Hz. Harun'un Hayatı

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hz. Harun'un Hayatı



Hz Harun'un Hayatı

Hz Harun, İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerdenHz Mûsâ'nın ana-baba bir büyük kardeşidir Hz Harun, İsrailoğulları'nın erkek çocuklarının öldürülmeye başlanıldığı dönemden önce dünyaya gelmiştir[1][2] Babasının ismi, İmrân bin Yasher'dir Soy îtibâriyle Hz Yâkûb'un oğullarından Lâvî'ye dayanır Hz Harun, Mısır'da doğdu ve Hz Mûsâ'dan üç yıl önce Tûr-i Sinâ'da vefât etti[3]
Hazret-i Harun, Musa aleyhisselâm'ın ana-baba bir kardeşi ve peygamberlik görevlerinde yardımcı (veziri) idi Çok güzel ve beyaz yüzü, konuşması açık-seçik, yumuşak huylu bir zat idi[4] Hz Musa'dan daha uzun boylu, daha etli, daha beyaz tenli, daha geniş sırtlı olup açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi Alnında da bir ben vardı[5]
Hz Yusuf'un vefatından sonra Mısır'da yasayan İsrailoğulları ve diğer insanlar, bir müddet onun gösterdiği yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikati unuttular Bu arada Mısır'ın idaresi Kıbtîlerin eline geçti Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı Kıbtîler, İsrailoğulları'nı hor görmeye başladılar Onları ağır, zor işlerde kullandılar İsrailoğulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz Yakub'un oğullarına nispetle on iki kola ayrılıyordu Onlar Kıbtîlerin zulmünden kurtulmak istiyorlardı Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerine rağmen onlara izin verilmemekteydi
Her dönemde olduğu gibi, o dönemin Firavun'u da zulmü temsil ediyor ve insanları eziyet altında inletiyordu İsrailoğulları'nın çogalması, Kıbtîleri ve onların hükümdarı Firavun'u endişelendiriyordu Onlar, İsrailoğulları'nın isyan ederek kendilerine zarar vermesinden korkuyorlardı[1][2]

Hz Hârûn, İsrâiloğulları üzerine Firavun'un ve kıbtîlerin zulüm ve baskılarının arttığı sırada doğdu Çocukluğu ve gençliği, Mısır'da geçti Hz Mûsâ'ya peygamberlik emri bildirildikten sonra, Hz Hârûn'a da peygamberlik emri bildirildi Hz Mûsâ ile birlikte Firavun'a gitmeleri, onu ve avânesini Allah-ü teâlâya îmâna dâvet etmeleri emredildi Hz Hârûn, Hz Mûsâ ile birlikte Firavun'u ve adamlarını hak dîne inanmaya dâvet ettiler Kendisinin tanrı olduğunu iddiâ eden ve insanların kendisine secde etmelerini isteyen Firavun, Hz Mûsâ ve Hz Hârûn'un dâvetini ve îzâhlarını kabul etmedi İlk önce alay edip hakâret dolu sözler sarf etti Hz Mûsâ'ya inananlara ve İsrâiloğulları'na korkunç zulümler yaptırdı İsrâiloğulları, durumlarını Hz Mûsâ ve Hz Hârûn'a bildirip, duâ istediler Allah-u teâlâ, Firavun ve kavmine îkâz olarak musîbetler gönderdi Hz Mûsâ ve Hz Hârûn, Allah-u teâlânın emriyle İsrâiloğulları'nı Mısır'dan çıkarıp, Kızıldeniz'den yürüyerek Sina Yarımadasına geçtiler Firavun ve ordusu da geçmek için denize yürüyünce, küfür ve azgınlıklarının cezâsı olarak, boğulup helâk oldular

Hz Mûsâ, kavmiyle berâber Tih Sahrasındayken Allah-u teâlâdan gelen vahiyle Tevrât-ı şerîf'i almak üzere Tûr Dağına gittiği sırada Hz Hârûn'u yerine vekil bıraktı Hz Mûsâ, Tûr Dağındayken, İsrâiloğulları, Hz Hârûn'u dinlemeyip Sâmirî adında bir münâfığın hîlelerine kapılarak, yaptıkları altın buzağı heykeline taptılar Hz Hârûn, kavminin bu câhilce ve azgınca hareketi karşısında onlara nasîhatlerde bulunduOnları bu inanış ve hareketlerinden uzaklaştırmaya çalıştıOnun nasîhat ve uyarılarını bir kısmı kabul ettiyse de bir kısmı kabul etmedi Hz Hârûn'u tehdit ettiler Hz Hârûn, kendisine tâbi olan 12000 kişiyle birlikte onların içinden ayrılmak veya onlarla sert bir şekilde mücâdele etmek istedi Fakat Hz Mûsâ'nın, “İsrâiloğullarını parçaladın, birbirinden ayırdın!” diyeceğini düşünerek, bu işten vazgeçti Hz Mûsâ'nın Tûr'dan dönmesini bekledi

Hz Mûsâ, Tûr Dağından dönüşünde kavminin altın buzağı heykeline taptığını görünce çok üzüldü Bu hâlin sebebini Hz Hârûn'a sordu Hz Hârûn da İsrâiloğulları'nın kendisini dinlemediklerini ve kendisini ölümle tehdit ettiklerini, Sâmirî adında bir münâfığa uyarak bu yola saptıklarını bildirdi Hz Mûsâ, Sâmirî'ye bedduâ etti ve İsrâiloğulları'nın tövbe etmelerini bildirdi İsrâiloğulları, Hz Mûsâ'nın dediklerini kabul ettiler ve tövbe ettiler Bu mücâdeleler sırasında Hz Hârûn da Hz Mûsâ'yla birlikte gayret etti Allah-u teâlâ, Hz Mûsâ'ya kavmini toplayıp, Arz-ı Mev'ût denilen bölgeye (Filistin ve Şam bölgesi) götürmesini ve puta tapan Amâlika kavmiyle savaşmasını emretti İsrâiloğulları, o beldelerde zâlim ve kuvvetli hükümdârların bulunduğunu ileri sürerek harbe gitmediler Allah-u teâlâ, bu isyânları sebebiyle İsrâiloğulları'na kırk yıl müddetle Arz-ı Mev'ûd'a girmeyi haram kıldı İsrâiloğulları, bu kırk sene içinde Tih Sahrâsında şaşkın ve perişan şekilde dolaştılar Bu sırada Hz Hârûn da Hz Mûsâ ile birlikte İsrâiloğulları'nın sıkıntılarına sabretti

Hz Hârûn, İsrâiloğulları'nın nankörlükleri üzerine, Cenâb-ı Hakk'ın kendilerini Tih Çölünde kalmaya mahkûm ettiği 40 senenin sonlarına doğru, Hz Mûsâ'dan birkaç sene veya bir rivâyete göre üç sene evvel vefât etti Kabrinin nerede olduğu husûsunda çeşitli rivâyetler vardır[3]
Bir rivayete göre, Allah-u Teâla, Hz Musa'ya Hz Hârun'u vefat ettireceğini, onu dağa getirmesini bildirdi Hz Musa, Hz Hârun'un elinden tutarak dağa çıktılar Hz Hârun'un Sibr ve Sibbîr adındaki oğulları da yanlarındaydılar Dağın üzerinde görülmemiş güzellikte bir ağaç, yapılmış bir ev, evin içinde bir sedir ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu Hz Musa ile birlikte Hz Hârun, yatağın üstüne yattılar Allahu Teâla, Hz Hârun'un ruhunu bu halde iken aldı, sonra ağaç kayboldu, ev ve sedir semâya yükseldi Hz Musa, Hârun (as)'un cenaze namazını orada kılarak onu dağa defnetti Yahudiler, bu dağa "Tûr-u Hârun" adını vermişlerdir[6]

Hz Hârun'un Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yüz on yedi, yüz yirmi veya yedi yüz yirmi üç yaşında olduğu söylenir[7][1]
Diğer bir rivayete göre Hz Harun, Hz Musa'dan yedi ay önce veya üç sene önce, yüz yirmi üç yaşında olduğu halde Tiyh sahrasında ölmüştür Tûr-i Sîna civarında "Mürran" dağındaki bir mağaraya gömülmüştür[4]

Hz Hârûn ile ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'in Mâide, A'râf, Yûnus, Tâha, Furkan, Şuarâ, Kasas, Saffât sûrelerinde bilgi verilmektedir[3]
Musa ile Harun'dan sonra, Hazret-i Musa'nın halifesi bulunan ve sonradan kendisine peygamberlik verilen Yuşa aleyhisselâm, İsrail Oğullarını alıp çölden çıkarmış ve Kenan ilini Kenanî'lerden almış, Şam diyarını fethetmiştir

Yuşa aleyhisselâm yirmi sekiz sene kadar İsrail Oğullarına hakim olup yüz on yaşında vefat etmiştir Kendisinden sonra, on altı kadar hakim daha gelip İsrail Oğullarına reislik yapmışlardır Bunların sonuncusu, "İşmuil" aleyhisselâmdır Bu zatların idareleri, (493) sene kadar sürmüştür Bu zamana "Harimler devri" denilir Sonra İsrail Oğulları, kendilerine "Talût" adındaki bir zatı hükümdar tayin ettiler Bu tarihten sonra da, İsrailoğulları arasında "Melikler Devri" başlamıştı[4]

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.