Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
balat, balatkapı, istanbulda, mahallesi, musevi

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı

Eski 08-03-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı

















Tarihi yarımadada, Fener'le Ayvansaray arasında yer alır Haliç kıyısıyla sahil surlarının arkasından iç kısımlara doğru Eğrikapı yönünde yükselen bölgede kuruludur

Bir bölümü Haliç kıyısına uzanan semtin, sur duvarları dışında kalan kesimleri Ayvansaray Caddesi, Dubek Caddesi ve Demirhisar Caddesi çevresinde gelişmiştir Günümüzde çok azı kalabilmiş sur duvarlarının ardında ise üç ana bölge yer almaktadır Bunlar: Ayvansaray'ın üst kısmındaki tepenin etekleri, tepenin üst kesimleri ve Tekfur Sarayı-Eğrikapı yakınlarındaki bölgelerdir

Semt adını, Rumca “saray” anlamına gelen ''palatiyon"dan almıştır Fetihten hemen sonra burası için Türkler tarafından söylenen "Balat Kapusu"nun da, bu sözden geldiği düşünülmektedir Diğer bazı kaynaklarda, Balatkapı'nın 1453'ten önceki adının "Vasiliki Pili" olduğu, bunun “hünkar kapısı” anlamına geldiği ve Blahernai Sarayı'na denizyoluyla gelen imparatorların bu kapıdan geçtikleri yazılıdır














Balat'ın tarihi, özellikle Musevi mahallesi olarak Bizanslılara kadar dayanmaktadır Osmanlılar döneminde de Yahudi yerleşmesi olan Balat; mimari yapısı, içinde bulunan kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan İstanbul'un yaşayan semtlerinin başında gelmiştir

Museviler için Balat bölgesinin her zaman tarihi bir önemi olmuştur Bunun nedeni, yüzyıllardan beri İstanbul'a göç eden veya sürgün olan bütün Musevilerin buraya yerleşerek kendi aralarında kaynaşmalarıdır Böylece her yüzyılda olduğu gibi fetihten sonra da Makedonya'dan ve İspanya'dan göç eden Museviler bu semte yerleşmişlerdir





Fatih vakfiyesine göre Balat'a ilk yerleştirilenler, Makedonya-Kastorio'dan getirilen 100 kadar fakir Musevi ailesidir Aileler geldikleri semtin adını taşıyan Kastorya Sinagogu’nu inşa edip çevresine yerleşmişlerdir İstanbul bundan sonra Museviler için bir yerleşme yeri olmaya devam etmiştir 1492'de İspanya'dan, 1497'de Portekiz'den ve İtalya'dan Balat semtine gelen Museviler; Geruş, Neve Şalom, Messina ve Montias Sinagogları’nı kurmuşlardır 1599'da Rodos’tan gelenlerin bir kısmının yine Balat'a yerleştikleri görülmüştür 1660'taki büyük yangına kadar Eminönü bölgesinde Bahçekapı, Tahtakale ve Yemiş İskelesi'nde oturdukları bilinen Museviler de bu yangından sonra Balat'a yerleştirilmişlerdir

Böylece 17 yüzyıldan itibaren, daha önceleri Bizans Musevisi Romaniyotların ağırlıkta oldukları Balat'ta, diğer Musevi grupların da katılmasıyla etkin bir cemaat oluşmuş ve zaman içinde cemaatler birbirine karışmıştır

Balat, Fatih devri sonrası kayıtlarda mescitsiz bir mahalle olarak bilinir 16 yüzyılda mahalle adı semt ismine dönüşüp Karabaş ve Molla Aşki Mahalleleri’ni de içine almıştır Zamanla buralarda Müslümanlar da yerleşmeye başlamış, camiler, mescitler, tekkeler kurulmuştur Balat'ın en ünlü tekkesi Sünbül Tekkesi idi


Balat'tan Haliç Manzarası





Tarih boyunca semtin sosyal yapısın da belirli bir farklılık ortaya çıkmıştır Semtin yapısı oturan insanlara göre şekillenmiştir Örneğin geçen yüzyılda Haliç kıyısında ki sokaklar, başta kayıkçılar olmak üze re gemiciler, sokak satıcıları, hamallar vb kişilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge olmuştur

Buna bağlı olarak da burada iskeleler, kayıkhaneler, kahveler, çok sayıda fakir aileyi barındıran yahudhaneler yer almıştır Buna karşın Suriçi’ndeki Dubek, Ahrida, Tahta Minare, İstipol ve Kasturya Mahalleleri varlıklı tüccarların semtiydi Genelde Musevi ağırlıklı ol makla birlikte, Balat'ın Fener'e yakın olan Tahta Minare ve Kariye Camii'nin altındaki İstipol Mahallesi’nde Rumların yaşadığı, sahilde surların hemen ardındaki Surp Hreşdagabet Kilisesi çevresinde ise Ermenilerin odaklaştıkları bilinmektedir






Balat semti, hemen her zaman karanlık görünümlü, dar, bakımsız bir çevre olarak tanıtılmıştır Balat tarihi boyunca sağlık yönünden tehlikeli ve pis bir semt olarak bilinmekteydi Örneğin; 24 temmuz 1895 tarihli kayıtlarda; Balat'ta baş gösteren kolera dolayısıyla alınan sıhhi tedbirler yer almaktadır

Balat'ta Bizanslılar ve Osmanlılar dönemlerine ait birçok tarihi yapı bulunmaktadır Balat, özellikle sinagogları, kiliseleriyle bilinmektedir Bunlar Balat’ın ünlü sinagoglarından Hevra, Selaniko, Eliav, Neve Şalom, Yanbol, Veria, Ahrida ve Fener bölgesinde Çana Sinagogu’dur Bu yapılardan günümüze sadece Yanbol ve Ahrida Sinagogları kalmıştır






Ayrıca Çarşı Hamamı, Tahta Minare Hamamı, Ferruh Kethüda Camii, Hoca Kasım Günani Mescidi, Molla Aşki Mescidi, Yusuf Şücaüddin Camii, Ayios Dimitrios Rum Kilisesi, Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi de bu kesimdedir 19 yüzyılda sık sık adı geçen Dubek ve Lonca Mahalleleri’ndeki önemli yapılar arasında Pol Ya şan, Pol Hadaş Sinagogları, Alliance Isra Elite Okulu, Or-Ahayim Musevi Hastanesi yer almaktaydı Bunlardan pek azı günümüze dek kalabilmiştir






Balat'ın yukarı mahalleleri olan Kasturya bölgesi eskiden merdivenleriyle bilinirken günümüzde bunları simgeleyecek bir eser kalmamıştır Sadece bölgede dış duvarı ve kapısı bulunan Kasturya Sinagogu bilinmektedir İspitol Mahallesi’nin en önemli yapısı İstipol Sinagogu'ydu İstipol bölgesinde genelde camcılık, antikacılık, fes yapımcılığı gibi işlerle uğraşan varlıklı aileler oturmuş, fakat bölge ve halkı yangınlardan oldukça etkilenmiştir































Alıntı Yaparak Cevapla

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı

Eski 08-03-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı















Ferruh Kethüda Camii




Balat Camii (Ferruh Kethüda Camii)

Balat semtinin Molla Aşki Mahallesi’nde, Mahkemealtı Caddesi’nde kurulmuştur Caminin tasarımının Koca Sinan’a ait olduğu bilinmektedir Günümüze dek ulaşan, tevhidhane olarak kullanılan cami; tekke bölümü, mahkeme binası ve çeşmesiyle birlikte küçük bir külliyenin çekirdeğini teşkil eder

Balat İskele Camii (Yusuf Şücaeddin Cami)

Balatkapısı’nın dışında, Karabaş Mahallesi’nde, Vapur İskele Sokağı’nda bulunan kagir bir mabettir Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edilmiş, 1892 yılında Karabaş Mahallesi’nde çıkan bir yangında zarar görmüş ve yenilenip bugünkü halini almıştır Yapının duvarları kagir olup yapı fevkanidir Camiye güney cephesinden girilmekte, sol tarafında çeşme, sağ tarafında cami deposu bulunmaktadır Caminin giriş katı yarıya kadar fayans ve mermerden oluşup, abdest almak için musluklar bulunmaktadır

Draman Camii

Draman yokuşu üzerinde, bugün Balat’ın en işlek caddesi üzerindedir Caminin arkasında Çarşamba'nın, Beyceğiz'in, Derviş Ali Mahallesi’nin evleri sıralanır

Hoca Kasım Günani Mescidi

Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edilmiş Hoca Kasım Günani Mescidi, üzerinde yazılan kitabesine göre II Mahmud döneminde tamir görmüştür Cami fevkani olup, kagir duvarlar üzerine ahşap konsolların taşıdığı dışarı taşkın bir yapısı vardır, dikdörtgen biçimde pencereleri bulunmaktadır Duvarlar kalem işlemeleriyle süslüdür











Balatkapı İoannes Prodromos Metokhion Kilisesi

Haliç kıyısında, Balat Köprübaşı Mevkii’nde, İskele arkasında, doğuda Balat İskelesi Caddesi ile Mürsel Paşa Caddesi arasında yer almaktadır Kilisenin tarihi 14 yüzyıla kadar uzanmaktadır Kilise 1583 tarihli Tryphon Listesi 'nde yer alır Kilisenin 1640 yılında yandığı, 1686 yılında ise Rus büyükelçisinin yardımı ile yeniden inşa edildiği bilinmektedir Kilise yaklaşık üç yüz yıldan beri Sina Dağı’ndaki Hagia Aikaterine Manastırı’nın metokhionudur
Batıda, kuzey nef hizasındaki girişin üstünde, taştan, enlemesine dikdörtgen kitabe yer alır Kitabe çökertme tekniğinde, yedi satır ve Yunanca’dır

Kilise bazikal plan tipindedir Üç nefli naos, doğusunda nefler hizasında içte yarım yuvarlak üç apsis ile sınırlıdır Örtü sistemi ahşaptır Apsislerin örtüsü içte yarım kubbedir Kilisede kullanılan motifler sedef kakma bitkisel bezeli olup tasvirlerde kullanılan malzeme yağlıboyadır


Balatkapı Panagia Balinou Kilisesi



Balatkapı Panagia Balinou Kilisesi

Haliç'te Balat ile Ayvansaray arasında, Mahkemealtı Caddesi üzerindedir Kilisenin tarihi 16 yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır Kilise 1583 tarihli Tryphon, 1604 tarihli Paterakis ve 1669 tarihli Thomas Smith listesinde yer alır

İlk kitabesi, 1833 tarihli olup naosa açılan girişin alınlık zemininde bulunmaktadır, boyama tekniği kullanılmıştır İkinci kitabesi 1843 yılına ait nartekste eksendeki girişin güney yanında, beyaz mermerden kare şeklindedir Üçüncü kitabesi 1877 tarihli, batı cephesi ekseninde, girişin üstünde taştandır Dört numaralı kitabesi 1912 tarihli apsisteki eksenindeki pencerenin alınlık zemininde bulunur, üç satırdır, boyama tekniği ile yapılmıştır Beşinci kitabesi ise kuzey ayazmayı sınırlayan kemerin üst batı köşesinde gri mermerden olup dikdörtgen biçimindedir

Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır Doğuda eksende, dışta yarım yuvarlak apsis çıkıntı yapar Yapı iki yüzlü kırma çatı ile örtülüdür Apsisin örtüsü yarım konik çatıdır Yapı bazikal plan tipindedir Kilisede bulunan tasvirlerin malzemesi yağlıboyadır

Balatkapı Taksiarkhes Kilisesi

Balatkapı semtinde Ayan Caddesi üzerindedir Kilise 1583 tarihli Tryphon listesinde ve 1604 tarihli Paterakis listesinde yer almaktadır Kilise 1730 yılı yangınında zarar görmüştür Kitabesi Patrik I Konstantios döneminde, 1833 tarihinde restore edilmiştir Kitabe batı ekseninde, giriş üstünde beyaz mermerden enlemesine dikdörtgendir
Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup bazikal plan tipindedir Kilisenin doğusunda üç nefi kapsayan ahşap ikonostasis, oyma ve aplikasyon tekniğinde geometrik ve bitkisel motiflerle bezelidir Kilisede bulunan tasvirlerin malzemesi yağlıboyadır

Surp Hreşdogabed Kilisesi

Balatkapı’dan 500 metre uzaklıktaki mahallenin iç tarafındadır İstanbul'un bilinen kiliselerinden olan ve eskiden Bulgar Mahallesi’nde bulunan kilise, 16 yüzyılda Ayios Eustratios adlı bir Rum Ortodoks Kilisesi iken 1627 yılında Ermenilere geçmiş, aynı yıl Bursalı Isdeponos tarafından takdis edilmiştir Kilise ana mihrabın arkasındaki duvar kitabesine göre 1628'de onarılmıştır

Aghia Strati Kilisesi

Kilise, Kasım Günani Mahallesi’ndedir 14 yüzyılda “Aghios Nikolaos” adıyla bilinirken 17 yüzyılda bu adı almıştır 1640 yılında Balat yangınında büyük zarar görmüş, yeniden yapılmış, daha sonra 1728 yılında tekrar yangında yanmıştır 1833 yılında külliye yeniden tamir edilmiştir


Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise)




Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise)

Haliç boyunca Fener’den Balat’a doğru giderken sağ kolda, Mürsel Paşa Caddesi ile Balat Vapur İskelesi Caddesi arasında, cephesi bezemelerle dolu bir kilise görülür Bulgarca “sveti” sözcüğü, Türkçe’de “aziz” anlamına gelmektedir

Sanal tur icin tiklayiniz


Sveti Stefan Kilisesi ilginç bir yapıdır, çünkü malzeme olarak baştan aşağı demirle inşa edilmiştir Bu nedenle eskiden beri “Demir Kilise” olarak da anılmaktadır En başta, taşıyıcı strüktürü, yani iskeleti çeşitli biçim ve boyutlarda çelik profillerden oluşturulmuştur Ama iş bununla kalmamıştır, yapının dış cephelerinde yer alan elemanlar da demirdendir Bütün dış duvar kaplamaları, pilastrlar (gömme ayaklar) ve pilastr başlıkları, pencere doğramaları, kapı kanatları, kemerle, saçak silmeleri, çatı, çatının kenarı boyunca uzanan parapet (korkuluk) duvarı ile bunun üzerindeki babalar, çan kulesi, bu kulenin dört yanındaki dört balkon ve cephelerdeki çeşitli kabartma bezemeler, inanılması gerçekten güç ama, sadece demirden yapılmıştır İç mekana gelince, duvarlar, merdivenler, bütün kolonlar ve kolon başlıkları yine demirdendir Yalnız daha görkemli bir görünüm sağlamak amacıyla, girişte ve ana mekanda duvarların ve kolonların üstleri renkli mermer levhalarla kaplanmıştır

Kilisenin 19 yüzyılın sonlarında, hemen tümüyle prefabrik olarak Viyana’da üretilmiş olması da ilginçtir Daha sonra yapının bütün parçaları İstanbul’a taşınmış, arsada önceden hazırlanmış olan temelin üzerine monte edilmiştir Dünyanın ilk demir döküm kilisesidir

Sv Stefan Kilisesi’nin ilgi çekici bir başka noktası da Bulgarların Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparak bağımsız bir devlet kurmak için yürüttükleri mücadelede siyasal simge olması, bağımsız bir Bulgar Ortodoks Kilisesi kurma çabalarına sahne olmasıdır Yani Rum Patrikhanesi’ne bağlı olan Bulgar Eksarhanesi kurma girişimleriyle yakından ilişkilidir

Kasturya Sinagogu

Balat'ta Püsküllü ve Kürkçü Çeşme Sokakları’nın birleştiği yerde bulunur İlk yerleşen Musevilerin geldikleri Makedonya'nın Kasturiya kentinden ismini almaktadır Sinagog 1453 yılında açılmıştır, kapasitesi 150 kişiliktir Günümüze kadar kalabilen bir tek giriş kapısı olan eser, 1801 yılında onarım görmüş, 1935 yılında elektriğe kavuşmuştur

İstipol (Estipol) Sinagogu

Makedonya'nın İştip kentinden gelen Yahudilerin Kasım Günani Sokak’ta inşa ettiği bir sinagog olup, ahşap yapısı demir bir kapıyla korunur Sinagog vitrayları ile ilgi çekicidir 1889 yılında tamirden geçirilmiştir, günümüzde harabe şeklindedir

Pul Yaşan Sinagogu

Sinagogun diğer adı Poli Yaşan'dır Anlamı "eski şehir"dir Bizanslılardan kalma olan bu sinagog 1890 yılında yanmış ve 1902 yılında tekrar inşa edilmiştir

Geruş Sinagogu

Balat'ta, İspanya'dan uzaklaştırılmış Yahudilerin bulunduğu 30 evli bir mahallede yer alıyordu Diğer adı “Geruş Sefarad” olan sinagog, 1890 yılı yangınında kül olmuştur

Sığrı (Sigiri) Sinagogu

Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edildiği düşünülür, diğer adı Selanik Sinagogu'dur Demir Hisar Caddesi'nin Fener çıkışında bulunur 1836 yılında bakım görmüş, bugün ise harabe halindedir

Kal Kadoş Eliyahu Sinagogu

Demirhisar Caddesi’ndeki sinagogdan günümüze, sadece üzerinde ismi yazan duvarı kalmıştır

Yanbol Sinagogu

Bulgaristan'ın Yanbolu kentinden gelen Yahudiler tarafından kurulduğu bilinmektedir Balat'ın Lapçıncılar Sokağı’nda bulunan sinagog geçirdiği yangınlar sonucu 17 ve 18 yüzyılda yeniden inşa edilmiştir Tahta tavanındaki süslemeler 19 yüzyılın izlerini taşımakta da olup, bugün ibadete kapalıdır

Veria Sinagogu

Bizans devrinde Makedonya’nın Veria şehrinden gelen Yahudiler tarafından Duriye Sokağı’nda Yanbol Sinagogu yanına inşa edilmiştir Sinagog 19 yüzyılda bir yangında tamamen yok olmuştur

Çana Sinagogu

Çiçekli Bostan Sokağı’ndan Vodina Sokağı’na giderken yol üzerinde bulunmaktadır Bizans'tan Osmanlı'ya bırakılan bu sinagog vitraylarıyla bilinmekteydi Onarım sırasında duvarlarına ve diğer yapıları zarar görmüştür

Hevra Sinagogu

Balat semtinin sayısız sinagoglarından biridir, 1874 yılı yangınında kül olmuştur



Alıntı Yaparak Cevapla

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı

Eski 08-03-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı












Balat'ta Yahudi Mezarlığı

Balat'ın kuzey kısmına düşen Eğrikapı Mezarlığı'nın Balat'ın yerleşim tarihinde özel bir yeri vardır Burada, 1840'lara dek bir Musevi mezarlığı bulun maktaydı Ancak bu tarihlerden sonra, bu mezarlıkta yer kalmaması nedeniyle, Hasköy'deki mezarlık kullanılmaya baş lamıştır

Balat'ta eğitim

Balat'ın bilinen bütün okulları kiliselerin içinde bulunan eğitim kurumlarıdır Osmanlı Devleti, himayesindeki gayri Müslim halkı asimile etmek yerine, kendi kültürlerini, dinlerini ve dinlerini yaşatmasına ortam hazırlamıştır Bunun delili olarak eğitim kurumlarını örnek verebiliriz; 31 Ekim 1844 tarihinde

Parmakkapı’daki Rum Kilisesi bitişiğinde bulunan Panayot'a ait evde çocukların tahsil görmesi için müsaade edilmesi 5 Ağustos 1901 tarihinde Balat'ta Ermeni mektebinin açılması 4 Ekim 1901 tarihinde Balat'ta Ahrida Musevi Muhtelit mektebinin resmi açılışının yapılması gibi


Balat Hamamı




Balat'ta hamamlar


Tahta Minare Hamamı: Hızır Çavuş Mahallesi’nde olup, Osmanlı sadrazamı olan Ragıp Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır

Sultan Hamamı: Avcı Bey Mahallesi’nde olup, II Bayezid'ın kızı Hatice Sultan tarafından yaptırılmıştır

Balat Hamamı: Molla Aşki Mahallesi’nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ferruh Ağa tarafından yapılmış, “Çavuş Hamamı” olarak da bilinmektedir, fakat bu tamamen yanlıştır Balatkapı'nın tam karşısında bulunması, Fatih evkafından olan Balatkapı Hamamı ile aynı yapı olduğu fikrini çok kuvvetlendirmektedir Bugün mevcut olan hamamın Fatih Sultan Mehmed dönemine ait olduğu kesindir Süsleme sanatının hiçbir özelliği bulunmayan hamam, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası ile hiçbir hamamda görülmeyen mimari özellikleri dikkat çeker Hamam 1871 yılında hamamlar için düzenlenmiş nizamnameye göre birinci sınıf hamamlar arasında yer alır İstanbul'un en eski hamamıdır

Balat'ta çeşmeler

Tahta Minare Hamamı’nın yanında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılan bir çeşme bulunmaktadır Yusuf Şücaeddin Mescidi’nin yanında yer alan çeşme II Mahmud'un çuhadarbaşısı Bekir Efendi’nin kızı Hafize Hanım tarafından 1826 yılında yapılmıştır


Balat İskelesi




Balat İskelesi

Dış Balat'ta, Haliç yoluyla İstanbul'un diğer bölgeleri ile iletişimi sağlayan iskeleler bulunmak taydı Bunlar, Eminönü'ndeki kapanlarla bağlantılı olan, meyve ve sebze gelişi için kullanılan Yemiş İskelesi, Odun İs kelesi, Eyüp ve Galata arasındaki ulaşı mı sağlayan vapur iskelesi, Hasköy-Balat arasındaki sürekli ve yoğun trafiği karşılayan kayık iskelesi, mavnaların (açık denize atık, çöp boşaltan gemi) ya naştığı iskele olarak sıralanmaktaydı

Tarih boyunca 1838'lere kadar Haliç kıyıları, ya şayanlar için korunaklı ve güvenli bir li man niteliği taşımış, gerek balıkçılık, gerekse deniz ticaretinde etkin ol muştur Ancak 1840'lardan sonra, deniz ticaretinde önemli değişiklikler görülmüş, Haliç sahilin de Sirkeci'den Balat'a kadar uzanan es ki ahşap ticaret iskeleleri ve etrafındaki depolar, dükkanlar ve hanlar, önemlerini yitirmeye başlamıştır

Böylece 19 yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Haliç kıyılarına önce devlet fabrikaları nın, ardından da her türlü atölye ve imalathanenin, mezbahanın gelmesi bu raları büyük ölçüde değiştirmiştir Fabrika atıkları Haliç sahiline dökülmeye başlamış, böylece kirlenmeye sebep olmuştur Balat'ın açık lağımlarının 1890'a kadar Balat Limanı’na dökülmesi, Balat sahilinin ve Haliç kıyılarının uzun yıllar kötü kokmasına ve görünüm açısından çamur haline gelmesine neden olmuştur Zamanla lağımların kapatılması için limana kazıklar çakılıp, üzerine topraklar dökülmüş, 1894 depreminde yıkılan bu kazıklar daha sonra sahil şeridini doldurmak için kullanılmıştır Kıyı çizgisinde biçim sel değişim meydana gelmiştir Haliç sahilindeki kirlenmeyle birlikte buradaki balıkçı kayıkları başka bölgelere avlanmaya gitmişlerdir

3 Şubat 1860 tarihinde Eyüp, Defterdar, Balat, Fener, Hasköy ve Halıcıoğlu İskeleleri kayıkçılarının bekar ve genç olanlarına, cisr-i cedid (yeni köprü) içinde işleyen vapurlar ve kirlenme sebebiyle Boğaziçi ve Üsküdar tarafında avlanmaları izni çıkmıştır

Balat'ta kahvehaneler

Balat bir zamanlar, İstanbul'un en ünlü kahvehaneleri ve meyhaneleriyle biliniyordu Bu kahvehanelere genellikle ayak takımı denilen işçiler, hamallar gelmekteydi Bunların başlıcaları; İsmail'in Kahvesi, İbiş’in Kahvesi, Balat İskelesi’nde bulunan Hüseyin’in Kahvesi idi Bunun yanında dokuz ünlü meyhanesi kaydedilir, Bunlar; Karanlık, Koçe Kalfa, Köroğlu, Bahçeli, Yarım Balat, Karanfil, Yasef, Enserci Nesim, Balta Yusuf adlı meyhanelerdir Balat'ın merkezi sayılan Agora Meyhanesi, bugün dahi adı akıllarımızdan çıkmamış, yıllarca aşkları, şarapları, şarkılarıyla yaşamıştır

Kahvehaneler denetime tabi tutularak sürekli kontrol edilir, herhangi bir durumda kapatılırdı Bu dönemde mahkemeye intikal eden bazı olaylar görülmüştür Bunlardan birisi, 6 Mart 1911 'de, İzzet adlı şahıs tarafından açılan kahvehanenin esrarlı nargile bulundurduğu için kapatılmasıdır

10 Temmuz 1912 tarihli bir kayda göre; Balat'ta Mollaışık’ta bulunan kahvehanede, ruhsatsız olarak içki sattığı iddiasıyla hakkında dava açılan kahve sahibi Avni Efendi beraat etmiştir

Meyhaneler de bu denetimden nasibini alır, kimi kapatılır, kimine ise onay verilirdi Örneğin; 23 Şubat 1907 tarihli kayıta göre; Balat, Karabaş Mahallesi’nde meyhaneci Yorgi'nin dükkanında müskirat satmasında zabıtaca bir mahsur olmadığı bildirilmektedir 13 Ağustos 1904 tarihli kayda göre ise; Balat'ta meyhane devralan Anastaş'a ruhsat verilmesi gibi daha birçok örnek bulunmaktadır


Or-Ahayim Hastanesi




Balat Hastanesi

Balat'a 133 yıldır hizmet eden “Or-Ahayim Hastanesi” 1858 yılında yapılmıştır Hastanenin ilk binası küçük bir evken 1883 yılında kapatılıp sağlık hizmeti veren “Or-Ahayim Derneği” kuruldu

Derneğin amacı Balat ve Hasköy’deki yoksul hastaların tedavisini sağlamaktır Hastane, Yahudi ileri gelenlerin bağışıyla kurulmuş ve hatta "hastane yardım kumbarası" fikri o dönemde ortaya atılmıştır Bugünkü Or- Ahayim Hastanesi’nin temeli 1886 yılında atılmış, 1898 yılında hizmet vermeye başlamıştır Daha sonra, hastane içine bir sinagog inşa edilmiştir

22 Ocak 1906 tarihinde, Balat'taki Or- Ahayim Musevi Hastanesi için sinagoglardan yardım toplanması üzerine, durum takip edilerek yolsuzluğa meydan verilmemesi için devletten yardım istenmiştir 1 Aralık 1919 tarihinde, Balat Or-Ahayim Hastanesi’ndeki yaralıların tedavisinde üstün hizmetlerinden dolayı hastabakıcılara “Hilal-i Ahmer Madalyası” verilmiştir

Haliç çevre düzenlemeleri sırasında, deniz kenarında kalan ender binalardan biri olan Or-Ahayim Hastanesi günü müzde 13 doktoru, 90 yatağı, 2 ameli yathanesi ve polikliniği ile Balatlılara ve İstanbul Musevilerine hizmet vermeye devam etmektedir





Balat'ta çarşılar

Surların iç kısmında bulunan ve sur boyunca uzanan bölge, Balat’ın en önemli ve canlı yerleşme alanıydı Balatkapı'dan girilerek semtin ticaret mer kezine ulaşılırdı Buradaki dükkan sa hiplerinin hemen hepsi Yahudi idi Ayrı ca Rum, Ermeni ve Türkler de çarşı içinde çeşitli ticaret ve zanaat işlerinde çalışmaktaydılar Cemaatlerin kendi iç lerinde sıkı bir iletişim içinde oldukları, ancak cemaatler arası ilişkilerin ve alış verişin mesafeli olduğu bilinmektedir Balat; bakkalı, kunduracısı, manavı, meyhanesi, kahvehanesi, şekercisi, helvacısı vs her türlü esnafıyla yaşayan bir semtti


Yazı için Kaynak: Nurdan Siyahhan, Kentimistanbul Semt Kitapçıkları

Alıntı Yaparak Cevapla

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı

Eski 08-03-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İstanbul'da Bir Musevi Mahallesi | Balat | Balatkapı



Cok hosuma gitti Balat


Balat'in eski sakinlerinin Museviler oldugunu bilmiyordum Sokaklar ve evler Italya'nin ara sokaklarini andiriyor Camdan cama iplerin üzerindeki camasirlar, dar ara sokaklarda cocuklarin oynamasi, komsularin camlardan birbiri ile sohbeti cok samimi bir görüntü sergiliyor Ama o dik yokuslu yollari görünce "burada kis mevsimini yasamak istemem" dedim Yukaridan asagiya legenle kayilir da, cikarken ayaklara zincir gerek

Ben begenimi fotograflara göre degerlendirdim, orada gercek yasam nasildir kimbilir


Keyifle okudugum bir Istanbul konusuydu, tesekkürler Banemin

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.