|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| ezmeye, insan, kutularından, sadaka, teşrifattan |
Teşrifattan İnsan Ezmeye, Sadaka Kutularından ... |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Teşrifattan İnsan Ezmeye, Sadaka Kutularından ...Teşrifattan İnsan Ezmeye, Sadaka Kutularından Kul Hakkına ![]() eski istanbulBir varmış bir yokmuş bir zamanlar bir İstanbul varmış Bu İstanbul’da “beyefendiler” yaşarmış…Bey unvanı öyle herkese verilmezmiş Davranışların güzelliği ve yerindeliği nispetinde “bey” miş insanlar Efendi kimseler nezaketi ve zarafeti ile etrafındaki insanlara örnek olurlarmış Beyefendilik meziyet değil olağan bir hal imiş Önüne gelene “Bey” denmediği zamanlarda, görgüsüz insanların sayısı daha azmış Kalabalıklar arasında birkaç tane kabadayı, çoğunluğun seviyesini düşüremezmiş Nedense eskiye dair bir film ya da dizi çekilse insanlığımızın tek nostaljisi kafa kıran, baş kesen, kaytan bıyıklı, düşük omuzlu sokaklara tükürmekten ve mahalle dolusu bağırmaktan başka mahareti olmayan irikıyım şahsiyetler oluyor Bizlere dayatılan bu ata ecdat profili başka bir konu elbette![]() İstanbul’da büyüklerimiz üç yere “bey” unvanını vermişler Beyoğlu, Beylerbeyi, Beykoz Fazlaca beylerin, efendilerin, faziletli şahsiyetlerin yaşadığı yerler olarak kaydedilmektedir Beylerbeyinden karşıya veya başka bir kıyı semte gitmek için sandala ya da vapura binenler arasında tatlı bir çekişme yaşanırmış İlk önce ben bineyim çekişmesi değil tabi ki Efendim siz önce buyurun Yok, efendim olur mu öyle şey önce siz buyurun Diye insanlar birbirlerini o kadar oyalarmış ki vapur hareket eder gidermiş de hala teşrifat bitmezmiş Hatta gideceği yere gecikenler;—Efendim Kuzguncuğun haşaratından, Çengel köyün zerzevatından, Beylerbeyinin teşrifatından geç kaldım Af buyurursanız sevinirim![]() Şimdilerde İstanbul’da ne cinayet haberleri çalınıyor kulaklarımıza Ne gasp hikâyeleri alışıldık oluyor gitgide Hırsızlık ve uğursuzluk başkenti olacak neredeyse güzelim şehir Medeniyetlerin beşiği, lalelerin ve erguvanların vatanı Güllerin mevsimini bulduğu, baharın saçlarını taradığı, hanımeli kokularının akasyalarla karıştığı yedi tepeli, doğa harikası Sinan’ın en mutena yerlerine İslam’ın mührünü vurduğu padişahlar kenti Sivrilen minareleriyle “Allah bir” diye haykıran İslam’ı bol şehir Sahabelerin yamaçlarında istirahat ettiği dualı belde Çifte sultanları, peygamber efendimizin sütkardeşlerini emniyetine alan güvenli topraklar…Yıllarca bağrında bulunan şahsiyetlere yaraşan insanların yaşadığı, Peygamber sancağının nazlı nazlı dalgalandığı, fethin gönüllerde yaşandığı asalet timsali tarihi yarımada da yaşananlara inanılamıyor Kâtibim şarkıları çalmıyor zihinlerde sokaklarında gezinirken Çantanızı kollamaktan manzaraya bakamıyorsunuz Bazen öyle olaylar oluyor ki bu şehirde yaşadığını söylemeye, utanıyor insan![]() Efendilerin birbirine yer vermeye yarıştığı şehirde artık ezen ezene Altta kalanın canı çıksın Yeter ki benim işim görülsün bencilliği hüküm sürüyor İnsanlar oruçlu iken, “iftara yetişmem gerek kaprisi” ile birbirinin üzerine araba sürüyorlar Tuttukları oruç nereye gidiyor, yaptıkları davranış ne anlama geliyor anlayamıyor insan Tek kendisini düşünen kavgacı, nikotini tutmuş, etrafındakilere saldırmaya her an hazır, garip bir ruh hali gözümüze çarpıyor![]() En ilginci de parka çıktığınızda yaşanıyor Eğer küçük bir çocuğunuz varsa oyun oynaması için götürdüğünüz yerde şoka girebilirsiniz Kavga etmeye kurulmuş annelerin, saldırmaya programlanmış çocuklarından dayak yemeden evinize dönebilmeniz büyük başarı Siz, bütün gayretinizle nezaketi zarafeti, sıra beklemeyi hak yememeyi öğrettiğiniz çocuğunuza haksızlık yaptığınızdan dahi korkmaya başlarsınız Öğrendiklerinizle karşılaştığınız gerçekler çelişir Bütün gücünüzü toplarsınız, utançtan kıpkırmızı kesilirsiniz ve çocuğunuza sen de ona vursana oğlum dersiniz Yıllardır tembihlediğinizin tersine Çocuğunuzdan da aldığınız cevaba ister gülersiniz İster ağlarsınız:—Anne ben de karşılık verirsem kavga çıkar O hata yapıyor ben de mi yapayım?Doğru sonuca varmış olmanın buruk sevincini yaşarsınız ![]() Leylekler için vakıfların kurulduğu medeniyetin izlerini, çocukları acımadan kaçıran organ mafyaları mı sürüyor Sadaka taşlarının içinden, ihtiyacı olan kadar olanını alıp gerisini oyuntunun içinde bırakan zihniyetin devamı, sel felaketinde yağma yapmayı fırsat bilenler mi? Yoksa evlerinden önce kuş evlerini inşa eden naif insanların hatırası kasap dükkânlarının arka kapısında katır kesimi yapanlara mı emanet? Sütçü imamın iffet kavgasının yerini hangi kavgalar aldı dersiniz İşlemeli mendilini rüzgâra bırakıvermenin, en ileri giden aşk kabulü (hefafet) sayıldığı günlerden, kuytu köşelerde israf edilen edep olgusuna alışamaıyor bilinçli bir kimse İnsanın havsalası yoruluyor bunları düşünürken Bir Müslüman ülkesi, bu hale nasıl gelir diye![]() Sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun bereketli, feyizli bölgelerinde de giderek kötüye ilerleyen bir gidişat var Medyanın bütün gücünü seferber ederek elde ettiği sonuçlar meyvelerini veriyor Kuşak programlarında; hırsızlığı, ihaneti, gayri meşruluğu, yalanı, arkadan vurmayı sıradan hale gelene kadar konuşan porselen dişler, Türkçeyi de mukaddesatı da beraber katlediyorlar![]() En çarpık ayrıntılar bile, ooo ben daha neler duydum sıradanlığında eriyor Bekâret, hayâ, namus, iffet arada kaynayıp gidiyor Komşuluklar bitiyor, güvensizlik artıyor Fedakârlıklar tükeniyor İmeceler, yardımlaşmalar tarih oluyor Hayat streç filmlere sarılıyor İzole oluyor insan sevdiklerinden bile![]() Başıboş, kendi ayağından asılıyor herkes hayata Kınamaktan bıkıyor, buğz etmeyi unutuyor maneviyattan uzaklaşmış yürekler Kendi ihtiyar yakınlarımdan biliyorum; bir zamanlar dışarıya iki kez çıkmanın ayıp karşılandığı, hafif meşreplik olarak değerlendirildiği küçük yerlerde bile o günler çoktan geride kaldı Artık şaşırmaz oldular, fısıldayarak anlatılan konular git gide masumlaştı Olağanlaştı Böylece kolaylıkla yaşanır oldu Yüzler kızarma yeteneğini kaybetti Utanmak, çekinmek bizim gençliğimizde yamalı kaldı![]() Derviş yüreklerimize bir bakarsak, “sen derviş olamazsın” sesini biraz bastırabilirsek; Hoca Ahmet Yesevi’nin düsturlarını yeniden hatırlamalıyız Tüm toplum olarak, Gümüşhaneli Ahmet Ziyaüddin’in ayak izlerinin üzerini örten tozları silmeliyiz Hacı Bayram’ın, Hacı Bektaş’ın sözleri çınlamalı kulaklarımızda Yunus’un tembihleri, yeniden uslandırmalı benliklerimizi, Mevlana’nın öğretileri nüfuz etmeli hayatımıza… Edep Ya Hu demeliyiz her nefeste![]() Suni kavgalardan karışık kafalarımız, dayatılan düşmanlıkları reddedebilmeli Kardeş olmak, ağabey olmak, bacı olmak, gerçek komşu olmak yapamayacağımız bir şey değil Kaybetmeye yeltendiğimiz her şeyi tekrardan koymalıyız başköşemize Sur’un saçları ağartan sesini duymadan çeki düzen vermeliyiz kendimize Toplumu değiştirmek elimizde Dünyayı değiştirmek de öyle… Betül ŞATIR(akwa com) Derlenmiş![]() |
|
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|