|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kuraklık Ve Sonuçları
Örneğin; 1968-1974 yılları arasında Afrika'nm Sahara bölgesinde yer alan Sahel'de yaşanan kuraklıkta bu bölgede sadece, 1973 yılında 5 milyon büyük*baş hayvan, 100 bin dolayında insan ölmüştür (Smith, 1998)
Kuraklığın verdiği zararlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir
Su kaynaklan azalır, tarımsal üretim düşer
Sanayide gerileme olur
Kullanma suyu yetersizliğinden kaynaklanan kirlilik sonucu, salgın has*talıklar da artış olur
Enerji üretiminde azalma görülür
Doğal bitki örtüsü ve hayvan varlığı zarar görür
Doğal dengenin bozulmasına bağlı olarak büyük ekolojik sorunlar ortaya çıkar
Ulusal ve uluslararası boyutta ekonomik ve sosyal dengenin bozulması*na bağlı olarak sosyal sorunlar yaşanır
Uzun süren ve çok geniş alanlarda etkili olan büyük orman ve çalı yan*gınları görülür
Üretimdeki düşmeye bağlı olarak, yaşanan kıtlık, yetersiz beslenme ve aç*lık sonucu hastalık ve ölüm olayları normal bir olay olarak ortaya çıkar
Yeterli bedensel temizlik ve hijyenik ortam sağlanamayacağı için salgın hastalıklar baş gösterir
Ülkeler arasında ve özellikle de komşu ülkeler arasında su paylaşımından dolayı büyük sorunlar yaşanır
Dünya Gıda Programının hazırladığı Açlık Haritasına göre, açlık sorunu*nun en ağır bir biçimde yaşandığı ülkeler, kuraklığın çok etkili olduğu Afri*ka'nın Sahara bölgesi ile Asya kıtasında yer alan bazı ülkelerdir Durumu en kötü ülke ise 2000 yılı içinde büyük kuraklık yaşayan Afganistandır Bu ülke nüfusunun %35'nin çok kötü beslendiği belirtilmektedir Ayrıca Çad, Yemen ve Moğolistan'ın da bu nedenle açlık sınırında olduğu vurgulanmaktadır
E Kuraklık ve Türkiye
a Genel Bilgiler
Türkiye, makro ölçekte yazlan sıcak ve kurak, kışlan ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin özelliklerine sahiptir Bu özelliğiyle dünyanın yarı kurak ik*lim kuşağında yer almaktadır Ancak daha önce de belirtildiği gibi, yerel fizikî coğrafya özellikleri nedeniyle de çok değişik iklim tiplerinin görüldüğü bir ül*kedir Bunun sonucu olarak, çöl benzeri alanlar (çok sınırlı olmakla beraber), kurak ve yarı kurak alanlar geniş yer tutmakta, çok sık olarak ve değişik boyut*ta kuraklıklar yaşanmaktadır Bu nedenle Türkiye su zengini bir ülke değildir Kişi başına yıllık su varlığı A B D ve Kanada'da 10 000 m3 iken bu değer Türki*ye'de 1000 m3 civarındadır
Türkiye'de yaz kuraklığı normal bir iklim özelliğidir Ancak kış ve bahar mevsimlerinde görülen kuraklığın uzaması ve yaygınlaşması sonucunda, eko nomik etkileri yıllar süren, ağır sorunlar yaşanmaktadır
Daha önce açıklanan ve kuraklığa neden olan genel etmenlerin (soğuk su akıntılarının etkisi dışında) hemen hepsi, ülkemizdeki kurak bölgelerin oluş*masında ve kuraklığın sık ve yaygın bir biçimde yaşanmasında etkili olmak*tadır Bunların etkileri aşağıdaki şekilde özetlenebilir
Belirli bir dönemde 30°-35° kuzey enlemleri arasında yer alan sübsidans alanı (yüksek basınç kuşağının)nın kuzey enlemlere doğru genişlemesi
Orografik özellikleri nedeniyle birçok yerde sınırlı sübsidansın oluşması,
Yağışa neden olan gezici alçak basınçların ve cephe sistemlerinin orog*rafik engeller nedeniyle etkili olamaması,
İç ve doğu bölgelerimizin denizden (denizel etkiden) uzak olması
b Türkiye'nin Yağış Koşulları
Türkiye'de kışın görülen yağışların ana kaynağı, Atlas Okyanusu kökenli denizel kutbî (mP) ve Akdeniz oluşumlu Akdeniz hava kütlesi (Med)dir Bu nemli hava kütleleri; İzlanda alçak basıncı ve buna bağlı cephe sistemleri, Akdeniz depresyonları ve bunlara bağlı cephe sistemleri ile taşınmakta ve farklı fizikî coğrafya etmenlerine bağlı olarak da ülkenin değişik bölgelerinde farklı biçimde ve miktarda yağışa neden olmaktadır Ayrıca Sibirya antisiklo-nuyla Akdeniz'e inen Sibirya kökenli karasal kutbi (cP) hava kütlesinin Akde*niz'de tropikal hava kütlesiyle karşılaşmasıyla oluşan alçak basınç ve cephe sis*temleri de ülkemizde görülen yağışların bir diğer kaynağıdır
Bu sistemlerin soğuk mevsimde beklenilen yerde, zamanda ve biçimde et*kili olmaları durumunda, kuraklık söz konusu olmamakta, istenilen etkinlikte ve zamanda görülmemeleri nedeniyle ise, kış kuraklığı yaşanmaktadır
Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, bu nemli hava kütlelerinin etkisine daha kapalı olduğu için, genel olarak kuraklığın sık ve yaygın olarak görüldüğü bölgelerdir
Türkiye'de yaşanan yaz kuraklığının asıl nedenleri ise genel hatlarıyla aşağıdaki şekilde özetlenebilir
Kutupsal cephe ile İzlanda depresyonlarının 50° N enleminin kuzeyine
çekilmesi ve Azor yüksek basıncının Akdeniz ve Orta Avrupa üzerinden Türki ye'yi etkilemesi sonucunda Akdeniz depresyonlarının etkili olamaması
Yaz süresince Muson rejimine bağlı olarak oluşan Asya termik alçak ba*sıncının bir uzantısı olan, sıcak ve kuru özellik gösteren Basra alçak basıncının etkili olması
Yaz süresince Basra alçak basıncı ile Azor yüksek basıncının birlikte et*kili olması
Kışın ve İlkbaharda yaşanan kuraklık ise, hem Azor yüksek basıncının, hem de Sibirya yüksek basmanın, ya da ikisinin aynı zamanda Türkiye'ye yer*leşerek (bkz Yaz Poyrazı Modeli) yağışın beklendiği bir dönemde, çeşitli kaynak*lı depresyonların Türkiye'ye girmesine engel olmalarının sonucudur Bu du*rumda cephesel yağışlar görülmediği gibi, kararsızlık (konvektif) yağışları da beklenilen seviyede değildir Böylece, sözü edilen yüksek basınçların etkisiyle yağış azlığına bağlı olarak bir kuraklığın yaşanması söz konusudur
Türkiye'nin yağış ve kuraklık koşullan üzerinde etkili olan ve yukarıda açıklanan küresel etmenlerin yanında, yağış şiddeti ve dağılımı üzerinde büyük etkileri olan fiziki coğrafya etmenlerinden ve bunların etkileyiş biçiminden de kısaca söz etmek, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır Bu konuyu aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür
Üç tarafının denizlerle çevrili olması
Kuzey ve güneyden kıyıya paralel olarak uzanan dağların bulunması
Batı Anadolu'da dağların kıyıya dik uzanması
Ortalama yüksekliği 1100 metre dolayında (Doğu Anadolu Bölgesi'nde 2000 m) derin vadilerle yarılmış bir plato özelliğinde olması
Çok sayıda, etrafı dağlarla çevrili depresyonların ve geniş düzlüklerin bu*lunması
Akdeniz ve Karadeniz üzerinden gelen nemli havanın, kıyıya paralel olarak uzanan dağların rüzgâr alan yamaçları boyunca yükselmesiyle buralarda kuv*vetli orografik yağışlar görülmektedir Buna karşın İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin iç bölümlerindeki alçak plato ve ovalara ulaşan ve dağ sı*ralarını aşarken subsidans (çökme) sonucu adyabatik olarak ısınan ve kuru bir özellik kazanan hava, buralara çok daha az yağış bırakmaktadır
Subsidansa bağlı olarak görülen yağış azalması, nemli havanın, etrafı dağ*larla çevrili olan çukur alanlara ve vadi yamaçlarından vadi tabanlarına doğru inmesi sırasında da görülmektedir Bu nedenle, Karadeniz dağlarının güney eteklerindeki derin vadiler, Toros dağlarının kuzey eteklerinde yer alan alçak plato ve ovalar, kuytu yamaç subsidansının etkisiyle oluşan kurak / yarı kurak alanlardır Karadeniz dağlarının kuytu güney yamaçları, Kelkit çayı ve Çoruh ır*mağı vadi boyları, yağmur gölgesi alanları adı verilen az yağışlı yörelerdir Torosların Kuzey yamaçları ve Konya ovasında da bu tip alanlar oldukça yaygın*dır Aynı nedenlerle Doğu Anadolu bölgesi'nin çukur yerlerinde de kurak ve yarı kurak alanlar oldukça geniş yer tutmaktadır Iğdır Ovası ve Van Gölü havzası bu tip yerlere örnek alanlardır
|