|
|||||||
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| afetlerden, akıntısı, akıntısından, çamur, çökme, korunulur |
Çökme Ve Çamur Akıntısı Nedir? Çökme Ve Çamur Akıntısından Afetlerden Nasıl Korunulur |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Çökme Ve Çamur Akıntısı Nedir? Çökme Ve Çamur Akıntısından Afetlerden Nasıl KorunulurÇökme Ve Çamur Akıntısı Nedir? Çökme Ve Çamur Akıntısından Afetlerden Nasıl Korunulur Çökme Ve Çamur Akıntısı Nedir? Çökme Ve Çamur Akıntısından Afetlerden Nasıl Korunulur Afet Nedir? AFET : İNSANLAR İÇİN; FİZİKSEL, EKONOMİK VE SOSYAL KAYIPLAR DOĞURAN ,NORMAL YAŞAMI VE İNSAN FAALİYETLERİNİ DURDURARAK VEYA KESİNTİYE UĞRATARAK TOPLULUKLARI ETKİLEYEN DOĞAL VE TEKNOLOJİK VEYA İNSAN KÖKENLİ OLAYLARA GENEL BİR TERİM OLARAK AFET DENİLMEKTEDİR ![]() BU TANIMDANDA ANLAŞILACAĞI ÜZERE; DOĞAL TEKNOLOJİK VEYA İNSAN KÖKENLİ BİR OLAYIN AFET SONUCUNU DOĞURABİLMESİ İÇİN, İNSANLAR VE İNSAN YERLEŞMELERİ ÜZERİNDE KAYIPLAR MEYDANA GETİRMESİ VE NORMAL YAŞAMI VE FAALİYETLERİ BOZARAK VEYA KESİNTİYE UĞRATARAK, İNSAN HAYATINI ETKİLEMESİ GEREKMEKTEDİR ![]() BAŞKA BİR DEYİŞLE, AFET BİR OLAYIN KENDİSİ DEĞİL, DOĞURDUĞU SONUÇTUR ![]() AFET TÜRLERİ 1- DOĞAL AFETLER a) YAVAŞ GELİŞEN DOĞAL AFETLER - ŞİDDETLİ SOĞUKLAR - KURAKLIK - KITLIK b) ANİ GELİŞEN DOĞAL AFETLER - DEPREM - SELLER, SU TAŞKINLARI - TOPRAK KAYMALARI, KAYA DÜŞMESİ - ÇIĞ - FIRTINALAR, HORTUMLAR - VOLKANLAR - YANGINLAR 2- İNSAN KAYNAKLI AFETLER - NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL KAZALAR - TAŞIMACILIK KAZALARI - ENDÜSTRİYEL KAZALAR - AŞIRI KALABALIKTAN MEYDANA GELEN KAZALAR - GÖÇMENLER VE YERLERİNDEN EDİLENLER DOĞAL AFET YERLEŞİM, ÜRETİM, ALTYAPI, ULAŞIM, HABERLEŞME GİBİ GENEL HAYATIN ZORUNLU VASITALARINI BOZACAK ÖLÇÜDE ANİDEN VE BELİRLİ BİR SÜREÇ İÇERİSİNDE MEYDANA GELEN DOĞAL YER VE HAVA HAREKETLERİDİR ÜLKEMİZDE DOĞAL AFET DENİNCE DEPREMLER AKLA GELMEKTEDİR ![]() SON 65 YIL İÇERİSİNDE OLAN AFETLERDEN % 75 DEPREMLER % 10 HEYELANLAR % 6 SU BASKINLARI % 4 KAYA DÜŞMELERİ % 4YANGINLAR % 1 ÇIĞ, FIRTINA, V BBarajlarımızın % 93’ ü Sanayii Tesislerimizin % 96’ sı Nüfusumuzun %98’ i Ülkemizin ise % 92’si deprem riski altındadır ![]() SON YÜZYIL İÇERİSİNDE HASAR YAPAN DEPREM SAYISI 133 HAYATINI KAYBEDEN 185 BİN YARALANAN 375 BİN YIKILAN veya AĞIR HASARLI BİNA 1, 3 Milyon D E P R E M Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi sonucu açığa çıkan enerjinin jeolojik baskıya dayanamayıp kırılması ile dalgalar halinde yeryüzüne yayılmasına ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılara DEPREM denir Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır ![]() Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir ![]() Yerküre'nİn YapIsI Yerküre’nin içi ile ilgili bilgilerimiz en üst katmanlar dışında ikinci elden Yerbilim (jeoloji) çalışmaları ile yapısı anlaşılmaya çalışılan Yerküre’ye ait bilgilerin çoğu, sismik dalgaların incelenmesi sayesinde elde ediliyor Depremler sonucu oluşan doğal veya bilim adamlarının oluşturduğu yapay sismik dalgaların, farklı yapılardaki katmanlarda farklı davrandıkları biliniyor Yerküre içinde hareket eden bu dalgaların davranışlarının incelenmesi sonucunda Yerküre’nin iç yapısı anlaşılabiliyor Yerküre’nin merkezinde katı haldeki nikel ve demirden oluşan İç Çekirdek (Inner Core) bulunuyor Bu çekirdeği çevreleyen Dış Çekirdek (Outer Core) ise, içindeki sülfür ve oksijen nedeniyle ergime noktası düştüğü için sıvı halde bulunan nikel ve demirden oluşuyor 4 5 milyar yıldır soğumasına rağmen hala çok sıcak olan çekirdek, Yerküre’nin manyetik alanının oluşmasındaki etken Daha sonra gelen ve Alt Manto ve Üst Manto diye ikiye ayrılan Manto (Mantle) ise, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içeriyor Demir, magnezyum, silikon ve oksijence zengin mineralleri içeren Manto’dan sonra, bu katmanların en incesi olan ve okyanuslar ile kıtaları barındıran Yerkabuğu (Crust) bulunuyor Oksijen ve silikonca zengin Yerkabuğu’nda, okyanus tabanlarını oluşturan bazalt, en çok bulunan kayaç Kıtalardan oluşan kabuk kısmı ise bazalt ile daha az yoğun olan granit, kumtaşı, kireçtaşı gibi kayaçları barındırıyor![]() Kutuplarda ve ekvatorda farklı olan Yer yarıçapı ortalama değer olan 6,371 km olarak alınmıştır Yoğunluk ve sıcaklıklar, katman içindeki ortalama değerlerdir![]() Yerküre’nin üst katmanları fiziksel olarak ayrı bir bölümlemeyle de incelenebilir Litosfer (taşküre) adı verilen sert katman, Yerkabuğu ve Üst Manto’nun en üst kısmından oluşur Astenosfer ise Litosfer’in altındaki, plastik özellikleri gösteren akışkan Üst Manto bölümüdür Litosfer tek parça değildir, okyanus ve kıtaların sınırlarından farklı şekilde levhalara bölünmüştür Manto katmanı, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir Manto’nun alt bölümleri üst bölümlerine göre çok daha sıcaktır Burada oluşan konveksiyonda, daha sıcak olan magma yükselir, soğur, katılaşır ve Üst Manto’daki daha soğuk kayaların batmasına neden olur Batan bu kayalar, tekrar ısınır, ergir ve yükselir Henüz tam anlamıyla modellenemeyen bu devinim, Litosfer’deki levhaların hareket etmesine neden olur![]() Levha Hareketleri Yerküre’nin üst katmanları, bir bütün halinde olmayıp, sürekli hareket halinde olan levhalardan oluşuyor Manto’daki ısı akımlarının neden olduğu bu hareketler sırasında levhalar birbirinden uzaklaşır, birbirlerine çarpar veya birbirlerini sıyırırlar Bu hareketlilik sonucunda, levha sınırlarında, uzun zaman dilimleri ile baktığımızda yeni okyanuslar, yeni kıtalar, sıradağlar ve yanardağlar oluşur Depremler ve volkanik aktivitelerin nedeni de tüm bu hareketliliktir ve levha sınırlarında oluşmalarına şaşmamak gerekir Levha hareketleri yerkürenin oluşumundan beri sürmektedir Süperkıta Pangea'nın, bundan 225 milyon yıl önce parçalanmaya başladığı ve bu hareketliliğin sonucunda kıtaların günümüzdeki şekli aldığı düşünülüyor Günümüzde Litosfer’de 1 ila 15 cm/yıl arasında hızlarla hareket halinde bulunan 7 ana ve birçok küçük levha vardır Bunların hareketleri çok karmaşıktır ve bu hareketlerin niteliğinin tam olarak saptanması, depremlerin zamanının önceden kestirilmesi için gereklidir Karayip, Kokos, Pasifik, Naska, Skotya, Filipin levhaları daha çok okyanusal; diğer levhalar hem okyanusal hem kıtasal kabuk taşırlar Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz Uzaklaşma - ayrılma; yakınlaşma - çarpışma; yanal yer değiştirme - sıyırma Bu hareket türleri, aynı zamanda bu sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini de belirler Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar (Divergent Plates) Birbirinden uzaklaşan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik kayaçların sızdığı yarıklar oluşturur Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir Doğu Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de, gidiş o yöndedir Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiğin katılaşarak Litosfer’e dönüşmesine ve levhaların büyümesine neden olur Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar (Convergent Plates) Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir: Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal levha (yoğunluğu 2 8 - 3 0 gr/cm3), kıtasal levhanın (yoğunluğu 2 7 gr/cm3) altına dalar (subduction) Alta dalan kısım derinlere indiğinde ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ kümelerinin oluşumuna neden olur Güney Amerika Levhası’nın altına dalan Nazca Levhası’nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin altına dalar Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar Eğer bu aktivite devam ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve adalar oluşur Filipinler’deki birçok volkanik ada bu şekilde oluşmuştur İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diğerinin altına dalmaz Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni dağlar oluşturur Himalayalar’ın halen süren oluşumu buna iyi bir örnektir Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir Özellikle bir levhanın diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler oluşur Yanal Yer Değiştirme-Sıyırma (Lateral Slipping) İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer’de artma veya azalma olmaz İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu için harekete belli bir süre direnç gösterirler Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir Sıcak Noktalar (Hotspots) Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar [size="3">[color="]Depremler ve Faylar[/color][/size] Hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygularlar Bu kuvvet yerkabuğundaki kayaçların direnç göstermesi yüzünden belli bölgelerde enerji birikimine yol açar Bu enerji, kayaçların kırılma sınırını aştığı anda da kırılma (faylanma) olur ve biriken enerji açığa çıkar Levha hareketleri yüzünden birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasına deprem diyoruz (Ayrıca aktif volkanların içindeki hareketlilik nedeniyle oluşan ve yapıları farklı olan küçük depremler de vardır ) Deprem sırasında açığa çıkan enerji, ses veya su dalgalarına benzeyen ve sismik dalgalar adı verilen dalgalar ile yayılır Bu dalgalardan Cisim Dalgaları, P dalgaları ve S dalgaları olarak ikiye ayrılır P dalgaları, en hızlı yayılan bu yüzden deprem kayıt aletlerinde (sismograf) en önce görülen dalgalardır P dalgalarında, titreşim hareketi yayılma doğrultusu ile aynıdır Daha yavaş yayılan S dalgaları, kayıt aletlerinde ikincil olarak görülen ve titreşim hareketi yayılma doğrultusuna dik olan dalgalardır S dalgaları sıvı içinde yayılamazlar Yüzey Dalgaları ise Cisim Dalgaları’na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür Hızı daha fazla olan Love ve genliği daha büyük olan Rayleigh dalgaları olarak ikiye ayrılırlar Yapılarda yıkıma yol açan dalgalar S dalgaları ile yüzey dalgalarıdır Depremler çok değişik derinliklerde oluşabilir 0-60 km arası derinliklerde oluşanlar, sığ depremler olarak adlandırılır ve genelde kıtasal alanlarda (örn Türkiye) meydana gelir 60-300 km derinliklerde oluşanlar, orta derinlikli depremler adıyla anılır ve bir levhanın diğer bir levha altına daldığı bölgelerde (örn Japonya, Şili) görülür Derin depremler ise yine aynı bölgelerde levhanın dalan ucunda 300-700 km derinliklerde oluşan depremlerdir Depremlerin büyüklüğü (magnitude) ve şiddeti (intensity) genellikle birbirine karıştırılan iki kavramdır Büyüklük, deprem sırasında boşalan enerji ile ilişkili bir değerdir ve aletsel olarak ölçülür Şiddet ise deprem bölgesindeki hasara göre belirlenen göreceli bir değerdir Büyüklük, deprem kayıt aletlerinde kaydedilen dalga genliğinin logaritmasını içeren bir bağıntı sonucunda, Charles Richter’in geliştirdiği ve Richter Ölçeği denilen bir cetvele göre hesaplanır Logaritmik olduğu için büyüklükteki 1 birim artış, yer hareketlerinde 10 katlık fark yapmaktadır Günümüzde birkaç değişik büyüklük hesabı yapılmaktadır![]() Ml - Lokal Büyüklük: Richter’in orijinal bağıntısına göre hesaplanır Sığ, yakın ve küçük depremler için kullanılır Mb - Cisim Dalgası Büyüklüğü: P dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır Ms- Yüzey Dalgası Büyüklüğü: Yüzey dalgalarının genliği baz alınarak hesaplanır Md - Süre Büyüklüğü: Çok küçük ve yakın depremlerin süresi kullanılarak hesaplanır Mw - Moment Büyüklüğü: Açığa çıkan enerjinin sismik momenti baz alınarak hesaplanır 17 Ağustos depreminden sonra Türkiye ve Türkiye dışı merkezlerden alınan büyüklük değerlerinin farklı olmasının nedenlerinin başında bu hesaplama farklılıkları geliyor Büyüklük belirtilirken hesaplama türü de belirtilirse karışıklık ortadan kalkacaktır Deprem sırasında yer yüzeyinde de çeşitli değişimler gözlenir: Yüzey Kırıkları: Deprem odağı eğer yüzeye yakınsa yüzeyde de kırılmalar görülür Heyelanlar, Çökmeler: Sağlam olmayan zeminlerde, sismik dalgalar nedeniyle toprak hareket eder Çamur Akıntıları: Yeraltı sularının harekete geçmesiyle oluşur Zemin Sıvılaşması: Suya doygun zeminler sismik dalgalar nedeniyle sıvı gibi davranır Tsunamiler: Okyanus kıyılarında dev deniz dalgaları oluşur DEPREM TÜRLERİ TEKTONİK DEPREMLER: Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte başka doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK DEPREMLER" olarak isimlendirilir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında oluşurlar Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir VOLKANİK DEPREMLER: İkinci tip depremler "VOLKANİK DEPREMLER" dir Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır ÇÖKÜNTÜ DEPREMLER: Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ DEPREMLER"dir Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ve maden ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir |
|
|
|