Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Genel Konular

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
avuç, bırakmadı, cenabi, cevapsız, hak, kulun, mükafatsız, sadık, teveccühlerini

Bir Avuç Sadık Kulun Teveccühlerini Cenab-İ Hak Cevapsız Ve Mükafatsız Bırakmadı

Eski 07-27-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Bir Avuç Sadık Kulun Teveccühlerini Cenab-İ Hak Cevapsız Ve Mükafatsız Bırakmadı






Bir avuç sadık kulun teveccühlerini Cenab-ı Hak cevapsız ve mükafatsız bırakmadı
Hazreti İsa'nın (aleyhisselam) doğumundan yaklaşık olarak 9-10 asır önce Mısır ile Filistin arasında Amalika adlı bir kavim yaşıyordu

Câlût adında bir hükümdar tarafından idare edilen bu kavim, İsrailoğulları'na saldırıp onları perişan etti Vatanlarından kovup çoluk-çocuklarından ayrı bıraktı Bunun üzerine İsrailoğulları, peygamberlerine müracaat ettiler Kendilerine bu muameleyi reva görenlerle savaşmak istediklerini söyleyip bir komutan talep ettiler

Bu hadise, Bakara Sure-i Celilesi'nin 246-252 ayetlerinde anlatılıyor Ancak bahsi geçen peygamberin ve diğer şahısların kimlik bilgileri gibi bazı detay sayılabilecek hususlara yer verilmiyor Maksat, sonraki nesillerin ibret alması İsmi meçhul o peygamber, kendisine müracaat edenlerin fıtratlarını çok iyi biliyordu "Ya savaşma emri size farz kılınır, siz de savaşmazsanız?" diye tereddütünü izhar etti Onlarsa kendilerinden gayet emin bir şekilde, "Ne diye Allah yolunda cihad etmeyelim ki; vatanlarından çıkarılan biz, çoluk çocuğundan ayrı düşenler de yine biziz" cevabını verdiler

Onlar böyle dediler ama cihad kendilerine farz kılınınca içlerinden çoğu sözlerinden dönüverdi ve geride ahdine sâdık pek az insan kaldı Dönemin peygamberi bunu önceden bilmesine rağmen İsrailoğulları'nın kumandan talebini geri çevirmedi; güçlü, kuvvetli ve iri cüsseli Tâlût'u hükümdar ve başkomutan olarak tayin etti

Cenâb-ı Allah, Tâlût'a hem maddî hem de manevî yönden bir üstünlük vermişti; o heybetli, güçlü, kuvvetli ve çok güzel suretliydi Dinî, siyasî ve askerî işleri de bilen, idareciliğe kabiliyeti olan biriydi İsrailoğulları tercih edilen komutanı beğenmediler Onlara göre, içlerinden daha zengin, daha seçkin ve daha asil birinin komutan olması gerekiyordu Her zamanki "seçkinlik" tutkusundan kurtulamamış ve daha soylu bir insanın tayin edilmesini istemişlerdi Peygamberleri onlara seçimin Allah Teâlâ tarafından yapıldığını ima etti Tâlût'un Hak indindeki yerine dikkat çekti ve devamla şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alâmeti, size içinde Rabbinizden bir sekîne ile Mûsâ ve Harun'un manevî mirasından bir bakiyye bulunan ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir Eğer iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin için delil vardır" Vaadedilen sekinenin indiğini gören İsrailoğulları ancak o zaman Tâlût'un hükümranlığına razı oldular

Tâlût, Câlût'a karşı sefere çıkmak üzere ordusunu harekete geçirince askerlerine şöyle seslendi: "Allah sizi, bir ırmakla imtihan edecek Onun suyundan kana kana içen benden değildir Kim o sudan bir avuçtan fazla içmezse o bendendir" Bu uyarıya rağmen -pek azı hariç- suyun başına varır varmaz ondan avuç avuç içtiler Ancak suda bir gariplik vardı İçtikçe daha çok susuyorlar ve bir türlü doymuyorlardı Böylece imtihanı kaybedip yolda kaldılar Tâlût ve zaruret miktarı bir avuç suyla yetinen sâdık müminler ise, ihtiyaçlarını görüp ırmağın diğer tarafına selametle geçtiler Suyun öbür yakasında kalanlar, yeis ve inkisar şurubu içmişçesine "Bugün bizim Câlût ve ordusuna karşı duracak tâkatimiz yoktur" deyip geri çekildiler Ölümden sonra diriltilip Allah'ın huzuruna çıkacaklarını bilen beridekilerse, "Nice küçük topluluklar vardır ki, Allah'ın izniyle, büyük cemaatlere galip gelmiştir Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir" diyerek yollarına devam ettiler

Onlar, Câlût'u ve onun yüreklere korku salan ordusunu görünce ürküp kaçmadılar Tâlût'un etrafında daha bir kenetlendiler Allah'a teveccüh edip sabra sarılmak gerektiğine inanarak şöyle niyaz etiler: "Ya Rabbenâ, üstümüze gürül gürül sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve kâfir topluluğa karşı bizi muzaffer eyle!" (Bakara, 2/250)

İsrailoğulları'ndan tahkiki imana ermiş bu küçük grup, sayıları az da olsa, Allah'a sığınmak suretiyle zafere kavuşabileceklerine gönülden inandılar Ulaştıkları o iman ufkuyla içinde bulundukları hali değerlendirip yürekten bir yakarışta bulundular Onlar, sadece "bize sabır ver" demekle yetinmediler "Sabrı başımızdan aşağı yağmur gibi boşalt, üzerimize bol bol sabır yağdır" niyazıyla Allah'ın inayetine ve sabra ne kadar muhtaç olduklarını dile getirdiler "Rabbimiz, Sen yarattın, Sen yetiştirdin bizi; en iyi Sen bilirsin ihtiyaçlarımızı, zaaflarımızı, eksiklerimizi Sabırla coştur yüreklerimizi, cesaretle doldur içlerimizi; hiç titremesin bacaklarımız, asla kaymasın ayaklarımız Geriye tek adım atmadan ve yerimizden ayrılmadan Senin yolunda mücahedenin hakkını verdir bize, o kâfirler topluluğuna karşı yardım ve zafer ihsan et şu bîçare bendelerine!" mülahazalarıyla kasıkları çatlarcasına dua ettiler

Kahir ekseriyetin yolda dökülüp kalmasına rağmen bir avuç sâdık kulun teveccühlerini Cenâb-ı Hak cevapsız ve mükâfatsız bırakmadı Allah'ın izni ve inayetiyle Tâlût ve sâdık ordusu düşmanlarını bozguna uğrattı

Süleyman Sargın

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.