Ruhun Esareti 12

Eski 07-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Ruhun Esareti 12



Ruhun Esareti 12 Öyküsü - Derin Duygular - Mustafa Uslu - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Gül, neler yaptığının farkında değildi İçeri neden aldığını da bilmiyordu Beyninde çelişkiler yumağı örülmüş, çözemiyordu Kelebeğin ateşe sürüklenmesi gibi bir şey miydi? Yoksa Bu karmaşık duygularla mücadele ederken Sulhi Beyin: " Eviniz çok hoşmuş" sözüyle irkildi


"Ayakta kaldınız şöyle buyurun" diyerek baş köşedeki koltuğu gösterdi Kendiside karşısına oturdu Sulhi Bey daha sevecen ve şirin bir sesle:

" Nerde kalmıştık Gül Hanımcığım?" Demesiyle Gül'ün başından kaynar sular dökülmüştü adeta Karşısındaki adam birden farklı bir role bürünmüştü Gül mahcup olduğunu belli etmek istemedi Ayağını ayak üstüne atarak, kendinden emin ciddi , taviz vermeyen bir ifadeyle:


" Banu, olayını konuşuyorduk Ben şizofren olduğuna inanmıyorum Böyle bir mazeretle bu işten kurtulamazsınız"

"Ben de zaten kurtulma çabasında değilim, Olay savcılığa intikal etti Eğer suçlu olsaydım burada olmazdım Değil mi? İçiniz rahat olsun, Banu hayatından çok memnun, ondaki değişimi ve mutluluğu bu akşama gördünüz Bir bakarsın çok yakında evlenirler"


Gül kendinden emin bir bakışla "Söyledikleriniz bana hiç inandırıcı gelmiyor, çok yakında göreceğiz neler döndüğünü" diyerek konuyu kapatmak istedi

Ayağa kalkarak: "Pardon ne alırdınız ? sormayı da unuttum" dedi

" Sulhi Bey koltuğa yaslanıp ve ayak ayak üstüne atıp sıcak bir tebessümle: "Şekersiz bir kahveni alırım" dedi


Gül, "Tabi ki neden olmasın" diyerek mutfağa yöneldi Sulhi Bey, aceleyle yanında taşıdığı çantasını açarak, bir küçük kamera aparatı çıkarıp konsolun üzerindeki çiçeğe yerleştirdi Tekrar hiç bir şey olmamış gibi yerine oturdu Bir yandan da mutfakta ki Güle:


"Babanlar İzmir'den ne zaman dönecekler?" diyerek muhabbet yapmaya çalışıyordu

Gül, ses tonunu yükselterek: " Bilmiyorum birkaç günden dönerler herhalde" derken kahveleri getirdi İkram ettikten sonra kendiside oturdu Sulhi Bey okuldan, hayatının nasıl geçtiğin den malum klasik muhabbetlerle daha sıcak bir bir ortam oluşturma çabası içindeydi Ayağa kalkarak üzerindeki hırkasını çıkarıp yan koltuğa koydu, gömleğinin kollarını iki kat sıvadı


Gül kendi kendine: " Eyvah! Kızım, bu adam mitili buraya attı Kalkmaya hiç niyeti yok" diyerek, içindeki derinlemesine yaşadığı korkuları mırıldandı Sulhi Bey, tekrar yerine oturmayıp Gül'ün yakınındaki koltuğa oturdu Ona çok güzel bir kız olduğunu, kaç tane erkek arkadaşının olduğunu, hayatının da yaşadığı maceralı günleri sormaya başladı


Gül, bu sorulardan son derece rahatsız olmuş İçine kötülüğün kızgın hançeri saplanmış gibi acılar hissetmeye başlamıştı

Sessizce yaklaşan sanki, karanlığın derinliklerinde korkuların ayak izleriydi Kendini vahşi bir şahin karşısında korumasız, bir serçe kuşu gibi hissediyordu

Sulhi Bey aniden Gülün elini tuttu: " Çok çok güzelsin, erkek arkadaşın çok şanslı" diyerek gülün yanındaki koltuğun kenarına oturdu Gül, elini sertçe çekti: Hiddetli bir sesle:


"Sulhi Bey! siz ne yapıyorsunuz? yakıştıramıyorum size, lütfen evimizi terk edin" Dedikten sonra eliyle dış kapıyı işaret etti

Ağustos sıcağında kalmış gibi yüzünde terler belirmeye başlamış, sinirden titriyordu Kendini bir sapığın bilmem kaçıncı kurbanı gibi görüyordu Bu, ruh hastası adamdan kurtulmak için aklından saniyeler içinde bin bir düşünce geçiyordu

Sulhi Bey: " Lütfen sakin olun ben bir şey yapmadım Niçin bu kadar akresif oldunuz anlamıyorum " diyerek ayağa kalktı Gül'e aniden sarılarak onu kıskıvrak sardı Gül, bir ahtapotun sarılması gibi sarılmıştı Çırpınıyor, bir yandan da " Manyak adam! ne yapıyorsun! İmdaattt!" diye bağırmaya çalışıyordu


Sulhi Bey, kendinden geçmiş bir kuduz köpek gibi saldırıyor Kaç aydır senin hayalinle eriyorum Sen, iste yeter ki seninle evlenirim Evimin hanımı olursun Önüne servetimi sererim" Diye yalvarırcasına onu ikna etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu

Gül hala umutsuzca çırpınıyor bağırıyordu: " Babam yaşında adamsın ben seninle nasıl evlenirim Sapık adam! diye ağzına gelen tüm küfürleri, cehennem alevi gibi adamın yüzüne püskürtüyordu Sulhi Bey elini cebine sokarak bir küçük tüp çıkardığı gibi Gül'ün yüzüne sıktı


" Yapma! Lütfen!"diye yalvarırcasına bağırarak kucağına yığıldı kaldı Hala Baba! lütfen yardım et Diye mırıldanıyordu


Sulhi Bey : Sen çok beklersin babanı, onu oraya yollayanda bendim Mektubu da ben yazdım Seninle baş başa kalmak için her şeyi planladım" diyerek pis pis güldü

Gül : " Sen ha! tüm bunları planlayan" derken bayıldı


Sulhi Bey, büyük koltuğa uzattı Şimdi hayallerime kavuşacağım diye mırıldanırken Telefon sesiyle irkildi Çalan telefon Gül'ün telefonuydu


Baktığında arayan Esat yazıyordu Baktığı ile telefonu kapatması bir oldu







Mustafa Uslu

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.