Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Kültür - San'at & Eğitim > Ülke & Şehirler > Türkiye

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
gelenek, görenekleri, kırşehir

Kırşehir Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kırşehir Gelenek Ve Görenekleri




GELENEK-GÖRENEKLER

a- DOĞUM
Ailede, başta erkek çocuk olmak üzere çok çocuk istendiğinden, gebelik döneminde erkek çocuk için hazırlık yapılır Erkek doğuran gelin, saygınlık kazanır Sancılar başlayınca gebeye şerbet içirilir Yıkanan bebek kundağa sarılır ve "al basmasın" diye başucuna Kuran asılır Al kurdele bağlanır Köylerde çocuğun kundağına höllük (elenmiş toprak) konulur, lohusaya da kuymak (undan yapılmış bir türlü tatlı) yedirilir Çocuğun adı evin yaşlıları tarafından konulur Kırkı çıkmadan gezmeye götürülmez Sünnet düğünlerinde kirve vardır Sünnet olacak çocuk taksi ile çarşıda gezdirilir Çocuk bir yaşına gelmeden saçı kesilmez Saçı kesilirse ömrü kısa olur inancıyla bir yaşına kadar beklenir Ayrıca, diş çıkaran çocuk için diş hediği kaynatılır

b- SÜNNET GELENEĞİ

Türk kültüründe çocukla ilgili geleneklerin en katısı sünnet geleneğidirBu gelenek islamlığın kabulünden sonra her dönem ve her toplumda hiç ihmal edilmeden varlığını sürdürmüştür Bu gelenek o kadar çok yayılmıştır ki hiç bir zaman tartışma konusu olmaz Her anne - baba bir an önce çocuğunun sünnet olmasını ister

Kırşehir,yerli halkının yanısıra değişik illerden gelip buraya yerleşen insanımızın memleket edindiği, Anadolu’nun ortasında kültürün çok canlı yaşandığı bir ilimizdirKırşehir'e dışarıdan gelenlerin şehrin geleneğine katkısı tartışılamaz Ülkemizdeki sünnet etkinlikleriyle ilkbaharın sonları yazboyu veya sonbahar başlarında yapılır Bunun nedeni okul çağındaki çocukların eğitimlerinin aksamasını önlemektir Sünnet düğününün hafta sonu yapılmasının nedenide resmi ve özel kuruluşlarda çalışanların mesai dışındaki bu vakitlerde düğünlere katılımını sağlamaktır

Ortalama sünnet olma yası 5-12 olsada aileler bir an önce çocuklarını sünnet ettirmek isterler Çocuğun küçük yasta sünnet olması çocuğun bu olayı hatırlamasını önleyeceğinden psikolojik yarar sağlar Ayrıca bu konuda çocuğun dede ve ninelerinin aceleci davranmaları yaşarken torununun sünnetini görmek istemeleri önemli bir etkendir

Sünnet olcak çocuk ailesinden ve çevresindeki insanlardan güzel ve rahatlatıcı sözler duysada genelde şaka yollu korkutucu sözler duyarlarÖrneğin: Sünnette balta kullanılacak sözü çoklukla kullanılır Ama çocuğu korkutan sözlerin söylenmesi pek hoş görülmez

Çocuğun ablası,yengesi gibi yakınları tarafından süslenen sünnet odası düğün öncesinde herşeyiyle tamamlanırOdanın süslenmesinden işlemler renkli bezler, balonlar ve diğer süsüler kullanılır Ayrıca çocuğun
sevdiği oyuncaklarda verilir

Sünnet düğünün mevlit mi okutularak yoksa çalgılı mı olacağı ailenin kararına bağlıdır Düğün yeri ise ailenin sosyal ve ekonomik yapısıyla ilgilidirApartmanda oturanlar ve ev durumu uygun olmayanlara pastane ve lokantayla anlaşabilecekleri gibi genellikle düğün salonuna taşır Düğün davetiyeleri orjinal ve klasik cümlelerle bastırılabilir

Çocuk sünnet olmadan önce sevdiği arkadaşları ailesinin bir kısmım ve diğer davetlilerden oluşan konvoyda süslenen sünnet arabasıyla en önde olarak gezdirilir Mevlit okutarak yapılan düğünlerde çocuk Cacabey Camisine götürülür

Takılar davetlinin ekonomik durumuna bağlıdırAltın,para,giysi takılabileceği gibi çocuğa uygun oyuncaklarda takılabilir Ancak kirveden değerli bir takı beklenir
Çocuğu sünnet olurken tutan kişiye kirve denir Çocuğun ileriki yıllarında kirvesine saygılı olması gerektiğinden "ben senin kirvendim" sözü çocuk için ayrı bir anlam taşıyacaktı

Son zamanlarda daha da gelişen tıbbın imkanları kullanılarak da hastanede veya evde sünnet ettirebilirAncak çocuğun evde sünnet olması daha çok istenmektedirBunun nedeni çocuğun sağlıklı olarak bu dönemin atlatmasını istenmesidir

Buraya kadar anlatılan sünnet geleneğinde farklı uygulamalarla var olan sünnet geleneklerini görelim; Resmi veya özel kuruluşlar sünnet şölenleri düzenlerlerÖrneğin Kırşehir Belediye'si gelir düzeyi düşük ailelerin sünnet çağındaki çocuklarını ücretsiz sünnet ettirmiştir Ayrıca bir özel kuruluşun patronu çalışanlarının sünnet çağındaki çocuklarını sünnet giderlerini üstlenerek jest yapabilir

Kırşehir'e özgü bir gelenek vardır ki son anlarını yaşamaktadır Genellikle kırsal kesimde gelir düzeyi düşük yerlerde "apt al "adı verilen insanların davul zurna ile yerleşim yerlerine geldiklerinde yapılan sünnetlerdir Bu "aptal sünnetçiler" cüzi miktarda ücret ile bum işi yaparlarSakin ve törensiz biçimde gelenek yaşamını sürdürmektedir

Çocuk için erkekliğe ilk adım ve bir statü kabul edilen sünnet halkımızın çoğu tarafından Türklük-İslamlık simgesi olarak görülmektedir Türk toplumunun geleneksel yaşamından cok katı ve değişmez biçimde var olan sünnet geleneğine ailelerin olanaklarını zorlayarak da olsa yapılan düğünlerle katılımı Türklerin buna verdiği önemi gösterir


c- EVLENME GELENEK VE GÖRENEKLERİ

Evlenme gelenek ve görenekleri bakımından Kırşehir'in her ilçesi ve bucağı birbirine tıpı tıpına benzemez Bunun yanında yurt çapında birbirlerinin benzeri olan gelenek ve görenek uygulamaları da vardır

Örneğin Yurdumuzun her yerinde (Allah'ın emri Peygamberin kavli ile) diye başlayan kız isteme yolu ve yöntemi birbirinin benzeridir Yurdumuzun bir çok yerinde olduğu gibi kızın ve evlenmek isteyen delikanlının özelliklerinin öğrenilmesi güç bir şey değildir Artık böyle bir işe girişileceği zaman geneldedir araştırma soruşturma yapılır Bilinen yaygın kurallar içinde kız tarafından kız istenildiğinde olumlu bir şeyler hazırlanır Yenilir, içilir erkek tarafından kıza bir terlik ve baş örtüsü giydirilir Böylece küçük şerbet, yani söz kesilmiş olur Sonraki görüşmelerde nişan günü kararlaştırılır Nişan günü, kararlaştırılan günden önce İlin büyük bölümünde olan ve şu anda kaldırılan başlık parası kesimi yapılır Bu adet şimdi kaldırılmıştır Düğün giderleri ve kurulan yuvanın eşyaları oğlan ve kız tarafından ortak karşılanır

Nişan günü iki tarafın anlaşmasıyla kararlaştırıldıktan sonra (okuntu) denilen davetiyelerle eş, dost ve tanıdıklar nişan törenine katılırlar Nişanda oğlan evi, kız evi ve yakınları geline takacakları altın yüzük, bilezik gibi takıları açıktan ve bağırarak takarlar Şerbet dağıtılır Kız evinden oğlan evine şerbet gönderilir Kız ve oğlanın birlikte katıldıkları nişana günümüzde asri nişan denilmektedir

Düğün:
Düğünden on - onbeş gün önce iki aile birlikte kararlaştırdıkları biçimde çeyiz keserler, bir yandan da medeni kanuna uygun evlenme işleminin yapılması için hazırlık yapılır Düğün hazırlığı yapanlara damat çerez yedirerek onların istekli çalışmasını sağlar Kaman köylerinde düğünden önce danışık (Meşveret) yemeği verilir Bu yemekte köyün ileri gelenleri toplanarak düğünün nasıl yapılacağı kimlere ne gibi sorumluluk verileceği kararlaştırılır Düğün, kent içinde davetiye, köylerde okuntu denilen şeker dağıtılarak eş dost çağrılır Düğün çoğu kez Cuma günü başlayıp Pazar günü sabahı gelin alma töreni ile biter Düğün evinin damına bayrak dikilir Bayrak direğinin uç noktasına ya bir elma yada horoz başı takılır Bu törene "Bayrak kaldırma" denir Düğünde davul zurna köçek üçlüsü gösteriler yapar Düğün yemeğinin 12 çeşit olmasına dikkat edilir Cumartesi günü akşamı gelin alayı kurulur Geline gidecek armağanlar bir siniye konarak öksüz bir çocuğa verilir Bu sinide gelinin giyeceği giysilerin bir kısmı bulunur Davul zurna eşliğinde eğlenceli bir biçimde oğlan evine dönülür Kız evinde kadınlar kına gecesi eğlencesine başlarlar Genç kız ve kadınlar kına tabağına mumlar yakarak donatırlar Gelin etrafında oynayarak dönerler Bu sırada gelin kendisi için hazırlanan sandalyeye hemen oturmaz Küçük kız kardeşi varsa o oturtulur Oğlan tarafından verilen armağanı aldıktan sonra yerini gelin ablasına bırakır Bu arada gelinin eline para verip kapatırlar Görümce yada eltilerden biri kapanan bu eli armağan vererek açarlar Gelinin eline kına yakılmadan önce gelini ağlatmak için ağıt yakarlar Buna "Kına övmesi" denir Bu sırada gelinin ağabeyi ya da kardeşi oğlan evine arkadaşları ile birlikte misafir edilir Buna "Kayın gitme" denir Oğlan tarafı da bu konukların tüm isteklerini yerine getirirler Bu ağırlama ertesi günü gelin alma sırasında çıkarılacak güçlükleri önlemek için yapılır Erkekler oğlan evinde sabaha kadar yer içer eğlenirler Sabaha karşı "Tan Pilavı" yenilir Tekrar eğlenceye geçilir

Sabahleyin gelin alayı hazırlanarak topluca kız evine gelin almağa giderler Hazırlanan çeyiz arabası yüklenirken gelinin kardeşi geline kırmızı kuşak bağlar Gelin bir odaya -kitlenir Oğlanın babası duruma göre 100000 TLye kadar kardeş yolu vererek gelinin kitli odadan çıkmasını sağlar Gelin yakınları ile helalleştikten sonra yakınlarının yardımı ile gelin arabasına biner

Gelin alayı değişik yollardan gelini oğlan evine getirirler Bu arada bir mezarlığın çevresinde gelin alayı tur atar Gelin oğlan evine geldiğinde armağan almadan arabadan inmez Gelin kapıdan içeri girmeden daha ilk günden başlayarak saygılı, becerikli, uğurlu ve eve bağlı olmasını sağlayacak gelenekler uygulanır
Örneğin; su dolu bir testinin kırılması, kapı eşiğine çivi çakılması, kapı üstüne konan Kuran'ın altından geçirilmesi, kollarını açan kaynananın kollarının altından geçirilmesi gibi


ASKERLİK

Kırşehir'de askerliğe alınma dönemi kendine has bir özellik gösterir Askerliğe alınmayla ilgili "sevk pusulası"nı alan genci önce akrabaları, daha sonra komşuları yemeğe çağırır Günlerce süren bu yemeklerden sonra muhabbetler başlar, gence asker harçlığı verilir Daha önce askere gidenler anılarını anlatır, gencin yapacağı işler söylenir Eğer askere gideceklerin sayısı birden fazla ise hepsi birden yemeğe çağrılır

Asker adayının uğurlanacağı gün evde bir telaş başlar Anne ve diğer yakınları yolda yiyeceğini hazırlar ve elbiselerini gözden geçirir Daha sonra arkadaşları gelir ve genci davul - zurna eşliğinde otobüs terminaline götürürler Burada davul - zurna ritminde halay çekilir, gence moral verilmeye çalışılır Anneye asker annesi olması nedeniyle espriler yapılır ve genç herkesle tek tek vedalaşır


e- CENAZE TÖRENLERİ

Kırşehir ve köylerinde herhangi bir sebeple meydana gelen ölüm olayında camiden, selah okunarak ölen kişinin kim olduğu duyurulur» Köy ve şehir halkı hangi mevsim olursa olsun, hangi işi yapıyor olursa olsun işleri bırakır, cenaze evinin yakınında bulunan bir komşunun evinden toplanılırNeler yapılacağı ve nasıl yapılacağı konuşulur Cenaze sahibi bir köşeye çağrılıp parasal ihtiyacı olup olmadığı sorulurİhtiyacı varsa cenaze masrafını karşılayacak kadar para yardımı yapılır (geri ödemek şartıyla) Bu yapılacak işler şunlardır: Beş on kişilik gençlerden oluşan bir gurup ücretsiz olarak mezar kazmakla görevlendirilir İki kişi çevre il ilçe ve köylere haber vermekle görevlendirilip cenazenin kaldırılacağı yertarih ve saati duyurulur Cenaze sahibinin il dışında yada yurt dışında yakını varsa bu kişi yada kişilerin cenazeye çağrılıp çağrılmayacağı kararı bilir kişilerce kararlaştırılarak cenazenin kaldırılış zamanı ona göre belirlenir

Bu çalışmalar yapılırken cenaze kadınsa kadınlar arasında, erkekse erkekler arasında hazırlığı yapılır (Kefeni biçilir, boyuna ip tutulur buna boy ipi denir, ayakları bağlanır, gözleri kapatılır) Cenaze hasta , uzun süreli yatalak, trafik kazası yada benzeri şekilde meydana gelmiş ise özel önlemler alınıp cenazenin defnine kadar en iyi şekilde muhafaza edilmesi sağlanır

Cenazenin en yakınları bu hazırlıkları yaparken, eğer köyde ise köy halkı akrabası olanda, olmayanda hiç ayrım yapmaksızın her evde köye gelecek misafirlere bir hazırlık yapılır Kadınlar evlerde yemek hazırlıkları yaparken erkekler köy girişinde gelen misafirleri karşılayarak evlere götürülür

Her gelen misafirler ayrı ayrı evlerde konuk edilir, yemekleri çayları verilir Sonra cami hoparlöründen, cenazenin kaldırılacağı anonsu yapılır Her ev sahibi misafiri ile beraber köy meydanında cenaze namazına katılır Cenaze yıkanırken başlayıp, mezara defnedilene kadar ölen kişinin varsa çocukları eşi ve yakınları, tarafından ağıtlar yakılır Cenaze namazı kılınacak yerin yakınına kadar kadınlar cenazeyi takip eder

Cenaze namazı kılınıp mezara defnedildikten sonra, toplanan cemaat köy meydanında imama Kuran okutturup topluca Allah’tan rahmet dilerler Çevreden gelen bütün misafirler belli aralıklarla misafir olduğu ev sahibi ile beraber cenaze sahiplerinin yanına varır orada hazır bulunan imama Kuran okutturarak başsağlığı dilerler ve köyden ayrılmak için müsaade isterler Cenaze sahibi müsaade Allah’tan diyerek misafirleri uğurlamış olur (gelen misafirler üç-beş dk oturup kalkmaları gerekir, fazla kalabalık almamaları için)

Cenazenin defin işlemi tamamlandıktan sonra komşuların sorumluluğu bitmez Yaklaşık üç gün cenaze sahiplerine evinde yemek yapılmaz Yemek işleri komşular tarafından karşılanır (buna halk arasında ölü evinde duman tütmez denir Eskiden yemekler odunla pişirildiği için üç gün odun yakılmaz yemek yapılmazduman tüttürülmez adeti devam eder) 3-4 gün geçtikten sonra komşular gelip cenaze sahibine başsağlığı diler ve yapacağı özel işi için müsaade istemiş olur Böylece köy halkı normal işine başlamış olur

Bu gibi olaylar ve akrabalar, komşular arasında birlik beraberlik ve kaynaşmayı sağlar Çevre köy il ve ilçelerden gelen eş dost ve misafirler arası görüşmeler tazelenip dostluk ve dayanışmayı güçlendirir İnsana ölümünden sonra bile saygı gösterme alışkanlığı artar

Alıntı Yaparak Cevapla

Kırşehir Gelenek Ve Görenekleri

Eski 08-02-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Kırşehir Gelenek Ve Görenekleri




YÖRESEL YEMEKLER:

İlin tarımsal ürünleri beslenmenin de temelini oluşturur Beslenme hamurlu yiyeceklere, et ve süt ürünlerine dayanmaktadır Kırsal kesimlerde tüketime yönelik fasulye, domates, biber, patlıcan gibi sebzelerde yetiştirilir Bağcılığın eski önemini yitirmesine karşın üzüm, kayısı, dut gibi meyveler yöre beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır Erişte, salça, pekmez gibi yiyecekler giderek yerini Pazar ürünlerine bırakmaktadır

Erik, zerdali, kayısı ve elma kurularına yörede "kak" denir Elma dışındakiler güneşte kurutulur, kışları çerez olarak yenir yada hoşaf yapılır Elma, armut ve üzümün "kışlık" denilen özel çeşitleri de yetiştirilmektedir Üzüm ve armut "hevenk" yöntemiyle kurutulmaktadır; meyveler saplarıyla toplanıp bir gün güneşte bekletilir Saplar yumuşadıktan sonra kalınca iplere dizilerek kiler yada mahzenlerde tavanlara asılır, saklanır Meyve kurularından nohutlu tatlıda yapılmaktadır "haside" denilen zerdali yağlaması, yöreye özgü tatlılardandır

Ayrıca üzüm, armut, elma gibi meyvelerden pekmez yapılmaktadır Pazara yönelik üretime dönüştükten sonra, Kırşehir bölgesinin pekmez üretimi merkezlerinden biri olmuştur Pekmezden evlerde "köftür" denen yiyeceklerde yapılmaktadır Taze pekmez un karıştırarak pişirilir Pelte kıvamına gelince büyük tepsilerde soğumaya bırakılır Soğuyup sertleşince baklava biçiminde kesilir Bozulmasını önlemek için nemsiz yerde saklanır Yine pekmezle "kedi batmaz" denen bir tür tatlı yapılır Kuru yufka ufalanarak bir kaba konulur üzerine sıcak pekmez dökülür, soğuyunca yenir

Yörenin en yaygın et yemeği tavuk yada hindi etinden yapılan "çullama" dır Yağ ve unla pişirilen göğüs eti tavuk suyuyla muhallebi kıvamına gelinceye kadar kaynatılır Pirzola türü etler küllenmiş ateşte pişirilir Buna "söğürme" denmektedir Süt ürünlerinden yağ, ayran vb şekilde yararlanılmaktadır

YEMEK ÇEŞİTLERİ

Tandırda Çömlek paça : Koyun veya kuzunun baş ve ayakları, tüyleri temizlendikten sonra parçalanır Bir çömlek içine sarımsak ve su ilave edilerek baş ve ayaklar konur Çömleğin ağzı bağlanarak közlü bir tandırın içine gömülür Piştikten sonra üzerine limon sıkılır ve servis yapılır

Keşkef: Döğülmüş buğday birkaç gün ıslatılır Kabarınca ezilir İnce lif haline getirilip yağ ve etle muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir Üzerine salçalı yağ dökülerek servis yapılır

Çömlekte Kuru Fasulye : Kuru fasulye haşlanarak suyu süzülür Kuşbaşı et biraz pişirildikten sonra üzerine salça yağ, soğan ve tuz ilave edilir Haşlanmış fasulye ve etler ile içinde sıcak su bulunan bir çömleğin ağzı kapatılarak köz halinde bulunan tandırın içine konur İki saat kadar piştikten sonra tandırdan çıkartılarak servis yapılır

Mantı (Kesme Mantı) : Una yumurta katılarak hamur yapılır Tuz ilave edilir Hamur yuvarlak bezi yapılır Oklava veya merdane ile açılır Hafif kurumaya bırakılır Açılmış olan ve biraz kuruyan hamur üstüne konup ince dilimler halinde kesilir Kesilen mantılar kurutulur Pişirmesi ise makarna gibi olur Suyu kaynatılır ve biraz tuz atılır Mantı kaynayan suda haşlanır Ve suyu süzülür Önceden hazırlanan sarımsaklı yoğurt ile iyice karıştırılır Sonra bir başka kapta üzerinin sosu hazırlanır Sos yağ, bolca, domates, biber, kıyma ile yapılır Sosa karabiber, pul biber, maydanoz eklenir Sarımsaklı yoğurt ile karıştırılmış mantının yine üzerine sos dökülerek servise hazır hale getirilir

Yoğurt Çorbası : Yarma denilen döğme buğdayla yeşil mercimek, biraz haşlanmış nohut güzelce yıkanır Süzme yoğurt ile bunlar iyice karıştırılır İçine bir yumurta kırılır İki kaşık kadar un katılır Çok az ayçiçek yağı damlatılır Mevsimine göre içine yaş veya kuru nane katılır Bunlar iyice karıştırılır Biraz su ilave edilir Kaynayıncaya kadar karıştırılır Devamlı karıştırılmazsa çorba kesilebilir Çorba ateşe konunca içine patates, yeşil biber, patlıcan atılır İlkbaharda temizlenmiş kenger atılır Çorba piştikten sonra başka bir kapta kuru nane ile yağ hafif kavrulup çorbanın üzerine dökülür Çorba servise hazırdır

Gendeme (Kemikli et) : yarım kilo kuş başı et tencereye konulur Suyu çekilinceye kadar ateşte pişirilerek, soğan doğranır Biraz yağ ilave edilerek, pişinceye kadar beklenir, daha sonra domatesi ve biberi ilave edilip çok miktarda su konur Yarım kilo yarma ilave edilirse 2 kilogram su konur Tuz ilave edilip yarma dağılacak duruma gelinceye kadar pişirilerek servise hazır hale getirilir

Pelte : ½ kg un, 250 gr Tereyağı, 250 gr pekmez Un yağ ile pembeleşinceye kadar kavrulur Biraz su ile pekmez ilave edilir Karıştırılarak suyu çekilinceye kadar pişirilir Biraz tuz ilave edilip ateşten indirilir Tabaklara konduktan sonra üzerine tereyağı eritilerek dökülür

YÖRESEL GİYİM:
Kır-kent ayrımı giysilerde belirgindir Merkezlerdeki kadın giyiminde moda ve pazar, kırsal kesimlerde çalışma koşullarda ve gelenekler etkili olmaktadır Erkek giyiminde ayrılık daha azadır Yüksek gelir grubu ve memur çevrelerinde büyük merkezlerdeki giyim biçimine özenme görülürken kent genelinde günlük ve yabanlık giysi ayırtına pek rastlanmaz

HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:


Halk Oyunları: Yörede kaşıklı oyunlar Konya oyunlarıyla, halaylarsa doğu illerimizdeki oyunlarla benzerlik gösterir
Halay:
Halaylar davul-zurna eşliğinde ve erkeklerce oynanmaktaydı Günümüz KIRŞEHİR'deki çeşitli folklor derneklerinin gösterimlerinde kızlar da oyunlara katılmaktadır "Halay"denilen halaylarda bireysel oyunları etkisi belirgindir Oyun topluca başlar, "başçeken"(halay başı) tek başına gösteri yapar Daha sonra da halayın sonuna geçer Bu kez yeni başçeken gösterisin yapar Oyun böylece sürer
Halaylar genellikle belli bir sıra izleyerek birbirine ekli oynanır Oyunların düzeni şöyledir:
Ağırlama
Kıvrak halay
Türkü halayı
Üç ayak
Yanlama
Sekmen(seymen)halayı
Başka bir halay düzeninde de şu sıra izlenmektedir:
Üç ayak halayı
Hasandağı sekmesi
Sivrik halayı
Cirit halayı
Avşar ağırlaması
Keçeli
Ayrıca Anşa halayı, narinli halayı, yıldız, kuşlar, sepetçioğlu ve sinsin gibi halaylar da yaygındır Aynı ezgilerle oynanan Cirit halayı ile Sinsin figürleri değişiktir Halaylarda "Başçeken"in elinde mendil vardır El ele tutuşan oyuncular, birbirine yaklaşıp ayrılırlar
Kaşıklı oyunlar(Karşılama):
Geçmişte "muhabbet"lerde ince saz denilen bağlama, keman ve darbuka eşliğinde erkeklerce oynanırdı Kadınlar arasında da oynanan oyunlara ud ve tef eşlik etmekteydi Günümüzde kimi köylerde sürdürülen bu geleneği, kurulan dernekler yaşatmaya çalışmaktadır Bu oyunlar düğün, karşılama ve uğurlama törenlerinde davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır Kaşıklı oyunların en yaygınları şunlardır:
Bad-i zabah(Bad-i Saba), Üç oğlan(kırşehir zeybeği), Biter Kırşehir'in gülleri, Yürü güzel, Çiçekdağı Bunlardan kimileri şöyle oynanmaktadır:
Üç oğlan:
İki ya da daha çok erkek oyuncunun oynadığı bu oyun ağırlamayla başlar, gitgide hızlanır Oyuncuların ellerinde tahta kaşıklar vardır, ezgiye göre kaşık vuruşları değişir; zeybek özellikleri görüldüğü için Kırşehir Zeybeği de denmektedir Oyun çökmeler ve beceri isteyen devinimlerle sürer
Çiçekdağı:
Erkeklerin oynadığı kaşıklı oyunlardandır Geçmişte kaşık yerine bardakla oynanan oyun, ağırdan başlar ara nağmeyle hızlanır
Biter Kırşehir'in Gülleri:
Erkeklerce oynanan türkülü oyunlardandır Türkünün başlangıcında "heyyyt"diye nara atılır, dizler çapraz biçimde yere vurulur Ellerdeki kaşıklar bir-iki vurularak ayağa kalkınır En önemli figür, sol topuğun sağ ayak arkasında sertçe yere vurulmasıdır
Yürü Güzel:
Üç, dört kişiyle karşılama biçiminde oynanır Öbür oyunlardan daha canlıdır Hafif bükülerek oynanır Oyunun en belirgin figürleri son bölümdeki çaprazlamalardır
Özellikle Abdallar arasında muhabbet toplantılarında görülen köçek oyunları geçmişte oldukça yaygındı Düğünlerde, erkek toplantılarında köçekler oynatılırdı Günümüzde bu gelenek ortadan kalkmıştır

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.