İzmirdeki Müzeler |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İzmirdeki Müzelerİzmir Arkeoloji Müzesi (Merkez) Bölgesi’nin önemli kentlerinden biri olan Smyrna (İzmir) yöresinde bir müze kurma düşüncesi ilk kez Aziz Ogan tarafından ortaya atılmıştır Aydın ve İzmir havalisi Asar-ı Atika Müfettişi olarak 1914 yılında yöreye gelen Aziz Ogan burada yapılan yabancı kazılarda Osmanlı Hükümeti’nin temsilciliğini de yapmıştır I Dünya Savaşı ve ardından İzmir yöresinin Yunan işgali nedeniyle burada yapılan kazılar ve müzecilik çalışmaları hemen hemen bütünüyle durmuştur İzmir’in kurtuluşu ve Cumhuriyetin ilanından sonra İzmir’de müzecilik çalışmalarına yeniden başlanmıştır Bundan sonra toplanan eserler İzmir İdadi Mektebi (I Sultani Mektebi) olan ve daha sonra Adliye Binasına dönüştürülen binanın bahçesinde toplanmıştır Böylece İzmir’deki müzenin temelleri resmi olarak atılmıştır Bu eserler arasında mimari parçalar, kabartmalar, heykeller, Teos antik kentine ait Dionysos Mabedine ait frizler, Yunan işgali sırasında Nysa (Sultanhisar)’da Atina Müzesi uzmanları tarafından kazılarda ortaya çıkarılan ve Atina’ya qötürülmek üzere iken, İzmir’in kurtuluşu nedeni ile İzmir’de kalan eserler bulunuyordu Bunlar da İzmir Hükümet Konağı bahçesinde koruma altına alınmıştır ![]() Aziz Ogan 1924–1925 yıllarında müze kurmak için çalışmalara başlamış, bunların dışında çevredeki eserleri toplamış ve bir araya getirmiştir Savaş sonrasında İzmir’in bir kısmının yakılıp yıkılması ve müze için uygun bina bulunması güçleşmiştir Aziz Ogan Basmane semtinde, Basmane İstasyonuna yakın, Kapılar Mevkiinde yanmamış bir kilise (Ayavukla-Gözlü Kilisesi) bulmuş ve bu binayı müze olarak kullanmıştır Bundan sonra müzenin zenginleştirilmesi için çalışmalar sürdürülmüş Balıkesir, Aydın, Manisa, Denizli ve Muğla gibi çevre illerden de eserler getirilmiştir Aziz Ogan’ın başka bir görev için müzeden ayrılmasından sonra İzmir’in tanınmış ailelerinden gazeteci ve yazar Selahattin Kantar müzeye müdür olarak atanmıştır Yeni müdür çalışmaları devam ettirmiş ve İzmir’de de arkeolojik kazıları başlatmıştır müzede İnkılâp (Devrim) seksiyonu ile Etnografya seksiyonu ve kütüphane kurulmuştur Etnografya bölümünde tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra toplanan tarikat eşyaları, yazma eserler, Milas’taki Ahmet Gazi Camisi’nden getirilen minber, Birgi Ulu Camisi’nden getirilmiş XVIII yüzyıla ait Kula, Uşak ve Gördes halıları ve Söke Balat Köyü’nden Menteşeoğullarına ait mezar taşları sergilenmiştir Ayrıca savaş sırasında sahipleri bilinmeyen ambarlarda bulunan eşyalar arasından seçilen kitaplar ve tablolarla da küçük bir galeri meydana getirilmiştir Cumhuriyet dönemi valilerinden Kazım Dirik Paşa’nın eski eserlere merakı ile de bu konuyla ilgili bir cemiyet kurulmuştur Bu cemiyetin 1 maddesine göre İzmir içerisinde ve İzmir bölgesinde mevcut olan Milli övünç kaynağı taşınır ve taşınmaz mimari eserler ile çeşitli kavimlere ait her çeşit anıtların eserlerin korunmasının yanı sıra halkın bilgilendirilmesine ve yararlanmasına dönük yayınlar yapmak amacıyla “İzmir ve Havalisi Asarı Atika Muhipleri Cemiyeti” kurulmuştur Bundan sonra kuruluş çalışmaları tamamlanan müze 15 Şubat 1927’de açılmıştır İzmir Müzesi’nin ilk rehberi Aziz Ogan tarafından 1927 yılında Türkçe ve Fransızca, ikinci rehberi de 1932 yılında yayınlanmıştır Cemiyet bundan sonra Bergama ve Efes rehberlerini de hazırlamıştır Atatürk İzmir’i ziyareti sırasında, 3 Şubat 1931’de İzmir Müzesi’ni gezmiş ve müzenin hatıra defterine “İzmir Asarı Atika Müzesini gezdim Büyük himmet ve dikkatle istifadeli bir hale getirilmiş, memnun oldum” ibaresini yazmıştır İzmir Müzesi ![]() İzmir Arkeoloji Müzesinde Aphrodisias, Milet, Magnesia, Tralles, Bodrum-İassos, Stratonikeia, Bergama, Efes, Çandarlı, Notion, Claros, Larissa, Kyme, Klazomenai, Bayraklı, Kolophon, Erythrai, Teos, Lebedos, Phokaia, Panaztepe gibi örenyerlerinden çıkarılan eserlerle daha da zenginleşmiştir Müzede Prehistorik Çağlara ve MÖ 3000’e tarihlenen pişmiş toprak eserler ve buluntulara yer verilmiştir Bunların arasında Protogeometrik, Geometrik döneme ait keramikler, Arkaik dönemin kırmızı ve siyah figürlü vazoları, Helenistik dönemin hydriaları, cam vazolar, şişeler, masklar, çeşitli heykeller, eros heykelcikleri, Arkaik Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait altın, gümüş ve değerli taşlardan oluşan süs eşyaları, çeşitli dönemlere ait sikkeler, Arkaik dönemden başlayarak Roma dönemi sonuna kadar tarihlenen çeşitli mermer heykel, portre, büst ve masklar bulunmaktadır Müzenin arkeoloji bölümünde Erken Grek keramiklerinden Lebes Gamikos’u, Terakota Pinaxs, Onpolos, Gutus, Alabastronlar, Aryballoslar, Dinoslar, Lekanisler, Oinochoeler, Kylixler bulunmaktadır Bunun yanı sıra İzmir Ballıkuyu’dan bulunan mozaik pano, Efes’ten getirilen duvar panoları, Kyme’den bulunmuş bronz atlet heykeli, Diademler, aynalar, Erythrae (Ildırı) Kore heykeli, Claros’dan oturan adam heykeli, Selçuk yakınındaki Belevi Mauseleum’undan erkek tasviri, İzmir’den Helenistik heykeller onları tamamlamaktadır Ayrıca Herakles, Asklepius, Aphrodithe, Demeter, Nike, Hermes, Filezof, Rahibe, Athena heykelleri, lahitler ve arslan heykelleri de müzede bulunmaktadır Müze bahçesinde ise Helenistik ve Roma dönemine ait mimari parçalar, frizler, lahitler ve büyük ölçüdeki antik eserlere yer verilmiştir Halil Rıfat Paşa Caddesi No:4 Konak Tel 0232) 489 07 96 Faks 0232) 483 06 11 Etnografya Müzesi (Merkez) İzmir Halil Rıfat Paşa Caddesi’nde bulunan Etnografya Müzesi İzmir’in eski sivil mimari örneklerinden birisidir Neo-Klasik üslupta yapılmış olan bu bina 1831 yılında vebalılara mahsus St Roch Hastanesi olmuş, Fransızlar tarafından onarılmış 1845’ten sonra fakir Hıristiyan ailelerinin bakımına ayrılmıştır![]() ![]() İzmir’in kurtuluşundan sonra terk edilen bu yapı Hıfzısıhha Müessesesi ve Sağlık Müdürlüğü olarak kullanılmış, 1984 yılında da Etnografya Müzesi olarak kullanılmak üzere Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir İzmir Arkeoloji Müzesi’ne bitişik olan bu yapı zemin kat üzerine üç katlı bir bina olup, bir ve ikinci katları teşhir salonlarına, üçüncü katı da İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ayrılmıştır Müzede İzmir ve yöresinin XIX yüzyıl sosyal yaşamından eserlere yer verilmiştir Bu nedenle de yöresel tenekecilik, çömlekçilik, nalıncılık, göz boncukçuluğu, tahta baskıcılık, halı dokumacılık, urgancılık, keçecilik ve saraciye gibi el sanatları burada sergilenmiş ve tanıtılmıştır Müzenin birinci katında XIX yüzyıl konuk odası, el işlemeleri, hamam takımları, göz boncuğu fırını ve burada yapılan boncuk örnekleri, İzmir’in ilk Türk eczanesi olan İttihat Eczanesi canlandırılmıştır Ayrıca İzmir’in meşhur şerbeti Demirhindi ile ilgili bir bölüme de yer verilmiştir Bunların yanı sıra halk oyunları, deve ve deve güreşleri, efe ve efe giysileri ile para keseleri, sedef kakma eşyalar ve cam işleri de burada sergilenmiştir Müzenin ikinci katında İzmir yöresine özgü XIX yüzyıl gelin odası bulunmaktadır Burada vitrinler içerisinde gelinlikler, gelin başları, kadın süs eşyaları sergilenmiştir Bunların yanı sıra yöresel oturma ve sünnet odaları da görülmektedir Yöresel mutfak eşyaları, Osmanlı devri sikkeleri, el yazmaları, kitaplar ve yazı takımları da onları tamamlamaktadır Halil Rıfat Paşa Caddesi 3 Konak Tel : (0232) 489 07 96 Atatürk Müzesi (Merkez) 1 Kordon (Atatürk Caddesi)’da bulunan ve eski İzmir sivil mimari örneklerinden biri olan bu yapıyı 1875–1880 yıllarında halı tüccarlığı yapan Ermeni asıllı Takvor isimli bir kişi konut olarak yaptırmıştır İki katlı olan bu yapı İzmir’in kurtuluşu sırasında 9 Eylül 1922’de terk edilmiş ve daha sonra bir süre İzmir’e giren Türk ordusunun karargâhı olarak kullanılmıştır İzmir’de 17 Şubat 1923’te İktisat Kongresi yapıldığı sırada Atatürk çalışmalarını burada sürdürmüştür Kongrenin bitiminden sonra yapıyı hazine Naim Bey isimli bir kişiye otel olarak kullanılmak üzere kiralamıştır Atatürk İzmir’e geldikçe İsmet İnönü ile birlikte Naim Palas isimli bu otelde kalmıştır ![]() İzmir Belediyesi 13 Ekim 1926’da bu yapıyı satın almış ve içerisindeki eşyalarla birlikte Atatürk’e hediye etmiştir Atatürk’ün ölümünden sonra yapı veraset yoluyla kız kardeşi Makbule Baysan’a geçmiştir Bundan sonraki yıllarda İzmir Belediyesi Atatürk’ün kaldığı bu yapıyı müze yapmak üzere kamulaştırmış ve müze Atatürk’ün İzmir’e gelişinin 19 yılına rastlayan 11 Eylül 1941’de törenle ziyarete açılmıştır Müze 5 Ekim 1962 tarihinden itibaren Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi ismi ile hizmet vermiştir Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı 28 Aralık 1972’de yapının mülkiyetini İzmir Arkeoloji Müzesi’ne vermiştir Bundan sonra yapı restore edilmiş, yeniden düzenlenerek 29 Ekim 1978’de Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır Müzedeki etnografik eserlerin 13 Mayıs 1988’de açılan yeni etnografya müzesine taşınmasından sonra da müzenin ismi Atatürk Müzesi olmuştur Neo-Klasik üsluptaki bu yapı bodrum, zemin, birinci kat ve çatı katından meydana gelmiştir Kâgir yapı 582 m2’lik bir alanı kaplamakta olup, dikdörtgen planlıdır Arka cephesi revaklı olup, birinci katta bir cumbası bulunmaktadır Müzenin zemin katı mermer plakalarla kaplıdır Müzenin zemin katında 34 5 m2’lik Uşak halısı, nişler içerisinde mermer heykeller, büyük boy kristal bir ayna ve Atatürk büstü bulunmaktadır Birinci kata çıkan merdivenlerin başında iki adet tunçtan şövalye heykeli, merdiven sahanlığında da büyük bir Atatürk portresi bulunmaktadır Müzenin birinci katı Atatürk’e ayrılmıştır Burada toplantı salonu, Atatürk’ün çalışma odası ile yatak odası, misafir odası, berber odası, muhafız odası, kabul odası, bekleme odası, kütüphane, yemek odası ve banyo bulunmaktadır Toplantı salonunun ortasında yeşil çuha örtülü bir rulet masası ile etrafında 12 sandalyeli bir masa bulunmaktadır Yatak odasında maun bir karyola iki komedin, iki kadife koltuk, bir kanepe, bir şezlong, bir markiz ve üç dolap bulunmaktadır Çalışma odasında ise meşe kaplama çalışma masası ve üzerinde Atatürk’ün kullandığı yazı takımları, ayrıca çeşitli heykeller, vazolar ve yağlı boya tablolara yer verilmiştir 1 Kordon (Atatürk Caddesi) No:24 Alsancak Tel : (0232) 464 80 85 Faks: (0232) 446 82 58 Devlet Resim ve Heykel Müzesi (Merkez) İzmir Mithat Paşa Caddesi’nde bulunan Devlet Resim Heykel Müzesi ilk kez Kültür Park içerisinde 9 Eylül 1952’de galeri olarak açılmış, daha sonra da Atatürk Bulvarı’ndaki yeni yerine taşınmıştır Günümüzde Devlet Resim ve Heykel Müzesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yönetimindedir ![]() İzmir’de plastik sanatlar alanında yapılan ilk çalışma olan bu galeride İzmirli sanatçılar eserlerini sergileme olanağını bulmuşlardır Bunun yanı sıra galeride amatörlere yönelik resim kursları da düzenlenmektedir Bu galeri 1973 yılında Turgut Pura’nın çabaları ile müzeye dönüşmüş, Konak Mithat Paşa Caddesi’ndeki bugünkü yerine taşınmıştır Müzenin zengin bir resim ve heykel koleksiyonları bulunmaktadır Müzede Tanzimat’tan günümüze kadar gelen Türk sanatçılarına ait toplam 348 adet resim ile 31 adet heykel ve seramik bulunmaktadır Bu koleksiyonların başında Şeker Ahmet Paşa, Hoca Ali Rıza, Hikmet Onat ve İbrahim Çallı gibi resim ustalarının eserleri gelmektedir Müzenin teşhir ve sergi salonları dışında bir ihtisas kütüphanesi, iki galerisi ile sanat atölyeleri bulunmaktadır Burada açılan kurslara iki yıl devam eden kursiyerlere sertifika verilmektedir Mithat Paşa Cad No:9 Konak Tel : (0232) 446 57 71 Faks : (0232) 441 05 26 İzmir Tarih Ve Sanat Müzesi (Merkez) Kültürpark’ta bulunan Tarih ve Sanat Müzesi İzmir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında yapılan bir protokol uyarınca 2004 yılında kurulmuştur İzmir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın çabaları ile kurulan bu müzedeki eserlerin bir kısmı protokol uyarınca İzmir Arkeoloji Müzesi’nden buraya getirilmiştir Müze İzmir Arkeoloji Müzesi yönetimindedir ![]() Müzede taş eserler, seramik ve değerli eserler olmak üzere üç ayrı bölüm bulunmaktadır Bu eserlerin büyük bir kısmı İzmir ve çevresindeki kazılarda ele geçmiştir Taş eserler bölümü müzenin zemin katında bulunmakta olup, burada Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait heykeltıraşi eserler ile mimari parçalar sergilenmiştir Bu eserlerin sergilendiği salonun bir bölümü Smyrna’ya ayrılmış burada Smyrna heykeltıraşlık Okulunun eserleri ile onun etkisi altında yapılan eserler sergilenmektedir Ayrıca Helenistik ve Roma çağına ait yöresel özellikler taşıyan farklı lahit ve mezar stelleri de iki ayrı mekânda sergilenmektedir Müzede Agoraya ayrılan bölümde Agoradan çıkarılan heykeltıraşi ve mimari eserler ile yazıtlar ayrı bir bölümü meydana getirmiştir Bunun yanı sıra zemin kattaki iki salon olimpiyat oyunlarına ve gladyatör dövüşlerine ait eserlere ayrılmıştır Burada teşhir edilen eserlerden ve yazıtlardan bu tür oyunların İzmir yöresinde uzun süre yapıldığı da anlaşılmaktadır Müzenin ikinci katı Miletos, Metropolis ve Aphrodisias gibi antik kentlerden çıkarılan eserlere ayrılmıştır Burada mitolojik tanrı, tanrıça, imparator ve kahramanlara ait heykeller sergilenmektedir Müzenin seramik eserler bölümünde Prehistorik Dönemden başlayarak Bizans dönemine kadar ulaşan uzun bir zaman süreci içerisinde yapılmış olan keramikler sergilenmektedir Bunların büyük çoğunluğu İzmir yöresindeki antik kentlerde yapılan kazılarda ortaya çıkan eserlerdir Tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olan İzmir’e kara ve deniz yolu ile getirilmiş diğer kültürlere ait keramiklere de burada yer verilmiştir Müzenin üst katı Bayraklı kazılarına ayrılmış ve 7000 yıllık geçmişi olan bu yerleşim alanına ait keramikler kronolojik olarak burada sergilenmiştir Müzenin kıymetli eserler bölümünde İzmir ve yöresine ait MÖ VI yüzyıldan başlayarak Osmanlı döneminin sonlarına kadar gelen zaman süreci içerisinde basılmış altın, gümüş ve bronz sikkeler yer almaktadır Bu bölümün bulunduğu salonun ortasındaki kapalı mekân hazine dairesine ayrılmıştır Burada Erken Tunç Çağından Bizans döneminin sonuna kadar tarihlenen altın, gümüş ve değerli taşlardan oluşan takılar sergilenmiştir Bunların yanında da pişmiş toprak, cam ve maden eserler ayrı vitrinler içerisinde teşhir edilmiştir Selçuk Yaşar Resim Müzesi (Merkez) Alsancak, Cumhuriyet Bulvarı’nda Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından restore edilen eski bir İzmir evinde 1985 yılında Selçuk Yaşar Resim Müzesi kurulmuştur ![]() Özel bir resim müzesi olan bu müzenin her yıl düzenlediği resim yarışmalarında ödül alan tablolar ve bunun dışındaki sanatçılardan satın alınan resimlerle önemli bir koleksiyon oluşturulmuştur Müzenin sergi salonu dışında alt katta da her yıl periyodik resim sergileri düzenlenmektedir Cumhuriyet Bulvarı No 252 Alsancak Tel: (0232) 422 65 32 Bergama Müzesi (Bergama) Bergama ilçesinde Carl Humman ve Alexander Conze yönetiminde 1878 yılında Bergama'da başlayan arkeolojik kazıların sonucunda, 1900–1913 yıllarında akropolde yapılan kazılar sırasında bugünkü Alman Kazı Evi yanında bir depo müzesi yapılmıştır Bu depo Türkiye’deki arkeolojik eserlerin toplandığı depolardan birisidir ![]() I Dünya Savaşı nedeniyle Bergama kazılarına ara verilmiş, savaşın bitiminden sonra Theodor Wiegand başkanlığında kazılara 1927 yılında yeniden başlanmıştır Bu dönemde Akropol kazılarının yanı sıra Asklepieion kazıları da başlamıştır Her iki kazıda çıkan çok sayıda eserden ötürü yeni bir müze binasına gereksinim duyulmuştur Mareşal Fevzi Çakmak 1932 yılında Bergama’ya gelmiş ve konu ile ilgilenerek yeni bir müze kurulması için gereken emri vermiştir Bunun üzerine Türk-Alman işbirliği ile bugünkü müzenin olduğu, Cumhuriyet Caddesi’ndeki mezarlık alanı müze için uygun görülmüştür Müze yapım çalışmalarına Bruno Meyer ve Harold Hanson’un projesi uyarınca 1933 yılında başlanmıştır İzmir Genel Valisi Kazım Dirik’in de katkısı ile devam eden çalışmaları Atatürk Bergama’yı 13 Nisan 1934’teki ziyareti sırasında görmüştür Bergama Müzesi’nin yapımı tamamlandıktan sonra İzmir Valisi Fazlı Güleç tarafından 30 Ekim 1936’da ziyarete açılmıştır Bergama Müzesi 1937 yılında Müdürlük haline getirilmiş ve müzenin müdürlüğüne de Bergama ile ilgili araştırma ve yayınları olan Osman Bayatlı atanmıştır Osman Bayatlı 30 yıl müze müdürü olarak hizmet etmiş ve bundan sonra da yaş haddinden emekliye ayrılmıştır Efes Müzesi (Selçuk) İzmir ili Selçuk ilçesinde bir müze kurulması düşüncesi XIX yüzyılın sonlarında yörede başlayan demiryolu inşaatı sırasında ortaya çıkan eserlerin ve daha sonra da yörede yapılan kazılarla birlikte başlamıştır ![]() Aydın-İzmir demiryolu inşaatı sırasında Selçuk’ta (Ayasuluk) bazı eski eserlerin ortaya çıkması üzerine İzmir Demiryolu Müdürü De Larke Osmanlı sadrazamlığına bir yazı yazarak bulunan eserlerin kaybolmaması ve korunması için başvurmuş ve burada bir müze kurulmasını istemiştir: “Ekselans Eski Grek şehri Efes’te Ayasuluk civarında yaptığımız demiryolu çalışmaları sırasında, üzerinde yazılar olan işlenmiş mermer bir blok bulduk Eski bir şatoya ait olan bu buluntular demiryolu şirketi emrindeyse de anlaşma gereğince sizin iradeniz altında olması gerekir Yolun inşasına devam edebilmek için kale duvarını kesmek zorunda kaldık Buradan daha birçok şeyler bulacağımıza eminim Bu eşyalardan hiç biri kaçırılmak amacı ile çalınmamıştır Demiryolunu ziyarete gelen Avrupalıların gözü önünde ve onların teşvik için bir müze oluşturulduğu halde, kaza müdürü haberim olmadan onları kaldırtmıştır Bizim çalışmalarımızı da yarıda kesmiştir Eğer bu eşyalar cahil Grek kasabalılarının eline geçerse, orada bir hazine bulmak ümidi ile bunları yok edeceklerdir Tren yolu deseni olan S M S çok kıymetli olmasına rağmen şirketin hakkı gasp edilmiştir Sizinle konuşmaktan çok memnunum ve zamanla birçok enteresan şeylerin bulunacağını ümit ediyoruz Bu değerli eşyaların bulunduğu müzenin, benim gözetimim altında kurulmasını saygılarımla rica ederim De Larke” Bundan sonra bu yazı üzerine sadrazamlık tarafından padişahlık makamına 6 Temmuz 1863 yılında konu ile ilgili bir yazı yazılmıştır: “Meclisi Vala tarafından sunulan mazbatadan anlaşıldığı gibi Ayasuluk civarında inşa olunan demiryolu üzerinde bulunan harap kale duvarı ile köprü yakınlarında yazılı ve işlenmiş bir takım mermer taşlar bulunmuştur Bunların antlaşma esaslarına göre Osmanlı Devletine iadesi gerekir Fakat çıkan eserler o kadar değerli şeyler olmadığından İzmir Demiryolu Müdürü Mösyö De Larke’nin Osmanlı Devletine olan dilekçesi üzerine, yolun geçeceği yerde bir müzenin kurulmasının isabetli olacağı anlaşılmıştır Bu eserlerin içinde, eğer kıymetli şeyler olursa İstanbul’a gönderilmek üzere, Mösyö De Larke’nin nezaretinde bir müzenin kurulmasına izin verilmesi hususunda İzmir Valisi Paşa Hazretlerine ve demiryolu komiseri Miralay Reşat Bey’e, aynı zamanda Ticaret Nezareti’ne de bilgi verilmesi ve bu hususta yüksek emirlerinize göre hareket olunacağı beyan olunur ” Bu yazının üzerine 7 Temmuz 1863’te padişah emrinde; “Sadaret teskeresi padişaha sunulmuş, konu edilen hususlar uygun görüldüğünden, İzmir Valisine, demiryolu komiserine ve Ticaret Bakanlığı’na bilgi verilmesi ve gereğinin yapılması” istenmiştir Ancak Türkiye’de müzecilik çalışmaları daha henüz başlamadığından Selçuk’ta bir müze kurulamamıştır Cumhuriyet döneminde Selçuk-Efes’te bulunan antik buluntular toplanarak yerel bir müze haline getirilmesi düşüncesi ilk defa 1929–1930 yıllarında ortaya atılmıştır Dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik’in başkanı bulunduğu İzmir Asarı Atika Muhipleri Cemiyeti aldığı bir kararla burada bir müze kurdular Ancak bu müze depo niteliğinden olmaya gidemedi Selçuk’ta 1960–1964 yıllarında yapılan yeni müze binasının teşhir ve tanzimi işleri yapıldıktan sonra 7 Kasım 1964’te ziyarete açıldı Müzenin plan ve projelerinin hazırlanmasında Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nden Prof Dr Franz Miltner’in de yardımları olmuştur Bundan sonra müzeye 1976 yılında yeni bir bölüm eklenmiş ve müze daha da genişletilmiştir![]() Müzesi, Efes ve çevresindeki Prehistorik, Miken, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserleri bir araya getirmiştir Müzedeki belli başlı eserler arasında Efes Artemis heykeli, yunuslu Eros, tavşanlı Eros, Eros başı, Priapos heykeli, mermer Artemis heykeli, Mısırlı rahip heykeli, İsia heykeli, çeşitli mitolojik tanrı heykelleri ve Sokrates başı bulunmaktadır Bunun yanı sıra Efes Müzesi’nde sergilenen eserler kentin buluntu yerlerine göre gruplandırılmıştır Örneğin, peristilli ev tipinin en gelişmiş örneği olan Yamaç Evler ve ev buluntuları salonunda tıp ve kozmetik aletler, takılar, ağırlıklar, aydınlanma araçları, müzik ve dokuma araçları, ev kültü ve çeşitli yapılarda dekoratif olarak kullanılan heykelcikler, imparator ve tanrı heykelleri, büstler, mobilyalar bulunmaktadır Salonun bir bölümünde Efes Yamaç Evler'den Sokrates Odası olarak bilinen bir oda fresk, mozaik ve çeşitli mobilyalardan oluşan dekoru içinde foto-mankenler ile düzenlenmiştir Müzenin Artemis salonunda, Artemis heykelleri ile Artemis mabedi ve sunağında bulunan eserler sergilenmiştir Aynı zamanda burada arslan başı, Artemis tapınağının başrahibinin heykelleri ile altın, gümüş ve fildişi buluntular, torsolar sergilenmiştir Müzenin Çeşme buluntuları salonunda Roma döneminde yapılmış olan Zeus başı, Aphrodite heykeli, dinlenen savaşçı heykeli, Polyphemos heykel grubu, Augustus Mabedinin alınlığındaki heykel grubu, Pollio çeşmesinin havuz kenarı bulunmaktadır Müzenin İmparator Kültleri salonunda Efes’in en önemli anıtlarından biri olan Parth Anıtı yakın tarihlerde ortaya çıkarılan kabartmalar ve Viyana’dan getirilen bu anıtlara ait kabartma mulâjları sergilenmektedir Roma İmparatorluk Döneminde altın çağını yaşayan Efes’teki kazılarda ortaya çıkarılan heykeller, portreler, Hadrianus Mabedine ait frizler de sergilenmektedir Yeni buluntu salonunda ise Efes’e 15 km uzaklıktaki Claros Apollon Kutsal Alanı’nda 1902–1997 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular sergilenmektedir |
|
|
|