Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
giren, hayatına, hikmet, kadınlar, kimlerdir, nazım

Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar Kimlerdir - Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar

Eski 07-30-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar Kimlerdir - Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar



Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar kimlerdir - Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlara Yazdığı Şiirleri






"Aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir!" diyen bir şairdir Nazım Hikmet

" Ve çok şükür aşığım Bu aşk mistik manada felan değil Platonik aşk değil Her birine ayrı ayrı pratik tezahirleriyle faal bir aşk Bana öyle geliyor ki, bir tek insana, yüz milyonlarla insana, her tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, fikre, birçok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir" Bu sözlerin sahibi bir şair, doğal olarak yaşamı boyunca pek çok kadına aşık olmuştur Üstelik kimi kez sadece kendisinin aşık olması yetmiştir Şair'e " Yani sen elmayı seviyorsun diye / elmanın da seni sevmesi şart mı? / Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık /yahut hiç sevmeseydi /Tahir ne kaybederdi Tahirliginden? /Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da / hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil"

diyen sevmeye sevdalı bir şairin hayatına giren kadınlar kimler?


Nüzhet - (İlk büyük aşkı ve ilk eşi)

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri

O mavi gözlü bir devdi
Minnacık bir kadın sevdi
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeliaçan bir ev





Piraye ( 2 eşi )

KARIMA MEKTUP
Bir tanem! Son mektubunda:
"Başım sızlıyor yüreğim sersem!"diyorsun
"Seni asarlarsa seni kaybedersem"diyorsun"
yaşayamam!"
Yaşarsın karıcığım
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlardaölüm acısı
Ölüm bir ipte sallanan bir ölü
Bu ölüme bir türlürazı olmuyor gönlüm
Fakat
emin ol ki sevgili
zavallı bir çingenenin
kıllı siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklarNazım’a!





Münevver (3 eşi)- (Tek çocuğu Mehmet'in annesi)

Sen
sen esirliğim ve hürriyetimsin,
çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
sen memleketimsin
Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin





Galina (Hem doktoru hem sevgilisi hakkında şiir yazmadığı tek kadın)

Vera'dan önceki sevgilisi doktor Galina büyük samimiyetle "Nazım beni terk etmese 20 yıl daha uzun yaşardı" demiş ve şu cümleyi eklemiş: "ama şiir yazamazdı"





Vera (4 ve son eşi)

Saman Sarısı
Seher vaktı habersizce girdi
gara ekspres kar içindeydi
ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım
peronda benden başka da kimseler yoktu
durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri
perdesi aralıktı
genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada
saçları saman sarısı kirpikleri mavi
kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı







Nazım Hikmet'in gene bir kadına yazdığı tahmin edilen, Bir Ayrılış Hikayesi adlı şiiri


BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:/-Seni seviyorum, / ama nasıl, / avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp / parmaklarımı kanatarak/kırasıya/çıldırasıya/Erkek kadına dedi ki:/-Seni seviyorum,/
ama nasıl,/ kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,/yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,/yüzde hudutsuz kere yüz/Kadın erkeğe dedi ki:/-Baktım /dudağımla, yüreğimle, kafamla;/severek, korkarak, eğilerek,/dudağına, yüreğine, kafana/Şimdi ne söylüyorsam/karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana/Ve ben artıkbiliyorum:/Toprağın -yüzü güneşli bir ana gibi/ -en son en güzel çocuğunu emzirdiğini/Fakat neyleyim/saçlarım dolanmış/ölmekte olan parmaklarına/başımı kurtarmam kabil değil! / Senyürümelisin, yeni doğan çocuğun /gözlerine bakarak / Sen/
yürümelisin, / beni bırakarak/Kadın sustu/SARILDILAR/Bir kitap düştü yere/Kapandı bir pencere/AYRILDILAR

Alıntı Yaparak Cevapla

Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar Kimlerdir - Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar

Eski 07-30-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar Kimlerdir - Nazım Hikmet Hayatına Giren Kadınlar



Dr Ahmet Tacemen’in “Bulgartürkleri Gizli Tarihi 1878-1990, Adana 1991, Niğde 2003, Bursa 2011


Blaga, Nazım ve Todor Jivkov Yıl 1950


Nazım Hikmetle ‘Nazım Hikmet Bulgaristanda’ kitabının edibesi Blaga Dimitrovayı; Moskovanın, Bulgaristanda tezgâhladığı, 1950 göçü, karşılaştırır Rusya, yani Sovyetler birliği, emelleri peşinde, aynen Kabala ittifakı gibi, asırlardır Balkanları, Müslümanlardan, temizleme çabasındadır

Bulgarslavı Komünist partisi, güya göçü durdurmak için, çaba harcar Bu hizada Sovyetlere henüz ulaşan Nazım Hikmet (1902-1963), Bulgartürklerini göç etmekten vazgeçirmek için, Bulgaristana getirilir Nazım Hikmetin getirilmesi, Türkiye komünistlerine, oradan da dünya komünistlerine ve dünya efkârı umumiyesine; göçün Komünizmden kaçış olmadığına, emperyalist provokasyonu olduğuna, şahitlik edilmesi, içindir Türk komünisti Nazım Hikmetin yanına, o esnada Moskova Edebiyat Enstitüsünde Doktorasını tamamlamakta olan, Bulgaristanlı kadın şair Blaga Dimitrova (1922) verilir

Bu iki büyük insanın, başında Todor Jivkov bulunan Bulgarslavı Komünist Partisi Merkez Komitesi heyetiyle, Komünizmin başlattığı göçü, Komünizm adına; Deliormanı, Dobrucayı, Rodopları, köy, köy, kasaba kasaba dolaşarak; durdurma, çabalarını, edibenin yazdığı yolculuk notlarında görmek, mümkündür Blaga Dimitrova gibi, usta kalemden yazılı bu notlarda yer alan Göç sahneleri, muhteşemdirler

Kitapta göçün anlatıldığı kısımlarda, o zamanlarki Deliorman, Dobruca, Rodop Bulgartürkleri; hâlâ Osmanlı kılık kıyafetleriyle; Bulgaristandan göç gibi, mahşerî karmaşada; kadınlarla, erkeklerle, çocuklarla, anne-babalarla, kardeşlerle, dedelerle, ninelerle, bebelerle, hayvanlarla, tarlalarla, bağlarla, bahçelerle, bayırlarla; çayırlarda kuşlarla, göllerde, ırmaklarda balıklarla, canlı durmaktadırlar Bir de, o mahşerde, o mahşere; tren garında, trenin, üç dakika duruvermesi; mahşerin, koca treni alıp, “Can yoldaşlarımı, nerelere götürüyorsun?” diye, bağrına basıp, saklamak istemesi, yok mu?…

Bütün bunları büyük usta Blaga Dimitrova, vatanından ayrılanın, kendisiymiş gibi, yüreğinden parça, parça koparırcasına, anlatır Çok samimi, çok hassas edibenin yazdığı her satırda; Bulgartürklerine, Bulgarslavlarına duyduğu, saygı ve sevgi, eksiksiz vardır

Blaga Dimitrova ve Nazım Hikmet, yaşadıkları zamanı temsil edebilecek, kültür birikimlerine, medeniyetin ulaştığı değerlere sahip muasır insanlardır Biri Bulgaristanın, diğeri de Türkiyenin, büyük şairleridir Her ikisi de, biri Birinci Cihan harbinden sonra, diğeri İkinci Cihan harbinden sonra Moskovada talebelik yılları geçirirler Burada, daha genç yaşta, hayatlarını, insanlar arasında adalete adarlar Devletlerin, benimsedikleri ideolojilerin, kendisine hizmet edenleri, devletleri adına kullandıklarını, unutup, insanlığa adalet getirilmesi için, o çağlarda romantik olan, Komünizmi seçerler

Blaga Dimitrova, 1958 yılında Bulgartürkleri mekteplerinin, kapatılmalarıyla, haklarının ihlâlleri başlayınca, daima onların yanında olur Ad değiştirmelere (1961-1985), o kadar ısrarla karşı çıkar ki, nihayet Bulgarslavı devleti ve onun Genel Kurmayı, onu, “Millet ve vatan haini” ilân ederler Yazdıklarına, neşretme yasağı getirilir Bilhassa 1987-1989 yılları arasında, çok aşırı hakaretler görür, defalarca linç girişimlerine maruz kalır Blaga Dimitrova ülkede rejim değişikliğinden sonra, Bulgartürklerine, Bulgarslavlarıyla eşit haklar verilmesi için mücadele eder

Dünyanın, en narin, en zarif kadını, İslâm Bulgartürkleri hakları için, Bulgarslavı olarak, Hrıstıyan olarak, yorulmadan, yılmadan, mücadele verir Haklı olduğu inancının, büyüklüğüne; insanlığının büyüklüğüne, hayran olmamak, elde değil

Nazım Hikmet, Bulgartürklerinin, Bulgaristanda hallerinden, devamlı alâkadar olur O, Moskovada tedrisat yapan, Bulgartürkü talebeleriyle irtibatlarını hiç kesmez Bulgaristanda, Bulgartürklerinin her haklarının ihlâlini, Sovyetler Birliği, Bulgaristan ve Milletlerarası plâtformlarda dile getirir Sonunda, şair, bu alâkasının kurbanı olur Bulgaristanda Ad değiştirmeleri, başlar başlamaz, Nazım Hikmetin, buna karşı çıkıp, dünyayı ayağa kaldırmasından, korkularak, altmış yaşında, Panmoskovistler tarafından, öldürülür (1963)

Ne olduysa, Nazım Hikmet, sabah kapısını açıp, bırakıldıkları posta kutusundan, gazeteleri, almaya çıktığı esnada olur; dipdiri çıkan şair, mecalsiz halde bulunur Ölümü şüphe uyandırır Ancak Moskova, Londra değil ki, bu şüpheli ölüm üzerine tahkikat yapılsın! Cinayet kalp sektesi teşhisiyle kapatılır Ben, Bulgarslavlarının, icatları olan “Bılgarski çadır” denilen, suikast silâhını, o zamanlar kullanıp, kullanmadıklarını, bilmiyorum Ancak büyük şairin ölümünde “Bulgar parmağı” olduğuna, inanıyorum

Moskovada bir Bulgarslavı şovenci filmi galası esnasında Nazım Hikmet sahneye fırlar Beyaz perdede iri cüssesinin, silueti daha da ihtişamlı görülür Acilen ışıklar yanar Şair kendini tanıtır Zaten salonda onu tanımayan yoktur Galaya gelenlerin hepsi, seçili davetli kişilerdir Şair, iki elleriyle, gömleğini, yakaları altından tutar ve düğmeleri kopartırcasına, iki tarafa çeker, bağrını açar ve “Ben de Türküm, Türk kanına susandıysa, evvelâ benim kanımı akıtın, için!”, der Salonda olanların, başları yere eğilir, kendilerine geldiklerinde, ayağa kalkarlar ve şairi alkışlarla uğurlarlar

Bulgarslavı devletinin, bundan sonra çektiği filmlerde, komitalar, öldürdükleri Türklerin, kanını içerler…

Burada okurun 1950 Göçü muhtevasına girebilmesi için, Blaga Dimitrovanın, “Nazım Hikmet Bulgaristanda” adlı kitabından, birkaç fragman sunma ihtiyacını hissediyorum:

“Nazım Hikmet, en ince teferruata kadar bütün malûmatı havi bulunan kalın dosyayı açıyor ve işaretlediği sayfalardan, şunları okuyor: … Dokuz eylüle kadar 397 ilk mektep, 27 rüştiye; 602 ilk mektep muallimi, 69 rüştiye muallimi; 35000 ilk mektep talebesi, 2000 de rüştiye talebesi vardı 9 Eylülden sonra ise ilk mekteplerin sayısı 832 yi, rüştiyelerin sayısı179 u, muallimlerin sayısı 2460 ı, rüştiye muallimlerinin 540, ilk mektep talebelerinin sayısı70422 i, rüştiye talebelerinin sayısı 13020 i bulmuştur

Şair devam ediyor: ”Ya sulama sistemi, ya orman kuşakları!

Ve şunları ilâve ediyor:

“Halkları ancak biz komünistler, ebedi kardeşler haline getirebiliriz!”

Okudukları hakikat Okuduklarının Komünist iktidarın idaresinde yapıldıkları da, hakikat Ancak şairin, birkaç yıldan beri Bulgartürkleri ile alâkalı Bulgaristanda olanlardan, haberi yok Bunun için:

“Yüzünden bir endişe gölgesi geçiyor

‘Fakat kendilerine bu kadar büyük kaygı gösterilen bir memleketi bırakıp da, o cehenneme gitmeye hazırlanan iğfal edilmiş kimselerin bulunduğunu düşünüyorum da, içim sızlıyor”, diyor şair (Blaga Dimitrova, Nazım Hikmet Bulgaristanda Sofya 1955S:5)

Şair, Göçün sebebini bulmakta, kararlı Deliorman köylerinin birinde, Bulgartürkleriyle düzenlenen toplantıda, kafayı, karşısında oturan, Köy hocasına takar:

“Nazım Hikmet hocaya dönerek:

‘Sen yaşlı ve tecrübeli bir adamsın diyor Söyle bana, köydeşlerin neden göç ediyorlar? Onları, evlerini ve tarlalarını bırakmaya sevk eden sebep nedir?

Hoca aceleyle gözlerini kaldırıyor, şairle göz göze geliyor ve yine gözlerini yere dikiyor…”

Neden sonra şair yine hocaya soruyor:

“Söyle bakalım bu kendi halindeki köylüler, neden o Cehenneme gidiyorlar?”

Hoca susuyor Hoca, Castık gâvurlarını (Karakol zebanilerini) gördükten sonra, nasıl susmasın, ödceğizi patlatılmış hocanın Ödü patlatılmayanlar:

“…ona (Şaire), bazı şahsi güceniklik ve üzüntülerini, anlatmaya başladılar Şair her birine ayrı ayrı, nasıl hareket edeceklerine dair öğüt veriyordu:

‘Meseleleri açıkça ortaya atmaktan korkmayın Bir haksızlık gördüğünüz zaman, derhal köy savetine gidip, her şeyi apaçık söyleyin Halk idaresi bizimdir, bunu anlayın Türkiyede durum bambaşkadır Orada her hangi bir Amerikalı, bir Türk kızını beğendi mi, ara da bul bir daha… Orada şikâyete gidecek kimse yoktur Himaye isteyeceğin yer yoktur Unutmayın ki Bulgaristan halk idaresinin başında, bizim büyük bir dostumuz olan Vılko Çervenkov yoldaş durmaktadır O, sizin her isteğinize, her an, şahsen cevap vermeye hazırdır Ben, onunla konuştum ve sizi temin ederim ki, bu adam, sizin her arzunuza seve seve karşılık verecektir…” (Blaga Dimitrova Age S:20)

Şair, inandığından, bu muhtevada devam ediyor Bulgarslavı zulmünü örtbas etmek için, kullanıldığının farkında değil ki Ta ki, Bulgarslavı Komünist Partisi Genel Sekreteri ve ülkenin Başbakanı Vılko Çervenkovun, adını ağzına almaya, mecbur kalıncaya kadar O zaman, sora sora, göçün sebebinin; Bulgartürklerine tatbik edilmeye başlanılan adaletsizliğin; mescitlerin, camilerin, kapatılmalarının; imamların, müezzinlerin, hocaların, münevverlerin ezilmeleri; milletin ufkunun karartılması, olduğunu, anlar gibi oluyor

Çaresizliği işte o zaman başlıyor Amerikalının kız kaçırması safsatası, bundan Göçün sebebi hakkında öğrendiklerini, Bulgartürkü düşmanı olduklarını, anlamış olacak, yolculuğa refakat eden, Parti Merkez Komitesi heyeti azalarıyla paylaşmıyor O, sadece soydaşları olan mazlumlara, mahcup mahcup: “Haksızlıkları, Vılko Çervenkov yoldaşa anlatın!” diyor…

Ülkenin, Başbakanına kadar, başka yer kalmamış, yok! Hani Türkiyede “Şikâyete gidecek kimse yoktu”, “Himaye isteyecek yer yoktu Burada var mı; Başbakan nerede, sefil Bulgartürkü, nerede

Heyetin reisi, Todor Jivkov da, her Türke beslediği kini, ona da, besliyor; Bulgartürklerine, kendi halkına yaklaşır gibi yanaşan, Blaga Dimitrovaya da öfkeli Belli etmiyor, yalnız, onlar için, kendisinin Ulah çingenesi olduğunu, hatırladığından, olacak “Davaya ne kadar bağlılar! Asil insanlar!” dediği, söyleniyor Herhalde kendisinin hiçbir davaya bağlanamadığını, bağlanamayacağını, düşünüyor Ancak gün gelip de, Blaga Dimitrovayı, “Vatan ve Millet haini”, ilân edeceği; Nazım Hikmetin, ölüm fermanını imzalayacağı, aklından, geçmiyor

-------------------------------

Yedinci bölümden

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.