Çaldıran’A Pişman Olmak Neden |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Çaldıran’A Pişman Olmak NedenÇaldıran’a pişman olmak nedenZaman zaman siyasilerin ağzından tarihle ilgili bazı sözler işitiliyor ?ldıran’a pişman olmak neden[/url]Siyaset başka, gerçek tarih başkadır Geçenlerde bir siyaset adamı televizyonda aynen “Allah bir daha bizlere Çaldıranları göstermesin” dedi Bunu duyunca uzun uzun düşündüm Sözü çeşitli şekillerde yormaya çalıştım Belki iyi niyetle söylenmiştir diye ümitlendim Konuşmanın devamında bir açıklama da olmadı Çaldıran seferi 20 Nisan 1514’te, Osmanlı Ordusunun; İstanbul-Üsküdar Doğancılar Sahrasından hareketi ile başladı 4 ay 4 günlük bir meşakkatli yolculuktan sonra, bu günkü İran’ın Maku şehrinin Çaldıran ovasında, iki ordu karşı karşıya geldi İki Ordu da Türk Peki kardeşleri karşı karşıya getiren sebep neydi İşin burası çok önemli Siyasi zat bu konuyu açıklamaya mecburdu Birilerine şirin görünmek için tarih lekelenemez O tarihte İran tahtında Şah İsmail var 36 yaşında 6 devletle savaşmış ve yenmiş Papalık bu gözü pek Türk hükümdarı eliyle, kendisi için çok tehlikeli gördüğü Osmanlıyı, yıktırmak istiyor Daha önce Fatih döneminde Uzun Hasan’a yaptıramadığını şimdi Şah İsmail’e yaptırmak istiyor Osmanlı tahtında ise kısa süre önce başa geçmiş 42 yaşlarında, Yavuz Sultan Selim Han var Trabzon’daki Sancak beyliği zamanında, Şah İsmail kuvvetlerinin, sık sık Osmanlı sınırlarına saldırıları ile karşılaşmış ve onlarla kapışmış Osmanlı ülkesi içinde, Şah İsmail’in yaygın bir istihbarat ve beşinci kol faaliyeti var Antalya’da Şah Kulu isimli bir sempatizanı büyük bir ayaklanma başlatmış, yollarda kendilerine katılmayan köyleri yakıp yıkmış Kütahya’ya gelinceye kadar 3 000 kişiyi öldürmüşler Çorum, Tokat ve Amasya bölgesinde, Nur Halife isimli sempatizan, o bölge camilerinde, Cuma hutbelerini Şah İsmail adına okutuyor ve İran ordusuna Osmanlı vatandaşlarından 3 000 kadar kişiyi asker yazmış Şah İsmail Maraş bölgesindeki Dulkadir oğulları üzerine sefer tertip etmiş ve yol güzergahında olmadığı halde, Anadolunun ortasına kadar gelip, Kayseri bölgesinden geniş bir kavis çizerek, Osmanlı topraklarına tecavüz etmiştir İste Sultan Selim, bu kaygı verici durum karşısında ordusunu toplayıp; 2300 km’lik bir sefere başlamış,124 günde Çaldıran’a ulaşmıştır Zaferden sonra Osmanlı ve İran topraklarında, herhangi bir imha hareketine girişmemiştir Sultan Selim hanın giderken ve dönüş yolunda, binlerce Kürdü ve Aleviyi öldürttüğü, kuyulara doldurttuğu ifadeleri tamamen asılsızdır Osmanlı Ordusunun Rumeli beylerbeyliği asker ve komutanların büyük bir kısmı Rumeli Bektaşi ve Alevilerinden idi Eğer böyle bir temizlik düşünse, bu askerlerini yaşatmazdı Osmanlı ordusu devletine sadık her insanı hoş tutmuş, devletine düşman olanı ise, kardeşi dahi olsa affetmemiştir Bazı siyasiler maalesef, küçük oy hesapları ile tarihi olayları saptırmaya çalışıyorlar Bunu söyleyenlerin de seçimlerde ne hallere düştüğünü hep beraber gördük![]() Bu tutumları ile, ülkemizde mevcut birlik ve dirliği nasıl zedelediklerini fark edemiyor zavallılar ![]() ![]() ![]() İsmail Yağcı |
|
Çaldıran’A Pişman Olmak Neden |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Çaldıran’A Pişman Olmak NedenBU KİM: Resmi görür görmez YAVUZ SULTAN SELİM dediniz içinizden değil mi? Ama yanlış Pala bıyıklarıyla, kulağında tek küpesiyle Yavuz Sultan Selim ile özdeşleştirdiğimiz bu resim O'na ait değil ! Peki kimin, işte Iskender Pala'nın yazısı ![]() Alıntı: Yavuz'un resimlerini çizenlerden çoğu onu burma pala bıyıklı ve tek kulağında küpe ile çizerler Pala bıyıklar ile Yavuz'un tarihî kimliği arasında zihinlerde hemen bir bağ kuruluvermesi insanlara bu resimleri hoş gösterir![]() Eh, durum böyle olunca kulağındaki küpeye de bir efsane uydurulmasında ne mahzur olabilir ki?! ![]() ![]() Hani kutsal toprakları aldığı zaman oradaki idarecilerin kullandığı Hakimü'l-Haremeyn (Kutsal beldelerin hakimi) sıfatını uygun görmeyip kendini Hadimü'l-Haremeyn (Kutsal beldelerin hizmetkârı) ilan etmiştir ya, buna bir ilave de halk yapmış ve orada gördüğü kulağı küpeli siyahi köleleri örnek alarak kulağına küpe taktırdığını ve bununla kendisini din uğrunda bir köle mesabesinde telakki ettiğini imaya yöneldiğini uydurmuştur Oysa Yavuz'un minyatürlerinde hiçbir zaman pala bıyık veya küpe yoktur Tarihî bilgiler onun kişiliğinde sadelikten yana olduğunu ve giyiminde de çok sade tercihlerde bulunduğunu söylerler Nitekim Topkapı Sarayı'ndaki en sade kaftan onundur Mısır seferi dönüşünde Edirne'de kendisini karşılayan tek şehzadesi Süleyman'ın süslü elbiselerini görünce ona, "Bre oğul, sen böyle giyinirsen anan ne giyecek!" diye ikazda bulunması da bunu pekiştiren bir tarihî gerçektir![]() Keza aynı seferden gelişinde İstanbul'a gireceği sırada büyük bir zafer kutlaması tertipleneceğini duyunca israfı önlemek üzere bir gece vakti gizlice Topkapı'ya girdiği de bilinir Bütün bunlardan daha önemlisi Yavuz'un küpe taktığını söyleyen hiçbir tarih satırı, hiçbir belge yoktur Küpeli uydurma resimlerde ise resimdeki kişinin başında beyaz tülbent içinde kırmızı bir başlık ve üstünde de krallara benzetilmiş bir tac vardır Bu tür kızıl börk ve tacı İran şahları kullanır Osmanlı sultanları tac giymezler Sonuç şu, küpe takmak gibi bir hafifliği, azametiyle öne çıkan Osmanlı sultanına, hele de Yavuz gibi celalli bir adama yakıştırmak yanlıştır O zaman da akıllara bir soru takılır: Kimdir bu küpeli, taclı adam? Söyleyelim; Yavuz'un "Paymal eyleyelim kişverini sürhserin" diye üzerine yürüdüğü Sürhser (Kızılbaş) Şah İsmail'indir ve başındaki kızıl börk ile tac da Kızılbaşlığın simgesidir Ne garip tecelli; Yavuz Çaldıran'da, Şah İsmail de resimlerde birbirlerine külahları ters giydirmişler
|
|
|
|