Beden Gözü Yumulunca [ Şiir ] |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Beden Gözü Yumulunca [ Şiir ]Beden Gözü Yumulunca [ Şiir ] Hakkında Beden Gözü Yumulunca [ Şiir ] Beden Gözü Yumulunca Sesini radyoda ilk duyduğumda oldukça küçüktüm Sazı ve o samimi köy şivesi ile öz be öz Anadolu çocuğu, bizden biri! “Benim Sadık Yarim”, “Dost Dost Diye” türküleri belleğime taht kuran ezgilerden Kendini tanıtırken uzatılan mikrofona: ” 7 yaşında bir gözümü Çiçek hastalığından kaybettim 10 yaşımda da diğeri, anam süt sağarken yanında durduğum ineğimizin boynuzu ile akıverdi Dünyam kararınca babam eğlenmem için bana saz aldı ” deyişi bugün gibi yankılanır kulaklarımda![]() Aşıklık geleneğinin farklı bir temsilcisi O Tahsili, özel eğitimi yok, tamamen doğaçlama söyleyen bir Hak Aşığı Her ne kadar resmi kayıtlar Halk Aşığı dese de bana göre yaratılana aşık olan; hakikatte Yaratana aşık olduğundan Ona Hak Aşığı diyeceğim![]() Sivas’ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyüne doğru yola çıkıyorum Aşık Veysel'le söyleşmek için Uzun bir yolculuktan sonra sabahın ilk ışıkları ile köye giriyorum Bozkırın orta yerinde henüz ağaç oluklu pınarları kurumamış, gözeleri battal olmamış, kavak ağaçlarının gelenlere selam durduğu şirin bir köy burası Arabanın peşine takılan çocuklara evini soruyorum ” Abi biz götürelim” deyip doluşuyor içeri yüzleri toprak, elleri çayır çimen kokan köy çocukları Toprak damlı bir evin önünde durup ahşap avlu kapısından içeri giriyoruz Çocuklar yukarı sesleniyor: ”Veysel Dede Veysel Dede, ziyaretçin var! ”Torunları olsa gerek, iki genç kız merdivenlere inip karşılıyor Eyvan(sundurma yazlık kısım) da oturmuş, elinde çay bardağı, ağaç yer sofrasında kahvaltı ederken selam veriyorum![]() “Ve Aleykumselam, hoş sefalar getirdiniz, hele sofraya buyurun!” diyor Gözünü sevdiğim Anadolu insanı hemen buyur eder, neyi varsa paylaşır misafiriyle Ana gibi zengin, ana gibi sınırsız- karşılıksız verici, ana gibi merhamet abidesidir Anadolu Oradan buradan laflıyoruz Bir yandan sıcak süt yudumluyorum Bıkmışım her sabah çaydan Pakete girmemiş, henüz sabah sağılmış taze sütü bir özlemişim ki sormayın![]() “Teybin neyin var mı bari, ne soracan, neler istiyon? ” diyor Resmiyeti, kalıpları sevmiyorum Olabildiğince doğal olmalı her şey “Teyp almadım, not tutar, internetten indirdiğim şiirlerinizi işaretlerim siz anlatırken” diyorum Eyvallah diyor Tabakasından bir cigara sardıktan sonra usulca sazına gidiyor eli Karşılama geleneğince bana özel kıtalarla konuşturuyor sazı![]() Çok okudun çok şey yazdın Yollar aştın dosta koştun Şimdi bize selam verdin İlimize sen hoş geldin Köyümüze safa geldin Lütufkâr dizelerden sonra sadık yari kara toprak ve dost dost diye türkülerini çalıp söylüyor Güneş köy ufuklarından sabahın gülen yüzüyle yükselirken manda kaymağını köy ekmeğine sürerek kahvaltımıza devam ediyoruz İnekler sığırtmaca katılmak üzere köy meydanındaki çeşmenin yanında toplanıyor Şalvarlı köy kadınları koyunlarını çobana teslim etmek üzere yola çıkarıyorlar![]() ”Ver bakalım bir ayak” diyor Aşık dilinde ayak; şiiri açan kelime demek Bir kelime ortaya atacağım ve o çerçevede döktürecek![]() -Veysel Baba, Kainatın ve insanın yolculuğu nereye doğru? YOL olsun mu ayak? ![]() ![]() ![]() Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale Gah ağlayan gahi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece - Yol menzile doğru, ama menzil nere? Ey hocam karışma Hikmetullaha O derya derindir giren boğulur Allah birdir inanmışız Allah’a İki diyen o dergahtan kovulur 2-Eyvallah Doğru dersin Vahdet Ummanı çok geniş ve derin İki gören; değil deryaya dalmak sahiline bile yaklaşamaz Güzel Babam hemen kesme ama Sırrı fark eden kime gittiysem bana sen giremezsin dercesine önümü kesip örtünmeyi seçtiler Biraz daha açsan? Sen bari yapma, bunca yoldan gelmişiz, açıversen yüreğini kıyamet mi koparİlahi siz, diyerek gülümsüyor Pek hoşuna gitti bu çıkışım Anladım, yavaş yavaş açılacak![]() Şimdi ısınma mısraları bunlar ![]() Karışma hikmete halini konuş Müşkülat var ise üstad bul danış Bu sırrın aslına eren olmamış Bir ermiş varısa veli sayılır Yürü ileriye bakma geriye Nasıl işler bakmaz mısın arıya Nar da Allah’ın Nur da Allah’ın nuruysa Cehennem; yobazın yolu sayılır - Bu yola yürümek için bir Üstad, Rehber, Mürşid illaki lazım Ayrı gayrı görmeyelim buna da tamam İleri bakmak; Dünyalık değil Ahirete doğru açılmak Arıya bak dedin, yani Enfüsi seyir için Afaki seyrin katkısının kaçınılmaz ve yararlı olduğunu bir kere daha pekiştirdin Daha?Allah birdir Peygamber Hak Rabbül Alemindir mutlak Senlik benlik nedir bırak Söyleyim geldi sırası Kuran'a bak İncil'e bak Dört kitabın dördü de Hak Hakir görüp ırk ayırmak Hakikatte yüz karası Binbir ismin birinden tut Senlik benlik nedir sil at Tuttuğun yola doğru git Yoldan çıkıp olma asi Yezit nedir, ne kızıl baş Değil miyiz hep bir kardaş Bizi yakar bizim ateş Söndürmektir tek çaresi Şu alemi yaratan bir Odur külli şeye kadir Alevi Sünnilik nedir Menfaattir varvarası Cümle canlı hep topraktan Var olmuşuz emir Haktan Rahmet dile sen Allah'tan Tükenmez rahmet deryası Veysel sapma sağa sola Sen Allah'tan birlik dile İkilikten gelir bela; Dava insanlık davası… -Aboooo! Vallahi o kadar çok şey söyledin ki, hangi birinin altını çizeyim Hepsi çok güzel![]() Bela ikilikten geliyor Yani şirkten, ayrı gayrı görmekten Yakın dönemde ülkemiz sağ sol kavgasına çok kurban verdi Son dönemlerde Alevi Sünni dediler, tutmadı Madem çözüm bu kadar kolay, ikiliği kaldırmak niye zor Veysel Baba? Kaldıralım gitsin!Gevrek gevrek gülüyor Torununa sesleniyor;-Gızıııııımmm çayları tezele hele… Boşaldı bardaklar ![]() Mübarek benim bardağı da görüyor sanki Derler ya, zahir gözü kapananın kalp gözü açılırmış Aşık Veysel bunun en canlı örneği Çaylar geldikten sonra imalı imalı gülerek devam ediyor:-Demek İkiliği,Şirki kaldıracan haaa? Sanki mecliste ganun yapıp ganun iptal eder gibisin Kaldırıp attım demekle olurmuş gibi Sen mi yaptın bu ganunu ki sen kaldıracan?Bu defa ben basıyorum kahkahayı ![]() - Canım hani kanun kadar kolay olmaz belki ama zor da olmamalı… Niye kalkmasın? ![]() ![]() - İkilik kıyamete kadar var olacak!… Niye mi? Dinle deyivereyim ![]() Kim okurdu kim yazardı Bu düğümü kim çözerdi Koyun kurdunan gezerdi Fikir başka başkolmasa ![]() ![]() - Müthişşşş… Bu çok farklı… Fikirler ayrı olmasa koyun kurtla gezerdi, o zamanda imtihan sırrı olmazdı değil mi? Hem koyunun kurtla gezmesini de geç, düğümler, sorunlar ikilikle var olacak Olacak ki çözmeyi akıl edelim Di mi? Anlamış mıyım?![]() ![]() Keyifleniyor… Şöyle yaslanıyor ardına, elini köstekli saatin zincirine atıyor, emin ve mütevekkil bir eda ile: - Bizim köyün havası yaradı sana Bak kafan çalışmaya başladı Süt, gaymak, yoğurt saf olunca saf gönül aynan cilalandı Şehirde duman, is, gürültü içinde cilalanmaz ki gönül Şehirde ne var da akın akın gidersiniz? Sonra da kalabalıklar perde olur Hakikati görmenize Öyle değil mi?![]() ![]() - Eyvallah aynen öyle! Az soluklanalım diyor Çaylardan sonra kuzine sobadan mis gibi kokusu yayılan börekler geliyor Yanına erik hoşafı yada ayran ne istersen var diyorlar İkisini de bırakın sofraya diyor Veysel Baba Karşılıklı atıştırıyoruz - Ne diyorduk? ![]() - İmtihan Sırrına dokunduk, pek açmadık ama… -Tamam, açalım Her şey zaten açık da, anlatmak gerek ki iyi görsün gafiller di mi? Yoksa Hakkın zuhuru gün ışığı gibi pırıl pırıl apaçık Bakalım kimde, neylemiş Mevla![]() Kimine at vermiş estirir gezer Kimine aşk vermiş coşturur gezer Kimine mal vermez koşturur gezer Sanki bunu zengin etmek zor gibi ![]() Birinin aklı yok deli divane Bir kısmı muhtaçtır acı soğana Bir kısmını zengin etmiş yan yana Şimdi kendi saklanıyor sır gibi Kimine saz vermiş çalar eğlenir Kimi zevk içinde güler eğlenir Veysel gözyaşlarını siler eğlenir Yeter gayrı yumma gözün kör gibi İçleniyor Ağlıyor hafif bir hüzünle Hem Zahir olan Hakkı anlattı türlü görüntüleri ile, hem de sır gibi saklanıyor dedi Demek Bâtına ermek herkesin işi değil Sırrı okuduktan sonra da yeter gayrı yumma gözün kör gibi dedi Ne kadar da hikmetli! Bir Onun âmâ gözlerine, bir de kendime bakıyor, acaba hangimiz âmâ diye düşünmeden edemiyorum Konuyu başka yere çekmeliyim ki hüzün bulutları dağılsın: - Veysel Baba, biraz da Aşktan bahsetsek Kimi Delilik der kimi Velilik Kimi Mecnun olur kimi Leyla Nedir bu aşkın sırrı?![]() ![]() Güzelliğin on par'etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulaman Gönlümdeki köşk olmasa Tabirin sığmaz kaleme Derdin dermandır yareme İsmin yayılmaz aleme Aşıklarda meşk olmasa Güzel yüzün görülmezdi Bu aşk bende dirilmezdi Güle kıymet verilmezdi Aşık ve maşuk olmasa Senden aldım bu feryadı Bu imiş dünyanın tadı Anılmazdı VEYSEL adı O sana aşık olmasa - Demek aşk olmasa sırlar alemi açılmayacak Aşıklar feryatta muhabbet, acıda lezzetbuluyor Tuhaf, akıl alacak gibi değil Baba! İkilik yoksa, Varlık Tek ise Aşık-Maşuk ne ki? Ne diledi de böyle gösterdi? ![]() Dalgın dalgın seyreyledim alemi Renkler ne, çiçekler ne, koku ne Bir arama yaptım kendi kafamı Görünen ne, gösteren ne, görgü ne Çeşitli irenkler, türlü görüşler Hayal midir, rüya mıdır bu işler Tatlı muhabbetler, güzel sevişler Güzellik ne, sevda ne, sevgi ne Göz ile görülmez duyulan sesler Nerden uyanıyor bizdeki hisler Şekilsiz gölgesiz canlar nefesler Duyulan ne, duyuran ne, duygu ne Kimse bilmez dünya nasıl kurulmuş Her cisime birer zerre verilmiş Cümle varlık bir kuvvetten var olmuş Gelen ne, giden ne, yol ne, yolcu ne Herkese gizlidir bu sırr-ı hikmet Her nesnede vardır bir türlü ibret Veysel'i söyletir bir büyük kuvvet Söyleyen ne, söyleten ne, Tanrı ne? Susuyorum…Konuşulacak gibi değil Öyle şeyler dökülüyor ki, ağzımı açmaya mecalim yok Takılma sırası Onda:- Ne o, dut yemiş bülbüle döndün? Hangimiz kör, ne dersin? ![]() ![]() - Estağfirullah… Size kör demek ne haddime Hakikatte kör bizmişiz![]() Keyfi iyice yerine geldi Erik hoşafından bir bardak alıyor Güneş iyice yükselmiş, köyde gündelik hayat başlamış Gelenler var Veysel Babanın eyvanına Köy delikanlıları sessizce bağdaş kuruyor Muhtar da az önce geldi Koca Aşık kalabalığı hissederek herkesin anlayacağı türden ibretli bir nasihatle devam ediyor:Kulak ver sözüme dinle arkadaş! Uyma lak lak edip gülüşenlere! Meşgul eder seni işinden eyler, Karışırsın tembel, perişanlara Adım at ileri, geriye bakma! Bir sağlam iş tut, elden bırakma! Saçma sapan sözler, hep delme takma, Allah'ın yardımı çalışanlara! İleriyi gören, geriye bakmaz! Tuttuğu işi elden bırakmaz! Allah cömert ama ekmek bırakmaz, Oturup geçmişi konuşanlara! Maziye karışmış yıllarda, ayda! Geçmişi konuşmak, sağlamaz fayda! Gören göze ibret vardır her işte! Seyret gökyüzünde yarışanları! Onu fazla yormak niyetinde değilim Dostları, akranları, yarenleri geldiler Onlarla da muhabbet edeceği şeyler olabilir Müsaade istemeliyim![]() - Veysel Baba, yolcu yolunda gerek, destur var mıdır fakire? ![]() ![]() - Bize galsa hiç gitme ammaaa devran dönecek, kimi konacaaaak, kimi göçeceeeek ![]() - Veysel Baba, Sünnetullahı ;Allah Sistemini kalp gözü ile okuduğunuz aşikar Sohbet sürecek, gönül telleri titreşecek zaman aktıkça Bize yol azığı kabilinden son bir hatıra lütfeder misiniz?![]() Göklerden süzüldüm tertemiz indim Yere indim yedi renge boyandım Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm Çeşit çeşit türlü renge boyandım Azgın azgın çağlayarak akarak İnsafsızca tahrip edip yıkarak Ne utandım ne kimseden korkarak Kusur günah kirli renge boyandım Bir kuru sevdanın peşine düştüm Nice kayalardan taşlardan uçtum Irmağa kavuştum kendimden geçtim Utandım da kirli renge boyandım Yüzlerimi yere vurdum süründüm Çok dolandım ırmak oldum göründüm Eleklerden geçtim yundum arındım Kamilane karlı renge boyandım Irmak olup kavuşunca denize Dalgalandık coştuk taştık biz bize Çok zaman seyrettim aya yıldıza Aydın parlak nurlu renge boyandım Veysel yoktan geldim yok olup geçtim Ben deyenler yalan gerçeği seçtim Bir buhar halinde göklere uçtum Kayboldum o sırlı renge boyandım ![]() Mest olmuşken delikanlılardan biri kulağıma eğiliyor “İşe geç kaldın, işe geç kaldın, çabuk kalk!” Allah Allaaah ne işi derken bir de elini yakama atıp:” Çabuk kalk, işe geç kaldın” diye silkelemez mi? Ne oluyoruz dememe kalmıyor, oğlum Muhammed Ali’yi görüyorum:” İşe geç kaldın baba, kalk hadi!”Meğer rüya imiş! Aşık Veysel ukbaya göçeli yıllar olmuş Keşke rüya devam etse diye mırıldanırken eşim ekliyor: “Hayat zaten rüya, hüner; zevk ederek yaşamak kulluğu Zevkli bir rüya ise bitti diye üzülme, rüyayı fark etmenin diğer adı hakikat!” |
|
|
|