Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Forum İslam > İslami Genel Konular

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
abdullah, bin, cabir

Câbir Bin Abdullah

Eski 07-12-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Câbir Bin Abdullah




Câbir Bin Abdullah
Sahâbenin en çok hadîs bildirenlerinden

Câbir bin Abdullah'ın babası Abdullah bin Amr, ikinci Akabe bî'atında İslâmiyeti kabûl etmiş ve Resûl-i ekrem efendimiz tarafından Benî Hasan'a temsilci olarak tâyin edilmişti Bu sıralarda Câbir genç bir delikanlı idi O da babası ile beraber Akabe'de bulunup bî'at etmişti Yedi kızkardeşi olup, erkek kardeşi yoktu Ümmü Ma'bed, kızkardeşlerinin en üstünü idi

Şehîd olmanı isterdim
Câbir bin Abdullah hazretleri Bedir savaşına katılamadı Uhud savaşına katılmak için Resûlullah efendimizden müsaade istedi Resûlullah efendimiz, babasından izin alabilirse katılmasına müsaade edeceğini bildirdi

Hazret-i Câbir babasından izin isteyince, babası, kızlarının kimsesiz kalmaması için oğlunu harbe iştirakten menederek dedi ki:
- Oğlum, şu kızların kimsesiz kalmalarını düşünmesem, gözümün önünde senin şehîd olmanı isterdim

Abdullah, oğlu Câbir'in şehîd olduğunu göremedi, ama kendisi bu savaşta şehîd oldu Hazret-i Câbir şöyle anlatır:
"Babam, Uhud'da şehîd olmuştu Kızkardeşim bana bir deve vererek dedi ki:
- Git, babamızı bu devenin üzerinde taşı Onu Selemeoğullarının kabristanına göm!

Ben de deveyi alarak harb meydanına gittim Yanımda birkaç kişi daha vardı Resûl-i ekrem efendimiz babamı, harb yerinden alarak aile kabristanına götürmek istediğimi anladılar O sıralarda Resûl-i ekrem Uhud'da bulunuyorlardı Beni huzûrlarına çağırdılar ve buyurdular ki:
- Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki; Abdullah da arkadaşları ile gömülecektir

Resûl-i ekremin bu sözü üzerine, ben de babamı taşımaktan vazgeçtim Onu Uhud şehîdleri ile birlikte gömdüm"

Allahü teâlâ diriltti
Câbir bin Abdullah şöyle anlatır:
"Babam şehîd olunca Resûlullah efendimiz bana sordu:
- Ey Câbir! Sana müjde vereyim mi?
- Evet yâ Resûlallah
- Baban Uhud'da şehîd olunca, Allahü teâlâ onu diriltti ve, "Ey Abdullah! Sana ne yapmamı arzû edersin" diye sordu O da, "Yâ Rabbî! Ben sana hakkıyla kulluk edemedim Beni dünyaya döndürmeni ve yine senin yolunda çarpışarak tekrar şehîd olmayı arzû ederim" dedi Allahü teâlâ da, "Ben, şehîdler geri dönmiyecekler diye hükmettim" buyurdu "Öyle ise yâ Rabbî, geride kalanlara bunu ulaştır" dedi

Bunun üzerine Âl-i İmrân sûresi 169 - 171 âyetleri nâzil oldu"

Uhud şehîdlerinin kabri 46 yıl sonra su çıkarmak sebebiyle açılmak durumunda kalmıştı Câbir bin Abdullah, babasının kabri açıldığında, babasını uyur gibi bulduğunu, az veya çok hiç bir değişikliğe uğramadığını, yüzünün siyah beyaz çizgili bir kefenle, ayaklarının da üzerlik otuyla örtülü bulunduğunu, aradan 46 yıl geçtiği hâlde, her ikisinin de, hiç değişmemiş olduğunu gördüğünü söyler

Câbir bin Abdullah'ın babası şehîd olduğu zaman bir hayli borcu vardı Bu borçların mühim bir kısmı, etrafta oturan Yahûdîlere idi Babasının şehâdetinden sonra, alacaklılar, Câbir bin Abdullah'ı sıkıştırarak alacaklarını istemişlerdi Fakat Câbir bin Abdullah'ın elinde, babasından kalan ufak bir hurmalıktan başka bir şey yoktu Buradaki hurmalar da borcunu ödeyecek miktarda değildi

Çok zor durumda kalan Câbir bin Abdullah, hâlini insanların en merhametlisi olan Peygamber efendimize giderek arzetti:
- Yâ Resûlallah! Babam Uhud'da şehîd oldu Büyük miktarda da borç bıraktı Alacaklılar sıkıştırıyorlar Yardım ediniz de borcun bir kısmı gelecek seneye kalsın

Resûlullah efendimiz teşrif edecek
Resûl-i ekrem efendimiz teklifini kabûl buyurarak, bir kısım hurma toplanmasını ve kendilerine haber verilmesini buyurdular

Câbir bin Abdullah evine gelerek hazırlık yaptı ve hanımına da dedi ki:
- Bize Resûlullah efendimiz teşrif edecek Sakın onu rahatsız etmiyelim

Resûl-i ekrem efendimiz, Câbir bin Abdullah'ın evine gittiklerinde buyurdular ki:
- Alacaklıları çağırın!

Alacaklıları geldi Resûlullah efendimiz toplanan bir kısım hurmadan, hepsine haklarını verdikten sonra bir miktar hurma yine Câbir bin Abdullah'a kaldı Peygamberimiz bu mu'cizeyi Eshâb-ı kirâma da anlatmasını Câbir bin Abdullah'a emir buyurdu

Bu arada Resûlullah efendimizin geldiğini perde gerisinden gören hanımı da dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Bana ve kocama duâ edin

Resûlullah efendimiz de, "Allahü teâlâ seni ve kocanı magfiret etsin" buyurdu

Resûlullah efendimiz gittikten sonra, Hazret-i Câbir hanımına dedi ki:
- Ben sana Resûl-i ekrem efendimizi rahatsız etmiyelim dememiş miydim?

Bunun üzerine hanımı da şöyle cevap verdi:
- Resûl-i ekrem efendimiz evimize teşrif eder de, ben ondan kendime ve kocama nasıl duâ istemem? Biz zâten Resûlullahın himmet ve yardımı ile borçlarımızdan kurtulduk

Müslümanlar fethedecek
Hendek gazâsında, Resûl-i ekrem efendimizin mâiyetinde bulunan Câbir bin Abdullah, o günleri şöyle anlatır:

"Hendek muhârebesinde Resûl-i ekrem ile Eshâbı üç gün ağızlarına bir lokma koymamışlardı Bu sırada Resûl-i ekreme dikkat ettim Mübârek karınlarına taş bağlamışlardı Hendek kazmakla meşgûl olan Eshâb, bir taş parçasını kıramadıklarını Peygamber efendimize haber verdiler

Peygamber efendimiz onlara, "Siz bu kaya parçasının üstüne biraz su serpiniz" buyurmuştu Sonra külünkü almış ve kayaya üç defa vurmuşlar, her vuruşlarında kuvvetli bir ateş çıkmış, Yemen, İstanbul, Fâris illeri görünmüştü Bunun hikmeti sorulduğu zaman Peygamberimiz, "Buraların Müslümanlar tarafından fethedileceğinin işâretidir" buyurmuştur

"Peygamber efendimiz Hendek gazâsında bir kayayı parçalarken, mübârek karnı açıldı Açlıktan midesinin üzerine taş bağladığını gördük

Bu hâli görünce çok üzüldüm Hemen Resûlullahın huzûruna varıp, izin aldım ve eve gidip hanıma dedim ki:
- Resûlullahın öyle bir hâli vardı ki, dayanılır gibi değildir Açlıktan karnına taş bağlamışlar Evde yiyecek birşeyler var mıdır?
- Biliyorsun evimizde bir oğlakla birkaç avuç arpadan başka bir şeyimiz yoktur
- Olsun, hiç olmazsa onları ikrâm edelim

Yemeğin ne kadardır
Sonra hemen oğlağı kestim, arpayı el değirmeninde öğütüp un hâline getirdim

Hamur yapıp tandırda pişirdik Eti de çömleğe koyup kaynatmaya başladık

Bu hazırlığı yaptıktan sonra, sevinçle Resûlullahın huzûruna varıp dedim ki:
- Yâ Resûlallah, az bir yemeğim var Yanınıza birkaç kişi alıp yemeğe gelebilir misiniz?

Resûlullah efendimiz sordu:
- Yemeğin ne kadardır?
- Bir oğlak ve birkaç avuç arpa unu
- Yemeğin hem çok, hem de güzeldir Hanımına söyle, ben gelinceye kadar tandırdan et çömleğini ve ekmeği çıkarmasın!

Sonra da mücâhidlere dönüp buyurdu ki:
- Ey Hendek halkı! Kalkınız, Câbir'in ziyâfetine gideceğiz

Bu emir üzerine Eshâb-ı kirâm toplandı Peygamber efendimiz önde olmak üzere bizim eve doğru gelmeye başladılar Ben bunlardan önce eve varıp hanıma dedim ki:
- Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâmın hepsini alıp yemeğe geliyor Biliyorsun yemeğimiz az Şimdi ne yapacağız?
- Resûlullah sana yemeğin ne kadar olduğunu sordu mu?
- Sordu Ben de durumu olduğu gibi anlattım
- Eshâb-ı kirâmı sen mi da'vet ettin, yoksa Resûlullah efendimiz mi?
- Resûlullah efendimiz da'vet etti
- O zaman endişe edilecek bir şey yoktur

Herkese yeten yemek
Biraz sonra Peygamber efendimiz kalabalık bir topluluk ile kapıya geldi

Peygamber efendimiz, önce etin ve ekmeğin bereketli olması için duâ buyurdu Sonra tandırdan indirmeden bizzat elleri ile yemeği ve ekmeği dağıttı

Bütün Eshâb-ı kirâm doyuncaya kadar yediler Yemîn ederim ki, binden fazla kişi yemek yedi, fakat ne ette, ne de ekmekte bir eksilme olmadı Yemeği ve ekmeği sonra komşulara dağıttık

Câbir’in babası Uhud’da şehîd olunca, kardeşleri kimsesiz kaldı Bunun üzerine Hazret-i Câbir dul bir kadın olan Süheyme binti Mes’ud ile evlendi Yedi kız kardeşine bakabilmek için böyle dul birini tercih etmişti Resûlullah bunu duyunca buyurdu ki:
- Ey Câbir! Demek babandan sonra evlendin
- Evet yâ Resûlallah
- Dul mu aldın, yoksa kız mı?
- Dul aldım yâ Resûlallah
- Kız alsaydın daha iyi olmaz mıydı?
- Yâ Resûlallah! Babam Uhud’da şehîd olunca geride yedi kız çocuğu bıraktı Doğrusu, ben yaşlı bir kadınla evlenmeyi, onun da, çocukları başına toplamasını, onların saçlarını, başlarını taramasını, onlar üzerinde bir mürebbiye olmasını daha hayırlı buldum

İsâbet ettin
Bunun üzerine Resûlullah efendimiz şöyle buyurmuştur:
- İsâbet ettin Allahü teâlâ zevceni hakkında hayırlı ve mübârek kılsın

Hazret-i Câbir yakışıklı, sevimli, güzel ahlâklı, sünnet-i seniyyeye uymakta çok gayretli, merhametli, nazik, gönül alıcı muhterem birisiydi Hazret-i Câbir’in evi, Mescid-i Nebîden 2 kilometre uzak olmasına rağmen her namazı Peygamber efendimizle, Mescid-i Nebîye gelerek kılardı Hakkı söylemekte adâletten ayrılmaz, emr-i ma’rûf ve nehy-i münkeri bildirmekte çok gayret gösterirdi Resûl-i ekremin nasıl namaz kıldığını görmek isteyen ona gelir, Hazret-i Câbir de onlara ta’rîf ederdi

Şöyle anlatır:
“Resûl-i ekrem Mekke’de on sene kalarak, herkesin toplandığı Ukaz ve Mecenne gibi panayırlarda ve Minâ dağına çıkarak halka hitâben, (Rabbimin, risâletini tebliğ için bana kim yardım ederse, Cenneti kazanır) derdi Fakat, Ebû Cehil, Ebû Leheb gibi kâfirler, “Bizi bunun için mi çağırdın, sakın inanmayın!” diyerek insanları aldatırlardı

Nihâyet biz Medîne’den gelerek Resûl-i ekremi bulup, O’na inanmış ve şehrimize da’vet ederek yardım etmiştik Müslüman olanlara Resûl-i ekrem, Kur’ân-ı kerîm okurdu Onlar da döndüklerinde âilelerine İslâmiyeti tebliğ eder, onların îmân ile şereflenmelerini sağlarlardı

Gönülleri îmân ile dolu olan ve Peygamberimizi herşeyden çok seven Müslümanlar toplanarak dediler ki:
- Resûl-i ekreme müşrikler tarafından hakâret, eziyet edilmesine ne zamana kadar müsaade edeceğiz?

Size bî'at edeceğiz
Bunun üzerine içimizden 70 kişi hac mevsiminde Medîne’den hareket ederek Resûl-i ekrem’i bulduk Resûl-i ekrem ile Akabe’de mülâkat etmek üzere anlaştık Birer, ikişer o mevkide toplandık Resûl-i ekreme, kendilerine bî’at etmek istediğimizi arzettik Resûl-i ekrem buyurdu ki:
- Bana iyi ve fenâ zamanlarda itâat etmek, darlık ve bolluk zamanında infâk etmek, emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münkere riâyet etmek, her sözü Allahü teâlâ için söyliyerek bu yolda birşeyden korkmamak, bana yardım etmek, canlarınızı, mallarınızı, çocuklarınızı nelerden koruyorsanız beni de öyle korumak üzere bî’at ediniz, mükâfâtınız Cennettir

Resûlullah efendimiz sözlerini bitirdikten sonra kalkıp ona bî’at ettik

Câbir bin Abdullah Bî’at-ı Rıdvân’da da bulundu Kendisi nakleder:
“Resûlullah efendimiz buyurdu ki:
- Ağaç altında benimle sözleşenlerden hiçbiri Cehenneme girmez!”

Bu hastalıktan vefât etmiyeceksin
Birgün Hazret-i Câbir hastalanmıştı Resûlullah efendimiz kendisini ziyârete geldi Baygın vaziyette yatan Câbir’in yüzüne su serperek ayılttı

Hazret-i Câbir bu sırada yedi kız kardeşinden hangisine ne miktarda mîrâs bırakabileceğini Peygamber efendimize sordu Resûl-i ekrem efendimiz buyurdu ki:
- Yâ Câbir, sen bu hastalıktan vefât etmiyeceksin!

Nitekim öyle oldu

Hazret-i Câbir ihtiyarladığında gözleri zayıflamıştı Genellikle iki oğlunun koluna girerek yürürdü

Bir gün fitne çıkaran ba’zı kimseler karşısına çıktı Tam o sırada Hazret-i Câbir’in ayağı kaydı İki oğlu hemen sımsıkı babalarını kollarından kavrıyarak düşmesine mâni oldular Bu sırada Hazret-i Câbir buyurdu ki:
- Resûlullah efendimizi korkutmaya yeltenenlerin vay hâline!

Bunu işiten oğulları dediler ki:
- Peygamber efendimiz vefât etmiştir Onu korkutmak nasıl mümkün olur?

Hazret-i Câbir de şöyle cevap verdi:
- Peygamber efendimizden işittim “Medîne halkını korkutanlar beni korkutmaya çalışmış olurlar” buyurdu

Resûlullah efendimiz Câbir bin Abdullah’ı çok sever, sık sık ziyâretine gelirdi Câbir bin Abdullah anlatır: “Resûlullah efendimiz bize geldi Evde, saçları dağınık biri vardı Bunu görünce buyurdu ki:
- Bu, saçlarını düzeltecek birşey bulamamış mı?
Elbisesi kirli birini de görünce buyurmuştu ki:
- Elbisesini yıkayacak birşeyi yok mu?”

Hazret-i Câbir diyor ki:
“Yolculukta, arkadaşlarımdan birinin başı yaralandı “Muska yapmak câiz olur mu?” dedi “Câiz olmaz, başını yıka” denildi Yıkadı ve öldü Medîne’ye gelince, Resûlullah efendimize haber verdik Buyurdu ki:
- Onun ölümüne sebep oldular Bilmediklerini niçin sorup öğrenmediler? Cehlin ilâcı, sorup öğrenmektir!”

Kuyruğunu sallıyarak gitti
Câbir bin Abdullah bir koyun pişirdi Resûlullah efendimiz Eshâb-ı kirâm ile beraber yedilerResûlullah efendimiz buyurdu ki:
- Kemiklerini kırmayınız

Resûlullah efendimiz, kemikleri toplayıp, mübârek ellerini üstüne koyup duâ etti Allahü teâlânın izniyle koyun dirildi ve kuyruğunu sallıyarak gitti

Hazret-i Câbir’in künyesi Ebû Abdullah veya Ebû Abdurrahman’dır Annesinin ismi Nesibe’dir 601 yılında Medîne’de doğmuş olup, 694 yılında 95 yaşında Medîne’de vefât etmiştir Cenâze namazını Medîne vâlisi bulunan Hazret-i Osman’ın oğlu Ebân kıldırmıştır



Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.