Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Yazılar & Hikayeler

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
için, layık, olabilmek, şefaate

Şefaate Layık Olabilmek İçin

Eski 08-02-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Şefaate Layık Olabilmek İçin




Gaflete düşmeyelim

“Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir”(Nahl, 84)

İşte, bu ayette bize işaret edileni anlamamız lazımdır Kıyamet gününde açılacak olan amel defterimizi daha bu dünyada iken hatırlamamız lazımdır Halimizin ne olacağını biraz düşünmemiz lazımdır

Evliyalardan bir zat, yanında cariye bulunan bir adamla bir gemiye binmiş Cariyenin efendisi içki içip, cariyesine şarkılar söyletip keyfü sefa yapıyordu Daha sonra o evliyaya dönüp:

— Bunlar ne kadar hoştur, değil mi? Dedi Evliya dedi ki:
— Benim nazarımda bunlardan daha hoş olanı vardır Adam:
— Bunlardan daha hoş olanı nedir? Diye sordu Evliya şu ayeti kerimeyi okudu: “(Kıyamet gününde) defterler açıldığı zaman” (Tekvir, 10)

Adam bir an düşündü ve; “Bu günahların hepsi benim amel defterime yazılacak Peki, kıyamet gününde amel defterim açıldığı zaman halim ne olacak?” dedi ve bağırdı, düştü bayıldı Kendine geldiği zaman; cariyeye:
— Seni azat ettim, ben de bu adamın kölesi oldum, dedi Ve yaptığı bütün pisliklerden tövbe edip Allahu Zülcelal’e yöneldi

İşte, insan kıyamet gününde amel defteri açıldığı zaman hâlinin ne olacağını bu şekilde düşünüp ona göre kendisini hazırlaması lazımdır

Ne cevap vereceğiz?

Gece gündüz başımızı hiç secdeden kaldırmasak dahi yine de azdır Çünkü bize ulaşan rivayetlerde denilmiştir ki; Allahu Zülcelâl kıyamet gününde Levh-i Mahfuz’a:

— Ya Levh! Ben sana bir emanet vermiştim O emaneti ne yaptın? Diye soracaktır! Levh-i Mahfuz da:
— Yarabbi! Ben o emaneti İsrafil (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir İsrafil (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben o emaneti Mikail (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir Mikail (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben o emaneti Cebrail (aleyhisselam)’a teslim ettim, diyecektir Cebrail (aleyhisselam)’a sorduğu zaman:
— Yarabbi! Ben emaneti Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem)’e teslim ettim, diyecektir

İşte, bu emanet Kur’an-ı Azimüşşan’dır Allahu Zülcelâl Hz Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e sorduğu zaman da:
— Ya Rabbi! Ben o emaneti ümmetime teslim ettim ve onlara tebliğ ettim, diye cevap verecektir

Peki, biz o zaman, bize sorulduğunda ne cevap vereceğiz?

İşte Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), durumumuzu bildiği için halimize acıyacak ve:
— Yarabbi! Benim ümmetim zayıftır Senin huzuruna hangi cüretle, hangi kalple, hangi vücutla gelecektir Bana izin ver, ben Âdem’in yanına gideyim, diye yalvarır Allah (celle celaluhu) da Hz Peygamber aleyhisselama izin verir

Peygamberimiz, Âdem aleyhisselamın yanına gelerek;
— Ya Âdem! Sen insanların babasısın Ümmetimin yarısının hatalarını sen yüklen, diğer yarısını da ben yükleneyim” dediğinde; Âdem (aleyhisselam):
— Ben de kendimle meşgulüm, diyecektir O zaman Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), yalnız başına Allahu Zülcelal’in huzuruna gelerek başını secdeye indirecektir Ve:

— Yarabbi! Ben, senden kızım Fatıma’yı istemiyorum Torunlarım Hasan ve Hüseyin’i istemiyorum Kendi nefsimi de istemiyorum Senden ümmetimi istiyorum, diye yalvaracaktır Allahu Zülcelal’de;
— Ya Muhammed! Senin ümmetine böyle acımandan dolayı, onların şefaatini sana verdim, buyuracaktır

Çünkü ayeti kerimede; “Sonra rabbin sana, sen razı oluncaya kadar verecektir” (Duha; 5) buyurmuştur

Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)in razı olacağı şekilde, Allahu Zülcelâl şefaat etme yetkisi verecektir

Şefaate layık olabilmek için

Biz de hiç olmazsa, O’nun şefaatine nail olabilmek için yüzümüzü ağartmamız, amel yaparak ona biraz yardımcı olmaya çalışmamız lazımdır Çünkü her insan çobandır ve kendi çobanlığından sorumludur Onun için ilk olarak kendimize, çocuklarımıza, komşularımıza, dost ve arkadaşlarımıza karşı (dini yaşamak ve anlatmak hususunda), biraz gayret göstermemiz lazımdır

Nihayetinde her kim Allahu Zülcelal’in emanetini yerine getirme gayretinde olursa, O’nun taatinde, ibadetinde bulunursa, o kimse, Allahu Zülcelal’in emanetini eda etmiş olur Her kim de bunun aksine hareket ederek, emir ve nehiylerini yerine getirmezse, Allah muhafaza O’na ihanet etmiş olur

İnsanın günahı ne kadar çok ve büyük olursa olsun tövbeden umutsuz olmamalıdır Günahları affetmek, Allahu Zülcelal’in katında hiçbir şey değildir İnsan asla demesin ki: “Ben içki içiyorum, bir sürü günah işliyorum, benim tövbem kabul olmaz” Her ne yaparsa yapsın, hakiki olarak Allahu Zülcelal’e yönelirse Allahu Zülcelâl inşaallah-u teala onu affedecektir Allahu Zülcelal’in yanında günahları affetmek çok kolaydır Yeter ki insan samimi olarak Allahu Zülcelal’e yönelsin

Haşirde insanlığın durumu

İnsanlar haşir meydanında öyle bir ızdırap öyle bir meşakkat, öyle bir azap içinde kalırlar ki; “Allah (celle celaluhu) bizi bu halden kurtarsa da bizimle hesap görse!” diye birbirlerine müracaat ederler Hatta bazı insanlar, “Allahu Zülcelâl yeter ki bizi bu sıkıntıdan kurtarsın da cehenneme gitmeye razıyız” diye temenni edeceklerdir

Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin Ebu Hureyre’den kaydettikleri bir rivayet şöyledir “Biz bir davette Resulullah ile beraberdik Ona sofrada hayvanın ön budundan bir parça ikram edildi But hoşuna giderdi Ondan bir parça ısırdı ve:
“Ben kıyamet günü Âdemoğlunun efendisiyim! Acaba bunun neden olduğunu biliyor musunuz? (Açıklayayım):

“Allah o gün, öncekileri ve sonrakileri tek bir düzlükte toplar Bakan onlara bakar, çağıran onları işitir Güneş onlara yaklaşır Gam ve sıkıntı, insanların tahammül edemeyecekleri ve takat getiremeyecekleri dereceye ulaşır

Öyle ki insanlar: “İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musunuz, sizlere şefaat edecek birini görmüyor musunuz?” demeye başlarlar Birbirlerine: “Babanız Âdem var!” derler ve ona gelerek:

— Ey Âdem! Sen insanların babasısın Allah seni bizzat vasıtasız olarak yarattı, kendi ruhundan sana üfledi (Bütün isimleri sana öğretti) Meleklerine senin önünde secde ettirdi Seni cennete yerleştirdi (Allah katında itibarın, makamın var) Rabbin nezdinde bizim için şefaatte bulunmaz mısın? Bizim şu halimizi, başımıza şu geleni görmüyor musun? Derler Âdem aleyhisselam da:

— Bugün Rabbim çok öfkelidir; daha önce bu kadar öfkelenmedi Bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek (Esasen şefaate benim yüzüm yok, çünkü cennette iken, Allah) beni o ağaca yaklaşmaktan men etmişti Ben, bu yasağa asi oldum (Ben cennette iken işlediğim günah sebebiyle cennetten çıkarıldım Bugün günahlarım affedilirse bu bana yeter) Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin Nuh aleyhisselama gidin! Diyecek

İnsanlar Nuh aleyhisselama gelecekler (O da kendi mazeretini onlara beyan eder ve onları İbrahim aleyhisselama gönderir İbrahim aleyhisselam da başka bir mazeret beyan eder ve onları Musa aleyhisselama gönderir Musa aleyhisselam da aynı şekilde onları İsa aleyhisselama gönderir) İnsanlar da İsa aleyhisselama giderler:

— Ey İsa, sen Allah’ın peygamberisin ve Meryem’e attığı bir kelamısın ve kendinden bir ruhsun Üstelik sen beşikteyken insanlara konuşmuştun Rabbin nezdinde bize şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun? Diyecekler
Hz İsa aleyhisselam da:

— Bugün Rabbim çok öfkeli; daha önce bu kadar öfkelenmedi, bundan böyle de hiç bu kadar öfkelenmeyecek, diyecek Hz İsa şahsıyla ilgili bir günah zikretmeksizin (bir başka rivayette, “Beni, Allah’tan ayrı bir ilah edindiler Bugün bana mağfiret edilirse bu bana yeter”) Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Muhammed aleyhissalatu vesselama gidin! Diyecek

İnsanlar, Muhammed aleyhissalatu vesselama gelecekler, (bir diğer rivayette: “Bana gelirler!” denmiştir) ve:
— Ey Muhammed! Sen Allah’ın peygamberisin, bütün peygamberlerin sonuncususun Allah senin geçmiş, gelecek bütün günahlarını mağfiret buyurdu Bize Rabbin nezdinde şefaatte bulun Şu içinde bulunduğumuz hali görmüyor musun? Diyecekler

Efendimiz bize şefaat edecek

Bunun üzerine ben Arşın altına gideceğim Rabbim için secdeye kapanacağım, derken Allah, benden önce hiç kimseye açmadığı medhu senaları benim için açacak (Ben onlarla Rabbim’e medhu senalarda, çeşitli övgülerde bulunacağım) Sonra:

— Ey Muhammed! Başını kaldır ve iste! (İstediğin) Sana verilecek! Şefaat talep et! Şefaatin yerine getirilecek! Denilecek Ben de başımı kaldıracağım ve:
— Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim! Diyeceğim Bunun üzerine:
— Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar! Denilecek Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) sonra şöyle buyurdular:

— Nefsim kudret elinde olan Zatı Zülcelal’e yemin olsun Cennet kapısının kanatlarından iki kanadının arasındaki mesafe Mekke ile Hacer arasındaki veya Mekke ile Busra arasındaki mesafe kadardır” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bütün kâinata şefaat ettikten sonra, sorgu sual başlayacaktır
Ayet-i celilede şöyle buyruluyor; “Rabbine andolsun ki, onların hepsine yapmakta oldukları şeyleri elbette soracağız” (Hicr, 92)

Allah-u Zülcelâl ilk önce peygamberlere soru soracak, onları sorguya çekecektir Nitekim başka bir ayeti celilede şöyle buyruluyor: “Allah’ın, peygamberleri toplayıp ‘siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?’ diyeceği, onların da, ‘Bizim hiçbir bilgimiz yok Gaybı hakkıyla bilen ancak Sensin’ diyecekleri günü hatırlayın” (Maide, 109)

Peygamber Efendimize tabi olalım

İşte, bu kadar ümmetine düşkün olan Hz Peygamber aleyhissalatu vesselamın şefaatine nail olabilmek için ona mutabaat etmemiz lazımdır Onun sünneti seniyyesine sarılmalı, her şeyimizle ona benzemeye çalışmalıyız

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)i sevmek, herkese farzdır Zaten, Cenab-ı Hakkı sevmek de buna bağlıdır Allahu Teala’nın sevgili Peygamberini sevmedikçe, ona uymadıkça, Allah-u Teala’yı sevmek saadeti ele geçmez

Allahu Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
“De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki Allah’ta sizi sevsin” (Âl-i İmran; 31)

Allahu Teala, Habibi’ne böyle demesini emir buyurmaktadır Saadete kavuşmak isteyen kimse, bütün adetlerini, ibadetlerini ve alış verişlerini, kısaca tüm yaşamını onun gibi yapmaya çalışmalıdır

Bu dünya hayatında görüyoruz ki bir kimsenin sevdiğine benzemeye çalışanlar, benzemeye çalıştığı kimseyi sevene, sevimli ve güzel görünürler Bunun gibi, Hz Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)i sevenleri de Allah-u Zülcelâl sever Bundan dolayı, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)i sevmekle ele geçer

Allahu Teala, sevgili Peygamberini, insanların en güzeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yarattı Her iyiliği, her güzelliği, her üstünlüğü onda topladı Ashâb-ı kiramın hepsi, ona âşık idiler Hepsinin kalbi, onun sevgisi ile yanıyordu Onun ay yüzünü, nur saçan cemalini görmeleri, lezzetlerin en tatlısı idi Onun sevgisi uğruna canlarını, mallarını feda ettiler “Allah’ı seviyorum” diyenlerin, ashâbı kiram gibi olmaları lazımdır

Hz Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)e tam ve kusursuz tabi olabilmek için onu tam ve kusursuz sevmek lazımdır Tam ve olgun sevginin alameti de ona tam olarak mutaabat etmektir Onun sünneti seniyyesine uymaktır

Allahu Zülcelâl, cümlemize O’nun sünneti seniyyesine uyabilmeyi nasip eylesin (Âmin)

İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER
1000sayı Nisan 2009
Gülistan Dergisi


Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.