Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Genel Konular

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
ilim, yaşamak, öğrenmek

İlim Öğrenmek Ve Yaşamak

Eski 08-24-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İlim Öğrenmek Ve Yaşamak




İlim Öğrenmek ve Yaşamak

İlim İçin Yola Düşmek

“Ey Muhammed! De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür" (Zümer; 9)

Kesir b Kays (ra) şöyle anlatır: "Mescid-i Dimeşk'te Ebu Derda (ra)ın yanında oturuyordum O'na birisi geldi ve şöyle dedi: "Ya Ebu Derda, Resulullah (sav)in Medine'sinden geldim Sebebi senin Resulullah (sav)den naklen anlattığın hadisi şeriftir Ben ticaret için ya da başka bir iş için gelmedim Sadece bu hadisi şerifi senden öğrenmeye geldim" dedi

Ebu Derda (ra): "Demek sadece bunun için geldin" dedi Sonra şöyle anlattı: "Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Bir kimse ilim öğrenmek için bir yola düşerse, ALLAH-u Zülcelâl cennet yollarından birini ona kolaylaştırır Melekler onun yaptığından hoşnut olurlar ve kanatlarını indirirler Gökte ve yerde ne varsa, hatta su içindeki balıklar bile ilim talebesi için istiğfar ederler Âlimin abide (durmadan ibadet edene) nazaran üstünlüğü, mehtaplı gecede diğer yıldızlara nazaran ayın üstünlüğü gibidir Âlimler Peygamberlerin varisleridirler Peygamberler ne altın, ne gümüş ne de para miras bıraktılar; onlar ancak ilmi miras bıraktılar Bir kimse eğer bu ilmi alırsa bol nimete kavuşmuştur"

Her insan için kendisine yetecek kadar ilim öğrenmesi farz-ı ayndır İnsan bu ilimle nasıl namaz kılındığını, nasıl oruç tutulduğunu, ibadetlerini nasıl yapacağını öğrenir

İlmin Çeşitleri

Bir de farz-ı kifâye olan ilim vardır ki, bir beldede, bu ilmi bilen, bir kişi de olsa, o beldenin diğer insanları üzerinden bu zorunluluk düşer Farz-ı ayn gibi herkesin öğrenmesi mecbur değildir

Kısaca insan, hak yolunu ilimle buluyor Bu hususta ilmi üç başlık altında toplamak mümkündür

Birincisi, İtikat (inanç)la ilgili olan ilimdir İnsan her şeyden önce ALLAH'a ve Resulüne inandıktan sonra, Kur'an ve sünnetteki emir ve nehiylere inanması farzdır Çünkü insan itikadını düzeltmediği zaman, ALLAH-u Zülcelâl'in emrettiği veya yasak ettiği şeylerin bazılarını veya bir tanesini kabul etmediği zaman, imanı tam olmamıştır Onun için önce imanını muhkem yapmalıdır

İkincisi, Amel ile ilgili ilimdir İnsan amel ile ilgili ilmi bilmediği zaman, yaptığı amel noksan, eksik oluyor Böylece yaptığı amelin faydasını göremiyor

Örnek olarak; insan namaz kılmak için abdest alır, fakat abdestin farzlarını bilmezse, o abdest olmaz Sonra namaz kılsa, abdestsiz namaz olmadığı için namazı da boşa gidiyor Bunun sonucunda da insan için en büyük makam, ebedi saadet olduğundan, insan bundan mahrum kalıyor Çünkü insan için ilim ve ilme bağlı amel olmadığı takdirde, nimetlere ulaşmak mümkün değildir Amellere de ancak amelin keyfiyetini bildiren ilim ile varılır

Üçüncüsü, Terk edilmesi farz olan şeyleri bilmesi gerekmektedir İnsan ALLAH-u Zülcelâl'in yasak ettiği şeyleri bildiği gibi onlardan sakınması, uzak durması da gerekir Zamanımızda bunları öğrenmek kolaylaşmıştır Arapça yazılmış dini kaynak kitaplar Türkçeye çevrilmiş Bunun yanı sıra, âlimlerden sorarak da ilim öğrenilebilir

Netice olarak; Her müslüman kendisini muhafaza edecek farz, vâcip ve sünnetleri öğrenerek; yine kendisine zarar verecek haram, mekruh gibi nehiyleri öğrenerek kendisini (ALLAH’ın gazabından ve cehennemden) muhafaza etmelidir

Denilmiştir ki ilmin başı sükût, sonrası dinlemek, ondan sonrası hıfzetmek, en sonu da onunla amel etmektir Bunları kendisi öğrendiği gibi, başkalarına öğretmek de bu işin sonudur

İlim Öğrenin!

Sahabe-i Kiram’dan Muaz Bin Cebel (ra) şöyle buyuruyor: "İlmi öğrenin, zira ALLAH için öğrenmek, öğrenene ALLAH korkusu verir İlmi talep etmek ibadettir Müzakeresi tesbihtir Araştırması en büyük cihattır, ilmi bilmeyenlere öğretmek sadakaların en makbulüdür ilmi ehline vermek ise ALLAH'a en yaklaştırıcı bir davranıştır Yalnız kaldığı zaman âlimin en yakın arkadaşı ilimdir Tenha yollarda ise en emin yoldaşıdır Dinde delilidir Genişlikte ve darlıkta sabrı öğretir Dostlar yanında yardım eden bir vezirdir Yabancılar yanında ise sana en büyük destektir

Kıyamet günü âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanından daha ağır gelecektir ALLAH-u Zülcelâl bir kavmi helak etmek istediği vakit, ilmi onların üzerinden kaldırır ve o kavim helak olur (Neuzibillâh)

İnsan ancak ilimle takva sahibi olur, ancak ilim ile ALLAH-u Zülcelâl'e ulaşır Nasıl dünyada insan bir yere gitmek istediği zaman, o yere giden yolu bilmek zorundadır, yoksa gidemezse, insan da ALLAH-u Zülcelâl'e ilim ile ulaşır

Sadece ilmi öğrenmek insan için yeterli değildir İnsan ilmi öğrenip âlim olsa da, onunla amel etmese; neuzibillâh o insan helak olmuş demektir Çünkü insan, ilmi ALLAH-u Zülcelâl'in emri olan namaz, oruç, hac gibi ibadetleri yapmak için öğrenir Bunları öğrendiği gibi öğretmekle de mükelleftir Eğer ilmi öğrenip de amel-i salih yapmaz ise, insan ALLAH-u Zülcelâl'e karşı gelmiş olur ve rahmetinden mahrum olur

İnsanın ilim öğrenip de veya âlim olup da amel yapmamasının zararlarına dair, ayet-i kerime, hadisi şerif ve Sahabe-i Kirâm’ın söylediklerinden birçok örnekler verilebilir

ALLAH-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede: "Kendilerine kitap (tevrat) yükletilen, sonra onu taşıyamayanların durumu; koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumu gibidir" Buyuruyor (Cuma; 5)

Peygamber Efendimiz (sav) ise bir hadisi şerifte: "Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacak (kimse), ilminden menfaat olmayan âlimdir" buyuruyor

Dili Âlim, Kalbi Cahiller

Peygamber Efendimiz (sav) Ashâb-ı Kirâm'a:
- Ben deccaldan ziyade, deccallardan korkuyorum, der Ashâb-ı Kiram:
- Bu nasıl olur, kimdir bu deccallar? Diye sorarlar Peygamber Efendimiz (sav):
- İnsanları dalalete götüren âlimlerdir, buyurur

İşte, insanın ilim öğrenip de amel etmemesinin tehlikesi ve zararı çok büyüktür Peygamber Efendimiz (sav), hak olanı bilip de buna rağmen insanları dalalete götüren âlimin sıfatını, 'deccal' olarak nitelendiriyor

Hz Ömer (ra) bir sohbetinde:
- Bu ümmet hakkında en çok korktuğum; bilen münafıktır, diyor Bunun üzerine Ashâb-ı Kiram:
- Ya Emir-ul Mü'minin, insan hem âlim hem de münafık nasıl olur! Diye sorarlar Hz Ömer (ra) ise onlara:
- Dili âlim, ameli ve kalbi cahildir, diye cevap veriyor

Süfyân-ı Sevrî (raleyh): "İlim amelden yardım ister, imdat eder; eğer amel ilime cevap verirse onunla kalır, eğer amel ilime cevap vermezse, ilim onu terk eder" buyuruyor

Anlatır Lakin Yaşamaz

Usame Bin Zeyd (ra) ise bu hususta şunu anlatıyor: "Kıyamet günü bir âlim getirilir ve ateşe atılacaktır O âlim, su almak için kuyunun etrafında dönen hayvan gibi, bağırsakları dışarı çıkarılmış bir şekilde, etrafında dönecek duracak Ateş ehli gelip:

‘Ne oldu sana, sen bize hayrı tavsiye edip, şerden nehyediyordun!’ Derler O da:
‘Ben size hayrı tavsiye ediyor, fakat kendim yapmıyordum Şerden nehyediyordum, fakat kendim o şerlere bulaşıyordum’ diyecektir"

Fudayl Bin İyaz (raleyh) ise: "Benim duyduğuma göre fâsık âlimlerin hesabı ve azabı, putlara tapanlardan önce başlayacaktır" diye anlatıyor

Hatemü'l Esam (ra): "Kıyamet gününde en sıkıntılı, kederli kimse odur ki başkalarına hayrı tavsiye etmiş, onlar o tavsiyeye uyup kurtulmuşlar, fakat kendisi hayrı tavsiye ettiği halde yapmamış ve kurtulamamıştır" demektedir

Mekmul, Abdurahman (ra)dan dinlediği bir olayı anlatıyor: "Biz Kuba mescidinde ilim tedrisatı yapıyorduk Biz oradayken Peygamber Efendimiz (sav) geldi ve bizi ilim tedrisatı yaparken gördü ve bize: "İstediğiniz kadar ilim öğrenin, o ilimle amel yapmayıncaya kadar, ALLAH size sevap vermez" dedi

Öğrenmek Yetmez, Yaşamak Lazım

İşte, buradan da anlıyoruz ki insan sadece ilim öğrenmeyle ecir ve sevaplara erişemez İlimle beraber amel de yapmalıdır

İnsanın ilmi ile amel yapıp yapmadığı ise ahirette belli olacaktır Bu hususta Hz İsa (aleyhisselam): "İlim öğrenip de amel etmeyenin hali, gizli gizli zina yapan kadın gibidir Çünkü o kadının hali bir müddet sonra belli olur ve yüz kızartıcı bir suç işlediği ortaya çıkar Âlim de ilmiyle amel etmezse, kıyamet günü onun hali de apaçık ortaya çıkar" diye bizleri uyarmaktadır

Gerçekten de insan dünyada halini gizlese de, diğer insanlardan saklasa da, ALLAH-u Zülcelâl'den saklayamaz Kıyamet günü istese de istemese de onun hali ortaya çıkacak ve bütün insanlar içinde durumu görülecektir

İbn-i Mesud (ra) ilim hakkında şöyle diyor: "İlim (ALLAH’tan) korkudur Yoksa kof ve çok rivayetleri bilmek değildir"

Gerçekten de insan, ilmi ile ALLAH-u Zülcelâl'e yaklaşır Eğer o ilim insanı ALLAH-u Zülcelâl'e yaklaştırmıyorsa, insan için o ilim vebaldir, başka bir şey olamaz da

ALLAH-u Zülcelâl, bizlere faydalı olacak ilmi öğrenip onunla amel-i salih yapma kuvvetini versin, inşALLAH (Amin)

İlim Meclislerinden Sohbetler


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.