Aile Mahkemesinde Görev Alacak Uzmanlar* |
|
|
#1 |
|
Şengül Şirin
|
Aile Mahkemesinde Görev Alacak Uzmanlar*Aile Mahkemesinde Görev Alacak Uzmanlar* Aile Mahkemeleri Kanunu’nun “Aile mahkemeleri bünyesinde bulunan uzmanlar” başlığını taşıyan beşinci maddesine göre, “her aile mahkemesine,… Adalet Bakanlığınca, tercihen; evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır ” Görüleceği üzere buradaki uzmanlar; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı olarak düzenlenmiştir Psikolog; psikolojiyle uğraşan kimselerdir Psikolog, bireylerin, duygu ve düşüncelerini, davranışlarını, zeka ve yeteneklerini anlamaya çalışarak, onların davranışlarının düzeltilmesine ve geliştirilmesine yardımcı olup bireylerin çevreleriyle olan uyum sürecindeki uyumsuzlukları inceleyip çözüm yolları sunmaya çalışır [1] Pedagog, eğitim bilimi uzmanıdır, özellikle çocuklarla ilgili çalışmalar yapar Çocukların sosyal problemlerinin çözümüyle ilgilenir Pedagoglar çocuk gelişimi öğretmenliği görevi de yapabilirler [2] Sosyal çalışmacı ise insanların sosyal hayatıyla ilgili çalışmalar yapan sosyal hizmet uzmanıdır Zihinsel hastalıkların ve uyumsuzlukların, kişisel ve sosyal sorunların çözümlenmesi için tedavi uygulanmasını sağlar [3] Bu kişiler Adalet Bakanlığınca, atanan kadrolu ve sürekli resmi memurlardır [4] Böylece kurulan her aile mahkemesinde bir pedagog, bir psikolog ve bir sosyal çalışmacı bulunacaktır Ancak bu uzmanlar, birbirine alternatif değil, yani bu uzmanlardan herhangi birinin olması yeterli görülmemiş, bir aile mahkemesinde üçünün birlikte atanması kabul edilmiştir Aile Mahkemesi’nde görülmekte olan dava veya iş nedeniyle, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı dışında, başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç duyulması veya mahkeme bünyesinde bulunan uzmanlarının iş durumlarının müsait olmaması veya görevin bunlar tarafından yapılmasında hukuki veya fiili herhangi bir engel bulunması durumlarında, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar veya serbest meslek icra edenlerden yararlanılacaktır (AMK m 5, II) Mahkemede kadrolu olarak çalışan uzmanlar, normal devlet memuru olarak maaşını alırken, bunların dışında ki uzmanlardan faydalanıldığında bunlara ayrıca ücret ödenmesi gerekecektir Ancak, 4787 sayılı kanunun 5 Maddesine göre, mahkeme bünyesi dışındaki uzmanlardan yararlanma durumunda, bu kimselerin hukuki statüleri, bunların ücretlerinin karşılanması konularda açık bir hüküm bulunmamaktadır Aynı kanunun usul hükümlerini düzenleyen 7 Maddesinin son fıkrasına göre bu kanunda hüküm bulunmayan konularda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun Hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir Bu konuda HUMK nun 415 Maddesinde yargılama sırasında yapılması hakim tarafından re’sen emrolunan muamelelerinin masrafının taraflarca karşılanmaması[5] durumunda Hazineden karşılanabileceği ifade edilmektedir Böylece HUMK nun 415 maddesi çerçevesinde mahkeme bünyesi dışındaki uzmanların ücretlerinin hazine tarafından karşılanabilmesi mümkün bulunmaktadır [6]
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz
En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır |
|
Cevap : Aile Mahkemesinde Görev Alacak Uzmanlar* |
|
|
#2 |
|
Şengül Şirin
|
Cevap : Aile Mahkemesinde Görev Alacak Uzmanlar*Aile mahkemesine atanan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların hukuki niteliğinin ne olduğu, bu uzmanların bilirkişi sayılıp sayılamayacağı hususu tartışmalıdır Baktır,mahkemeye atanmış resmi uzmanlar bir şekilde görev yapamaması halinde mahkemenin o olayla ilgili bir uzmanı HUMK m 275 vd ne göre bilirkişi olarak atayacağından bahsetmiş, ayrıca mahkemelere atanan resmi uzmanların da(kanundan belirtilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıların) aile mahkemeleri için bilirkişi niteliğinde olduğunu söylemiştir Tercan ise, mahkemeye atanan resmi uzmanların HUMK m 275 anlamında bilirkişi sayılmasının mümkün olmadığını çünkü HUMK m 275 gereğince, bilirkişiye uyuşmazlığın çözümü için önem taşıyan ve ispatı gerekli olan vakıalar hakkında özel ve teknik bilgi gerekiyorsa başvurulacağını oysa uzmanlara, taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerini araştırmalarını için veya duruşmalarda hazır bulunup istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmaları için başvurulacağını; yahut mahkemenin verdiği koruyucu, eğitici ve sosyal önlemlerle ilişkin kararların yerine getirilmesinde yardım isteneceğini böylece bilirkişiye üzerinde uyuşmazlık bulunan vakıalar için başvurulurken, uzmanlara, uyuşmazlık nedenlerini araştırmaları için başvurulduğunu kaldı ki, bilirkişiye re’sen veya talep üzerine başvurulabilirken, uzmanlara, hakimin re’sen başvurabileceğini söyleyerek mahkemeye atanan resmi uzmanların bilirkişi sayılamayacağını söylemiştir Tanrıver de, mahkemeye atanan resmi uzmanların kompleks bir nitelik taşıyan sosyo-psikolojik olguların analiz edilip sağlıklı bir biçimde kavranıp değerlendirilmesinde hakime yardımcı olan; işlevsel açıdan bilirkişilerle benzerlik arzetseler bile, hakimle olan ilişkileri ve tabi olacakları usuli rejim itibariyle onlardan farklılıklar gösteren Anglo-Sakson sisteminde rastlanılan “teknik müşavirler” konumunda olduklarını söyleyerek, Tanrıver de uzmanların bilirkişi sayılamayacağı görüşündedir Kanımızca da, mahkemeye atanan uzmanların bilirkişi sayılması mümkün değildir Ayrıca Tercan’ nın da belirttiği üzere bilirkişi raporu bir ispat aracı, delil iken, uzmanlar sadece uyuşmazlık nedenlerini araştırdıklarından ve bu konuda görüş bildirdiklerinden, onların bildirdiği görüş delil sayılamayacağından ayrıca tarafların uzman seçmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından gerek mahkemeye atanan uzmanlar gerek dışarıdan çeşitli sebeplerle faydalanılan uzmanları bilirkişi olarak kabul etmek mümkün değildir![]() Bir diğer husus da uzmanların hakime bildirdikleri görüşler hakkında tarafların itiraz edip edemeyeceğidir Aile mahkemesi kanununda bu konuda açık bir hüküm olmadığından uygulamada tereddütler yaşanabilecektir Ancak anayasanın 36 Maddesinde açıkça vurgulanan adil yargılama hakkının bir gereği olarak, uzmanların görüş ve raporları hakkında, taraflarca belirlenen somut eksiklik veya çelişki iddialarının hakim tarafından ciddi bulunması halinde veya kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir![]() Bu durumda hakimin eksik veya çelişkili gördüğü hususlarda ek rapor isteme veya yeniden inceleme yaptırabilmesi herzaman mümkündür [7]Aile Mahkemesi’nde görev alacak uzmanların da evli ve çocuk sahibi olmaları, otuz yaşını doldurmuş ve aile sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış olmaları istenmiştir Böylece gerek aile mahkemesi hakimleri için gerek aile mahkemesine atanacak uzmanlar için aranacak nitelikler arasında bir uyum sağlanmış olmaktadır![]() Aile Mahkemeleri Kanunu’nun 5 maddesinin son fıkrasına göre bu uzmanların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda düzenlenen hakimin reddi sebeplerine(HUMK m 29) dayanarak reddedilmeleri mümkündür Bunun yanında kanunda uzmanların hakimin reddi sebeplerinden(HUMK m 29) biri ile reddedilebileceği kabul edilmişse de, niteliğine aykırı düşmemek kaydıyla, hakimin yasaklılık hallerinin(HUMK m 28) uzmanların şahsında gerçekleşmesi halinde de, uzmanların o dava ve işte görev yapmaması ve reddedilmeleri mümkün olmalıdır [8]Hakimin reddi sebeplerinden (HUMK m 29) bazıları uzmanın reddi için uygun olmayabilir Özellikle HUMK m 29 da hakimin reddi için belirtilen sebeplerden hakimin davada taraflardan birine öğüt vermiş veya yol göstermiş olması uzmanlar için bir red sebebi olmamalıdır Zaten uzmanın görevi yol göstermek ve görüş bildirmektir [9] Bu yüzden uzmanın dava sırasında taraflara yardımcı olması, onların sorunları için çözüm önerileri sunması veya taraflardan birinin mahkemeye atanan uzman psikologdan yardım istemesi sonucu uzmanın ona yol göstermesi, aile mahkemesi kanununda uzmanlardan beklenen sorunların sulh yoluyla çözümünde hakime yardımcı olma fonksiyonun bir gereğidir![]() Aile mahkemesine atanan uzmanların hangi görevleri yapacakları, AMK m 5′de belirtilmiştir![]()
Bu görevin çerçevesi kanunla düzenlenmekle birlikte, görevin somut olarak verilmesi, konusu ve kapsamı, her olayda mahkeme hakimi tarafından belirlenecektir [10]Hakim, uzmanların yardımıyla tespit ettiği uyuşmazlık nedenlerini değerlendirip, öncelikle aynı kanunun “usul hükümleri” kenar başlıklı 7 maddesinin birinci fıkrasına göre tarafların uzlaşmalarını sağlamaya çalışacak sulh sağlanamadığı takdirde yargılamaya devam ederek esas hakkında karar verecektir![]() Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde, uzmanlar, duruşmada hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar yapmak ve görüş bildirmekle de yükümlüdürler ![]() Uzmanların bu görevleri (1) numaralı bentteki görevle bağlantılıdır Amaç uzmanların, bizzat duruşma sırasında uzmanlığa dayalı sonuçları ve çözüm önerilerini ortaya koymalarını sağlamak ve örneğin tarafların dinlenmesi veya isticvabına karar verilmesi durumunda tarafların psikolojik durumunu vb hususları tespit etmek açısından hakime yardımcı olmalarını sağlamaktır![]() Uzmanlar, ayrıca mahkemenin verdiği diğer görevleri yerine getirirler Özellikle AMK m 6 çerçevesinde hakimin, koruyucu, eğitici ve sosyal önlemlere karar vermesi halinde, verilen bu önlemlerin takip ve yerine getirilmesinde bu uzmanlardan biri veya birkaçı görevlendirilebilir Ayrıca bu şekilde içi doldurulmamış torba bir hükme yer verilmesiyle, karmaşık ve hızla gelişen aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda, uzmanların görevleri konusunda bir boşluk bırakılmamış olmaktadır [11]ATIFLAR [1] Karagülmez-Ural : Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Kanunu, Ankara Kasım 2003, s 172 [2] Karagülmez-Ural s 171[3] Karagülmez-Ural s 170[4] Bu şekilde her aile mahkemesinde uzmanların bulunması faydalıdır Ancak mahkemede görev alacak bu uzmanların çok özverili çalışmaları gerekecektir Çünkü sürekli olarak problemli insanlarla çalışmak durumunda kalacaklar hatta bu insanlar uzmanları istedikleri zaman aramak istiyeceklerdir Dolayısıyla atanacak uzmanların gönüllü olmaları çok önemli belki de en önemli nitelik olacaktır Yoksa bir memur zihniyeti ile bu çalışmanın içerisinde olmak bu mahkemelerin kuruluş amacıyla ve özellikle mahkemelerde uzman bulundurma gayesiyle ters düşecektir Nitekim çocuk mahkemelerinde de bulunması kabul edilen bu uzmanlardan uygulamada, gerektiği şekilde yararlanıldığı söylenemez![]() [5] Ayrıca bu ücretin taraflardan da istenememesi gerekir ”Çünkü aynı konumdaki uzmanlardan mahkemede kadrolu bulunanların ücretini Devlet, kadrosu bulunmayanları ise taraflara ödettirmek çelişki olacağı gibi, eşitlik ilkesinede aykırıdır ” Tercan, s 30[6] Karagülmez-Ural s 177[7] Karagülmez-Ural s 174[8] Tercan, s 31, Baktır‘da bu husus da, Baki Kuru‘nun bilirkişilerin yasaca yalnızca yargıçlara ilişkin red nedenlerine dayanarak reddedilebileceklerini söylemesine karşın, bilirkişilerin yasada yargıçlar için öngürülen davaya bakmakda yasaklanma nedenlerinin(HUMK m 28)varlığında da reddedilebileceklerini belirten görüşüne katılarak uzmanların da hakimin yasaklılık hallerinde reddedilmesi gerektiği görüşündedir Ancak bizce uzmanların niteliğini bilirkişi olarak kabul etmek mümkün olmasa da hakimlerin yasaklılık hallerinde de reddedilmesi niteliğine aykırı düşmedikçe mümkün olmalıdır![]() [9] Baktır, s 65[10] Karagülmez-Ural s 175[11] Karagülmez-Ural s 176* Araş Gör Hakan Albayrak tarafından yollanmıştır
__________________
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz
En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır |
|
|
|