Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
allah, malını, mülkünü, rumi, sahabi, süheybi, terkeden, yolunda

Allah Yolunda Malını Mülkünü Terkeden Sahâbî: Süheyb-İ Rûmî

Eski 07-17-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Allah Yolunda Malını Mülkünü Terkeden Sahâbî: Süheyb-İ Rûmî




Ka'be-i muazzamanın güneyinde, yüksekçe bir yerde, Hazret-i Erkam'ın evi bulunuyordu Ka'be'ye güney tarafından gelmek isteyen bu evin önünden geçmek durumunda idi Ev yüksekte olduğundan Ka'be rahat olarak görünürdü Ayrıca Hazret-i Erkam, Mekke'nin ileri gelenlerinden, itibarı çok olan bir zât idi ki, herkes kendisine hürmet ve ikrâm ederdi

Bu gibi sebeplerden dolayı, Peygamber efendimiz ve diğer Müslümanlar burada toplanırlar, emniyetli bir yer olduğu için ibâdetlerini rahat yaparlardı Yeni Müslüman olmak isteyenler de bu eve gelir, Müslüman olmakla şereflenirdi Bunun için, bu eve Dar'ül-İslâm ve Dârül-Erkam gibi isimler verilmişti

Müslüman olacağım
Bir gün Hazret-i Ammâr bin Yâser, Hazret-i Erkam'ın evinin önünde Hazret-i Süheyb bin Sinan'a rastladı O'na sordu:
- Burada ne yapıyorsun?
- Sen ne yapıyorsun?
- Ben içeri gireceğim ve Hazret-i Muhammed'in sözlerini dinleyip bildirdiği dîne gireceğim Müslüman olacağım
- Ben de aynı maksatla buraya geldim

İkisi de aynı maksatla geldiklerini söyleyince, beraber içeri girdiler O sırada Peygamber efendimiz de orada bulunuyordu Müslüman oldular, akşama kadar orada kaldılar Akşamdan sonra evlerine gittiler

Peygamber efendimiz, İslâmiyeti tebliğden önce de Hazret-i Süheyb bin Sinan ile konuşurlar ve birbirlerini severlerdi Süheyb bin Sinan, Abdullah bin Ced'an'ın azâdlı kölesi idi Müslüman olduğunu açıklamaktan çekinmeyen yedi mücâhid Sahâbîden biri idi

Hazret-i Süheyb, Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra Mekke'li müşriklerin, şiddetli hücum ve işkencelerine mâruz kaldı Müşrikler daha çok, kimsesi olmayan zavallılara işkence ederlerdi Hazret-i Süheyb, Mekke'de akrabası, dayanağı olmayan bir zât olduğu için, müşrikler kendisine çok zulmederler, konuşamıyacak hâle getirinceye kadar döverlerdi Demir gömlek giydirirler, en sıcak günde, güneş altında tutulur, üstüne de yük bindirirlerdi

Zevk alan kimseleriz
Bir gün, Hazret-i Habbâb ve Hazret-i Ammâr'la birlikte giderlerken, Kureyş müşriklerinden ba'zıları ile karşılaştılar Müşrikler bunları görünce:
- İşte Muhammed'e tâbi olan kimseler, diye alay ettiler ve ba'zı uygunsuz sözler söylediler

Hazret-i Süheyb onlara cevâben buyurdu ki:
- Evet! Allahü teâlânın Peygamberine tâbi olan, Onunla beraber bulunmaktan zevk alan kimseler biziz Hazret-i Muhammed'e biz inandık, siz inanmadınız Biz O'nun söylediklerinin, bildirdiklerinin hepsinin doğru olduğunu kabûl ettik Siz yalanladınız Bütün üstünlük ve fazîletler İslâmiyette, bütün zillet ve felâketler de müşrikliktedir Müslümanlıkta aşağılık, müşriklikte üstünlük yoktur

Hazret-i Süheb böyle söyleyince inanmıyanlar üzerine saldırdılar Hazret-i Süheyb bin Sinan'ı dövdüler Öyle ki, konuşamıyacak, ne söylediğini bilemiyecek hâle geldi

Hazret-i Süheyb bütün bu işkencelere tahammül ediyordu Yapılan eziyetler onun için, hak yolda sabır ve sebât için bir teşvik oluyordu Îmânı kat kat artıyor, müşriklerin onu hak yoldan döndürme gayretleri boşa gidiyordu

Hazret-i Süheyb, Mekke'de kendi gayretleriyle büyük bir servet elde edip hayli zengin oldu Medîne-i münevvereye hicret edeceği müşrikler tarafından haber alınınca yolu kesildi Dediler ki:
- Sen Mekke'ye fakir olarak geldin Çok mal ve servete kavuştun Şimdi hem kendin gideceksin, hem bunca malı götüreceksin buna izin vermeyiz

Kendiniz bilirsiniz
Hazret-i Süheyb, onlara buyurdu ki:
- Ey müşrikler Beni iyi tanırsınız ki, çok iyi ok atarım Eğer üzerime gelirseniz, ok çantamdaki okların hepsini size atarım ve sonra kılıcımı çekerim Bunlardan biri elimde bulundukça bana birşey yapamazsınız, kendiniz bilirsiniz

Fakat Hazret-i Süheyb'in, Peygamber efendimize olan muhabbeti, bağlılığı ve O'na kavuşmak arzûsu ve Medîne-i münevvereye gidip ibâdetlerini rahatça edâ edebilmek isteği o kadar çoktu ki, yanında bulunan bütün mallarının ve alacaklarının, Peygamber efendimizin sevgisi yanında hiç kıymeti yoktu Bu sebeple hiç vakit kaybetmemek, bunlarla oyalanmamak için onlara dedi ki:
- Yanımdaki ve Mekke'de bulunan mallarımı size verirsem önümden çekilir misiniz, yolumu açar mısınız?

Hak ve hakikatlerden nasîbi olmayan müşriklerin de arzûsu buydu Hemen kabûl ettiler Hazret-i Süheyb, yanında bulunan bütün mallarını verdi, Mekke'deki mallarının da yerini tarif edip müşriklerin elinden kurtuldu ve hiç parasız olarak yoluna devam etti

Mekke ile Medîne arasındaki yolda binbir zahmet, tahammülü mümkün olmayan güçlüklerle karşılaştı Fakat sevgili Peygamberimize kavuşmanın heyecanı ile bütün sıkıntılardan zevk alarak yoluna devam etti Peygamber efendimiz, beraberlerinde Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer olduğu hâlde Hazret-i Külsüm bin Hedm'in hânesine misâfirdiler Önlerinde de ev sâhibinin getirdiği yaş hurmalar vardı

Hazret-i Süheyb Peygamber efendimizin huzuruna geldiğinde gözü ağrıyordu Yolda çok acıkmış ve susamıştı Bu sebeple Peygamber efendimizin önlerinde hazır bulunan taze hurmalardan yemeye başladı Hazret-i Ömer:
Yâ Resûlullah! Süheyb'i görüyor musunuz, hem gözü ağrıyor, hem yaş hurma yiyiyor, dedi

Birisi sağlamdır
Peygamber efendimiz de Hazret-i Süheyb'e lâtife ile buyurdu ki:
- Gözlerinde rahatsızlık var, yine de hurma yiyorsun

Hazret-i Süheyb de cevaben dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Gözümün birisi sağlamdır Onun hakkını yiyorum

Peygamber efendimiz ve orada bulunanlar, bu cevap hoşlarına gittiğinden tebessüm ettiler Sonra Süheyb başından geçenleri anlattı:

Yâ Resûlallah, Mekke'den, Medîne'ye hicret etmek için yola çıktığım zaman, müşrikler beni yakaladılar Onlara bütün servetimi teklif ettim Onlar da kabûl ettiler Bütün malımı vererek kendimi ve ailemi kurtararak huzurunuza geldim

Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Süheyb kazandı, Süheyb kazandı, Ebû Yahyâ kazandı! Satış kârlı çıktı Satış kârlı çıktı

Sonra Hazret-i Süheyb hakkında nâzil olan:
"İnsanlardan bir kısmı, Allahü teâlânın rızâsını isteyerek O'na ibâdet yolunda kendini ve malını fedâ ederler" [Bekara 207] meâlindeki âyet-i kerîmesini okudular

Hazret-i Süheyb-i Rûmî, nişan almakta ve ok atmakta çok mahir idi Başta, Bedir, Uhud ve Hendek olmak üzere bütün gazâlarda bulundu Çok büyük gayret ve kahramanlıklar gösterdi Buyurdu ki:

- Her zaman, Resûlullahın yanında bulundum Bütün bîâtlerde, bütün gazâlarda ve seferlerde hep yanlarındaydım Hiç bir zaman Resûlullah ile benim aramda bir düşman bulunmamıştır O'na bir zarar gelmemesi için kendi vücudumu siper ettim Bu durum, O âhirete irtihâl edinceye kadar devam etti

Arabım dersin
Bir gün Hazret-i Ömer kendisine takıldı:
- Yâ Süheyb! Oğlunun adı Hamza olduğu hâlde, Ebû Yahyâ ya'nî Yahyâ'nın Babası diye tanınırsın Rûmî olduğun hâlde, Arabım dersin Bir de çok harcıyorsun Niçin?

Hazret-i Süheyb gülerek, şu cevabı verdi:
- Ebû Yahya künyesini, bizzat Resûlullah efendimiz verdiler Soyum Nemr neslindendir ama, Rumların eline esir düşmüşüz Çok harcamama gelince, çok harcıyorum ama, hep Allah yolunda sarf ediyorum Zîrâ sevgili Peygamberimizden duydum, buyurdu ki:
"Sizin hayırlınız, selâmı güzelce alıp veren Bir de, çokca ikâm eden kimsedir"

Hazret-i Ömer, Hazret-i Süheyb'i çok severdi Hazret-i Ömer, Ebû Lü'lû kâfiri tarafından yaralanınca, yerine geçecek halîfeyi seçmek için şûra ehlini tayin edip, yeni halîfe seçilinceye kadar Hazret-i Süheyb'in kendisinin yerine vekil olması ve cenâze namazını kıldırması için vasiyet etti

Hazret-i Süheyb, üç gün müddetle cemaate namazları kıldırdı Bu mukaddes vazîfeyi büyük bir ihtimam ve hassasiyetle yerine getirdi Hazret-i Ömer'in cenâze namazını da kıldırdı Bu esnada gösterdiği dikkat ve itina ile herkesin takdir ve tasvibini kazandı

Hazret-i Süheyb, herkese iyilik eder, çok yemek yedirirdi İkrâm ve ihsânları çok idi 70 yaşında, 658'de Medîne-i münevverede vefât etti Bâki kabristanına defnolundu

Orta boylu, buğday tenli, kırmızı benizli, saçları sık ve siyah, yakışıklı bir zât idi Çocukları Habib, Hamza, Sa'd, Salih, Seyfi, Ubbâd, Osman ve Muhammed'dir

Süheyb'i sevsin
Resûlullah efendimiz Süheyb'i çok severdi Buyurdu ki:
- Bir kimse Allaha ve Ahiret gününe inanıyorsa, bir ananın evlâdını sevmesi gibi Süheb'i sevsin

Süheyb'in babası, Nemr soyundan Sinan, anası Kuayd kızı Selma'dır Hep birlikte Übülle şehrinde yaşıyorlardı Dedesi, Musul civârındaki bu şehrin Hâkimi idi

Günün birinde, Bizanslılar hücum ettiler Çok kimseyle birlikte, Küçük Süheyb de esir düştü Uzun müddet, Rumların elinde kaldı İşte bu yüzden, Süheyb-i Rûmî olarak anılmıştır

O'nu, Mekkeli Abdullah bin Ced'an satın aldı Bir müddet sonra da, iyi hareketlerinden dolayı âzâd etti

Hazret-i Süheyb, orta boylu, kırmızı yüzlü, çok cömert ve lâtifeyi seven bir zât idi Resûlullahın hadîslerine büyük önem verir, hata ederim endişesiyle hadîsleri nakletmezdi Niçin nakletmiyorsun diyenlere buyurdu ki:

- Vallahi ben Resûlullahın hadîslerini bile bile nakletmiyorum İsterseniz gelin size Peygamber efendimizin savaşlarını ve yanlarında bulunduğum sırada gördüğüm şeylerin hepsini anlatayım Fakat, "Peygamber efendimiz şöyle buyurdu" demeye gelince, ben onu yapamam


alıntı

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.