Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
balikesir, gidilir, içilir, tanıtımı, yenir

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Genel Bilgi



Marmara Bölgesi'nin Güney marmara Bölümünde yer alan Balıkesir'in kuzeyinde Marmara Denizi, güneyinde izmir ve Manisa, güneydoğusunda Kütahya, doğusunda da Bursa illeri bulunur Marmara Denizi'ndeki Marmara, Türkeli, Paşalimanı adaları ile Ege Denizi'ndeki Alibey (Cunda) adaları da il sınırları kapsamındadır Marmara Denizi'ne doğru çıkıntı yaparken batısında da Edremit Körfezi Ege kıyısında geniş bir girinti oluşturur Balıkesir, fazla engebeli bir araziye sahip değildir Toprakları genellikle büyük ölçüde dalgalı, alçak sırtlarla yarılmış bir plato görünümündedir Güney ve doğuda daha da yükselen platonun dağlarla arasında kalan kesimleri, ovalar içermektedir İlin kuzeybatısında Karadağ (764 m), Erdek ve Bandırma Körfezinin güneyinde Edincik Dağı (360 m), Kapıdağ Yarımadasındaki Adamkaya Tepesi (803 m), Sususrluk ve Kocaçay vadileri arasında Sularya (600 m) ve Gelçal (881 m) tepeleri belli başlı engebeleridir Balıkesir'in en önemli yükseltisi ise, güney ve doğu kesimindeki, Kütahya sınırının bir bölümünde uzanan Alaçam Dağlarının en yüksek yeri olan Tilki Tepesi'dir (1625 m) İlin güneybatısında İzmir sınırında uzanan Madra Dağlarının yüksekliği 1388 mye ulaşır Edremit Körfezi'nin güneyindeki Kaz Dağının (İda Dağı) yüksekliği ise 1767 mdir İl sınırları içerisinde Balıkesir, Manyas, Gönen, Edremit, Burhaniye, Ayvalık, Sındırgı, İvrindi ve Sususrluk Ovaları bulunur Balıkesir su kaynakları yönünden de oldukça zengindir Susurluk Çayı, Gönen Çayı, Koca Çay, Havran Çayı belli başlı akarsularıdır Kuş Cenneti, Ulusal Parkı içerisinde yer alan Manyas Gölü, Çaygören Baraj Gölü ve Tabak Gölü de başlıca gölleridir Orman örtüsü ilin büyük bir kısmına egemendir Doğu kesimlerinde ve kıyıdaki dağlık bölgelerde çam, meşe, gürgen, ıhlamur ve kestane ağaçlarından oluşan ormanlar bulunmaktadır Ege kıyılarında ise daha çok Akdeniz bitki örtüsünün izleri görülmektedirMarmara Denizi ve Manyas Gölü deniz ürünleri yönünden önemlidir



Yüzölçümü 14456 Km² olan Balıkesirin 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan sayıma göre toplam nüfusu 1076347dir
Balıkesir ekonomik yönden Türkiye'nin en gelişmiş illeri arasındadır Ekonomik etkinliği tarıma dayalıdır Zeytinyağı ve sabun üretiminden kaynaklanan sanayi kuruluşları bulunmaktadır Zeytin başta olmak üzere her türlü tarımsal ürün yetiştirilmektedir Şeker pancarı, tütün, ay çiçeği, pamuk, susam, elma, armut ve kış sebzeleri üretilmektedir Hayvancılığın bazı kolları çok gelişmiştir Sığır, koyun ve tavuk yetiştirilmesi bunların başındadır Kültür sığırı açısından da Türkiye'nin başta gelen merkezlerindendir Arıcılık da yörede önem kazanmıştır
Balıkesir isminin kökeni yöredeki bir yerleşim alanı olan Achiraus'dan geldiği söylenmektedir Sonraki yıllarda Roma İmparatoru Hadrianus'un avlandığı bu bölgeye Hadrianoptherai denilmiştir Bir başka iddiaya göre de Balıkesir ismi, imparatorun Paleocastra isimli şatosundan gelmektedir Selçuklular zamanında buraya Bulak Hisar veya Balık Hisar denilmiştir
Balıkesir'in tarih öncesine ait bilgiler yeterli olmamakla birlikte son yıllarda bu bölgede yapılan kazı ve araştırmalar yoğunlaşmıştır Yapılan bu kazılarda İlk Tunç Çağından kalma buluntularla karşılaşılmıştır2000'lerde Bithynialılar buraya yerleşmişlerdir Hitit metinlerinde Assuva olarak anılan Batı Anadolu'nun bu bölgesi, antik çağda Mysia diye anılmakta idi MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur IVTruva katında (MÖ 1800-1250) antik çağda ismi İda olan Kaz Dağları eteklerinde geçen efsanevi Truva Savaşları bölge halkını da derinden etkilemişti Homeros'un Odeseus'unda anlatılan Argonotlar Arteka (Erdek) ve Kyzikos'a bu dönemde geldiler MÖ 1200'de Anadolu'nun batısındaki halkların başlattığı Deniz Kavimleri Göçü sırasında Yunanistan'dan gelen topluluklar burada buldukları alanlara yerleştiler MÖ 600'lerden itibaren Mysia bölgesi de Pers İmparatorluğu etkisi altına girdi Batı bölgesi satraplık merkezi Deskileion (Ergili Köyü) idi MÖ 546-547'de Persler Atina tarafını tutan bütün Adramytion'luları öldürdüler MÖ 500'de Persler'e karşı yapılan Ionia ayaklanmasına Balıkesir bölgesindeki antik kentler de katıldılar Persler 494'de bu isyanı bastırdıktan sonra, Mysia'da bulunan kentler de cezalandırdılar MÖ 480'de Pers İmparatoru Kserkses Yunanistan üzerine sefere çıkarken Mysia bölgesinden geçti (Maraton Savaşı) MÖ 478-477 Mysia kıyılarındaki şehir devletleri de Aktika-Dellos deniz birliğine katıldılar MÖ 410 Kyzikos'u saran Persler'e karşı yardıma gelen Atinalı Alkibiades Bandırma Körfezinde yaptığı deniz savaşını kazandı
MÖ 334'de Büyük İskender Çanakkale Boğazı'ndan Anadolu'ya geçti Büyük İskender, Biga yakınlarında Granikos Çayı'nda IIIDareios'un Pers ordusunu yenmiştir Bundan sonra bölge Persler'den temizlenmiş ve Makedonyalıların hakimiyeti altına girmiştir MÖ 323 İskender'in Babil'de ölümü üzerine generalleri arasında çıkan savaşlardan sonra Mysia bölgesi Selevkos'lara bağlandı MÖ 238-263'te Pergamon Krallığı'nın hakimi olan Attaloslar döneminde bölge, Pergamon yönetimine girmiştir MÖ 133'te Pergamon Kralı IIIAttalos'un vasiyeti üzerine bölge, Roma hakimiyetine geçti MÖ 88'de Adramytion hakimi Diador, Pontus Kralı Mitridates'in tarafını tutarak çevrede bulunan Latince konuşan binlerce insanı öldürttü Sonra da Romalıların intikamından korkarak intihar etti Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra (MS 395) buraları da merkezi Bizans olan Doğu Roma yönetiminde kaldı Bu devirde Balıkesir ve çevresi Bizans eyalet sistemi içinde Obsikion Theması teşkilatı içinde kaldı Körfez bölgesi bu thema içinde Noecastron Theması'na bağlı idi MS 670'de İstanbul'u kuşatmaya gelen Arap ordusu Kyzikos'u ele geçirerek yedi yıl burada kaldılar 718'de ikinci defa İstanbul'u kuşatmaya gelen Ararplar Bergama ve Edremit bölgesini yağmaladılar
Malazgirt Savaşı'ndan (1071)sonra, Süleymen Şah Balıkesir bölgesine gelerek Kyzikos'u ele geçirdi(1080), 1081'de Ulubat gölü kıyısında bir Bizans ordusu yok edildi Kyzikos ve Poimanenon (Manyas) Türklerin elinde kaldı 1085'de Süleyman Şah doğuda savaşırken emirlerinden İlhan Bey kısa süre önce ellerinden çıkmış olan Kyzikos, Apollonia, Poimanenon ve Edincik dolaylarını geri aldı 1086'da Vezir Ebu Kasım, Süleyman Şah'ın ölümü üzerine ayaklanan bazı emirleri bastırıp birleştirdi Buraya yerleşen Türkmen beylikleri ilk kez denizcilikle uğraşmaya başladılar 1090'da Bizans İmparatoru 1 Aleksios Komnenos Mysia'da yerleşmeye çalışan Türkmenler üzerine kumandan Eufuryanis Alexaders'i yolladı Apollonia'yı kuşatan Bizanslılar kanlı savaşlardan sonra kale kumandanı İlhan'ı iç kaleye sığınmak zorunda bıraktılarBu olayı duyan Türkmenler yardıma gelince Bizanslılar geri çekildiler Ertesi yıl Bizans ordusu, önce Kyzikos'u aldı, sonra bir baskınla Apollonia'yı da ele geçirerek kaledekilerle birlikte kumandanı da esir etmişlerdir
Vezir Ebu Kasım'ın kardeşi İlgazi İznik'te baş kaldırınca (1092), IKılıçaslan tarafından yenilgiye uğratılarak Marmara kıyıları ve Edremit körfezi'ne kadar olan yerler ele geçirildi Buradan Ege adalarına ve Midilli'ye akınlar yapıldı Aynı yıl İzmir emiri Çaka Bey'de Edremit'ten Abydos'a kadar olan kıyıları zaptetti Ne var ki Haçlı seferleri sırasında buradaki Türkmen boyları etkisiz hale getirildi ve bundan sonra, yöreye hakim olan Bizanslılar Türkmenlerin ilerlemesi karşısında fazla direnemedilerse de bölge Bizanslılar ile Türkmenler arasında sürekli el değiştirdi Sonunda 1280 yıllarında Karasi Beyliği Germiyanoğlu yakup bey ile beraber Mysia bölgesine girdiler ve buraya hakim oldular
XIVyüzyılın başlarında Karasi Beyliği merkezi Balıkesri olmak üzere burada kuruldu Karasi Beyliği önce Anadolu Selçuklularına, 1308-1335 yıllarında da İlhanlılara bağlı kaldı karasi beyliğinin toprakları 1345'te Osmanlıların eline geçmiştir XVI yüzyıl ortalarında Celali Ayaklanmaları burada meydana gelmiştir XV-XIXyüzyılları arasında Balıkesir Anadolu eyaletine bağlı bir sancak konumundaydı XVIIIyüzyılın ikinci yarısında merkezi otoritenin zayıflaması ile birlikte, burası çeşitli ayaklanmalara sahne olmuştur 1836 yılında yeni oluşturulan Hüdavendigâr Müşirliğine, 1840'da Hüdavendigâr eyaletine bağlanmış, 1845'te merkezi Manisa'da olan Saryhan eyaletine katılmıştır Balıkesir 1888'de kısa bir süre içerisinde vilayet olmuştur IIMeşrutiyetten sonra yeniden sancak olarak yönetilmiştir IDünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında yöre, önemli olaylara sahne olmuştur İzmir'in işgalinden sonra Yunan ilerlemesine karşı burada toplanan Balıkesir Kongresi'nde direnme kararı alınmış ve Kuvayı Milliye ile birlikte başarılı direniş yapmışlardır Balıkesir'de Yunan işgali 30 Haziran 1920'den 6 Eylül 1922'ye kadar sürmüştür İstiklâl Savaşı'ndan sonra 1923 yılında il merkezi olmuş ve 1926 yılında Karesi ismi Balıkesir olarak değiştirilmiştir
Balıkesir yöresinde Adramytteion Thebai, Adramyttion, Akhyraous, Antandros, Artaka (Erdek), Artemea, Astyra, Aureliane (Havran), Daskleion, Hadrianoutherai, Koryhantis (Coryphas), Kytonion, Kyzikos, Passandra, Poimanenon (Eski manyas), Podoselene, Prokennesos (Marmara Adası), Pyrrha, Zeleia (Sarıköy) antik kentleri bulunmaktadır
Tarihi yapılar yönünden oldukça zengin olan yörede, Yıldırım Külliyesi (Eski Cami), Zağanos Paşa Külliyesi (1461), Yeşilli Cami (Hisariçi Camisi), Tahtalı Cami (1452), Hakkı Çavuş Camisi (1352), İbrahimağa camisi, Hacıömer (Martlı) Cami (1571), Hacı Ali Bey Camisi, Karaoğlan Camisi, Kasaplar Camisi, İbrahimbey Camisi (1466), Sefer Ağa Camisi, Vicdaniye Camisi, Eminağa Camisi (1897), Çınarlı Cami (1905), Alaca Mescid Camisi, Umurbey Camisi, Hamidiye Camisi (1898) Şeyh Lütfullah Camisi, Hacı Kaya Cami, Kırımlılar Camisi (1862), Kayabey Camisi (1907), Ali Suuri Medresesi, Karasi Bey Türbesi, Hayrettin Efendi Türbesi, Sinan Efendi Türbesi (XVyüzyıl), Paşa Sultan Türbesi (1472), Balım Sultan Türbesi, Hasan Baba Türbesi, Çırpıllı Dede Türbesi, Fatma Sultan Türbesi,Yıldırım Köprüsü, Paşa Hamamı (1461) ve Saat Kulesi bulunmaktadır Bunların yanı sıra da yörede çeşitli kaplıcalar, mesire yerleri ile müzeler bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Gezgin Gözüyle



Balikesir ili, Ankara ve İstanbul'u İzmir'e bağlayan karayolu üzerinde bir transit merkezi durumundadır Bursa-Ankara-İstanbul, İzmir ve Çanakkale illerine düzgün asfalt yollarla bağlıdır Ayrıca İstanbul üzerinden feribot ve deniz otobüsü ile ulaşılabildiği gibi, Körfez Havaalanı ve Balıkesir Havaalanının hizmete girmesiyle İstanbul havayolu bağlantısı da bulunmaktadır Marmara ve Ege Denizi' ne kıyıları olması nedeniyle, zengin bir potansiyele sahiptir Ege kıyılarında ( Alibey Adası, Sarımsaklı) - Burhaniye (Ören) - Edremit ( Akçay, Altınoluk ), Marmara kıyılarında ise Gönen (Denizkent)" Bandırma, Erdek ve Marmara (Avşa, Türkeli) turizme hareketlilik kazandıran yörelerdir Ayrıca, kaplıcalar, Kuşcenneti Milli Parkı, Kaz Dağları ve Kapıdağ bölgesi turizmine çeşitlilik kazandırmaktadır
KAPLICALAR:Balıkesir ili termal kaynak bakımından dünyanın radyoaktivite oranı en yüksek şifalı sularına sahiptir Edremit Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Kaz Dağları tabiat güzellikleri, tarihi güzellikleri, tarihi değeri, manzara seyri, fauna-flora zenginliği ve bol su kaynakları ile büyük bir değere sahiptir Kaz Dağları'nda, Balıkesir merkezine uzaklığı 125 km uzunluğu 30 km olan Şahinderesi Kanyonu Jeep Safari veya Off-road için uygun mekanlardır Ayrıca uluslararası alanda popüler hale gelen ve ülkemizde de giderek ilgi görmeye başlayan Yamaç Paraşütü'nün burada yapılma imkanı vardır Kapıdağ (Erdek), Alaçam Yaylası (Dursunbey), Hisartepe (Bigadiç), Hanlar Yaylası (Edremit), Madra Dağı (İvrindi), Sındırgı Kertil ve Sıdan Yaylaları dağcılık ve trekking parkurlarıdır
PAMUKÇU KAPLICALARI: Balıkesir'e 18 km İzmir karayoluna ise 3 km uzaklıktadır Kimyasal değerlendirmelere göre su sülfat klorürlü bir nitelik taşımaktadır Kışın 50-55'C olan su sıcaklığı yaz aylarında artmaktadır Cilt hastalıklarına, içildiğinde mide rahatsızlıklarına, romatizmal hastalıklara, kadın hastalıklarına, üst solunum yollarının kateral rahatsızlıklarına iyi gelmektedir Pamukçu kaplıcalarında 60 odalı bir tesis bulunmakta ve Pamukçu Belediye Başkanlığı tarafından işletilmektedir



BALPAŞ TERMAL TESİSLERİ: Balıkesir'e 10 km uzaklıkta, İzmir karayoluna 500 m uzaklıktadır İnşaatı devam etmekte olan tesis, 3 yıldızlı Turizm Yatırımı Belgesi' ne sahip olup 193 yatak kapasitelidir İnşaatı tamamlandığında otelin banyolarında termal su ve özel havalandırma sistemi, Kür merkezinde ise özel banyoları, fizik tedavi birimleri, sualtı masajları, Türk hamamı, jimnastik salonu, çamur kürü, doktor ve hemşire odaları ile laboratuarları bulunacaktır Su, Pamukçu Kaplıca suyu özelliklerini taşıdığından aynı hastalıkların tedavisinde kullanılabilecektir
GÖNEN KAPLICALARI: Gönen ilçesindeki kaplıcanın çok eski bir tarihi vardır Kaplıca Mısırlılar, Romalılar ve Bizanslılar zamanında işletilmiştir Yörede yapılan kazılarda çıkarılan termalizmle ilgili tarihi eserler Gönen Açık Hava Müzesi'nde bulunmaktadır Doğa kaplıca sularına 275 metre derinlikte kaptaj yapmış, atmosfer sularından ayırmıştır Bu nedenle kaplıca suyu dünyada çok az rastlanır bir biçimde saf, temiz ve özelliklerini yitirmeden kalmıştır Suyun sıcaklığı 73oC olup, hem banyo hem de içilmek suretiyle yararlanılmaktadır Su buharının solunması müzmin üst ve alt solunum yolları iltihaplarının, mineralli suyun içilmesi, mide ve 12 parmak ülseri, hazımsızlık, safra kesesi tembelliği, kalın bağırsak spazmlarının; banyo uygulamaları her çeşit romatizma, kireçlenme, ruhsal sıkıntılara bağlı ağrı ve huzursuzlukların, kadın hastalıklarının tedavisinde, karın ameliyatları veya ortopedik ameliyat sonrası nekahat dönemlerinde yararlı olmaktadır Kaplıca 12 ay açık olup vasıflı konaklama imkanına sahiptir
GÖNEN DAĞ ILICASI (EKŞİDERE GENÇLİK İÇMESİ): Ekşidere Gençlik İçmesi Gönen ilçesine 13 km uzaklıktaki dağ ılıcasının 100 m İlerisindedir Gençlik suyu sülfat klorürlü, sodyum kalsiyum ve oligometeliktir Suyun içinde en fazla radyoaktif olması gençlik suyu denmesine sebep olmuştur Ilıcada banyo yapılmakla beraber içme suyu olarak da kullanılmaktadır Dağ ılıcası 220 yatak kapasitelidir
EDREMİT-GÜRE KAPLICASI: Edremit ilçesine bağlı Güre Beldesi sınırları içerisindedir Kaplıca mahallinin denizden yüksekliği 3 m olup denizden uzaklığı 300 m civarındadır Edremit' e 12 km, Akçay' a ise 3 km uzaklıktaki kaplıca sağlık ve dinlenme yeridirKaplıcanın orijinal bölümlerinde ilkçağ Roma hamamı özelliklerini taşıdığı görülmektedir Suyun sıcaklığı 64 'C olup, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir Afrodit Termal Tesisleri 85 yatak kapasiteli olup kara ve hava yolu ile ulaşım sağlanmaktadır
EDREMİT- DERMAN KAPLICASI: Edremit ilçesine 35 km uzaklıkta olan kaplıca tesisinde 21 adet küvetli odada banyo imkânı mevcuttur Kaplıca suyu çeşitli kadın hastalıklarına, romatizmaya ve içilmek suretiyle böbrek taşı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir
BALYA - ILICA KAPLICASI : Balıkesir Bandırma yolunun 13 km' sinden Şamlı'ya ayrılan yola 22 km uzaklıktadır Yörede bulunan Turizm Bakanlığından Turizm İşletme Belgeli Turistik Şifa Otel 120 yatak kapasiteli olup kaplıca suyu romatizma, siyatik, kireçlenme ve bazı cilt hastalıklarına iyi gelmektedir




BİGADİÇ- HİSARKÖY KAPLICASI : Hisarköy Termal Tesisleri Bigadiç ilçesinin 18 km doğusunda yemyeşil bir doğa içinde bulunmakta olup 48 yatak kapasitelidir Kaynak sularının sıcaklığı 50-95 'C arasında değişiklik göstermektedir Kaplıca suyu romatizma, kireçlenme, siyatik, egzanıa, kadın hastalıkları ve böbrek hastalıkları başta olmak üzere bir çok rahatsızlıklar üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır
SINDIRGI- HİSARALAN KAPLICASI : Kaplıca Sındırgı ilçesine 20 km, Sındırgı -Simav asfaltına 500 m uzaklıktadır Su sodyumbikarbonatlı maden suyudur Kaynaktan 104 'C ile çıkmaktadır Romatizma, nevroloji, nevrit ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir Hisaralan kaplıcası ile çevresindeki pansiyonlarda konaklama imkanı bulunmaktadır
SINDIRGI-EMENDERE KAPLICASI: Sındırgı ilçesine 8 km uzaklıktaki Ilıca Köyü'ndedir Suyun sıcaklığı 36oC'dir 916 eman radyoaktivite tespit edilmiştir Gut hastalarına, böbrek taşlarına, cilt ve mide hastalıklarına iyi gelmektedir Kaplıcada banyo imkanı mevcuttur
SUSURLUK-KEPEKLER KAPLICASI: Susurluk-Bandırma asfaltı üzerinde, Susurluk ilçesine 20 km uzaklıkta Ilıca Boğazı köyündedir Kaplıcadan su ve çamur banyosu olarak yararlanılmaktadır 55'C sıcaklığında hafif kükürt kokulu tabii lezzetli bir sudur Banyo tedavisi, romatizma, kireçlenme, nevralji, nevrit, polinevrit, felçler ve kadın hastalıklarına, çamur tedavisi ise bütün romatizma çeşitlerine çocuk felci ve kırık çıkıktan sonraki hareketsizliklerde, kadın hastalıklarında tavsiye edilmektedir Sezon olarak kabul edilen Haziran-Temmuz ve Ağustos aylarında Kepekler Kaplıcası'nda konaklama ve banyo imkânı bulunmaktadır
SUSURLUK-ACI MADENSUYU: Susurluk ilçesine 10 km mesafede Dereköy hudutları içindedir Su, 18 'C sıcaklığında olup içilmek suretiyle mide, bağırsak hastalıklarına ve hazımsızlığa iyi gelmektedir

DAĞ TURİZMİ: Edremit Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Kaz Dağları tabiat güzellikleri, tarihi güzellikleri, tarihi değeri, manzara seyri, fauna-flora zenginliği ve bol su kaynakları ile büyük bir değere sahiptir Kaz Dağları'nda, Balıkesir merkezine uzaklığı 125 km uzunluğu 30 km olan Şahinderesi Kanyonu Jeep Safari veya Off-road için uygun mekanlardır Ayrıca uluslararası alanda popüler hale gelen ve ülkemizde de giderek ilgi görmeye başlayan Yamaç Paraşütü'nün burada yapılma imkanı vardır Kapıdağ (Erdek), Alaçam Yaylası (Dursunbey), Hisartepe (Bigadiç), Hanlar Yaylası (Edremit), Madra Dağı (İvrindi), Sındırgı Kertil ve Sıdan Yaylaları dağcılık ve trekking parkurlarıdır
AV TURİZMİ: Kazdağları ve Alaçam Bölgesi'nde kara, Ege ve Marmara kıyılarında balıkçılık, Manyas Gölü'nde tatlı su avcılığı yapılır Ayvalık: Deniz ürünlerinden mercan, çipura, karagöz, barbun, sardalye, papaline, kalamar, supya, ıstakoz, midye, karadiken, kıllı midye türü, Türkiye'de sadece Ayvalık'taki Çamlık ve Kumru Köyü'nde üretilmektedir Bunun yanında kara avcılığı olarak; yaban domuzu, karatavuk, bıldırcın, tavşan, tahtalı çulluk, ördek, kaz avı yapılır Edremit: Özellikle Kazdağları ve Şahinderesi Mevkii avcıların dikkatini çeken yerlerdir Bıldırcın, kınalı keklik, yaban ördeği, yaban kazı, domuz, tilki, tavşan, çakal, ayı, geyik avı yapılır Altınoluk, ılıca ve Akçay yöresinde balıkçılık yapılır Erdek: Kapıdağ Yarımadası'nda yaban domuzu avlanabilir Cevizli deresi Alabalık üretme alanı olarak tefrik edilmiştir Burhaniye: Kınalı keklik, bıldırcın, tavşan avı ile il çeye 42 km mesafedeki Gökçedağ düzü avcılar için en uygun mekanlardır Havran: Çınarlıhan sularında alabalık yetiştiriciliği yapılmaktadır Sındırgı: Ilçe kara ve su avcılığı bakımından zengin bir potansiyele sahiptir Dağlardaki tavşan, tilki, keklik, domuz avı Çaygören Barajı'nda sazan ve ördek avcılığı yapılır



PLAJLAR: Değirmen Boğazı: Balıkesir'e 10 km uzaklıkta olup, Balıkesir-Bursa karayolu üzerinde orman içinde bir piknik ve dinlenme yeridir Çamlık: Şehrin kenarında şehre hakim bir tepedir Çam ağaçlarıyla kaplıdır Kuvai-Milliye Müzesi: Anafartalar Caddesi'ndedir
AYVALIK İLÇESİ : Saatli Camii: İlçe merkezinde İsmetpaşa Mahallesi'nde yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, 1928'den sonra camiye dönüştürülmüştür Taksiyarhis Kilisesi: İlçe merkezindedir İsa Peygamberin doğumundan ölümüne kadar geçen hayatını tasvir eden balık derisi üzerine yağlı boya ile yapılmış tablolar, ikonalar ve tavan süslemeleri130 yıllık geçmişe sahiptir
AYA NİKOLA KİLİSESİ: Alibey Adası'ndadır Tevrat ve İncil'den alınan dini konuların işlendiği fresklerle süslenmiştir Ayrıca; Alibey Camii, Çınarlı Camii, Yeni Cami, Biberli Cami, Hamidiye Cami ve ilçe merkezindeki eski evler görülmeye değerdir
ÇAMLIK: Şehrin hemen kenarında şehre hakim bir tepedir Çamlarla kaplı tepede kır gazinoları bulunmaktadır
ŞEYTAN SOFRASI: Çam ormanları ile kaplı, Ayvalık Adaları'na hakim yüksek bir tepedir Özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir Bir lokantası bulunmaktadır
ALİBEY ADASI: İlçeye 8 km uzaklıkta Doğası ve tarihi mekanlarıyla ünlü olan adada deniz ürünleriyle hizmet veren lokantalar bulunmaktadır Tımarhane Adası: Sarımsaklı Yarımadası'nın ucundaki adada eski bir psikoterapi merkezi bulunmaktaydı
BALYA İLÇESİ: Müstecap Çamlığı ilçeye 7 km mesafede mesire yeridir
BANDIRMA İLÇESİ: MÖ 8-10 asırlarında Kyzik ile aynı anda kurulmuştur İlçede Haydar Çavuş Camii, Ulu Cami, Kültür Merkezi gibi tarihi yapılar bulunmaktadır Kuşcenneti Milli Parkı: Kuşcenneti Milli Parkı, Kuş Gölü'nün Kuzeydoğu kıyılarında bir yarımada şeklinde olup, Bandırma -Balıkesir karayolunun 15km'sinde güneye sapan 3 km'lik bir yolla ulaşılır 1938 yılında İÜ Fen Fakültesi Zooloji Enstitüsü Direktörü Prof Dr Curt Kosswing tarafından keşfedilmiş, 1952 yılında İU Hidrobiyoloji Enstitüsü'nün bir İstasyonu rada kurulmuştur Sonra daha etkin korumayı sağlamak amacıyla 1959 yılında Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlanmış ve Milli Park statüsüne kavuşmuştur 66 kuş türü her yıl parkta kuluçka, 21 tür de bazen kuluçka topluluğuna katılmaktadır Milli Park'ta yeni bir müze ve hizmet binası yapılmıştır Tanıtım vitrinleri vardır Gözetleme kulesi ziyaretçilere hizmet ermektedir Milli park içerisinde geceleme tesisi bulunmaktadır Ayrıca Kuşcenneti'ne 1 km uzaklıktaki Sığırcıatik Köyü'nde mütevazi bir pansiyon bulunmaktadır Diğer taraftan Güney Marmara'nın en büyük limanı olan Bandırma Kuşcenneti'ne sadece 18 km'dir Bunun yanı sıra 1976 tarihinde Avrupa Konseyi'nce A sınıfı Avrupa Diploması verilmiş ve sonraları bu iki kez yenilenmiştir Bandırma ilçesinde mesire yeri olarak Musakça Köyü, Çakıl Köyü, Erikli Köyü ve Çamlık (Edincik), Hürriyet Parkı, Atatürk Parkı gezilebilir
BİGADİÇ İLÇESİ: Çağış, İzmir karayolu üzerinde dinlenme yeridir
BURHANİYE İLÇESİ: İlçe orman içerisinde denize hakim manzaraları olan yerlere sahiptir İlçeye 3 km uzaklıktaki Ayaklı mevkii ve Seklik Çamlığı kaynak suları ve çam ormanlarıyla piknik ve gezinti yapmak için ideal yerler arasındadır
ERDEK İLÇESİ: Kapıdağ Yarımadası ile Anadolu'nun birleştiği yere kurulmuş olan Kyzikos antik çağın en eski ve en önemli şehir devletlerindendir MÖ 7 yy'da kurulduğu sanılmaktadır MÖ 333 yılında Makedonya egemenliğine girince büyük İskender, adayı iki köprü ile bağladı Köprülerden birinin başına bir kale yaptırdı Sonraları bu kale halk arasında Belkıs olarak günümüze kadar ulaştı Kyzikos'a Erdek üzerinden 9 km'deki Aşağı Yapıcı ve Hamamlı köyleri üzerinden gidilir Kentin güneybatısında Roma döneminde Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olarak kabul edilen Hadrianus Mabedi kalıntıları bulunmaktadır
GÖNEN İLÇESİ: Gönen Mozaik Müzesi: Gönen Termal Tesisleri yanındadır Üstü örtülü alandaki müzede, taban mozaiği ile çevresinde derlenmiş olan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserleri bulunmaktadır Gönen'in mesire yerleri; şehire 21 km mesafedeki Yeşil değirmen ile 7 km mesafedeki Dereköy, 8 km mesafedeki Armutlu'dur Bu yerler doğal manzaralar yönünden olduğu kadar Dereköy mağaraları ile de ünlüdür
MARMARA İLÇESİ: Marmara Adası; Türkeli, Ekinlik, Paşalimanı Adaları'ndan oluşur İlçeye ulaşım denizyolu ile sağlanmaktadır Saraylar Köyü Açık Hava Müzesi: Bizans döneminden kalan eserlerin bulunduğu müze, Marmara'ya 25 km uzaklıktadır Agios Georgis Meryamana Manastırı: Avşa Köyü'nün 15 km güneybatısında Manastır Mevkii'ndedir




DURSUNBEY İLÇESİ: Mesire yerleri olarak; Suçıktı, Hıdırlık ve Gölcük'ün civar bölgeleri ile Refaiye, Civan Bölgesi, Adaören ve Beyel Deresi çam ağaçları içinde güzel yerlerdir Alaçam: İlçenin güneyinde 33 km uzaklıkta Alaçam Dağları üzerinde ormanların çevrelediği bir piknik yeridir Yayla Bölgesi: Geyik, karaca üretme ve yetiştirme istasyonu bulunan bir dinlenme yeridir
HAVRAN İLÇESİ: Inönü Köyü sınırları içindeki Anboğazı mevkii, mağaraları ile ünlüdür İlçeye 18 km uzaklıktaki Havran-Yenice yolu üzerinde, Çınarlıhan mesire yeri ile Kumluca mevkiindeki şelaleler görülmeye değer yerlerdir
İVRİNDİ İLÇESİ: Madra Dağı, Kvcaçay ve Dadalar Çayı mesire yerleridir
MANYAS İLÇESİ: İlçeye 40 km uzaklıktaki Soğuksu civarında eski kiliseler bulunmaktadır
SINDIRGI İLÇESİ: Kertil Sındırgı'ya 8 km uzaklıkta Sındırgı-İzmir karayolu üzerinde çam ağaçları ve su kaynakları bulunan mesire yeridir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Sözlü Tarih

Kazdağinın eteğinde ki köylerden biri de Kavurmacılar köyüdürEfsanenin kahramanı „Sarıkız“ Seneminde ailesi ile birlikte yüzyıllar önce burada yaşadığı ileri sürülmektedirSarıkızın babası Molla Ahmet,köyün ileri gelenlerinden,varlıklı ailelerinden sayılırGeçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlarlarDavarlarla ilgilenmek için ,bir de Osman isminde çobanları vardırMolla Ahmet Senemi Çul Mehmetin oğlu Ahmete kızının rızası olmadan nişanlar, nişanlamasına da Senem çoban Osmana sevdalıdırBir birlerini delicesine sevmektedirlerBunların sevdası köylüler için uzun kış gecelerinin dedi kodusu olmuşturZamanla bu sevdayı küçümseyen bazı köylüler nasıl olur da bir çoban parçasi köyün en güzel kızı na sevdalanır diyerekten dedi koduların dozunu artırırlarSenemin namusu köylülerden sorulur olmuşturHer tarafta senemle Osmanın sevgileri,konuşulup olmadık dedikodular üretilirken; bu durum,Molla Ahmet ve hanımı Pembe hanımın da canını üzmektedirBir an önce dünürleri çul Mehmetle konuşup ;düğün dernek kurup dedi kodulardan kurtulmak isterlerKarşılıklı konuşmalar ,akrabaların baskısı sonucu düğün tarihi olarak bir Kurban Bayramamı sonrasi belirlenmiş Okuntular (Davetiye) dağitilmiştir

Molla Ahmet en azından düğüne kadar anlatılanlardan kurtulmak için Senemi eve kapatırIki sevdalının arasındakı bağlantıyı evin küçük kızı Sevgi sağlarKurban Bayramı ardında düğün günü gelip çatmıştıKöyde herkes eğleniyor,sadece tüm olanları kızından öğrenen Pembe kadın ,küçük kardeş Sevgi ve en önemlisi Senem yaş tutmaktaydılar

Senem,Osmanın boş durmadığına gelip onu bu ölümden beter düğün ve evlilk hazırlıklarından kurtaracağına inanıyorduKardeşi Sevgi ile böylesi haberler göndermiştiFakat çoban Osman düğün kalabalığından davarların yanından köye gelemiyorduSevgi ile Senem i, Gelin Kayasında bekledığını haber saldıDüğünün son günüydü,gelin alayı Mollaların evine gelini almaya gelmiştiKız evi tüm hazırlıkları bitirmiş,Senem inde umutları tükenmek üzereydiAğlaya sızlaya beyaz bir ata bindirirler SenemiKöyün etrafını turlarlar düğün halayı ile birlikte Senem her an Osmanın gelip kendini kurtaracağına inanırTüm beklentileri boşunadırÇünkü artık ,gerdek gecesi için,Çul Oglu Ahmetlerin evine getirilmiştirOdasın da yalnız kalmayı son fırsat bılırGelinliği ile birlikte camdan atlayıp birden ormana dalar Kimseler görmemişti Senem kızın kaçtığınıBir yanda yakalanma korkusu öbür tarafta Tek sevdiği Osmanı na kavuşma heyecanı ile kısa süre içersinde Gelin Kayasına ulaşırOsmanı orada beklemektedirDoyası ya sarılırlır bir birlerine Özlem giderirler

Namaza giden damat ve akrabaları döndüklerinde, duyduklarına inanamazlarGelin kaçmıştırSorarlar soruştururlar koca köylü Senemi aramak için yollara dökülürOsmanla Senemi Gelin Kayasinın ininde yakalarlar

Molla Ahmet inanamaz gördüklerine;Aman allahım der benim namisimi şerefimi ayaklar altına aldın dinsiz imansız şıllık diye bağırırTüm suçlamaları sessizce dinleyen Senem;Namısımızı kirletecek onu ayaklar altına alacak ne yaptım ki buba?derÇoban Osmanı sevdimse temiz bir aşkla sevdimOnun kadını olmak üzere sevdimGönlümün istediğini sevmek suçmu?Günahmı ? diye sorar, sormasına ama tartaklanmaktan kurtulamaz Maddi ve manevi işkenceler uygulayarak köye getirirler her ikisinideKöye dönüş yolunda nasıl bir ceza uygulanacağını tartışır köylülerCezalar ağırdırÖlüm!Fakat son kararı ,kendi ve köyün namusunu temizlemeyi baba Molla Ahmette bırakırlarBaba ve Anne Pembe hanım toplum baskısından bunalmişlardır Artık bu baskıdan kurtulmanın tek caresi öz kızlarindan kurtulmaktırNasıl olacaktır bu?Onlarda bir anda karar veremezÖz evlatlarına kıyamazlar

Sonrası baba kızı Senemi Ida Dağınin korkunç vadisi Ayıi Deresine getirir Beraberinde getirdiği ve Heybesinde duran kazları çıkartırÜç adet kazdan birini kesen Molla Ahmet;çıkan kanla Senemin elbiselerini kana bularKorkunç vadide kızını vahşi hayvanların arasınada bırakip;kanlı elbiseler elinde,katırına binip geldiği gibi köyüne dönerKöylü merak içersinde Senemin babasını beklerken,aynı zamanda da çoban Osmana işkence uygulamaktadırlarMolla Ahmet Senemin Kanlı elbiselerini sallaya sallaya köy meydanına gelirken toplumsal baskının verdiği rahatsızlıktan kurtulmanın huzuru(!)ile köylüleri selamlarKöylü artık rahattır!Fakat görevlerinin bitmediğine inanırlarÇoban Osmanı kötürüm bırakıncaya kadar döverlerSenemin kanlı elbiselerini ona gösterirler,çildırmasına ve intihar edip ölmesine sebep olurlar

Senemin Ida Dağindaki hayatı ilk günlerde bir hayli sıkıntılı geçerDaha sonraları başta kazları olmak üzere, zamanla vahşi hayvanlara,dağ hayatına alışır onlarla arkadaş olurBarınmasına ve beslenmesine ayılar yadımcı olurAradan günler, haftalar,aylar geçerHavalar ısınınca kazları ile Ida dağının doruklarına çıkıp oradan Yemyeşil doğayı masmavi Edremit Körfezini seyrederBahar ve yaz ayların da Sarıkız doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmezDostluk kurduğu kazların,ayıların sayısı artmıştırKurtlar,çakallar,sırtlanlar,tilkile r,kir piler,geyikler,tavşanlar Sarıkızın dostları olmuşlardırSarıkız istediği an,İda Dağının bütün hayvanlarını toplar, Ida Dağının eteklerin deki köylülerin arazilerine ve davarlarına kesinlikle dokunmamalarını söylerdiOnlarda hiç köylülere zarar vermiyorlardıKöylüleri de yaban hayvanlarını avlamamaları yönünde uyarma gereğı duyan Sarıkız sayesinde, karşılıklı dostluklar kurulurBarış havasında yaşam sürerTanrının bereketi Ida Dağinın eteklerindeki Yörük ve Türkmen köylerinin üzerine yağmıstırBolluk ve bereketin getirdiği mutluluğu Sarıkızın varlığına yoran köylüler ;onun bereketinden mahrum olmamak için emrinde olduklarını her zaman söyleyıp dua ediyorlardıTanrının ona bir güç bahsettiğine inanıyorlardı

vahşi hayvanları, çevresindeki insanları ona bağlayan güç Tanrının her kuluna vermediği ,nasip etmediği ermişlik gücüydüCahil insanların günahkar olarak suçlayip ölüme mahkum ettikleri,fakat tertemiz kalbine bakarak cezayı hiç uygun görmeyen her şeyin yaratıcısı Tanrının ona bahsettiği ermişlik gücüArtık çevrenin iylik meleği olmuş fakir fukaranın yardımına koşuyor açları doyuruyor ,hastalara sifa dağitiyorduHayvanlari seviyor ,insanları seviyor tabiatı seviyordu

Uzun bir aradan sonra haçtan dönen Baba Mola Ahmet Efendi,yine kızı hakkında konuşulduğunu fark ederBu kez farklıdır konuşulanlarKızının ermişliğinden,herşeyden önce yaşadığından söz edilmektedir tüm bu anlatılanları can kulağı ile dinler ve kızının yaşadığını öğrenirBunca yil dağda genç bir kız yapa yalnız nasıl yasayabilir?Yirtıcı hayvanlar dan ,açlıktan,dağdaki havanın sertliğinden,soğuktan nasıl zarar görmeden yaşayabilir diyerek kendi kendine sorarInanmasi güç olmasına rağmen, kızını Kazdağında aramaya çikarGünlerce her yerde arar bulamazHer gün yüce Allaha dua ederek kızını dünya gözü ile bir kez görmek ,günahlarını bayılamasını isterYaşlılığının da verdiği yorgunluktan bitkin düşer ve uykuya dalarBu esnada gözlerinin önünde, beyazlar içinde bir kiz görürRüyamı gerçekmi olduğuna inanamazGördüğü kendi kızıdırSarıkız babasının ellerinden özlemle öper Sarıkız anasını ,kardeşini,herşeyden önce Osmanin akibetini sorarOldukca yorgun olan baba bitkin dirÖlümün uzak olmadığını anlarNamaz kılmak isteyen baba,kızından su isterKızı elini kilometrelerce uzaklıktakı denizden kabını doldurur;babasına uzatırBaba su ile elini yıkar,ağzını çalkalarken yüzünü buruştururBunun farkına varan Sarıkız bu kez elindeki kapla elini dağlara dogru uzatırIçi buz gibi su dolu kapla, babasının abtest almasına yardımcı olurBaba tüm gelişmelerden oldukca etkilenmiştirNihayet o da kızının masumiyetine,Tanriya yakınlığına inanmıştırAnnesının ve kardeşının iyliğinden söz edip selamlarını getirdiğini söylerKızının üzülmesini istemediğinden Osmandan bahsetmek istemezSarıkızın israrlari üzerine son nefesinde Gelin Kayasıdan atlayarak intihar ettiğini söylerArdından kızının kucağında ruhunu teslimeder

Bu haber sonrasi Sarıkızın da dünyası yıkılmıştırSürekli ağlar, yas tutarIda Dagının bütün canlı varlıkları da üzüntüsüne ortak olurlarNihayet kayalıkların tepesine çikarak Allaha yalvarmaya başlar;"Ey herşeyin yaratıcısı Ulu tanrım,Osmanımın ölümüne sebep olanalardan ,bize sevgiyi ,aşki,mutluluğu cok görenlerden hak istiyorumOsmannımın hakkını istiyorum"diyerek yüce Allahtan gücünü adaletini göstermesini isterDuası kabul olur ve Kavurmacılar köyü doğanın hısmına uğrarOrmandaki şukunet kaybolmuş barış bozulmuş,vahşi hayvanlar kavurmacılar köyünün arazisine davarlarına zarar verirArazi verimsizleşirKöyde bet,bereket kalmazNihayet Osmanın intikamını aldığına inanan Sarıkız,sözünü yerine getirir ve Osman gibi kayalıklardan atlayarak intihar ederIlerleyen günlerde ,köylüler Baba ve kızın cesetlerını bulurlarSarıkızın cesedını dağin en yüksek noktasına,babasınınkini ise karşı tepeye gömerlerBu gün Sarıkızın mezarının olduğu tepeye Sarıkız Tepesı,Babasının bulunduğu mevkiye ise Babadağ tepesi denmektedirIda Daği ise Sarıkızın ölümünden sonra,yaşamının bir parçası halini alan,üretip coğalttığı kazlardan esinlenerek Kazdagı adını almıştır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Cami ve Mescitleri

Kasım Paşa Camisi (Bigadiç)



Kanuni Sultan Süleymanın vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa tarafından 1549da yaptırılmıştır Tamamen kesme taşlarla yapılan cami birkaç defa tamir olmuşsa da minaresi orijinal hali ile günümüze gelmiştir Yapıldığı dönemin tüm mimari özelliklerini yansıtan Kasım Paşa Camisinin duvarlarında 1901 tarihli levhalarda hat sanatının değişik örnekleri bulunmaktadır

Yeşilli Cami (Bigadiç)



Bigadiçin merkez camisi olarak kullanılan Yeşilli Camii, 1715 tarihinde Bigadiçli Çavuşzade İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır Yangın, deprem gibi nedenlerden ötürü bir çok kez onarım görmüştür Genel özelliklerine göre dönem mimarisi örneklerindendir Kuzeyde altı sütunlu bir son cemaat yeri vardır Düzgün haç planlı bir yapı olup, kuzeydoğusunda bir minaresi vardır

Evliya Çelebi Cami (Lonca Cami) (Bigadiç)

Bigadiç Voyvodası Seyyid Hacı Hasar Ağa tarafından 1795de yaptırılmıştır Temeli ve minare kaidesi orijinaldir Kayıtlarda caminin vakfı olarak; Balıkesirde bir terzi dükkanı görülmektedir

Zağnos Paşa Camisi (Paşa Camisi) ve Külliyesi (Merkez)



Kentin merkezinde, Mustafa Fakıh Mahallesinde, çarşı içerisinde yer alır Cami, türbe ve hahamdan oluşan bir külliye durumundadır Fatih Sultan Mehmetin vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından 1461de yaptırılmıştır Külliyeden sadece hamam orijinal durumunda günümüze gelebilmiştir 1897 yılında yıkılan cami ve türbe 1908de Balıkesir mutasarrıfı Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır

Balıkesirin en büyük camisi olup, kare plânlıdır Düzgün yontma taş ve kesme taştan yapılmıştır Ortada dört ayak üzerine oturtulmuş merkezi bir kubbe etrafında dört adet köşe kubbesi ve aralarında yarım daire tonozlar yerleştirilerek yapılmıştır Caminin son cemaat yeri yoktur İç bçlüme kuzey, doğu ve batıdaki çift kanatlı ahşap kapılarla girilir Üç yanda da kapıların önünde dört köşeli mermer sütunların taşıdığı, ahşap tavanlı, kurşun kaplı, eğimli bir çatı ile örtülü sundurmalar yer almaktadır Caminin ahşap kadınlar mahfili, kuzey koridoru boyunca uzanır Ahşap yivli altı sütuna oturan mahfil, kafeslidir Giriş kapısı dışarıdadır Mihrap, son dönem Türk sanatı özelliklerini taşıyan en güzel örneklerdendir

Minare caminin kuzeybatı köşesindedir Balıkesir eşrafından Arabacıoğullarından Hacı Hafız Efendi yaptırmıştır Barok üslupta ve kesme taştandır Merkezi kubbe 1897 depreminde yıkılmış,1902 tarihinde yeniden yapılmıştır Kapı üzerinde Kelime-i Tevhid Ebced hesabı ile ilk inşaat tarihi olan h 865 (1464) tarihi okunmaktadır Cami avlusunda türbe, hazire ve şadırvan bulunmaktadır 07021923 tarihinde Atatürk bu camide ünlü hutbesini okutmuştur

Batıda, minare kaidesinin hemen yanında muvakkithane yer almaktadır Kesme taştan yapılmıştır Caminin avlusunda, biri kuzeyde, diğeri batıda olmak üzere iki şadırvan bulunmaktadır Kuzeydeki şadırvan on iki köşelidir Mermer şadırvanın içi Paşa hamamından gelen su ile doludur Ortasında mermerden, dilimli fıskiyesi vardır Son yıllarda şadırvanın üstü beş sade sütuna oturan bir kubbe ile örtülmüştür Diğer şadırvan ise, caminin ikinci kez yapımında yapılmıştır Biçimi ve örtüsü açısından kuzeydekinin aynıdır Yalnız musluklu panolarda kabartma süsler vardır ve fıskiyesi farklıdır Ayrıca caminin dışında, kuzeydoğu köşesinde, mermerden beş yüzlü bir şadırvan daha vardır Her yüzünde, kemerler ile bağlanmış çift gömme sütunlar bulunmaktadır

Caminin avlusunun güneyinde, güneş saati vardır Kısa ve kalın bir sütunun üzerine oturtulmuş bir tablada saat dilimleri işaretlenmiştir Ortasında demir bir çubuk vardır Saat demir çerçeveli olup dilimler silinmiştir

Yıldırım Camisi (Eski Cami) ve Külliyesi (Merkez)

Yıldırım Mahallesinde yer alan Cami , Balıkesirin en eski Osmanlı yapıtıdır Yapım kitabesi bulunmamaktadır Ancak çeşitli kaynaklardan ve vakfiyesinden 1388de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır Oldukça büyük bir avlu içerisinde Medrese ve imaret ile birlikte külliye durumundadır 1818de ve 1897 depreminden sonra onarım görmüştür

Caminin içi dikdörtgen planlı olup, beşer sütunlu iki diziyle üç nefe ayrılmıştır Kaidesiz olarak konan bu devşirme sütunların başlıkları da devşirme malzemedendir Altısı bizans, üçü Osmanlı üslubunda, biri de eski bir kaide biçimindedir Camide çevredeki yıkıntılardan alınmış devşirme mimari parçalar kullanılmıştır Duvarları geniş derzli kesme taştandır Sadece batı duvarında tek sıra tuğla vardır Dış yüzeylerde yer yer ilk yapının izlerine rastlansa da, genel görünümüyle Geç dönem özelliklerini taşımaktadır Çatısı kiremitle örtülüdür Yapının kıble yüzü diğer yüzler gibi sade olmakla birlikte, mihrabın iki yanında dikdörtgen pencerelerle bunların altında yuvarlak kemerli pencereleri bulunmaktadır Batı cephesi daha hareketlidir İki sıra halindeki pencerelerin alt sırada olanları orijinal olup, üst sıradaki yuvarlak kemerliler XIXyüzyıl başlarındaki onarım sırasında yapılmıştır

Caminin kuzey, doğu ve batı duvarlarında birer kapısı vardır Kuzeyde bulunan, ahşap ve camekanlı son cemaat yeri sonradan eklenmiştir Dikdörtgen söveli cümle kapısının iki yanındaki stalaktit başlıklı kalın dört köşe payelerin üstünde kesme taştan basık bir sivri kemer yer alırKemerin içinde kapı sövelerinin üstünde bulunan alınlıkta bir çerçeve biçiminde yazıt yeri bulunmakta ancak içi boştur

Caminin batı duvarı ve buradaki giriş, kuzey girişine göre daha gösterişli yapılmıştır Girişin üstü dört ahşap direğe oturan kiremit kaplı bir sundurma ile örtülmüştür Bu bölümün ahşap tavanı oldukça süslü olup, ortada ampir bir göbek bulunmaktadır

1897 depreminden sonra tavan yenilenmiştir Mihrabın, dikdörtgen biçiminde duvarlardan dışarı taşan, kütlevi çerçeve bölümü de yenidir Beş kenarlı mihrap nişinin kavsarası stalaktitlerle yukarı doğru daralmaktadır Minber ahşaptır Minaresi kuzeybatı köşesinde yer alır Kesme taştan ve yenidir Kare kaide üzerinde yükselen minare, silindirik gövdeli ve yivlidir Gövde ile kaidenin birleştiği bölümde iki sıra bilezik vardır Şerefenin altında da aynı biçimde bir bilezik bulunmaktadır

Caminin avlusundaki şadırvan yenidir Sekiz kenarlı memer havuzun her köşesinde yuvarlak gömme sütunlar yer alır Üzeri beş direğe dayanan bir camekanla örtülüdür

Caminin kuzeydoğu köşesindeki imaret (Misafirhane-Zaviye) cami ile birlikte XIVyüzyılın sonunda yapılmıştır Orijinal durumu ile günümüze kadar gelebilmiştir İlk Osmanlı döneminde sık görülen zaviye camiler tipinin en basit örneğidir Moloz taştan yapılmış duvarları kirpi saçaklarla tamamlanmıştır Büyük bir niş içinde yer alan yay kemerli cümle kapısı üzerinde mermer bir yazıt bulunmaktadır Kapıyı zengin bir silme çevrelemektedir Kenarları düzgün tuğla kemerli, pencere açıklıkları örtülüdür İçeride, orta mekanın iki yanında, daha alçakta zaviye odaları bulunmaktadır Orta mekan ahşapla örtülü olup, yan mekânlar tonoz ile örtülmüştür Bina dıştan kiremit çatı ile kaplıdır

Cami avlusunda bulunan medrese 12 hücreli bir yapı olup, 1897 depreminden sonra yeniden yapılmıştır Sadece dış duvarları orijinaldir
Tahtalı Cami (Merkez)

Dinkçiler Mahallesindeki cami, 1452 yılında yapılmıştır Kim tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır Günümüze bu ilk yapıdan yalnızca minaresi gelebilmiştir 1513 depreminde yıkılmış ve sonra yenilenmiştir Dikdörtgen plânlı bir yapıdır

Kasaplar Camisi (Merkez)

Kasaplar Mahallesinde bulunmaktadır Kitabesine göre 1649 yılında yapılmış, depremlerden zarar görmüş, 1811, 1894 ve 1901 yıllarında onarılmıştır Kare plânlı küçük bir cami olup, zemindeki klâsik tuğla döşemeler ilk yapıldığı dönemden kalmıştır

Şeyh Lütfullah Camisi (Merkez)

Lütfullah Mahallesinde yer almaktadır Cami 1429da yapılmıştır XVIyüzyılda Hacı Bayram-ı Velinin arkadaşlarından Şeyh Lütfullah tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır Orijinal konumu ile günümüze gelemeyen cami, 1907de yenilenmiştir Dikdörtgen plânlı kesme taş bir yapıdır Son cemaat yerine üç basamaklı bir merdivenle çıkılır Cephesi son cemaat yerinin üstüne rastlayan kadınlar mahfilinden ötürü iki katlı bir görünümdedir İbadet yeri, düz ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap duvarına dört, duvarlara da üçer pencere açılmıştır Mihrap taştan, minberi ise ahşaptandır Tek şerefeli kesme taş minaresi kare bir kaide üzerine silindirik biçimde oturtulmuştur
Caminin avlusunda sekiz köşeli, üzeri saçaklı bir kubbe ile örtülü şadırvanı bulunmaktadır

Hakkı Çavuş Camisi (Merkez)

1352 tarihinde yapılmıştır Günümüze orijinal durumda ulaşamamıştır

Hacı Ali (Alibey) Camisi (Merkez)

1319da yapılmış, 1952de onarım görmüştür

Karaoğlan Camisi (Merkez)

Karaoğlan Mahallesindedir Gazi Süleyman Paşa ile Rumeliye geçen Karaoğlan isimli birinin 1356da yaptırdığı söylenmektedir Günümüze orijinal biçimiyle gelememiş olup, bugünkü yapı 1908 yıllarına aittir

İbrahimbey Camisi (Haci Arifağa Camisi) (Merkez)

Hisar İçi Mahallesinde Alaca Sokaktadır Giriş kapısı üzerindeki yazıtından 1465te Zağnos Paşanın oğlu Mehmet Çelebi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır Sonraki yıllarda yıkılan cami, 1739da Yahşi Beyin oğlu İbrahim Bey tarafından yenilenmiş, 1899da da Hacı Arif Ağa tarafından onarılmıştır Cami kesme taştan kare plânlı olup, ahşap kiremitli bir çatı ile örtülüdür Avlu girişinde XIXyüzyılın ampir üslubunda, son derece güzel bezemeli taş bir kapısı bulunmaktadır Bezemelerde yaprak motifleri ve çiçekler dikkati çekmektedir İki yanındaki yüksek kaideler üzerinde yivli sütunlar, Maşallah yazılı başlıklar bulunmaktadır Caminin son cemaat yeri daha geç devirlerde eklenmiştir İbadet mekânı oldukça sade olup, mihrabın iki yanında iki pencere bulunmaktadır Mihrap mermerden, minber ise ahşaptır İkinci katta kadınlar mahfili ve buradaki ahşap sütunlar üst örtüyü taşımaktadır Dört köşeli bir kaide üzerinde, pembe köfeki taşından üç şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır

Yeşilli Cami (Hisariçi Camisi) (Merkez)

Eski Kuyumcular Mahallesindeki camiyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir Yalnızca cami üzerindeki yazıttan Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından 1786da onarıldığı anlaşılmaktadır Cami dikdörtgen plânlı, ahşap çatılı küçük bir yapıdır Yeşil renge boyandığından ötürü de Yeşilli Cami ismiyle halk arasında tanınmaktadır
Zeminden biraz yüksekte olan caminin çift kanatlı bir son cemaat yeri vardır Buradaki bir merdivenden, üst kattaki kadınlar mahfiline çıkılmaktadır İbadet yeri oldukça basit olup, mihrabın iki yanında kaideleri duvara gömülü üçer sütun bulunmaktadır Sütunlar arasındaki yüzeylerin üstünde pencereler ve frizler bulunmaktadır Dışarıya doğru çıkıntı yapan mihrap oldukça sadedir Mihrabın içerisinde XIXyüzyılın ikinci yarısında çok sık rastlanan ışın motifleriyle, tepedeki madalyonda da Allah yazısı görülmektedir Oldukça basit olan ahşap minber boyanmış ve özelliğini yitirmiştir Giriş kapısının üzerinde altı ahşap sütuna dayanan balkon görünümünde kadınlar mahfili bulunmaktadır Caminin taş minaresine son cemaat yerinden çıkılır Silindir gövdeli olan minarenin altında mukarnas dizileri dikkati çekmektedir

Omurbey (Umurbey) Camisi (Merkez)

Omurbey Mahallesindedir Hacı Omur Bey tarafından 1413te yaptırılmış, 1635 ve 1925te iki büyük onarım geçirmiştir Cami üzerindeki üç yazıttan biri yapıldığı tarihi, diğerleri de onarımlarını belirtmektedir Son cemaat yeri olmayan cami oldukça basit olup, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır

Oruç Bey Mescidi (Merkez)

Kayabey Mahallesindedir Rumeliye geçen Osmanlı komutanlarından Oruç Bey adına 1471 yılında yapılmıştır Ancak çeşitli yıllarda yapılan onarımlarla özgün biçimini kaybetmiştir

Alaca Mescit Camisi (Merkez)

Kitabesi günümüze ulaşamadığından yapım tarihi ve banisi belli değildir Son onarımını 1911de geçirmiştir Tarihi yönden önemli olan camide Balıkesirdeki Kuvay-i Milliye Hareketinin ilk kararları alınmıştır (1919)

Bu Camilerin dışında Balıkesir merkezinde, Vicdaniye Camisi (1895), Sultan IIAbdülhamid zamanında yapılan Eminağa Camisi (1897 Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan Kırımlılar Camisi (1862) bulunmaktadır

Saatli Kilise Camisi (Ayvalık)

İlçe merkezinde İsmet Paşa Mahallesindedir XIXyüzyılın ikinci yarısında yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, 1928den sonra camiye dönüştürülmüştür Dikdörtgen plânlı bir yapı olup, dört sütunlu, revaklı, akantus yapraklarıyla süslü bir kapıdan içeriye girilmektedir Yapının planı haç düzeninde olup, orta bölüm küçük bir kubbe ile haçın kolları da tonozlarla örtülüdür Kilisenin Çan kulesi sonraki yıllarda saat kulesine dönüştürülmüş ve bu yüzden de Saatli Cami ismini almıştır

AliBey (Çınarlı) Camisi (Ayvalık)

Hamdi Bey Mahallesindedir XIXyüzyılda yerli Rumlar tarafından kilise olarak yapılmış, Cumhuriyetin ilk yıllarında camiye çevrilmiştir Moloz ve kesme taştan yapılmıştır Haç plânlı olup, haçın ortası kubbe, yanları da tonoz örtülüdür Cami içerisinde kompozit başlıklı kalın sütunlar dikkati çekmektedir

Yeni Cami (Ayvalık)

Hayrettin Paşa Mahallesindedir XVIIIyüzyılın ikinci yarısında yapılmış, kiliseden camiye çevrilmiştir Çan kulesinin kaidesi günümüze gelebilmiştir Mimari yönden bir özellik taşımamaktadır

Biberli Cami (Ayvalık)

Kasım Paşa Mahallesinde, Altunova Caddesindedir XIXyüzyılda yapılmış bir kiliseden camiye çevrilmiştir Haç plânlı olan bu yapının girişindeki altı sütun ile dikkati çekmektedir

Hamidiye Camisi (Ayvalık)

Sakarya Mahallesindedir Ayvalıkta cami olarak yapılmış tek özgün yapıdır XIXyüzyılın ikinci yarısında Sultan IIAbdilhamit tarafından eglektik üslupta yaptırılmıştır Kareye yakın plânlı cami, kırmızı kesme taştandır Dört sütunlu bir son cemaat yeri, silindirik bir kasnağa oturan tuğla kubbesi bulunmaktadır Bezeme yönünden önem taşımamaktadır

Ulu Cami (Bandırma)

Abdullah Efendi tarafından 1382 yılında Edincikte yaptırılmıştır Dikdörtgen plânlı basit bir yapı olmasına rağmen cephesindeki taş ve tuğla süslemeleri ile dikkati çekmektedir

Kurşunlu Cami (Hekimzade Yusuf Sinan Camisi) (Edremit)

Kurşunlu Caddesindedir Edremitin tanınmış ulemalarından Yusuf bin Habib için yaptırılmıştır Kitabesi olmadığından kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber, mimari üslubu XVyüzyıla işaret etmektedir Tek kubbeli camilerin klâsik örneklerinden olup, kesme taştandır Önünde üç bölümlü, sivri kemerli bir son cemaat yeri vardır İbadet mekanını sekizgen kasnak üzerine oturan bir kubbe örter Kubbe duvarının ortasında çok kenarlı mihrap nişi bulunmaktadır Kare kaide üzerindeki minaresi yuvarlak gövdelidir Caminin yanında olduğu bilinen medresesinden hiçbir iz günümüze gelememiştir

Eşref Rûmi Camisi (Edremit)

XIXyüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır Mimari üslubu eglektik özellikler göstermektedir Kesme taş duvarları kademeli olarak yükselir ve bunlar dış cephede dikey ve yatay çizgilerle bölümlere ayrılmıştır Orta bölüm kubbe ile, yan bölümler ise tonozlarla örtülüdür Her yüzde yüzeyleri bölümlere ayıran payelerin üst bölümleri küçük kubbecikler halindedir İbadet mekânındaki kubbeyi korint başlıklı dört paye ve bunları birbirine bağlayan kemerler taşımaktadır Buradaki tonozların içerisi kasetler şeklindedir Taş minberin kapı ve süslemeleri XIXyüzyıl üslubunu yansıtan bezemelerle süslüdür

Haydar Çavuş Camisi (Bandırma)

XIXyüzyılın başında Haydar Çavuş tarafından yaptırılmış, 1873te yanmıştır Bundan sonra Mimar Kemalettin Beyin çizmiş olduğu plâna göre Neo-klâsik üslupta yenilenmiştir Kare plânlı cami, tek kubbeli olup, sade bir görünümdedir

Hacı Ahmet Camisi (Burhaniye)

Burhaniyenin ilk yapılan camisi olup, 1798de Hacı Ahmet bey tarafından yaptırılmıştır Kare planlı olan bu cami, küçük bir avlunun ortasındadır İbadet mekânının duvarlarında ve köşelerinde kenar silmelerinde granit kullanılmıştır Duvarları iki kademe şeklinde olup, her kenarda büyük yuvarlak kemerler içerisine alınmış ikiz pencereler yerleştirilmiştir Kubbe sekizgen kasnağa oturmaktadır Bezeme olarak önemli sayılacak bir süslemesi bulunmamaktadır
Burhaniyede ayrıca, Mehmedemin Ağa (Memiş) Camisi (1743), Hanay Cami (1750), Hasanağa Camisi (1756), Koca Cami (1890) bulunmakta ve günümüzde ibadete açıktır

Hacı Bayram Camisi (Ayvalık)

Hacı Bayram Camisi Ayvalıkın Altınova bucak merkezindedir Altınovanın Cami-i Kebir Sokağında bulunan bu yapı kitabesinin ebced hesabına göre tarihlendirilmesi sonucunda1490-1491 yılında yapıldığı öğrenilmiştir

Kare planlı, içten düz tavanlı, dıştan da kırma çatılı olan cami de kaba yontma taş ve tuğla kullanılmıştır İki sıra taşı üç sıra tuğla tamamlamıştır Kuzey cephesine de sonraki yıllarda camekan şeklinde bir son cemaat yeri eklenmiştir İbadet mekanı doğu-batı yönünde üç yuvarlak kemerle mihrap duvarına paralel iki sahna ayrılmıştır Mihrabın bir özelliği bulunmamakta olup, sonraki yıllarda pek çok camide görüldüğü gibi buraya yağlı boya ile bir perde resmi yapılmıştır Mihrap nişi iki yanda birer sütun ile sınırlanmış, nişin üzerine de alçı kabartma ile altın yaldızlı bitkisel süsler yerleştirilmiştir

Onarım geçiren cami orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır İbadet mekanı iki sıra pencere ile aydınlatılmış olup üst sıradakiler alttakilere göre daha küçük olup onarımlar sırasında bunlar oval şekle dönüştürülmüştür Bu pencere dizisinin de alttakiler gibi tuğladan yuvarlak kemerli olukları anlaşılmaktadır

Caminin güneydoğu köşesine 1957 yılında silindirik, tuğladan tek şerefeli bir minare eklenmiştir

Kadı Camisi (Ayvalık)

Ayvalık Altınova Bucağında bulunan Kadı Camisinin kitabesi günümüze gelememiştir Bu bakımdan ne zaman ve kimin tarafından yaptırılmış olduğu bilinmemektedir Küçük Cami olarak da isimlendirilen bu yapı 980 X 980 m ölçüsünde kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnağın taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür Kaba yontma taştan olan cami onarımlar sonunda özelliğini yitirmiştir

Caminin kuzey cephesindeki son cemaat yeri yıkılmış, buraya betonarme olarak üç kubbeli bir son cemaat yeri eklenmiştir Ayrıca batıdaki oldukça güdük minarenin olduğu yere yerleştirilen minare küçük boyutta olup altında 1953 yılında yenilendiği yazılıdır

Kuzey cephesinin ortasındaki bir kapıdan girilen ibadet mekanın da bulunan mihrap ve minberin mimari bir özelliği bulunmamaktadır

İbadet mekanı alt dikdörtgen, üstte de yuvarlak kemerli pencereler ile aydınlatılmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Türbeleri

Karasibey Türbesi (Kara İsa Bey Türbesi) (Merkez)

Mustafa Fakih Mahallesindedir Karasibeyoğullarından Karasi Bey ile beş oğlunun mezarı bulunan türbe, Osmanlı döneminde yapılmıştır Kitabesinde “Kara İsa Bey Türbe-i Şerifesi Tecdiden inşaası 1338” yazılıdır Türbenin bugünkü yapısı orijinal olmayıp yeni yapılmıştır Ampir üslubundadır Yay biçiminde bir plân gösterir Cephesinde sivri kemerli yedi pencere olup, en solda da yine sivri kemerli kapısı vardır Cephe görünümünde üst üste konulmuş bir küçük, bir büyük taş ile hareketli bir görünüm elde edilmiştir Kemer aralarındaki madalyon çukurları pencerelerin altında da yatay panolar içerisinde rozetler görülmektedir Türbenin üzeri hafif saçaklı kiremit çatı ile örtülüdür

Paşa Sultan Türbesi (Merkez)

Balıkesir Hacı İlbey İlkokulunun yanında, Karacaoğlan Camisi yakınındadır 1472de Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda yapılmıştır İçerisinde bulunan iki mezardan bir tanesi Paşa Sultana aittir

Hayrettin Efendi (Üç Pınarlıoğlu) Türbesi (Merkez)

Kayabey Cami bahçesinde bulunan türbenin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır Bununla birlikte Ayaz Paşa oğlu Mahmut Beye ait olduğu sanılmaktadır (1570) Kesme taştan kare plânlı türbenin üzeri kubbe ile örtülüdür

Ovaköy Türbesi (Merkez)

Balıkesir yakınında Ovaköyde olan bu türbenin ne zaman ve kimin için yaptırıldığı belli değildir Erken Osmanlı dönemine ait olduğu sanılmaktadır Taştan türbe, sekizgen bir plân gösterir İçerisinde son derece sade bir lahit bulunmaktadır

Sinan Efendi (Kız Dede) Türbesi (Bandırma)

Edincikte bulunan bu türbe, yazıtından öğrenildiğine göre, 1413te Hacı Yakup oğlu Veli Beye aittir XVyüzyıl bilginlerinden Sinan Efendi tarafından yaptırılmıştır Kesme taştan olan türbenin sövelerinde mermer kullanılmıştır Altıgen plânlı türbenin üzeri kubbe ile örtülü olup, içerisinde mermer bir lahit bulunmaktadır

Barak Baba Türbesi (Bigadiç)

Türk İslam tarihinin en ünlü simalarından biri olan Barak Babanın Türbesi Bigadiçe 36 km uzaklıktaki İğciler ile Topalak köyleri arasındadır Barak Baba Hacı Bektaş-i Velinin halifesi olup, Onun vasiyeti üzerine Bigadiçe gelmiştir Geniş bir avlu içinde Selçuklu dönemi mimarisi özelliği taşıyan sekizgen kubbeli türbenin çevresinde yirmi kadar mezar vardır Türbe içinde Selçuklu dönemine ait tunç ve bakırdan keşkül tasları, uçları hayvan ağzı şeklinde alem, iki adet siyah bazalt mezar taşı, taşın üzerinde sekiz köşeli keçeden yapılma "Gülşen-i Takke" ilgi çekicidir

Oğul Paşa Türbesi (Bigadiç)

Bigadiçe 15 km uzaklıktaki İskele kasabası mezarlığında olan türbe, mimari üslup olarak Selçuklu kümbetlerine benzemektedir Karesi oğullarından Oğul Paşaya halk arasında "Sarı Dede" de denilmektedir

Altıkaraağaç Dedesi (Bigadiç)

Bigadiçin kuzeyinde panayır yeri civarındadır Her yıl burada lokma hayrı yapılmakta, yağmur duasına çıkılmaktadır

Balım Sultan Türbesi (Merkez)

Bir fethinde Geyikli baba ile birlikte bulunduğu bilinmektedir Türbesi, Dinkçiler Mahallesinde bulunmaktadır

Hasan Baba Türbesi (Merkez)

Hasan baba Çarşısı içerisinde bulunan türbenin yanında bir de çeşme bulunmaktadır Halk arasında Hasan Baba, Balıkesirin manevi koruyucusu olarak bilinmektedir

Çırpıllı Dede Türbesi (Merkez)

Kesin bilgi bulunmamaktadır Genellikle Hıdrellez sabahı ziyaret edilip dilekte bulunulur

Fatma Sultan Türbesi (Merkez)

Zağnos Paşanın ilk eşi Fatih Sultanın ablası Fatma Sultan ile kızı Sitti Hatuna ait olduğu söylenmektedir Günümüze sadece temelleri gelebilmiştir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Müzeleri

Tahta Kuşlar Etnoğrafya Müzesi (Edremit)

Edremite 17 km Akçaya 5 km Balıkesir Çanakkale E-24 karayoluna 2 km uzaklıkta asfalt yolla bağlı, doğal güzellikler içinde kurulmuş, Türkiyenin ilk Özel Etnoğrafya Müzesi ile 1992 yılında açılan ve Türkiyede ilk kez bir köyde kurulan bir sanat galerisidir Galeride Orta Asyadan Türkiyeye göç eden Konar-Göçer Türk boylarının ilginç ve özgün kültür varlıkları, giyim eşyaları, aletleri, halıları ve çadırları sanat galerisinde her tür sanat yapıtları yıl boyunca sergilenmektedir

Kuvayi Milliye Müzesi (Merkez)

Kuva-yi Milliye Müzesi oluncaya kadar, Eski Belediye Binası olarak kullanılan bina,1840 yılında Karesi Sancağı Defterdarı Girıdi-zade Mehmet Paşanın konağı olarak yaptırılmıştır1800lü yıllarda bir yangın sonucu yanmasıyla yerine torunu Halit Paşa şimdiki Konağı inşa ettirmiştir Konak, Kurtuluş Savaşı esnasında önemli hizmetlerin verildiği bir mekan olmuştur
15 Mayıs 1919 tarihinde İzmirin işgali sonrasında, 16 Mayıs 1919da Balıkesirlilerin toplanarak silahlı mücadele kararının alındığı ve Kuva-yi Milliye ateşinin parladığı bu bina uzun yıllar II Kolordu Komutanlığına ve Ali Hikmet Paşaya da karargah olmuştur İzmir Şimal Cepheleri Heyetinin çalışma merkezi olmuştur Konağın eklentileri içinde bulunan ve 1913 yılında "Okuma Yurdu" olarak açılan ve yine 18 Mayıs 1998de "Milli Mücadele Tarihimiz Kitaplığı" olarak hizmete giren binada 6 Şubat 1923 tarihinde ile ilk gelişlerinde Atatürk de misafir edilmiştir

Milli Mücadele çalışmalarına karargâhlık etmiş Eski Belediye Binasının, Müze olarak açılması düşüncesiyle il Belediyesinin 27061985/72 ve 21021986/415 sayılı Meclis Kararlarıyla, içinde Okuma Yurdu Binasının da bulunduğu Eski Belediye Binası kompleksinin süresiz kullanım hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler Genel Müdürlüğüne devredilmiş ve bu konuda Balıkesir Valiliği ve Belediye Başkanlığı arasında protokol imzalanmıştır
Daha sonra 1987 yılında ilde Müze Müdürlüğünün teşekkül ettirilmesi ile restorasyon çalışmaları daha da hızlandırılmış ve aynı zamanda, teşhirlik eser toplama çalışmaları sürdürülerek, 6 Eylül 1996 tarihinde, ilimizin Kurtuluş gününde hizmete açılmıştır
İki kata yayılan seksiyonlardan oluşan Kuva-yi Milliye Müzesinin zemin katında; Balıkesir Kuva-yi Milliyesinin kurulmasında öncülük etmiş 41 Bayrak Adamın aldıkları yazılı kararlar, yapılan 5 adet Kongrenin Kararları, bu Kahramanların zati eşyaları, fotoğrafları ile Atamızın Balıkesire gelişlerinde çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir Müzenin ikinci katında ise, İlimizde ortaya çıkan Arkeolojik eserler ile yöresel etnoğrafik eserler sergilenmektedir Türkiye için bir ilk olan ve Balıkesir Fotoğraf Müzesinin temelini oluşturan "Eski Fotoğraf Makineleri" bölümü de müzenin ikinci katındadır

ASıdıka Erke Edremit Etnoğrafya Müzesi (Edremit)

Zemin katta Kuva-yi Milliye dönemini yansıtan bir oda bir idari oda ve hanay tabir edilen 120 m2lik geniş salon kültürel amaçlı kullanılmak üzere düzenlenmiştir Üst katta baş oda ve sofa bulunmaktadır Odalarda 18 yy ve 19 yy döneminin Edremit ev yaşamına ilişkin geleneksel el sanatları ile bezenmiş ev eşyası giysi ve günlük yaşamını yansıtan eşyalar sergilenmektedir

Adres: Azerbaycan Bulvarı Park Arkası Hüsnü Elçin Yıldırım Sok No:6 Edremit
Müze Tel : (+90-266)374 17 18

Saraylar Köyü Açık Hava Müzesi (Marmara)

Bizans döneminden kalan eserlerin bulunduğu müze, Marmaraya 25 km uzaklıktadır

Arkeoloji Müzesi (Bandırma)

Kyzikos antik kenti ve Daskyleion ören yeri buluntularının sergilenmesi amacıyla Bandırma Müze Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından kurulan ve Kültür Bakanlığına devredilerek yeniden inşa edilen müzede iki teşhir salonu, bir laboratuar, kütüphane ve konferans salonu bulunmaktadır Müzede, Daskyleiona özgü Anadolu Pers sanatının özelliklerini taşıyan antemionlu ve frig yazıtlı mezar stelleri, kazılarda çıkarılan Pers etkili pişmiş toprak kaplar ile Kyzikos antik kendinden ve civardan elde edilen mezar stelleri sergilenmektedir

Paşabayır Mahallesi, Ziyaret Bahçesi Mevkii Bandırma
Tel : (0266) 714 82 71

Bigadiç Müze ve Kültür Evi (Bigadiç)

1942 Bigadiç depremi sonrasında Tekel İdaresi için yapılan ve 1930-1940 yılları arasındaki mimari örnekleri arasında sayılan özellikli bir yapı, Kaymakamlık öncülüğünde, Belediye ve "Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma" Vakfı işbirliğiyle ÇEKÜL Vakfı tarafından hazırlanan Röleve ve iç mimari plânlarına uygun olarak İstanbul Röleve ve Anıtlar Müdürlüğünün katkılarıyla ve Belediye imkânlarıyla yeniden düzenlenerek müze ve kültür evi haline getirilmiştir
50 yılı aşan bir süre Tekel İdaresi olarak hizmet veren bina, Bigadiç kültür ve sanat merkezi olarak düzenlenmiştir Kaymakamlıkça oluşturulan ekibin köy köy dolaşarak derlediği koleksiyon müze uzmanlarınca seçilerek tasnif edilmiş ve teşhire hazırlanmıştır
Müzede: "Kuvay-i Milliye Hareketi" içinde özel yeri olan Balıkesirin Bigadiç ayağına ilişkin "Kuvay-i Milliye Bölümü"; Arkeoloji Bölümü; İlçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşimine ait kalıntılar; Etnografya Bölümü; Son 200-300 yıllık zaman kesitinde günlük yaşama dair öğeler bulunmaktadır
Ayrıca 96 m2 büyüklüğünde 90 kişilik toplantı, seminer gibi etkinlikler ile sergiler için kullanıma uygun çok amaçlı bir salon bulunmaktadır Müzenin açılışı 1 Aralık 2001 tarihinde yapılmıştır

Balıkesir Belediyesi Devrim Erbil Çağdaş Sanat Müzesi (Merkez)

Akıncılar Mahallesi Gazi Bulvarında Belediyeye ait eski Elektrik ve Su Otobüs İşletme binası restore edilerek, bir Müze binası olarak yapılandırılmıştır
İlk, Orta ve Lise tahsilini ilimizde tamamlayarak halen Belediyenin Sanat Danışmanlığını da yürütmekte olan Devlet Sanatçısı ProfDevrim Erbil eserlerinin bir bölümünü bağışlayarak bu girişime önderlik etmiştir
Belediye Meclisinin kararı ile de söz konusu binanın “TC Balıkesir Belediyesi Devrim Erbil Çağdaş Sanat Müzesi” olarak isimlendirilmesi ve bu doğrultuda hizmet vermesi uygun görülmüştür
Yapılan düzenlemelerin ardından “TC Balıkesir Belediyesi Devrim Erbil Çağdaş Sanat Müzesi” 21 Şubat 2004 tarihinde açılmıştır
Pazar ve Pazartesi günleri hariç 0800-1700 saatleri arası ücretsiz olarak halkın ziyaretine açık olan Müzede, Çağdaş Türk Sanatçılarına ait 95 adet tablo yer almaktadır

Gönen Mozaik Müzesi (Gönen)

Gönen Termal Tesisleri yanındadır Üstü örtülü alandaki müzede, taban mozaiği ile çevresinde derlenmiş olan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserleri bulunmaktadır

Açık Hava Müzesi (Erdek)

1948 yılında kurulmuştur Kyzikos antik kentinde bulunan Helenistik ve Roma dönemleri kalıntıları olan Afrodit heykeli ve diğer heykeller, dikilitaş, yazıtlar, lahitler, mezar stelleri, kabartmalar, levhalar, mozaik parçaları, Hadrianus tapınağına ait sütun ve başlıkları sergilenmektedir

Saraylar Köyü Açık Hava Müzesi (Marmara)

Marmaraya 25km uzaklıktaki Saraylar Köyünde bulunan müzede, Dr Nuşin Asgarinin yapmış olduğu kazıda ortaya çıkarılan büyük boyuttaki Bizans dönemine ait eserler sergilenmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #7
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Doğal Alanları ve Mağaraları

Tımarhane Adası (Ayvalık)

Çamlık Koyunun sonunda, Şeytan Sofrasının eteklerinde ve yarımadanın ucunda yer alan Tımarhane Adası yalnızca adıyla değil, tepede bulunan ilginç yapılı kayalarıyla da dikkati çekmektedir Girintili, çıkıntılı ve hemen dibindeki manastırın etrafını saran kayalar, rüzgarda uğultu ve sesler çıkarması ile ilgi çekmektedir Adada eskiden yaşayan Rumların "Agia Paraskevi" ismini verdikleri Çamlık Koyundaki Sarımsak Yarımadasının devamı olan Tımarhane Adasına, Türkler "Taşlı Manastır" da demişlerdir Günümüzden 70 yıl öncesine kadar psikoterapi merkezi ve çiftlik binalarının da bulunduğu Tımarhane Adası, Cunda Adasına giden turistlerin mutlaka uğramaları gereken bir doğa harikası Yöredeki bir diğer ilginç doğal güzellik ise Dalyan boğazı mevkiinin bir başka kıyısında yer alan "Deliklitaş"tır Ortasındaki delik nedeniyle bu adı alan katran rengindeki Deliklitaş, Çamlık Koyunun sığ bölümünde, kumdan oluşan bir dilin ucunda yer almaktadır Koyun içinde bir de balık üretme çiftliği yer almaktadır

Adaya ismini veren Taşlı Manastırın kemerli pencereleri ve arkasında bir koridoru manastırdan arta kalan bölümlerdir

Manyas Gölü (Manyas)

Bandırma ve Erdek körfezinin güney kıyılarından 15 km içerisinde bulunan gölün yüzölçümü yaklaşık 192 km2dir Gölün doğu-batı doğrultusundaki genişliği ise 11 kmdir En derin yeri kuzeyde olup, burasının da genişliği 5 kmyi geçmemektedirGüneyden Manyas Gölüne dökülen Kocaçay aynı zamanda gölün sularını Karadere vasıtasıyla Susurluk ırmağına boşaltmaktadır Kışın taşarak çevresine geniş bataklıklar oluşturan Manyas Gölünün çevresindeki vadilerin girişlerinde yeni alüvyonlar birikmiştirGenellikle eski körfezlerde toplanmış olan bu alüvyonlar göl alanının küçülmesine neden olmuştur Bu nedenle de göl düzeyi ile çevresindeki alçak yaylalar arasında 100-120 mlik bir yükselti farkı ortaya çıkmaktadır Manyas Gölünün, kışın taşan, sonra çekilen alanlarda bıraktığı alüvyonlar sayesinde kazak fasulyesi adı verilen iri taneli fasulye ve mısır, ayçiçeği ve şekerpancarı da yaz aylarında yetiştirilmektedir

Kuş Cenneti Milli Parkı (Manyas)

Manyas İlçesindeki en büyük turizm potansiyeli Manyas Kuş Cenneti ve Milli Parkıdır Avrupa konseyince A sınıfı diploma ile ödüllendirilen Milli Park, bu özelliği ile en çok ziyaretçi çeken milli parklardan biridir Eski adı Aphmitis Limne olan Kuş Gölü kıyılarında yer alan milli park bu gölün kuzeydoğusunda yer almaktadır Kuş Cennetinin "Milli Park" olarak ayrılmasının tek nedeni, barındırdığı kuş topluluklarıdır Kuş Cenneti ülkemizdeki milli parklar içinde en küçük olanıdır

Kuş Cennetine Bandırma-Balıkesir karayolunda Bandırma dan itibaren 15km Kilometresinden güneye sapan 3 kmlik bir yolla ulaşır Kuş gölü 1 Nisan 1938 tarihinde Prof Dr Curt Koswing ve eşi tarafından bulunmuştur ve buraya "Kuş Cenneti" adı verilmiştir

MÖ 547-335 yıllarında Daskileon Satraplığı tarafından özel bir saha olarak ayrılan Kuş Cenneti ile ilgili o yıllarda yapılan envanter çalışmaları Ege Üniversitesinin kazılarında ortaya çıkmaktadır

IIDünya Savaşı yıllarında, 1936da Braunschwig Teknik Üniversitesinde Genetik Profesörü ve Doğa Bilimleri Müzesi yöneticisiyken ülkemize savaştan kaçarak gelen ProfCurt Kosewig, 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Kürsüsü Başkanı oldu 1938 yılında Kuş Gölü ve eski Sığırcı Köyü çevresinde incelemelerde bulunan Prof Kosewig ve eşi Leonorre Kosewig, bir anlamda Kuş Gölü ve Kuş Cennetini keşfederek, Cennetin milli bir park alanı haline getirilmesinin öncülüğünü üstlenmiştir Prof Kosewig ve eşinin, Cennetin, gerçek anlamda doğal bir Cennet olduğunu ilgili makamlara kabul ettirmesi de kolay olmadı 1938 yılından 1959 yılına kadar şahsi gayretleriyle ve özverisiyle koruduğu Kuş Cenneti ancak 1959 yılında Milli Park olarak kabul edimiştir

1 Nisan 1938 tarihinde göle balık tutmaya giden Prof Kosewigin rastlantıyla farkına vardığı Kuş Cennetine, uluslararası ornitologların ilgisini çekmeyi başarırken, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji ve Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsünün 1952 yılında Kuş Cennetinde bir istasyon kurmasını ve bu yöreyi korumak üzere bir istasyon bekçisinin görevlendirilmesini de sağlamıştır İstasyon bekçisinin maaşını dahi Prof Kosewigin uzun bir süre şahsen ödediği ve yörede avcılık yapanların doğal ortamı bozmamaları için verdiği mücadele halen yörede anlatılmaktadır

1959 yılında Milli Park statüsüne alınan Manyas Kuş Cenneti Orman Genel Müdürlüğüne bağlanmış ve bundan sonra gerçekleştirilen etkili koruma ile daha da gelişmiştir Buradaki kuş topluluklarında önemli artışlar olmuştur Bunun sonucunda da, yapılan başvuru üzerine Avrupa Konseyi tarafından 1976 yılında "A Sınıfı" diploma ile ödüllendirilmiştir İyi korunan doğa parçalarına verilen A Sınıfı diploması, daha sonra 1981, 1986, 1991 ve 1996 yıllarında yenilenmiştir Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma imar planı yapılmıştır

Kuş Cennetinde 1975 Haziranına kadar 238 kuş türünün varlığı tespit edilmiştir Daha sonra çeşitli zamanlarda yapılan sayımlar sonucunda bu rakam 255e çıkmıştır Kuş türlerinden 66 tanesi Milli Parkta düzenli olarak her yıl kuluçka topluluğuna katılmaktadır Geri kalanlar ise, göç sırasında Kuş Cennetine uğramaktadır

Kuş Cenneti Milli Parkı, Marmara Bölgesinin ılıman iklimi içerisinde ve kıtalar arası göç yolları üzerinde kuşların vazgeçilmez uğrak yeridir Kuşlar göç yerlerine gidiş ve dönüşlerinde Kuş Cennetine misafir olur, dinlenir, karınlarını doyurarak yollarına devam ederler Kuş Cennetinde konaklama zamanları türlerine göre 1 saatle 1 ay arasında değişmektedir Bir yılda Kuş Cennetine gelen kuş sayısının 2-3 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir

Kuş Cenneti Milli Parkında, tanıtım vitrinlerinin yer aldığı bir müze bulunmaktadır Parkı her yıl ortalama 67 ayrı ülkeden 80 bin kişi ziyaret etmektedir

Kuş cennetinde canlı organizmalar ile doğa parçası bir eko sistemin bir parçasıdır Burada canlı ve cansız varlıklar bir uyum içindedir Kuşkusuz bütün bu unsurları birleştiren, bütünleyen gölün ılık sularıdır Sular kışın yükselip, yazları geri çekilir Bu ritmik düzen yuva zamanında ağaçların altında su bulunması gerektiğini yerine getirerek kuşların yuva yapmaları sağlanmaktadır

Kuş cenneti Milli Parkı bitki ve hayvan topluluğu açısından Kuş Gölünün en yoğun yeridir Burada yetişen başlıca ağaçlar; söğüt ve ılgın dır Bu ağaçlar gölün güney ve doğu kıyılarında yer alır Saz, kamış, kafa otu ve kandıra gölün bütün kıyılarında bulunur Çevrede sulak çayırlarda yüzlerce çeşit çiçekli otlar mevcuttur Hayvan topluluğu açısından tatlı su ıstakozu, yeşil kurbağa, sıçrayıcı kurbağa ve ağaç kurbağası sürekli mevcuttur Gölde sazan, yayın, turna, kefal gibi 20den fazla türde balık yaşamaktadır

Evliye Çelebi, Seyahatnamesinde Kuş Gölü ile Kuş Cennetinden;
“İlyaspınardan doğan Türkmenler buraya Manyas derlerO kadar derin değil suyu ab-ı hayata benzer içinde alabalık, turna balığı çeşit çeşit nefis balık avlanır Devlete vergi ödeyen avcıları vardırÖyle herkes zevk için balık avlayamaz Kışın bu göl, kaz, kuğu, karabatak, yeşilbaş, martı kuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar Her gece kaz ve kuğu sesinden kanat şakırtısından Manyas sahası titrer Saka kuşu ve diğer güzel kuşlarla dolar Bu kuşların avcıları da devlete vergi verirlerBirde bu gölde bir çeşit pamuğa benzer kav biter ki su içinden çıkarıp çakmak taşı üzerine koyarak çakmak ile vursan, derhal ateş alır Ve her şeyde kullanılır Ama adı geçen kavın kurutup da çaksan yanmaz Her tarafta meşhur bir kavdır Bu Manyas gölünün kenarların da yüksek sazlar yetişir Bu göl etrafındaki halk o sazları mevsiminde koparıp, terbiye ettikten sonra renk renk hasır seccadeler, minderler ve döşemeler dokurlar ki insan hayran olur” diye söz etmiştir

Manyas Kuş Cenneti Milli Parkının geniş kitlelere tanıtımının yapılabilmesi ve çevre kirliliği nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikelere kamuoyunun dikkatini çekebilmesi amacıyla, 1987 yılından bu yana her yıl Uluslar arası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali ismiyle bir festival düzenlenmektedir
Ören (Burhaniye)

Burhaniyenin tarihi ve arkeolojik açıdan dikkati çeken yeri Örendir Burada Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kalıntılara rastlanmaktadır İlçe merkezine 4 km uzaklıkta olan Ören turistik tesisleri eğlence merkezleri, ince kumlu plajı ile ayrı bir çekiciliğe sahiptir Örende deniz suyu Türkiyenin en temiz sularındandır Sıcaklığı 20-21 derecedir Burhaniyeye 4 km uzaklıktaki asfalt bir yol ile bağlı olan Ören, Çanakkale ve İzmire de asfalt yol ile bağlıdır Turistik Ören bölgesi daha çok dinlenmek ve huzur içinde vakit geçirmek için insanların uğrak yeri durumundadır

İskele (Burhaniye)
Körfez bölgesinin en büyük yat limanının yapılmasından sonra klasik balıkçı köyü görünümünü bir ölçüde yitiren iskelede balık lokantaları ve çay bahçeleri ayrı bir özelliğe sahiptir

Öğretmenler Mahallesi (Burhaniye)
Otel, motel ve pansiyonları ile turistik konaklama, eğlence, alışveriş olanaklarının yanı sıra temiz ve doğal bir plaja sahiptir

Artur(Arkent) (Burhaniye)
Birbirinden güzel koyları, plajları, gazino ve eğlence mekanları ile her türlü sosyal tesise sahip bir tatil beldesi olan Arkent Tatil Sitesi Burhaniyeye 23 km uzaklıktaki Karaağaç beldesi sınırları içerisindedir

Seklik Tepe Çamlığı (Burhaniye)
İlçe merkezine 3 km uzaklıktaki seklik çamlığı, temiz havası çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol su kaynakları ile huzurlu bir mesire yeridir
Ayaklı kır bahçesi: Ören tepe arkasında Ören-Akçay sahil yolu üzerindeki ayaklı kır bahçesi modern düzenlemesi ile keyifli bir mesire yeridir

Taylıeli Köyü (Burhaniye)
İlçe merkezine 7 km, İskele Mahallesine 1,5 km uzaklıktaki köy, Burhaniyenin tarihindeki öneminin yanı sıra körfez bölgesinin büyük bir bölümünü kapsayan panoramik manzarası ile görülmeye değerdir Çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğal ve bol suyu ile ideal bir mesire yeridir

Murat Çeşme (Burhaniye)
İskele mahallesinin 2 km kadar güneyinde, deniz kıyısında temiz denizi, suyu ve güzel doğası ile keyifli bir mekandır

Pınarbaşı (Edremit)
Güre Köyü sınırları içinde Akçaya 6 km uzaklıkta bir piknik yeridir Yamaçtan akan bol ve buz gibi su yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir Orman Müdürlüğünce işletilmektedir Ayrıca piknik alanı içerisinde Alabalık üretilen bir çiftlik bulunmaktadır

Şahin Deresi (Edremit)
Kazdağlarının Altınoluk bölgesi eteğinde bulunmaktadır Altınoluku tepeden görür Temiz kaynak suları olan bol ağaçlı bir piknik yeridir Ayrıca konaklama tesisi ve restoranı bulunmaktadır

Çağlayan Piknik Yeri (Edremit)
Kızılkeçili Köyü içinde olup Akçaya 3 km uzaklıktadır Kültür Bakanlığınca tescillenmiş 800 yıllık çınar ağacı burada bulunmaktadır

Hanlar (Handeresi) (Edremit)
En çok rağbet edilen piknik yerlerindendir Akçaya 35 km uzaklıktadır Ormanları ve soğuk suları ile dikkati çeker Çevresinde lokanta ve kafeler bulunur

Mıhlı Çay (Edremit)
Akçaya 25 km uzaklıkta, Altınoluk-Çanakkale karayolu üzerinde çevresi ormanlık bir dere kenarıdır

Güre Gelinçamı Piknik Yeri (Edremit)
Güre Köyüne 3 km uzaklıkta halka açık piknik yeridir Her yıl Güre Belediyesince yapılmakta olan Sarıkız etkinliklerinin bir bölümü burada yapılmaktadır

Sütüven (Edremit)
Edremite 20 km uzaklıkta, İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde piknik alanıdır Manzara seyir terasları ve oyun alanları düzenlemeleri bulunmaktadır Alanda 8 m yükseklikten dökülen ve yörenin adı ile anılan Sütüven Şelalesi bulunmaktadır

Hasanboğuldu (Edremit)
Sütüven piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izleyerek 1 km sonra ulaşılır Bir şelalesi ve içinde pek çok balığın bulunduğu gölcükten oluşur

Çamlık ( Ayvalık)
Şehrin hemen kenarında şehre hakim bir tepedir Çamlarla kaplı tepede kır gazinoları bulunmaktadır

Şeytan Sofrası (Ayvalık)
Çam ormanları ile kaplı, Ayvalık Adalarına hakim yüksek bir tepedir Özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir Bir lokantası bulunmaktadır

Alibey Adası (Ayvalık)
İlçeye 8 km uzaklıkta Doğası ve tarihi mekanlarıyla ünlü olan adada deniz ürünleriyle hizmet veren lokantalar bulunmaktadır

Alaçam (Dursunbey)
İlçenin güneyinde 33 km uzaklıkta Alaçam Dağları üzerinde ormanların çevrelediği bir piknik yeridir

Yayla Bölgesi (Dursunbey)
Geyik, karaca üretme ve yetiştirme istasyonu bulunan bir dinlenme yeridir Dursunbeyde Mesire yerleri olarak; Suçıktı, Hıdırlık ve Gölcükün civar bölgeleri ile Refaiye, Civan Bölgesi, Adaören ve Beyel Deresi bulunmaktadır
Kazdağı Milli Parkı (Edremit)

Balıkesir ili, Edremit İlçesi sınırlarında, Edremit Körfezinin kuzeyinde bulunmaktadır
Milli Park, Çanakkaleye 123 km,Balıkesire 92 km uzaklıktadır

Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran, Antik Çağlarda "İda Dağı" olarak anılan Kaz Dağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesi olup kuzey-güney yönünde uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arz etmektedir Özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır
Milli Parkın üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir Üst yükseltilerinde karaçam, kayın, göknar, kestane, meşe, kızılağaç, çınar ağaçları bulunmaktadır Alt tabakalar sistus(laden), erika, karaçalı, böğürtlen, sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler açısından da çok zengindir Yörede ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap,yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca,şahin, keklik, tahtalı, çulluk gibi hayvanlarla alabalık ve sazan türü balıklar bulunmaktadır

Kazdağının Tarihçesi

Kazdağı tarih öncesi yıllarda da çeşitli uygarlıkları barındırmış, çeşitli tarihlerde burada kentler kurulmuş ve yıkılmıştır Bilinen tarihi MÖ2000 yıllarında başlar Bu tarihlerde Thebe, Lyrnessos , Khrysa, Killa, Anderia , Antandros , Adramytteion , Astrya, Gargara kentleri kurulmuş bunlardan bir çoğu da Troia Savaşları sırasında yok edilmişlerdir
Homeros İlyadasında İda Dağı ( Kazdağı ) için “Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası” diye bahsetmektedir Kazdağının her yerinden kaynaklar çıkmaktadır 1500 m yükseklikte yaz kış suyu olan kaynakları bulunmaktadır Edremit, Akçay ve Altınolukun soğuk içme ve kullanma suyu Kazdağının eriyen kar sularıdır Kazdağları ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi Boğazı ve çevresi oksijen çadırı olarak tanımlanmaktadır Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler Dağı olarak bilmektedir Kazdağlarındaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidirYunan Mitolojisinde Parisin Altın Elmayı Afrodite vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur

Arsalan (Bigadiç)

Alan köyü karşısında 20 dönüm genişliğinde bir arazidir Etrafı Bizans dönemine ait surlarla çevrilidir Tek giriş yeri halk arasında "Demir kapı" olarak anılan, arkaik dönemde ana kaya oyularak açılmış geçit noktasıdır
Giriş kapısından 300 m ileride üç sarnıç mevcuttur I Sarnıç 8xl2 m genişliğinde 7 m derinliğindedir İçi Horasan sıvalı olan çift kat tuğla taş duvarın kalınlığı 2 mdir II Sarnıç 4x6 m genişliğinde ve 5 m derinliğindedir III Sarnıç Asarın güney eteklerinde, 7x5 m genişliğinde, 5 m derinliğindedir Üzeri işlemeli tuğlalarla örülüdür Bunların hepsi Bizans dönemi içme suyu sarnıçlarıdır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Kaplıcaları

Pamukçu Kaplıcaları

Balıkesire 18 km, İzmir karayoluna 3 km uzaklıktadır Kimyasal değerlendirmelere göre su sülfat klorürlü bir nitelik taşımaktadır Kışın 50-55C olan su sıcaklığı yaz aylarında artmaktadır Cilt hastalıklarına, içildiğinde mide rahatsızlıklarına, romatizmal hastalıklara, kadın hastalıklarına, üst solunum yollarının kateral rahatsızlıklarına iyi gelmektedir
Pamukçu kaplıcalarında 60 odalı bir tesis bulunmakta ve Pamukçu Belediye Başkanlığı tarafından işletilmektedir

Gönen Kaplıcaları (Gönen)

Gönen ilçesindeki kaplıcanın çok eski bir tarihi vardır Kaplıca Mısırlılar, Romalılar ve Bizanslılar zamanında işletilmiştir Yörede yapılan kazılarda ele geçen tarihi eserler, Gönen Açık Hava Müzesinde bulunmaktadır Doğa kaplıca sularına 275 metre derinlikte kaptaj yapmış, atmosfer sularından ayırmıştır Bu nedenle kaplıca suyu dünyada çok az rastlanır bir biçimde saf, temiz ve özelliklerini yitirmeden kalmıştır Suyun sıcaklığı 73oC olup, hem banyo hem de içilmek suretiyle yararlanılmaktadır Su buharının solunması müzmin üst ve alt solunum yolları iltihaplarının, mineralli suyun içilmesi, mide ve 12 parmak ülseri, hazımsızlık, safra kesesi tembelliği, kalın bağırsak spazmlarının; banyo uygulamaları her çeşit romatizma, kireçlenme, ruhsal sıkıntılara bağlı ağrı ve huzursuzlukların, kadın hastalıklarının tedavisinde, karın ameliyatları veya ortopedik ameliyat sonrası dönemlerinde yararlı olmaktadır

Gönen Dağ Ilıcası (Ekşidere Gençlik İçmesi) (Gönen)

Ekşidere Gençlik İçmesi Gönen ilçesine 13 km uzaklıktaki dağ ılıcasının 100 m İlerisindedir Gençlik suyu sülfat klorürlü, sodyum kalsiyum ve oligometeliktir Suyun içinde en fazla radyoaktif olması gençlik suyu denmesine sebep olmuştur Ilıcada banyo yapılmakla beraber içme suyu olarak da kullanılmaktadır Dağ ılıcası 220 yatak kapasitelidir

Edremit Güre Kaplıcası (Edremit)

Edremit ilçesine bağlı Güre Beldesi sınırları içerisindedir Kaplıca mahallinin denizden yüksekliği 3 m olup denizden uzaklığı 300 m civarındadır Edremit e 12 km, Akçay a ise 3 km uzaklıktaki kaplıca sağlık ve dinlenme yeridirKaplıcanın orijinal bölümlerinde ilkçağ Roma hamamı özelliklerini taşıdığı görülmektedir Suyun sıcaklığı 64 C olup, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir Afrodit Termal Tesisleri 85 yatak kapasiteli olup kara ve hava yolu ile ulaşım sağlanmaktadır

Bostancı - Entur Kaplıcaları (Edremit)

Burhaniyenin Edremit çıkışında ve Burhaniyeye 10 km uzaklıkta son derece modern tesislerdir Ortalama 51derece sıcaklıktaki yıkanma suyu Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir Burhaniye-Edremit yol ayrımında olduğundan ulaşım kolaydır

Derman Kaplıcası (Edremit)

Edremit ilçesine 3,5 km uzaklıktadır Kaplıca suyu çeşitli kadın hastalıklarına, romatizmaya ve içilmek suretiyle böbrek taşı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir

Pelitköy Zeytin Pınarı İçmesi (Burhaniye)

Burhaniyeye 12 km Pelitköye ise 2 km uzaklıktadır Ortalama 20 derece sıcaklığındaki su, safra yolu hastalıkları ile karaciğer ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelmektedir

Dutluca Köyü İçmeleri ve Damlarca Suyu (Burhaniye)

Burhaniyeye 12 km uzaklıkta dutluca köyündeki içme suyu ortalama 16 derece sıcaklıktadır İdrar yolları ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir Bu köyde ayrıca damlarca yıkanma suyu da bulunmakta ve cilt hastalıkları için yararlı olmaktadır

Karaağaç Kaplıcası (Burhaniye)

Burhaniyeye 10 km, karaağaç beldesine ise 2 km uzaklıktadır Kaplıca hamamındaki su başta uyuz olmak üzere birçok cilt hastalığına iyi gelmektedir Konaklama olanağı olmadığından günü birlik gidilmesi söz konusudur

Bostancı Köyü Kaplıcaları (Burhaniye)

Burhaniyeye 10 km uzaklıkta Balıkesir, Çanakkale ve İzmir karayolu kavşağında bulunmaktadır Suyu ortalama 51 derece sıcaklıktadır Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir Ayrıca konaklama olanakları da vardır

Düdüklü Kaynak Suyu (Burhaniye)

Kaynağı, Burhaniyeye 28 km uzaklıktaki Karadere Köyü güzle yaylasındadır Yapılan analizler sonucu sertlik derecesi, lezzeti ve diğer ölçüm değerleri yönünden Türkiyenin en nitelikli kaynak sularından biri olduğu resmen saptanmıştır Düdüklü suyu Burhaniyenin çeşitli yerlerindeki çeşmeler ile ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Sivil Mimari Örnekleri

Terzizade Konağı (Havran)

Terzizade Saadettin Bey Konağı Cumhuriyet Caddesinde ve Ebubekir Camii karşısındadırAtatürk ün Havrana geldiği sırada misafir edildiği konak Saadettin Bey in babası Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır İki katlı ahşap konağın ortadaki büyük bölümü haremlik , batısı selamlık olup , doğusunda ise yazıhaneler mevcutturÇatıdının doğu kenarındaki alınlıkta bulunan çerçeveli yazı okunamamıştır Havran da bulunan en güzel evlerden birisi olan Terzizade konağı ahşap işçiliği ile dikkat çekmektedir ve 39 odalıdır

Hocazade Abdurrahim Bey Evi (Havran)

Cami-i Kebir Mahallesinde Dumlupınar Caddesinde bulunan ev mimari yapısı ile dikkati çekmektedir Zemin kat kesme taştan, birinci ve ikinci kat ile asma kat tuğladan inşaa edilmiştirCümle kapısının kesme taşlarında ve demir kapısında çok güzel süslemeler bulunmaktadırŞu anki binanın yerinde daha eskiden bir yangın sonucunda yok olan 28 odalı ahşap konak bulunmaktaydı

Fahri Bey Evi (Havran)

Cami-i Kebir Mahallesinde Dumlupınar Caddesindeki (Hicri 1251), çeşmenin yanında bulunan iki katlı ahşap ev Zorbalızade Farhri Bey e aittirAhşap işçiliğindeki güzelliği ile
dikkat çekmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Saat Kuleleri

Saat Kulesi (Merkez)

Şehrin merkezinde, Belediye parkı içindeki bir yamaç üzerinde bulunan saat kulesini, giriş kapısı üzerindeki kitabeden anlaşıldığına göre, h1243 (1827)de Silistre Valisi Girid-i Zade Mehmet Paşa yaptırılmıştır Galata Kulesinin bir benzeri olduğu söylenmektedir Saat Kulesi h1313 (1897) yılındaki depremde yıkılmış,ve mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından 1901 yılında tekrar yaptırılmıştır 1962 yılında kitabesi onarım görmüştür

Saat Kulesi kesme taştan 2x2 m Ölçüsünde ve yaklaşık 20 m Yüksekliğindedir Kuleyi enine iki sıra silme gövdeyi üçe böler Geniş olan orta bölümde “S” şeklindeki küçük konsollar üzerine oturtulmuş dört bir tarafta birer balkon ve ince uzun dikdörtgen pencereleri vardır Üst bölümde her cephede, yuvarlak kadranlı birer saat bulunur En üstte ise ahşap direkler üzerine oturtulmuş soğan başı şeklinde kubbeli bir köşkü bulunmaktadır Hüdavendigâr salnamesinde (h1325) ve Ircıcanın arşivindeki fotoğraflarla bugünkü saat kulesi arasında hiçbir fark bulunmamaktadır Bu da orijinaline uygun bir biçimde yenilendiğinin kanıtıdır Orijinal kulenin temelleri bugün toprak altındadır

Ayvalık Saat Kulesi (Ayvalık)

Ayvalık merkezinde yer alan saat kulesinin bulunduğu yerde XIXyüzyılda yapılmış Agios Yanis Kilisesi bulunuyordu Bu yapı Ayvalıkın Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra l928 de camiye çevrilmiştir Kilisenin camiye çevrilmesinden sonra çan kulesinin üzerine bir kat ilave edilmiş ve iki yüzüne yuvarlak kadranlı birer saat konulmuştur Bundan ötürü de bu camiye Saatli Cami ismi verilmiştir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #11
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Medreseleri

Ali Şuuri Medresesi (Merkez)

Şahnihisar Mahallesinde Alaca Sokaktadır Kitabesinden 1862 yılında Ali Şuuri tarafından yaptırıldığı öğrenilmiştir Medrese 1897 depreminde yıkılmış, 1906da Kadı Abdülhalimin yardımı ile yeniden yapılmıştır Bu yüzden de Yeni Medrese olarak tanınmıştır Milli Mücadele yıllarında Balıkesir Kongresi burada yapılmış, 1920de “Milli Alay Karargâhı ve Sevkiyat Dairesi” olarak kullanılmıştır Günümüzde İlköğretim Okulu olarak kullanılmaktadır

Yapıldığı tarihten bu yana değişikliklere uğrayan medrese dikdörtgen planlı olup, ortadaki açık avlusunu ahşap sütunlu düz çatılı revaklar çevirmektedir Bunların etrafında düz tavanlı on beş medrese odası bulunmaktadır Medresenin giriş kapısı düz ve kesme taştan inşa edilmiştir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #12
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Kaleleri

Bigadiç Kalesi (Bigadiç)

Bigadiçin doğusunda bulunan bir tepe üzerindeki kale, MSIXyüzyılda Bizanslılar tarafından yapılmıştır Günümüze kalıntıları gelen bu kaleye Bizans döneminde “Achyraos Kalesi” ismi verilmişti Bu kale Yunan işgali sırasında karargâh olarak kullanılmıştır

Erdek Kalesi (Erdek)

Erdek Seyitgazi tepesinde sekiz adet küçük karakol niteliğinde kaleler bulunmaktadır Ayrıca bu kalelerin 5 km kuzeyinde Muhla kalesi bulunmaktadır Erdek Demirkapı mevkiinde de şehir surlarının kalıntıları görülmekte olup, bunların Erdek Körfezine kadar uzandığı bilinmektedir

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #13
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Hamamları

Zağnos Paşa Hamamı (Merkez)

Zağnos Paşa Camisinin yakınındaki hamamın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Zağnos Paşa Camisi ile birlikte yapıldığı sanılmaktadır Klasik Osmanlı hamam mimarisinde, çifte hamam biçimindeki yapı iki bölümden oluşmaktadır Ancak, her iki bölüm arasında plân bakımından değişiklikler vardır Erkekler bölümünün son derece görkemli bir girişi olup, sivri kemerli buradaki portalde taş tuğla işçiliği dikkati çekmektedir Erkekler bölümü kadınlar bölümünden daha büyüktür Üç yandan pencerelerle aydınlatılan soyunmalık, 950x970 m Ölçüsündedir Üzeri trompların yardımıyla örtülmüştür Sıcaklık üç eyvan halinde olup, dört köşesinde halvet odaları yer alır Soyunmalığın kuzeydoğu köşesindeki kadınlar bölümünün üzeri de pandantifli bir kubbe ile örtülüdür Bunun da ılıklık ve sıcaklığı bulunmaktadır

Taşpınar Hamamı (Merkez)

Balıkesir Çarşısındaki Taşpınar Hamamını 1401de Subaşı Eyne Bey yaptırmıştır Özelliğini kaybeden bu hamam mağaza olarak kullanılmaktadır

Gavur Hamamı (Timilis) (Bigadiç)

Bigadiç, Işıklar yolu üzerindedir Halk arasında "Gavur Hamamı" olarak anılan kalıntı, aslen Roma dönemine ait kayaya oyulmuş oda mezarlı Tümülüstür İçinde, kayaya oyulmuş iki adet lahit bulunmaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #14
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Şadırvanı



Saat Kulesi yakınındaki şadırvanı, 1908de Ömer Ali Bey yaptırmıştır Yüksek, yuvarlak bir kaide üzerine pembe granitten sekizgen bir havuz oturtulmuştur Sekizgenin her kenarına bir musluk yerleştirilmiştir Su haznesinin üstünde pembe granitten yedi sütunun taşıdığı soğan biçimli bir kubbesi vardır Bu sütunlar Bursa üslubundaki kaş kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır Bunları yatay bir silme ve bir ahşap saçak tamamlamaktadır

Alıntı Yaparak Cevapla

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)

Eski 11-04-2012   #15
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balikesir Tanıtımı (Nasıl Gidilir Ne Yenir Ne İçilir)



Balıkesir Kilise ve Manastırları

Taksiyarhis Kilisesi (Ayvalık)

İlçe merkezindedir İsa Peygamberin doğumundan ölümüne kadar geçen hayatını tasvir eden balık derisi üzerine yağlı boya ile yapılmış tablolar, ikonalar ve tavan süslemeleri130 yıllık geçmişe sahiptir

Aya Nikola Kilisesi (Ayvalık)

Alibey Adasındadır Tevrat ve İncilden alınan dini konuların işlendiği fresklerle süslenmiştir

Ayazma Kilisesi (Edremit)

Günümüzde zeytinyağı fabrikası olarak kullanılan İon sütunlu Fenoremeni Kilisesi, ortadokslarca içindeki kutsal su nedeniyle Ayazma olarak anılmaktadır

Kirazlı Manastırı (Erdek)

Antik dönemde Didumus Dağı olarak bilinen dağın eteğinde manastır, kilise ve yapı gruplarından oluşan bir kompleks duvar tekniğine göre XIXyüzyılda Rumların kullandığı bir dini anıt yapı mevcut temellerden ve duvar kalıntılarından bodrum üzerine 2 katlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır Bugün mevcut olan kilisenin güney duvarı ile absis duvarının bir kısmı ayakta ve yüzeyde bulunmaktadır

Agios Georgis Meryamana Manastırı (Marmara)

Avşa Köyünün 15 km güneybatısında Manastır Mevkiindedir

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.