Gelen Gider, Konan Göçer

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Gelen Gider, Konan Göçer








İnsan, çocukluktan gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar devam eden bir yolun yolcusudur… Rahmet-i İlâhî ile yokluğun karanlıklarından var oluşun nimetine kavuşur insan; daha bir çiğnem et iken, rahm-ı mâdere tutunur; merhamet tecellisiyle dünyada kendine bir yer bulur Bir yandan, saymakla bitmeyecek nimetlere mazhar olur; diğer yandan, dermanı bulunmaz, sırrı açılmaz kederlere dûçar olur… Sever delicesine dünyayı, ona tutunur hiç kopmayacakmışçasına; hadsiz hudutsuz emellerin peşine düşer, hiç solmayacakmışçasına… Öyle ki aldanır; dünyayı sâbit sanır Hayatın bir rüya, ömrün bir rüzgâr gibi aktığını unutur
Neticede emellerine kavuşamadan, eceli gelir ve kıskıvrak onu yakalayıverir Bu hakikati ifade eden şu hadîs-i şerif, ne kadar mânidârdır
Hz Peygamber (sas) bir gün, yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizer Sonra, bunun ortasına bir hat çeker; onun dışına da bir hat çizer Sonra bu hattın ortasından itibaren, bu ortadaki hatta istinat eden bir kısım küçük çizgiler atar Rasûl-i Ekrem (sas), çizdiklerini şöyle açıklar: “Şu çizgi insandır Şu onu saran kare çizgisi de eceldir Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir Bir musibet oku yolunu şaşırarak insana değmese bile, diğer biri değer Bu da değmezse ecel oku değer” Evet, ölmek için var olur insan; dirilmek için de ölür Daha bu dünyaya ilk adımını attığı andan itibaren, onun için geriye sayma başlar Kendi kaderiyle oturur kalkar ve vakt-i merhûnu gelince de gider; tıpkı gönlünü kaptırdığı şeylerin de arkalarına dönmeden çekip gittikleri gibi… Böylece yolcu olduğunu hatırlar: “Eyvah! Aldandım…” der; pişmanlık duyar “Fânîyim, fânî olanı istemem…” der; bekâyı arar “Batıp giden şeyleri sevmem!” der; Bâki’ye özlem duyar Bu his onda, sonsuza ermenin ilk merhalesidir İşte ölüm, bu ilk merhaleye insanı alıp yükselten sırlı bir asansör gibidir…

Aslında bu âlemde her şey için mukadderdir ölüm ve sonsuzluk yolunun belki de en mühim durağıdır… Bir kere düşünün, canlılar için ölüm olmasaydı, dünya hiç çekilir miydi? Böylesine korkunç bir tabloyu düşündükçe, ölümün rahmet olduğunu görmemek mümkün mü?

Hakikatin böyle olduğunu bilen insan, fânî ömrünü -güneşini bularak dostu çiçekleri, müşahede eden bal arısı misâli- Hak yolunda fedâ eder ve daha dünyadayken sonsuzu yakalama lütfuna erişir Zaten canı, Can Sahibi’nin aldığını bilenler için ölüm, âdeta bir baldır Bu sırra eren bir mü’min, hiçbir petekte bulamayacağı balı, ölümle tatmış olur

Dünya, bir gurbet diyârı; bir ağaç altında gölgelenmek kadar kısa, bir hanın bir kapısından girip diğerinden çıkmak kadar hızlı… Gelen gider, konan göçer; tıpkı gelenlerin gittikleri, konanların göçtükleri gibi… Öyleyse, aslî vatana ulaştıran, gerçek dostlara kavuşturan, ballar balıyla buluşturan ölüm, güzel olmalı güzel olmasaydı gider miydi gelenler, göçer miydi konanlar; en mühimi de Hz Peygamber (sas)!

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?!”
N Fazıl Kısakürek

Seher Durmaz


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.