Geri Git   ForumSinsi - 2006 Yılından Beri > Eğitim - Öğretim - Dersler - Genel Bilgiler > Eğitim & Öğretim > Tarih / Coğrafya

Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
Konu Araçları
cumhuriyetine, devletinden, gelişen, olaylar, osmanlı, türkiye

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Kadar Gelişen Olaylar

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Kadar Gelişen Olaylar



Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar gelişen olaylar

OSMANLI iMPARATORLUĞU (1299-1923)

İmparatorluğu, Oğuzlar'ın sağ kolu olan Günhan Kolu'nun Kayı Boyu'na mensuptu Osman Bey, Uç'taki Oğuz beylerinin tümünün ittifakıyla başa geçti ve Ahiler'in en itibarlı reislerinden Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenerek Ahiler'in de nüfuzundan yararlandı

Anadolu'daki TÜRK beyliklerini birleştirerek kısa sürede TÜRK birliğini kurmayı başaran Osmanlılar, önce Rumeli'ye geçtiler Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Bey, beş bin kişilik bir orduyla İstanbul'un kuzeyindeki kıyı bölgesini ele geçirmek üzere 1353'te Trakya'ya, Şehzade Süleyman Paşa'nın da Gelibolu Yarımadası'ndan Avrupa'ya ayak basması TÜRK tarihinin önemli olaylarındandı

Osmanlılar, o tarihten itibaren Rumeli'de hızla ilerlediler Orhan Gazi'nin ölümünden sonra padişah olan I Sultan Murad Han, Balkanlar'ın gerçek fatihi oldu Osmanlı orduları, 1350'lerden itibaren Trakya ve Bulgaristan üzerinden batıya doğru ilerlemeye başladılar 1362'de Edirne fethedildi ve başkent, Bursa'dan oraya taşındı

Osmanlı İmparatorluğu'nun En Geniş Sınırları

1363'te Filibe ve Zağra alındı, Meriç vadisine hakim olundu Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethederek (1453) Bizans'ın varlığına son vermesi ise Ortaçağ'ı bitirip Yeniçağ'ı başlattı

Batıda Sırplar, Bulgarlar, Macarlar, Venedikliler, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İspanyollar, Papalık, İngiltere, Polonya, zaman zaman Fransa ve Rusya; doğuda ve güneydoğuda Akkoyunlular, Timurlular, Memlükler, Sefeviler ve Karamanoğulları devletleriyle mücadele eden Osmanlılar, varlığını 20 yüzyıla kadar sürdürecek olan üç kıtaya yayılmış bir cihan imparatorluğu kurdular

Yavuz Sultan Selim Mısır'ı fethederek Hilafet'in Osmanlılar'a geçmesini sağladı Kanuni Sultan Süleyman zamanında sınırları kuzeyde Kırım'dan güneyde Yemen'e ve Sudan'a; doğuda İran içlerine ve Hazar Denizi'ne; kuzeybatıda Viyana'ya ve güneybatıda İspanya'ya kadar uzanan Osmanlı İmparatorluğu gelişmiş bir devlet örgütüne, güçlü bir orduya ve maliyeye sahipti

Osmanlı İmparatorluğu 16 yüzyıldan itibaren Avrupa'ya karşı ekonomik ve askeri üstünlüğünü kaybetmeye başladı 19 yüzyılda ise milliyetçilik hareketleri ve Rusya ile bazı Avrupa devletlerinin kışkırtmalarıyla Osmanlı topraklarında ayaklanmalar birbirini izledi



Piri Reis Haritası, 1500'ler Piri Reis denizciler için Beşik Koyu’na ve Çanakkale Boğazı’ndan geçişe ait ilk ayrıntılı açıklamaları vermiştir



I Mahmud döneminde yaptırılan Kücüksu Kasrı – İSTANBUL

İmparatorluktan kopan Hıristiyanlar bağımsız devletler oluşturdu Osmanlılar'ın 19 yüzyıl boyunca süren reform çabaları da çöküş sürecini durduramadı II Abdülhamid dönemine rastlayan I Meşrutiyet'in (1876) ilk kez TÜRKİYE'ye batılı anlamda bir anayasa kazandırması da işe yaramadı

Zaten "Jön TÜRKLERr" denilen aydınlar tarafından hazırlanarak II Abdülhamid'e zorla kabul ettirilen bu anayasa ile Osmanlı Devleti'nde başlayan meşruti yönetim, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nı bahane eden padişahın Meclis'i kapatmasıyla sona erecekti

Jön TÜRKLER'in muhalefet hareketi olarak gelişen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Meşrutiyet'i tekrar ilan ettirmesi (1908), 31 Mart isyanını bastırarak iktidarı ele geçirmesi, imparatorluğu yeni sorunlarla ve maceralarla karşı karşıya bıraktı

İtalyanlarla yapılan Trablusgarp Savaşı (1911-1912) ve hemen ardından patlak veren Balkan Savaşı'nın (1912-1913) kaybedilmesi, iktidardaki İttihat ve Terakki'nin tek parti diktatörlüğüne yol açtı

Bir oldu bittiye getirilerek Almanlar'ın yanında girilen Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ise imparatorluğun sonunu getirdi Savaştan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından Rusya, İngiltere ve Yunanistan, Osmanlı topraklarını işgale başladı

Kaynak: TC BAŞBAKANLIK BASIN-YAYIN ve ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Alıntı Yaparak Cevapla

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Kadar Gelişen Olaylar

Eski 10-11-2012   #2
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Kadar Gelişen Olaylar



Osmanlı Devleti

Vikipedi, özgür ansiklopedi


Osmanlı Devleti (Osmanlıca: دولت عالیه عثمانیه, Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye) , ya da Avrupa'nın tanımladığı şekliyle Osmanlı İmparatorluğu 1299 senesinde şimdiki Türkiye Cumhuriyeti'nin Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Osman Gazi tarafından Osmanoğulları Beyliği olarak kurulmuştur

En geniş zamanında devlet, üç kıtaya yayılmış, İstanbul ile sınırlı bir şehir devletine dönüşmüş olan Bizans İmparatorluğu'nu yıkmış, bazı tarihçilere göre bu Yeni Çağ'ı başlatan olay olmuştur Devletin kurucusu ve Osmanlı Hanedanının atası olan Osman Gazi, Oğuzların Kayı boyundandır Osmanlı Devleti, Asya Türk Kültürü, İslam Kültürünün birleşimiyle zengin bir kültür oluşturmuştur Hakimiyeti altında bulunan topraklarda yaşayan halklar zaman zaman, toplu ya da yerel ayaklanmalar ile Osmanlı iktidarına karşı çıkmışlardır Genel olarak din, dil, ırk ayrımından uzak durduğu için yüzyıllarca birçok devleti ve milleti hakimiyeti altında tutmayı başarmıştır Osmanlı Devleti, Eski Türk örf ve adetlerinin ve İslam Kültürünün yükümlülüklerinin doğrultusunda bir yönetim şekli belirlemiştir

Tarihi

• Osmanlı Devleti belirli tarihsel dönemlere ayrılarak incelenir Dönemler, Osmanlı Devleti'nin yönetim yapısına ve dünya siyasetindeki yerine göre belirlenmiştir Toprak büyüklüğünü temel alan ayrıştırmalardan daha detaylı bir bakış açısına izin vermektedir

Osmanlı Devleti Beylik Dönemi

Anadolu Selçuklu hükümdarı, Kayı boyu'nu Ankara'nın yakınlarındaki Karacadağ yöresine yerleştirdi Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kayılar'a verdiği bu toprak 1000 kilometrekareden ibarettir Kayılar, batıya yönelerek Bizans'ın Söğüt ve domaniç bölgelerini, Ertuğrul Gazi ile aldılar

13 yüzyıl'da Anadolu, giderek artan ölçülerle Moğol egemenliğine girmeye başladı 14 yüzyıl başlarında Anadolu'nun batı kısımlarında pek çok Türkmen beyliği ortaya çıktı Bu beyliklerin en küçüğü, Eskişehir-Sakarya-Söğüt dolaylarındaki Osmanlı Beyliği idi Osmanlı Beyliği, artık iyice zayıflamış olan Bizans İmparatorluğu ile karadan sınıra sahip tek Türkmen beyliği idi Osmanlı Beyliği'nin kurulduğu Eskişehir-Sakarya- Söğüt dolayları Anadolu'da biçim bakımından İlhanlılar'a bağlı olsa da, Moğol İlhanlı etkisinin uzanamayacağı kadar batıda yer alan bir bölgeydi Bu yüzden Osmanlı Beyliği'nin toprakları, Moğol baskısından kaçan Oğuz aşiretleri, Anadolu Selçuklu asker, memur ve bilim adamı için bir sığınak yeri işlevini görüyordu Osmanlı devletinin yanında bir çok boy da orada idi bunlara : uç beylikleri denir Osmanlı devleti daha sonradan büyüyerek Avrupa yakasına geçti buradan Bizansı alarak Avrupaya yayıldı

Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi

Osman Bey yerel adıyla Otman Bey; Karacahisar,Bilecik,Yarhisar ve Mudurnu'yu almıştır Beyliğe adını veren Osman Bey'dir Osman Bey, Çobanoğulları Beyliği'nin vâsalı olarak akınlarda bulunurken, bu beyliğin Bizans'la anlaşması üzerine, bölgede Bizans üzerine akınlarda bulunanlar, etkinliklerini bu kez Osman Bey'in bayrağı altında sürdürdüler Bu durum yavaş yavaş Osman Bey'i bağımsızlığa iten bir etken oldu

Osmanlı Beyliği'nin genişlemesi, Marmara bölgesindeki büyük Bizans kentlerinden Bursa'nın 1326'da Osmanlı Beyliği'nin eline geçmesiyle sürdü Bursa'nın alınışını göremeden o yıl ölen Osman Bey'in yerine geçen oğlu Orhan Bey zamanında da Osmanlı Beyliği'nin gelişmesi hızlandıPara bastırarak Osmanlı beyliğini, Osmanlı Devleti haline getirdi Bursa'nın ardından Marmara bölgesinin öteki büyük Bizans kentleri, İznik ve İzmit de Osmanlılar'ın eline geçti Osmanlı ilerlemesini durdurmak isteyen ve başında Bizans İmparatoru III Andronikos'un bulunduğu bir Bizans ordusu Pelekanon(Maltepe) denilen yerde bozguna uğratıldı (1329) Osman Bey döneminde, Osmanlı beyliği yalnız Bizans topraklarında genişlemişti

Orhan Bey döneminde ise komşu Türkmen beyliklerinin topraklarında da genişlemeye başladı Böylece Osmanlılar hem Karesi Beyliği'nin donanmasına, hem Rumeli'ye geçiş için önemli bir takım noktalara, hem de Rumeli topraklarını iyi tanıyan Karesi komutanlarına sahip oldular Osmanlılar Rumeli'ye Bizans İmparatorluğu'nda Palaiologoslar ile Kantakuzenoslar arasındaki taht kavgalarından yararlanarak, 1354'te ayak bastılar Osmanlılar'ın Balkanlar'da ele geçirdikleri ilk üs Gelibolu Yarımadası'nda Çimpe Kalesi oldu Orhan Bey'in yerine oğlu I Murat (1362 - 1389) geçti Osman Bey ölünce yerine Orhan Bey geçti Bizans o sıralarda iç karışıklıklar içindeydi Kantakuzen, Orhan Bey'den, Çimpe Kalesi karşılığında yardım istedi Orhan Bey, Bizans Tekfurlarını (vali) bozguna uğrattı ve Çimpe'yi Rumeli'ye geçişte üs olarak kullandı İznik ele geçince Orhan gazi tuğrasının olduğu ilk osmanlı parasını bastırtarak, tarihteki ilk padişah oldu Donanma ilk kez Orhan Bey zamanında kuruldu ve Osmanlı Beyliği, Osmanlı Devleti haline geldi Yine Orhan Gazi zamanında, 6 yıl süren kuşatmanın ardından Bursa alınarak başkent yapıldı

I Murat-Hüdavendigar Balkan fetihlerini hızla sürdürdü 1363'te Edirne yakınlarında Sazlıdere denilen yerde, Osmanlı ilerlemesini durdurmak isteyen bir Bizans - Bulgar ordusu yenilgiye uğratıldı ve bu zaferin ardından Edirne Osmanlılar'ın eline geçti Kısa bir süre sonra, Edirne'yi geri almak isteyen Macar - Sırp - Bulgar - Eflâk - Bosna birleşik ordusu Edirne yakınlarında, Sırpsındığı Savaşı'nda ağır bir yenilgiye uğratıldı (1364) Osmanlılar kısa süre içinde Bulgaristan'ı, Yunanistan'ı ve Sırbistan'ı ele geçirmeyi başardılar 14yy sonlarında Osmanlı sınırı Tuna'ya ve Belgrad'a dayanmış bulunuyordu Balkan devletlerinin ve onları destekleyen Avrupa devletlerinin Osmanlı ilerlemesini durdurma çabaları, I Kosova Savaşı (1389), Niğbolu (1396), Varna (1444), II Kosova Savaşı (1448) savaşları ile kırıldı İstanbul'un Osmanlılar'ın eline geçmesinden önce Belgrad ve dolayları, Arnavutluk, bazı liman şehirleri dışında Balkanlar büyük ölçüde Osmanlı egemenliğine girmiş bulunuyordu Bu döneminde Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı ile IMurat'ın oğlu Şehzâde Bayezit'in evlenmeleri, Kütahya, Tavşanlı, Emet, Simav ve Gediz dolaylarının çeyiz olarak Osmanlılar'a geçmesine neden oldu Yine 1Murat döneminde Osmanlı Beyliği, Hamitoğulları Beyliği'nden Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Karaağaç ve Seydişehir'i 1374'te 80000 altın karşılığı satın alarak Anadolu'daki bu genişleme, kendilerini Anadolu Selçukluları'nın vârisi sayan Karamanoğulları Beyliği ile sınırdaş yaptı ve bu durum Osmanlı - Karaman mücadelesinin başlamasına neden oldu I Murat'ın oğlu Yıldırım Bayezit (I Bayezit) (1389 - 1402) tahta geçer

Yıldırım Bayezit döneminde,Anadolu Türk birliği yeniden sağlandı Ancak Osmanlı'nın bu kadar güçlenmesi, o sırada bir Çin seferi hazırlığında olan Timuru korkuttu Batısında böylesine güçlü bir devlet bırakmak istemeyen Timur, Karakoyunlu ve Celayirli hükümdarının Osmanlı'ya sığnmasını bahane ederek Osmanlı'ya savaş açtı ve Ankara'ya kadar geldi O sırada İstanbul'u kuşatmakta olan bayezid kuşatmayı kaldırdı ve Çubuk Ovası'nda Timur'un ordusu ile karşılaştı Yapılan Ankara Meydan Savaşı'nda bayezid kendisine bağlı Türk boylarının ona ihanet etmesinin de etkisiyle çok ağır bir yenilgi aldı Timur,devleti Bayezid'in oğulları İsa, Musa, Mehmet ve Süleyman çelebiler arsında paylaştırdı ve Anaolu beylerini eski topraklarına kavuşturdu

• "Fetret Devri" adı verilen bu dönemde Mehmet Çelebi kardeşlerini yenerek 1413 yılında tahta çıktı Çelebi Mehmet, anadolu türk birliğini bir ölçüde yeniden sağladı ve devleti eski gücüne kavuşturduBu dönemde Venediklilerle yapılan ilk deniz savaşı, başarısızlıkla sonuçlandı1421'de yerine oğlu Sultan II Murat padişah oldu

Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi

Osmanlı Devleti'nin büyümesi(1299-1683)

II Mehmet, 1453'te kuşattığı İstanbul'u 29 Mayıs 1453'te zaptetti ve artık bir imparatorluk durumuna gelen devletine başkent yaptı Ardından, Bizans tahtı üzerinde hak iddia edebilecek hânedanlara karşı harekete geçti Mora Despotluğu (1460), Trabzon Rum İmpratorluğu (1461) ve Palailogoslar ile akrabalığı bulunan Galtulusi ailesinin ortadan kaldırdı Sırbistan, Bosna ve Hersek'i ilhâk etti (1459) Balkanlar'da genişleme Osmanlı Devleti'ni Tuna üzerinde Macaristan'la; Arnavutluk, Yunanistan kıyıları ve Ege Denizi'nde Venedik'le karşı karşıya getirdi Uzun bir savaş (1463 - 1478) sonunda Venedik, İşkodra, Akçahisar kentleriyle Limni ve Eğriboz adalarını Osmanlılar'a bırakmayı ve elde ettiği ticaret serbestliği karşılığında her yıl 10000 altın ödemeyi kabul etti Bu savaş sürerken II Mehmet, Karamanoğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı (1468); Karamanoğulları'nı koruyan ve Venedik'le bir antlaşma yapan Akkoyunlu hükümdârı Uzun Hasan'ı Otlukbeli'nde ağır bir yenilgiye uğrattı Bu zaferle Osmanlı Devleti Fırat'ın batısındaki Anadolu topraklarına yerleşti; Gedik Ahmet Paşa'nın Toroslar'ı ve Akdeniz kıyılarını zaptetmesiyle de Mısır Memlûkları ile sınırdaş oldu Gedik Ahmet Paşa'nın 1475'te kuzey Karadeniz'e yaptığı sefer, Ceneviz kolonileri Kefe ve Sudak'ın fethi ve Kırım Hanlığı'nın Osmanlı himayesine girmesiyle sonuçlandı Böylece Osmanlı Devleti bir iç deniz durumuna gelen Karadeniz üzerinde siyâsi ve iktisâdi tam bir egemenlik kurdu II Mehmet'in güney İtalya'nın fethiyle görevlendirdiği Gedik Ahmet Paşa, denizaşırı bir seferle Napoli Krallığı'nın elinde bulunan Otranto'yu aldı ve İtalya içlerinde harekâta başladı Ama IIMehmet'in 49 yaşındaki ölümü (1481) bu seferin yarım kalmasına neden oldu

İstanbul'un Fethi

II Bayezit (1481 - 1512), taht kavgasına girişen kardeşi Cem'i yeniçerilere dayanan İshak ve Gedik Ahmet paşaların desteğiyle yendi; Cem, Rodos Şövalyeleri'ne sığınmak zorunda kaldı 1484'teki Boğdan seferi ile kuzey ticaretinin zengin limanları Kili ve Akkerman Osmanlı Devleti'ne katıldı Cem'i ve Karamanoğulları'nın kalıntılarını destekleyen Memlûklar'la savaş (1485 - 1491) ise genellikle Osmanlılar'ın yenilgisiyle sonuçlandı Venedik'le savaş (1499 - 1503), imparatorluğa Modon, Koron, Navarin, İnebahtı limanlarını kazandırdı

Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail'in Anadolu'daki müritlerine karşı şiddetli bir mücadeleye girişti Şah İsmail'e karşı Çaldıran'da kazandığı zaferden (1514) sonra Tebriz'e kadar ilerledi Bundan sonra I Selim, Memlükler'a karşı harekete geçti Ateşli silahlardaki üstünlüğü sayesinde kazandığı Mercidâbık (1516) ve Ridâniye (1517) savaşları, Osmanlı Devleti'ne Suriye, Filistin ve Mısır'ı kazandırdı Hicaz, Osmanlı egemenliğine girdi Böylece Osmanlı Devleti, Hint Okyanusu'na açılma olanağına kavuştu ve İslâm dünyasının önderliğine tartışmasız biçimde ele geçirdi Bu arada I Selim, halife ünvânı aldı ve bu unvan kendisinden sonra gelen Osmanlı padişahları tarafından da kullanıldı

Kanuni Sultan Süleyman döneminde devlet en güçlü ve şaşalı dönemini yaşamıştır46 yıllık hükümdarlığında devlet doğal sınırlarına ulaşmış ve tam anlamıyla günümüzde süper güç tabir edilen konuma ulaşmıştırÖyle ki dönemin en güçlü ülkelerinden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile yapılan bir antlaşmada Osmanlı Vezir-i azamı ile Avuturya-Macaristan İmparatorluğu hükümdarı denk kabul edilmiştirYani Osmanlı nın 2adamı ancak diğer ülkeleri muhattap alacak seviyededir

Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi

Osmanlı'da duraklama dönemi Sokollu Mehmet Paşa'nın ölmesiyle başlamıştırDeneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur Özellikle yeniçeriler artık padişaha karşı gelmekteydiYeniçerilerdeki 'Ocak,devlet içindir' anlayışı yerine 'Devlet,ocak içindir' anlayışı gelişmiştir

Avusturya ve İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar, tımar sisteminin bozulması ve nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve çağın gerisinde kalınması ile eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet duraklama dönemine girmiştirCoğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi,sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşisi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır

Celali ayaklanmaları, Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirmiş, ağır vergiler yüzünden ya da “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar Osmanlı toprak düzeninin belkemiği olan tımar sistemi bozuldu Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradıOsmanlıda eğitim(ilmiye)nin bozulması da Osmanlıyı geriletmiştirAvrupadaki gelişmeleri (Reform,Rönesans) Osmanlı'nın takip etmemesi Osmanlı için bir dez avantaj olmuştur

Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi

Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi, Osmanlı tarihinde Karlofça Antlaşması’ndan (1699) başlayarak, Yaş Antlaşmasına kadar (1792) geçen süreye denir

Bu dönemde Karlofça ve İstanbul Antlaşması’yla kaybedilen yerleri geri almak ve mevcut toprakları korumak amacıyla batıda Avusturya ve Venedik, kuzeyde Rusya ve doğuda İran ile savaşlar yapılmıştır

Bu yüzyılda Avrupa’dan geri kalındığı Pasarofça Antlaşması’ndan itibaren kabul edilmiş ve yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmıştır

26 Ocak 1699 tarihinde Avusturya imzalanan Karlofça Antlaşması, Osmanlı-Kutsal ittifak Savaşları'nı bitirmiştir Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin toprak kaybettiği ilk antlaşmadır Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemi başlamıştır Papa tarafından Osmanlı Devleti'ne karşı Avusturya, Lehistan, Rusya, Malta ve Venediklilerden oluşan bir ittifak ile uzun süren savaşlar sonunda yorgun düşen Osmanlı Devleti, Banat ve Temeşvar hariç, bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya'ya, Ukrayna ve Podolya Lehistan'a, Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakmıştır

• Karlofça Antlaşması

• Lale Devri

• 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı

• Küçük Kaynarca Antlaşması

• Nizam-ı Cedid

Dağılma (1792 - 1922)

DAGILMA DÖNEMİ

Sultanahmet Meydanı'nda halk yürüyüşü

Bu dönem 1792 Yaş Antlaşması ile başlayıp 1922 de Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar devam eden dönemdir Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlanıp denge politikası izleyerek varlığını korumaya çalışmıştır

Osmanlı Avrupa'da çıkan isyanlar ve uzun süren Rus savaşları ile iyice yıpranmış ve devlet yönetiminde ıslahata yönelik çalışmalar yapılmış isede pek başarılı olunamamıştırAynı zamanda Osmanlı'nın ilk dönemlerde gelen basarılı padişahları gibi padişahlar bu dönemde olmamakta ve dönem padişahları cahil olmaktadırBunun yanısıra hristiyan kız alımları ve hristiyan devlet adamı atamalarıda Dagılma Döneminin baslamasında büyük rol oynamıstır

• Ayastefanos Antlaşması

• Berlin Antlaşması

• Sırp İsyanı(1804)

• 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı ve Bükreş Antlaşması

• Yunan İsyanı

• 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ve Edirne Antlaşması

• Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın İsyanı

• Tanzimat Fermanı(1839)

• Kırım Savaşı(1853-1856)

• 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı)

• Trablusgarp Savaşı (1911-1912)

• Balkan Savaşları (1912-1913)

• I Dünya Savaşı (1914-1918)

• Çanakkale Savaşları (1915-1916)

• Saltanatın Kaldırılması (1922)

Saltanat Makamı

Osmanlı padişahları

Osmanlı hanedanınıdan 36 padişah toplam 624 sene hüküm sürmüştür İlk önce Bey diye adlandırılan padişahlar, 1383'den itibaren Sultan, 1517 tarihinden sonra da Sultan unvanına ek olarak Halife unvanını da taşımaya başlamışlardır

Osmanlı padişahları tahta çıktıklarında yayımladıkları bir tür genelge olan Adaletnâme; kanunlara uyulması ve herhangi bir haksızlığa hiç kimsenin uğratılmaması konuları hakkında kaleme alınırdı

Divan-bakanlar kurulu

Üyeleri

Sadrazamadişahtan sonraki en yetkili devlet adamıdırPadişahın mührünü taşırdıBugünkü başbakandır

Veziradrazamdan sonraki en yetkili kişidirSadrazamın verdiği görevleri yapardı KazaskerAnadolu ve Rumeli'de olmak üzere iki ayrı kazasker bulunurduAdalet işlerine bakarlardı kadı ve müderrislerin atamasını ya da görevden alma işini yapardıBugünkü yargı görevini yaparlardı Defterdar:Anadolu ve Rumeli'de iki ayrı defterdar vardıRumeli'deki baş defterdardıMaliye işlerini yapardıBugünkü Maliye bakanlığı görevini yürütürdü Nişancı:Tapu,kadastro,fethedilen yerleri gelirlerine göre deftere kaydetmek işlerini yürütürdü Şeyhülislamevlet'te iken verilen kararların İslam'a uygun olup olmadığına karar verir,bu karara fetva denirdi Kaptan-ı Deryaonanma ve denizcilikle ilgili işlerden sorumludurİstanbul'dayken Divan toplan- tılara katılırdı Divan-ı Hümayun 2Mahmut dönemi'de kaldırılarak yerine nazırlıklar(bakanlıklar)kuruldu

Yerel Yönetimler

Osmanlı eyaletlere ayrılmıştıBu eyaletlerin başına da birer vali atanırdı Bu valiler askeri,siyasi her türlü imkana sahiptirler Eyaletlerin içinde yer alan yerel yönetimlerde vardır Kazaları beylerbeyleri, Sancakbeyliklerini ise sancakbeyi yönetirdi

Osmanlı Devlet Teşkilatı

Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu Fatih’in Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, Tanzimat dönemine kadar geçerliliğini korudu

Devlet Nişanları

• Tuğra

• Bayraklar

• Nişan

• Faik

Din

Osmanlı İmparatorluğu'nda İslamiyet baskın din olmakla birlikte, İslam inancında "semavi dinler" olarak kabul edilen Musevilik ve Hıristiyanlık dinlerinin mensupları, millet sistemi sayesinde o dönemde batı ülkelerinde azınlık dinlerine gösterilen hoşgörünün üzerinde bir rahatlık içinde yaşamayı sürdürdüler Hristiyanlığın Ortodoks ve Gregoryen kiliseleri millet sistemi içinde meşru bir şekilde örgütlenmiş durumdaydı Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı

Buna karşılık millet sistemine dahil olmayan dinlerin, devlet içinde meşru bir varlığı bulunmuyordu

Halifelik Hilafet

Hilafet veya Halifelik, İslami siyasi ve hukuki yönetim makamına ve yönetime verilen isimdir Halife ise Hilafet makamındaki kişiye denir İslamiyet Peygamberi Muhammed'in ölümünden sonra makam bir süre daha bir yönetim biçimi olarak varlığını sürdürmüş olsa da zamanla daha çok İslami bir toplumu veya İslam Devleti'ni vurgulamak için kullanılan bir terim olmuştur

Halifelik daha çok müslümanların Sünnî kanadının temsilcisi olarak kabul görmüştür Şiî kanadı büyük ölçüde Sünnî hilafet yönetimi altında yaşasa da Halife'yi kabul etmemişlerdir Halifeliği Şiî'likteki ya da Alevilik'teki İmamet'ten farklı kabul etmek gerekir İmamet teokratik bir özellik taşımasına rağmen, Halifelik teokratik bir özellik taşımamıştır Halifeler yetkilerini saltanat dahi olsa Ümmet'in biat'ı ile devralmışlar, yönetim işlerini de büyük ölçüde danışmaya dayalı olarak yürütmüşlerdir Bu anlamıyla teokratik olmaktan öte dünyevîdir

Halife, ilk zamanlarda İslam toplumunda ilerigelenlerin seçimiyle başa geldiği halde, Emevi ailesine geçmesinin ardından saltanat şeklini almıştır Abbasi Hanedanı'ndan gelen halifelerin 10 yüzyılda zayıflamasına kadar devlet başkanı görevini yürüten halife, bu dönemde siyasi gücün yerel hükümdarların eline geçmesinin ardından sadece ruhani önder veya İslami toplulukların onursal lideri haline gelmiştir Abbasiler döneminde Bağdat'ta yaşayan halife, Moğolların 1258 yılında Bağdat'ı yağmalamaları sonucunda Mısır'a Memluk himayesine kaçmış, 16 yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memluklar'a son vermesiyle birlikte İstanbul'a taşınmıştır Daha sonra Osmanlı Hanedanı'na geçen halifelik, 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırılmıştır

Osmanlı'da misyonerlik

1820 yılında başlayan ve Kurtuluş Savaşı'na sonuna kadar süren zaman içerisinde Osmanlı Devleti'nde misyonerlik faaliyetleri çok hızlı bir şekilde gelişmiştir Misyonerlik faaliyetlerini bu denli başarılı olmasında şüphesiz Osmanlı Devleti'nin Islahat Fermanı ile verdiği ayrıcalıklar, kapitülasyon anlaşmaları ile verilen ayrıcalıklar ve Osmanlı Devleti'nin bölgelerine ilgi göstermemesi etkili olmuştur Başlangıçta kendilerine Anadolu'da hedef bulamayan misyonerler daha sonra Ermenilere odaklanıp çalışmalarında başarılı olmuşlardır Açtıkları okullardan mezun olanların başarılı olmaları bu okulların etkilerini artırmıştır Hatta zamanla Müslüman Türkler dahi çocuklarını bu okullara göndermişlerdir

Misyonerlerin genel hedef kitleleri, İslamiyet'in yaygın olduğu bölgeler olmuştur Bu çalışma Osmanlı Devleti ile sınırlı kalmayıp Afrika Kıtası, Arap Yarımadası, İran ve Orta Asya halklarına yönelik bir çalışmadır

Osmanlı'da Dilencilik

Osmanlı tarihinin her döneminde yardımı hak eden yoksullarla, yardım hak etmeyen kesimler arasında bir ayırım yapılmış olduğu söylenebilir Özellikle dilenciler konusunda böyle bir ayırıma sıklıkla rastlanabiliyor Çalışamayacak durumdaki dilencilerin mesleklerini Cer kağıdı verilir ve tayin edilmiş olan başbuğun sorumluluğu altında icra etmelerine göz yumulurken, çalışabilecek durumda olduğu halde dilenciliği tercih ettiği düşünülen kimseler yakalanıp kürek ve kalebentlik gibi çeşitli cezalara çaptırılmıştır

Ordu Osmanlı Askeri Teşkilatı

Osmanlı ordu teşkilatı Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Memluklular devletlerinin askeri teşkilat yapılarından belirli ölçülerde yararlanılarak kurulmuştur

Osmanlı Devleti Ordusu'nun Başkomutanlık görevini Hakanlar yapmışlardır

Yaya ve atlılardan oluşturulan ordunun atsız kısmı "yaya”, süvarileri ise "müsellem” şeklinde adlandırılmıştı Kapıkulu Ocakları'nın kuruluşuna kadar savaşlarda fiili olarak hizmet gördüler

Osmanlı Devleti'nin temeli atılırken süvari olan beylik kuvvetlerinin yerine vezir Alâaddin Paşa ile Kadı Cendereli Kara Halil'in tavsiyeleriyle Türk gençlerinden oluşan ayrı ayrı biner kişilik yaya ve müsellem isimleriyle muvazzaf ade ve süvari kuvveti kuruldu

Kara Ordusu Osmanlı Ordusu

Yaya ve müsellemlerin temelini attığı ordu teşkilatı zamanla kuvvet ve sınıflara ayrılmıştır Osmanlı ordusu başlıca 4 ana kuvvetten oluşmaktadır Bunlar; Kapıkulu Ocağı, Eyalet Askerleri, Akıncılardır

Kapıkulu Ocağı, Osmanlı Devleti'nin sürekli ordusunu oluşturan ve doğrudan padişaha bağlı olan yaya, atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen addır Kapıkulu ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devleti'nin askeri gücünü yayalar ve müsellemler oluşturuyordu

Donanma

Osmanlı Devleti'nin denizcilikle ilgilenmeye başlaması İzmit ve Gemlik taraflarının, daha sonra da Karesi ilinin alınması ile başlamaktadır Karesi Beyliği gemilerinden faydalanılarak, Rumeli'ye geçen Osmanlı, 1390 yılında Gelibolu'da önemli bir tersane yapmıştır

Saruhan, Aydın ve Menteşe beylikleri gibi denizde kıyısı olan beylikler, Osmanlı Devleti'nin idaresine girince, onların tersanelerinden de istifade edilmişti

Bu yıllarda Türk Denizciliği'nin ilk ismi Çaka Bey İzmir'de donanmasını kurmuş, daha sonra ise kızını Kılıçarslan ile evlendirmiştir

Ayrıca daha sonralardan donanmamıza kadırga isimli gemiler girdi Kadırga hem küreği hem de yelkeni olan gemidir

Hava Kuvvetleri

Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa tarafından temelleri atılan Osmanlı Hava Kuvvetleri, 1911 yılında Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği 2 Şubesi bünyesinde Havacılık Komisyonu adıyla faaliyete geçirilmiştir

Havacılık Komisyonu'nun temellerini Fransa’dan satın alınan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki uçak oluşturmuştur

Ekonomik yapı Osmanlı İktisâdi Yapısı

Son Padişah'a kadar bütün Osmanlı paraların üzerinde Kostantiniye ibaresi kullanılmıştır Kurtuluş Savaşında Yunanlıların bunu Yunan Kralı Konstantini kastederek kullanmaları üzerine kullanılmaktan vazgeçilmiştir

Osmanlı topraklarındaki şu anki devletler

Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu topraklar üzerinde şuan toplam 64 ülke vardır Ayrıca Osmanlı 8 ülkeyi Hilafeten kendisine bağlamıştır Yine Osmanlı Ordusu çeşitli zamanlarda 14 değişik ülkede bulunmuştur

Alıntı Yaparak Cevapla
 
Üye olmanıza kesinlikle gerek yok !

Konuya yorum yazmak için sadece buraya tıklayınız.

Bu sitede 1 günde 10.000 kişiye sesinizi duyurma fırsatınız var.

IP adresleri kayıt altında tutulmaktadır. Aşağılama, hakaret, küfür vb. kötü içerikli mesaj yazan şahıslar IP adreslerinden tespit edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulabilir.

« Önceki Konu   |   Sonraki Konu »


forumsinsi.com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
ForumSinsi.com hakkında yapılacak tüm şikayetlerde ilgili adresimizle iletişime geçilmesi halinde kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde gereken işlemler yapılacaktır. İletişime geçmek için buraya tıklayınız.