Evet..Nerede Milli Vicdan?

Eski 07-17-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Evet..Nerede Milli Vicdan?



Evet, nerede milli vicdan?

Birinci Dünya Savaşı'nda 150 bin askerimiz İngilizler'e esir düştüEsir Türk askerleri için Nazi kamplarındaki gibi tecrit kışlaları (kampları) oluşturuldu Esir Türklerin bir bölümü Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarındaki Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Userayı Harbiye Kampı'na kapatıldı

16'ncı Tümen'in 48'inci Alayı iki yıl bu ölüm kampında tutuldu Burada her türlü hakaret ve işkenceye maruz kaldılar Kimileri hastalıktan kırıldı; hayatları söndüKimileri de sakat kaldı Bu insanlık dışı muamelenin bir nedeni de ölüm kampında görevlendirilen Ermeniler idi İngilizler, ölüm kamplarının yönetimini Türkçe bilen Ermenilere bırakmıştı

Savaş bittiNe var ki Türk esirlerini teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu Ölüm kamplarındaki bu askerlerin, olası yeni bir savaşta yeniden karşılarına çıkabileceklerinden endişe ediyorlardıSorun nasıl çözülecekti? Askerlerimiz, süngü zoruyla(sözde dezenfekte) krizantol (Cresol) havuzlarına sokuldu Mehmetçikler Krizolu suda feci bir biçimde haşlandılarayakları, elleri, kolları yanmıştıYakarışlar, çığlıklar yükseldi Ne var ki İngiliz askerleri, dipçik darbeleri ile esirlerden; kafalarını da Krizollü suya sokmalarını istiyordu İtirazlar, feryatlar yükseldi Bu kez de havuzdan çıkmak, kaçmak isteyen Türk esirler; hedef olmuştu

Silahlar adeta ölüm kustuMakineli tüfek ateşi susmadı Askerlerimiz, hayatlarını kurtarmak için başlarını da suya soktular Artık gözleri de görmüyorduBu korkunç olayın; sıradaki görgü tanıklarının direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör olduBu vahşet yazılmadı, çizilmedi; 15 bin askerimizin hesabı sorulmadı Unutuldu gitti Sadece bu mu? Bu tarihleri unutamazsın!!!

1934 Franz Werfel'in, "Musa Dağ'da Kırk Gün" adlı romanı, Amerika'da yayımlandıSayısız yalan dolan, Türk düşmanlığı ile yanıp tutuşan dost bellediğimiz ülkelerce propaganda malzemesi yapıldı Kahraman Amerika mesajı vermek gibi bir görevi olan sinema dünyasının kalbi Hollywood, Türk insanına dönük vahşet içeren oyunları görmedi

Yıl 1950 Büyük bir trajedi; Kore SavaşıTürk Silahlı Kuvvetleri Kore'ye 1950'de Birleşmiş Milletler'in (BM) çağrısı üzere gittiGeneral Tahsin Yazıcı (Komutasındaki 5090 kişilik Birinci Türk Tugayı) destanlar yazdı Albay Celal Dora komutasındaki Türk askeri, Amerikan ve İngiliz askerlerinden oluşan 8'inci Ordu'nun imha edilmesini önlediOnları kuşatılmaktan kurtardıSüngü takarak düşmanı durdurmayı başardı Canı pahasına dişe diş müthiş bir mücadele verdi

Türk ulusunun bilinen kahramanlığına yeni ve unutulmaz bir sayfa ekledi Türk Ordusu Pyongyand'da başları dik bir geçit töreni yaptı Türk askeri, Kunuri'de dört kez sarıldı

Her defasında düşmanı yarıp inanılmaz kahramanlıklar gösterdi Bu savaşta (27-30 Kasım günleri) 896 (kayıpla birlikte) şehit verdik 2 bin 493 yaralı ise yurda getirildi Geri dönenlere 150 dolar Gazi Maaşı bağlandı Yüzde 40 elektrik, yüzde 50 su indirimi ile belediye otobüsü ve trene ücretsiz biniş sağlandı

Gazi soruyor :
- Madalyalarımız?
-Ne madalyası?
- Gazi madalyaları!
-Madalyanız var yaMilli bayramlarda yapılan resmi geçitlerde görüyoruz ya diyorlarO gördüklerinizi Kore hükümeti gönderdi Türkiye Cumhuriyeti hükümeti TBMM vermedi diyorumHaydaa diyorlar!

Kore savaşı günlerinde Amerikalı bir yetliki (Mr Dalles) Türk askerinin çok ucuz olduğunu söylediBu trajediyi Nazım Hikmet yazdıSöz büyük usta Nazım Hikmet'inMavi Gözlü Dev 1953 yılında haykırdı

Mister Dalles,
Sizden saklamak olmaz,
Hayat pahalı biraz bizim memlekette
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara'da 23 sente,
yahut iki kilo kuru soğan,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir aylığına
yirmi yaşlarında bir tane insan
Erkek, ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
üniforması, otomatiği üzerinde,
yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,
belki tavşan gibi korkak,
belki toprak gibi akıllı
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz
(her kaba uymak meselesi),
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava meraklı, belki sevdalıdır

Yahut da aynı hesapla Mister Dalles
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerden otuz beşini birden
İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
seksen beş onda altısını yahut
bir çift iskarpin parasına
Yalnız bir mesele var Mister Dalles,
herhalde bunu sizden gizlediler:
Size tanesini 23 sente sattıkları asker
mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak
mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
daha sizin devletinizin adı bile konmadan
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
mesela, Mister Dalles,
yeller eserken yerinde sizin NewYork'un
kurşun kubbeler kurdu o
gökkubbe gibi yüksek,
haşmetli, derin
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek
Halı dokur gibi yonttu mermeri,
ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri

Dahası var Mister Dalles,
sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeşlik gibi sözlerin,
dövüştü zulme karşı o,
ve istiklal ve hürriyet uğruna
ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
ve yarin yanağından gayrı her yerde,
her şeyde, hep beraber, diyebilmek için,
yürüdü peşince Bedreddin'in
O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali'dir
Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
922 yılı 9 eylülüdür
Dedim ya Mister Dalles,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,
ucuzdur vardır illeti
Hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mal olursa size,
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti

İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'da bir esir kampında İngiliz ve Amerikalı tutsaklar bir köprü yapımında çalıştırılmak istendiİngiliz birliğinin komutanı Albay Nicholson Cenevre Antlaşması hükümlerini hatırlattıKarşı çıktı kıyamet koptuİki sevaş tutsağının (Amerikalı Donanma Komutanı Shears ve İngiliz Albay Nicholson) kamptaki yaşamlarını anlatan öyküler, romanlar yazıldıOlay beyaz perdeye aktarıldıKwai Köprüsü(The Bridge on the Rver Kwai) Film Pierre Boulle'nin romanından uyarlandı

Bu filmin en az kendisi kadar meşhur bir de ıslıkla söylenen müziği vardı Film tam 7 Oscar kazandıOnlara örnek olarak Kwai Köprüsü'nü gösterebiliriz Ya Türkiye için yapılan gerçekdışı yayınlar ve filmler? Örneğin; "Musa Dağ'nda 40 Gün" için paralar saçıldı; terminatör kılıklı bir yıldız bulundu Sylvestyer Stallone

Orient-Express de var! Tabii ki bu kadar değil Bir çırpıda hatırlanan bunlarTürk insanını yerden yere vuran binlerce yayın var Bu tür çalışmaları Ermeni Araştırmaları Enstitüsü kurucu Başkanı Ömer Engin Lütem, bir makalesinde şöyle dile getirir:

"() 1915 yılına dair görsel malzeme çok az olduğundan bu filmler de kullanılanların bir kısmının uydurma olduğu bir kısmının ise gerçekliği tartışmalıdırBu husus, yine her yıl genellikle Nisan ayında açılan sergiler için de geçerlidirKonulu filmlerden ikisi özellikle dikkat çekmektedir

Bunlar Ermeni asıllı Fransız Yönetmen Henri Verneuil (Aşıt Malakyan) tarafından 1991 yılında çevrilen Mayrig(Anne) filmi ile Ermeni asıllı Kanadalı Yönetmen Atom Egoyan'ın 2002'de gösterime giren Ararat (Ağrı Dağı) filmidirMayrig, asılsız soy kırıma temas etmekle birlikte, esas konusu 1915 sevk ve iskanı sonrasında Fransa'ya göçmüş bir ailenin yaşam mücadelesidir

Ararat ise karma karışık bir senaryo içinde, Türklere atfedilen birtakım vahşet sahneleriyle, sadece asılsız soykırımı ele almaktadır Yukarıda değindiğimiz bilimsel nitelikli olmayan kitaplar, makaleler, romanlar, şiirler, piyesler, filmler, sergiler ve çeşitli toplantılar son yıllarda çok yoğunlaşmıştır Bunlar için Ermeni çevrelerinden büyük bir talep olması ve bu talebi karşılamak üzere bu faaliyetlerin artırılmasının gerekmesi, bu üretimi mümkün kılacak mali fonların mevcut olması, bu üretimden gelir sağlayan çok sayıda kişi bulunması bir bütün olarak dikkate alındığında ortada bir "Ermeni Soykırım Endüstrisi" bulunduğunu ifade etmek abartma olmayacaktırBir yazar Ermenilerin ABD Kongresi üyelerini etkileyebilmek için yılda 14 milyon dolar sarfettiklerini yazmaktadır Bir diğer kaynak, Ararat filminin maliyetinin 15 milyon dolardan fazla olduğunu belirtmektedir Bunlara yukarıda değindiğimiz kitaplar, makaleler, romanlar, şiirler,piyesler, filmler, sergiler ve çeşitli toplantılar da eklenirse ve bu tür faaliyetlerin sadece ABD'de değil Fransa, Kanada, Avusturalya ve Lübnan başta olmak üzere diğer bazı ülkelerde de yapıldığı düşünülürse, bulunacak rakamın yılda yüz milyon Dolar'dan daha az olamayacağı sonucuna varılmaktadır"

Osmanlı ordusuna mezar olan Navarin, stratejik olarak büyük bir öneme sahiptiBu stratejik koy, Almanların da dikkatini çekmiştiAlman Orduları ikinci Dünya Saveşında Navarin'de bulunan geniş mağaralardan birine iki top yerleştirdi Savaş sonrası bu olayı anlatan öyküler, romanlar yazıldı Navarin Koyu'nu çevreleyen tepenin üstünde yer alan kale ve iki Alman topunun öyküsü beyaz perdeye aktarıldıDavid Niven'ın oynadığı Navarino'nun Topları (The Guns of Navarino) adlı tarihi savaş filmi yani Almanların iki topunun öyküsü tıpkı diğerleri gibi gişe rekorları kırdı

Oysa yaklaşık 10 bin Osmanlı bahriyelisi, Navarin'de (20 ekim 1827) yanarak ya da boğularak yaşamını yitirmiştiYazın ve yayın dünyasında bu olayı hatırlayan olmadı

("Türkler, Hıristiyanlığın sanat ve bilimin doğal, ezeli ve yeminli düşmanlarındır Bu nedenle onları Avrupa'dan kovmak gerektir Ancak önce taksim konusunda anlaşılmalıdır" Jean Louis Carra)

Kaynak: Babadan oğula bir kuşatma harekatının öyküsü OSMAN
Serdar Koçak

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.