Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Psikoloji / Sosyoloji / Felsefe

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
ahlak, etik, felsefesi

Ahlak Felsefesi (Etik) :

Eski 06-04-2009   #1
Şengül Şirin
Varsayılan

Ahlak Felsefesi (Etik) :





Ahlak Felsefesi (Etik) :


Ahlak Felsefesinin Konusu :

© Felsefe Açısından Ahlak : İnsan davranışlarını iyi ya da kötü olarak nitelendiren yaptırım gücünü ağırlıklı olarak bireyin vicdanından alan kurallara ahlak denir Ahlak felsefesi (etik) ise ahlak alanını yöneten değerlerin neler olduğunu, özünü ve temellerini araştıran ahlaki eylemlerin ölçütlerini koyan özel bir felsefe alanıdır


© Ahlak Felsefesinin Temel Kavramları :



§ İyi - Kötü : İyi-kötü ahlak felsefesinin en temel iki kavramıdır Ahlakça değerli sayılan, ahlaki olarak yapılması gereken “iyi”, ahlakça değerli sayılmayan ve ahlaki olarak yapılmaması gereken “kötü” dür Toplumun yalan söylememeyi değerli sayması “iyi”, değerli saymayarak yapılmaması gereken bir davranış olarak görmesi “kötü” dür

§ Özgürlük : Bireyin kendini iradesi ile iyi ve kötüden birini seçmesidir Bireyin kendi iradesi ile yalan söylememek ya da söylemekten birini seçmesi “özgürlük” tür



§ Erdem : Bireyin iradesi ile ahlaki iyiye yönelmesidir Bireyin kendi iradesi ile “iyi” olan yalan söylememeye yönelmesi “erdem” dir

§ Sorumluluk : Bireyin kendi iradesi ile yaptığı eylemlerin sonuçlarını üstlenmesidir Bireyin yalan söylememesi sonucu doğacak durumların sonuçlarını üstlenmesi “sorumluluk” tur

§ Vicdan : Bireydeki, ahlaki iyi ile kötüyü birbirinden ayıran ve iyiye yönelmesini sağlayan duygudur Bireyin yalan söylemekle söylememek arasında ayırım yapma yetisi “vicdan” dır

§ Ahlak Yasası : Ahlak açısından genel geçer sayılan ve uyulması gerekli görülen kurallardır Bireye, “yalan söylememelisin” diyen kurallar “ahlak yasaları” dır
§ Ahlaki Karar : Ahlak açısından “iyi” sayılan ve ahlak yasalarına uygun olan kararlardır Bireyin, “yalan söylememeliyim” diyerek ahlak yasalarına uygun karar alması “ahlaki karar” dır

§ Ahlaki Eylem : Ahlak yasalarına uygun hareket etmektir Bireyin, yalan söylememeyi yaşamında uygulaması “ahlaki eylem” dir
§ Mutluluk : Ahlaki eylemlerin insana verdiği iç huzurdur Bireyin, yalan söylememesi sonucu duyduğu iç huzur ise “mutluluk” tur
Ahlak Felsefesinin (Etik) Temel Sorunları ve Yaklaşımlar:

© Ahlaki Eylemlerin Amacı Var mıdır? Varsa Bu Amaçlar Nelerdir?
Felsefe tarihinde pek çok filozof ahlaki eylemlerin bir amacının olduğunu kabul eder Bu aynı zamanda mutluluk sorununun da temelidir İnsan eylemlerinin amacı mutluluktur



Sokrates : Mutlu olmak, bilgiye ulaşmaktır İnsan mutluluğa bilgi ile ulaşır
Aristoteles ve Platon : Mutlu olmak, ölçülü davranmak ve ahlaka uygun yaşamaktır



Aristippos ve Epiküros (hedonizm) : Mutlu olmak haz duyarak yaşamaktır
Farabi : Mutlu olmak aklın yöneldiği bilgiye, Tanrı’ya yönelmektir
Kant (ödev ahlakı) : Mutlu olmak, bütün insanlar için geçerli ahlak yasalarına uygun eylemlerde bulunmaktır



© İnsan Ahlaki Eylemlerinde Özgür müdür?

§ İnsan Ahlaki Eylemlerinde Özgür Değildir (Determinizm) : İnsanın, “ahlaki eylemleri ile ilgili kararları, içten ve dıştan belirlenen koşulların etkisiyle oluşur” görüşüne dayanarak ahlaki eylemlerinde özgür olmadığını savunan filozoflar vardır Bunlar ahlak felsefesi alanında deterministtir



§ İnsan Ahlaki Eylemlerinde Özgürdür (İndeterminizm) : Bu görüşe göre, insan ahlaki eylemleri ile ilgili kararları özgürce belirler
§ Ahlaki Eylemlerde Özgürlüğü Birey Belirler (Otodeterminizm) : Determinizm ve indeterminizm arasında uzlaşma sağlamaya çalışan görüştür Kant’ta ifadesini bulan bu görüşe göre, insan kendi iradesi ile ahlak yasalarını özgürce belirler Bu nedenle ahlak yasaları insanın dışında konulan ve uyulması istenen yasalar değildir İnsan, kendi özgür iradesiyle belirlediği genel geçer ahlak yasalarına yine kendisi uyar



© Kişi Vicdanı Karşısında Evrensel Bir Ahlak Yasası Var mıdır?

§ Evrensel Ahlak Yasası Yoktur : “Tüm insanlar, toplumlar ve zamanlar için geçerli ahlak yasaları yoktur; ahlak insanlara, toplumlara ve zamana göre değişir” görüşünü savunan düşünürler evrensel ahlak yasalarının varlığını reddederler
- Haz Ahlakı (Hedonizm) : İnsanın haz duyduğu şeylerle mutlu olabileceğini savunur Haz duyulan şeyler öznel olduğundan evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez Bu görüş, ilkçağ düşünürlerinden Aristippos’a göre, “iyi” nin ve “kötü” nün ölçütü hazdır Haz veren şeyler “iyi” , acı veren şeyler ise “kötü” dür



Epiküros’a göre ise insan acıdan kaçarak ve hazza yönelerek mutlu olur
- Fayda ahlakı :”İyi” nin ve “kötü” nün ölçütü insana sağladığı faydadır Ahlakın bireye sağladığı fayda zamanla değişeceğinden evrensel ahlak yasası olamaz
- Bencillik (Egoizm) : İnsan eylemlerinin kökeninde “ben sevgisi” vardır Ahlak ise insanın kendini koruma güdüsünün dışa vurulmasından başka bir şey değildir Bu görüşü savunan Thomas Hobbes’a göre, insanda, hayvanlarda olduğu gibi “kendini sevme” ve “kendini koruma” içgüdüleri vardır Dolayısı ile insan doğası gereği “bencil” dir Bencil olan insan her şeyden önce kendi “çıkar” ını düşüneceğinden evrensel bir ahlak yasası yoktur



- Anarşizm : Toplumsal yaşamı düzenleyen tüm kurum ve kuralları reddeden anarşizm, doğal olarak ahlak kurallarının egemenliğini de reddeder Bireysel iradenin her şeyin üstünde olduğunu savunan anarşizmin kurucusu Proudhon ve diğer temsilcileri Bakunin, Kropotkin ve Stirner, ahlak yasalarının diğer yasalar gibi insanları kolay yönetmek için uydurulduğunu savunurlar



- İmmoralizm : Ahlakın dışlandığı bu felsefi anlayışın en önemli temsilcisi Friedrich Nietzsche’dir Nietzsche’ye göre iki tür ahlak anlayışı vardır Her şeye boyun eğen, zamanının ahlak anlayışına körü körüne inanan “sürü insan” ın ahlakı “köle ahlakı” dır “Güç iradesi” ni simgeleyen “üst insan”, “köle ahlakını” yıkıp yerine “efendi ahlakı” nı koymalıdır “İyi” ve “kötü” ile uğraşmak yerine “güce” dayanan bir ahlak anlayışı oluşturulmalıdır



Nietzsche kendi çağına kadarki ahlak anlayışlarını reddederken immoralisttir Ancak “üst insanın” ahlakının egemen olması gerektiğini söylerken de moralisttir
- Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm) : Varoluşçuluk, insanın yaşamını kendisinin kurması açısından özgür olduğunu savunur Kierkegaard, Heiddegger, Jaspers ve Sartre’a göre, insan, kendi varoluşunu kendisi yaratır Bir bıçak, önce zihinde tasarlanır, sonra yapılır Bıçak için özgür seçim yoktur Sadece insan, değerlerini kendisi yaratır ve özgür iradesi ile yolunu seçer O halde, insanın “varlık” ı, “öz” ünden önce gelir İnsan ahlaki olarak “varlık” ı, “öz” ünden önce gelir İnsan ahlaki olarak “iyi” ve “kötü” nün ölçütünü topluma göre değil kendi öz iradesi ile belirlemelidir Bu nedenle evrensel bir ahlak yasasından söz edilemez



§ Evrensel Ahlak Yasası Vardır : Tüm insanlar, toplumlar ve zamanlar için geçerli ahlak yasalarının olduğunu kabul eden görüştür Ancak, evrensel ahlak yasalarının bireysel, öznel (subjektif) kaynaklı olduğunu iddia edenlerin yanı sıra, bireyin dışından kaynaklanan, nesnel (objektif) olduğunu iddia eden ikinci bir grup da vardır :



Evrensel Ahlak Yasasını Öznel Temelde Kabul Edenler : Evrensel ahlak yasasının insandan, insanın öznel yaşamından ve yapıp, ettiklerinden kaynaklandığını savunanlar, insandaki farklı özellikleri temel almaları açısından birbirlerinden ayrılırlar Bentham’a ve JS Mill’e göre, insanlar doğaları gereği acıdan kaçınarak, hazza yönelerek mutluluğa ulaşır Henri Bergson’a göre ise evrensel ahlak yasasının kaynağı insanın bir özelliği olan “sezgi” dir



Evrensel Ahlak Yasasını Nesnel Temelde Kabul Edenler : Bu görüş, evrensel ahlak yasasının kaynağının insanın dışında bir güç olduğu görüşünden hareket eder Bu güç çoğu filozofta Tanrı’dır ve Tanrı’nın koyduğu ahlak yasaları evrenseldir Platon’a göre “iyi” ve “kötü” eylemlerin ölçüt “iyi ideası” na uygun olup olmamaktır Farabi’ye göre, insanın amacı “hayır” a (iyiye) ulaşmaktır Spinoza’ya göre ahlakın görevi, insanın tutkularının yönlenmesini sağlayarak Tanrı’nın yasasına yani iyiliğe ulaşmasını sağlamaktır Kant, ahlaki eylemleri ödev ahlakı ve çıkar ahlakı olarak ikiye ayırır Toplumun isteğine uyarak yaptığı ahlaka uygun eylemlere çıkar ahlakı denir Ödev ahlakı ile eylemlerde bulunmak gerçek anlamda ahlaklı olmaktır Çünkü toplum tinsel-ahlaki bir varlıktır O halde ödev ahlakı kesin uyulması gereken bir buyruktur ve bu buyruğa uymak insanlar için yükümlülüktür



Evrensel Dinler : Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi tek tanrılı evrensel dinler evreni ve insanı yaratan Tanrı’yı kabul ederler Bu dinlere göre Tanrı, mükemmel ve en yüksek “iyi” dir Tanrı’ya yaklaşmanın yolu da “iyi” eylemlerle mümkündür Kutsal kitaplar, insanın dışından Tanrı’nın buyruklarını içerir İnsan bu buyruklara uygun davrandığı sürece “iyi” yi yapar ve mutlu olur Tanrı’nın buyruklarına uyanlar için ödül (cennet), uymayanlar için ceza (cehennem) vardır Görüldüğü gibi evrensel dinler evrensel ahlak yasasını objektif temelde kabul ederler
Tasavvuf : Tasavvuf, insanın sezgi yoluyla, ibadet yoluyla kendinden geçerek Tanrı’ya erişmesinin ve onla bütünleşmesinin yollarını gösteren bir öğretidir Tasavvufa göre insan Tanrı’ya akıl yoluyla değil, gönül yoluyla ulaşır Bu yüzden tasavvuf insanın dinsel anlamda nasıl yaşamasını işaret eden bir yaşam felsefesidir



Başlıca Tasavvufçular :



Mevlana : Mevlana’ya göre öncesiz, sonrasız mutluluk, güzel iyi ve mutlak doğru olan Tanrı gücünü ve yüceliğini göstermek için bu evreni yaratmıştır O halde evren Tanrı’nın kendini gösterdiği görüntüler alanıdır Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) adı verilen bu anlayışa göre tanrı evrenin özü, diğer varlıklar ise belirtileridir Yani evren Tanrı’nın güzelliğinin bir görüntüsüdür İnsan ise eşref-i mahluktur (varlıkların en şereflisi) Tanrı, insanı diğer yarattıklarından ayrı tutarak ona Tanrı’nın bilgisine ulaşma şerefi vermiştir Varlıklar içinde bir tek insan, Tanrı’nın verdiği ilahi ruh ile Tanrı’nın özünü ve güzelliğini sezebilir Ancak bedensel ve toplumsal zevkler Tanrı’ya ulaşmayı engeller Bunun için insan bu zevklerden uzaklaşıp aşk yolu ile Tanrı’ya ulaşmalıdır Aşk sayesinde insan, Tanrı’nın yarattığı her şeyi Tanrı adına sever Mevlana’nın felsefesi, aşk temelinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını kabul eder



Yunus Emre : Mevlana gibi Yunus Emre’ye göre de gerçek varlık Tanrı, doğru bilgi ise Tanrı’yı tanımaktır Tanrı’ya ulaşmanın yolu ise hiçbir çıkar beklemeden sevmektir Varlık, Tanrı’nın bir yansımasıdır O halde evrendeki her şey Tanrısaldır ve her şeyi sevmek gerekir Sevgi, insanı Tanrısal öze götürür Yunus Emre de evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eder



Hacı Bektaş Veli : Hacı Bektaş Veli de “vahdet-i vücud” anlayışını kabul ederek evrenin Tanrı’nın güzelliğinin bir yansıması olduğunu kabul eder ve Tanrı’ya ulaşmanın yolunu üç aşamada gösterir



- Vahdet-i Şuhud aşamasında insan çevresinde gördüğü her şeyi Tanrı ile açıklar
- Vahdet-i Kusud aşamasında, insan çevresinde gördüğü değişik şeylerin aynı “öz” den geldiğini anlar
- Vahdet-vücud aşamasında ise her şeyin tek bir varlığın insan biçimdeki belirtisi olduğunun bilincine varır
Vahdet- vücud aşamasında insan “kamil kişi” (olgunlaşmış insan) olur ve yaratanla yaratılanı bir görür
Hacı Bektaş Veli de evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eder

__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır
Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.