Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Mühendislik / Mimarlık / Peyzaj Mimarlığı

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
kültürü, postmodernizm, tüketim

Postmodernizm Ve Tüketim Kültürü

Eski 10-09-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Postmodernizm Ve Tüketim Kültürü



Linkten Tüketim Kültürü adlı belgeyi indirebilirsiniz

Tüketim Kültürü

Postmodernizm ve Tüketim Kültürü

Mike FEATHERSTONE, Çev: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 1996

Halen Teeside Polytechnic üniversitesinde öğretim görevlisi olan Featherstone Anglosakson akademi dünyasındaki en ünlü ve sosyologlardandır İki kitabı vardır 1991 yılında yazdığı bu kitap ve 1995 yılında yazdığı Kültürü Çözmek, Globalleşme, Postmodernizm ve Kimlik Ayrıca birçok kitabın editörlüğünü de yapmıştır
Yazar önsözde eleştirel teorisyenlerin yazılarında dikkatleri medya, reklam, imajlar, Hollywood ideali ve benzerlerine yöneltmeleri sayesinde kendisine bu sorunlar arasında kullanışlı bir köprü kurdukları hissini ve bunların kimlik oluşumu ve gündelik pratikler üzerindeki etkilerini sorgulama fikrini uyandırdığından bahsetmektedir Bu sorunlar “Tüketim Kültürü” kavramında birleşir İnsanlar tüketirken hangi kriterleri kullanır, neye göre, nasıl vb sorular bu esnada akla gelmez ama bu tüketimin motor gücü nerededir Bu gibi sorulara cevap aranmaktadır
Kitap on bölümden oluşmaktadır
Modern ve Postmodern: Tanımlar ve Yorumlar
Postmodernin tanımlama güçlüklerinden bahsedilmekte ve modernizmle ilişkilendirilmekte ve karşılaştırılmaktadır Müzik, mimari, akademik vb birçok alanda kullanılmaktadır Postmodern ve modern kelime ailelerini karşılaştırıp bunların birbirine zıt anlamlar içerdiğini ve Post’un diğerini belirgin bir şekilde terk ettiğinden bahsetmektedir Baudrillard, Lyotard ve Jameson yazılarındaki düzen değişikliği kendine özgü örgütleyici ilkelere sahip yeni bir toplumsal totalitenin ortaya çıkışını içeren çağ değişikliği tanımıyla postmoderni tanımlar postmodern yalnızca bir ruh halini yada zihinsel durumu gösterir Modernizm zamanın süreksizliği, gelenekten kopma duygusu, yenilik duygusu şimdinin geçici doğasının total ismidir Modern insan kendisini sürekli icat etmeye çalışan insandır Endüstrileşme bilim ve teknolojinin boy atması, modern ulus devlet kapitalist dünya piyasası kentleşme ve diğer öğeler modernleşme teorisinin gelişme aşamalarını gösterir Anlamlandırma kültürünün zaferidir
Postmodern olan tamamen olgunlaşmış düzenden ziyade çeşitli uygulama derecelerine sahip bir süreçtir Postmodern, postmodernleşme, postmodernizm bu bölümde bu kelime ailesini açıklarken bunların birbirine sıkça karıştığından bahsedilmektedir
Çok çeşitli alanlardaki değişmeleri işaret eden postmodernizm sosyoloji için ve toplum için hem toplumlar arası düzeylerde gruplar arasındaki iktidar dengesinde gözlenen kapsamlı kaymalarla ilişkilendirilecek olan simgesel üretim, tüketim ve dolaşım tarzlarını içeren kültür alanındaki değişmeler bağlamında önemlidir
Tüketim Kültürü Teorileri
Bu bölümde tüketim kültürü üzerine geliştirilen üç perspektif ele alınıyor
Birincisi, tüketim mallarının kapitalist üretim genişlemesine bağlı olduğu ve nüfusun daha iyi bir toplumsal ilişkiler seçeneğinden uzaklaştırılma kapasitesini artırdığını düşündüklerini boş zaman ve tüketim faaliyetlerinin öne çıkmasıyla sonuçlanan tüketimdir
İkincisi, ürünlerden elde edilen doyumun koşulları altında farklılıkların sergilenmesi ve korunmasına bağımlı olduğu ürünlere erişimin toplumsal olarak yapılanmış olmasıyla ilişkili olduğunu belirtir
Üçüncüsü ise, çeşitli şekillerde dolaysız bedensel tahrik ve hazlar yaratan, tüketicinin hayalinde coşkuyla karşılanır hale gelmiş hazlar, rüyalar ve arzular sorununu ortaya koyar
Tüketimde reklam gibi unsurlar sabun, otomobil, alkollü içecek vb bütün tüketim mallarına romantik sevda, egzotiklik, arzu, güzellik, doyum, iyi hayat imgeleri yerleştirir Bununla ilişkili olarak Baudrillard şöyle söylemektedir: “tüketim göstergeleri açıkça maniple edilmelidir
Tüketim tarzları da değişmiş durumdadır Artık simgesellik etkindir Örneğin Porto şarabının itibarı vardır Eşi az bulunur Böyle bir şarap sembolik olarak (bakılarak, hayal edilerek) hatırı sayılır bir şekilde tüketilse de fiilen asla tüketilmez Bu çifte simgesel boyuttur
Yüksek kültür ürünlerinin (sanat, roman, opera, felsefe) tüketimi, sıradan kültür ürünleriyle (giyecek, içecek, boş zaman meşgaleleri) tüketilme tarzıyla ilişkilendirilir Artık hayal, imaj ve hazlar tüketilir Metanın ardındaki bu unsurlar tüketimde malın önüne geçer Bu istekler sürekli değiştirilerek malların çeşitlenerek piyasada tüketilmesini sağlar Artık giyinme değil “doğru saatte doğru şeyin giyilmesi”, “bedene tam uyma”, “bir tarz”, “birilerini hoşnut kılmak için giyinme” gibi unsurlar Paris’te üst sınıf bir kadının giyinmesinin akla getirirken, Filistinli bir kadının giyinmesi, “dar görüşlü kısıtlamalardan özgürleşme”, “rahatlık duygusu vereni giyme”, “sokak hayatını sevme” gibi alt tüketim unsurlarını vurgular
Postmodern Kültürün Bir Sosyolojisine Doğru :Sosyolojide Postmodernizm
Tonybee ilk olarak bu terimi batı medeniyetinin yeni bir devresi olarak 1947 yılında kullanıldı 1970’lerde akademik olarak ortaya çıktı Baudrillard postmoderni şöyle tarif eder: “Medya yoluyla enformasyonun aşırı üretilmesinin doğurduğu kültürel aşırı yüklenmeyi ve bunun yol açtığı içe dönük patlamasını ve bir simülasyon dünyasını, gerçekliğin estetik bir sonrasında normatifliğin ve sınırlandırmanın üzerinde yaşadığımız bir hiper uzam
Postmodernizm kültürel malların ve pratiklerin üretimi, tüketimi ve dolaşımındaki daha kapsamlı değişimler dizisinin bir işareti ve habercisidir Entelektüellerin kendi projelerinin evrensel potansiyeline duydukları güveni yitirmelerini temsil eder Bahsedilen postmodernizmin belirttiği tüketim kültürünü en iyi benimseyen sınıf, sosyal yardım çalışanları, cinsel terapistler, diyetisyenler, oyun önderleri hayat karşısında bilgilenmeye yönelik tutum sergileyen orta sınıftır Bunlara “Yeni Entelektüeller” denir Estetik hayatın etik açısından daha iyi olduğunu, insan doğası yada benlik diye bir şeyin olmadığı işlenir Kurallar yoktur ve sadece tercihler vardır
Kültürel değişme ve Toplumsal Pratik
Politik ve ideolojik düzeyler kültürel temsil tarzında çözümlenir Kültürel alana indirgenir İmajlara dönen hayat bir dizi “süreğen şimdi” halinde parçalanır Entelektüellerin evrensel otoritesi bir kenara itilir Postmodernizm birçok açıdan çağdaş kültürel değişimin bir işaretini sunuyor ve bunun dikkatlerimizi çeker ve entelektüeller, akademisyenler toplumsal çıkara taraf olan bir kesim olmaktan kurtulamaz
Postmodernizm sadece kapitalist mantığın kavranması değil, ayrıca simgesel üretimdeki çeşitli uzman grupları ve rekabetçi mücadelelerin ve karşılıklı bağımlılığın dinamiği çerçevesinde somut olarak incelenmelidir Bugün her şey kültüreldir Kültürün aktarım ve tüketim tarzları, simgesel uzmanlar, kültür aracıları soruşturulmaktadır
Gündelik Hayatın Estetikleştirilmesi
Hayat ve sanat arasındaki sınır yok edilmeye çalışılır Postmodernizm hayatı bir sanat eseri dönüştürme projesidir Ayırt edici hayat tarzının inşaası, haz verici bir bütünün oluşturulmasıdır Her şeyin ardında estetik unsurlar çağrıştırılırbunların temelinde 19yy’da kapitalist toplumların büyük kentlerinde tüketim kültüründe kaydettiği büyüme yatar Büyük mağazalar, kapalı çarşılar, mallara birer fetişmişçesine tapınılan tapınaklardır üretimi sürekli yayılır ve genişler
Hayat Tarzı ve Tüketim Kültürü
Kurallar yoktur, tercihler vardır tüketim kültürü maddi bir fayda olarak değil, göstergelerin tüketilmesidir Sıradan mallara giz, sır, egzotiklik, güzellik ilintilendirilir Bu malların orijinal ve işlevsel kullanımı gözden kaybolur Televizyon bunu oluşturan bizim gerçeklik duygumuzu tehdit eden bir imaj aşırılığı üretir Tüketim kültürü postmodern bir kültürdür Bu dünya, ilişki ve tecrübelerinde en son modanın peşinden koşan, maceradan hoşlanan, yaşayacağı tek bir hayatı olduğunun ve bu hayatta zevk almak için gayret edilmesi gerektiğinin bilincinde olan insanların dünyasıdır Farklılaşma tüketim kültürünün en önemli silahıdır Her tabaka için belirli tüketim kalıpları oluşmuştur Zenginler otomobil, müzayede, tenisten; yüksek kültürel sermayeye sahip olanlar galeri ziyaretlerinden, avangart festivallerden, Bach’dan; düşük seviyede olanlar ise futboldan, patatesten, kırmızı şaraptan hoşlanır
Kent Kültürleri ve Postmodern Hayat Tarzları
Estetikleşme, tüketim ve aylaklık motifleri kentlerde modern eğilimleri oluşturdu İnsanlar arası ilişkiler daha az katıdır, sabittir Yeni orta sınıf ve yeni zenginler yeniden gelişme bölgelerinde yaşarlar Postmodern yaşam için herkes yatırım yapar
Tüketim Kültürü ve Küresel Başıboşluk
Postmodernizmi tüketim kültürünün büyümesini ve simgesel malların üretilmesi ve dağıtılması işiyle uğraşan uzman ve aracı sayısının artmasını içeren uzun erimli bir sürecin sağladığı artyöre bağlamında kavramamız gerekiyor Postmodernizm tüketim kültüründe bulunan hayatın estetikleştirilmesini (Estetik hayat iyi hayattır) hakiki benlik, insan doğası gibi bir şeyin olmadığını ve hayatın amacının sonsuz yeni tecrübeler, değerler ve sözcük değeri arayışı olduğunu ileri süren varsayımı destekleyen eğilimlere yaslanır Tüketim kültürü her bir ülkenin kendi ulusal kültürünü çökertmeye yönelik bir evrensel kültür haline gelmiştir
Genel Kültür Mü Yoksa Müstesna Kültürler Mi?
Popüler kültür simgeden yoksun tüketimi simgeler Şişmanlatıcı yiyecekler, sarhoşluk verici içkiler, rasgele cinsel ilişki gibi dolaysız bedensel zevklerin tersi olan simgesel, resmi kültüre yönelik oluşumları postmodern sistem destekler Postmodernizm popüler kültürün çok katlı doğasını, hiyerarşik olmayan başıboşluğunu selamlar
Sonuç: Çeşitliliğin Küreselleşmesi
Postmodernle bağıntılı olduğu düşünülen “Toplumsalın Sonu”, “Normatifliğin Sonu”, “Entelektüellerin Sonu”, “Bin Yıllık Dönemin Sonu”na yapılan göndermeler, daha esnek sınıflandırma tarzının gelişmesini göstermektedir
Modernizm açısından postmodernizm kültürel başıboşluğun ifadesidir Postmodernizm açısından modernizm düzen, birlik gibi imgelere dikkat çeken sabitedir Her iki terimde birbirini besler Küreselleşmeye bağlı olarak oluşan mekan daralması sonucu hepimiz gündelik hayatımızda ötekilerle giderek artan kültürel bağlantılar içerisinde bulunduğumuz duygusunun artmasının, birbiriyle çatışmak dünya tanımları silsilesini artırabileceğini savunmak olanaklıdır Rekabet halindeki ulusal kültürlerin bir araya gelişi, küresel kültüre yönelik olanaklardan birini oluşturdu
Postmodernizm çeşitlilik içinde birlik bekler Küresel çeşitlilik ve postmodernizmin küreselleşmesinin sorunlarını kavramsallaştıracaksak eğer, ulus-devletler ve medeniyet blokları arasında var olan ve onları ortaya çıkarmakta olan küresel düzende birbirine daha fazla bağlayan değişken iktidar dengelerini ve karşılıklı bağımlılıkları hesaba katmamızın hayati önem taşıdığı açıktır
Featherstone kitapta postmodernizmi sunulan çeşitli manalarda ele almıştır Muhafazakar Bell ve Marksist Jameson’u ve aralarındaki bağlantıları diğer düşünürlerle bağlantılı olarak inceler Postmoderni hoş karşılamaktadır Kavramlar iman etmeye değil düşünmeye yarar Entelektüeller bir dava eri değil, bir araştırmacıdır Karmaşıklığı artan dünyanın sunduğu boyut ve kavramlar araştırılmalı, düşünülmeli ve irdelenmelidir

Küresel Düşler, İmparator Şirketler ve Yeni Dünya Düzeni
Richard J Banet, John Cavanagh Çev:Gülden ŞEN, Sabah Kitapları, İstanbul, 1995

Kitabın giriş kısmında küreselleşme çağından bahsedilmektedir Günümüzde daha çok insan, daha yakın bağlantı kurmaktadır Modern milliyetçiliğin doğuşuna övgüler yağdıran şairler gibi günümüzde şirket yöneticileri, çevre peygamberleri, iş dünyasının filozofları kendilerini baş şair olarak sunup küresel köye işaret payesi veriyorlar Fakat her yerde duyduğumuz küreselleşme konuşmalarının büyük çoğunluğu küresel saçmalıktan başka bir şey değildir
Küreselliğin öncülüğünü çoğu bağımsız ülkelerden büyük birkaç yüz dev şirket yapmaktadır Ford’un ekonomisi Suudi Arabistan ve Norveç’inkinden büyüktür Philiph Morris’in yıllık satışları Yeni Zellanda’nın gayri safi milli gelirinden fazladır Politikten çok ekonomik, kamusaldan çok özel olarak nitelendirebileceğimiz bu kurumlar, dünyayı kapsayan teknikler bularak herhangi bir yerde üretilip herhangi bir yerde satılabilecek ürünler geliştirerek, kredilerini dünyanın her yerine yayıp, her mahalle ve köye ulaşabilen küresel iletişim kanallarına girerek, 21 yy’da dünya imparatorlukları haline gelmektedirler
Kitap bir yandan işlerini yürüten, bir yandan dünyayı bütünleştiren, kendi endüstrilerinde lider olan bazı şirketlerin verdiği mücadeleyi anlatmaktadır Filmler, televizyon, radyo, müzik, dergi, tişört, oyun, eğlence parkları küresel düşleri ve görüntüleri yayan araçlardır Artık şirketler; hükümetleri, kendi haklarının yararına olan politikaları yürütme gücünü kontrol edebilmektedirler
Bir yere bağlı kalmak, kültürü yaşamak bazı insanlar için çok önemlidir Bunun önündeki en güçlü engel ise küresel güçlerdir Dış satım amaçlı tarımın yaygınlaşması, endüstriyel gelişmeler, kente göçü oluşturdu Bu insanlar eski yaşam biçimlerinden kopmaktadır ve bu küresel bir bunalımdır Kitaba göre yüzyılımızda oluşan yeni çatışma uluslar yada ticaret blokları arasında değil; küreselleşme güçleriyle toplumu koruma peşindeki yerel yaşam güçleri arasındadır
Küresel Manzaralar, Küresel Tempo
Dev şirketler, kültür ve eğlence endüstrisini, insanlara yönelik bir spor haline getirmiştir Mutluluk arayışını tatmin etmek artık eğlenmektir Eğlence parkları, egzotik kültürleri ve eğlenceli tipleriyle her tarafta bitiveren bir küresel köy oluşturmaktadırlar Masalımsı bir geçmişi yada olağanüstü geleceği bir paket halinde önümüze koyar
Sony’nin kurucusu Akio Morita, dünyanın en büyük ikinci medya ve eğlence şirketi Bertelsmann’ın lideri Reinhard Mohn, Philiphs, Warner Music, gibi devlerin hakim olduğu alanlar Amerika merkezli bir dünya yaratmıştır Her tarzda yaşamın lideri Amerika’dır Bu şirketlerin nasıl bir dev haline geldikleri ve başlarından geçen bazı olaylar uzun uzadıya anlatılmıştır Bu şirketlerin oluşturduğu yeni dünya düzeninin nasıl ulus üstü bir hale geldiğinden ve dünyanın her yerinde parmakları olduğundan bahsedilmektedir
Küresel Çarşı
Günümüzde pek az insan kendi yemeğini yapıp kendi giyeceğini dikmektedir Artık her çeşit mal çoğu kimsenin alım gücü dahilinde satılmaktadır Kitapta bunun için şu örneği vermek yeterli olacaktır Manila havaalanından çıkıp binlerce Filipinlinin diktatör Ferdinand Marcos’un önüne geçtiği kavşağı geçtiğinizde bu olay üzerine dikilmiş Meryem Ana heykelini görürsünüz Bazı Filipinliler bu heykele “Çarşıların Meryemi” der Nedeni de anıtın gölgesinde Asya’nın iki büyük alış-veriş cenneti yükselmektedir Dev ışıklı panolarda Coca Cola, 7Up, Pepsi, McDonalds, Sony, Samsung, Sharp, Nestle, Nike, Shell’i ve diğer ürünlerin adına müşterileri içeri buyur ederler
Bu bölümde şirketlerin en önemli bölümlerinin pazarlama olduğundan ve günümüzde reklamın öneminden bahsetmektedir Bir zamanlar Coca Cola’nın bir reklamı bir günde 160 ülkede 560000000 kez gösterilmekteydi
Bu bölümde Marlboro ülkesi başlığında bir bölümde bu şirketin alanında dünyanın tek hakimi olduğunu anlatmakta ve reklamlar sayesinde nasıl tüketim stratejiler geliştirdiklerinden bahsedilmektedir Küresel bakkal başlığı altında bu bölümde insanların topraktan nasıl uzaklaştırıldığı ve artık gıda sektörünün başkalaştığından bahsetmektedir(Fast Food) Artık tüketim ve gıda sektörü eskisinden çok farklı bir şirketler rekabetine sahne olmaktadır
Küresel İşyeri
İşyerlerinde oluşan yeni üretim biçimlerini uygulayan Ford gibi şirketler anlatılmaktadır “Fordizm” olarak nitelendirilen seri üretimi Ford başlatmıştır Seri üretimin diğer firmalarda yayılması ve bu koşulların getirdiği işçi sorunları, teknik sorunlar gibi problemlerin şirket sahipleri ve yöneticileri tarafından nasıl aşıldığı anlatılmaktadır Dünya üzerindeki ekonomik etkinliğin 4/5’i en zengin 10 ülkeden (ABD, Kanada, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Batı ülkeleri) kaynaklanmaktadır Diğer bazı gelişmekte olan ülkeler tarım ağırlıklı az gelişmiş ülkeler ve hiçbir varlık gösteremeyen, dünyadan soyutlanmış Afrika olarak dünya parsellenmiştir Bu bölgeler arasında işsizlik oranının köyden kente, ülkeden ülkeye göçlerin oranı değişik mobilite imkanlarını ortaya çıkarmıştır Toplu göç bir toplumda en zeki, girişimci ve serüvenci kimselerin gitmesi demektir Bu enerjik ve yaratıcı insanların kaybı o ülkenin çok önemli bir kaybıdır Sonuçta o toplum tepkisiz ve enerjisiz bir toplum haline gelir ve küresel güçlerin kontrolü altına girer
Bu bölümde “değişen işyeri” başlığı altında işgücü için fabrika ve şirketlerin dünyaya yayılmasından bahsedilmektedir Artık bir Türk işçi farkında olmadan Almanya veya Amerika’daki bir işçiyle rekabet etmektedir Çünkü işvereni memnuniyetsiz kılacak herhangi bir durumda fabrika diğer ülkeye gidebilir İşverenler daha ucuz işgücü için de buralara gidebilmektedir Dolayısıyla diğer ülkelerdeki işçi ücretleri o ülkedeki işçi ücretlerini düşürebilmektedir Artık hiçbir işçinin işte kalma güvencesi yoktur
Şirketler demokrasiyi sevmezler Kendi içlerinde de bu düzen yoktur Seçimler öncesinde büyük şirketler çeşitli bağışlarda ve faaliyetlerde bulunarak kendi çıkarları doğrultusunda seçimleri yönlendirmektedir Mesaj şudur: “Şirketler halkın yanındadır
Küresel Para
Bu bölümde 19 yy sonrası İngiliz, Alman, Fransız bankalarının deniz aşırı ülkelerde kurdukları ağ sayesinde emperyalizmin önemli bir yayılma aracı olduklarından söz edilmektedir Para ilettiği bilgi nedeniyle değer taşır Bu bölümde Citibank’ın faaliyetleri çok uzun bir şekilde anlatılmıştır ve bu bağlamda ülkelerin nasıl bir yükün altına sokulduğu anlatılmaktadır Japon bankalarının küresel pazara girmesiyle birlikte, doların değerinin düşmesi ve ABD’de bankalar krizinin oluşması ve finansal rekabetler anlatılmaktadır Bu konu ile ilgili kitapta birçok nicel istatistik verilmiştir Varılan sonuç ise finansal piyasaların yasal güçlerinin kaynağı olan politik toplumların birer aracı olduklarıdır
Dünya uzaydan görüldüğü biçimde bir bütün değildir “Küresel Düş” gerçekleştirilmesi çok zor bir iştir Dünya nüfusu gittikçe müşteri değil, vitrin seyircisi olmakta ve sefaleti çok kişi paylaşmaktadır
Sonuçta gerçek anlamda küresel bir toplum yaratmaya yönelik küresel düşünce ne şirketlerde ne de hükümetlerde yerleşmemiştir Küresel bilincin yerleşmesi için eğitimin hem iş dünyasında, hem de hükümette liderliği ödüllendirme, destekleme ve yetiştirme yöntemlerinin ve başarıyı tanımlama biçimlerinin tamamen gerekmektedir ki bu da oldukça zor görünmektedir

Ortadoğuda Modernleşme
Willliam R Polk, Richard L Chambers, İnsan Yayınları, İstanbul, 1995

Kitap modernleşmenin doğuda batı ile aynı anlamı taşıyıp taşımadığını irdelemektedir Kitap S Shaw, A Haurani, K Karpat, R Davidson, E Kuran, K Salibi gibi Ortadoğu araştırmaları yapan kimselerin yazılarının derlenmesinden ibarettir Bu yazılar editörlerin doğuda modernleşme ile ilgili fikirlerini destekler nitelikteki makaleleri bir araya getirme girişiminin sonucu olan bu kitaptaki makale ve tezler Şikago Üniversitesine bağlı Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği “19yy’da Ortadoğu’da Çağdaşlaşmanın Kaynakları” adlı konferansta sunulan tezlerdir
Modernleşme 17 ve 18 yy’larda görebileceğimiz değişim sürecinin hız kazanmasıdır Bu modernleşme tartışmalarında Ortadoğu için en önemli konu Osmanlı Devletidir Osmanlı yapısal olarak batıdan çok farklıydı İmparatorluk merkezi kurumların ihtişamına rağmen ne bir devlet ne de bir milletten oluşuyordu Ayrıca Osmanlı toplumu batı toplumlarının çeşitlenme özelliğini de göstermiyordu Bu farklar batı ve Osmanlı arasındaki temel farklılıklardı
Osmanlı’nın, 19yy’da haberleşme ve ulaşım imkanlarının artmasıyla, çevreye olan denetimi arttı Nüfus şehirlere kaymaya başladı Batı eğitim sisteminin alınmasıyla bilgi seviyesi arttı Yeni tanınan milliyetçilik, toplumu dine göre bölen eski kalıp ve engelleri ortadan kaldırdı Bu imparatorluğu değiştirdi ve devlette “vatandaşlık ilişkisini” düzenleyen kurumlar oluştu Devletin sosyal ve politik yapısını oluşturan ana unsur toprağın kontrolüydü Askerler, tacirler, ilim adamları ve çiftçiler toplumu oluşturan sosyal gruplardı Bu grupları toprak düzenliyordu Evkaf arazileri (dini kurum arazileri), Miri araziler (devlet arazileri), Tımar Arazisi gibi araziler hem sınıfları hem de ekonomik düzeni oluşturuyordu Bunlar bozulunca da ekonomik örgütlenme de bozuldu Yeni oluşan Ayan (ileri gelenler) sınıfı vergi toplamaya başlayınca devletin gelir kaynakları iyice azaldı Birkaç merkeze yakın bölge haricindeki yerler ayanların kontrolü altında idi Fakat bu ayan sınıfı Osmanlı toplumunu modernizme götürecek dinamiklerden yoksundu Çünkü batıdaki girişimci tüccar sınıfı endüstriye dayalı iken, Osmanlı’daki ayan (eşraf) topraktan kaynaklanıyordu Yani ayanlar modern bir sınıf değildi
Bu konferansta ilginç bir tez Prof Canning tarafından ortaya atılmıştır Canning modernleşmenin “batılılaşma” olduğunu ve bunun laikliğe değil Hıristiyanlığa tekabül ettiğini, dolayısıyla İslam inancı ve kurumlarından vazgeçmeden batılılaşılamayacağını söyleyen Canning kültürü muhafaza ederek, teknik yenilikleri alma eğilimindeki Genç Osmanlıları eleştirmiştir Bunun dışında genel olarak öneriler çoğulcu temsil kurumlarının kurulmasının modernleşmenin önemli bir aşaması olduğunu Prof Davidson ortaya koymuştur Bunun dışında Osmanlının batı ile yakınlaşma dostluk kurma isteği de bu modernleşme yolunda Osmanlı!ya yardım etmiştir Batı özellikle doğu ülkelerinde kurduğu bankalar yoluyla bu konuya yabancı olan doğu ülkelerini sömürmüştür Lübnan’da ticaretin hızlı gelişimi, Mısır’da Fransızların kurdukları bankalar doğu modernizminin, doğunun kendi iç dinamikleri ile oluşmadığını, batının kontrolünde bir modernizm çizgisine sokulduğu görülmektedir Fakat doğu kendi iç dinamikleri ve kurumları ile modernleşme şamasına gelebilir miydi? Sorusuna cevap ararsak; doğunun batı mantığı ile literatüre yerleşen modernizmi başarması da olanaksız görünmektedir
Mehmet Ali Paşanın aşağı yukarı 50 yıl idare ettiği Mısır ise onun ölümünden sonra çok yol kat etmiş ve gelişmiş bir ekonomiye, bunun yanında da hiç gelişmemiş bir topluma sahipti Batılı güçlerin yönettiği Mısır; pamuk ticaretinde önemli bir yerde olması, Süveyş kanalının açılması gibi nedenlerle bu tip asimetrik bir gelişmeye zorlandı Aynı şey Suriye içinde geçerlidir Toplumsal kurumlar ve gelişmişlik açısından gerileme hat safhada kalmışken, ekonomik unsurlar bu ülkelerde oldukça gelişmiştir Buralarda para dönmekte ve yatırım yapılmaktadır Bunlar da toplumun değil batılı güçlerin elindedir Doğuda modernleşmenin bir göstergesi de şehir nüfusunun, köy nüfusunun önüne geçmesidir
Türk modernleşmesi aydın sınıfını oluşturabilmesi itibarıyla diğer Ortadoğu ülkelerinden farklılaşır İslam toplumunun entelektüel kısmı ise (ulema) modernliğe ayak uyduramamıştır Azınlık okulları, eğitimin modernleşmesi de batının değil doğunun sorunuydu Gençlerini batıya gönderen doğu kültürel kimliklerini kaybetti Fransa ile eğitim bağı kuran Osmanlı’da bu açıkça görülmektedir Bu eğitim süreci sonunda oluşan yeni sınıf ise her iki toplum arsında tampon bir yer işgal etti ve kaynaşmayı ve de aynı zamanda modernleşmeyi hızlandırdı
Modernleşme ilk başta dünyanın genel gidişi ile, o toplumun kimliği arasındaki değişiklikleri dengelemektedir Bu çift kutupluluk önemlidir Bir yanda özel bir yanda evrensel vardır sonucu elde etmek için yerel değerler uyarlanmazsa modernleşmeyi doğuracak vasıtalar küçümsenir Bu düşünce daha geniş çoğulcu bir temele bağlı kalınarak yapılmalıdır
Stanford J Shaw’un tezini ise kitapta 19 yy Osmanlı reformcularının amaç ve başarıları ele alınmıştır Osmanlı reformlarının modern dünyaya uygulanmasını iki faktör engelledi Bunlardan birincisi, yenilikler getirildiğinde kullanılmayan eskilerin yok edilmemesi ve yeni ile eskinin iç içe geçtiği boğucu, karışık bir hiyerarşinin doğmasıdır İkincisi ise birinciden kaynaklanmaktadır İcatların başarılı kullanımına yol açan, daha geniş politik, ekonomik, sosyal ve askeri şartlar ve çevre genişletilemedi Örneğin yeni vergi çıkınca yeni kâtip atanması, muhalefetten kurtulmak için yeni iş ve mevkii oluşturulması, yeni silah ortaya çıkınca bunu kullanacak yeni bir birliğin oluşturulması gibi nedenler bunun sebebidir
Osmanlıda eğitim görmüş kimseler muhalefetten yoksundu Çünkü Osmanlı usulü ile eğitim görenler Osmanlı üstünlüğüne inanıyordu
Tanzimatın en önemli amacı merkezileşme ve otokrasi idi Eskiden de sistemi buydu fakat Tanzimat ile hükümetin faaliyet sahası, yaşamın bütün alanlarını kapsayacak şekilde genişletildi Eski merkezileşememiş sistem yerine yüksek seviyede merkezileşmiş sivil idarecilerin oluşturduğu bir kadro kuruldu Haberleşme ağı genişledi, yollar ve telgraf en uzak yerlere ulaştı Dolayısıyla en uzak memur bile merkeze (İstanbul’a) bağlandı
Tanzimatın ikinci özelliği hükümet fonksiyonlarının çeşitliliği ve değişimidir Yönetici sınıfın faaliyet sahasının artırılması, birçok görevi de beraberinde getirdi Merkezi hükümet “Devlet Şurası” şeklinden çıkıp çeşitli birim ve bakanlıklar halinde parçalandı Bu yeni parçalanma da yeni bir yönetici sınıfı oluşturdu
Bunların dışında modernleşmeye ayak uyduran eğitim, aydın sınıfı, basın, edebiyat alanlarındaydı Fakat bu yenilikler suniydi Reformcular geleneksel durumun batılı bir karikatürünü çizmekle kaldılar
Albert Hourani yazısında bu reformlar ve eşraf politikalarından bahsetmektedir Eşraf politik bir kavramdır ve hükümet ile halk arasındaki aracılardır Bunlar şehir liderleridir Merkezden uzaklaştıkça bunların yetki diyebileceğimiz üstünlükleri artıyordu Merkeze uzak eyaletlerde vergi dahi topluyorlardı Bunların zenginliği toprak ve ticaretten kaynaklanmaktaydı Merkezden atanan valilere halkla bütünleşme ve oradaki sistemi öğrenme konularında onlara yardım ediyorlardı Yerleşik olduklarından onların nüfuzunu kırmak da zordu Dolayısıyla devlet çeşitli politikalarla bunları kullandı Ayrıca halk da hükümet ile işleri olduğunda bunları isteklerini iletmede bir aracı olarak kullanıyordu Devlet güçsüzleşince batı ülkeleri etkisini artırdı ve Osmanlı devletindeki konsoloslar devletin iç işlerine karışmaya başladı Ayanlara karşı tavır takınan bu konsoloslar, bunların anti-batıcı bir hal almalarına neden oldu
Kemal Karpat Osmanlı imparatorluğunda toprak rejimi, sosyal yapı ve çağdaşlaşma adlı tezinde Tanzimatın dış baskılara ek olarak iç durumun nedeni olduğunu söylemektedir Devlet, tebaasının mülkiyet haklarını garantiye almak suretiyle devam ettirilmesini teklif etmekteydi İltizam yerine merkezi bir vergi sistemi kurmayı, milletlere eşitlik vererek Müslüman-Hıristiyan ikiliğini ortadan kaldırmayı istiyordu Tanzimat esasen iç karışıklıklara bir çözüm arayışı idi İdeolojik akımlar, sosyo-politik ilişkilerde esaslı değişiklik, kabiliyetli bürokrasinin yokluğu, batının baskısı, yeni toprak sisteminin kurulmasını imkansızlaştırdı Toprak mülkiyet meselesi doğuda modernleşmenin sosyal ve ekonomik temeli olarak pratik anlaşmazlıkların merkezi oldu

Osmanlı’da temsil ilkesinin ortaya çıkışı ile ilgili araştırmalarında Roderic H Davidson değişimin kökenini aramaktadır Osmanlı devletinde temsil ilkesinin ortaya çıkmasıyla, batılılaşma yolunda önemli bir adım atılmıştır Halkın hükümet nazarında temsilini 19 yy’da ayanlar üstlenmiştir Genel anlamda Osmanlı temsile yabancı değildir Eyaletlerden gelen şikayetler, yerel görev kontrolleri müfettişler tarafından yapılıyordu Sultan, bakan ve danışmanları ile birlikte istişare edip, önemli meseleler hakkında görevlilerin, esnafların, localar ve yeniçerilerin temsil edildiği mecliste bu meseleleri hallediyordu
Fakat gerçek temsil 1876 yılında Osmanlı anayasası ile seçilmiş vekillerin temsile katılması ile birlikte modern anlamda gerçekleşmiştir Seçimleri oluşturmadaki temel amaç ise Mehmet Ali Paşanın tehditleri ile sallanan devleti kuvvetlendirmek ve tekrar bu devletin ilerleyebileceğini göstermekti İlk temsil 1845 yılında Sultan Abdülmecit’in emri ile oluştu Başkente her eyaletten aralarındaki bilgi ve sıkıntıları dile getirecek iki temislci gönderecekti 1876’ya kadar anayasanın gelişimini anlatan Davidson, bu anayasanın padişahın egemenliğini yok edemediğini ve batıdaki anlamından çok uzak bir görüntü sergilediğini belirtmektedir
19yy’da milliyetçiliğin Türk eliti üstündeki etkisi adlı makalesinde Ercüment Kuran; batı milliyetçiliğinin, Osmanlı aydınlarını, devletin birliğini sürdürmesi ve savunması noktasında bir araç vermesinden bahseder Milliyetçilik Türk elitinde yavaş ama sürekli ilerlemiştir Osmanlıcılık ve Panislamizmin başarısızlıkları milliyetçiliği ön plana geçirmiştir Kemalist devrim sonrası milli devletin ihtiyacı olan külütrel milliyetçiliğin temeli olan bu akım Osmanlıcılık ve İslamcılık kadar Türk eliti üstünde etkili olamamışsa da geleceğe aktarılan fikir bu olmuştur
Hafız Ferman Fermayan, 19 yy İran’ında modernleşme güçleri adındaki makalesinde İran’da modernleşmenin batılılaşmaile eş anlamda kullanıldığından bahsatmekte ve geleneksel İran-İslam toplumunda batının benimsenmesi ve uygulanması anlatılmaktadır İran’daki modernleşme; Şahsiyetler, yazılar ve yenilikler olarak üç kategoride incelenmektedir
Şahıslar kısmında, Abbas Mirza’nın İran ordusu başında Ruslara yenilmesi sonucunda onun hırslanıp İran ordusunu modernleştirme eğilimi anlatılmıştır Yeni bir eğitim sistemi de oluşturmuş ve Avrupa’ya öğrenciler göndermiştir Beş kişilik İngiltere’ye giden grupta topçu, mühendis, kimya, tüfekçilik, ve diller lalanlarında eğitim görmüş kimseler vardı Bunlar beş yıl eğitim görüp İran’a döndüler ve asilzade çocuklarını eğittiler Bu grup içinde en sivrilmiş olan Mirza Salih İngiltere’de iken etkilendiği politik rejim ve parlementer kurumları İran’da oluşturmak için uğraştı ve batı kaynaklı modernleşme çabalarını, İran’daki eski sistem yandaşlarının muhalefetine rağmen, gerçekleştirmeye devam etti Yurtdışına daha fazla öğrenci gönderildi Emir-i Kebir yönetimindeki İran’da, 3 yıllık dönem içinde bu yenilikler desteklendi Kolejler, tıp ve teknik okullar gibi modern eğitim kurumları kuruldu Bunların dışında Nusuriddin Şah, Mirza Hüseyin Han gibi şahıslar da İran modernleşmesine katkı sağlamışlardır ki, bu kişiler 1810-1870 yılları arasında yaşamışlardır
Yazılar kısmında 19 yy’daki eleştirel yazılar ağırlıklı olarak işlenmiştir ve seyahat yazıları batıyı aktarma ve İran’ı yeniden keşfetme noktasında etkili olmuşlardır Hukuktan yönetim sistemine ve sosyal kurumlara kadar birçok alanda, birçok kimsenin yazdığı yazılar Rusya dahil batının modern kurumlarının İran’a uygulanması noktasında, etkili olmuşlardır Yenilikler kısmında sosyal, politik ve ekonomik alanda, batıdan alınana kurum ve yeniliklerin, İran’daki sisteme adapte edilme süreci anlatılmaktadır 1824’de Tahran’da matbaanın kurulması, 1868’ gazetelerin gelişmesi, telgraf ve postanın kurulması bu yenilikler arasında en önemlileridir
Gabriel Baer’in Mısır’da şehirleşme adlı çalışmasında şehirleşme ve modernleşme arasında yakın bir ilgi olduğundan bahsedilmekte ve buna Mısır örneği verilmektedir Şehirleşme sonucunda eski bağlar ve gruplaşmalar bozulur ve yerine modern bağlar kurulur Mısır’da şehirlerdeki ve kasabalardaki nüfusun artması, kanalların açılması ve ticaretin gelişmesi sonucu olmuşltur Demiryollarının artması da şehirleşmede etkili olmuştur Bu etkenler Mısır’da 1801 ve 1907 yılları arasında 20000’den fazla nüfusda sahip kentlerin sayısını 1’den 97’ye çıkartmıştır Modern endüstriyel gelişmenin sağlanamaması ve tarımsal gelişmeye bağlı kalınması şehirleşmeyi olumsuz etkilemiştir
Nada Tomiche’nin 19 yy’ın ilk yarısında Mısır’lı kadının durumu adlı çalışmasında ortaya çıkan modernleşme girişimlerinin kadın-erkek ilişkilerinde ortaya çıkardığı ilişkinin değişimi anlatılmaktadır Sosyal hayata katılmaları bakımından kadın zaten aşağı bir köle değildi Temel uğraşları çocuk yetiştirmek olan kadınlar erkeklerin efendiliği altında ezilmeyi göze almak zorunda idiler çünkü hala erkek egemenliği tartışılmaz derecede üstün idi

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.