılır Sonra diğer eline yakılır Kınadan bir bölümü oğlan tarafına gönderilir Kına sırasında "gelin övme" ya da "gelin ağlatma" törenleri yapılır Bu törenler sırasında çeşitli türküler ve maniler söylenir Kına gecesinin sabahı oğlan evinde toplanan gelin alayı dağlık yörelerde at ile diğer yörelerde traktör ve otomobil ile gelin almaya giderler Gelincik adı verilen gelin arabası dikkatle süslenir Kızın köyüne yaklaşıldığında gelin alayı durdurularak "sapancalık" denilen bahşiş alınır Ayrıca kız evinin kapısı kapatılarak bahşiş alınır sonra açılır

Düğünden üç gün sonra kız tarafı oğlan tarafına tatlı gönderir Bir hafta sonra gelinle kocası kız tarafını ziyaret ederler Buna "Haftasına gitmek" adı verilir Kız tarafı ise onbeş gün sonra karşı tarafı ziyaret eder Önceleri çok yaygın olarak görülen evin büyüklerine karşı "gelinlik etme" âdeti bugün önemini kaybetmiştir Gelinlik etmek; kaynana kayınbaba ve diğer aile büyüklerinin yanında sofraya oturmamak çok sessiz konuşma gibi davranışlardır



Alıntı Yaparak Cevapla

Malatya Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Malatya Gelenek Ve Görenekleri




ÖLÜM

Ölümle ilgili inanç ve uygulamalar ölüm öncesi ölüm sırası ve ölüm sonrası olmak üzere üç bölümde incelenebilir
Ölüm Öncesi: Yöredeki halkın inanışlarına göre ölümün habercisi olarak adlandırılan hayvanlarla ilgili düşünceler bulunmaktadır Bunlar; köpeğin gereksiz yere uzun uzun uluması evin damına baykuşun kaçıp ötmesi Bu gibi durumlar bir kara haberin geleceğine ve ölü olacağına yorumlanır Ölüme yorumlanabilecek rüyalar da vardır: Önceden ölen bir yakınının kendisini de yanma çağırması rüyasında evin orta direğinin yıkılması evin bir yanının yıkılarak göçmesi gibi rüyalar ölüme yorumlanır Hastanın öleceği düşüncesi şu belirtilerle anlaşılır: Gözleri kayar ve soğur burnu çöker nefes alıp vermede hırıltı olur daha önceden ölen bir kimsenin kendisini çağırdığını söyler gurbette olan çocukları varsa onları sayıklar su ister yanındakilerden helallik alır ağzına köpük yığılır

Bir kişinin öldüğü vücudunun hareketsiz ve kaskatı kesilmesinden göğüs kafesinin inip kalkmasından bakışlarından ve vücudunun soğumasından anlaşılır Ayrıca şu pratiklere de başvurulur Ağzına ayna tutulur Aynada buharlaşma olursa yaşadığı yoksa öldüğü anlaşılır Ayrıca nabzına da bakılır Ölüm haberi çabuk duyulur derler Yakın çevrelerine ya telefon edilerek haberci gönderilerek ya da camiden duyuruda bulunulur Öldüğü anlaşılır anlaşılmaz çenesi çekilir ve bağlanır Gözleri açıksa kapatılır Elleri yanlara getirilir ayak başparmak uçları bir iplikle bağlanır Gözü açık ölmüşse bir beklediği var düşüncesiyle ve gözü arkada kalmasın duygusuyla elle sıvazlanarak kapatılır Temiz bir yatağa alınır buna 'rahat döşeği' denilir Ölen kişinin üzerindeki giysiler yırtılarak çıkarılır Bu giysilere ölünün soykası da denildiği olur Yatakta sağ yanı kıbleye gelecek biçimde bırakılan ölünün üzerine çarşaf serilir Bazen karnının üzerine şişmemesi için bir bıçak veya makas konulur Yatağın etrafında halka biçiminde oturularak beklenir

Yakınları tarafından kefen hazırlanır Kara kazanda su ısıtılır Ölü evinin pencereleri açılarak havalandırılır Bu arada ölenin giysileri yatak ve yorganı bir kadın tarafından yıkanır Bu kadına birkaç kalıp sabun verilir Akşam gün batımına yakın zamanda cenaze defnedilmez İnanışa göre gün batımından sonra yer mühürlüdür kimseyi kabul etmez inancı hakimdir Ertesi sabah defnedilir Bu beklemenin bir amacı da uzaktaki yakınlarının gelmesi içindir Erkek cenazesini erkekler kadın cenazesini kadınlar yıkar Abdesti aldırılır Yıkama işi "Teneşir" denilen bir tahta kerevet üzerinde yapılır Ölen kişi nişanlı veya yeni gelin ise yanma gelinliğinin konulduğu saçının ardına kına yakıldığı da olur Saçları örülür veya boynuna dolanır Kefenlenen cenaze çam veya kavak ağacından yapılmış kapaklı tabuta veya "Salaca" denen dört kollu tabuta konur Ölen kadın ise tabutun üzerine yazması atılır Erkek ise giysisi çoğu zaman konulmaz üzerine bir örtü atılır 3-4 aylık çocuklar bir kişinin kolları arasında mezara götürülür Yıkama işlemi bittikten sonra bazı yörelerde kazan ters çevrilir Gece orada ışık yakılır

Cenaze yıkandıktan sonra bekletilmeden mezara götürülme işlemi başlar Kadının mezarı göğüs hizası yüksekliği kadar erkek mezarı göbek hizası yüksekliği kadar derinlikte eşilir Eşilen mezarda başkasına ait kemik çıkmışsa bunlar bir köşeye toplanır Bazı yörelerde âdet gereği mezara madeni para atılır (Böylece inanışa göre o yer alınmış sayılır) Cenaze namazı kılındıktan sonra mezara indirilir Mezar oradakiler tarafından hızlı bir şekilde toprak atılarak kapatılır Kapatma işlemi bittikten sonra üzerine su dökülür Bu inanış bazı yörelerde sorgusunun ve sualinin çabuk ve kolay verilmesi içindir Mezarın yanında gün batınımdan sonra ateş yakmak geleneği yaygındır Bunun amacı yabani hayvanlar tarafından cenazeye zarar gelmemesi içindir

Mezar Sonrası Yapılan İşlemler: Mezar dönüşü cenaze evine gelinir ve Kur'an okutulur Kadınlar tarafından ağıtlar yakılır Yaygın bir gelenek olarak ölen kimse kadın ise sağlığında komşularından ödünç bir şeyler almıştır ve hakkı geçmesin düşüncesinden hareketle kadınlara sabun iplik gibi şeyler dağıtılır

Daha önceleri mezar dönüşü cenaze çıkan ev tarafından bir yemek verme âdeti vardı Bazı köylerde bu bugün de devam etmektedir Ölü evinde üç gün ile yedi gün arası yemek yapılmaz komşular tarafından getirilir Ölü sahipleri ikinci günün sabahı mezarı ziyaret ederler Ölü çıkan eve komşu tanıdık akraba gelerek başsağlığı diler Cenaze çıkan evin erkekleri en az bir hafta sakal traşı olmazlar Kadınlar ise alınlarını siyah veya beyaz bir yazma ile bağlarlar Ölümün üçüncü ya da yedinci günü ölü evi yemek yaparak mevlüd okutur Helva dağıtılır ve yemeğe köyün tamamı katılır Üçüncü günü ile kırkıncı günü arası hatim indirilir İnanışa göre elliikinci günde et kemikten ayrılır Bu günün akşamı Kur'an okutulduğu görülür Ölümden sonra gelen Ramazan ve Kurban Bayramı ölen kişinin "İlk Yas Bayramı"dır Köylerde bayramlaşma ilk önce bu evlere ve hasta olanlara gidilerek yapılır İlk yas bayramında mezara gidilerek şeker leblebi gibi yiyecekler dağıtılır

YÖRESEL YEMEKLER

Malatya geleneksel evlerinde mutfak ve kiler bulunur Mutfak genellikle evin kuzeye bakan yönündedir Kiler ise ya mutfağa bitişik ya da iki katlı evlerde alt katta bir bölümde bulunur Mutfakta "Kaplık" ya da "terek" denilen raflar içerisinde kaplar bulunur Mutfak veya kilerin bir tarafından "Aşlık"lar sıralanır Kilerde yiyecek malzemelerinin yanı sıra kurutmalıklar fazla eşya buğday ve bunların elenmesinde kullanılan kalbur ve elek bulunur Yatakların bulunduğu yüklük bu bölümde yer alır Ocak mutfağın bulunduğu uygun bir yerde bulunur Ocağın bir metre üzerinde davlumbaz vardır Zahire ve kışlık yiyecekler kilerin serin bir yerinde muhafaza edilir Turşular ve reçeller bidonlara konularak burada saklanır Kışlık et kavurması tenekelere basılarak kilerde yerden yarım metre yüksekte bulunan kerevetlerin üzerine sıralanır
Yemekler yere serilen sofra bezi üzerinde konulan siniler üzerinde yenilir
Malatya mutfak kültürü zengin bir görünüm arzeder ve genellikle bulgur ağırlıklıdır Özel günlerde yapılan kutlama tören çocuk görme adak adama gibi günlerde yemeklerin çeşitliliği gözlenir Doğum yapan lohusa kadını görmeye gidildiğinde Kuymak (Herle) götürülür
Eve misafir geldiğinde Hıdırıllez haftasında bir rüya görüldüğünde hayıra çıkması dileğinde ise "Kömbe" yapılır Ayrıca Hıdırellez'de "Hızır Kömbesi" "Sehen Kesmesi" gibi yiyecekler yapılarak en az yedi komşuya dağıtılır Düğünlerde yemek türleri üç ana çeşit üzerinde yoğunlaşmıştır Bunlar; etli bulgur pilavı tiritli yemek ve mevsimine göre meyve cacık ve salatadan oluşur
Ölü ardından verilen yemekler ise düğünlerdeki yemek çeşitleri gibidir Buna "can aşı" veya "kırk yemeği" gibi genel ad verilir
Bu tür yemeklere ek olarak "un helvası"da yapılır Yeni bir işe başlama eve yeni birşey alma kemer atma gibi durumlarda kömbe yapma ve kurban keserek komşulara dağıtarak geleneği sürdürmektedirler
Mutfak kültüründe önemli bir yeri ekmek çeşitleri tutar
Bunlar; tandır etmeği, yufka ekmek, kınalı ekmek, taplama ekmeği, bazlama, ekşili ekmek, ballı ekmek, otlu ekmek, pileke dönderme taş küllüğü tutmaç saç yüzü yağlı ekmek saç üstü
Çorbalar; mercimek çorbası, kavurmalı erişte-bulgur çorbası, tarhana çorbası, kara çorba, pıtpıtı çorbası, gendime çorbası, kulak çorbası, döğme çorbası, pirinç çorbası, ayali çorba, pirpirim çorbası, kelle-paça çorbası, ekşili çorba, keşli çorba, gurut çorbası, aşure çorbası, malhıta çorbası vb sayılabilir
Köfteler; Malatya mutfağında önemli bir yer tutar Ana malzeme bulgurdur Malatya'da 70'den fazla köfte çeşidi olduğu bilinmektedir Bazılarının isimleri şöyledir:
Analı-kızlı içli köfte, sumaklı ekşili köfte, sıkmalı köfte, elmalı köfte, kurşungeçmez köftesi, gilgirikli köfte, ciğer köftesi, haşhaşlı top köfte, kel köfte, ıspanaklı dolma köfte, patatesli içli köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, yumurtalı sıkma köfte, yoğurtlu balkabağı köftesi, etli çiğ köfte, çiğleme mercimekli çiğ köfte, keloğlan köftesi, yavandan patlıcanlı köfte sayılabilir
Sarma ve dolmalar: Dut yaprağı kabak pazı zeytinyağılı marul sarmaları, asma yaprağı sarması, kiraz yaprağı fasulye yaprağı sarması, pancar yaprağı sarması, soğan dolması kabak çiçeği dolması sayılabilir
Et ve sebze ağırlıklı Yemekler: Et tiridi kabuk aşı buğulama sac kavurması tiritli patates tiritli fasulye patlıcan dövmesi boranı imam bayıldı pancar kavurması ve sebzeli yemek çeşitleri sayılabilir
Reçeller-Şuruplar-Turşular: Elma ayva kabak çilek erik gül vb gibi türlerden reçel yapılır Yine üzümden kızılcık vişne erik gül gibi türlerden şuruplar hazırlanır Ayrıca; biber salatalık domates gibi sebzelerden turşu yapılır Tatlı olarak dut helvası üzüm pestili köpük pestili üzüm sucuğu pekmez çir kavurması peynir tatlısı deli kız baklavası kaymaklı kayısı tatlısı Arapgir'in peynir helvası Halbur tatlısı dolma tatlısı sütlaç ve çiğdemli sütlaç sayılabilir

YÖRESEL GİYİM

Kültürel hayat içerisinde giyim-kuşam bölgeye yönelik özelliklerle biçimlendirilmiştir Cumhuriyet dönemiyle beraber erkek kıyafetinde değişmeler olmuş kadın kıyafeti ise ağır bir gelişim göstererek sosyal yapıdaki değişmelere ayak uydurarak bir gelişim yaşamıştır Geleneksel giyimde pamuklu yünlü dokumalar ağırlık taşımaktadır Ev tezgahlarında dokunan "Arapgir Kemhası" culfa tezgahlarında dokunan şalvarlıklar abalar göyneklikler giyimin ana malzemeleri olmuştur il merkezine en yakın Yukarı Banazı Yakınca (Kilayik) Gündüzbey Barguzu Yeşilyurt (Çırmıhtı) gibi yörelerde dokunan kalın peştemal çinko peştemel kadın giyiminde 1975'lere kadar kullanılmıştır Günümüzde az da olsa devam edegelmektedir Özetle geleneksel giyim ve kuşamda mahalli dokumalar çubuklu keten keçi kılı kumaşlar kullanılmıştır Çinko denilen ince dokumalı peştemallıklar akkaralı damalı alaca çarşaflar ile pazen keten ipekliden çıbın yine peştemal olarak da "Bervanik" yaygın olarak giyimde görülmüştür " Giyimi tamamlayan bir unsur olarak da işlemeli (Nakışlı) çorap giyilmektedir Günümüzde ise kıyafetler günlük çağdaş giyimin özelliklerini yansıtmaktadır
a) Geleneksel Erkek Giyimi:
Şalvar gömlek yelek belkuşağı nakışlı çorap ayakkabı olarak da siyah renkli yemeni yörenin erkek giyimini oluşturur
b) Kadın Giyimi:
Kadınlar; başa "küllük" denilen ve keçeden yapılmış çene altından "Sakındırak" adı verilen "fes" giyerler iple tutturulan fesin üst tepesine "tepelik" adı verilir Bunun üzerine gümüş veya bakırdan yapılan işlemeli ince bir tabaka yerleştirilir Bazan tepelik denilen bu bölümün ön kısmına bir sıra altın da dizilir Tepeliğin üzerine yazma veya siyah beyaz ve mor renkli "poşu" ince bir kasnağa geçirilerek oturtulur Uçlar arkadan bağlanır küllüğün üzerine 1 -15 metre ebatlarında beyaz ince tülbentten yapılma "İzar" örterler Sırt tarafına gelen kısım ise uzun bırakılır ve bel hizasını geçer

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR

Malatya halay bölgesinde yer alır Ancak halay dışında oyunlara da rastlanmaktadır Diğer illerde yapılan kültür alışverişi sonucu oyun çeşitleri artmıştır Örneğin Elazığ'da delilo Adıyaman'da beşayak papurinin ise Bitlis'te oynandığı görülür Halaylar davul-zurna eşliğinde oynanır Yörede halay çekmeye "Dillân Çekme" denilir Beş kişiyle oynanan halayın başını çeken oyuncuya "halay başı" sonundaki oyuncuya "Pöççü" denilir Her ikisi de elinde mendil bulundurur Çalgı olarak; davul zurna kaval başta olmak üzere bağlama cümbüş ve darbuka çalınmaktadır Arapgir ilçesinde klarnet daha yaygındır Diğer taraftan halayların yanısıra toplu oynanan ve törensel bir karakter arzeden semahlar vardır Malatya ve çevresinde Hızır Semahı Bozok Semahı Demdem Semahı Arguvan Semahı Kırat Semahı oynanmaktadır Kına havası olarak bilinen "Yüksek Ayvanlarda Bülbüller Öter" türküsü genç kızlar ve kadınlar tarafından kına yakılırken oynanır

Malatya'da oynanan oyunlarda giysiler bu yöreyi tamamen yansıtmaz İlçeler arasında değişik giysilere rastlanır Genellikle halk oyunlarında erkekler başlarına "Küm" denilen ak işlemeli "Papak" takarlar Ancak zaman zaman oyunlarda erkeklerin başı açıktır Bayanlarda başta "Küllük" adı verilen etrafı altın liralarla çevrili fes fesin üstüne "Pusu" takılır En üstü ise dolak ya da yazma bağlanır "Şalvar" "Üç etek" ve üç eteğin üzerine bernavile denilen önlük giyilir Bele sarılan renkli şalın kenarına beyaz ve kırmızı renkli mendil takılır Ayakta ise nakışlı çorap ve siyah renkli yemeni bulunur
Oyunların başlıcaları şunlardır:
Ağırlama (Grani Ağır Ağır Malatya)/Alkışta (Arkuşta Yarkutta Halkuşta Harkuşta)/ Aşırma Halayı / Arapgir Halayı/Bapuri (Papuri Papori Pagpuri)/Berde/Başayak Halayı/Çarşı Su Halayı/Cezayir
Oyunu/Çeçer/Dillan/Değirmenci Halayı/Delilo Halayı/ Gelin Halayı (Yüksek Ayvanlarda Bülbüller Öter)/Gerzani Halayı/Gezinti/Güvenk (Kevenkj/Güzeller (Nâri)/Hem Hime (Hımhime)/Heyhat/Hoplama/Halayı/Hoşgeldin/ Karahisar Halayı/Keçike (Koçike) Keçikey Lorke (Lorki) Halayı/ Kemaliye Tamzarası/Kırıkhan/Kol


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.