Ozanlarımız - MAHMUT ERDAL |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ozanlarımız - MAHMUT ERDALMAHMUT ERDAL Hayalin karşımda her an her zaman Silmedin gönlümden karelerini Eğer senden bana fayda yok ise Arayım derdimin çarelerini Mahmut Erdal destan oldum dillerde Haber bekledim esen yellerde Kulağım haberde gözüm yollarda Uzattın hasretlik aralarını 1938'de Şahin köyünde doğmuştur Mustafa ve İsmihan'ın oğludur Annesi "İso Ana", babası da yıldız ilmi ile meşgul olduğu için çevrede "Kambur Hoca", olarak tanınmıştır Mahmut ailenin Tamey ve Zöhre'den sonra üçüncü çocuğudur Çocukluğu sefaletle geçmiştir On beş yaşında halası Fitoz'un kızı Şirin'le evlenmiş; bu evlilikten dört çocuğu olmuştur Askerlik hizmetini Erzincan'ın Tercan ilçesinde yapmıştır İlkokulda iken saza heves etmiş olan Mahmud'un ilk sazı, Sincanlı Ağa Dayı'nın yaptığı sazdır Saz çalmada, Battal Karababa, Ali Metin ve İsmail Ağa'nın büyük yardımlarını görmüştür 1955'te Ankara'ya gelip Muzaffer Sarısözen'le tanışmış ve onun yönettiği Yurttan Sesler programına katılma imkânı bulmuştur Her hafta Şemsi Belli'nin "Adım Adım Anadolu" isimli programına katılmış; orada Çamşıhı türküleri söylemiştir Bu dönemde Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan ve Âşık Hüseyin'le tanışmış, onların takdirlerini almıştır 1958'de Divriği Madenlerinde işe başlamış, burada iki yıl kadar çalışmıştır 1963'te Ankara'ya taşınmış, Ankara'da plaklar doldurmuştur 1965'ta Ankara Radyoevine girmiştir Pek çok plak yapmıştır Gerek Anadolu'da gerekse yurt dışında pek çok konser vermiştir Sonra, bir plak evi açmış, bir süre sonra radyoevinden ayrılarak plak işi ile ilgilenmeye başlamıştır 1975 yılında bir hadiseye kızdığından dolayı mesleğinin zirvesindeyken saz çalmayı bırakmış ve 25 sene saz çalmamıştır 1980'li yıllarda İstanbul'a göçmüş, orada ticaretle uğraşmıştır 1993 yılında tekrar saza söze dönmüştür İstanbul'da Âşık Zevraki ile karşılaşmasından sonra, sanat yolunda yeni arayışlar içinde olmuştur Genellikle sosyal yaralar ve buna bağlı olarak öğüt niteliğinde şiirler yazmıştır Şiirlerinde mahlas olarak adını ve soyadını birlikte kullanmıştır Çamşıhı yöresi ezgilerinin yayılmasında büyük oranda rolü olmuştur Flash TV'de âşıklarla ve türkülerle ilgili olarak haftalık program yapmıştır Sanat dönemi iki cephede ele alınabilir: Yirmi beş yaşına kadar olan ilk dönem, elli beş yaşından sonraki ikinci dönem Birinci dönemde daha ziyade aşk ve sevgi konularında şiir yazmıştır İkinci dönemde ise Alevi düşüncesini, laikliği ve sosyal yaraları yansıtan şiirler ortaya koymuştur![]() Toplam olarak 52 adet 45'lik plak, on beşten fazla kaset çıkarmıştır Okuduğu türküler içinde kendi parçalarının yanı sıra Âşık Ali Ertekin'in şiirlerine ağırlık vermiştir Halk müziği repertuarına pek çok türkü kazandırmıştır Yine Dertli Dertli İniliyorsun (1995) Bir Ozanın Kaleminden (1999) adlarında iki kitabını yayımladı ** Kaynakça : Mahmut ERDAL, Yine Dertli Dertli İniliyorsun, Ankara, 1995, s 12-14 / Mahmut ERDAL, Bir Ozanın Kaleminden, İstanbul, 1999 / Hüseyin Gazi METİN, Alevilikte Cem, Ankara 1997, s 408-410![]() Yrd Doç Dr Doğan KayaÇamşık Ozanları Çamşık Hüseyin Abdal Derneği Yayınları Eserlerinden bazıları: HAYALİN KARŞIMDA Hayalin karşımda her an her zaman Silmedin gönlümden karelerini Eğer senden bana fayda yok ise Arayım derdimin çarelerini Hasretinle sinem dağlar gezerim Karalar giyinip bağlar gezerim Söyleyip derdimi ağlar gezerim Sen açtın sinemin yarelerini Gönül deryasında yekenim battı Dalga vura vura karaya attı Kirpiklerin oku tarumar etti Virane gönlümün parelerini Mahmut Erdal destan oldum dillerde Haber bekledim esen yellerde Kulağım haberde gözüm yollarda Uzattın hasretlik aralarını BEKLERİM SELÂMIN Beklerim selâmın seher zamanı Ilgıt ılgıt esen yel ile gönder Engel olur ise dağlar dumanı Mektupla geç kalır tel ile gönder Aşk ateşi gül sinende coşarsa Firkat gelir elâ gözler yaşarsa Irmak kenarına yolun düşerse Bırak boz bulanık sel ile gönder Selviye benzersin dallar içinde Herkes seni söyler diller içinde Eğer dolaşırsan güller içinde Kopar yaprağını dal ile gönder Ateşlere yakma Mahmut Erdal'ı Tükendi takatı kalmadı hali Kulağım haberde gözletme yolu Ağızdan ağıza dil ile gönder DEĞİŞMİŞ Arzuladım görem dedim sılayı Toprağı değişmiş taşı değişmiş Ne düğünü kalmış ne de halayı Altınlı puşulu başı değişmiş Türküleri vardı "Oy Gürcüm Gürc'üm" Al yeşil giyinip düzülen bercin Yufka ekmek ile yemlik dürmecin Sofrası değişmiş aşı değişmiş Hüzünlü bakışlar eğilmiş kaşlar Yıkılmış konaklar dökülmüş taşlar İklim etkilemiş bentler barajlar Baharı değişmiş kışı değişmiş Hani nerde senin yeşilin alın Neden ırgalanmaz yaprağın dalın Bağrında büyüyen Mahmut Erdal'ın Hayali değişmiş düşü değişmiş BOŞTAN İBARET Faydan yoksa tabiata insana Ömrün gelir geçer boştan ibaret Gelip geçicidir güvenme cana Kanat çırpar uçar kuştan ibaret Alıcı kuş gibi yırtıcı olsan Bakmaya kıyılmaz nevcivan olsan Sırtı yere gelmez pehlivan olsan Ecel çelme takar tuştan ibaret Ak düşer saçına buruşur yüzün Sis çöker önüne puslanır gözün İlenmeye başlar oğlun ve kızın Tesellin gözdeki yaştan ibaret Cem olur cemaat ısınır suyun Paşa mı bey misin fark etmez soyun Mevtine kesilir koç veya koyun Can için verilen aştan ibaret Mahmut Erdal bir gün kabrin kazılır Eşin dostun yarenlerin üzülür Ak üstüne kara künyen yazılır Başına dikilen taştan ibaret TEL İSYAN EDER Derdimi duyursam dertli sazıma Ah çeker perdeler tel isyan eder Gözyaşım göl olur kara yazıma Taşar dalga vurur sel isyan eder Yazın derdim kâğıt kalem yeterse Gösterin bir dertli benden beterse Bülbül suskun kalır karga öterse Elbet hicap duyar gül isyan eder Nice yol bekledim yağmurla kardan Hayli zaman haber gelmez o yardan Bir yaprak koparsan koca çınardan Irgalanır gövde dal isyan eder Açıldı sinemde onulmaz yara Bülbül gibi düştüm figana zara Sitemli bir name göndersem yare Zarfın üzerinde pul isyan eder Çağırdım Mevlâ'yı muradım verse Elimden ne gelir sağırsa körse Leylâ'yı arayan Mecnun değilse Gark olur kumlara çöl isyan eder Başım dumanlıdır doldur ver saki Şu fani dünyada kim kalmış baki Mahmut Erdal dosta varmadan ta ki Mevtanın konduğu sal isyan eder YİNE UYANMADIN Kulağında davul çaldım Yine uyanmadın eşşek Feryat ettim yüzüm yoldum Yine uyanmadın eşşek Çölde Arap kuma ıhtı Bak İsrail tabu yıktı Afrikalı Ay'a çıktı Yine uyanmadın eşşek Medyum Memiş çağ atladı Serveti bine katladı Yurtta atomlar patladı Yine uyanmadın eşşek Gelen çaldı giden çaldı Sana bomboş torba kaldı Keto bile köşe oldu Yine uyanmadın eşşek Altın gümüş dolar marklar Kimi kara para aklar Ayaklar altında haklar Yine uyanmadın eşşek Üç trilyon yem atıldı Kimler nereye satıldı Sahte dedeler satıldı Yine uyanmadın eşşek Mahmut Erdal kendin yordu Zengin paşalar dede oldu Zühre Ana vakıf kurdu Yine uyanmadın eşşek EYVAH ÖMRÜM Bu gün bir güzeli gördüm Mah cemali güle benzer Sedasına kulak verdim Şakıyan bülbüle benzer Eyvah eyvah ömrüm eyvah Soramadım kimin nesi Turnalardan almış sesi Ev vurmadan inlemesi Dertli öten tele benzer Eyvah eyvah ömrüm eyvah Hüzün dolu bakışları Cana hükmeder kaşları Yağmur gibi göz yaşları Yaz baharda sele benzer Eyvah eyvah ömrüm eyvah Mahmut Erdal oldum heder Bu nasıl hal bu ne keder Siyah zülfün tel tel eder Dalga dalga yele benzer Eyvah eyvah ömrüm eyvah |
|
|
|