Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961 |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961 - Yürürlükten Kaldırılmış Anayasalar 1960 hükümet darbesinden sonra hazırlanarak 9 Temmuz 1961'de kabul edilen 1961 Anayasası olarak bilinen anayasa değişikliği, 1924 Anayasası'nı yürürlükten kaldırmıştır 1961 Anayasası, genç subayların yaptığı 27 Mayıs askeri müdahalesinin ardından, 37 yıllık bir dönemde gelişen politik yaşamın ve özellikle de çok partili siyasi ortamın ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek bir anayasaya gerek olduğu düşünülmüştür Bu anayasa Soğuk Savaş dönemine aykırı olarak özgürlükleri arttıran bir anayasaydı Türkiye'nin en demokratik anayasasıdır![]() 9 Temmuz 1961'de halkın oyuna sunularak oylamaya katılanların %60 4'ü tarafından kabul edilmiştir 1982 Anayasası'na kadar yürürlükte kalmıştır![]() 1961 Anayasası ile, Güçler ayrılığı sağlanmıştır ( Yasama-Yürüme-Yargı )Yasama gücü: Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olmak üzere iki meclistir ![]() Yürütmenin dışında bağımsız yargı organları kurulmuştur ![]() Yasamadan çıkan yasaların anayasaya uygunluğunu kontrol eden Anayasa Mahkemesi kurulmuştur ![]() Yürütmenin, yönetimin tüm eylemleri, kararları anayasal bir kuruluş olan Danıştay denetimine verilmiştir Yani TBMM egemenlik hakkını kullanan tek organ olmaktan çıkıp Anayasa'da sözü edilen yetkili organlardan biri olmuştur![]() Kişinin temel hak ve özgürlükleri Anayasa ile güvenceye alınmıştır ![]() 1961 Anayasası ile tam bir parlementer sisteme geçilmiştir Demoratik, sosyal ve hukuk devleti anlayışı gelmiştir:
|
|
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961 |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961Çoğulcu Demokrasi Denemesi - 1961 Anayasısının Getirdikleri - 1961 Anayasısının Çıkarılışı 1 27 Mayıs Rejimi1960 yılının Nisan ve Mayıs aylarında üniversite öğrencilerinin başını çektiği ve yer yer güvenlik güçleriyle çatışmalara kadar varan olaylar, DP iktidarının çöküşünü hızlandırdı 27 Mayıs 1960 günü bir grup subayın öncülüğünde gerçekleştirilen biraskeri müdahale ile ordu ülkede yönetimi eline geçirdi Bu tarihten 25 Ekim 1961'e,yani yeni anayasaya göre seçilmiş TBMM'nin ilk toplantısına kadar Türkiye "27 Mayıs dönemi rejimi" denebilecek olağanüstü bir dönemden geçti Bu, siyasal sisteminyeni bir anayasa çerçevesinde yeniden yapılandırıldığı ve daha sonraki siyasal yaşamda etkileri hissedilen bir dönemdir ![]() 27 Mayıs Rejimini oluşturan ve sürdüren güç nedir? 27 Mayıs günü iktidara el koyan ve kendini Milli Birlik Komitesi (MBK) olarak adlandıran 38 kişilik askeri komite, yaptığı ilk açıklamada en kısa zamanda seçimlerin yapılarak iktidarın devredileceğini vaad etmekteydi Komite ilk iş olarak çoğunluğusivillerden oluşan bir bakanlar kurulu kurdu Dönemin ünlü hukukçularındanoluşan bir "bilim kurulu"da anayasa konusunda çalışma yapmakla görevlendirilmiştir ![]() MBK 12 Haziran 1960 günü kabul ettiği bir "Geçici Anayasa" ile de fiili yönetimini hukuksal bir temele oturtmak istedi Bu metin, 1924 Anayasasını temel almakta, nevar ki TBMM'nin yerine MBK'yı koymaktadır Milli Birlik Komitesinin Başkanı -Org Cemal Gürsel- aynı zamanda devlet başkanı olmaktadır Bakanlar kurulununbaşkanlığını da yürütecek olan MBK başkanı Cemal Gürsel, Genelkurmay Başkanlığı görevini de üstlenmektedir ![]() 1 1 Yassıada Mahkemeleri12 Haziran 1960 tarihli "Geçici Anayasa" düşürülen cumhurbaşkanı, başbakan ve eski iktidar milletvekilleri ile bunların suçlarına katılanları yargılamak üzere 9 kişilik bir özel mahkeme -Yüksek Adalet Divanı- kurmaktaydı Ayrıca sanıkların sorumluluklarınıaraştırmak üzere bir Yüksek Soruşturma Kurulu da oluşturulmuştu ![]() Yassıada Mahkemelerinin verdiği kararlar nelerdir? Ekim 1960'da İstanbul yakınlarındaki Yassıada deniz üssünde çalışmalarına başlayan Yüksek Adalet Divanı'nda 11 ay süresinde 538 kişi yargılandı Divan 15 tanesiidam, 31 tanesi müebbed hapis olmak üzere çok sayıda mahkumiyet kararı verdi ![]() Yargılamalar sonucu 135 kişi de beraat etmişti ![]() İdam kararları yurtta ve yurtdışında tepkiyle karşılandı CHP Genel Başkanı İsmetİnönü dahil olmak üzere pek çok kişi idamların uygulanmaması için çaba harcadı ![]() MBK'da da önceleri böyle bir eğilim vardı Ne var ki ordu içindeki sertlik yanlısıgrupların baskısı sonucu MBK üç kişinin idamını onaylamak zorunda kaldı İdamcezaları onaylanan eski Başbakan Adnan Menderes, MaliyeBakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu 15 ve 17 Eylül 1961 günlerinde idam edildiler ![]() Yassıada Muhkemelerinde mahkum olanların cezaları nasıl değiştirilmiştir? Olağanüstü bir mahkeme niteliği taşıyan Yüksek Adalet Divanı tarafından verilen yargı kararları ve infaz edilen idam cezaları Türkiye'de etkileri uzun yıllar sürecek bir çatışmanın odak noktasını oluşturmuştur Ağır cezalara mahkum edilen DP öndegelenleri 1960'lı yılların ortalarından önce çıkarılan af yasaları ile serbest bırakılmış olmalarına karşın, yeni Anayasada yer alan yasaklayıcı hükümler nedeniyle siyasal haklarına ancak 1974 yılında yapılan bir anayasa değişikliği sonucu kavuşabilmişler ve bunlardan ancak çok küçük bir kısmı yeniden aktif politikaya dönebilmiştir ![]() Nihayet 1990'lı yıllara girerken idam edilen üç politikacının naaşları İstanbul'da hazırlanan bir anıt mezara konmuş ve böylece bir tür "iade-i itibar" amaçlanmıştır ![]() 1 2 MBK'da BölünmeMBK'da meydana gelen görüş ayrılığının en önemli nedeni nedir? MBK'yı oluşturan çoğu küçük rütbeli subayların aralarında tam bir düşünce birliği olduğunu söylemeye olanak yoktur Komitede zamanla iki eğilimin ortaya çıktığıgözlemlenmektedir Bir grup demokratik düzene geri dönülmesinde aceleci olunmamasıgerektiğini ileri sürüyor ve temel reformları gerçekleştirene kadar iktidarda kalmayı öngörüyordu Diğer bir grup ise bir an önce yeni bir anayasanın yapılmasınıiktidarın bundan sonra yapılacak seçimleri kazanacak partiye devredilmesini savunuyordu Birinci grubun MBK'ya verdiği, kamuoyuna da yansıyan "Ülke veKültür Birliği" adlı, yasa tasarısı, MBK içindeki bölünmeyi hızlandırmıştır Komiteninılımlı üyeleri, devlet başkanının öncülüğünde MBK'nın "radikal" kanadını tasfiye etmişlerdir 13 Kasım günü MBK devlet başkanınca feshedilerek 14 üyeyi dışardabırakacak biçimde yeniden kurulmuştur Böylece, yeni anayasanın MBK'nın daiçinde yer alacağı bir Kurucu Meclis tarafından hızla hazırlanıp, genel seçimlere gidilmesi yolundaki önemli bir engel aşılmıştır ![]() 2 Yeni Anayasanın YapılışıTemsilciler Meclisi'nin genel özellikleri nelerdir? Yeni anayasayı yapmakla görevlendirilen "Kurucu Meclis", MBK ile Temsilciler Meclisi'nden oluşmaktaydı Temsilciler Meclisi genel oya dayalı bir seçimle kurulmuşolmamakla birlikte, "temsil" niteliğinin geniş tutulmasına çalışılmış bir organdı ![]() İllerin, siyasi partilerin ve çeşitli kuruluşların (barolar, basın, esnaf ve gençlik kuruluşları, sendikalar vb ) MBK müdahalesi olmaksızın doğrudan seçtiği üyeler bumeclis içinde çoğunluğu oluşturmaktaydılar Anayasa yapımı süreci içinde Meclisinher iki kanadı arasında anlaşmazlık çıkması halinde de ağır basacak olan Temsilciler Meclisi'ydi ![]() Ne var ki, Kurucu Meclis yasasında yer alan bir kural uyarınca mahkeme kararıyla kapatılmış olan DP üyelerinin bu mecliste temsil edilmeleri engellenmişti Böyleceülkede önemli bir gücü temsil eden siyasal kadrolar Temsilciler Meclisi'nden dışlanmış olmaktaydılar Bu durum demokratik anlayış açısından bir sakınca oluşturmaklabirlikte, Temsilciler Meclisi'nin CHP eğilimli bir kentli-aydın üstünlüğüne sahne olmasına da olanak vermiştir Mecliste CHP dışında temsil edilen öteki partiise Osman Bölükbaşı liderliğindeki Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ydi ![]() Kurucu Meclis'te anayasanın hazırlanması nasıl gerçekleşmiştir? Temsil eksikliğinin anayasa bakımından ortaya çıkarabileceği sakıncayı önlemek için, Kurucu Meclisin kabul edeceği anayasa metninin bir de halkoyuna sunulması düşünülmüştü Anayasanın belli bir tarihe kadar tamamlanamaması ya da halkoyundareddedilmesi halinde ise, bu kez genel seçimle oluşacak bir Temsilciler Meclisi'nin göreve çağrılması öngörülmekteydi ![]() 9 Ocak 1961 günü seçilen Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun hazırladığı tasarı üzerindeki görüşmeler yeni anayasanın 27 Mayıs 1961 günü Kurucu Meclisce kabul edilmesi ile tamamlandı ![]() Tasarının Temsilciler Meclisindeki görüşmelerinde hayli gergin tartışmalar yaşandı ![]() Aşağı yukarı aynı görüşleri paylaştığı düşünülen bu meclisin üyeleri arasında, ekonomik ve sosyal konularda önemli görüş ayrılıkları ortaya çıktı Özellikle çiftçinintopraklandırılması ve ormanların devletleştirilmesi gibi amaçlarla özel mülkiyetin sınırlanması konusu ateşli tartışmalara konu oldu Bir başka deyişle, 1960 sonrasıTürkiyesinde görülen "sol-sağ kutulaşması"nın, yani toplum yapısını değiştirmek isteyenlerle istemeyenlerin birbirlerinden ayrılmaya yönelmelerinin ilk ipuçları Temsilciler Meclisi'nde yaşandı İki meclis, anayasa mahkemesi, yargı bağımsızlığıgibi kurumsal çözümlerde ise görüşler birbirine çok daha yakındı ![]() Anayasa çalışmaları sırasında Kurucu Meclisin iki kanadı arasında önemli sayılacak görüş ayrılıkları da ortaya çıkmadı Bir başka deyişle, bir askeri müdahale sonucuyapılmış olmasına karşın, 1961 anayasasına damgasını vuran "sivil" güçler olmakta, Kurucu Meclisin "askeri" kanadının da bu güçlerden farklı bir çizgide bulunmadığı gözlemlenmektedir ![]() 9 Temmuz 1961 günü halkoylamasına sunulan yeni anayasa oylamaya katılanların %61 5'i tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir Anayasa aleyhine kullanılanoyların tahmin edilenden yüksek olmasının başlıca nedeni, bu oylamanın bir "plebisit" niteliği taşıması, yani verilen oyların anayasanın metnini beğenip beğenmemekten çok, DP'nin askeri bir harekat ile düşürülmesinin ve MBK yönetiminin benimsenip benimsenmemesine bağlı olarak kullanılmasıydı ![]() 3 1961 Anayasasının GetirdikleriBir bütün olarak bakıldığında, 1961 anayasasının iki temel amacı bağdaştırmaya çalıştığı söylenebilir Bu amaçlardan bir tanesi, 1960 öncesi yaşanmış olan demokrasive özgürlük sorunlarının ayrıntılı düzenlemelerle aşılması, diğeri ise ekonomik ve toplumsal gelişmenin sağlanmasıdır ![]() Yeni Anayasa kişi hak ve özgürlüklerine ne gibi yenilikler getirmiştir? Anayasanın demokrasi ve özgürlük sorunları konusunda getirdiği çözümlerin başında, birey-toplum/devlet ilişkilerinde insanı/bireyi yüce değer saymak ve onun hak ve özgürlüklerini devlete ve topluma karşı anayasal önlemlerle güvenceye kavuşturma çabası gelmektedir Anayasanın "hukuk devleti" ilkesine, yargı denetimineve yargıya/yargıçlara büyük önem vermesi ve bu alanda ayrıntılı hükümler getirmesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir İki meclisli sisteme geçilmesi, AnayasaMahkemesinin kurulması ve özerk kuruluşların öngörülmesi de yine aynı bağlamda ele alınabilir ![]() Yeni Anayasaya göre, devlet, ekonomike ve toplumsal gelişme konusunda neler yapabilecekti? 1961 Anayasasının ekonomik ve toplumsal gelişme/kalkınma ile ilgili yaklaşımı ise, devlete " ![]() ![]() kişinin temel hak ve hürriyetlerini fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasi, iktisadi ve sosyal bütün engelleri" kaldırmak ve "insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları" hazırlamak görevi veren 10 maddede kendini göstermekteydi Bu çerçevededevletin nitelikleri arasında yer alan "sosyal devlet" ilkesi ve "sosyal adalet" kavramı önem kazanmaktaydı Gelişmekte olan ülkelerde sosyal devletin önceliklepaylaşılacak toplumsal zenginliğin arttırılmasını gerekli kıldığı göz önünde tutulunca, 1961 Anayasasının Türkiye için öngördüğü "proje"nin, kalkınmanın bedelini belli toplumsal kesimlere yüklemeyen, insan haklarına dayalı "Batı tipi" bir çoğulcu demokrasi projesi olduğunu söylemek mümkün olacaktır Bir başka deyişle, yenianayasa kalkınma, demokrasi ve sosyal adaleti birlikte gerçekleştirmeyi hedefleyen "zor" bir denemeyi temsil ediyordu ![]() Böyle zor bir deneme olmasına karşın, 1961 sistemi ile 1977-78 yıllarına kadar ekonomik büyüme ve toplumsal refah ile siyasal demokrasi bir ölçüde birlikte götürülebilmiştir ![]() Fakat bu yıllarda keskinleşen dünya ekonomik bunalımının da etkisiyle, 1961 Anayasası, katılmacı-özgürlükçü ve toplumsal yönleriyle bazı çevreler için "tedirginlik" yaratıcı bir konuma gelmeye başlamış, "kalkınma-refah-demokrasi" üçgeninde giderek artan "sıkışma" ülkeyi bir askeri darbeye doğru sürüklemiştir ![]() 4 1961 Seçimleri ve Anayasal Rejime Geçiş1961 seçimlerinin sonuçları ne olmuştur? 27 Mayıs rejiminden 1961 sistemine geçiş kolay olmamıştır 15 Ekim 1961 seçimlerindensonra TBMM'nin 25 Ekim'de toplanmasıyla birlikte Kurucu Meclisin -ve tabii MBK'nın- hukuki varlıkları sona ermekle birlikte, ordunun "geçiş" aşamasındaki rolü hissedilir olmaya devam etmiştir Seçimleri kazanması beklenen CHP 450 üyeliMillet Meclisinde ancak 173 milletvekili (%36 7 oy) sokabilmişti Seçimlerde bu partiyekarşı cephe tutmuş partiler ise çok daha fazla milletvekili çıkarmış durumdaydılar ![]() Özellikle "DP'nin devamı" olma yarışında açık farkla birinci gelen (158 milletvekili) ve anayasaya karşı "hayır" kampanyası yürütmüş olan ve "intikamcı" bir izlenim veren Adalet Partisi'nin 156 üyelik kazanmış olması ordu içinde tedirginlik yaratmaktaydı ![]() Bu nedenle seçimlerle TBMM'nin toplanmasına kadar geçen süre yeni bir askeri harekatın açıkça konuşulduğu bir dönem olmaktadır ![]() Nihayet, AP'nin cumhurbaşkanlığı için aday göstermekten vazgeçmesi, eski MBK başkanı Cemal Gürsel'in cumhurbaşkanı seçilmesi ve CHP Genel Başkanı İnönü başkanlığında bir CHP-AP koalisyon hükümetinin kurulmasıyla bu sorunlar aşılabilmiş ve anayasanın öngördüğü düzene geçilmiştir ![]() Türk siyasi hayatı 1965 yılına kadar nasıl biri gelişme göstermiştir? 1 Haziran 1962 tarihine kadar görevde kalan Türkiye Cumhuriyetinin bu ilk koalisyon hükümetinin en büyük başarısı bir askeri darbe girişimi atlatılabilmiş olmasıdır ![]() AP'nin hükümetten çekilmesiyle yıkılan bu hükümetin yerine yine İnönü başkanlığında bir CHP-YTP-CKMP hükümeti kurulmaktadır Bir askeri darbe girişiminindaha boşa çıkarılmasından sonra dağılan bu hükümetin yerini bu kez CHP ile TBMM'deki bağımsızlardan oluşan 3 İnönü koalisyonu hükümeti almıştır![]() Bu dönem içinde yapılan yerel ve Cumhuriyet Senatosu kısmî seçimlerinde, AP oylarında büyük bir artış da görülmektedir Bundan güç alan AP eski liderinin ölümüüzerine genel başkanlığa seçilen Süleyman Demirel'in liderliğinde hükümeti düşürme çabalarını hızlandırdı Nihayet 1965 yılının Şubat ayında bütçesi reddedilen3 İnönü hükümetinin istifası sonucu, bir bağımsızın başkanlığında, CHP dışındakitüm partilerin katıldığı yeni bir hükümet oluşturuldu Demirel'in de başbakan yardımcısıolarak görev aldığı bu hükümetin kurulması ile birlikte, sivil yönetime geçiş sürecinin tamamlandığı söylenebilir ![]() 5 1965 Seçimleri ve Tek Başına AP İktidarı1965-1971 1965 seçimleri AP'nin büyük bir başarı sağlayarak %53 oy ile Millet Meclisinde salt çoğunluğu (240 üyelik) sağlaması ile sonuçlandı CHP'nin büyük oy düşüşü yaşadığı(134 üyelik) bu seçimlerde, tüm oyların değerlendirilmesine imkan veren seçim sistemi sayesinde %2 2 ile %6 arasında oy alan 4 küçük parti de parlamentoda temsilhakkı kazanabildi ![]() Adalet Partisi'nin iktidarı döneminde yaşanan gelişmeler nelerdir? AP iktidarının 1965-69 dönemi, dünyadaki ekonomik konjonktürün de yardımı ile, düşük enflasyon koşullarında düzenli ve hızlı bir büyümenin sağlandığı yıllar olmuştur ![]() Dış ülkelerdeki Türk işçilerinin gönderdiği dövizlerle desteklenen ve popülist bölüşüm politikalarının izlenmesine olanak veren bu dönem, tıpkı Menderes'in ilk yılları gibi, bir "bolluk" dönemi olarak görülmüştür Dayanıklı tüketimmalları üretiminin artışı, tarım ürünleri destekleme fiyatlarının yüksek tutuluşu ve montaj biçiminde de başlasa "ithal ikamesi" yöntemine dayalı sanayileşme politikası, özellikle kırsal alanlarda Adalet Partisine, yıllarca sürecek bir seçmen desteğinin oluşmasında etkili olmuştur ![]() 1969 seçimlerinin siyasi sonuçları ne olmuştur? 1969 seçimlerine, AP dışındaki tüm partiler güçsüz olarak girdiler Kendi içinde bölünmeleryaşayan CHP ve TİP, bir de "Alevi" seçmen oylarına talip olan Birlik Partisi rekabeti ile karşı karşıya kaldı "Parlamento dışı" muhalefet yaygınlaşmış, parlamentoiçi siyasal etkinlikleri küçümseyen radikal gruplar güç kazanmışlardı ![]() 1969 seçimleri bu grupların "seçimli" sisteme yönelik güvensizliklerini arttırıcı sonuçlar verdi Seçim sisteminin değiştirilmesinden yararlanan AP, 1965 seçimlerinekıyasla 6 puan yitirmesine karşın, TBMM'deki salt çoğunluğunu arttırarak (256 üyelik) iktidarını korumayı başardı CHP bir puanlık kaybına karşın 143 üyelik kazanmıştı![]() Seçimlerde parlamentoya giren üç bağımsız üye içinde, AP adaylığı veto edilmiş olan ve 1970 yılında Milli Nizam Partisini kurarak genel başkanlığına gelecek olan Necmettin Erbakan da yer almaktaydı ![]() Adalet Partisi'nin 1969 seçimlerinden sonra izlediği politikanın özellikleri nelerdir? Seçimlerde büyük başarı sağlamış olmasına karşın, AP içinde, Demirel'in genel başkan seçildiği 1964 Kongresinden beri süren çatışma da sertleşmekte ve sayısı 40'ı aşan AP milletvekilinin Demirel hükümetinin 1970 bütçesine red oyu vermesi ile doruğa ulaşmaktadır Sanayicilerle Anadolu tüccarı ve esnafı arasında Adalet Partisiiçinde sağlanmış olan çıkar uzlaşmasının, hiç değilse geçici olarak, çöküşü olarak yorumlanabilecek olan bu kopuş, hükümetin istifasına yol açmaktadır AP'den ayrılanmilletvekilleri Demokratik Parti adlı yeni bir partide toplanmaktadırlar ![]() Ne var ki, bir koalisyon hükümeti kurmak ya da seçimlerin yenilenmesini isteme gibi çözümleri bir yana bırakan Demirel, parlamentodaki küçük partilerden yaptığı milletvekil "transferleri" ile, zayıf bir çoğunluğa da dayansa, kendi başkanlığında yeni bir AP hükümeti kurmayı başarabilmektedir Ancak, gerek bu hükümetin kuruluşbiçimi, gerek parlamento dışında gelişen radikal işçi ve gençlik hareketleri, gerekse de ordu içindeki müdahaleci eğilimler, yeni hükümetin olayların peşinden sürüklenen güçsüz ve prestijsiz bir hükümet olmasına yol açmaktadır 1970 yılınınAğustos ayında Türk lirasının değerini dolar karşısında 9 liradan 15 liraya düşüren devalüasyon kararı da, ekonomik bakımdan yanlış olmasa bile, hükümetin desteğini arttırıcı bir karar sayılamazdı ![]() 6 Sol'da İlk Adımlar27 Mayıs 1960'dan ve özellikle de 1961 anayasasının kabulünden sonra sol düşünce üzerindeki baskılar hafiflemişti Bu durum soğuk savaş yıllarında ağır baskı altındatutulmuş olan solun yayın, dernekleşme ve partileşme bakımlarından hızlı bir gelişim göstermesine olanak verdi ![]() Yön Hareketi'nin genel özellikleri nelerdir? 1960 sonrası Türkiye'de sol hareket birden fazla çizgi üzerinde gelişti Bunlardan birtanesi 1962 yılında yayınlanmaya başlanan "Yön" dergisi etrafında oluştu Yayın hayatına1000'i aşkın kişinin imzaladığı bir bildiri ile başlayan Yön dergisi, Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal sorunlarının aşılması için köklü reformlar yapılmasını ve "kapitalist olmayan" bir kalkınma modelinin seçilmesini savunuyordu Bu amaçlaratoplumun ara tabakalarına dayanılarak ulaşılabileceğini belirten "Yöncüler", "zinde güçler" olarak nitelendirdikleri gençlik ve orduyu ilerici hamlelere öncülük edebilecek başlıca toplumsal güç olarak görmekteydiler ![]() Yön dergisini 1967 yılının ortalarına kadar çıkaran Doğan Avcıoğlu'nun başını çektiği grup, daha sonra "Devrim" adlı bir dergi çıkaracak ve 12 Mart 1971 müdahalesine kadar ordu içindeki reformcu/devrimci gruplarla dirsek temasını sürdürecektir ![]() Sosyalist Kültür Derneği'nin temel amacı nedir? Yön dergisinin çıkışından bir yıl sonra bir grup aydın tarafından kurulan Sosyalist Kültür Derneği de Cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimci atılımları yücelten bir anlayışa dayanmaktaydı Yöncülerin de içinde yer aldığı kurucuları içinde yetkin bilimadamlarının büyük yer tuttuğu bu dernek, kuruluş amacını "Türkiyenin meselelerini sosyalist bir dünya görüşünden incelemek ![]() ![]() tartışmak![]() ![]() ve bu çalışmaların sonuçlarınıyaymak" olarak açıklamaktaydı Dernek sosyalizmi azgelişmiş ülkelerinsosyal adalet içinde hızlı kalkınmalarını sağlayacak tek yöntem saymakta ve Türkiye'yi ileri bir uygarlık düzeyine ulaştırmayı amaçlayan Ulusal Kurtuluş Savaş'ının doğal bir uzantısı olarak görmekteydi ![]() Marksizmden etkilenmiş olmakla birlikte, 1930'lu yılların "Kadro" hareketi gibi köklerini Atatürk devrimciliği ile kapitalizme alternatif bir devletçilik ve halkçılık anlayışında bulan bu çizginin dışında "klasik" marksist anlayışı ise 1961 yılında kurulmuş olan Türkiye İşçi Partisi temsil etmekteydi ![]() Türkiye İşçi Partisi'nin güç kazanması ve etkinliğini yitirmesi nasıl gerçekleşmiştir? 12 sendikacı tarafından kurulan TİP başlangıçta önemli bir gelişme sağlayamamıştı ![]() Parti ancak 1962 yılında Mehmet Ali Aybar'ın genel başkanlığa getirilmesi ve yeni bir parti tüzüğü ve programının kabulü sonrasında canlılık kazanmıştır Böylece işçisınıfının partisi olma iddiasını üstlenen ve "insanın insan tarafından sömürülmesi sistemine" son vermeyi amaçlayan TİP, sosyalizmi hedefleyen bir parti kimliğine kavuşmaktadır Parti halk oyu ile iktidara gelmeyi öngörmektedir![]() İlk defa 1963 belediye seçimlerine katılan TİP, aydınlar arasında olduğu kadar, sendikacılar ve işçiler arasında da destek bulmuştur 1965 seçimlerine 52 ilde katılanparti %3 oy almış ve TBMM'ye 15 üye sokmuştur Böylece Cunhuriyet tarihinde ilkkez TBMM'de sosyalist bir parti ve sosyalist milletvekilleri yer almış olmaktadır ![]() Parti az sayıdaki üyesine karşın, TBMM ve kamuoyunda gündemi belirleme bakımından önemli bir rol oynamıştır 1967 yılında TİP kurucusu olan sendikacılarınTürk-İş'ten ayrılarak Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunu kurmaları ile birlikte partinin işçi hareketi içindeki etkisinin kurumlaştığı da görülmektedir ![]() DİSK kısa zamanda büyük gelişme gösterecek ve Türk-İş'e rakip olabilecek ve mücadeleci bir sendika kimliği kazanacaktır ![]() Ne var ki aynı süreç içinde TİP içinde hiç eksilmemiş olan görüş ayrılıkları da keskinleşmekte ve parti özellikle SSCB'nin Çekoslovakya müdahalesinden sonra sert iç çatışmalara sahne olmaktadır 1968-69 yıllarında güç ve yaygınlık kazanan sol gençlikhareketi içindeki nüfuzunu da yitiren TİP, 1966 ara seçimlerinin aksine, 1969 genel seçimlerinde yalnızca iki milletvekilliği kazanabilmiştir Bunda iç çelişkilerinyanısıra seçim sisteminin değiştirilmiş olmasının da etkisi vardı ![]() TİP 12 Mart döneminde siyasi partiler yasasına aykırılık nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatılmış, yöneticileri de sıkıyönetim mahkemeleri tarafndan ağır hapis cezalarına mahkum edilmiştir 12 Mart döneminin sona ermesinden sonra birgrup yönetici tarafından yeniden kurulan TİP, bundan sonraki yıllarda kayda değer bir güç oluşturamamıştır ![]() 7 CHP'de Yenilenme: "Ortanın Solu" HareketiCHP'nin yeni bir siyasal kimlik üretmesinin nedeni nedir? 1960'lı yılların başında Türk siyasal yaşamında toplumsal ve ekonomik sorunların giderek gündeme egemen olması ve sosyalist düşüncenin özellikle aydınlar arasın- da giderek yaygınlık kazanması CHP'de yeni bir kimlik arayışına yol açmıştır 1965seçimleri öncesinde bizzat İnönü, devletçi bir parti olduğundan hareketle, CHP'nin siyasal yelpazedeki yerinin "ortanın solu" olduğunu ilan etmiştir Ne var ki, seçimebu yeni yaklaşımla giren CHP, özellikle AP tarafından kullanılan "ortanın solu, Moskova'nın yolu" sloganının da etkisiyle, 1965 seçimlerine oranla 10 puandan fazla oy kaybederek büyük bir yenilgiye uğramıştır ![]() CHP'nin "ortanın solu" politikasını izlemesinin sonuçları ne olmuştur? Seçim yenilgisi, parti içinde "ortanın solu" çizgisine yönelik farklı bakış açıları arasında çatışmaya yol açmaktadır Bu yaklaşımı, "taktik" bir silah ve partinin sola kaçabilecekoylarını muhafaza etmek için bir araç olarak gören grup, uğranılan yenilgiye neden olarak gördükleri "ortanın solu" çizgisinden vazgeçilmesi gerektiğini savunmaktadırlar ![]() Bülent Ecevit'in liderliğini yaptığı diğer grup ise, "halk ile bütünleşmeyi" mümkün kılacağına inandıkları bu yaklaşımı bir tür sosyal demokrat siyaset çizgiye dönüştürmeyi amaçlamaktaydılar ![]() İnönü'nün de desteği ile Ecevit'in 1966'da CHP Genel Sekreterliğine seçilmesi çatışmayı keskinleştirmekte ve "merkezde" kalmayı savunmaları nedeniyle giderek "göbekçi" diye adlandırılan grubun bir bölümü, Turhan Feyzioğlu öncülüğünde 47 milletvekili ile birlikte partiyi terketmektedir 1960 öncesinin pek çok ünlü politikacısınıiçeren bu grup, Güven Partisi adıyla yeni bir parti örgütlenmesine yönelmektedir ![]() Böylece CHP'ye ağırlığını koyan "ortanın solu" ekibi, 1972 yılında Bülent Ecevit'in genel başkan seçilmesiyle birlikte CHP'ye tümüyle egemen olacaktır ![]() 8 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinden (CKMP)Milliyetçi Hareket Partisine (MHP) Osman Bölükbaşı ve arkadaşlarının 1962 yılında ayrılıp Millet Partisini kurması ile küçülen parti, MBK'dan tasfiye edilen "14'ler"in lideri Alpaslan Türkeş ve arkadaşlarının partiye katılması ile birlikte, yeni bir canlılık kazanmaktadır ![]() Partide müfettişlik görevi verilen Türkeş, doğrudan ilişkiye girdiği parti örgütlerini yanına çekmeyi başarmakta ve kısa sürede genel başkanlığı eline geçirmektedir Eskiparti kadrosunun önemli bir bölümünün terkettiği ve 1965 seçimlerinde oyların %2 2'sini alarak 11 üyelik kazanan CKMP, genel başkanın "dokuz ışık" adı verilen ve"ülkücülük" ile özetlenen yaklaşımına uygun olarak yenilenmektedir Nihayet 1969kurultayında Milliyetçi Hareket Partisi adını alan parti, sağ yelpazenin en ucunda yer tutan, militan özellikleri ağır basan bir lider/başbuğ partisi kimliğine bürünmektedir ![]() 9 İşçi ve Öğrenci HareketleriTürkiye'de 1961 Anayasası ile açılan "çoğulcu demokrasi" döneminin önemli bir özelliği de siyasal hayatın çeşitlenmesi olmuştur Basın-yayın, dernek, toplantı vegösteri, sendika ve siyasal parti etkinlikleri büyük bir gelişme göstermiştir Bu ortamiçinde iki dinamik güç siyasal yaşamda önem kazanmıştır: 27 Mayıs öncesi DP iktidarına karşı mücadele deneyimine de sahip olan üniversite gençliği ve sendikal haklarını elde etmek ve korumak için etkili bir baskı grubu oluşturan işçiler ![]() Öğrenci Hareketlerinin siyasal rejimi nasıl etkilediğini tartışınız ![]() Gençlik hareketlerinin sürükleyici gücü 1965 yılında sol görüşlü öğrenciler tarafından kurulan Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) olmuştur Önceleri sosyalist TİP'eyakın bir çizgide bulunan FKF, 1967 yılında Milli Demokratik Devrim stratejisini savunanların denetimine girdi Henüz feodal ilişkilerini kıramamış ve emperyalizminetkisi altındaki bir ülkede devrimci sürecin ilk aşamasının, tüm "milli güçler"in birlikteliği ile "tam demokratik ve gerçekten bağımsız" bir Türkiye yaratmak olduğunu savunan bu görüş, üniversite gençliği arasında büyük destek buldu 1969 yılındaörgütün Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) olarak değiştirildi ![]() Önce FKF ve sonra Dev-Genç, 1968 yılından başlayarak pek çok kitlesel öğrenci hareketine öncülük ettiği gibi, işçi ve köylü eylemlerine destek sağlamayı da kendi görevi içinde gördü Böylece adeta "parlamento dışı" bir muhalefet odağı haline gelenDev-Genç hükümet başta gelmek üzere, tüm sistem içi siyasal güçlerde "tedirginlik" yarattı Dev-Genç'e karşı örgütlenen "ülkücü"lerin de ortaya çıkması ile birlikte,öğrenci hareketleri "öğrenci çatışmaları"na dönüşmeye başladı ![]() 1970 yılının sonlarına gelindiğinde, Dev-Genç içindeki bazı gruplar silahlı eylem yapmak üzere örgütlenme çabası içine girdiler Böylece 12 Mart askeri müdahalesinegiden süreç içinde, kitlesel gençlik hareketi, yerini silahlı küçük eylem grupları ile devlet gücü arasındaki bir mücadeleye bıraktı ![]() İşçi hareketi ise, bu dönemde, Türk-İş'e alternatif olarak 1967 yılında kurulmuş olan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu aracılığıyla etkili oldu Türk-İş'in kamuişyerlerinde örgütlü olmasına karşın, DİSK İstanbul başta gelmek üzere özel sektöre ait büyük sanayi kuruluşlarında güç kazandı Örgütlenme süreci içinde pek çok mücadeleyeönderlik eden DİSK Türkiye tarihinin en büyük işçi eylemi olan 15-16 Haziran olaylarına da damgasını vurdu DİSK'i hedef alan bir yasa değişikliğine karşıİstanbul ve Kocaeli'nde çok sayıda fabrika işçisinin katılımı ile gelişen olaylarda üç kişi de yaşamını yitirdi İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Zonguldak illerinde sıkıyönetimilanına neden olan 15-16 Haziran olayları ordunun 12 Mart'ta siyasal yaşama "müdahil" olmasının gerekçelerinden birini oluşturacaktır ![]() Özet Türkiye'de 27 Mayıs 1960'da ordunun yönetime el koymasıyla yeni bir dönem başlamıştır ![]() Bu tarihten sonra, ordu adına hareket eden Milli Birlik Komitesi, bir yandan ülkeyi yeniden seçimlere götürme ve yeni bir anayasanın oluşturulmasıyla uğraşırken, diğer yandan ise siyasi tıkanıklığa neden olarak gösterilen Demokrat Parti yöneticilerinin yargılanmasını sağlamıştır ![]() Milli Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi'nden oluşan Kurucu Meclis, yeni anayasayı yapmıştır 9 Temmuz 1961 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilen bu anayasa;Türk toplumuna yeni siyasal, sosyal ve ekonomik haklar getirmiştir Özgürlükçü bir siyasalyapının oluşumunu sağlamıştır Bu nedenle, toplumun değişik kesimleri örgütlenmişler vehükümetten çeşitli taleplerde bulunmuşlardır Ancak, buna paralel olarak tolumda farklı siyasalkamplar da oluşmuştur Sol düşüncenin çeşitli öğrenci ve işçi hareketleriyle kendisiniifade etmesinden sonra, kendilerini "ülkücü" olarak adlandıran başka bir grup da ortaya çıkmıştır ![]() Bu "an" dan itibaren iki grup arasında zaman zaman çatışmalar meydana gelmiştir
|
|
|
|