|
Prof. Dr. Sinsi
|
Araf Suresinin Meali, Açıklaması
27 – Ey Âdem’in evlatları! Şeytan, edep yerlerini açığa çıkarmak için, annenizle babanızı -üzerlerinde ki takvâ elbiselerini çıkarttırmak sûretiyle- cennetten uzaklaştırdığı gibi, sakın sizi de belaya uğratmasın Çünkü o da, askerleri de sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden sizi görürler Doğrusu Biz şeytanları iman etmeyenlerin dostları yapmışızdır [18,50]
28 – Onlar çirkin bir iş yaptıklarında: “Babalarımızı bu yolda bulduk, esasen Allah böyle yapmamızı emretti ” derler De ki: “Allah Teâla kötü olan şeyi asla emretmez Ne o, yoksa siz Allah’ın söylediğini bilmediğiniz birtakım sözleri O’na iftira ederek Allah’a mı mal ediyorsunuz?
Âyetin sonundaki bu istifham-ı inkârî üslûbu, onların ne büyük bir vebal yüklendiklerini, zarif bir tarzda anlatıyor Şöyle ki: “Allah Teâla’nın herhangi bir şeyi emrettiği, kesin olarak bilinmiyorsa, O’nun hakkında “Allah falan şeyi emretti” demek asla caiz olamaz Durum bu iken, bir de Allah’ın emretmediğini bile bile “Allah bunu emretti” demek, şiddetle reddedilmesi gereken çirkin bir iş, katmerli bir iftiradır” mânası kasdedilmektedir
29 – De ki: “Rabbim adalet ve itidalı emretti Her secdenizde, her namaz zamanında veya mekânında, yüzünüzü O’nun kıblesine yöneltiniz!
İhlasla, ibadetinizi yalnız O’nun rızası için yaparak Allah’a kulluk ediniz! Çünkü ilkin sizi O yarattığı gibi, dönüşünüz de yine O’na olacaktır ” [2,139; 31,29]
30 – Bir kısmına hidâyet buyurdu, bir kısmına da dalâlet müstehak oldu; çünkü bunlar Allah’tan başka şeytanları dost edindiler Bir de kendilerini doğru yolda zannediyorlar! [18,104]
Allah itidali, yani ifrat ve tefritten uzak durup ölçülü olmayı emreder (Bkz 1,4)
31 – Ey Âdem’in evlatları! Her namaz vaktinde mescide giderken, süsünüz olan elbisenizi giyinin Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri asla sevmez
Edep yerlerini örtmek (setr-i avret) her zaman olduğu gibi, özellikle namaz, tavaf gibi ibadetlerde farzdır Fakat israf etmemek şartı ile, her müslümanın ibadet esnasında en güzel ve temiz elbisesini giymesi sünnettir Cemaat ile olsun, camide oturuşta olsun edep, vakar, ağırbaşlılık da bu zinet ve güzel sûret cümlesindendir Nitekim önceki âyetlerde geçen “yüzleri kıbleye döndürme” emrinde de bu intizama işaret vardır Aynı zamanda, âyetin işaretinden şu da anlaşılır ki cami ve civarları, bir İslâm şehrinin teşkilatında, güzellik bakımından, en güzel ve merkezî noktalarda yer almalıdır Bununla beraber mescitlerin asıl süsü, oraların ibadetle şenlendirilmesi ve ibadet eden müminlerin hal ve davranışlarıdır
32 – De ki: “Allah’ın kulları için yaratıp ortaya çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılmak kimin haddine?”
De ki: “Onlar, dünya hayatında iman etmeyenlerle birlikte, iman edenlerindir
Kıyamet günü ise yalnız müminlere mahsustur İşte Biz, bilip anlayan kimseler için, âyetleri bu şekilde açıklıyoruz [22,30]
Bu âyetin açıkça gösterdiği gibi Allah dünyadaki bütün nimetleri kullarının istifadesi için yaratmıştır Şükrünü yerine getirerek meşrû olan her şeyden yararlanmak mümkündür
33 – De ki: “Rabbim o güzel şeyleri değil, açığı ile gizlisi ile, bütün fuhşiyatı haram kılmıştır Keza her türlü günahı, haksız tecavüzü
ve kendisine tapılması hakkında Allah’ın herhangi bir delil bildirmediği bir nesneyi Allah’a şerik yapmanızı,
bir de Allah’ın emretmediği birtakım şeyleri iftira ederek O’na mal etmenizi haram kılmıştır ”
Burada müşriklerin tutarsızlıkları ifade edilmektedir Allah’tan başka elbette bir tanrı yoktur Ama faraza böyle bir şey yani Yüce Yaratıcının yanında, O’nun kendisine yetki verdiği birinin şerik olması sözkonusu ise, Allah’tan gelen bir yetki belgesi olması gerekmez mi? O’nun verdiği böyle bir belge olmadıkça, kimin haddine O’na birini ortak kılmak?
34 – Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır Vâdeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler
35 – Ey Âdem’in evlatları! Size her ne zaman içinizden Benim âyetlerimi beyan edip açıklayan resuller gelir de, kim onlara karşı çıkmaktan sakınır, nefsini ıslah ederse artık onlara hiç bir korku yoktur, onlar asla üzülmezler de
36 – Âyetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzül etmeyenler ise, işte onlar cehennemliktirler Hem de orada ebedî kalacaklardır
37 – İftira ederek, Allah’ın söylemediği bir sözü O’na mâl eden, yahut Allah’ın âyetlerini yalan sayan kimseden daha zalim biri olabilir mi?
Kaderden nasipleri ne ise, onlara erişecektir Nihayet elçilerimiz (ölüm melekleri) gelip canlarını alırken: “Hani nerede o Allah’tan başka taptıklarınız?” dediklerinde “Onlar bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular” derler Böylece kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler [10,69-70; 31,23-24]
38 – Hak Teâla: “Girin bakalım sizden önce gelip geçen cin ve insan topluluklarıyla beraber ateşe!” buyurur
Her ümmet girdikçe, yoldaşına lânet eder
Nihayet hepsi birbiri ardından gelip orada bir araya gelince, sonrakiler öndekileri göstererek:
“Ey Rabbimiz, derler İşte şunlar bizi saptırdılar, onun için onlara iki kat ateş azabı çektir ”
O da: “Herbirinize iki misli azap var, lâkin siz bunu bilmiyorsunuz” buyurur [16,25; 29,25; 2,166-167; 16,88; 29,13]
39 – Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: “Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!”
40 – Âyetlerimizi yalan sayanlara ve onları kabule tenezzül etmeyenlere gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da cennete giremeyeceklerdir
İşte mücrimleri Biz böyle cezalandırırız! {KM, Markos 10,25; Luka 18,25}
41 – Onlara cehennem ateşinden bir döşek ve üzerlerinde de yine ateşten örtüler var İşte zalimleri Biz böyle cezalandırırız!
42 – İman edip makbul ve güzel işler yapanlar ise -ki hiç kimseye Biz gücünün yetmeyeceği yük yüklemeyiz- cennetlik olup, orada ebedî kalacaklardır [2,286]
|