Çağan İrmak’Tan Bir Şehir Masalı |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Çağan İrmak’Tan Bir Şehir MasalıÇağan Irmak’tan bir şehir masalı… Çağan Irmak, sinemasal yolculuğunda ilginç yollara saptı… Duygusal kasabalardan, zamanı ve mekanı olmayan uhrevi yollardan geçti geldi… Bu yollarda ona eşlik edenler oldu, onu yolda elinde sopasıyla tek başına bırakanlar da… Irmak, sonunda şehre ulaştı… Eminim ki hepimiz rahatladık Şehrin yalnızlığında sıkışan bireyler olarak, ıssız adamlar ve ıssız kadınlar olarak bu filmden kendimize çok yakın kareler bulduk… Alper’in aşçı olması ve Çağan’ın başarılı mutfak ve yemek sahneleri gerçekleştirmesi, filmin İtalyan filmlerine duygu ve hareket olarak yakınlığı Ferzan Özpetek filmlerine olan benzerliği akıllara getirdi… Ben bu fikre katılmıyorum… Özpetek bu sahnelerin alasını kullanmış olabilir Birisi kalkıp buna benzer sahneler kullandı diye ‘etkilenmiş’ yaftası yiyemez… Bence film bütün o klişe içinde bir özgünlük barındırıyor… Aslında film şehirli insanların bildik kalıplar içindeki yaşamlarını kapsıyor… Irmak yine de bildik dünyadan çok masalsı, saflıkla bezenmiş bir öykü çıkartmayı beceriyor… Erkeği mutlak kötü göstermekle, kızı mutlak iyi göstermekle bitmiyor buradaki olay Erkeğin kendini birisine bağlamama konusundaki yoğun çabasıyla, kızın birilerine olan bağlılığı hem çatışıyor, hem de ilişkilerindeki o kısacık zaman diliminde onlara çok yardımcı oluyor…Çağan iyi bir gözlemci olduğunu aralara sıkıştırdığı diyaloglarla vermeye çalışıyor Erkeğin annesine olan tahammülsüzlüğü, sanrılarını, kızla yaşadığı şeyin farklılığını biz de tam yanı başımızda hissediyoruz… Ve hep gergin bir biçimde adamın kulağımıza ‘ayrılmak istiyorum’ dediğini fısıldamasını bekliyoruz… Irmak’ı tanıdığım kadarıyla bir işi yapana kadar da, yaptıktan sonra da, yani etkisi devam edene kadar gergin bir şekilde bekleyen birisi… Bu süre içinde hayatı kendisine zindan ettiğini söyleyebiliriz Bazıları ondan daha cesur söylemler ve daha cesur sahneler bekliyor… Ben de soruyorum? Irmak daha ne kadar cesur olabilir ki? Ulak, başlı başına bir ütopya, başka bir dünya yaratma derdindeydi Kabul edilmeli ki Irmak, masalsı ve çocuksu bir dünyanın kapısında her zaman nöbet tutuyor ve bunları filmlerine bir şekilde taşıyor![]() O yüzden ‘belden aşağı inmeyen’ sevişme sahnesi bazıları için cesurca algılanmayabilir ama Irmak, bu cesareti söylemlerine taşıyarak, şehveti yüze ve gözlere taşıyarak gayet cesur bir şekilde vermeye çalışıyor Oyunculardan bahsedecek olursak Melis Birkan’ın salt güzel olmaması, sıcak ve samimi bir tipleme yaratmaya çalışan Çağan’a yardımcı olmuş gibi görünüyor Cemal Hünal’ın dozu artan ve azalan oyunculuğu filmde kimi zaman yetersiz kalsa da, Hünal’ın filme yakıştığını söylemek mümkün Issız Adam, şehirde belli bir sıkışmışlığın içinde canı yanan herkesi kapsayacak bir film… Herkes kendinden bir parça bulacak… Sonu yine herkes için belli bir duygusallık barındırıyor Bence Çağan’ın şehir hikayesi mayası tutmuş, doyurucu ve lezzetli bir film çıkmış ortaya… |
|
|
|