Arşiv Tarihçe |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Arşiv TarihçeTarihçe Arşivin tarihi çok eski milletlere kadar dayanır Eski Mısır ve Roma'da birçok devlet, tapınak ve aile arşivlerine sahipti Mezopotamya'nın Nippur şehrinde, M Ö 2000 yılından başlayarak tablet halinde belgelerin saklandığı bir devlet arşivi bulunmuştur Hattuşaş (Boğazköy)'ta yapılan kazılar sonucunda da, M Ö 1800-1200 yılları arasında Hititlere ait muharebe, antlaşma, kanun, kral yıllıkları ve daha birçok belgelerin saklandığı büyük bir devlet arşivi ortaya çıkarılmıştır Bu arşiv muhtevasının önemli bir kısmı İstanbul, bir kısmı da Ankara arkeoloji müzelerindedir![]() Avrupa devletlerinden Fransa, 1790 yılında ilk Fransız Milli Arşivini kurdu İngiltere'de devlet adamları mevkilerinden ayrılırken kendi zamanlarına ait resm evrakı beraberlerinde götürmeleri adettendi Resm evrakın dağınıklığını önlemek için İngiltere'de 1838'de Public Record Office kuruldu Alman devlet arşivi ise 1867'de kurulmuştur![]() Türk-İslam devletlerinde öteden beri yazılı ve yazısız kağıda hürmet fevkalade idi Bilhassa kul hakkı geçmesi tehlikesi sebebiyle devlet evrakının muhafazasına daha çok ehemmiyet verilirdi En büyük Türk-İslam devletlerinden biri olan Osmanlılar da aynı ananenin devamı olarak devlet evrakını en müstesna yerlerde muhafaza etmişlerdir Ortadoğu ve Balkanlar'da asırlarca hüküm süren Osmanlı İmparatorluğunda devletin ilk devirlerinden başlayarak, resm evraklar, ehemmiyet derecesine bakılmaksızın kese, torba ve sandıklarda belli usul ve düzenlere göre büyük bir titizlikle saklanmıştır Maliye defterleri hazinesi ile Defterhane hazinesi devletin önemli hazinelerindendi Çok değerli kayıtlar ve belgeler bu hazinelerde saklanırdı Osmanlı Devleti'nde, devlet dairelerindeki evrakların düzenli muhafaza edilmesi, hakkında çeşitli direktiflerin verilmesi bu vesikaların muhafazasındaki ehemmiyeti göstermektedir 1785'te Birinci Abdülhamid Hanın Reis-ül-küttab'a gönderdiği emirde, evrak ve defterlerin muhafazasına dikkat edilmesi istenilmektedir Osmanlı arşivleri, Türkiye için olduğu gibi, dünya milletleri için de en sağlam ve geniş olanıdır Üç kıtaya yayılıp, çeşitli dil, din ve ırktaki insanları asırlarca idare eden Osmanlılar, arşivlerinde bu milletlere ait bilgileri titizlikle kağıt üzerine geçirip saklamışlardır![]() İstanbul'un fethine kadar Bursa ve Edirne'de arşivler teşekkül etmiştir İstanbul'un fethinden sonra, ilk arşiv Yedikule civarında yapıldı Topkapı Sarayının inşasından sonra, Divan-ı Hümayun'un yanında bir arşiv yapıldı 16 yüzyılda yüksek bir seviyeye ulaştı Belgeler en küçük bir müsveddeye kadar atılmadan, torba, sandık, kılıf muhafaza hatta atlas içine kondu Arşiv malzemeleri kurutulmuş mahzen depolarda saklandı![]() Osmanlılarda, Divan-ı Hümayun'daki vesikalar kağıt veya defter şeklinde tanzim edilirdi Defterler ciltlenir, senelere göre tanzim ve tasnif edilir, hususi odalarda saklanırdı Bu odalara Mahzen-i evrak adı verilirdi Yaprak halindeki vesikalar dürülüp keselere konurdu![]() Mühim vesikalar, fermanlar ise, atlas keselere ve muhafazalara yerleştirilirdi Her dairede günün evrakı, bir tomar, her ayınki bir torbaya, her yılınki ise bir sandığa konurdu Sandıkların üzerine de muhteviyatı gösteren etiketler yapıştırılırdı Defterhane hazinesi, Divan-ı Hümayun toplantılarının düzenli devam ettiği zamanlarda, Kubbealtı dairesinin yanında bulunmaktaydı Sonraları toplantılar önemini kaybedince, hazine, Topkapı Sarayı'nın birinci kapısındaki Bab-ı Hümayun'un üst kısmına taşındı Daha sonra da Sultanahmet'te Saray-ı atik denen mahzene ve Babıali'ye yakın olan Tomruk dairesine aktarıldı Sarayın bir kısım evrağı Kubbealtı'nın bitişiğindeki Dış hazine binasında toplanmıştır Maliye belgeleri de, Sultanahmet'teki Eski Çadır Mehterleri kışlasında muhafaza edilmekteydi Bütün kanun, nizam, ferman ve emirler defterlere geçirilir, tasdik edilir, saklanırdı Eski defterlere bakmak icab ettiğinde bunları bulup hemen getirecek görevliler vardı![]() Devlet arşivi, padişahın, vezir-i azamlardaki mührüyle mühürlenen üç hazineden biri idi Hükumetin her toplantısından sonra konuşulanlar yazılır; bu mühür ile mühürlenirdi Bir defterin arşivden çıkması sadrazamın yazılı emri ile olurdu Arşiv dışında ne kadar kaldığı da kaydedilirdi![]() Osmanlı devlet belgeleri çok iyi tutulur, sağlam kağıtlara, silinmez mürekkeple yazılır ve çok iyi muhafaza edilirlerdi ![]() Defter emini, istenen defter ve vesikayı, milyonlarca defter ve vesika arasından birkaç dakika içinde bulabilirdi Çünkü en iyi şekilde ve fevkalade tasnif edilmişlerdi![]() Osmanlı Devleti'nde modern manada milli arşivcilik konusunda ilk ciddi teşebbüs, devrin maliye nazırı Safveti Paşa'nın 1845'te Enderun'daki tarih vesika ve defterleri bir tertip içine almaya çalışması ile görülür Tam manasıyla modern arşivcilik ise, 1846'da Hazine-i Evrak Nezareti'nin kurulmasıyla başlar ve bugünkü Başbakanlık Arşivi'nin çekirdeğini teşkil eder Aynı sene Bab-ı Ali'nin iç kısmında yüksekçe, rutubetsiz bir yer seçilerek ve özel olarak imal edilen tuğla ile mükemmel bir bina yapıldı Nezaretin başına Hazine-i Evrak Nazırı olarak sadaret mektupçusu Esseyyid Hasan Muhsin Efendi tayin olundu Türkiye'de modern arşivciliğin mimarı bu zattır denilebilir![]() Hasan Muhsin Efendi, emrindeki ekip ile kıymetli çalışmalar yaptı Devletin mühim işlerine ait mahrem sayılacak, devletin sırlarını ifşa etmeyecek şekilde emin memurların tayin edilmesi gerektiği karara bağlandı Arşive dahil olacak vesikaların tertibi ve arşivin çalışma tarzını belirten arşivcilik talimatını hazırladı Bunu 1849'da Hazine-i Evrak Nizamnamesi adı ile yayınlayarak Türk arşivciliğini belli bir düzene soktu Bu arşivde, her türlü muahedeler, hatt-ı hümayunlar, iç ve dış meselelere ait belgeler, Divan-ı Hümayun defterleri, meclis takrirleri, mazbatalar, kanunlar ![]() ![]() v s saklanıyordu Nezaret, bir süre sonra Hazine-i Evrak Müdürlüğü unvanını almış ve Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar bu isimle devam etmiştir![]() 1922 senesinde İcra Vekilleri Hey'eti Riyaseti Kalem-i Mahsus Müdüriyetine bağlı, İstanbul'da Mahzen-i Evrak Mümeyyizliği kuruldu 1923'te Hazine-i Evrak Mümeyyizliğine çevrildi 1927'de Hazine-i Evrak Müdür Muavinliği adı altında Başvekalet müsteşarlığına bağlandı 1933'ün Mayısında Teşkilat Kanunu gereğince, Ankara'daki Evrak Müdürlüğü ile İstanbul'daki Hazine-i Evrak Müdürlüğü, Başvekalet Evrak ve Hazine-i Evrak Müdürlüğü adı altında birleştirildi 1937'de Hazine-i Evrak'ın adı Arşiv Dairesi Müdürlüğüne dönüştürüldü 1943'te Başvekalet Arşiv Umum Müdürlüğü haline çevrildi 1954 Başbakanlık Kuruluşu Hakkındaki Kanun çerçevesinde Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü kuruldu ve Başbakanlık Merkez Teşkilatı içine alındı 1976 yılında Başbakanlık Müsteşarlığına bağlı olarak Cumhuriyet Arşivi Dairesi Başkanlığı kuruldu Bu dairenin görevi, Başbakanlıkta Cumhuriyet döneminde biriken evrakın tanzimidir![]() Bugün yüz milyonlarca Türkçe ve Osmanlı Devleti'ne ait arşiv malzemesi, Osmanlı'dan ayrılan devletlerde kalmıştır Mesela, Kudüs Françisten Manastırı'nda 2644 Türkçe vesika mevcuttur Romanya arşivlerinde 210 000 vesika olduğu biliniyor Bunun yanında milyonlarca vesika çürütülmüş, yakılmış ve 1931'de vagonlar dolusu Bulgaristan'a satılmıştır 500 000 kadar Türkçe defter ve vesika Bulgaristan'dadır Bir kısım evrak da ambalaj kağıdı olarak esnafa intikal etmiştir![]() Tarih-i Osmani Encümeni milli tarih araştırmaları için Topkapı'dan çıkarılan evrakın tasnif edilmesi zaruretini duymuş ve bu işi Ali Emiri Efendi'nin başkanlığındaki bir heyete havale etmişti 1918 - 1921 yılları arasında çalışan Ali Emiri, padişahlara göre kronolojik, 1921'de Mahmud Kemal İnal, devlet teşkilatlarına ve yapılan işlemlere göre, Adliye, Askeri, Bahriye, Maliye vs gibi adlarla 22 başlık altında topladı 1932'de muallim Cevdet İnançalp'in tasnifi ise İbn'ül-emin tasnifinin aynı olmakla beraber bu başlıklar 16'ya indirilmiş ve bunlara sonradan Vilayat-ı Mümtaze eklenmiştir 1936'da Macaristan'dan getirtilen arşiv uzmanı Lagos Fekete eski tasnifleri bırakarak kısaca Eskiyi olduğu gibi kurma, yeniden canlandırma olarak adlandırılan sistemi uyguladı Bütün bu tasnif çalışmaları, işin büyüklüğü karşısında neticesiz kaldı Son yıllarda milli bir mesele haline gelen arşivlerimiz, özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivi, yeniden ele alınmış ve genç bir kadro ile tasnif işlerine hız verilmiştir![]() Milli mesele olmasından öte milli sorun olarak da ele alınabilir Genç kadro 1987'de genç olmasına gençti ama 2009'da emekli olma çağına gelmiş yorgun ve ümitsiz bir kadro halindedir Başbakanlık uzman yardımcısı unvanı ile işe başlatılan bu genç kadro devletin azizliğine uğramış, ellerinden alınan unvanlarından sonra ülkemizin en uzun süreli kadro karşılığı olmaksızın sözleşmeli personel unvanıyla çalıştırılan personeli haline gelmiştir Yaş hadlerini çoktan aştıklarından, başka kurumlarda devlet memuru olma haklarını da kaybetmişlerdir Acımasız bürokratik manevralar ile sözleşmeli personelin kadrolu memurdan tek farkı olan yüksek ücretleri de yeni başlayan bir öğretmenin altına düşürülmüştür Liyakat ve hizmet şuuru açısından mümtaz kamu personeli olmalarına rağmen imam hatip okulunda az buçuk arap alfabesi öğrenmiş yeni Türkiye iktidar zihniyeti tarafından "bunların da yaptığı iş mi, yaz kursunda benim çocuk bile bu yazıyı öğrenir" küçümsemesine maruz kalmışlar ve her platformda arşivlerimize, Osmanlıya verdikleri önemden bahsedenlerin zerre kadar ilgilenmedikleri yüzüstü bıraktıkları bir kurum haline gelmiştir![]() Kaynak : Wikipedia |
|
|
|