Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye > Marmara Bölgesi

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
bilecik, gölpazarı, ilçesi

Bilecik Gölpazarı İlçesi

Eski 08-14-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Bilecik Gölpazarı İlçesi



Gölpazarı

Gölpazarı TARİHİ

İlçemizin bulunduğu bölge, tarihte Trakyadan Anadolu;ya, Anadolu;dan Trakya;ya geçen çeşitli toplumların uğrak yeri olduğu için, burada bir çok devlet, uygarlık kurulmuş ve yıkılmıştır Bu yörede ilk siyasal egemenlik kuran devlet olarak Hitit Devleti görülür Hitit Devletinin MÖ 1200de yıkılması üzerine bu topraklar kısa bir süre Frig idaresinde kaldıktan sonra, Lidya Devletinin eline geçti MÖ 546 da Lidya Devleti;nin Persler tarafından ortadan kaldırılması üzerine Pers İmparatorluğna katıldı Yöremiz, Perslerin MÖ 334;te İskender tarafından Grakinosta (Bigaçay) mağlup edilmesiyle İskender İmparatorluğu;na katıldı İskenderin ölümünden sonra bölgede kültür ve sanatlarını daha Frigyalılar zamanından beri devam ettiren bölgenin yerli halkı Bitinler, MÖ 3 yüzyılın başlarında Bitinya Krallığı&;nı kurdular


MÖ 1 yüzyılda Romalılar tarafından idare edilmekte olan bu yöre, MS 395;te Roma İmparatorluğunun parçalanması üzerine Doğu Roma (Bizans) Devleti;nin yönetimine geçti
Osmanlı Beyliği;nin yöreye egemen olmasıyla da bu topraklar Türk idaresine geçti
1071;den sonra akın akın Anadolu;ya giren Türkler, Anadolu Selçuklu Devleti;ni kurmuşlar ve Türk birliğini sağlamışlardır Fakat Doğu;dan gelen Moğol baskısı devlet otoritesini zayıflatmıştır Bunun üzerine Selçukluların batı sınırlarında Germiyanoğulları, Eşrefoğulları, Hamitoğulları, Menteşoğulları Beylikleri ile Osmanlı Beyliği, Batı Anadoluda ise Karesioğulları, Saruhanoğulları, Sahip Ataoğulları ve Aydınoğulları Beylikleri kuruldu
Daha Selçuklular zamanında, Selçukluların batı sınırlarına yerleştirmiş oldukları uç aşiret beyleri ve bu arada Bitinya sınırında iskan edilmiş bir kısım Kayı Boyu aşireti Bizans İmparatorluğunun XIII yüzyıl sonlarındaki zayıf durumundan istifade ederek harekete geçmiş ve Rumlara ait şehir ve kaleleri işgale başlamışlardır


Osmanlı Devletini kurmuş olan aile Oğuz Türkleri nin Gün Han Kolunun Kayı Boyu;ndandır Ünlü Selçuklu tarihçisi Yazıcızade nin Selçukname adlı eserinden anlaşıldığına göre Kayı: Kuvvet ve kudret sahibi anlamına gelir


Bu Kayı Boyunun bir kısmı IAlaeddin Keykubat zamanında (1219-1236) Ankara&nın batısındakı Karacadağ yöresine yerleştirilmişlerdir


Kayılar Dörtyüz çadır halkı olup, 13 yüzyılın ikinci yarısında başkanları Ertuğrul Bey idi Ertuğrul Bey akıncılarıyla birlikte Selçuklu sultanlarının yanında yer almış, zafer kazanılmasını sağlamıştır Selçuklu Sultanı da mülk arazi olarak Söğütü Ertuğrul Beye vermiştir Bu sıralarda Kayılar kışlak olarak Söğütte, yaylak olarak da Domaniçe yerleşmişlerdir
Söğütte türbesi bulunan Ertuğrul Gazi 90 yaşını geçmiş olarak 1281de vefat etmiştir Yerine 23 yaşındaki oğlu Osman Bey geçmiştir


Osman Bey genç, zeki, atılgan, cesur bir önderdir Yaptığı akınlarla yakınlarına güven veren Osman Beye bir hilat, bir kılıç, gümüş takımlı bir at, yüzbin dirhem gümüş ve savaşçı gazilere verilmek üzere çok sayıda silah armağan etmiştir Gönderilen bu beylik alametleri onun yerini iyice sağlamlaştırdı 1299 yılında Osman Bey, beyliğini ilan ederek Devletin çekirdeğini kurmuş oldu Aynı zamanda çevrenin en sözü geçen, itibarlı büyüklerinden Ahilik teşkilatının önderi Şeyh Edebalinin kızı Malhatun ile evlenerek, esnaf teşkilatları arasında da itibar sahibi olmuştur


Osman Beyinin ününün ve kuvvetinin günden güne artmasından kaygılanan Rum Beyleri, onu öldürmek için planlar yapmaya başladılar


Kızını Bilecik tekfurunun oğlu ile evlendirecek olan Yarhisar tekfuru, Osman Beyi düğününe davet edecek ve bu düğünde Osman Beyi öldürecekti Fakat daha eski yıllarda Şeyh Edebalinin kızı Bala Hatun yüzünden çıkan bir savaşta Eskişehir tekfuru ile birlikte Osman Beyi öldürmek isteyen, yapılan savaşta yenilip esir düşen ve Osman Bey tarafından serbest bırakılan Harmankaya hakimi KÖSE MİHAL, suikast planını Osman Beye bildirir Osman Bey daha kurnazca hareket edecektir O zamana kadar Osmanlılar yaylaya çıkarlarken ağır eşyalarını Bilecik kalesine bırakırlar ve dönüşte de bunun karşılığında hediyeler verirlerdi Osman Bey yine yaylaya çıkılacakmış gibi, askerlerin bir kısmını kadın kıyafetine sokarak eşyalarla birlikte Bilecik Kalesi;ne gönderdi İşte bu yiğitler daha sonra Bilecik;i fethetti Arkasından Yarhisar da fethedildi


İşte Osmanlı Devleti;nin ilk kuruluş devirlerinden itibaren askeri tarihinde mühim rol oynamış ve bilhassa akıncı teşkilatında görev almış ümera ailelerinden birisi de Mihaloğulları (Mihal Bey, Köse Mihal, Gazi Mihal, Mihal Gazi) ailesidir


Kökeni, Osman Gazi zamanında Harmankaya (Harmanköy) tekfuru olup sonradan müslüman olan Köse Mihal;e bağlanan bu aile, yüzyıllarca imparatorluğa hizmet etmiş, kuruluş ve yükseliş devrilerinde ünlü kahraman gaziler yetiştirmiştir Mihaloğulları ailesinin bilinen ilk büyüğü Köse Mihaldir Bu aile Mihaloğulları, Gazimihaloğulları, Kösemihaloğulları diye de anılmışlardır Aile Köse Mihal;in ölümünden ve Rumeli fetihleri başladıktan sonra, sınırlarda askeri görevlerle ve düşman ülkelerine akın işleriyle görevlendirilince ;Mihalli Akıncılar; adını aldı Diğer akıncı ailelerinden Malkoçoğulları, Evrenosoğulları, Zağanosoğulları, Turhanoğulları gibi Mihaloğulları da Osmanlıların Avrupa içlerin kadar ilerlemelerinde yardımcı olmuş akıncı ailesidir


Gölpazarı, Osmanlı beyliği;nin kuruluş yıllarında, işte bu köse Mihal;in beyi olduğu Harmankaya Tekfurluğuna bağlı idi Daha sonra Köse Mihal;in Müslüman olup Osman Bey;in hizmetine girmesiyle Harmankaya bölgesiyle birlikte Gölpazarı toprakları da Osmanlı Beyliği;ne katılmış oldu İlçemiz Osmanlılar zamanında RESULŞEL, DÖNEN, AKÇAOBA, AKÇAOVA gibi adlar almıştır İlçenin Osmanlılara katılmasından sonra güney yönünde bulunan gölün kenarında büyük bir kır pazarı kurulmuş ve bu yüzden GÖLPAZARI adını almıştır
İlçede Köse Mihal;in torunu Mihalgazi tarafından (1416-1419) yıllarında TAŞHAN, MİHALGAZİ CAMİSİ, HAMAM, ZİNCİRLİ KUYU yaptırılmıştır Küçükyenice Köyü;nün batısında Sakarya Nehri kıyısında ayak kalıntıları olan bir taşköprü bulunduğu ve İstanbul-Bağdat yolunun buradan geçtiği söylenmektedir


Osmanlılar döneminde çeşitli Türk eserleriyle süslenmiş olan Gölpazarı, Bursa (Hüdavendigar) sancağı sınırları içinde Bilecik (Ertuğrul) kazasına bağlı bir bucak iken, 1926 yılında Bilecik iline bağlı bir ilçe olmuştur


Kurtuluş Savaşı yıllarında Bilecik Yunanlılar tarafından işgal edilerek tamamen yakılıp yıkıldığı halde, düşman Sakarya;dan bu tarafa geçememiştir Fakat Bilecik Yunanlılar tarafından yakıldığında geceleri göklere vuran yangın alevlerinin ışıklarının Gölpazarı çevre köylerinden görüldüğü ve Geyve Boğazı;ndan Eskişehir-Afyon hattındaki cephede süren savaşların top seslerinin ilçemiz köylerinden duyulduğu o günleri yaşayanlar tarafından anlatılmaktadır
İlçemiz ve köylerimiz halkının Kurtuluş Savaşı;nda Türk ordusuna insanı, yiyeceği, hayvanı ve taşıt araçları ile katkıları olmuştur Gölpazarı Şahinler köyünden Mehmet Nuri Efendi Bilecik Müftüsü iken, Bilecik Yunan işgaline uğramıştır O zaman Mehmet Nuri Efendi Yunanlılarca yasak bölge ilan edilen Eğmedek Tepesi;nde sabahın erken saatlerinde çıkarak, elindeki dürbünle düşmanın hareketlerini gözetler, edindiği bilgileri Ankara&;ya ulaştırırdı Bunu haber alan düşman pusu kurarak Mehmet Nuri Efendi;yi şehit etmiştir Kabri, olayın geçtiği Deresakarı köyündedir


Yakın zamana kadar hayatta olan Milli Mücadele Gazilerinden Salih Ünal;ın anılarına göre: 1336-1337 yıllarında (1920-1921) Gölpazarı;nda milis kuvvetleri kurulmuştu Bu milis kuvvetlerinin başkanı telgraf müdürü Ziya Bey idi Nahiyemizde Osmaneli;li Raşit onbaşı vardı Raşit onbaşı milislere silah sağlıyordu Kendim de kendi atımla, babamın verdiği mavzerle, elbiselerimle Kurtuluş Savaşı;na katıldım O zamanlar askerlik şubesi Pamukova;da idi Orada süvari livasına (tugayına), daha sonra da Sakarya Atalan Mehmet Efendi yaylasında 21 Alay 1 Süvari fırkasına katıldım Genelde Kurtuluş Savaşı;nda Afyon bölgesinde hizmet verdim Bu savaştan madalya aldım Bu arada hatırlayabildiklerimden Köprücek köyünden Ali Çetinkaya, Kümbet köyünden Haşim Çetinkaya, Sarıhacılardan Halil Cebeci Türk Kurtuluş Savaşı;na katılanlardandır O zamanlar Gölpazarı 85-90 hane kadardı

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.