Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye > Akdeniz Bölgesi

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
altınyayla, burdurun, ilçesi, tanıtımı

Burdurun Altınyayla İlçesi Tanıtımı

Eski 10-14-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Burdurun Altınyayla İlçesi Tanıtımı




Burdurun Altınyayla İlçesi Tanıtımı

Altınyayla (Dirmil) Burdur ilinin bir ilçesidir

Dirmil ile ilgili ilk bulunabilen tarihi bilgiler Likya tarihi ile örtüşmektedir İlk çağlarda Antalya körfezinin batısı ile Dalaman Çayı’nın doğusu arasıda kalan bölgeye Likya denilmekteydi Önceleri bölgede Likyalılar egemen olmuşlarken daha sonraları sırasıyla Persler Büyük İskender İmparatorluğu, Mısır’da kurulan Ptomelar ve Roma egemenliğine girdi Likya tarihsel coğrafyasının kuzeybatı ucunda yer alan Cybria, Bubon Balbura ve Oinoanda güç birliği hareketi, başkenti Patara olan Likya bölgesinin içerisinde tetrapolislik olarak yönetilmiştir Patara antik kenti içerisinde bulunan “Yol kılavuz Anıtı” üzerindeki Tlos, Oinoanda Balbura’dan gelip Trimili üzerinden Cibrya’ya ifadesi’ndeki Trimili yerleşim alanı bugün yaşadığımız Dirmil’dir

İlçe merkezinde antik eserlerin olmayışı buranın Osmanlılar’ın klasik döneminden itibaren yerleşmeye açıldığı kanaatini uyandırmamalıdır Kaldı ki Cybria, Bubon, Balbura üçgeni arasında kalan bu bölgenin, antik çağa ait kalıntıları ilçenin doğusunda ve Üç Meşe mevkiinin kuzeyindeki yerli halkın “Gavur Beşiği” dediği alan, Dirmil’in çok eskiden itibaren yerleşmeye açık olduğunu göstermektedir

Gavur Beşiği antik alanı için şu yaklaşımlar mümkündür:

Büyük bir kısmı höyüksel bir alan içinde olan yerleşmenin, çevredeki antik alanlardan teknik olarak hiçbir farkı yoktur Kullanılan teknoloji ve sanat anlayışı diğer komşu antik kentlerle örtüşmektedir Hatta kentin büyük bir kısmının toprak altında olması, buranın çok daha eski dönemlere ait olduğu konusunda önemli bir ipucu oluşturabilecektir Antik kentin kurulduğu alanın Cybira-Bubon- Balbura’ya bağlanan yol güzergahı üzerinde olması da dikkat çekicidir

Yine kentin Dirmil Ovası’nın yukarı ve başlangıç kısmında oluşu ilk çağ şehir yerleşmelerindeki su kaynaklarına yakınlık, jeopolitik hakim tepe, tarım alanlarını işgalden uzak olma ve savunma güvenliği ilkelerine tam uygunluk göstermektedir

Bu noktada “Gavur Beşiği” antik alanının, arkeolojik programlara dahil edilmesi ve sit alanı olarak korumaya alınması kanaatimizce uygun olacaktır Çünkü, Gavur Beşiği antik alanı Cybria-Bubon-Balbura arasında ve bu üç kenti birbirine bağlayan bir köprü, bir ara olarak kabul etmek imkân dahilindedir

Yine ilçe merkezinin kuzeyinde Koca Çayır bölgesinde az da olsa pişirilmiş topraktan yapılmış kırık kalıntıların varlığından şu sonucu çıkarmak mümkün görülmektedir Oyuk Dağı’nın erozyon havzasında bulunan, anılan bölgenin daha geniş ve kapsamlı bir antik alanı olduğu ve buranın Oyuk Dağı erozyon havzası sonrasında alüvyal birikimlerle örtülmüş olabileceği kanaatini uyandırmaktadır

Yine Durasılar bölgesindeki dibek taşının kulanım alanına bakıldığında buraya yakın antik yerleşmelerin varlığına yardımcı olacak niteliktedir Bahsi geçen “Dibek Taşı” yaklaşık 50x50 cm boyutunda ve daha çok katı yiyeceklerin öğütülmesinde kullanılan antik bir yaklaşım içermektedir

Erken Roma dönemi açısından Patara vilayetinin içinde Trimili adlı önemli kayıtların varlığı da dikkatlerden kaçmaması gereken önemli bulgulardan birisidirAnadolu’da Likya bölgesel egemenliğinden sonra kurulan Roma hakimiyeti Kavimler Göçünden sonra yerini Bizans egemenliğine bırakmıştırErken Osmanlı döneminde bölgede Hamitoğullarının Gölhisar beyi Mehmet ve Yunus bey hakimiyet kurmuşlardır 15yy sonlarında Aydın vilayetinden bazı Türkmenlerin Dirmilcik bölgesine göç ettiği iddiası varsa da bu bazı açılardan genel geçer ilkelere ters düşmektedir Tarihin birçok dönemlerinde alçak ve sıcak alanlardan yüksek ve iklimi sert alanlara göç hareketine çok fazla rastlanılmamıştır Kaldı ki Osmanlı iskan politikası çerçevesinde genel uygulama; kırsal ve dağlık alanlardaki nüfusun, daha çok tarım arazilerine yakın bölgelere yerleştirilmesi biçiminde olmuştur Bu durumda Aydın’dan Dirmil’e bir göç hareketinin olabileceği ihtimali son derece zayıf bir yaklaşım olarak telakki edilmelidir

Yörenin kültürel ve filolojik ilişkilerine bakıldığında yörede kullanılan birçok sözcük ile Batı Antalya ve Fethiye’nin köylerinde kullanılan sözcüklerle benzerlik gösterdiği açıkça bellidir Ancak “Gavur Gediği”nden itibaren yörenin kültürel ve filolojik özellikleri, Ege özellikleriyle çok fazla uyuşmamaktadır Bu da göç hareketinin batıdan değil de güneyden ve doğudan yapıldığına dair önemli bir yaklaşımdır19yy sonlarından itibaren Dirmil; Konya Vilayeti Burdur Sancağı Tefenni Kadılığı Armutlu Nahiyesine bağlı bir karye(köy) olarak yönetilmiştirOsmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ayanlık sisteminin çok hızlı gelişmesiyle birlikte bölgede de önemli ölçüde ayanlık sistemi gelişmiş ve büyük toprak sahibi yeni zümreler ortaya çıkmıştır Bu zümrenin etkinliği 1950 yıllarına kadar devam etmiştir Bu dönemde büyük çiftlikler kurulmuş ve daha yaygın bir ifadeyle “ağalık sistemi” tam anlamıyla yerleşmiştir elinde kalmıştır150 yıllık bölüşüm karşısında bile bu topraklar Dirmil’e göre yine en büyük toprak parçaları olarak varlıklarını sürdürmektedirler

1319(1901) - 1321(1903) tarihli, Maarif-i Umumiye Salnamelerinde1 Konya vilayeti, Burdur sancağı, Tefenni kazası, Dirmil karyesindeki (köyündeki), üç adet medreseye ait özet bilgiler şu şekildedir: Sait Efendi tarafından yaptırılan, Süleyman Efendi’nin müderrislik yaptığı, medrese bugün Hacı Muhittin Öztürk ve oğlu Hacı Sait Öztürk’ün evleri arasında yapılmıştır Medresenin 15 öğrencisi olmuştur Ancak bugün medresenin kalıntılarına ait hiçbir bulgu yoktur Müderris Süleyman Efendi tahminimizce 1326 (1910) yılında vefat etmiştir Evlatlarından hayatta olan da yoktur Süleyman Efendi oğlu Niyazi Öztürk çok uzun süreler Yemen’de savaşa katılarak geriye dönmüştür Bu sülaleden bir kişinin Rodos Adası’na eğitim görmeye gittiği ve orada kaldığı; buradaki sülalenin üyelerinin kişi adlarının aynı şekilde Rodos’ta da mevcut olduğu; Hacı Muhittin Öztürk’ün teknik konularda son derece başarılı bir kişi olduğu, sülalenin şu anda yaşayan üçüncü kuşak fertleri tarafından ifade edilmiştir

İkinci medrese, köy ahalisi tarafından bugünkü çarşıya yakın bir bölgede yaptırılan İbil oğlu Nasuh Efendi’ye ait olan 10 öğrencisi bulunan medresedir Müderris İbil oğlu Nasuh Efendi 1947 yılında vefat etmiş, oğullarından Mehmet Çavuş uzun yıllar Yemen’de savaşmış, kendisinden hiçbir şekilde haber alınamamıştır Ancak daha sonra tekrar memleketine dönmüştür

Üçüncü medrese, Kızılyaka köyünde yine köy halkı tarafından yaptırılan Halim Efendi medresesidir Medrese bugünkü Kızılyaka Eski Camii’ne yakın bir alanda yapılmıştır 25 öğrencisi olan medresenin şu anda hiçbir kalıntısı yoktur

1 Dünya savaşı’nda bölgede herhangi bir işgal olayı olmamıştır Ancak 1911-1922 arasındaki savaş yıllarında birçok insanımız, bütün Türkiye’de olduğu gibi ya şehit olmuş ya da gazi olarak geriye dönmüştürO kadar ki Çanakkale savaşlarında veya Yemen’de her sülaleden ortalama en az bir kişi savaşmış çoğu da geriye dönememiştirHatta o yıllarda cenazeleri bile kadınların defnettikleri ifade edilmektedir 1930 ve 1940’lı yıllar yoksulluğun had safhada olduğu bir dönemdir Uzun bir savaştan çıkmış olan toplum, kısa sürede kendisini toparlayıp tekrar üretime hemen geçememiştir Yıllardır ekilemeyen topraklar, el sanatları, küçük atölyelerin hemen faaliyete başlaması uzun zaman almıştır İnsanların çoğu karın tokluğuna da olsa büyük toprak sahiplerinin kapısında çalışmak zorunda kalmışlardır 1950’den sonra en önemli olaylardan birisi “Çiftçiye Toprak Kazandırma Kanunu” çerçevesinde Ali Çavuş “Eryavuz”un muhtarlığı döneminde yaylada Yalınova-Çeşmeönü arasının bütün köylüye tarla olarak dağıtılmasıdır Bu dönemde siyasal ve ekonomik güç, ayan soylu sülalelerden sıradan sayılabilecek sülalelere geçmeye başlamıştırDirmil’de 1955’ten İtibaren belediye kurulmuş ve ilk Belediye Başkanı da Mehmet Efendiler’den Kamil Şentürk olmuşturBatı Akdeniz’in bu şirin kasabası 1990 yılında hiç de alışamadığı bir isimle Altınyayla olarak ilçe olmuştur

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 6793'dir Bunun 4173'si ilçe merkezinde, 2620'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 5 köy ve 4 mahalleden oluşmaktadır Köylerin ismi; Asmabağ-Ballık-Çatak-Çörten ve Kızılyaka dır

Yıllara göre ilçe nüfus verileri

Yıllar Merkez Köyler Toplam

2007

2000 4173 2620 6793

1997

1990 4118 2894 7012

1985

1980

1975

1970

1965

1960



Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.