Duyular-Koku Duyusu-Tat Duyusu-Dokunma Duyusu-öbür Duyular

Eski 07-01-2009   #1
Şengül Şirin
Varsayılan

Duyular-Koku Duyusu-Tat Duyusu-Dokunma Duyusu-öbür Duyular



Duyular-Koku Duyusu-Tat Duyusu-Dokunma Duyusu-öbür Duyular



Çevremizde olup bitenleri duyularımızla algılar, nesneleri duyulanınızla ayırt ederiz, insanda ve hayvanların çoğunda görme, işitme, koku, tat ve dokunma gibi beş temel duyu vardır Bu duyularla edinilen bilgiler {duyumlar) somut biçimde algılandığı için, gördüğümüzün, işittiğimizin, dokunduğumuzun, koku ve tat aldığımızın her an bilincindeyizdir

Oysa dış dünyadaki ve vücudumuzdaki değişiklikler üstüne bilgi edinmemizi sağlayan hareket, basınç, denge, ısı ve ağn duyuları, bu değişiklikler bizi rahatsız edecek kadar belirgin olmadığı sürece ön plana çıkmaz Bu maddede, bize çok tanıdık olmayan bu duyular ile koku, tat ve dokunma duyuları ele alınacaktır Görme ve işitme duyuları ise, bu işlevleri üstlenmiş temel duyu organları olan GÖZ ve KULAK maddelerinde anlatılmıştır

Koku Duyusu

Öbür işlevlerinin yanı sıra, burnun temel görevlerinden biri de kokuları ayırt etmektir {bak Burun) Koku alıcıları denen özel sinir hücreleri burnun içinde, organın tam tepesine ve gerisine rastlayan bölümde bir katman oluşturacak biçimde yerleşmiştir Burada, yaklaşık bir posta pulu büyüklüğünde yer kaplayan 5 milyon kadar koku hücresi bulunur Bazı nesnelerin, sözgelimi bir gülün ya da yanan bir kömür parçasının kokulu olması havaya küçük parçacıklar yaymasından ileri gelir Normal olarak soluk alırken, burun deliklerimizden giren havanın çoğu doğrudan boğazımıza gittiği için çok az koku alırız ya da hiç almayız Oysa burnumuzu kokulu bir cisme yaklaştırıp havayı iyice içimize çektiğimizde, burnun içindeki dokular açılıp genişleyerek duyu hücrelerinin bulunduğu üst bölüme daha çok hava gitmesini sağlar

Böylece
koku parçacıkları çevreye dağılmadan bu hücrelere ulaşır; burnun içindeki hücrelerin salgıladığı sümüksü maddede (mukusta) çözünür ve kokunun türüne göre belirli hücreleri uyarır Bu durumda kokuyu olanca keskinliğiyle algılayabiliriz Kokunun kaynağına ne kadar yaklaşılırsa havadaki koku parçacıkları da o kadar yoğunlaşır İnsanların biraz çaba göstermekle 3000'in üstünde kokuyu tek tek ayırt edebilecekleri sanılıyor

Yaşamını sürdürebilmek için avlanmak ya da daha güçlü düşmanlarına yem olmamak için sürekli çevresini kollamak zorunda olan hayvanların koku duyusu insanlarınkinden çok daha güçlüdür Rüzgârın esiş yönü uygun olduğunda, bir geyik 800 metre ötedeki bir avcının kokusunu alabilir Köpekler bir tavşanın ardında bıraktığı hafif kokuyu ya da koşarken ezip geçtiği otların kokusunu alarak iz sürebilirler Koku duyusu bu kadar gelişmemiş olan insan, üstelik duyduğu kokulara kolayca alışır Hafif bir kokuyu birkaç dakika kokladıktan sonra artık o kokuyu duymaz oluruz

Tat Duyusu

Tat alıcıları ağzın içinde, tat tomurcukları denen küçük hücre kümeleri halinde toplanmıştır Bu tomurcukların çoğu dilin üzerinde
bulunur; bir bölümü de ağız boşluğunun içine ve boğazın gerisine doğru dağılmıştır Erişkin bir insanda, her biri yaklaşık 30 duyu hücresinden oluşan 9000 kadar tat tomurcuğu vardır Çocuklarda bu sayı daha fazladır

Yiyecek ve içecekler tatlı, tuzlu, ekşi, acı gibi dört temel tadın ve çeşitli kokuların bir karışımıdır Aslında yiyeceklerin tadı daha çok kokularla belirginleşir Üşüttüğümüz için burnumuz tıkalı olduğunda yiyeceklerin kokusunu alamayız, bu yüzden yiyip içtiklerimiz bize tatsız gelir Katkısız şekerli suyun tadından da pek hoşlanmayız, ama içine biraz çilek kokusu katıldığında bu içeceğin "tadı değişir" ve hoşumuza gider
Ağzımızda değişik tatları algılayabilen ayrı ayrı tat tomurcukları vardır Tatlıya ve tuzluya duyarlı olan tomurcuklar en çok dilin ucunda, ekşiye duyarlı olanlar iki yanında, acıya duyarlı olanlar ise arka bölümünde toplanmıştır

Dokunma Duyusu

Bir cismin nerede bulunduğunu, biçimini, dokusunu, örneğin sert mi yumuşak mı, pürtüklü mü yoksa kaygan ya da yapışkan mı olduğunu dokunma duyumuzla anlarız Dış dünyayı ve nesneleri tanımamızda çok önemli rol oynayan bu bilgiler bütün vücudumuzu saran derideki duyu sinirleriyle beynimize ulaşır (bak Deri) Ama vücudumuzun her noktası bu açıdan aynı duyarlıkta değildir Örneğin kolumuzun üst bölümünde hafifçe dolaştırılan ince bir tüyü bazen hiç hissetmeyebiliriz Çünkü, deriye gömülü olan dokunma alıcıları, yani duyu sinirlerinin uçları bu bölümde oldukça seyrektir ve deriye değdirilen tüy bu alıcıların bulunmadığı yerlere rastlayabilir Oysa ellerimizdeki ve yüzümüzdeki alıcılar birbirine çok yakın gruplar halinde kümelenmiştir; özellikle parmak uçlarındaki derinin her santimetre karesinde 150'den çok dokunma alıcısı bulunur

Öbür Duyular


Sıcaklık Duyusu
Sıcaklık duyusundan sorumlu olan alıcılar da gene derinin her yanına dağılmış olan duyu sinirlerinin uçlarıdır Bunlardan bazıları sıcağı, bazıları soğuğu algılar Aslında insanda sıcaklık duyusunun sınırları çok dardır Isı çok yükseldiği ya da donma noktasının altına düştüğü zaman insanın soğuk ya da sıcak duyumları daha çok bir ağrı duyumuna dönüşür Üstelik öbür duyuların çoğunda olduğu gibi sıcaklık duyusunda da daha önce edinilmiş duyumların etkisi kolay kolay silinmez Örneğin bir elimizi soğuk suya, öbürünü sıcak suya sokup birkaç dakika beklettikten sonra ikisini de hemen ılık suya tuttuğumuzda, ılık su, soğuk sudan çıkan elimize sıcak, sıcak sudan çıkan elimize soğuk gelecektir

Ağrı Duyusu Ağrı duyusu tehlike işareti vererek bizi uyardığı için sağlığımız açısından çok önemlidir Bu duyu olmasaydı insan hiç farkına varmadan sürekli olarak bir yerlerini kesebilir, yakabilir ya da incitebilirdi Hastalandığımızı haber veren de gene ağrı duyuşudur Ağrı verici uyarıları alabilen duyu sinirlerinin uçları derinin büyük bölümünde nere

deyse aralıksız denecek kadar sık yerleşmiştir Yalnız vücudun bazı yerlerine, örneğin bacaklann dize kadar olan bölümünün (uylukların) dış yüzüne bir iğnenin ucuyla dokunarak hiç ağrı duyulmayan noktalar saptanabilir Ama iğne iyice batırıldığında daha derindeki bir sinire rastlayacağından ve sinirlerin çoğu da ağrıya duyarlı olduğundan bu duyarsız noktalar bulunamaz

Hareket Duyusu Bu duyu aracılığıyla edindiğimiz duyumlar öbürleri kadar somut olmadığından hiç farkına varmayız; oysa beynimiz en küçük bir hareketi bile bu duyumlara dayanarak yönlendirdiği için bu duyunun önemi çok büyüktür Kaslardaki ve kirişlerdeki bazı duyu sinirlerinin uçları her kas ya da kiriş lifinin gevşemesine, kasılmasına ilişkin bütün bilgileri beyne iletir; beyin de kol ve bacaklann hareketlerini denetlemek, vücudun dik durmasını sağlamak üzere bu bilgilerden yararlanır Kısacası hareket duyusu olmasaydı insanın bütün hareketleri sarsak ve düzensiz olurdu
Gözlerimiz kapalıyken bir elimizi örneğin yana doğru büküp, parmaklarımızdan birini kıvırdıktan sonra gözlerimizi açmadan öbür elimize de aynı konumu verebiliriz İşte bunu sağlayan hareket duyuşudur

Kas ve eklemlerdeki kasılma alıcıları parmakların ne kadar bükülmüş olduğunu beyne bildirir; böylece beyin öbür elin parmaklarının da aynı biçimde bükülmesini sağlar Kısacası, piyano çalmak, daktilo makinesi kullanmak ya da dantel örmek gibi beceri gerektiren hareketler bu duyunun yardımı olmaksızın yapılamaz
Ayak tabanlarındaki ve vücudun başka bölümlerindeki duyu hücreleri de dik durmamıza ve sözgelimi paten yaparken ya da dar bir yerde yürürken dengemizi korumamıza yardımcı olur Bu hücreler ayak tabanının çeşitli bölümlerine ne kadar basınç bindiğini saptayarak vücudun hangi yana eğildiğini beyne bildirir

Düşmek üzere olduğumuzu haber vererek vücudumuzu düzeltmemize yardımcı olan da gene bu duyudur
Denge Duyusu Denge sağlamamızda hareket ve görme duyularımıza da önemli görevler düşer, ama asıl denge organı içkulaktadır (bak Kulak) İçkulaktaki iki küçük boşluğun içini döşeyen duyu hücreleri, başın her hareketinde ve konumunda şiddeti değişen yerçekimi kuwetine son derece duyarlıdır Ayrıca, gene içkulaktaki üç küçük yarımdaire kanalının içini dolduran sıvı başın en küçük hareketinde çalkalanır Bu sıvının, kanalların içini döşeyen duyu hücrelerine doğru akmasıyla hücreler başın hangi yöne eğildiğini beyne bildirir Böylece kendi çevremizde döndüğümüz zaman dengemizi koruyabiliriz

Bütün bu duyu alıcıları ve duyu sinirlerinin uçları, aldıkları uyarıları duyu sinirleri aracılığıyla beyne iletir Bu mesajı, yani sinir iletisinin şiddetini ve vücudun neresinden geldiğini yorumlayan beyindir

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.