İmdat Hanım İhmal Sokağı Onaltı Numara |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
İmdat Hanım İhmal Sokağı Onaltı Numaraİmdat Hanım, İhmal Sokağı, Onaltı Numara İçinde bir can dolaşıyor ki onun, bir türlü doğuramadığı bebek gibi ![]() ![]() Bir şeyler var söyleyeceği ama ağzı her açıldığında engelliyor yüreği Siz onu tanımazsınız Yapraklarından eski şiirlerin eksilmediği kitap sayfaları arasında kurutulmuş bir çiçek gibi Ve unutmadan bir zamanlar deli divane sevildiğini, kenetlemiş oturmuş penceresinin önünde birbirine ellerini İmdat Hanım, İhmal Sokağı, on altı numara Hüzünlenir penceresinde ara sıra hatırlayıp eski sevgililerini ![]() ![]() Tutup ona gençlik zamanlarını verseniz -hani uğruna bıçakların çekildiği, canların verildiği, bir içim su olduğu eski günlerini- tüm varlığını seriverir ayaklarınıza Hem zaten ne varlığı kalmış ki şu üç günlük dünyada? Kırkında göçmüş bir kocadan miras küçücük bir evceğiz -nohut oda bakla sofa- Ve bankada yılların emekleriyle anca birikmiş üç otuz para -onu da tenezzül edip almaz kimse yani atıverse sokaklara! - İmdat Hanım bir hüzünlenir ki görmelisiniz eski bir İstanbul şarkısı çaldığında radyoda Hele bir de sallanıyorsa koltuğunda hepten dayanılmaz olur yüreğinin sancısı Yaşlar emekler gözlerinden, belirgin ve utanır gibi sokağından perdelerini örter sıkı sıkı Çocuk gibi uykulara sığınır karanlığın sessizliğinden fazlasıyla tedirgin Canım ne bulmuştur ki zaten bunca yıllık hayatında? Gençlik gençlik diye yandığı işte şu fotoğraflardaki eskimişliktir Hem gençliğinden eline -bir kaç tatlı kaçamağın tadı harici- ne geçmiştir? Nice erkekler yanmışken ona, gidip kırkında ölecek bir fukaraya gönül vermiştir İhmal Sokağı, on altı numara Kapı içerden sürgülenmiştir İmdat Hanım eskiye bandırmış gözlerini bir küçük rakıyla tazelenmiştir Gencecik bir kız olmuştur zihninde Kalkıp çarliston yapmalıdır şimdi Hatta çıkarıverip giysilerini, dökünüp tüm kırışıklarını bir de narin vücuduna aynalarda bakmalıdır Kendine kavuşamamış eski aşıklarının böylece birer birer kemiklerini sızlatmalıdır Açıvermelidir şimdi on altı numaranın kapısını, İhmal Sokağının parke taşlarına basmalıdır Bir uçurum olmalıdır sokağın sonunda, Kendini boşluğa bırakmalıdır Bu yalnızlığın ellerinden kurtulmalıdır artık; Anı olmuşsa madem tüm sevdiği zamanlar onlara karışmalı, arada hatıra gelen bir anı olmalıdır Rakısı bitmiştir zaten, Beyaz peyniri iyiden iyiye sararmaktadır ![]() ![]() Düşleri kalmamışsa eğer tazelenecek, hayalleri de avutmuyorsa artık gönlünü bu nankör dünyaya niye katlanacaktır? Kendini bıraktığında bir uçurumdan boşluğa düşmek yerine gökyüzüne savrulup yıldızlara çarpsa, tüm vücudu yıldız taneleri olup saçılsa geceye, inan olsun burada beş dakika durmayacaktır Ama bu gece de geç kalmıştır be güzelim! Çatıların üzerinde güneş ağlamaktadır Kuşlar cıvımaya başlamıştır yine Utanmadan dünya yeni bir güneş daha doğurmaktadır Işığı gezinirken güneşin İhmal Sokağında on altı numaranın perdeleri açılmaktadır Radyoda eski bir İstanbul şarkısı ![]() ![]() Yaşlı bir kadının yüreğinin sancısı pencereden sokağa taşmaktadır İmdat Hanım penceresinde yepyeni bir günün kalabalık başlangıcına inat yalnızlığına ağlamaktadır 21 Şubat 1994 Aşkın Güngör |
|
|
|