Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Obsesif- kompulsif bozukluk bireyde çok fazla sıkıntı yaratan ve gündelik işlerin yapılmasında sorun yaratan, aklın ısrarlı ve kontrol edilemeyen düşüncelerle dolduğu ya da kişinin bazı davranışları tekrar tekrar yapma zorunluluğu hissettiği bir kaygı bozukluğudur Bazı durumlarda kişide genel olarak yüksek obsesyon ve nadiren kompulsif davranışlar görülürken bazı durumlardada obsesif düşüncelere kompulsif davranışlar hemen eşlik eder Ayrı ayrı açıklamak gerekirse

Obsesif Düşünce; İstemli bir çaba ile zihnimizden uzaklaştıramadığımız, istenmeden oluşan, kişiye ters gelen, ısrarlı, genellikle kötü düşünceler (vesvese), dürtüler, hayal ya da tasavvurlardır (örn; simetri, mikrop kapma, kirlenme, aykırı cinsel, saldırganca, küfürlü dini düşünceler) Kişi, bu düşünce, dürtü ve hayallerini zihninden atmaya ya da önemsizleştirmeye-etkisizleştirmeye çalışır Bu düşünceler, dürtüler ya da hayaller, sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan günlük üzüntüler şeklinde değildir

Kompulsif Davranışlar ise; Bu düşüncelerı, etkisizleştirmek için yapılan davranış ve hareketlere ise kompülsiyon denir

1- Kişinin obsesyon biçimindeki düşüncelere karşı, bir tepki olarak yaptığıtekrarlayıcı davranışlar (örn: temizleme, düzene koyma, aşırı kontrol etme /kapı-tüp açık mı kapalı mı gibi/, tabelalara takılma gibi ya da zihinsel eylemler (örn; dua etme, törensel davranışlar, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz biçimde söyleyip durma vb)

2- Davranışlar yada zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya veya korku yaratan durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi veya korunulması tasarlanan şeylerle gerçek anlamda ilişkili değildir, yahut açıkça çok aşırı bir düzeydedir

3- Obsesyon ve kompülsiyonlar, belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde en az bir saatlik zaman alırlar), ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki görevlerini ya da olağan toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Bu kişilik biçiminin, ayrıntılara dikkat, disiplinli olma, duygusal kontrol, azim ve nezaket gibi özellikleri toplum tarafından hoş karşılanır Bununla birlikte bazı kişilerde bu özellikler katılık, mükemmeliyetçilik, kuralcılık, kararsızlık gibi uç noktalara ulaşır ve işlevsel olmayan bir bozukluk haline gelerek bireye ve çevresindekilere sıkıntı yaşatır hale gelir

Özellikleri

Obsesif-kompulsif kişilerin düşünceleri genellikle akılcı ve işlevsel özelliklerden yoksundur Bu yoksunluk ise uyumsuz duygulara, davranışlara ve fizyolojik tepkilere yol açar Obsesif-kompulsiflerin bazı otomatik düşünceleri şu şekilde sıralanabilir:

“Bu iş mükemmel olmalı”,

“Bunu kendi başıma yapmalıyım yoksa tam ve doğru olmayabilir”,

“Boş zamanlarımda roman okumak yerine daha üretken işler yapmalıyım”,

“Ne yapacağıma karar vermeden önce iyi düşünmeliyim yoksa hata yapabilirim”,

“Bir kişi yanlış davrandıysa cezalandırılmalıdır”,

“Bu eski lambayı saklamalıyım, çünkü bir gün ihtiyacım olabilir”,

“Bir işi, doğru olduğundan emin olmak için tekrar tekrar yapmayı tercih ederim”,

“Bu partide kendimden hoşnut olmalıyım”

Obsesif-kompulsif kişilerin otomatik düşünceleri kendileri ve dünya hakkında sahip oldukları belirli inançlara dayanmaktadır Bu inançlardan en önemli olanlar şu şekilde sıralanabilir:

1- "Doğru ve yanlış olan davranışlar, kararlar ve duygular vardır" Mükemmel olan ve kabul edilebilen davranışlar, doğal olarak çok dar bir ranj içerisindedir Obsesif-kompulsif bir kişi için, bu dar çerçevede yer almayan herşey uygunsuzdur ve dolayısıyla da “yanlış”tır Örneğin genç bir öğrenci, taşınırken kendi dairelerine hasar veren eski oda arkadaşlarına kızdığında kontrolünü kaybettiğinden şikayet ediyordu Kızmasının normal ve garipsenmeyecek bir durum olmasına rağmen, herhangi bir negatif duygu deneyimi yaşamak istemediği için, yaşadığı bu kızgınlık duygusu nedeniyle üzüntü duyuyordu

2- "Takdir edilebilmem için yanlış yapmamalıyım" Obsesif kişiler herhangi bir şeyi mükemmel yapmaz ya da yaptıkları işin mükemmel olmadığını düşünürlerse, kendilerini kötü ve işe yaramaz insanlar olarak değerlendirirler Doğal olarak da mükemmel olmak mümkün olmadığından, obsesifler sıklıkla düşük benlik saygısı ve depresyondan yakınırlar Gelecekte de mükemmel olamama düşüncesi anksiyete, panik ve kaçınmayı beraberinde getirir Buna örnek olarak, sosyal ilgiyi çekememe, sanat tarihinde resminin iyi bir yer alamaması veya bir arkadaşının beğenmemesi gibi düşünceleri nedeniyle, üzerinde çalıştığı son resmi tamamlamak istemeyen obsesif bir ressam verilebilir Tüm bu işlevsel olmayan düşünceler, kendisini kötü bir ressam olarak yorumlamasına neden olmaktadır

3- "Yanlışlık yapmak başarısızlıktır" ve "Başarısızlık affedilemez" Obsesif bir kişinin başarının mükemmelliği gerektirdiğiyle ilgili görüşü, başarısız olmayı kaçınılmaz hale getirir Başarısızlık, hayatın trajik ve korkunç bir hale gelmesine neden olur Bu tür bir düşünce tarzı, kendisine çok çekici gelen sekreterine özel bir armağan almak isteyen bir işadamı tarafından sergilenmiştir Sekreteri için bir mücevher aldıktan sonra, sekreterinin bundan hoşlanıp hoşlanmayacağı hakkında tereddüte düşmüştür Bir yanlışlık yaptığı düşüncesi, yani sekreterin bu hediyeden hoşlanmayacağı fikri, kendisini rahatsız etmiş, depresyon ve anksiyete düzeyi çok yükselmiştir

4- "Yanlışlık yapmak eleştiriyi hak etmektir" Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Yapılan bir iş kusursuz değilse, kişi bu yüzden suçluluk duymalı, kendi kendini kınamalıdır Eğer bir kişi kendi yanlışlarından dolayı kendini ciddi şekilde eleştirmiyorsa bir yanlış daha yapmakta ve gittikçe mükemmelikten uzak ve değersiz bir hale gelmektedir Örneğin kilo vermek için diyete başlayan obsesif bir kadının, bu süreç içerisinde kilo vermeye başlamış olmasına rağmen, belirlenen diyet programındaki hafif sapma diyetini başarısız olarak yorumlamasına neden olur Diyet progr***** 11 gün süreyle düzgün bir şekilde uysa ve 12 gün bir kurabiye yese başarısızlık hissedecek ve tamamen kontrolünü kaybettiğini düşünerek kendisini şişman ve iğrenç hissedecektir Eğer terapist bu hastaya, duyduğu suçluluk ve depresyonunun işlediği günaha göre gereğinden fazla olduğunu söylerse buna da karşı çıkacak ve gittikçe artan bir şekilde kontrolünü kaybederek eninde sonunda yine şişmanlayacaktır

5- "Çevrenin kontrolünde de, kendimi kontrolde olduğu kadar başarılı olmalıyım" "Kontrol kaybı tehlikelidir" ve "Kontrol kaybı affedilemez" Bunlar, obsesif kişinin ısrarla üzerinde durduğu varsayımlarıdır Dünyadaki herşeyi ve herkesi kontrol etmek mümkün olmadığı halde, obsesifler kendilerinden bunu yapmayı beklerler Zorunluluklarını yerine getirmediklerinde rahatsızlık duyar ve hayal kırıklığı yaşarlar Onlara göre hayatın büyük bir ciddiyetle yaşanması gerekir, böylece ciddi bir yanlış yapma olasılığı da ortadan kalkar

6- "Eğer birşey tehlikeliyse ya da tehlikeli olma ihtimalı varsa, kişinin bundan müthiş derecede rahatsız olması gerekir" Buna örnek olarak haberleri dinleyen obsesif bir kadını ele alalım Haberlerde, şanssız bir adamın arabasıyla kaza yaptığını ve öldüğünü duymuş olsun Obsesif hasta bu olaydan sonra, arabasını çarpacağından ve öleceğinden korktuğu için tek başına araba sürmekten kaçınır Haberlerde belirtilen kaza geçiren şahsın 62 yaşında olması, kalp hastası ve yüksek tansiyon probleminin olmasının, buna rağmen kendisinin ise 34 yaşında ve sağlıklı olmasının bir önemi yoktur Obsesifler risk almanın tehlikeli olabileceğini düşünürler ve bunun zihinden çıkartılmaması gerektiğine inanırlar

7- "Kişi felaketlerin oluşmasını sihirli tekrarlayıcı davranışlar (ritüeller) veya obsesyonel düşüncelerle (ruminations) engelleyebilir" Bu kişilere göre endişe işlevsel bir duygudur Eğer bir olayla ilgili olarak yeterince endişe duyarlarsa, beklenilen tüm kötü sonuçları önceden önleyebileceklerini düşünürler Bununla birlikte, tekrarlayıcı bir davranışı yapmak kişinin düşünceleri ve duygularıyla doğrudan yüzleşmesinden daha kolay ve daha etkilidir Ayrıca eğer birşey hakkında yeterince düşünürlerse, mükemmel kararlar veya eylemler ortaya çıkartabileceklerine inanırlar Tekrarlayıcı eylemler ve obsesyonel düşünceler, delice ve tehlikeli şeyler yapmamak için gereklidirler

8- "Eğer bir şeyin mükemmel olacağı kesin değilse, hiçbir şey yapmamak daha iyidir" Çünkü mükemmel olmama berbat sonuçlar doğurur Obsesif kişi tercihlerini yapar veya sadece başarıdan emin olduğunda harekete geçer Hayatta da hiçbir şey belirgin olmadığı için, en iyi seçim hiçbir şey yapmamaktır Eğer kişi hiçbir şey yapmazsa, başarısızlığa uğramaz ve böylece kendisini eleştirme veya başkalarından eleştiri alma riskinden kurtulur

9- "Kurallarım ve tekrarlayıcı davranışlarım olmadan hareketsiz ve tembel bir hale gelir ve çökerim" Obsesifler genellikle yaptıkları davranışların bir nedeni olduğunu ve bunların kendileri için taşıdığı önemi anlamazlar Sonuçta, eğer terapist bazı kuralların ve tekrarlayıcı davranışların değiştirilmesi veya terk edilmesi gerektiğini düşünürse, bu kişiler kendilerini bir felakete uğramış gibi hissederler "Tamamen çalışmayı bırakacağım”, "işimin randımanı düşecek", "sıradan bir kişi olacağım" gibi duygu ve düşüncelere kapılırlar Tüm bunlardan tahmin edilebileceği gibi, obsesifler geliştirdikleri kurallar ile ilgili sorulara tahammül edemezler

Yukarıda sıralanan bu 9 madde OKKB'nun majör ve minör özellikleridir Bunlara ek olarak, bilgi işleme sürecindeki sistematik hatalar gibi bilişsel çarpıtmalar da OKKBnun özellikleri arasında sayılabilir Bunların arasında “ikili düşünce”, “basit şeyleri tamamen görme veya hiç görmeme” ve “siyah ya da beyaz görme” gibi bilişsel çarpıtmalar da yer alır Bunlar, obsesif kişinin katılığının, işleri ağırdan almasını ve mükemmelliyetçiliğinin altında yatan sebeplerdir Düşüncedeki bu ilkel ve bütüncül tarz olmasaydı obsesifler yalnızca siyah ve beyazın yerine, insanların gördüğü diğer renkleri de görebilirler, yani; bazı şeylerin mükemmel, çok iyi, iyi, orta, kötü ve çok kötü de olabileceğini anlar, böylece mükemmel olmayan bir kararı da tolere edebilirlerdi

Obsesif-kompulsiflerde görülen diğer bir bilişsel çarpıtma, durumu aşırı büyütme ve felaket getirici bir olay olarak yorumlamadır Yapılan bir hata ya da mükemmel olmayan bir iş, obsesif bir kişi tarafından aşırı derecede büyütülür Böylece obsesif bir kişi yaşadığı ikili düşünceye bağlı olarak bir başarı testinden 100 üzerinden 100 almayı beklemiyecek ama başarısızlığı da (yani 100 üzerinden 100 alamaması) berbat ve çok kötü sonuçlar getiren bir şey olarak değerlendirecektir

Obsesifler genellikle, olayların taşıdıkları önemin gerçek derecesini görmekte güçlük çekerler veya herhangi bir iş üzerinde çalışırken işin asıl önem verilmesi gereken noktasına değil de başka noktalarına takılıp kalırlar Örneğin bir projenin çok küçük detaylarını tamamen doğru yapmak için uğraşırlarken, daha önemli olan genel proje gecikir

Birçok obsesif kişide görülen bir özellik de "yapmalı" "etmeli" türü düşünce tarzıdır Bu ilkel ve mutlak düşünce sistemi, kişileri yapmak istedikleri ve yapılmasını tercih ettikleri şeylerden ziyade, kesin ve mutlak standartlara göre hareket etmeye yöneltir Eğer yapmaları gerekeni yapmazlarsa kendilerini suçlu hissederler ve kendi kendilerini eleştirirler Buna ek olarak diğer insanlar da görevlerini yerine getirmezlerse o zaman kızgınlığa ve kınamaya layıktırlar

Eksen I Bozuklukları İle İlişkisi

OKKB olan kişiler oldukça çok sayıda ve çeşitli yakınmalar ile terapiste başvururlar En sık başvurulan yakınma türü ise anksiyetedir Mükemmelliyetçilik, katılık ve davranışlarını yönlendiren "-meli, -malı" türündeki düşünceleri çeşitli anksiyete bozukluklarına zemin hazırlamaktadır Birçok obsesif hasta performanslarının ve yaptıkları işlerin iyi ve yeterli olup olmadığı konusunda sürekli olarak uzun uzun düşünür ve üzüntü duyarlar Bu durum yapacakları işler konusunda kararsızlık duymalarına ve işi ertelemelerine neden olur Bu da kaçınılmaz olarak anksiyete yaratır Yaşanan bu kronik anksiyete bir süre sonra paniğe dönüşebilir Örneğin obsesif bir kişi kısa süre içerisinde bir projeyi yetiştirmek zorundaysa ve aşırı mükemmelliyetçiliği nedeniyle de iş çok yavaş ilerliyor ya da ilerlemiyorsa panik kaçınılmazdır Obsesifler, hızlı kalp çarpıntısı, nefes kesilmesi gibi paniğe eşlik eden semptomlardan da doğal olarak çok rahatsız olurlar

OKKB olan hastaların sundukları diğer bir problem ise depresyondur Bu distimik veya unipolar majör depresyon şeklinde olabilir OKKB olan hastalar depresyonlarının bu kişilik özelliklerinden kaynaklandığının farkında değillerdir ve terapiye can sıkıntısı, enerji kaybı ve hayattan zevk almama gibi nedenlerle başvururlar Bazen, onların bu çökkün hallerini gören eşleri veya yakınları tarafından terapiye zorlanırlar Obsesif kişiler; katılıkları, mükemmelliyetçilikleri ve kendilerini, çevrelerini ve duygularını kontrol etmeye olan aşırı ihtiyaçları nedeniyle kolayca incinebilir (vulnerable) bir hale gelirler Yaşamlarının kontrollerinden çıktığını hissettikleri anda umutsuzluk ve depresyon yaşarlar, savunma mekanizmaları etkisiz kalır

Obsesiflerde çeşitli psikosomatik bozukluklar sık sık görülür Yüksek uyarılma ve anksiyete nedeniyle fiziksel bir rahatsızlığın ortaya çıkması kaçınılmazdır Tansiyon, baş ağrısı, kabızlık ve ülser gibi problemlerden sıklıkla yakınırlar Eğer çok sinirli ve saldırgan bir yapıya sahipseler ve A-tipi kişilik özelliklerini de taşıyorlarsa kardiovasküler problemler kaçınılmaz hale gelebilir Bu tür şikayetlerle sık sık doktora başvururlar ve bu şikayetlerinin psikolojik kökenini anlamak ve bunlarla çalışmak oldukça zordur

OKKB olan bazı hastalarda da cinsel işlev bozuklukları görülebilir Aşırı kontrolcü, içtenlikten yoksun ve katı olmaları duygularını kolaylıkla eşlerine aktarmalarını engellediği için sorunlar ortaya çıkar En sık karşılaşılan cinsel işlev bozuklukları, erken boşalma, orgazm olamama, cinsel arzu duymama ve cinsel ilişki esnasında acı duymadır

Sonuç olarak obsesifler, çevrelerinde bulunan ve onların bu durumları ile başa çıkamayan diğer insanlar tarafından terapiye zorlanırlar Eşler, obsesif kişinin duygularını aktaramaması, aşırı çalışması ve ailesine çok az zaman ayırması gibi nedenlerden kaynaklanan problemler dolayısıyla evlilik terapisine başvurabilirler Aileler ise, aile ve çocuklar arasında kronik kavgalara, çekişmelere neden olan katı ve tavizsiz aile düzeni nedeniyle başvurabilirler Hatta işverenler, işleri sürekli ertelemesi, işlevsel bir biçimde çalışmaması ve iş arkadaşları ile olan ilişkilerdeki problemleri nedeniyle, kendi işyerlerinde çalışan bir hastayı terapiye gitmesi için zorlayabilirler

Bilişsel Terapi Yaklaşımı

OKKB olan hastalarla yapılan psikoterapinin temel amacı, hastanın davranış ve duygularının değiştirilebilmesi amacıyla, problemlerinin altında yatan varsayımları ona gösterebilmek ve bunları yenmesinde yardımcı olmaktır Terapi, hastanın getirdiği problem ya da problemlere odaklanılarak başlamalıdır Şayet hasta anksiyete, baş ağrısı ve erken boşalma gibi belirtilerle başvurursa, bunlar OKKBnun ilk ipuçları olabilir Bazen de hasta “patronum, geçerli bir nedeni olmadığı halde beni sürekli eleştiriyor” gibi çok uç bir şikayetle başvurabilir Bu tür bir problem ile gelen bir hasta ile çalışmak oldukça güçtür Terapist böyle bir durumda doğrudan getirilen probleme yönelmeli, patronun davranışlarını değiştiremeyeceklerine göre, hedeflerinin bu davranışların hasta üzerindeki etkisinin değiştirilmesi olduğu hastaya belirtilmelidir

Bütün terapilerde olduğu gibi, başlangıçta hasta ile sağlam bir ilişkinin kurulması önemlidir Bu ise, obsesif hastaların katı, duygu aktarımı ve kişilerarası ilişkilerinin zayıf olması nedeniyle oldukça zordur Bu hastalarla yapılan terapi genellikle duygusal aktarım ve destekten yoksun, yalnızca iş ve problem odaklı olarak sürme eğilimindedir Terapi ilişkisi genellikle terapistin hasta üzerindeki yönlendirmesine temellenir Terapinin erken aşamalarında duygusal bir ilişkinin kurulmaya çalışılması zararlı olabilir ve terapinin erken sonlanmasına yol açabilir

Obsesifler, terapistler üzerinde çeşitli duygusal reaksiyonlara neden olabilirler Bazı terapistler bu hastaları, duygusallıktan yoksun olmaları, olayların duygusal yönlerinden çok, gerçekçi görüntüleriyle uğraşmaları nedeniyle çok kuru ve sıkıcı bulabilirler Yavaşlıkları ve ayrıntılara çok dalmaları nedeniyle, deneyimli bir terapisti bile çileden çıkartabilirler Bazı obsesifler terapide pasif-agresif yollar izleyebilirler Örneğin bir ev ödevi verildiğinde, terapiste bu ödevin çok aptalca ve ilgisiz olduğunu söyler veya ev ödevini yapmayı başlangıçta kabul eder ama yapmak için hiç vakitleri olmadığını ya da unuttuklarını söylerler Bu tür hastalar terapistte kızgınlık ve hayal kırıklığı yaratırlar

Obsesif bir hastaya terapistin gösterdiği tepki aynı zamanda terapiste, hasta ve hastanın yaşadığı güçlüklerin kaynakları hakkında da bilgi sağlar Bununla birlikte terapist, hastanın görüşlerinin temellendiği değerleri değiştirmeye çalışmaktan çok, hastanın ihtiyaçları ve ortaya koyduğu problemler üzerinde çalışmalıdır Örneğin duygu aktarımında güçlüğü olan bir obsesif hastanın bu durumu, bir terapist için psikolojik sağlıklılık göstergesi olmadığı halde, hasta için bu durum bir stres kaynağı oluşturmuyor olabilir

Bilişsel terapinin başlangıcında hastaya bilişsel model hakkında bilgi vermek gereklidir İnsanın duyguları ve davranışlarının, yaşantısındaki olaylara verdiği anlam, düşünceleri ve algılarından etkilendiği, bunlar üzerine kurulduğu anlatılarak, hastanın çeşitli yöntemlerle bunun farkına varmasını sağlamak gereklidir Hastaya, terapi esnasındaki duygu değişimlerini farkettirerek ya da daha önce olanları düşündürerek bu gösterilmeye çalışılabilir Bunu hastaya farkettirmenin başka bir yolu da; geç kalan arkadaşını bekleyen birini düşünmesini sağlamaktır Bu arkadaşını beklerken kızgınlık, anksiyete ve depresyon gibi ilgili değişik duygular ve "Beni bekletmeye nasıl cüret edebilir", "kaza geçirmiş olabilir" veya "bu durum kimsenin beni sevmediğini gösterir" gibi duygularla ilgili düşünceler hastaya sıralanarak farkına varmasına çalışılabilir

Hastaya bilişsel terapi hakkında bilgi verdikten sonra tedavi edici (terapötik) hedeflerin belirlenmesi önemlidir Getirilen problemlerle ilişkili olarak bir hedef listesi yapılabilir Terapist ve hasta hedefleri belirledikten sonra bunları sıraya dizerek üzerinde çalışmaya başlarlar Hedefler sıraya dizilirken her bir problemin önem derecesi ve çözülebilme kolaylığı gibi iki kriter kullanılabilir Bu, terapinin hızlı ve başarılı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olur Problem alanları belirlenip sıraya dizildikten sonra, bunlarla ilgili otomatik düşünceler ve şemaların belirlenmesi önemlidir İşlevsel olmayan düşüncelerin hangi durumlarda, nasıl bir duygu durumu içindeyken, ne ile ilgili olarak ortaya çıktığının hasta tarafından farkedilerek kaydedilmesi istenir Böylece bir obsesif, işi erteleme konusu üzerinde çalışırken, bunun bir görev olduğunun farkına vararak anksiyete yaşayabilir ve "bunu yapmak istemiyorum, çünkü mükemmel bir şekilde yapamayacağım" diye düşünebilir Buna benzer birkaç otomatik düşünce örneği hastaya gösterildiğinde anksiyete ve işi erteleme durumunun mükemmelliyetçiliğinden kaynaklandığını anlama fırsatı doğabilir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması

Nedir?

Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması ve buna bağlı olarak gelişen davranışlara verilen isimdir Genelde erkekler arasında daha fazla görülür Pek çok araştırmacı antisosyal kişilik bozukluğunu ve sosyopat kişiliğini aynı anlamda kullanırlar, aralarında ki fark bütün sosyopatların antisosyal kişiliği olduğu, fakat her antisosyal kişinin sosyopat olmayacağı gerçeğidir Araştırmalar bu hastalığın temelinde genetik etkenler olduğunu göstermektedir Fakat aynı zamanda sürekli uyuşturucu kullanımı ve kötü aile ortamı (karışık, ihmalkar, sert ve saldırgan aileler) bu hastalığın oluşması riskini arttırmaktadır

Antisosyal kişilik bozukluğu insanlara bağlanma konusunda başarısızlık yaşamak demektir Başka insanlar sadece sağladıkları fayda için gereklidir Antisosyal kişiler genelde hastalıkları olduğuna inanmaz ve sorunun ya başka insanların kendisini kabul etmeyi becerememelerinde yada başkalarının özgürlüğünü kıstılamayı istiyor olmalarında yatar

Sadece kendilerine inanırlar ve çevrelerinde zarar verecek yada küçümseyecek kimse olmadığında en rahat hissederler Dünyayı tehlike ve hayal kırıklığı ile dolu bir yer olarak görürler Dolayısıyla sürekli kötü niyetli ve acımasız insanların kendisini kullanmasına, suistimal etmesine ve elindeki her şeyi alıp yoksun bırakmasına karşı korunmak zorunda hisseder Diğer insanları hep kontrol etmeye çalışan ve zarar vermek isteyen varlıklar olarak görür Antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar başka insanların elinde ki gücü alması gerektiğine inanır böylece hiç kimse bu gücü kendisine zarar vermek için kullanamaz Diğer taraftan yönetici olmayan yada kontrol etmeyen insanları kullanılmaya açık, zayıf ve savunmasız olarak düşünürler

Eğer antisosyal kişilik problemleriniz varsa başkaları sizi duygusal olarak soğuk ve duyarsız olarak görürler Belki cazibeli görünebilirsiniz ama insanlar sizin bencil ve hesapçı olduğunuzu, içten olmadığınızı düşünürler Ek olarak siz başka insanlara sadece size verdikleri yada kazandırdıkları için değer verirsiniz Yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve gereken her şeyi yapmak sizin için çok normaldir Sonuç olarak antisosyal kişiler şüpheli ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunurlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanırlar

Antisosyal kişiler genelde diğer insanları tehditlerle yada saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar Bağımsız olmaları kendilerine aşırı güven duymalarından ziyade başkalarına güvensizlikten kaynaklanır Her hangi bir baskı, otorite karşısında (patron, polis yada benzeri kişiler) yada finansal problemler (vergi yada borçlar) karşısında öfkelenirler Genelde başkalarına verdikleri zarar karşısında duygusuz ve umursamazdırlar Bu acımasızlık insanlarla ve hatta sevdiklerini söyledikleri kişilerle olan ilişkilerinde bile esası oluşturur

Eğer antisosyal kişiliğiniz var ise zayıf olmaktan yada kurban olmaktan korkuyor olabilirsiniz Dolayısıyla çevrenizdeki kişilere üstünlüğünüzü ıspatlama ihtiyacı duyarsınız Sizi kullandığını düşündüğünüz ve hatta sömürdüğüne inandığınız bir insana karşı kendinizi korumak için zalim ve insafsız olursunuz İlişkilerinizde sadık kalmak, duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşarsınız Bu kişiler genelde dikkatsiz ve atılgandır; örneğin tehlikeli araba kullanmak gibi riskli işlere girişirler Umursamazlığın bir sebebi içindeki boşluk hissini yok edebilmek için heyecan ve adrenalin arttırıcı aktivitelere ihtiyaç duyuyor olmasıdır

Belirtiler
Düşünmeden ani hareketler ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık
Kişisel çıkar yada zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapmak
Başkalarının duygularını umursamamak, empati yapmamak
Sinirlilik, saldırganlık ve şiddet uygulamak
Güvenlik yada sorumluluk üstlenmek gibi konulara tamamiyle kayıtsız kalmak
Acıma duygusunun olmaması

Tedavisi

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler genelde çevrelerinde ki kişilerin zoru ile psikologa yada psikiyatriste gelirler Eğer kişi sorunlarının nedenini başkalarında görmeye devam ederse ve sorumluluk almayı reddederse tedavinin süresi uzayabilir Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır Tedavinin başarılı olabilmesi için kökleşmiş davranış şekillerine, yaklaşımlara, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kişinin kapasitesine bakılması gerekir

Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken uyuşturucu ve alkol kullanımıdır Bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin antisosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir Bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adım olabilir

Antisosyal davranış bozukluğunda kullanılabilecek her hangi bir ilaç bulunmamaktadır Fakat bazı semptomlar ve davranışlar için doktor gözetiminde ilaç kullanımı önerilebilir Örneğin saldırgan davranışlar için antidepresan kullanımı gibi Fakat hatırlatmak gerek, antisosyal kişiler ilaç kullanımına sıcak bakmayabilir ve ilaç almayı reddedebilirler

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama

Nedir

Bağımlı Kişilik Bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama olarak tanımlanabilir Ergenliğin ilk zamanlarında ortaya çıkan bu rahatsızlığın temelinde kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ve bağımsız olmaktan korkması yatar Bağımlı kişiler genelde yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler, çoğunlukla depresyonda ve gergindirler

Bu kişiler kendi yeteneklerine güvenmezler ve başkalarının her zaman daha iyi fikirleri olduğunu düşünürler Birisinden ayrıldıklarında yada kaybettiklerinde çok büyük acı yaşarlar ve ilişkilerini devam ettirebilmek için her tür koşula ve duruma katlanabilirler

Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler genelde pesimist, kendini küçük gören kişilerdir Başkalarının eleştirilerini kendi değersizlikleri olarak algılarlar Başkalarının kendilerini yönetmesine ve korumasına ihtiyaç duyarlar İş hayatlarında sorumluluk gerektiren görevlerden, yöneticilik yapmaktan yada yaratıcılık gerektiren işlerden kaçınırlar

Bu kişiler genelde bir başkası için kendi ihtiyaçlarını bir tarafa bırakır, kendilerine yönelik kötü davranışlara katlanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar Çoğunlukla kontrol eden, zorba, aşırı korumacı ve çocuk gibi davranan insanarla birlikte olurlar Birlikte oldukları kişiler kendilerine zarar verse bile (şiddet kullanma, sözlü saldırıda bulunma, küçük düşürme, aşağılama vs) ilişkiye devam ederler çünkü tek başlarına yaşayamayacaklarına inanırlar Bütün yaşamları boyunca başka insanları rahatsız etmemek yada kızdırmamak için çaba sarfederek geçirirler Kendi varlıklarından, bağımsızlıklarından ve bireyselliklerinden vazgeçerler

Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir ama başlangıcının ergenliğin başlarında geliştiği tespit edilmiştir Araştırmalar anne – çocuk ilişkisinde aşırı otoriter yaklaşım ile aşırı korumacı davranışların hastalığın oluşumunda büyük etkisi olduğunu göstermektedir Bu iki yaklaşım şekli kişinin kendi başına hareket edemeyeceğine, başkalarının korumasına ihtiyacı olduğuna ve insanlar ile ilişkisini devam ettirebilmek için her zaman başkalarının isteklerine beklentilerine ve taleplerine uyması gerektiğine dair inancın oluşmasını sağlamaktadır

Belirtiler
Kendi başlarına karar verememek
Pasiflik
Kişisel sorumluluktan kaçınmak
Yalnız kalmaktan aşırı derecede korkmak
Bir ilişki bittiğinde büyük acı çekmek ve çaresizlik hissetmek
Normal yaşam gereklerini yerine getirememek
Terkedilme korkusundan başka bir şey düşünmemek
Kritize edilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinme
Başka insanlara aşırı derecede bağımlı olmak
Uzun süreli bir ilişki içinde olma ve aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duymak
Aynı anda birden fazla insana bağımlı olmak (biri giderse diğerlerini devreye sokmak)

Tedavi

Bağımlı kişiler psikoloğa yada psikiyatriste kendi başlarına gelirler fakat şikayetleri aşırı bağımlı olmaları yada kendi kararlarını vermemeleri değildir Bu kişiler çoğunlukla bağımlı olduklarını bilirler fakat bunun bir problem olduğunu düşünmezler, aksine bağımlı olmaktan hoşlanırlar Tedaviye genelde sinirlilik, gerginlik yada depresyondan şikayet ederek gelirler

Bazı hastalar için sakinleştirci yada antidepresan gibi ilaçlar önerilebilir fakat bu tip hastalar ilaca karşı bağımlılık geliştirebileceklerinden dolayı zararlı olabilir Hasta insanlara bağımlı olmak yerine bu sefer ilaca bağımlı hale gelebilir

Psikoterapi bu hastalar için tercih edilen tedavi yöntemidir ve Psikoterapi ile hastanın yavaş yavaş kendi yaşamlarını etkileyen kararlar almaları sağlanabilir Sonuçlar genelde uzun süreli tedavi sonucunda gerçekleşir Başlangıçta bu hastalar tedavisi kolay gibi görünebilirler çünkü bu kişiler ilgili, işbirliği yapan ve minnettar davranan kişilerdir Tedaviye harfi harfine uyarlar ve doktorun söylediği her şeyi yaparlar Fakat bir süre sonra hastanın sadece terapiste yada tedaviye bağımlılık geliştirdiği ve her hangi bir şekilde sorumluluk almaya yanaşmadığı görülür Bu nedenle kişinin tedavi sırasında daha aktif olması gerekir Bu değişim oldukça zordur ve bağımsız olmanın getireceği tehlikeler ile ilgili fantaziler geliştirmesine yol açabilir

Bu kişiler için belli hedeflere yönelik kısa vadeli terapi faydalı olabilir Kişinin kendine güven geliştirmesi ve daha bağımsız olmaya yönlendirilmesi tedavinin temel hedefidir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Borderline Kişilik Bozukluğu

Duygularda, insan ilişkilerinde, davranışlarda dengesizlik ve aşırı kaybetme korkusu

Nedir?

Borderline kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır Oldukça yaygın görülen bir hastalıktır, toplumun yüzde 2 yada 3 ünün sahip olduğu tahmin edilmektedir

Eğer Borderline Kişilik Bozukluğunuz varsa, sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele ediyorsunuz demektir Genel olarak davranışlarınız değişken ve ani hareketlerden oluşur Duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır

Büyük ihtimalle, değer verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarfederken bir yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye çalışırsınız Yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız insanları bile kabul edersiniz İnsanlar ile olan ilişkilerinizde strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir

Borderline kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar Eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz Olası bir kayıp, ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü saldırılar ile tepki verirsiniz Borderline kişiliğe sahip insanların duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir Ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozuklukları, kendine zarar vermek yada intihara teşebbüs etmek gibi davranışlar görülebilir

Belirtiler
İdealleştirme ile aşağılama arasında sürekli değişen bir ilişki
Tehlikeli boyutlarda kendine güven eksikliği ve dengesizlik
Ruh halinde sürekli ve büyük değişimler
Aşırı ve yoğun öfke
Kızgın ve saldırgan patlamalar
Ayrılıkta yada kayıp anında panik duygusu
Sürekli olarak kendini boş hissetme

Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir

Örneğin, uzun vadeli psikoterapi Borderline kişiliği olanlar için oldukça etkili olabilir Fakat ilişkilerde yaşadıkları problemleri düşünürsek, terapi sürecinin oldukça değişken olduğunu ve sabit bir iyileşme eğrisi çizmediklerini belirtmek gerekir Terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekir Her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, Borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır Bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir Bu durumda hastanın kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte hasta karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Çekingen Kişilik Bozukluğu

Sosyal ortamlarda rahatsızlık, yargılanmaktan korkam ve aşırı çekingenlik

Nedir

Çekingen kişilik bozukluğu sosyal ortamlarda rahatsızlık hissetmek, başkalarının kendisini yargılaması ve çocukluktan itibaren süregelen çekingenlik olarak kendini gösterir Ayrıca aşırı derecede utangaçlık olarak ortaya çıkar Bu psikolojik rahatsızlığa sahip insanlar kendilerini küçük görür ve başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem verir Hastalığın özellikleri arasında kendini yetersiz görmek, eleştiriye yada kritize edilmeye karşı aşırı derecede hassas olmak ve sosyal ortamlarda bulunmaktan korkmak sayılabilir

Çekingen kişiliğe sahip insanlar ancak yargılanmayacaklarına inandıkları takdirde başkaları ile iletişim kurabilirler Sürekli olarak kendi hatalarına ve eksikliklerine yoğunlaşırlar Bu kişiler sosyalleşmek ve başka insanlar ile iletişim kurmak isterler fakat acı çekmekten, reddedilmekten ve başarısız olmaktan korkarlar Yargılanmak ve kaybetmek o kadar acı vericidir ki bir ilişkiye girerek risk almaktansa tamamiyle yalnız kalmayı tercih ederler

Çekingen kişilik bozukluğunun sebepleri tam olarak bilinmemektedir Bazı araştırmacılar kişinin yetiştirilme şekli ile alakalı olduğunu iddia etmektedir Örneğin ailesi, kardeşleri yada arkadaşları tarafından sürekli eleştirilen ve reddedilmek kişinin kendisini değersiz olduğunu düşünmeye itmiş ve herkesin aynı şekilde davranacağını düşünmesini sağlamış olabilir

Bu kişiler çoğunlukla kendi değerlerini farketmezler, aksine itici ve kişilik olarak yetersiz olduklarına inanırlar Kendilerini istenmeyen kişiler olarak görürler, toplumdan soyutlanmış, yalnız ve mutsuzdurlar

Çekingen kişiler dünyayı düşmanca, soğuk ve aşağılayıcı bir yer olarak görür İnsanlar her an kritize etmeye, eleştirmeye, küçük görmeye ve umursamaz davranmaya hazır gibi algılanır Dolayısıyla bu kişiler en ufak bir eleştiri karşısında bile büyük acı duyarlar Korkuları öyle bir boyuta varır ki, en önemsiz olayda bile başkalarının kendisini küçük düşüreceğine ve ne yaparsa yapsın insanların hep kendisinde hata bulacağına inanır

Belirtileri
Kritize edilmekten ve kınanmaktan dolayı büyük acı çekerler
Yakın hiç bir arkadaşları yoktur
İnsanlarla ilişki kurmaktan kaçınırlar
Başkaları ile iletişim gerektiren aktivitelerden ve görevlerden uzak dururlar
Yanlış yapma korkusundan dolayı sosyal ortamlarda utangaçlık
Olası zorlukların abartılması
Kendine güven eksikliği ve yetersizlik hissi

Tedavi

Zaman zaman bu hastalar psikoloğa yada psikiyatriste başvurarak terapiye kendi başlarına başvurabilirler, fakat bu durumlarda korkuları öylesine yüksek boyuttadır ki terapi sırasında en ufak bir zorluk ile karşılaştıklarında geri çekilmeye kalkabilirler Pozitif yorumlara ve nazik yaklaşımlara cevap verebilirler ama en ufak eleştiri bu kişiler için dayanılmaz olur Doktor ve hasta arasında pozitif bir ilişki kurulabilirse, kişi kendisine sorun yaratan bazı savunma mekanizmalarından vazgeçebilir Dolayısıyla terapi oldukça faydalı olabilir Bu kişiler genelde belli bir dereceye kadar insanlarla iletişim kurma yeteneğine sahiptir, terapi ile bu yetenekleri geliştirilebilir Her hangi bir yardım alınmaz ise bu kişiler yaşamdan tamamiyle kendilerini soyutlayabilir ve tamamiyle izole olabilirler

İlaç kullanımı bu hastalarda fazla önerilmez, aksine psikoterapinin daha faydalı olduğu görülmüştür Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kişi ile terapist arasında güven ilişkisinin kurulmasıdır, böylece hastanın zamanından once terapiyi bırakması önlenmiş olur

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Histerionik Kişilik

Gösterişli, oyuncu, dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen

Nedir?

Gösterişli, oyuncu, dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen kişiler bu gruba girer Genelde yaygın olarak ve yanlış bir yargı ile kadınlara yönelik olduğu düşünülür Fakat araştırmalar Histerionik kişilik bozukluğunun eşit olarak erkeklerde de var olduğunu göstermektedir

Bu psikolojik rahatsızlığa sahip kişiler genelde Individuals with histrionic personality disorders generally have çalkantılı ve tatmin olamadıkları ilişkiler yaşarlar Pek çok kişi çocukken dolaylı, baştan çıkarıcı ve manipule etmeye yönelik davranışları iletişim kurma yolu olarak öğrenir Eğer bu hastalığa sahipseniz, yüksek ihtimalle insanları size çeken cazibeli, baştan çıkarıcı, girişken ve aşırıya kaçan bir karakteriniz vardır

Genel olarak görünümünüz canlıdır ve zaman zaman sıradan duyguları biraz daha abartılı ve renkli olarak gösterirsiniz: örneğin sıcaklık şehvete, kızgınlık öfkeye, üzüntü kedere ve hayal kırıklığı trajediye dönüşür Çoğunlukla flört eden bir tarza sahipsinizdir

Her ne kadar Histerionik kişilik özellikleri başkalarına çekici gelsede kişi kendisini sahtekar olarak görür ve oynadığı rol kendisine yüzeysel, sahte ve utanç verici gelir Gösterişli görünümün altında genelde derin duygusal boşluk ve açlık yatar Sürekli olarak başkalarının dikkatini üzerinde toplayamamak ve başkalarının onayını alamamak kişinin mutsuz olmasına ve tükenmesine yol açar

Histerionik kişilik bozukluğuna sahip insanlar çoğu zaman ilginin merkezi olma, sürekli iltifat edilmesi, övülme, fiziksel olarak sürekli çekici olma arzuları içinde hapis kalmış hissederler Çok uzun bir zaman giyinmek ve süslenmek için kullanılır Aynı zamanda kişi kendisini bir sahtekar olarak gördüğü için oyunun anlaşılmasından korkar

Bu probleme sahip bireyler kolayca sinirlenir, arzularını geciktirmekte ve sabırlı olmakta çok zorlanırlar Genelde Histerionik kişilik bozukluğu olan insanlar içsel boşluklarını gidermek ve sorunlarını çözmek için başka insanlara, özellikle güçlü ve idareci kişilere yaklaşırlar

Belirtiler
Kaçınılmaz bir boşluk hissi ve çaresizlik
Başkalarının dikkatini çekmek ve onaylanmak için fiziksel görünüme ve baştan çıkarıcı davranışlara eğilim
Sürekli olarak ilginin merkezi olma ihtiyacı
Ani değişimler ve nisbeten yüzeysel ifade şekli
Gösterişli olmaya, oyunculuğa ve acındırıcı davranışlara eğilim
Başkalarının etkisine fazlası ile açık olma ve kendi değerini diğer insanların yaklaşımlarına göre ölçme

Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır Psikolojik yada psikiyatrik tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor Bir psikolog yada psikiyatrist tarafından tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Narsistik Kişilik Bozukluğu

Kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve yargılanmaktan korkmak

Nedir

Narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir Sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir

Narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları control etmeyi isterler Başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar Kendileri hakkında mükemmelliyetçidirler Dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler Bu kişiler herkesin ve herşeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfederler Birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler

Diğer taraftan bazı Narsistik kişiler ihtiyaçları olan tüm ilgi ve dikkati çekmelerine yetecek kadar yetenekli ve başarılı olabilirler Böylece her hangi bir problem yaşamazlar ve gayet sağlıklı görünebilirler Bu durumda bile hala kendilerinden bekledikleri normal üstü beklentileri nedeniyle tam olarak tatmin olmayabilirler

Narsistik kişiler genelde kendi değerlerini fazlası ile abartırlar Sürekli olarak yeteneklerini olduğundan fazla gösterirler, ukala, gösteriş meraklısı ve kendini beğenmiş görünürler Kendilerinin herkesten daha üstün olduğuna inanırlar Bu şekilde düşündükleri sürece kendilerini güvende ve mutlu hissedebilirler Kişiliklerinin olumsuz taraflarını genelde inkar ederler yada mantıklı açıklamalar getirirler Fakat kişi eğer önemli başarılara imza atamaz ise büyük bir ikilem yaşamaya başlarlar Bunun sonucunda kendilerini sahtekar, boş ve mutsuz hissederler

Bu kişiler duygusal olarak uç noktalarda yaşarlar; dolayısıyla ya kendilerini mükemmel görürler ya da utanç içinde kahrolurlar Başka insanların onaylaması ile kendilerini mükemmel hissederler, gururlu, kibirli ve mağrur olurlar, kendi kendilerine yetebilirler Başkalarının onayı olmaz ise yada kesilirse birden kendilerini aşağı hissederler, çirkin olduklarını düşünürler, kıskançlık ve haset duyarlar ve kendilerine olan tüm güvenlerini yitirirler

Narsistik kişiler başkaları ile işbirliği yapmakta zorlanırlar çünkü dikkatleri hep kendi üzerlerinde olur Yaptıkları her işte insanların hayranlığını kazanmaya ve mükemmelliklerini ve üstünlüklerini ıspatlamaya çalışırlar Başka insanların duygularını yada ne yaşadığını algılayamazlar Empati yapamazlar ve ender olarak bir insana duygusal olarak bağlanabilirler Eğer başkalarının ihtiyaçlarını sezebilirlerse bunu o kişilerin zayıflıkları olarak değerlendirirler

Narsistik kişiler başkalarının kendi rahatları ve mutlulukları için başka insanların isteklerinden vazgeçmeleri gerektiğine inanırlar Sadece bir şeyi istiyor olmaları elde etmek için yeterli bir nedendir Başkalarından özel muamele görmeyi hakettiklerine inanırlar Bu insanlar genelde başkalarına haset ederler ve diğer insanlarında sürekli kendisini kıskandığını düşünür Başka insanların sahip oldukları değerleri ve başarıları kıskanır

Bu kişiler çoğunlukla başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dikkat ederler, dolayısıyla değerli, üstün saydıları, özel yada yüksek statüye sahip insanlar ile olarak kendi değerini arttırmaya çalışırlar

Narsistik kişilerin başkaları ile olan ilişkileri sorunludur çünkü aşırı ilgi ihtiyaçları ve başkalarının duygu ve düşüncelerini umursamamaları yüzünden insanlar uzaklaşırlar Sosyal olarak aktif, keyifli ve cazip olabilirler fakat insanlara karşı sorumsuz ve kibirlidirler

Özel ilişkilerinde narsistik kişiler eşlerinden karşılıksız sevgi ve ilgi isterler buna karşılık hiç bir sorumluluk almazlar Bu kişilerin bir ilişkiye girmesinin iki nedeni vardır; ya arzu ettikleri bir noktaya ulaşmak (mevki, para, pozisyon vs) yada mükemmelliklerini sürekli onaylayıp destekleyecek birine duydukları ihtiyaç Narsistik kişiler ile birlikte olan insanlar çoğunlukla daha once Narsistik bir anne yada babaya sahip olmuş kişilerdir, öyle ki çocukluklarında sömürünün ve ilgisizliğin sevgi olduğunu öğrenmişlerdir Dolayısıyla Narsistik bir eş ile birlikte olduklarında kendi haklarını aramayı düşünmezler ve ilişkilerinde kalarak eşlerinin kendilerini hiç bir karşılık vermeden kullanmalarına izin verirler

Narsist kişiler toplumsal sorumlulukların kendileri için geçerli olduğuna inanmazlar Karşılığında hiç bir şey vermeden başkalarının kendilerine hizmet etmesini beklerler İstekleri olmadığında sözlü saldırılar, sinir krizleri, duygusal, fiziksel yada cinsel taciz ile tepki verebilirler Birisi çıkıp bencil ve sömürgen yapılarını yüzlerine vurmaya kalkarsa aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler

Mükemmel olduklarına dair inancı koruyabilmek için her tür davranışı gösterebilirler; değerlerini değiştirebilir, yalan söylemek, aldatmak, inkar etmek ve hatta gerekirse suç işlemek

Tam olarak hastalığın sebebi bilinmiyor ama bazı araştırmacılar çocuklukta yaşanılan tecrübeler ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür Hastalık genelde ergenlik çağının başında ortaya çıkmaya başlamaktadır

Belirtiler
Kritize edilmeye karşı öfke, utanç ve aşağılanma hissi duyar
Kendi çıkarları için başkalarını kullanır
Sadece kendini düşünmek
Yeteneklerini ve başarılarını abartır
Başarı, güç, güzellik, zeka yada ideal aşk ile ilgili fantaziler kurar
Başkalarının kendisine farklı davranması gerektiğine dair beklentiler
Sürekli insanların dikkatinin ve beğenisinin üzerinde olmasını beklemek
Başkalarını kıskanmak ve haset etmek
Aşırı gurur ve mükemmel olduklarına dair inanç
Suçunu kabul etmez yada eleştiriyi kaldıramaz
Fedakarlık yada iyilik yapmaz ama gösteriş amacı ile küçük davranışlarda bulunabilir
Empati yapamaz
Herşeye hakkı olduğuna inanır
Yüzeysellik
Sürekli şöhret, zenginlik ve başarı hayalleri kurar
Dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ve övülmek arzusu

Tedavi

Narsistik kişiler genelde psikoloğa yada psikiyatriste kişilik problemleri dışında başka sorunlar için gelirler Genelde başka insanlar ile yaşadıkları problemleri kendi davranışlarının bir sonucu olarak düşünmezler aksine dış etkenlerin yada o insanların hataları sonucu olduğuna inanırlar Bu kişiler çoğunlukla duygusal problemlere tahammül edemezler ve depresyon yaşadıklarında terapiye gelirler Çoğunlukla gerçekler ile hayalleri arasında fark olduğunu gördüklerinde yada mükemmel olduklarına dair inançlarını sarsacak bir kriz yaşadıklarında (eşlerinin terketmesi, iş kaybı gibi) depresyona girerler

Terapiye girmek genelde bu kişiler için zor olabilir çünkü yardıma ihtiyaçları olduğu fikri onlar için aşağılayıcı bir olaydır Fakat ciddi bir kriz yaşıyorlarsa, kendilerine olan güvenlerini kazanmak, mükemmel oldukları inancına ve fantazilerine yeniden kavuşmak için tedaviye gelebilirler Kendileri hakkındaki düşünceleri, geçmişleri, şu anki durumları ve tedavinin ne için gerektiği konusunda ki fikirleri itibarlarını yükseltme arzusu ile çarpıtılmıştır Dolayısıyla gerçeklere dayalı yorumları redderler ve yeterince egoları beslenmezse terapiyi bırakabilirler Dolayısıyla belli bir ölçüye kadar kişinin gururunun okşanması tedavinin devamını sağlamak açısından önemli olabilir

Psikoterapi başkaları ile ilişkilerinde daha pozitif ve faydalı şekillerde davranmayı öğrenmesi, kendisi ve başkaları hakkında daha gerçekçi düşünceler geliştirmesi açısından faydalı olabilir, fakat doktorun hasta ile oldukça dengeli bir iletişim geliştirmesi çok önemlidir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Paranoid Kişilik Bozukluğu

Başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve aşırı kuşkuculuk

Nedir?

Bu hastalığın temelinde başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve kuşkuculuk yatar Kişi kuşkularını, tartışarak, şikayet ederek yada agresiflik ile ifade eder Paranoid kişiler görüntüde soğuk, objektif ve mantıklı gibi görünebilirler ama genelde saldırgan, inatçı ve sarkastik davranırlar Başkaları hakkında negatif yargılar geliştirebilir ve kendileri gibi paranoid inançların paylaşıldığı tarikatlara yada gruplara üye olabilirler

Paranoid kişilik ilk olarak çocuklukta, ve ergenlik döneminde ortaya çıkar Belirtileri yalnızlık, arkadaş edinememek, aşırı hassas olmak, tuhaf düşünceler ve fantaziler olarak görülür

Bu kişiler kendilerini iki zıt şekilde görürler: bir taraftan davranışları ukalaca ve kendini beğenmişçe olmasına rağmen diğer taraftan küçük düşmeye ve aşağılanmaya karşı savunmasızdırlar Bu kişiler genelde kendilerini dürüst, adil ve doğru olarak görürler fakat başkalarının kendilerini yanlış anladıklarına inandıkları için güç kullanarak kendilerini göstermeye çalışırlar Her zaman diğer insanlar hatalı kendileri doğrudur Araştırmalar paranoid kişilerin altı temel inanca sahip olduklarını göstermektedir:
Felaket çok yakın
Dünya kötü insanlar ile dolu
Kaza diye bir şey yok; bu tür olaylar kötü niyetli insanlar tarafından gerçekleştirilir
Herkes bana kötülük yapmaya çalışıyor
Ben haklıyım, diğer insanlar yanlış
Ben diğer insanlardan farklıyım; başkalarının göremediklerini görebilir yada hissedebilirim
Paranoid kişiler diğer insanların kendisine zarar vereceğini, kandırmaya kalkacağını yada kullanmak isteyeceklerine inanır ve insanların güvenilirliği konusunda şüpheler ile doludur Eğer paranoid kişiliğe sahipseniz büyük ihtimalle hiç bitmeyen güvensizliğiniz ve başkalarının sizi aldatmasını beklemekten tükenmişsinizdir Siz başkalarından en kötüyü beklersiniz ve diken üstünde beklersiniz Bu yüzden sürekli endişeli, korku dolu, kuşkucu ve gerginsiniz Siz kötü bir dünyada yaşıyor ve olabilecek bir saldırıya karşı her an hazırda bekliyorsunuz

Paranoid kişiler arkadaşlarından yada dostlarından sadakat gördüklerinde çok şaşırırlar ve hatta inanamazlar, çünkü bir sorun olduğunda herkesin kendisine saldıracağını yada umursamaz davranacağını beklerler Başkalarından gelen iltifatlerı genelde gizli eleştiriler yada daha iyisini yapması için kendisine yapılan baskı olarak algılarlar Çoğunlukla başkalarının yardım teklifini bir işi tek başlarına beceremediğine dair bir mesaj gibi düşünürler Başkalarından yardım isteyemezler ve kişisel bilgilerini paylaşamazlar çünkü bilginin kendilerine karşı kullanılmasından korkarlar

Eğer siz paranoid kişilik bozukluğu yaşıyorsanız, çevrenizdeki insanlar sizi geçinmesi zor birisi olarak görüyor olabilirler Arkadaşlarınıza güvenmiyor ve agresif tavırlarla yaklaşıyorsunuz Sürekli şikayet ediyor, insanlara soğuk ve ilgisiz davranıyorsunuz Arkadaşlarınızla inatlaşıyor, alaylı ve iğneleyici sözler sarfediyorsunuz Başkalarına alınmakta çok hızlı ama affetmekte çok yavaşsınız En ufak olayda bile intikam almak istersiniz

Araştırmalar, Paranoid kişilerin eleştiri ve cezalandırma sonucunda ortaya çıkan utanç ve aşağılanma duygusuna karşı aşırı derecede hassas olduklarını göstermektedir Doğal olarak bu kişiler otorite sahibi insanlar ile sürekli problem yaşarlar, çünkü özgürlüklerini yitirmekten, köle haline getirilmekten ve bastırılmaktan korkarlar

Pranoid özellikler normal insanlarda belli ölçüye kadar mevcuttur ve bir insanı Paranoid kişilik bozukluğuna sürükleyen etkenler belirsiz olabilir; örneğin stress altında ortaya çıkabilir Görünümleri gergin, savunmada, sinirli, aşırı hassas ve her an saldırmaya hazır olabilir Kendilerine yönelik eleştiriyi asla kabul etmezken, başkalarını kritize etmeye ve aşağılamaya meyillidirler Genelde bu tür insanlar enerji dolu, hırslı, çok çalışan ve başarılı insanlardır Saldırgan, inatçı ve katı olmalarının yanısıra oldukça akıllı ve bilgilidirler Paranoid kişiliğin bir özelliği sorumluluğu başkalarının üzerine atarak suçu kendi dışındaki diğer insanlarda aramaktır

Belirtileri
Başarısızlıktan ve aşağılanmaktan aşırı derecede korkma
Karşılaştığı kötü davranışları asla affetmemek, kin tutmak
Kuşkuculuk, kıskançlık, çekememezlik
Sorumluluktan ve suçu üstlenmekten kaçınmak
En sıradan davranışların bile kötü amaçlı olduğunu düşünmek
İnsanların sadık olmadığına dair sürekli şühpe duymak, kimseye güvenmemek
Kendini korumak için aşırı ve saldırgan bir tarz ile hareket etmek
Başkalarını suçlamak
Sabit fikirli, inatçı ve katı bir yapı
Kızmaya, öfkelenmeye ve agresifleşmeye hazır olma
Otoriteye karşı başkaldırma
Ukalalık, kendine aşırı güven, herkesten üstün olduğuna inanmak
Yalan söylemeye ve gerçekleri farklı göstermeye eğilim

Tedavi

Çok az Paranoid kişilik bozukluğu olan kişi kendi isteği ile psikoloğa yada psikiyatriste tedaviye gelir Çoğu kez ya aile üyeleri yada başka etkenlerin zoru ile terapiye başlarlar

Araştırmalar düşük dozda verilen bazı ilaçların terapi ile birlikte kullanılması ile başarılı sonuçlar elde edildiğini göstemiştir Fakat Paranoid kişiler ilaçlara kuşku ile yaklaşacakları için ilacın yan etkilerine ciddi tepkiler verirler Dolayısıyla hasta belli semptomları durdurmayı kendi isteyene kadar ilaç önermekten kaçınmak iyi olabilir Uygulanacak tedavi yöntemi hastanın işbirliği göstermesi ile çok daha başarılı olacaktır

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Pasif–Agresif Kişilik Bozukluğu

Negatif kişilik ve hayır cevabını sürekli pasif bir tavır ile belirtmek

Nedir?

Psikolojide aynı zamanda negatif kişilik bozukluğu olarak da tanımlanır ve kişinin sürekli hayır cevabını pasif bir tavır ile belirtmesinde görülür Genelde çocukken bireyin kızgınlığını, kendi düşüncelerini ve negatif duygularını direk olarak ifade edemeyişinden kaynaklanır Aynı zamanda bazı bulgular bu rahatsızlığa sahip insanların çocukluklarında ailelerinin kararsız, belirsiz ve hatta ihmalkar davranışlarına maruz kaldıklarını gösteriyor Ailenin davranışı sebatsız, düzensiz ve sinirleri yıpratıcı olduğu için çocuk kızgınlık ve küskünlük duygularının esiri olur Nitekim bu duyguları ne ifade edebilir ne de gitmesine izin verebilir

Eğer siz pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahipseniz, çevrenizdekilerin en ufak talepleri karşısında bile kendinizi ağır yük altında gibi hissetme ihtimaliniz yüksektir Genel olarak çevrenizdeki otorite sahibi kişilere (ne kadar iyi niyetli olursa olsun) hem kızar hemde imrenirsiniz Çoğu zaman kendinizi taciz edilmiş, bezmiş ve aşırı derecede yorulmuş hissedersiniz Hem işinizde hem özel ilişkilerinizde hep yanlış anlaşıldığınızı, değerinizin verilmediğini ve limitlerinizin aşırı derecede zorlandığını düşünürsünüz Çoğu zaman kızgın ve gücenmiş halde olduğunuz için dışarıya otomatik olarak negatif bir insan olarak yansırsınız

Pasif-agresif kişiliği olan bireyler pesimistik, kuşkucu ve insanların iyi olmadığına inanırlar Genelde olaylarda imkansızı ve hayal kırıklığına uğramayı beklerler Kendilerini aldatılmış, değer verilmemiş, kurban edilmiş ve çaresiz hissederler İşler arzu ettikleri gibi gitmediği zaman daha fazla somurtkan, kızgın, muhalif ve sinirli hale gelirler

Bu tip kişiler diğer insanlarla yüzleşmekten çekinirler ve fikir ayrılıklarını, kırgınlıklarını yada kızgınlıklarını dolaylı yoldan ifade ederler Individuals with passive-aggressive disorder have difficulty confronting others and are likely to express differences, disappointment or resentment indirectly Sürüncemede bırakma, inatçılık ve verimsizlik gidi davranışlar bu probleme sahip insanların tipik davranışlarıdır

İş yerinde pasif-agresif kişiler kendi yeteneklerini aşağı gördüklerinden dolayı kariyerlerinde yükselmek konusunda zorluk yaşayabilirler Çoğunlukla kendilerine yardımı olabilecek kişileri davranışları ile uzaklaştırırlar

Bu kişiler genelde huysuz kişilerdir Kolaylıkla kızar, alınır yada kışkırtılırlar Davranışları kolaylıkla saldırganlıktan pişmanlığa dönüşür Sürekli çevrelerinde hata bulur, işbirliği etmez ve küskün dururlar fakat aynı zamanda aşırı derecede bağımlıdırlar

Pasif-agresif kişilik bozukluğu olan kişiler derinlerinde güçsüz olduklarını, başka insanların merhametine kaldıklarını, haksızlığa uğradıklarını, yanlış anlaşıldıklarını ve ızdırap içinde olduklarını hissederler

Belirtiler
Sıradan işlerde bile beklenen çabaya karşı negatif yaklaşım ve pasif direnç göstermek
Değerinin verilmediğini ve hep yanlış anlaşıldığını düşünmek
Küskün, asık suratlı ve tartışmacı davranışlar
Otorite sahibi kişileri ve kurumları sürekli eleştirme ve küçümseme
Başkalarını kıskanma ve kendi şanssızlığını vurgulama
Bir yandan saldırgan ve küstah davranırken diğer taraftan pişmanlık gösterme

Tedavisi

Psikolojik Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor Psikolojik veya Psikiyatrik Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Şizotipal Kişilik Bozukluğu

Başkaları ile ilişki kuramamak, düşünce, görünüm ve davranışlarda gariplikler

Nedir?

Bu psikolojik hastalık kişilerin başkaları ile ilişki kurmakta sorun yaşadığını, düşünce yapılarında , görünümlerinde ve davranışlarında problem olduğunu gösterir Konuşma sırasında alakasız konulara girebilir, kelimeleri garip şekillerde kullanabilirler Bu kişiler genelde yakınlaşmaktan kaçınırlar, tuhaf düşünce yapıları geliştirir ve sıradışı davranırlar Garip davranışlarına rağmen normal insanlar gibi bir işte çalışabilir, az sayıda olmakla beraber bir iki tane yakın arkadaş edinebilirlerler fakat her zaman yabancıların yanında kendilerini gergin ve huzursuz hissederler Bu durum söz konusu kişilerin tarikat gibi gruplara katılma ihtimallerini oldukça arttırır

Bu hastalığa sahip kişiler ciddi olarak problemli olabilir ve şizofren hastalara benzetilebilir fakat genelde orta derecede garip davranışlar gösterirler, örneğin uzaylılar-büyüler-cinler gibi sıradışı inançlara sahiptirler Fakat bu inançları o kadar güçlüdür ki normal ilişkiler geliştirmelerine engel olur İnsanlara karşı her zaman güvensiz ve kuşkucudurlar

Şizotipal kişiler kendilerini terkedilmiş ve yaşamdan dışlanmış olarak hissederler Sürekli olarak hayatın anlamsızlığı ve ne kadar boş olduğu üzerine yorumlar yaparlar Pek çoğu kendilerini ölü olarak görür ve yok olmaktan korkarlar Bu kişiler kendilerini bedensiz, yabancı ruhlar olduklarına inanırlar

Şizotipal kişiler başkaları ile ilişki kurmalarının başarısızlıkla sonuçlanacağını bilirler ve insanların arasında yerleri olmadığına inanarak kendilerini toplumdan soyutlarlar Başka insanlardan gelen yorumlar yaşamı diğer insanlar gibi algılamadılarını doğrular İnsanlar ile ilişkilerini arttıracak ve kendilerini bu ilişkiler içinde iyi hissetmelerini sağlayacak bir onayı hemen hemen hiç alamazlar Dolayısıyla kendilerini yok olmaktan korumak için olağan üstü güçleri olduğuna inanmaya ihtiyaç duyarlar

Belirtiler
Batıl inançalara sahip olmak yada paranormal (doğa üstü, açıklanamayan) olaylarla uğraşmak;
Özel güçleri olduğuna inanmak;
Başkalarını sihirli güçleri ile kontrol edebileceklerine inanmak;
Alakasız ve belirsiz konuşma şekli;
Kuşkucu olma ve paranoid tepkiler verme;
İnsanlarla ilişki kurmakta problem;
Sosyal ortamlarda huzursuzluk ve gerginlik hissetme

Tedavi

Şizotipal hastalar çok ender olarak psikoloğa yada psikiyatriste tedavi olmaya gelirler Genelde aile zoru yada başka etkenlerle terapiye başvururlar Fakat bir kere tedaviye başladıktan sonra insan ilikilerini arttırabilmek adına genelde pozitif tepki verirler Bu hastalar kendilerini izole etmeye çalışmazlar aksine sosyal baskılar ve başkalarının negatif yaklaşımları sonucunda insanlardan uzaklaşırlar Dolayısıyla insanlarla iletişim kurabilecekleri ortamlarda bulunmaktan keyif alabilirler

Kişilik hastalıklarında ilaç kullanımı hastalığın kendisini tedavi etmek için değil bazı semptomları (saldırganlık, depresyon gibi) ortadan kaldırmak için kullanılır Dolayısıyla bazı hastalarda ilaç tedavisi uygulanabilir ama terapi her zaman daha öncelikli olarak tercih edilir Hastalığı ilerlemiş kişilerin hastaneye yatırılması gerekebilir, böylece hasta doktorlar, hemşireler ve hastabakıcılar kanalı ile insanlarla ilişki kurarak korkularını yenmelerine yardımcı olunabilir

Psikolog, psikiyatrist yada terapist bu kişilerin gerçek dışı inançlarına ve davranışlarına karşı daha gerçekçi alternatifler geliştirmelerinde yardımcı olabilir Kendi garipliklerini görebilmeleri için davranışlarının videoya çekilmesi ve gösterilmesi etkili metodlardan biridir Ayrıca konuşma bozukluğunun çeşitli yöntemler ile giderilmesi kişinin iyileşmesinde önemli bir etkendir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Şizoid Kişilik Bozukluğu

Sosyal ilişkilere karşı ilgisizlik, soğukluk ve duygusuzluk

Nedir?

Şizoid kişilik bozukluğu sosyal ilişkilere karşı ilgisizlik, soğukluk ve duygusuzluk olarak ifade edilebilir Bu hastalık ergenliğin başında duygusal ve sosyal olarak kişinin başkaları ile iletişim kuramaması ile kendini göstermeye başlar Bu kişiler günlük hayatta normal insanlar gibi yaşamlarını sürdürebilirler ama başkaları ile anlamlı ilişkiler kuramazlar Bütün hayatları boyunca yalnız yaşarlar, sürekli hayal kurarlar ve çoğunlukla hayvanlara aşırı bağlanma gösterirler Başka insanların tahammül edemediği ve yalnız olmalarını gerektiren işlerde çalışabilirler Tartışmalı olmakla birlikte bazı araştırmalar Şizoid kişilik bozukluğunun şizofreni başlangıcı olabileceği öne sürülmüştür Şizoid kişiliği Şizofreniden ayrıran en önemli etken, bu kişilerin gerçek ile bağlantılarının kopmamış olmasıdır

Bu kişiler direk olarak kışkırtıldıkları zaman bile öfkelerini yansıtmakta zorlanırlar Çoğunlukla önemli yaşam sorunlarına yada negative olaylara tepki vermezler ve pasif bir tavır gösterirler

Şizoid kişiler bireyselliğe, yalnızlığa ve kendi başına olmaya değer veren kişilerdir Kendi duygularını inceleme konusunda hiç bir arzuları yoktur Başkalarından farklı olduklarını algılamalarına rağmen bu konuda her hangi bir rahatsızlık hissetmezler Bu kişiler başkalarından nefret etmezler sadece çevrelerinde insan olmadan daha rahat olduklarına inanırlar

Araştırmalar bu kişilerin evlenebildiklerini ve değer verdikleri insanlar olmadığında kendilerini kaybolmuş hissettiklerini göstermektedir Fakat bu kişiler çevrelerinde olduğu zaman bu sefer de kendilerini baskı altında hissederler Dolayısıyla Şizoid kişiler fazla yakınlık aramayan ve duygusal ilişki istemeyen insanlar ile daha rahat hissederler Diğer bir deyimle bu kişiler için evlilik ev arkadaşı edinmek gibi bir anlam taşır Eğer özel bir ilişki geliştirmezler ise çoğunlukla kardeşleri yada başka akrabaları ile fazla yakınlık kurmadan yaşarlar

Belirtiler
Güçlü duygular yaşamazlar
Arkadaşlık ilişkisi kurmayı istemez yada zevk almaz
İnsanlarla iletişim gerektiren bütün sosyal aktivitelerden kaçar
Başka insanlara yabancılaşma yada duygusal olarak soğukluk
Hiç bir arkadaşı yoktur
Övgü yada eleştiriye karşı hiç tepki vermez
Soğuk ve umursamaz davranır
Duygularında hemen hemen hiç değişim olmaz

Tedavi

Bu hastalığa sahip kişiler çok ender olarak tedaviye gelirler Her hangi bir insan ile iletişim kurmayı istemedikleri için terapi oldukça problemli olabilir Bu nedenle bir psikolog yada psikiyatrist ile yapılan bireysel terapinin pek başarılı olmadığı ortaya konmuştur Zorlayıcı olmayan bir destek grubunun yalnızlık duygularını iyileştirmede ve insanlar ile ilişkiye girme korkusunun aşılmasında daha faydalı olduğu görülmüştür

Bireysel terapinin başarılı olabilmesi için uzun zamanlı güven ilişkisinin oluşturulması gerekir ve ancak bu şekilde terapist hastanın ilişkiler konusunda ki gerçekçi olmayan inançlarını değiştirmesine yardımcı olabilir Terapist ile iletişim geliştikçe kişi başkaları ile olan ilişkilerine yeni bir bakış getirmeye başlayabilir

İş, ev yada aile bireylerinden birinin kaybı kişinin ciddi hastalıklar geliştirmesine yol açabilir Bu hastalarda ilaç kullanımı önerilmez, fakat kısa zamanlı tedavilerde aşırı depresyon ile alakalı semptomların giderilmesinde kullanılabilir

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #13
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Tıpta obsesif kompulsif olarak tanımlanan simetri hastalığı

Tıpta obsesif kompulsif olarak tanımlanan simetri hastalığından pek çok insan muzdarip Kimi çareyi dağınık arkadaşlarıyla yaşayarak aşmakta buluyor, kimi de kendisiyle dalga geçerek takıntılarını eğlenceye dönüştürüyor



Tıpkı Serkan, Özgür, Merve, Feyza ve Ercan gibi En iyi yöntem ise takıntıları görmezden gelmek ve bir oh çekmek

Serkan Kemal Şahin, işletmeci, 25:Şakacı arkadaşlarımdan biri 'Caminin minaresi yamuk mu ya!' dedi bir gün; o günden beri minareye bakmamaya çalışıyorum Her seferinde hakikaten yamuk gibi geliyor Kimi insanlar için saç tıraşı; berbere gitmek, tarif, berberin hayata dair yorumlarını dinlemek, tıraş olmak ve kapanış konuşması şeklinde ilerlerken, benim için bu şekilde noktalanmıyor mesela Eve geldiğimde o tıraş muhakkak devam ediyor Elde makas, burası yamuk, şurası yamuk derken günlerce süregelen bir düzeltme hadisesi hasıl oluyor İşte bu ve bunlar gibi abuklukların olduğu, insanlar için komik, simetri hastalarını delirten detaylarla dolu bir hayat söz konusu Duvardaki resim, saat, halıların desenlerindeki uyumsuzluklar vs pek çok şey sayabiliriz Arkadaşların durumu istismarı adına şaka yapmaları da mesleki el şakasından daha ağır geliyor kimi zaman

ÖSS sınavında yerimden kalkıp çöp kovasını düzelttim

Özgür Mustafa Özgürsoy, öğrenci, 22: İki yıl önce ÖSS'ye girdim, doğal olarak masam askeri nizam içindeydi, su sağda, yedek kalemler solda, kimlik orantılı bir şekilde bekliyor ve önümde duran çöp kovasının göz bozan duruşu beni en son kaldırdı yerimden, düzeltip devam ettim ve daha niceleri

Pisa Kulesi'ne sinir oluyorum

Ercan Sınar, mobilyacı, 28: Duvardaki tablonun yamuk olması, kazaktaki çizgilerin eşit olmaması beni rahatsız eder, hatta yamuk telefonlara gıcık olurum Yerdeki çizgilerin üzerine basıyorum ya da karo taşının ortasına basarım, kenarlarına basamam Bazen yolda giderken sekebiliyorum, 'bir şey mi oldu' diyorlar, kimseye hissettirmiyorum, ayağım tökezledi diyorum O anda biri seslense duymam mesela Fark etmiyorum etrafımı Aklım o çizgilerde Kitaplıktaki kitapların simetrisine de dikkat ederim, hatta onları düzeltmezsem başıma ağrı girer İtalya'daki Pisa Kulesi'ne uyuzum O meydana asla gitmem

Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da ben acıtıyorum

Feyza Mamaklı, sekreter, 24: Ben bu hastalığı ilk kez, bir arkadaşım yanağıma vurmuştu, ben de diğer yanağıma kendim vurdum, o zaman anladım Sonra evde terlikleri düzeltmeye başladım Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da başka bir taşla acıtmaya çalışıyorum ve bu, beni deli ediyor Masamda da her şeyin paralel olmasına dikkat ediyorum Telefonum, klavye hepsi aynı sırada

Bir gün odamı dağınık bıraktım öğlene kadar ateşler içindeydim

İHD, 27, lokanta sahibi: Yazıda imla kurallarına, noktalama işaretlerine dikkat ederim Çevremde gördüğüm her şeyi olması gerektiği yerde görmekle mutlu olurum Bir gün dedim ki kendi kendime; ya boş ver, bundan sonra evden (odamdan) çıkarken bırak yatağım dağınık kalsın, masayı toplamadan çıkayım Evet yaptım, ama öğleye kadar sanki ateşler içindeydim Bir bahane buldum ve eve geldim, yatağımı, masamı ve tüm odamı düzeltip çıktım Çok rahatladım Oh be işte hayat bu dedim!

Sıralar düzgün olmayınca afakanlar basıyor

Merve I, öğrenci, 19: İlkokuldan beri her sabah sınıfımdaki tüm sıraları düzeltirim, şu an üniversitedeyim ve hâlâ kurtulamadım bundan Sıralar düzenli olmayınca beni afakanlar basıyor Bir de cetvel takıntım var Sınavlara cetvelle giriyorum Her cevabı yazdıktan sonra altına çizgi çiziyorum Diğer soruyla karışmasın, sayfa düzenli olsun diye Lisedeyken müzik dersinde notaların çubukları olur ya Onları da cetvelle çiziyordum Herhangi bir çekmece, dolap veya gardırop dağınıksa duramam, hemen düzeltirim Mesela tişörtlerim kısa kollu, askısız diye iki grup halindedir, onlar da kendi aralarında renk düzenine göredir

Peçeteyi düzgünce katlayıp çöpe atarım

BO: Markete alışverişe gittiğimde raflar beni çok rahatsız eder, düzeltmeden duramam Para sayarken Atatürk'ler hep aynı yönde olmalıdır Okey oynarken önce siyah, sonra kırmızı, sonra turuncu en sona da mavi taşı koyarım, eğer ben seyrediyorsam bir başkası farklı dizdiğinde sinir olurum Kullandığım peçeteyi bile düzgünce katlayıp çöpe atarım Bu, yediğim çikolata kâğıtları için de geçerli

SEVİNÇ ÖZARSLAN

Alıntı Yaparak Cevapla

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar

Eski 11-04-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar



Obsesyon ( Takıntı), mantıklı olmayan, tekrar eden düşünceler, davranışlar ya da alışkanlıklardır Tekrarlayan düşünceler, şüpheler sık sık görülür Bazen de mantıksız bir eyleme veya davranışa yol açan, karsı konulamaz ve dayanılamaz bir dürtü (kompülsiyon) söz konusudur Çocuk, basmakalıp bir davranışı yapmazsa, kaygı ve gerginlik hisseder

Aslında günlük hayat içerisinde pek çok kişi, farkında olmadan takıntılı davranışlarda bulunabilir Sol yanından kalkmanın, belli günlerde çamaşır yıkamanın, gece tırnak kesmenin ya da önünden kara kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin yaygın inançlarda bir tür saplantılı düşüncelerdirÖrneğin: Üç kez tahtaya vurmak gibi batıl inançlar takıntı olarak değerlendirilebilir

Genel gelişim sürecinde iki-beş yaş döneminde çocuklarda tekrar eden davranış ve alışkanlıklara rastlamak mümkündürHep aynı bardaktan (en sevdiği çizgi film karakterinin resmi ya da en sevdiği renk olan) su içmeyi istemek bu yaş dönemindeki çocuklarda sıkça görülebilen bir davranıştır Ancak bu gelişimsel özelliği olan takıntılı davranışlar beş yaş döneminden sonra azalır Takıntılı davranışların sıklığı ve şiddeti azalmadığında, çocuğun genel hayatını olumsuz olarak etkilediğinde, kaygı yaratan düşünceler, huzursuzluk duygusu ve gerginlik bu takıntılara eşlik ettiğinde bu durum profesyonel yardım alınmasını gerektiren bir sorun olabilir[1]
Takıntı (obsesyon) ya da saplantı, psikiyatri sözlüklerinde “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” ya da “bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin istemli çabalarına karşın kurtulamadığı ısrarla tekrar eden düşünce, hayal ya da tepiler olarak” tanımlanır Mikrop kapma düşüncesi, aykırı cinsel düşünceler ve küfürlü dinsel düşünceler takıntılara örnek olarak gösterilebilir

Bu düşünceleri etkisizleştirmek için yapılan hareketlere ise kompülsiyon adı verilir Mikrop kapma takıntısını gidermek üzere aşırı temizlik, küfürlü dinsel düşüncelere karşı dualar etme, birtakım kelimeleri sessizce tekrar edip durma veya içinden sayı sayma kompülsiyonlara örnek olarak gösterilebilir Takıntılar kişinin anksiyetesini (kaygı) arttırırlar; kişi de anksiyetesinden kurtulmak için kompülsiyonlara yönelir[2]

Obsesif - Kompulsif Bozukluk (OKB)

Obsessive - Compulsive Disorder (OCD)

Obsesif-kompulsif bozukluk obsesyon ve kompulsiyonlarla karakterize bir anksiyete bozukluğudur Kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin sıkıntıya neden olan ve başka bir düşünce ya da eylemle etkisizleştirmeye çalışılan yineleyici ve ısrarlı her türlü düşünce, dürtü ve imgelem obsesyon olarak tanımlanmaktadır Kompulsiyonlar ise kişinin obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir[3][4] Başka bir deyişle; takıntı ya da obsesyon, akla gelen, doğru olmasa bile uzaklaştırılamayan düşünceler, kompülsiyon ise bu düşünceyi uzaklaştırmak için yapılan törensel davranışlardır[1]
Aileler, genellikle kompülsiyonları “tik” olarak tarif etmektedirler Özellikle de bir yere dokunma, ya da belli hareketi tekrarlama olduğunda Oysa tik, kasların istemsiz kasılmasıdır Ve birbirlerinden farklı hastalıklardır[1]
Çocuk ve Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluk

Söz konusu çocuklar olunca birçok sorunun onlarda görülmeyeceği düşünülmektedir Oysa erişkinlerde görülen sorunların hemen hepsi çocuklarda da görülebilmektedir Bazen belirtileri farklılıklar gösterse de genellikle isimleri ve tedavileri aynıdır Bu sorunlardan biri bilinen adıyla takıntılar, bilimsel adıyla obsesif kompulsif bozukluktur[1]
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) çocukluk çağında başlayabilen ve oldukça ağır seyredebilen bir psikiyatrik bozukluktur Yineleyen ve kişinin yaşamında belirgin sıkıntıya yol açan obsesyonlar ve kompulsiyonlarla karakterizedir Günümüzde OKB'nin çocuklukta ve erişkinlikte benzer belirtilerle ortaya çıktıkları ve olguların yarısına yakının çocuk-ergen döneminde başladığı anlaşılmıştır Çocuklarda DSM-IV'ün B kriteri her zaman geçerli değildir; yani çocuklar, obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ve anlamsız olduğunun farkında olmayabilirler Bunun dışında, tanı koymak için gerekli kriterler erişkin kriterleri ile aynıdır Yani yineleyen obsesyonlar ve kompulsiyonlar olması, kişinin obsesyon ya da kompulsiyonların aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmesi, obsesyon ya da kompulsiyonların belirgin sıkıntıya ya da işlevsellikte önemli ölçüde bozulmaya ya da zamanın boşa harcanmasına (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) yol açması, başka bir psikiyatrik bozukluk ile daha iyi açıklanamaması ve bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması gerekir
Ailelerin yaklaşık %70'e yakını, çocuklarında ortaya çıkan belirtileri aylar ya da yıllar ortalama 4-6 ay sonra farkedip, önce kendi aralarında endişelerini paylaşırlar, daha sonra çocuk ile konuşarak yardım almak amacıyla kliniklere getirmeye ikna ederler; geriye kalan ailelerde ise çocuk aileye sorununu açarak onlardan yardım istemektedir[5]
Çocukluk dönemindeki bazı özellikler hastalık belirtileriyle benzerlikler gösterir Özellikle okul öncesi çocukların gelişimi sırasında bazı şeyler törenseldir Örneğin, yatmadan önce yapılan bazı davranışlar okul öncesi yaşlarda normalken, ilerleyen yaşlarda obsesyon ve kompülsiyonlar olabilir Yatağa girmeden belli sıra izleyen bazı kurallara uyar küçük çocuklarGiyinme, masal anlatımı, belli yerde yatma gibi… Bunlar olmayınca huysuzlaşabilirler Ama Sekiz-Dokuz yaşından sonra bu düzen değişir Oysa hastalık, belirtisi olduğunda devam eder ve olayı baştan yapma gibi belirtiler ortaya çıkar Benzer şekilde küçük çocuklarda çizgilere basmadan yürüme bir oyun; erişkin dönemde bir kompülsiyon olabilir Bu çocukluk ritüellerini kompulsiyonlardan ayıran en büyük özellik, ritüellerin bir çeşit sosyalleşmeyi arttırıcı, kaygıyı azaltıcı rol oynaması, kompülsiyonların kısıtlayıcı ve sıkıntı verici olmasıdır[1]
Epidemiyoloji

Erişkin hastaların üçte birinden fazlasında, belirtiler 15 yaşından önce başlar 5 yaşında başlayan olgular da bildirilmiştir, ancak yapılan araştırmalara göre çocukluk çağında OKB'nin ortalama başlangıç yaşı 7-12 yaş arasındadır Çocukluk döneminde erkeklerde 1,5 kat daha fazla görülürken, ergenlik döneminde kız ve erkeklerde yaklaşık aynı oranlarda ortaya çıkmaktadır Erkek çocuklarda görülen OKB'nin, puberte öncesinde başlama ve tik bozukluklarıyla birlikte ortaya çıkma eğilimi vardır Epidemiyolojik çalışmalar tedavi edilmezse çocukluk döneminde başlayan OKB'nin oldukça kronik seyredebileceğini göstermektedir[5]
Çocuklarda Obsesif kompulsif bozukluğun belirtileri

Çocuğunuzda obsesyon ile ilgili oluşabilecek belirtiler şu şekilde sıralanabilir:[*]Israrla aynı konuda sorular sorar[*]Eşyalarını aynı düzende yerleştirmeye çalışır[*]Aynı oyuncaklarla bıkmadan usanmadan uzun sürelerle oynar[*]Yaptığı bir şeyde belirli bir sırayı takip etmeye çalışır[*]Çevresindeki her şeyi belirli sınıflara sokar (sayılarına, renklerine, büyüklüklerine göre…) Çocuğunuz büyüdükçe takıntıları da yön değiştirir ve bu kez sorun, eşyalara ya da olaylara takılma şeklinde görülebilir Örneğin, yaptığı herhangi bir faaliyet sırasında mutlaka bir oyuncağını ya da eşyasını yanına alır Bu davranışın ardındaki temel düşünce ise kendini korumaktır “Böyle yaparsam zarar görmem” ya da “Böyle davranırsam kötü şeyler olmaz” gibi kendine göre mantıksal bir çıkarımda bulunur[1]
Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Depresyon

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile benzerlik gösteren çok sayıda psikiyatrik hastalık olmakla birlikte, birçok psikiyatrik bozukluk obsesif kompulsif semptomlarla komorbid olarak ortaya çıkabilmektedir OKB ile aynı spektrumda olan hastalıklara alkolizm, madde kötüye kullanımı, kompulsif kumar oynama, yeme bozuklukları ve kompulsif seks yapma örnek verilebilirken; obsesif kompulsif bozuklukla komorbid olan bozukluklara Tourette Bozukluğu, şizofreni,organik akıl bozuklukları ve major depresyon örnek verilebilir

Tanı sistemlerinde (DSM, ICD gibi) yıllarla birlikte hiyerarşik modelin terkedilmesi,alan çalışmalarının kapsamının genişletilmesi ve alan çalışmalarında obsesif kompulsif bozukluğun düşünülenden yaygın olduğunun bulunması, obsesif kompulsif bozuklukla en çok birlikteliği depresyonun gösterdiğinin saptanması; OKB depresyon ilişkisinin değerlendirilmesinin önemini arttırmıştır

Obsesif kompulsif bozuklukta, diğer psikiyatrik bozukluklarda görülebilen semptomlar mevcut olabilirDepresif semptomlar sıktır ve OKB'li hastaların 2/3 ünde major depresyon tanı ölçütlerini dolduracak kadar depresif semptomlar görülebilmektedir Komorbid depresyonun varlığı daha ciddi bir OKB tablosunu ortaya çıkarabilir, kronikleşmeye eğilimi artırır, tedaviye yanıtın azalmasına ve prognozun olumsuzluğuna yol açabilir

Hem OKB ve hem de depresyon ambivalans, ümitsizlik, özgüven azalması, endişe, anksiyete, kendini eleştirme,huzursuzluk, suçluluk duygusu, hipokondri gibi benzeyen fenomenolojik özellikler gösterebilirler Depresif takıntılar daha çok geçmiş olaylarla ilgiliyken, obsesif takıntılar gelecekte olabileceklerin önlenmesine yöneliktir OKB'de semptomlar sıklıkla egodistonik, saçma, mantıkdışı ve dış dünyaya yönelmiştirEn azından ilk evrede bile olsa, OKB'de direnme çabası vardır Depresif hastalıklarda endişe ve dayatma egosintonikdir, mantıklıdır, depresif yaşantıyla yakından bağlantılıdırDepresyonda takıntı ve dayatmalara direnç çok az ve çok nadirdir[6]
OKB ve Depresyon'da Görülebilecek Ortak Belirtiler[*]Ambivalans[*]Ümitsizlik[*]Özgüven azalması[*]Endişe[*]Anksiyete[*]Kendini eleştirme[*]Huzursuzluk[*]Suçluluk duygusu[*]Hipokondri [6] Obsesyon Türleri ve Görülme Sıklıkları

Khanna ve Chabasavanna'nın geliştirdiği sisteme göre obsesyon ve kompülsiyonların içerikleri incelendiğinde, kir-pislik bulaşması obsesyonunun ilk sırada geldiği görülmektedir (% 45) Bu obsesyon; görülmez mikrop, kir veya zararlı etkenlerle kişinin pisleneceği, enfekte olacağı şeklinde bir kaygı ile kendini göstermektedir Bu obsesyona sıklıkla yıkanma, temizlenme kompülsiyonları eşlik etmektedir Kaçınma davranışı, bu hastaların temel niteliklerinden birisini oluşturmaktadır Bu grup içindeki bazı hastalar, mikrop kapabilecekleri korkusuyla kendilerini eve hapsetmişler; misafirliğe gitmekten ya da misafir kabul etmekten kaçınır olmuşlardı Yine bu gruptan bir hasta, sabahın erken saatlerinden geceyarılarına dek evinin temizliği ile uğraşmaktan diğer gündelik işlevlerini yerine getiremez haldeydi
Günlük etkinlikler ile ilgili obsesyonlar sıklık açısından ikinci sırada yer almaktadır ve şüphe biçimdedirler Bunlara sıklıkla kontrol kompulsiyonları eşlik etmektedir Bu obsesyonlar, kapı ya da pencerelerin açık olup olmadığı, havagazının açık unutulup unutulmadığı, evin kapısının kilitlenmediği vb temalar etrafında dönen şüphe obsesyonlarıdır Ülkemizde yapılan bir çalışmada günlük etkinliklerle ilgili obsesyonlar, en yaygın obsesyon türü olarak bulunmuştur
Cinsel obsesyonlar, % 225 oranında görülmüştür ve sıklık açısından üçüncü sıradadır Bu obsesyonlar, çoğunlukla çocuklarıyla ya da kendi cinsiyle ilişkiye girme şüpheleri şeklindedir ve sıklıkla kontrol ya da yıkanma kompulsiyonları tarafından eşlik edilmektedir Cinsel obsesyonlar, ülkemizde yapılan çalışmalarda %13-%26 arasında değişen oranlarda bildirilmiştir
Dini obsesyonlar, dördüncü sıklıkta bulunmuştur (%175) Bu sonuç ülkemizde yapılmış bir çalışmayla uyumlu, bir diğeriyle çelişir durumdadır Gülseren ve ark, İzmir'de gerçekleştirdikleri bir çalışmada dini içerikli obsesyonları yaygın bulmazken, Tezcan ve ark, Elazığ'da gerçekleştirdikleri çalışmada dini obsesyonların yaygınlığını daha yüksek bulmuşlardır Bu obsesyonlar, abdestinin ya da namazının bozulduğu, gusül abdestinin tam olarak alınamadığı, namazda yanlış bir şey söylendiği ya da yapıldığı, ibadetlerin eksik kaldığı gibi temalar etrafında oluşmakta ve sıklıkla yineleme, yıkanma gibi kompulsiyonlarla seyretmektedir İbadet sırasında ya da günlük hayatta Allah'a kötü söz söyleme, inkar etme gibi obsesyonlar, daha nadir olmakla birlikte, dini obsesyonlar arasında görülmektedir Okasha ve arknın çalışmasında dini içerikli obsesyonlar %60 oranında bildirilirken, bu oran Suudi Arabistan'da gerçekleştirilen bir çalışmada % 50 olarak bulunmuştur Bu yüksek oranlar, bu toplumlarda dini duyguların yaygınlığı ve dinin temizliğe yaptığı vurguyla açıklanmıştır Hindu ve İngiliz hasta serilerinde ise dinsel obsesyonların oranı düşüktür Ülkemizde yapılan çalışmalarda dinsel obsesyonların yaygınlığı %111 ile %333 arasında değişmektedir Ülkemizin Doğu ve Batı'sında birbirinden farklı kültürel özelliklerin ön plana çıktığı düşünülürse, bir anlamda bu kültürlerin birbirine karıştığı bir kent olan İstanbul'da gerçekleşen bu çalışmamızın biraz daha doğru bir değer verebileceğini düşünüyoruz
Kendine veya kendisi için önemli bir kişiye zarar verme obsesyonu yaygınlık açısından dördüncü sıradadır Bu obsesyon, daha çok ev kadınlarında çocuklarına zarar verme temasıyla kendisini göstermektedir ve kaçınma davranışlarıyla birlikte görülmektedir Hastalık, obsesyonu iyileştirilemez bir hastalığa yakalandığı şüphesini içeriyordu ve %10 oranında görüldü Bu oran, Hindistan'da yapılan bir çalışmanın sonuçlarına yakındır
Gayrışahsi/cansız başlığı altındaki obsesyonlar, araba plakalarını okuma ve yürürken çizgilere basmama tarzında görüldü Bu oran, Hint çalışmasına yakın ancak Eğrilmez'in çalışmasından farklıdır
Sayma (%75), dua (%5), dokunma (%25), utandırıcı davranış %25) kompulsiyonları ise görece olarak daha düşük bildirilmiştir Bu oranlar daha önce yapılmış başka çalışmalarda bildirilen oranlardan düşük, bir başka çalışmayla ise uyumludur Okasha'nın çalışmasında da sayma obsesyonları yaklaşık olarak hastaların yarısında görülmüştür[7]

Hastalığın Başlama şekli, Başlama Yaşı, Süresi ve Aile Öyküsü

OKB olgularının yaklaşık %30unda akut, %70sinde sinsi başlangıç; büyük çoğunluğunda ise (%73-90) kronik seyir bildirilmektedir Akut veya sinsi başlangıcın seyre etkisi yeterince araştırılmamakla birlikte, çok merkezli bir araştırmada farmakolojik tedaviye yanıt veren OKB hastalarında akut başlangıç ve epizodik seyrin daha sık olduğu belirlenmiştir
Erken başlangıçlı olgularda SGİlere ortalama %31 yanıt bildirilmesine karşın, bu oranın hastalığı 17 yaşından sonra başlayanlarda %81 bulunması ve erken başlangıçlı olguların daha fazla tedavi girişimine ihtiyaç duymaları; başlama yaşının erken olmasının seyri olumsuz etkilediğini düşündürmektedir Başlama yaşının gruplandırıldığı çok merkezli bir çalışmada hastalığı 16-23 yaşları arasında başlayanların, 16 yaşından önce başlayanlardan daha iyi yanıt verdiği; en yüksek yanıt oranının 35 yaşından sonra başlayanlarda olduğu ve başlama yaşı ile klinik düzelme arasında güçlü bir ilişki bulunduğu ileri sürülmüştür SGİlere yeterli yanıt vermeyen bireylerde OKBnin daha erken yaşta başladığı ve özellikle erkeklerde olmak üzere, belirtilerin 20 yaşından önce başlamasının uzun dönemde seyri kötü yönde etkilediğinin gösterilmesi de önceki bulguları desteklemektedir
Başlama yaşının tedaviye yanıtı etkilemediğini bildiren çalışmalar da vardır Eisen ve arkadaşları, yaptıkları iki yıllık izlem çalışmasında, 14 yaşından önce başlamanın OKBnin seyri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını bulmuşlardır Olguların bir ila beş yıl arası takip edildiği başka bir çalışmada ise, tedaviye yanıt veren ve vermeyenler arasında başlama yaşı açısından bir fark bulunamamıştır
Hastalığın süresi ile ilgili araştırma sonuçları da çelişkili görünmektedir Bir çok çalışmada hastalığın süresi ile tedaviye yanıt olasılığı arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır Stein ve arkadaşları, süre uzadıkça sitaloprama yanıt olasılığının azaldığını, bunun tersine Alarcon ve arkadaşları ise hastalık süresinin uzun olması durumunda klomipramine yanıtın daha iyi olduğunu bildirmişlerdir
Aile öyküsünün tedavi yanıtı ile ilişkisini değerlendiren az sayıda çalışma vardır Erzegovesi ve arkadaşları, pozitif aile öyküsünün olumlu seyrin güçlü öngörücüsü olduğunu bulurken, Alarcon ve arkadaşları, tedaviye yanıtın iyi ve kötü olduğu gruplar arasında aile öyküsü yönünden anlamlı bir fark bulunmadığını bildirmişlerdir[8]

Semptomlar

Genellikle takıntılar, çevre ile normal temas esnasında mikrop kapacağına dair korku gibi, bir korkuya odaklanır Bu sabit korku ile yaşamak bazıları için korkunçtur Ayrıca, el sıkmamak ya da eski binalara girmemek gibi başkalarına garip görünen davra­nışlara da yol açabilir

OCDli kişiler garip davra­nışlarda bulunabildiği için, diğer insanlar tarafından reddedilebilir; bu da yalnız bir yaşam sürmele­rine sebep olabilir

Compulsif adet edilmiş davra­nışlar, bazen günde yüzlerce defa tekrar tekrar tekrarlanır Örneğin, yürürken adım saymak ya da devamlı ellerini yıkamak ya da yaşam alanını devamlı temiz­lemek gibi Compulsionlar yani adet edinilmiş davranışlar, genel­likle, eylemlerin özel bir neticeyi önleyeceği ya da yaratacağı inancıyla yapılır Diğer kerelerde, bir kişinin compulsif davranışları ve obsesif düşünceleri arasında bir bağlantı olmadığı gözükmektedir[9]
Tedavi Seçenekleri

Eğer kendinizde ya da bir yakını­nızda OCD olduğunu düşünüyor­sanız, tıbbi gözetim altına girin Genellikle, OCDsi olan kişiler, düşüncelerinin ve compulsif davranışlarının garip olduğunun farkında değildir ve onları, yardım almaya ikna etmek zor olabilir Ama denemeniz gerekir

Tedavi etkili olabilir Bu olmak­sızın, bozukluğun etkisindeki kişiler, obsesif korkulu ve compulsif davranışlı sabit meşguliyetleri sebebiyle evde ya da işte, doğru bir şekilde işlev göremeyebilirler

Psikoterapi yanında ayrıca, desensitization terapisi de, faydalı olabilir Pek çok kişi, ilaçlı tedavinin başla­masını takiben üç ay içinde, semptomlarda bir rahatlama yaşar Heterocyclic antidepresan clomipramine ve selective serotonin reuptake inhibitorleri; kişilerin psikoterapiden faydalanmasına ve daha normal işlev görmesine yetecek derecede, anksiyetenin azaltılmasına yardımcı olabilir
Spritüalizm (Ruhçuluk)'de Obsesyon

Takıntı (Obsesyon), ruhçulukta (spiritüalizm) ve ruhbilimde (psikoloji) farklı olarak tanımlanır ve farklı kavramları ifade etmek üzere kullanılır Psikiyatri sözlüklerinde kısaca “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” olarak tanımlanır Ruhçulukta ise, “bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insanı) hükmedecek derecede etkisi altına alması” olarak tanımlanır Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, birinde obsede edici etken bir fikir olarak kabul edilir, diğerinde ise bu etken bir fikir değil, bu tür fikirleri obsedeye (obsesyon olayına maruz kalana) aşılayan canlı bir varlıktır Obsesyon (obsession) sözcüğü Latincede “rahatsız etme” anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” sözcüğünden türetilmiştir[2]
Ruhçulukta obsesyonun oluşmasını hazırlayan ve ilerleten başlıca koşullar

A- Psişik hallerle ilgili olanlar:

1- Hipnoz
2- İbadet veya meditasyon, konsantrasyon, izolman gibi birtakım mistik deneyimler sırasında kişinin kendisini çevreden yalıtması
3- Üzüntü, sevinç gibi heyecan hallerinde aşırılık ve bu heyecanlara kapılarak kendini kaybetmek
4- Dalgınlık ve aşırı yorgunluk
5- Hastalık komaları
B- Karakter özellikleriyle ilgili olanlar:

1- Bilgisizlika- Obsesyon hakkında bilimsel yazıları okumamaktan kaynaklanan bilgisizlik
b- Ruhsal irtibat seansında bedensiz varlıkça verilen bilgilerin kontrolüne ve eleştirilmesine olanak veren bilgilerden yoksun olma
c- Obsedör tarafından kullanılabilecek manevi (din,tasavvuf vs) konulardaki bilgisizlik
2- Kişinin akıl ve muhakeme yeteneklerini gerektiği gibi kullanamaması
3- Temiz, saf kimselerin obsedör tarafından kullanılabilecek din, kutsallık duyguları, mistik eğilimleri ve karşısındakini yüceltme eğilimi
4- İnangaçlık Muhakeme etmeden akla her gelene veya her söylenilene inanmak
5- Bağnaz (dogmatik) ve sabit fikirli olmak
6- Cesaretsizlik Obsedöre karşı gelecek cesareti gösterememe, her şeyine boyun eğme
C- Ruhsal irtibat seansıyla ilgili olanlar:

1- Medyumun bilgi, görgü ve deneyim eksikliği
2- Operatörün bilgi, görgü ve deneyim eksikliği

Kimilerine göre, obsesyon olayının oluşması için bir bedensiz varlığın olması şart değildir Yani insanlar arasında da oluşabilir Obsedör varlıklar bedenlendiklerinde de saf, temiz insanları kandırarak çevrelerine bir sürü mürit toplarlar Bu duruma örnek gösterilebilecek sayısız tarikat ve benzeri oluşumlar mevcuttur Kimilerine göre de bir alışveriş esnasında satıcının müşterisini hipnoze ederek ona sattığı ürünü almasına sevk edecek hale getirmesine denir Bu durumda alıcı satın alacağı üründen memnun olmadığı halde onu satın almasıdır[2]

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.