Deprem Psikolojisi |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Deprem PsikolojisiDeprem Psikolojisi Deprem herkes için stres sayılan bir durumdur Böyle bir durumda insanlar benzer duygu-düşünce ve davranış kalıplarında tepkiler verirler Sadece deprem değil kaza, yangın, savaş, sel, gibi büyük afetler ve hayatı tehdit eden olaylar, cinsel tacizler ağır stres durumlarıdır![]() Olayın şiddetine, türüne, önceden hazırlıklı olup olunmamasına, olayın çıkış biçimine, bireyin kişilik yapısına bağlı olarak tepkiler değişir ![]() ÜÇ DÖNEM YAŞANIR Birincisi ŞOK DÖNEMİ’dir Mağdur olan kişi psikolojik şoktadır Şaşkın sersemlemiş, dona kalmıştır (Emotionel numbness) Amaçsızca dolaşır, yaralarının farkında değildir Kendisine veya diğer kaza kurbanlarına yardımcı olma çabası göstermez Yönelimi bozulur, zaman, yer, kişi kavramları şaşar, bellek kaybı, bilinç dişlenmesi olur 17 Ağustos depreminde görüldüğü gibi bir şey yemeden, acıkmadan donakalmış insanlar herkesin hatırladığı manzaraydı Bu nedenle yakınlarını kurtarma noktasında başarılı olamazlar Şok tepkisi bedenin psikolojik savunma mekanizmasıdır Kişi olaya yabancılaşarak psikolojik dağılmadan kurtulabilmektedir Bu tablo 1-2 gün sürebilir![]() Bazı bireylerde de panik ve çılgınca davranışlar yaşanır Kişi birkaç dakika gecikmenin çok geç olabileceğine, kaçarsa kurtulabileceğine inanıldığında, ben merkezci eğilimlerin güçlü olduğu kişilik yapılarında tehlike ile ani karşılaşıldığında bu tür tepkiler rastlanır Mamafih kendisini 2-3 kattan atıp kolu-bacağı kırılan veya ölen insanların psikolojisi böyledir![]() İkinci Dönem: Pasifleşme dönemidir Mağdur kişi telkine açık ve edilgen haldedir Yardıma gelenlerin önerilerini dinler yapmaya çalışır fakat basit işleri bile yapamayacak yetersizlik ve becerisizliktedir Kişi sanki çocukluğun pasif ve bağımlı yıllarına dönmüştür![]() Üçüncü Dönem: Toparlanma dönemidir Bu evrede kaygı düzeyi yüksektir, telaşlı ve heyecanlıdır Olayı düşüncelerinde ve rüyalarında sık sık yaşar, irkilme tepkileri, uyarılma ufak bir tık sesi ile sıçramalar yavaş Uyku derinliği bozulur, uyanmakta güçlük çeker, kabuslu rüyalar görür Olayla ilgili dikkat artmış, başka konularla ilgili dikkat azalmıştır (Travma sonrası stres bozukluğu) bu nedenle fısıltı gazetesi en yaygın iletişim haline gelir Abartmaya eğilim fazladır, sürekli Depremi konuşur, kurtarma işleminin yetersizliğinden yakınır Öfkelilik ve düşmanlık duyguları saldırgan ve yıkıcı davranışlara itebilir Kişi eğer ümidini tamamen yitirirse “Umudu tükendiği anda işlenen suçları” vardır ki bu sosyal barışı zedeler Bu dönem sağlıklı bireylerde birkaç gün içinde geçer![]() DEPREMDE UZAYAN RUHSAL BELİRTİLER Sevdiklerini depremde yitiren kişilerde suçluluk duyguları ve kendini sorumlu tutma eğilimi ortaya çıkabilir Matem tepkisi uzar Depresyon belirtilerine dönüşür![]() Patolojik Matemin Belirtileri: Uykusuzluk, hayattan zevk almama, neşesizlik, ölenlerin hatıralarını sayıklayıp durma, kendini suçlama Bu belirtiler 2 aydan fazla sürdüyse mutlaka tedavi gerekir Umutsuzluk, özgüven ve benlik saygısının yitimi, yaşama isteğinin azalması varsa Depresyon başlamış demektir![]() Örtülü Depresyon belirtileri: Deprem bölgesinde sağlık birimlerine acil başvuran hastalarda baş, mide, göğüs ağrıları, çarpıntılar, nefes darlığı, Kolit, astım, baş dönmesi belirtileri sık rastlanır Bu belirtiler psikosomatik belirtilerdir Beynin stres salgıları salgılamasının organlarda yaptığı işlev bozukluğu ile ilgilidir Kişinin ağrısı tedavi edilirken ruhsal durumu da tedavi edilmelidir![]() Ölümden dönen kişilerin duyguları: Ölümün çok yakınından geçtikten sonra sağ kalma sonraki hayatta kalıcı bir tesir bırakır Çeşitli uçak kazaları ve Hiroşima’da sağ kalanlar üzerinde yapılan araştırmalar ortak bazı belirtiler göstermektedir Kişiler uzun bir süre psikolojik kapanma durumunda kalıyorlar Duygusal küntlük veya gerçek duygularını bastırmak için olağan dışı tepkiler vermeler görülüyor En çokta sağ kalmanın suçluluğu yaşanıyor “Neden yaşıyorum, keşke ölseydim “, “Onların ölümünden ben sorumluyum” gibi patolojik savunmalar gözlenir![]() Bazıları sihirli bir yenilmişliğe sahip olduğunu düşünür, ölüme egemen olduğu inancını geliştirir Böyle yenilmezlik duygusu için de ileri yaşantılarında şovalyelik yapabilirler![]() Bazıları “Neden ben değil de diğerleri öldüler bu haksızlık değil mi?” diyebilir Hatta bir hasta “Doğaya çok kızıyorum artık bir çiçek bile dikmeyeceğim” demişti![]() Ölümle yüz yüze gelmek: Hayatın tadını çıkaramadan zamanın ve beklenmeyen bir şekilde ölme ihtimali bazı insanlarda treni kaçırma duygusu geliştirir Her şey boşmuş bundan sonra hayatımı gönlüme göre yaşayarak geçireceğim diye aykırı bir yaşantıya yönelip ben merkezci şekilde aile ve çocuklarını ihmal edebilir kendilerini alkole verebilirler![]() Bazıları da ölümü tatmış olmanın yaş duygusu ile dindarlaşma süreci başlar Ölümün kaçınılmaz acı bir gerçek olduğunu algılaması ve insanoğlunun çaresiz, güçsüz kalması sığınacak liman arama duygularını harekete geçirir Allah’a sığınmak korkan bir çocuğun annesinin kucağına sığınması gibi büyük rahatlık verir Yalnız olmadığını hisseder, “Bana yardım edebilecek sınırsız bir güç var ” diye teselli bulur![]() Diğer bir tepkide geçmiş yaşantısını gözden geçirir ideal doğrularla yaptıklarını karşılaştırır “Aynı hataları tekrarlamamalıyım” diyerek öz eleştiri, kendini sorgulama becerileri geliştirir![]() Diğer gel,işen bir duyguda “Deprem zedeler açlık, sefalet içindeyken ben nasıl sıcak çayımı içebiliyorum?” diyerek yardımlaşma, başkalarını düşünme duygularının gelişmesidir Bizim toplumumuzda bu yaklaşım yoğun bir şekilde yaşandı Hatta yunanlı bir kurtarma elemanı bunu görerek Müslüman olduğu gazete haberlerinde geçmişti![]() Depremden önce ruhsal tedavi gören bazı hastalarda Depremle birlikte düzelmeler oldu Bunu nasıl açıkladıkları sorulduğunda “Yaşanan acıyı gördükten sonra benim acımın önemsizliğini anladım ” cevabını almıştık![]() Bir işadamı depremden sonra işçilerinin ücretlerini daha çok arttırdığını söyledi, gerekçe olarak da “Her şey boş ve geçici insanlara iyilik yapmak kalıcı ve güzel, az kazanayım ama kendime iyi insan dedirteyim” cevabını verdi ![]() Klinik gözlemlerimizde şu anda toplumda Deprem konusunda yaygın bir kaygı yaşandığı ve bunun şiddetlenme eğiliminde olduğu şeklinde Hatta halen gece boynunda düdük, başında kask, evinin her tarafına sular ve bisküviler doldurmuş olarak yaşayan insanlar var Gece yatarken “Üzerimde dokuz kat var” düşüncesi ile yatan insan zor uyuyabilecektir ,Bazı kişilerde “Her şey Allah’dan” diyerek hasarla birlikte yatabiliyorlar Böyle yanlış kadercilik kendisini köprüden atıp “Allah beni korur” demek gibi din, akıl ve bilim dışı bir anlayıştır![]() Korkuya karşı tepkiler nelerdir Kendisini tehdit altında hisseden veya tehlikeye maruz kalan insanda oluşan duygu korkudur Korku hayatı korumak için insanda olması gereken bir duygudur Ancak bazen insana derin acı veren bir duygu haline dönüşür Korkuya karşı başlıca tepkiler şunlardır![]()
![]() Doğaya hakim miyiz? Bilim ve teknoloji geçmiş yüzyıllara göre günümüzün insanını çok daha güçlü yaptı Uzaya gitti, nükleer enerjiyi geliştirdi,ancak depremler karşısında çaresiz ve güçsüz Bırakın doğaya hakim olmayı midemizi,kalbimizi,bağırsağımızı kontrol edemiyoruz,egemen değiliz Sadece sindirim işleminde çiğneme insanın kontrolünde %99 mide ,pankreas, karaciğer hepsi bizim irademizle ilgisi olmadan çalışıyor Doğaya hakim olmadığımıza göre doğal afete verdiğimiz anlamı gözden geçirmemiz gerekiyor Bir gemi düşününüz kaptansız, bir uçak düşününüz pilotsuz ne kadar dehşete düşeriz İşte dünya gemisinin de bir kaptanı olması gerekmez mi? Tesadüf rüzgarlar ile kör kuvvetlerin,sağır tabiat yasalarının etkisi ile giden bir gezegen, her an içindeki magma tabakası patlayabilir,hepimiz fosil olabiliriz![]() İşte inançlı insanın doğal afete verdiği anlam onu rahatlatacaktır ”Bu dünya gezegeninin bir kaptanı var,her türlü tedbirlerimizi aldıktan sonra onu tanıyıp ona güvenmeli ve ona sığınmalıyım ” Bu düşünce kalıbı ile deprem üzerinde insanoğlunda kontrol duygusu gelişebiliyor Kontrol duygusu geliştiğinde kaygı düzeyi düşüyor ve rahatlıyor Tıpkı bir yaşında çocuğun annesinin kucağına sığınıp rahatladığı gibi![]() Bir iddia: Deprem Tabiat olayıdır, ilahi ceza dendiği için insanların ruh sağlığı bozuldu ![]() Deprem tabiat olayıdır ancak yerin altındaki başıboş, kör, sağır, şuursuz, akılsız enerjinin ve fayların keyfi davranışında söz edemeyiz Yerin altındaki müthiş enerji eğer kontrolsüz bir enerjiyse dehşete düşmemek mümkün değil Kontrol eden bir dış gücün olması geminin kaptanının olması kadar mantıksal olarak gereklidir Tabiat kanundur kuvvet değildir Kanunlarda kuvvet olmaz Kanunları işler hale getiren güce inanan insan yeraltındaki enerjinin kontrollü olduğunu düşünecek ve rahatlayacaktır Sorunun diğer yönüne gelince bize Depremden sonra yüzlerce insan geldi O kişileri etkileyen düşünce ve duygu suçluluk değil, yani ilahi cezaya çarptırıldım düşüncesi değil ölüm korkusunu yaşamaktır Ölüm, korkusunu kontrol etmeyi sağlayan duygusudur Kişinin hayatı da veren ölümü de veren aşkın bir güce inanıp sığınmasıdır İnanan insanlar Deprem korkusu karşısında daha dayanıklı olabiliyorlar![]() Türkiye’de her şey ideolojik inatlaşmaya dönüştürülebiliyor Bunun için Deprem konusunda toplum değerlerine reddedici bir tutum ile yaklaşmak yerine ılımlı bir üslupla yaklaşıp onun korkusunun paniğe dönüşmesini engellemeliyiz![]() alıntı |
|
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|