Kırklareli Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#1 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kırklareli Gelenek Ve GörenekleriDoğum Geleneği Gözünü dünyaya yeni açan bir çocuk, vücudunda pişik oluşmaması ve kokmaması için önce tuzlu suyla yıkanır Yıkanma işlemi tamamlanınca tekrar tuzlanır Üç günlük olan çocuk bu zaman zarfında sararırsa, sarı renginin düzelmesi için üç gün süreyle “kaldırma” denilen yıkama esnasında, yıkandığı suya darı tanesi atılır Doğumdan sonra lohusanın yanında kırk gün süreyle bir kişi durur Lohusanın yanında duran kişi her ihtimale karşı dışarı çıkarsa diye, odada bir Kur’an-ı Kerim, bir süpürge veya bir demir parçası bulundurulur Bununla çocuğa cinlerin çarpmasının önlenmiş olacağına inanılır Çocuk kırk günlük olduğunda, tekrar yıkanır ve kırk kaşıklık son durulama suyu ile durulanır Bu yıkanmaya “kırk çıkarma” veya “kırklanma” denir Kırkı çıkan çocuk, yakın bir komşuya “Kırk uçurmaya” götürülür Çocuk, kırkı çıkana kadar olumsuz bir durumla karşılaşmamışsa bundan sonra da karşılaşmayacağına inanılır Aynı günlerde yakın komşularında veya akraba arasında bir başka çocuk daha dünyaya gelmiş ise kırkları çıkıncaya kadar, her iki çocuk görüştürülmez Çocukları kırkı çıkana kadar görüşürler ise birinin büyüyüp diğerinin büyümeyeceğine inanılmaktadır![]() Anne sütünün kaçacağına inanıldığından, lohusanın yanında bir başkası süt emzirmez Tırnak kesimi, çocuğun kırkı çıktıktan sonra yapılır Kesilen tırnak, babasının cebine konur ve karşılığında para alınır Babadan alınan bu parayla çocuğa bir şeyler alınır Çocuk 6 aylık olunca(kız ise) eline kına yakılır İlk defa ayakta durmaya başlayıp, ilk adımını attığı zaman “tay çöreği” veya “adım çöreği” ismi altında bir kutlama yapılır Bu kutlamada, içinde birkaç tanesinde demir para bulunan bir tepsi lokma veya kurabiye pişirilir Çocuğun ayaklarına kurdele bağlanıp, boş bir yere çıkarılarak, mahallenin ufak çocukları toplanır ve belirli bir mesafeden çocuğa doğru koşturulur Yarışı kazanan çocuğa para veya hediye verilir İlk kez ayakta duran çocuğun ayaklarındaki kurdele kestirilir Bundan sonra yapılan lokma veya kurabiyeler, orada toplananlara dağıtılır İçinde para bulunan lokma veya kurabiye kime düştüyse o kişi, çocuğa uygun bir hediye alır![]() Sünnet Geleneği Sünnet yaşı 5 ila 12 yaş arasında olduğundan, okulların tatil olduğu yaz aylarında çocuğun sünnet düğünü yapılır Sünnet elbisesi en az bir hafta öncesinden alınır, çocuğun yatağı renkli tülbent ve kağıtlarla, ışıklarla süslenir Sünnet düğünü cuma-cumartesi veya cumartesi-pazar olmak üzere iki gün yapılır Bir gece önce kına gecesi yapılır Bu gecede akrabaları, yakınları ve komşuları toplanarak çocuğu oynatır, silah tutan parmaklarına kına yakarlar Kına yakan kişinin koluna tülbent bağlanır Kınayı yakacak olanın anne ve babasının sağ olmasına özellikle dikkat edlir Bununla çocuğun uzun ömürlü olması temenni edilir Ertesi gün, öğlen saatlerinde bir araba konvoyu oluşturularak, sünnet çocuğu gezdirilir Konvoyda tüm arabalara birer havlu bağlanır ve son olarak çocuk sünnet edilir Sünnet edilme esnasında bir horoz kesilir Çocuk yatağına yatırılınca mevlit okutulur, mevlidin sonunda orada bulunanlara pilav, ayran ve tatlı dağıtılır Yakınları ve komşuları tarafından sünnet çocuğuna geçmiş olsun diyerek hediye verilir Akşama kadar eğlenceler, oyunlar yapılarak, sünnet düğünü tamamlanır![]() Askere Uğurlama Geleneği Askere gidecek gençler, önce akraba ziyaretlerine başlarlar Akrabaları, kendilerini ziyarete gelen gençlere çeşitli yemekler yapıp ağırlarlar Bu ziyaretler 15-20 gün boyunca devam eder(Limanköy) Bu süre içerisinde, gençlerin boynuna kırmızı oyalı tülbent bağlanır Toplu halde birisinin elinde bayrak, ev ev dolaşırlar ve hangi haneye gidilirse o hane tarafından yardım olsun diye gençlere para verilir Askere gitmeye bir gün kala, topluca asker düğünü yapılır ve masrafları asker aileleri ortak karşılar(Çiğdemli, Katranca Köyü) Askerin tabanca tutacağı parmağına kına yakılır ve o gece davul-zurna eşliğinde tüm köy gençleri, kızlı erkekli oynarlar Ertesi gün askere gidecek gençler evden çıkarken annesinin ve babasının, kardeşlerinin ellerini öper,” Allahaısmarladık” der Bu esnada bazı köylerde (Lüleburgaz Ertuğrul ky ) gencin başının üzerinde tuz ve un çevrilir Evden çıkarken askerlik günlerinin su gibi geçmesi dileğiyle, asker adayının arkasından su dökülür(Beğendik köyü) Askere gidecek genç, ailesi tarafından hazırlanan asker torbasını eline aldıktan sonra, nişanlı ise vedalaşmak üzere nişanlısının evine; nişanlı değilse köy meydanına giderek, burada toplananlar ile vedalaşır Genellikle asker babalarınca ortaklaşa kurban kesilip, dua edilerek askerler uğurlanır![]() Düğün Gelenekleri Düğünler, süre ve uygulamalar bakımından, şehir ve köylere göre bazı farklılıklar göstermektedir Bunun nedeni, çeşitli sebeplerle Balkanlardan gelen göçmen gruplar arasındaki kültürel farklılıklardan kaynaklanmaktadır Zaman içerisinde göçlerle gelerek Kırklareli’nin değişik bölgelerine yerleşen insanlar, beraberinde adetlerini de getirmiş ve yaşatmışlardır Daha sonra gelenler, kendilerinden önce gelen insanların kültürleriyle karşılaşmış ve ortak bir kültür oluşturmuşlardır Ancak bu ortak kültür, Kırklareli’nin değişik bölgelerinde farklı uygulamalar şeklinde görülür Bu nedenle İl’deki düğün adetleri yer yer farklılık göstermektedir![]() Düğün Töreni: Düğün telaşı en az bir hafta öncesinden başlar ve genellikle cumartesi-pazar günü olan düğünlerde, perşembe günü kızın çeyizi alınır Bu arada yengeler sandığın üzerine oturur ve “Sandık kalkmıyor ” diyerek, oğlan tarafından hediye ister Alınan çeyiz, oğlan evine götürülür ve cuma gününün akşamı kına gecesi yapılır Oğlan tarafı eğer aynı köyden ise kız evine o gece kına getirir Yengelerinden biri, gelinin eline kına koyar ve giderler Daha sonra bu kına gelinin el ve ayaklarına (annesi-babası sağ olan) bir yengesi tarafından yakılır Gelinin yüzüne renkli bir krep örtülür Bir darbuka eşliğinde türkü söylenir Bu türküler gelinin evden ayrılışının, gurbete veya başka bir köye gidişinin öyküsüdür Gelin de bu türkülerle içlenir ve ağlar![]() Sabah, gelinin kınaları öksüz bir çocuk tarafından açılır Ellerine ve ayaklarına kına yakarken konulan paraları bu çocuk alır Cumartesi günü öğlene doğru oğlan evine davullar, kız evine de çalgılar gelir Akşam üstü herkes işini bitirene kadar gençler oynar Akşam üzeri kızın ahretliğinin (sağdıç) hazırlamış olduğu “ahret çiçeği” alınmaya gidilir Çiçekçiden alınan naylon çiçek dalının üzeri, kızların yaptığı süslerle bezenir Çiçeğin üzerine mısır patlatılıp dizilir Kuru üzümler bir ipe dizilerek asılır Bununla beraber bebek, sakız, sigara, kibrit, emzik, bebek oyuncağı, çikolata, şeker, balon gibi şeyler de asılır Ayrıca küçük ampuller veya mumlar da yerleştirilerek gece yakılır Çiçeğin saksısına bir kutu şeker yerleştirilir; çiçekle birlikte ahret kız baklava ve bir de hediye bohça hazırlar Bütün hazırlıklar gerdek gecesi gelinle damadın zevkle yemesi için yapılır Bu çiçek daha sonra gelin evinin bir köşesini süslemektedir Çiçeğe karşılık, gelin kız da ahretliğe hediye bir elbise alır Çiçeği almaya giderken, yine oyunlar oynanır ve çiçek alınarak, gelin kızın bulunduğu eve getirilir Bu çiçek, yörede bolluk ve bereketin simgesi olarak nitelendirilmektedir Aynı gün ve aynı zamanda, oğlan tarafı da oğlanın ahretliğine (sağdıcına) gider Davul-zurna ile ahretlik evine gelindiğinde, ahretlik gelenleri karşılar Yaşlılar oturur, gençler de oynar Daha sonra ahretliğin hazırlamış olduğu baklava tepsisi ve kurbanlık bir koç, eller üstünde damat evine götürülür Ayrıca ahretlik damat için bir başka hediye de almıştır Cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gecede esas düğün olur Oyunlar karşılama, halay ve mendil havası şeklindedir Aynı gece oğlan tarafı, kız evine davullar eşliğinde, takacakları takılarla birlikte gider “Okuyucu” denen bir kadın teker teker gelinin başı üzerinde döndürek, takıların kimden olduğunu yüksek sesle söyler Bu arada gelin kız, gelinliğe adım attığından, yalnız gezdirilmez Cinler ve perilerden korkulduğundan, yanında mutlaka biri bulundurulur![]() Pazar sabahı gelin kız, yine erkenden gelinlik giyer ve oğlan tarafından takıları almaya gelenleri karşılar Kız ve oğlan tarafı birlikte oyunlar oynarlar Kızın ve oğlanın yengeleri, birlikte takıları alarak oğlan evine götürürler Gelinin ahretliği de ahret çiçeğini alıp damada götürür Oğlan evinde de oyunlar oynanır ve kız tarafı geri döner Gelin, kendisini sevdiğine götürecek halayın gelmesini bekler Sabahtan, ahretlik evinden davul ve zurna ile uykudan uyandırılan damat eve getirilir ve tıraş için hazırlık yapılır Davullar, köyün kahvehanelerini dolaşarak köy halkını tıraşa davet eder Tıraştan sonra “gelin alma halayı” yola çıkar ve gelin evine gider![]() Arkadaşları ile oynayan gelin, kendisini almaya gelen halaya bir kez baktırılır ve bir daha yengelerin kendisini almaya gelmelerini bekler Kaynana gelini beklerken evden getirdiği ekmeği, bolluk ve bereket niyetiyle dağıtır Ama gelin naz yapar, gelmez Önce gelin evinden kaynanaya bir ayna götürülerek baktırılır Kaynana aynanın üzerine para koyar “Gelini isteriz ” diye tezahürat yapılır, fakat gelin yine çıkarılmaz Bu kez, gelinin ayakkabısı götürülür Para alınır Bu ayakkabı gelinin çıkacağına işarettir El çırparak yine gelini isterler Daha sonra iki yenge ve darbuka çalıp mani söyleyen kız arkadaşları ile birlikte gelin getirilir Fakat kaynana oynamadan, gelin ortaya girmez Kızlar;Yarin adı Ramadan Atladı arabadan Biz gelini vermeyiz Kaynana oynamadan manisini arka arkaya söylerler Yengelerin ve mani söyleyen kızların koluna birer başörtü bağlanır Kızlara birer kutu şeker ve yengelere de para verilir Yenge kadınlar, gelini kaynananın elini öpmeye götürürler Gelin, kaynananın üç kez elini, üç kez de ayağının altını öper Kaynana da gelinin sırtını üç kez sıvazlar Gelin, halayla gelen yakın akrabaların ve komşuların ellerini öptükten sonra, varsa erkek kardeşleri, yok ise amca ve dayıları tarafından arabaya bindirilir Gelin arabasının arkasından, gelinin gideceği eve kendisi ile birlikte bereket götürmesi dileğiyle içerisine buğday ve darı atılmış su dökülür Gelin arabası damat evine gelmeden önce, kız evinden “Müjde Yastığı”nı alan biri, yastığı damada götürerek para alır Damat evine gelen gelini, damat etrafa şeker ve paralar atarak karşılar Sonra gelinin duvağını kaldırır ve kendi hediyesini takar Ahretlik kapının önünde bir tüfekle bekler İçeriden çıkan damat üç kez tüfeği ateşledikten sonra, ucunda para bağlı mendili düğün halkına doğru atar Mendili kim alırsa, evlenme sırasının onda olduğu söylenir Bu arada gelin dışarı çıkarılır, kucağına kız ve oğlan çocuğu oturtulur Damat son kez babası, kardeşleri, yakın akrabaları ve arkadaşları ile oynar Akşam üzeri arkadaşları tarafından köy içine gezmeye çıkartılır Gerdek gecesi imam nikahı kıyılır Genç kızlıktan kadınlığa geçen gelin, pazartesi sabahı damadın yakın akrabalarını gezer ve büyüklerin ellerini öperek onlara havlu verir Onlar da hediye ya da para verirler Daha sonra gelin, bir kaba su doldurur ve bu su, görümceler tarafından üç defa dökülerek, geldiği evde işlerinin su gibi akıp gitmesi temenni edilir Öğleden sonra gelin yine gelinliğini giyer ve son defa eğlenilir “Duvak” veya “Cuma” denilen bu eğlence, kaynananın günüdür Sadece kadınlar kendileri çalıp, oynarlar Eğlencenin ortasında, kaynana, orta yerde bir çömlek kırar ve bu hareketiyle “Düşmanlarım çatlasın, gelinimin çömleğinin parçaları kadar çocuğu olsun ” demek ister![]() Bir hafta sonra gelin, damat ve ailesi, gelinin ailesine yemeğe giderler Buna geziden gelen “geze” veya “kız ardı” denir Bu gezmede yemekler yenir, sohbet edilir, aynı zamanda damatlık yapmanın da gelinlik yapmak kadar zor olduğunun bilinmesi için damada bir tabak içerisinde darı getirilerek sayması istenir Önüne pösteki getirilerek tüylerinin sayılması ve kedi getirilerek nallanması istenir En zor olanı da damadı ayaklarından zincirle tavana asmaya kalkmalarıdır Bunların üstesinden gelemeyeceğini bilen damat, para vererek gençlerden kurtulmaya çalışır İki üç gün sonra da gelinin ailesi oğlan evine yemeğe gider Bu ziyaretlerde iki ailenin daha iyi anlaşması, kaynaşması amaçlanır Yörede kız kaçırma olayları çok sık görülür Ailesi tarafından verilmeyen kızlar kendileri kaçar Oğlanın çok sevip de alamadığı kızı da oğlan kaçırır Sonunda aileler arasında anlaşma sağlanır ve düğün yapılır Bu olaylar yörede normal karşılanmakta ve hiç yadırganmamaktadır Bayram Geleneği Kırklareli’de Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Mart Dokuzu ve Hıdrellez gelenekleri halk tarafından kutlanan bayramlardır Ramazan ve Kurban Bayramları yaklaşırken evlerde temizlik yapılır, baklavalar hazırlanır Yeni giysiler için alışveriş yapılır Ramazan Bayramının arefesinde kuşların bile oruç tuttuğuna inanılır, herkesin oruç tutması istenir Arefe günü doğan çocuklara Arife, Arif, Ramazan Bayramında doğan çocuklara da Ramazan, Ramize, Bayram gibi isimler konur Arefe akşamı herkes banyo yapar, temizlenir ve erkenden yatar Bayram sabahı erken kalkılır, erkekler bayram namazına gider Erkekler bayram namazından dönene kadar evdeki kadın ve çocuklar yemek yemez, su içmez Bayram namazı sonrasında küçükler büyüklerin ellerinden, büyükler de küçüklerin gözlerinden öper, hediyeleşme olur Topluca yapılan kahvaltı sonrasında mezarlıklara ziyarete gidilir Kurban bayramında, aile varlıklı ise kurban kesilir Yaşı küçük olanlar, büyüklere ziyarete gider, el öpüp bayramlaşırlar Bayramlarda dargınlar barıştırılır Mart Dokuzu (Nevruz) Kutlamaları Nevruz, Kırklareli’de Mart Dokuzu ismiyle bilinmekte ve 22 Mart tarihinde kutlanmaktadır Mart Dokuzu’yla birlikte havaların iyileşeceğine inanılmaktadır 22 Mart tarihinde, ikindi ile akşam saatleri arasında kutlamaların yapılacağı il merkezindeki Çamlık bölgesinde kurabiye, poğaça ve diğer yiyeceklerini alan halk toplanır Kutlama yerinde çocuklar uçurtma uçurur, genç kızlar ip atlar, salıncaklarda sallanılır, istop, körebe, ip çekme, yakar topu gibi oyunlar oynanır Akşam ezanı sıralarında, herkes evine gitmek üzere kutlama alanından ayrılır![]() Hıdrellez Kutlamaları Kırklareli’de Hıdrellez kışın sonu, yazın başlangıcı olarak kabul edilmektedir Özellikle köylerde, halk takvimine göre yıl iki bölüm olarak kabul edilmektedir Bunların biri yaz, diğeri de kıştır 6 Mayıs ile 7 Kasım arasındaki 186 gün yaz, 8 Kasım ile 5 Mayıs arasındaki 179 gün de kış günleridir 8 Kasım’da başlayıp 5 Mayıs’ta sona eren kış günlerine ise Kasım günleri denmektedir Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştuğu gün olarak kabul edilen Hıdrellez, halk arasında değişik şekillerde söylenmektedir; Hıdrellez, Hederlez, Ederlez, Hiderlez, İderlez, İlkyaz gibi![]() 30-35 yıl öncesine kadar Kırklareli halkı, 5 Mayıs günü kırlardan 41 çeşit ot toplamakta, bunları içi su dolu bir küp veya kazana koymaktaydılar Sabah kalkınca bu suyla tüm aile bireyleri yıkanmaktaydı Bununla ailenin temiz olacağına, cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılırdı Bu gelenek kısmen de olsa halen devam etmektedir 6 Mayıs gecesi, ateş yakılıp üzerinden atlanır Bununla, yıl içinde kazanılmış olumsuz ve kötü olan her şeyin yok olacağına inanılır Bu ateşte hasırlar yakılmakta, böylece bit, pire ve günahlardan da arınıldığına inanılmaktadır Eski yıllarda, Hıdrelleze bir hafta kala hazırlıklar başlamaktaydı Evlerde temizlik yapılır ve Hıdrellez pikniği için yiyecekler önceden hazırlanırdı Ekonomik durumu iyi olanlar, 6 Mayıs günü çevirme yapıp yemek için oğlak ve kuzu almaya gayret gösterirler Kırklareli’de çok uzun yıllar önce Hıdrellez’in kutlandığı yerlere “Hıdırlık“ denilmekteydi Kent merkezine 36 km mesafedeki Azizbaba Köyü’nün yanında bulunan ve “Hıdırlık” denilen bölgede, 6 Mayıs günü Hıdrellez eğlenceleri yapılmaktaydı Daha sonra Kırklareli merkezine 5 km mesafedeki Şeytandere ve Asilbeyli Deresi kenarlarında kutlamalar yapılmaya başlanmıştır Eğlenceler 1990 yılından beri, mayıs ayının güneşli bir hafta sonunda (genellikle ikinci haftadan itibaren) Kırklareli Belediyesi’nin organize ettiği “Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Şenlikleri” ismiyle, Şeytandere’de kutlanmaktadır Hıdrellez kutlamalarının yapılacağı günden bir gün önce, yer kalmayacak endişesiyle, Şeytandere’ye çadırlar kurulur, yerler ayrılır Şenlik kutlamalarında, Şeytandere’nin her iki yakasında yer bulmakta zorluk çekilmektedir Kilometrelerce uzunluktaki bu alanda çadırlarını kuranlar, yaktıkları ateşte ızgara yaparlar, çaylarını demler, yiyip içip eğlenirler Köprüye yakın bir yere kurulan sahnede konserler verilir, davul ve zurnalar eşliğinde çeşitli oyunlar tertip edilir Kırklareli Merkez İlçe’de yapılan bu Hıdrellez eğlence ve kutlamalarının dışında İl’in değişik yerlerinde de Hıdrellez kutlamaları yapılmaktadır Merkez İlçe Erikler Köyü’nde Hıdrellez sabahı güneş doğmadan kalkıp, dereden alınan su içine, akşamdan toplanan “Silkinti Otu” atılarak, banyo yapılır 7 ve 8 Mayıs günlerinde de Hıdrellez pikniği yapılır Kuzu ve oğlaklar çevrilir, sucuk kızartılır, köfte yapılır Bu eğlencelere komşu köylerden de katılanlar olur![]() Babaeski İlçesi Karahalil Beldesi ile Büyük Mandıra Beldesi’nde Hıdrellez’de yağlı pehlivan güreşleri yapılır Bulgaristan’a 2 km mesafedeki Demirköy ilçesine bağlı Beğendik Köyü’nde; köyün kuzey batısında Maşatlık denen yere 27 Mart (Kırklar) ve Mayıs’ın 6’sında Hıdrellez için çıkılır, ip atlanır, salıncakta sallanılarak baharın gelişi kutlanır Babaeski İlçesi’ne 20 km mesafedeki Yeniköy’de Hıdrellez’e 40 gün kala “Kırklar” adıyla kutlama yapılır Salıncaklarda sallanılır, yumurtalar boyanır “Kırklar, manda gölde mırklar ” sözleriyle hayvanların ilk kez çimene çıkması gerektiği vurgulanır Hıdrellezde akşamdan ateş yakılıp üzerinden atlanılır Hıdrellez sabahı erkenden kalkılıp evlere söğüt dalı asılır Söğüt dalının evlere asılmasının veya vücudun herhangi bir yerine bağlanmasının, sağlık getireceğine inanılmaktadır Kırklareli kent merkezine 35 km mesafede, Bulgaristan sınırında bulunan Geçitağzı Köyü’nde de 41 çeşit ot toplanıp, bu otlar sabah erkenden dereden alınan suyun içine atılmakta ve bununla yıkanılmaktadır Bununla hastalıklardan kurtulup, sağlıklı ve zinde olunacağına inanılmaktadır![]() Hıdrellez kutlamalarına dair gelenekler, bugün bazı köylerde ya çok zayıflamış, ya da tamamen unutulmuştur İl’de bugün için Hıdrellez kutlamalarını halen devam ettiren köyler; Hamdibey, Sivriler, Balaban, Düğüncülü, Taşağıl, Ertuğrul, Kuleli, Sinanlı, Nadırlı, Karahalil, Erikler Yurdu ve Karakoç köyleridir![]() Kırklareli’de Hıdrellez ile ilgili bazı inanışlar şunlardır: — Hıdrellez, evlerde temizlik yapılarak karşılanmalıdır ![]() — İneklerin sütü kesilmesin diye Hıdrelleze 7 gün kala kimseye peynir ve yoğurt mayası verilmez — Evin bereketi gitmesin düşüncesiyle kimseye ekmek mayası verilmez ![]() — Hıdrellezden 1 gün önce (5 Mayıs) kırlardan 41 çeşit ot, küçük taş ve kekik otu toplanır Bunlar su dolu bir kap içine atılır ve Hıdrellez sabahı bu suyla el, yüz yıkanır (Bunu yapmakla cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılır)![]() — 5 Mayıs’ta 41 çeşit ot toplanıp eve gelince, evde bulunan eski hasır ve eşyalardan bir kısmının yakılmasıyla bit, pire ve günahlardan arınılacağına; yakılan bu ateşin üzerinden atlamakla da yıl içinde kazanılmış olumsuz ve kötü alışkanlıkların yok olacağına inanılmaktadır ![]() — Hıdrellez gecesi (5 Mayıs’ta) evin ana giriş kapısına ağaçlardan koparılan yeşil yapraklı dal konur Özellikle kapıya asılan söğüt dalının sağlık getireceğine inanılmaktadır![]() — Hıdrellez akşamı toplanan genç kızlar, bir çömleğin içine kendilerine ait bir eşyayı (boncuk, yüzük) atarlar Hıdrellez sabahı tekrar toplanan genç kızlar, küçük bir çocuğun gözlerini bağlayarak çömlekten boncuk ve yüzükleri tek tek çektirirler Bu sırada mani bilen kızlar da tek tek mani söylerler Kimin eşyası hangi manide çömlekten çekilmiş ise; o genç kız, o maniyi kendine göre yorumlar![]() — Hıdrellez gecesi ısırgan otu koparılıp evin önüne konur Isırgan otu sabaha kadar yendiyse, o kişinin seneye Hıdrelleze kadar öleceğine, yenmediyse yaşayacağına inanılır![]() — Hıdrellez akşamı (5 Mayıs) kadın ve kızlar ellerine kına yakarlar ![]() — Hıdrellez akşamı bahçede kenar ve köşelere bakılır Şayet bakılan yerlerde toprak parıldarsa orada hazine olacağına inanılır![]() — Hıdrellez akşamı ikindiden sonra bahçede bulunan gül ağacının altına insanlar isteklerinin resmini çizerler Ev isteyen ev şekli, araba isteyen araba şekli, hayvan isteyen hayvan şekli, evlilik isteyen sevdiğini canlandıran bir resim çizer ve dilekte bulunurlar Bunu yapmakla o yıl içerisinde isteklerinin gerçekleşeceğine inanırlar — Hıdrellez sabahı uykudan erkenden kalkılır ![]() — Hıdrellez sabahı anne ve babalar çocuklarını uykudan erken kaldırmak için “kalkın” demezler “uçun, uçun” derler — Hıdrellez sabahı insanlar uykudan yeşil dallarla uyandırılır ![]() — Hıdrellez sabahı erkenden kalkılıp dereden üç kez geçilir Çim üzerindeki çiğlere el sürülüp yüzler ıslatılır![]() — Boyu çok uzun olanların başına hıdrellez sabahı çubukla vurulur (Boyun daha fazla uzamaması için) ![]() — Meyve yapmayan ağaçlar Hıdrellez sabahı baltayla korkutulur (Ağaçların korkup meyve vereceğine inanılır) ![]() — Hıdrellez sabahı, hayvanlar yeşil dallarla dereye sulamaya götürülür ![]() — Hıdrellez günü, uyku uyunmaz Uyku uyunursa bütün yıl uyunamayacağına ve işinin iyi gitmeyeceğine inanılır![]() — Hıdrellez günü badana, temizlik yapılmaz Kıra çalışmaya gidilmez![]() — Hıdrellez günü un elenmez, çamaşır yıkanmaz ![]() — Hıdrellez günü dikiş dikilmez ![]() — Hıdrellez günü kavga edilmez Kavga edilirse bir yıl boyunca kavgalı olacağına inanılır — Hıdrellez günü hamile kadınların salıncakta sallanmasına izin verilmez ![]() — Hıdrellez günü makas iple bağlanır, açılmaz Makas kimseye verilmez, elle tutulmaz![]() — Hayvanların sütünün çok olması için Hıdrellez günü süt pişirilmez, gece pişirilir Sütü olmayan komşulara süt verilir, yayıkta ayran yapılıp komşulara dağıtılır — Hıdrellez günü ekmek yapılmaz ![]() — Bazı köylerde Hıdrellez sabahı silah atılır ![]() — Hıdrellez günü beyaz kelebek görülürse o yıl şans ve kısmetin açık olacağına inanılır Hıdrellez hakkında söylenen birkaç atasözü ; Hıdrellez’de yağan yağmurun bereketli olduğunu belirtmek için; “Hıdrellez yağmurunun damlaları altın olur ” denmektedir Toprakla ilgili işlerin Hıdrellez’e kadar yapılması gerektiği konusunda “Hıdrelleze kadar bir tutam, Hıdrellezden sonra tutam tutam ” denmektedir Hıdrellezden sonra yaz olacağı konusunda “Az bilirim uz bilirim, Hıdrellezden sonra yaz bilirim ” denmektedir Kalbi temiz olan insanların zorda kaldıklarında beklemedikleri yerlerden yardım görebileceklerini belirtmek için de “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez ” atasözü kullanılmaktadır![]() Ölüm Adetleri Bir kişi öldüğünde, evdeki insanlar tarafından yakında ve uzakta bulunan akraba ve yakınlarına haber verilir Ölüm olayı, köy veya kasaba içine camiden sela okunarak haber verilir Ölen kişinin defnine çok uzaktan gelecek olan yakınları varsa, ölenin defnedilmesi bir güne kadar bekletilebilir Ölen kişinin ölüm anı anlaşılınca, başında ezan okunur Daha sonra çenesi bağlanır ve göz kapakları kapatılır Mezar kazıcıları tarafından, mezar kazılır Bu arada evde ölen kişi yıkanmış, son kez yakınlarına gösterilmiş ve gömülecek duruma getirilmiştir Ölenin defnedilmesi için gelen akrabaları, eş, dost ve yakınları tarafından cami hocasının önderliğinde bazı köy ve kasabalarda ölenin evinde, bazı köy ve kasabalarda ise camide cenaze namazı kılınır Buradan da mezarlığa götürülür (Kadınlar camiye veya mezarlığa gitmez, evde kalır ) Tabuttaki cenazenin mezarlığa götürülmesi esnasında herkes cenazeyi taşımak için birbiriyle yarışır Daha önce hazırlanmış olan mezara gelindiğinde birinci derecedeki yakınları tarafından mezarın içine indirilen beyaz bezle kefenlenmiş ölü, yüzü kıbleye gelecek şekilde yan yatırılır Orada bulunanlar tarafından mezar çok hızlı bir şekilde kapatılır Mezarın üstüne baş kısmından ayak kısmına doğru ibrikle su dökülür ve ibrik mezarın yanında bırakılır Su; temizliği, saflığı, arınmayı ifade eder Ayrıca mezara su dökülmesi kabir ateşini söndüreceği inancıyla da ilgilidir Hoca tarafından okunan duanın bitmesiyle gelenler mezarlıktan ayrılır Mezarlıktan ayrılırken ölünün yakınlarına tekrar başsağlığı dileğinde bulunulur Ölü camiye veya mezarlığa götürülmek üzere cemaat tarafından evden alınınca geride kalan kadınlar da Kur’an okuyup dua ederler Bu arada helva pişirilip dağıtılır Kiremit üzerine yakılan anberden buhur, tütsü yapılarak ölü evinin etrafında dolaştırılır Evin etrafından geçen insanlar bu kokuyu hissedince o evde cenaze olduğunu anlar Ölüm olayının birinci gününden itibaren yedi gün, ölü evinde Tebareke okunur ve yedi gün boyunca ölünün yıkandığı yerde mum yakılır Ölümün yedinci günü mevlit okutulur Kırkıncı günü helva yapılıp yakınlara, konu komşuya dağıtılır Bunlar, ölenin ruhu için yapılmış kansız kurban ikramlarıdır Geçmişte bunlar kötü ruhların yapacağı kötülüklerden korunmak, iyi ruhların yardımını kazanmak ve ölenin ruhunun mutluluğu için yapılırken, günümüzde “Allah rızası” için yapılmaktadır Ölümün elli ikinci gecesi de mevlit okunur Yedinci gününde ölenin karnının şiştiğine, kırkıncı günde burnunun düştüğüne ve elli ikinci günde de kemiklerinin eklem yerlerinin birbirinden ayrıldığına inanılmaktadır Ölümünden sonraki ilk Ramazan veya Kurban bayramında, ölenin mezar taşları mezarına dikilir Ölenin elbiseleri fakir-fukaraya dağıtılır Sağlığında vasiyeti varsa yerine getirilmesine özen gösterilir Bayramlarda, ölenin ruhunun, yakınlarını mezarlığa beklediğine inanılır ve her bayram, mezarı ziyaret edilip dua okunur![]() |
|
Kırklareli Gelenek Ve Görenekleri |
|
|
#2 |
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kırklareli Gelenek Ve GörenekleriYÖRESEL YEMEKLER Et ve süt ürünlerinin yanı sıra sebze ve meyve de beslenmede önemli bir yer tutar Kaşar peyniri ve ay çiçeği üretimi yaygındır Yörede, bağcılığa bağlı olarak içki yapımı gelişmiştir Keşkek, zerde, kaymakçına, plaska, sulu kaçamak, kuru kaçamak, ısırgan böreği, külür, kapama, çoban böreği ısırgan otu çorbası yöreye özgü yemeklerdir![]() YÖRESEL GİYİM ERKEK KIYAFETİ: Yündendir Elde kadınlar tarafından örülür Siyah ve beyaz çorap olmak üzere iki türlüdür Damat çorapları hariç, nakışsızdırlar![]() POTURLARI: Potur, kendilerinin dolapta dövüp hazırladıkları aba kumaşından yapılır Yan kısımları siyah gaytonla süslenmiştir Dizden yukarısı boldur Dizden aşağısı dardır![]() KUŞAKLAR: Yünden dokuma olup , al ve beyaz renktedir Bele dolanır Bir yandan potura kemer görevi yaparken diğer yandan cep ve süs görevini yapar![]() GÖMLEKLER: Pamuktan, düz çizgili kumaştan veya düz beyaz kumaştan dikilir Yakasızdır![]() YELEKLER: Abadan yapılır , kolsuzdur Gömleğin üzerine giyilir Gaçka, Kopça denilen tel düğmelerle iliklenir Gaytonlarla süslenmiştir Bölgelere göre (elek ) koparan gibi isimleri alırlar![]() CEPKEN: Bu da abadan yapılır Kolludur Çevresi gaytonlarla dikilmiş süslemeler vardır Yakasız ve düğmesizdir Ceket görevini görür![]() AYAKKABI:Tarlada çarık giyilir Normal günlerde deriden yapılmış, ucu sivri, alçak ayakkabı giyilir![]() YAĞLIK: Genç kızların sevdiği erkeğe verdikleri mendildir Kızlar kendine özgü işlemeyle mendilleri işlerler Her motif bir anlam taşımaktadır![]() KADIN KIYAFETİ: ÇORAP: Bütün kadın çorapları nakışlıdır Hakim olan renge göre adlandırılır Elde yün ipliğiyle örülür ve yünü kendileri eğirmektedirler Çorapları, kedi bacağı, domuz tırnağı , muskalı çiçek, dişçik gibi isimlendirdikleri motiflerle süslemektedirler Ayaklara çoraplardan başka birde ' edik ' denilen yünden örülmüş nakışlı terlikler giyilir![]() ŞALVAR: Kumaşları pamuktan olup, kendileri dokumaktadır Uzunlukları diz kapağının biraz altındadır![]() GÖMLEK: Dokuması pamuktandır Çeşitli işlemelerle süslenmiştir![]() ÖNLÜK: Her köyün kendine özgü renklerde, kendilerinin yününden dokuyup süsledikleri önlükleri mevcuttur Bazı köylerde '' fıta '' denir Önlükleri bağlamak için yünden örülmüş ince bir kumaşa da uçkur denir![]() CEPKEN: Gömleğin üzerine son derece güzel motifli , telle işlenmiş aba veya çuhadan yapılmıştır Uzunluğu bele kadardır![]() BAŞ ÖRTÜLERİ: Kenarları süslü ipekten yapılmıştır Bir adı da greptir![]() HALK OYUNLARI VE FOLKLOR Aşağıda oynama şeklini açıkladığımız oyunlar yöreye Selanik , Kavala, Drama ve İskoça yöresinden eski Türkler tarafından getirilmiştir ![]() Genel olarak yöremiz oyunları hareket,renk,melodi ve şekil yönünden Anadolu'dan ayrılmasına karşın, kendi aralarında benzerlik gösterirler Bu benzerlik kent kent , kasaba kasaba, köy,köy bozulup bölgeselleşebilir Bazen aynı oyun değişik yerlerde hatta isim değiştirilerek oynanabilir Kırklareli ve yöresi halk oyunlarını bu açıdan inceleme zorunluluğu vardır Bazı çevreler oynadığımız oyunlardan Ziğoş Drama karşılanması diye adlandırdığımız oyunların milli yönlerden kabul etmemektedirler Daha önce Türk toprakları olan bölgelerde oyunların gerçek Türkler tarafından oynandığını ve müziklerinin de Türk melodileri olduğunu hatırlatmak gerekir![]() KIRKLARELİ VE YÖRESİ HALK OYUNLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ 1 - Hemen hemen her oyun ağır ve tempolu hareketlerle başlar ve süratli bir şekilde sona erer ![]() 2- Oyunlar el ele veya eller tutuşmadan oynanır ![]() 3- Oyunlar çift zurna , çift davul ile oynanır ![]() KIRKLARELİ OYUNLARI bre Değirmenci(Aman Değirmenci) Karşılama, kadın, çift-toplu, ve türkülü, Abre Süleyman Ağa(Mandıra) : Karşılama, kadın erkek karma, çift-toplu, tütkülü Ago ( Ago oğlu ) : Horo erkek ![]() Ağır Tikveş : Horo erkek ![]() Ahmet Bey ( beylerbeyi ) : Horo Alay Bey : Horo, erkek, türkülü Alaylar,alaylar : Karşılama, Kadın, çift-toplu, türkülü Ali Yazıcı :Horo, erkek Aşağı Tikveş : Horo erkek Arzu ile Kanber : Horo erkek At koşturma : Taklitli oyun erkek tek Sirto (Şurto ) : Erkek horo Beymisa ( Beymiya, Beymisa) : Horo erkek Cemala : Dere oyunu da denir, Erkekler oynar ![]() Çeto : Erkek,toplu temsili Çevik (Kerala) : Erkek tek Dalyan mitra : Horo erkek Davullar çalar 40 haydut oynar : Horo erkek Debreli Hasan : Horo erkek Dere boyu düz gider : Kadın,erkek, tek toplu Domuzu bataktan çıkarma : Horo erkek Drama karşılaması : Erkek çift toplu Gegule ( Gergol ağa) : Horo erkek türkülü(Hanım Ayşe, İbrahim hoca, İstanbul kasabı, Karamur karşılaması, Karşılama, Mara Yusuf, Kasap havası, Küçük molla, Mendilli oyun, Pancar havası, Patrona, Pehlivanlık oyunu, Rampi, Rum kızı, selanik, Tapşin havası, Telgrafın telleri, Toska, Üç ayak gibi oyunlarımız vardır )ZİGOŞ : Zigoş köyünde oynanan hareketli bir oyundur (Drama ve Kavala arasındaki köylerde) Mendil vardır Oyun ilk önce adımlar içe basmak suretiyle ağır hareketlerle başlar, diz vurmalarla devam eder Zurna susar, tüm eller tempolu olarak vurmaya başlar Davulun vuracağı tokmak sesiyle beraber biter![]() KABADAYI: (Ahmet bey): Oyun ağır başlar, sıra halinde dönme ve çökmeler vardır Sonunda Ahmet bey oyununa geçiş yapılır ve oyun çok hareketli biter![]() KIRK HAYDUT : Bu oyunda oyuncular küçük parmaklarından tutarlar ve dört ritimle sağa, sola gidiş vardır Komutlarla sağa giderken figür değişir ve son iki sayıda sol ayak sağ ayağın arkasına getirilerek hey,hey diye bağırılır Oyun hızlandığında omuzlardan tutulur, sağ ayakla sekme yapılarak hazır olda ayaklar bitişik basılır Son sayıda sol ayak sağ ayağın önüne çapraz basılarak hareket tamamlanır Oyun hızlanarak biter![]() İZZET HOCA : Olay Batı Trakya da geçer İzzet hocanın kızı kına gezesi kırk haydut tarafından kaçırılır ve sırça pınar denen yere getirilir, eğlendikten sonra haydutların en küçüğü tarafından öldürülür Kıza yazılan türkü şöyledir ( Kına gecemde çalgılarda dokuz dizi altınımı verdim ) yine kurtulamadım , en aşağı en küçüğü canıma kıydı, haydi dediler sırça pınara anacığım, götürdüler beni dönmez yollara, bana sordular anacığım, sen kimin kızısın, bende dedim ki İzzet hocanın kızıyım,Oyuncular kol kola tutuşmak suretiyle ileriye doğru atılan adımlarla oyuna başlar Bu ilk kısımdır, kırk haydut geldiğinde hepsi yere çökerler Haydutlar gidince ( eyvah kızımı kaçırdılar )diye el çırpmaya başlarlar Bu ikinci kısımdır Oyunda oyuncular omuz başlarından tutarlar ve ritmik hareketlerle sağa ve sola giderler, komutla oyuncular sıçrayarak ve el çırparak 4 öne 4 geriye olmak üzere çökerler Oyun hızlanır ve hazır olda ayaklar bitişik basılır İki sağa iki sola sekerek devam eder Çöküşlerle oyun sonuçlanır SÜLÜMAN AĞA : Alpullu , büyük mandıra, Sinanlı-Katranca, Pehlivan köy, yörelerinde oynanan bir oyundur Sözleri :abro Süleman ağa , tut çakal beygiri, vuralım yuları, alalım gelini, Sülüman ağanın karısı, pencereden bakar (iki kere söylenir) Sülüman ağanın karısı, çok canlar yakar![]() Kız ve erkeklerle oynanan bu oyun oldukça hareketlidir Sağa ve sola gidişlerle mendil sallanır Kızlarla erkeklerin gidip gelme ve yer değiştirmesi ile devam eder![]() ESKİ KASAP : Kırklareli yöresinin en çok sevilen ve en hareketli oyunlarından bir tanesidir Melodisinin kendine has bir özelliği vardır Erkekler tarafından oynanan bu oyun ağır olarak başlar, ekip başının işaretiyle oyuncular birlik ve beraberlik içinde çift makam yaparlar Oyun yine başlangıçta olduğu gibi devam eder İkinci defa çift makam yapıldıktan sonra oyun hareketlenir Başta bulunan oyuncu başı bırakarak seri bir şekilde etrafında döner ve oyunun sonuna geçer Artık oyun çok hareketlenmiştir Verilen bir işaretle muntazam sıra halinde sona erer![]() NELERİ İLE ÜNLÜ Dupnisa Mağarası, Alpullu Şeker Fabrikası, Hamitabat Doğalgaz Santrali, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri İL İSMİ NEREDEN GELİYOR? Kırklareli, Trakya 'da şirin bir vilayet merkezidir Çok eski bir yerleşim yeridir, Osmanlılar, şehri 136?"deMurad I devrinde fethetmişler dir Bizanslılar döneminde şehrin adı Saranîa Eki asi a }dır Osmanlılarfetihten sonra şehrin adını Kırkkilise olarak tesmiye ettiler Cumhuriyetin ilk yıllarında Kırklareli MebusuDr Fuad Umay, Meclise bir teklif vererek şehrin adının Kırklareli olmasını istedi 1924}te çıkarılanKanun ile Kırklareli gerçek adına kavuşmuş oldu ![]() |
|
|
|