Yalnız Mesajı Göster

Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri

Eski 09-01-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri



Tövbe Suresinin Ayetleri
Tövbe Suresinin Türkçesi
Tövbe Suresinin Türkçe Meali

Hicri 9 yılda Medine’de nâzil olmuş olup 129 âyettir Tövbe ismi, sûrenin ihtiva ettiği konulardan birinden gelmektedir Sûrenin meşhur olan ikinci ismi Berâe ise, sûrenin ilk kelimesidir “İlişiği kesmek, ihtâr, ültimatom” anlamlarına gelir Tövbe sûresi konu itibariyle, bir önceki Enfal sûresinin devamı gibidir Başında besmele yazılı olmayan tek sûredir Sebebi, Hz Peygamber (as)’ın böyle yapmış olmasıdır Sûre başlarında besmelenin hükmü konusunda beş farklı görüşe sahip olan müslümanların, yalnız burada besmelenin yazılamayacağında ittifak etmeleri, Kur’ân metninin en ufak bir değişikliğe mâruz kalmadığının delillerinden biridir

Bu sûrenin en önemli konuları, müşrikler ve Ehl-i kitaba uygulanacak hükümler ile Hz Peygamber (as)’ın Bizans ordusuna karşı çıktığı Tebük seferi esnasında müslümanların halet-i rûhiyelerini ortaya koymaktır

Müslüman tarafında “beşinci kol” şeklinde çalışan ve müşriklerden daha tehlikeli olan münafıklardan, onların, İslâm birliğini parçalamak için Mescid-i Dırar’ı kurmalarından bahseder Sûrenin sonunda müminlerin haiz olmaları gereken bazı vasıflar, cihada teşvik, Allah’ın, resul göndermek sûretiyle insanlara gösterdiği lütfu ifade eder

1 – Allah ve Resulünden, kendileriyle anlaşma yaptığınız müşriklere son ihtar!

Hicretin 9 yılında Hz Peygamber (as) müslümanları Hz Ebû Bekr (ra)’ın emirliği altında hacca göndermişti O esnada bu âyet indirilince Hz Peygamber bu buyruğu hacda toplanan insanlara tebliğ etmek için Hz Ali (ra)’ı, görevlendirdi Bayramın birinci günü Akabe cemresi yanında hacılara hitab edip sûrenin başından 30 kadar âyeti tebliğ ederek özellikle şu dört şeyi vurguladı: 1 Bu yıldan sonra Kâbeye hiç bir müşrik giremeyecek 2 Hiç kimse çıplak olarak Kâbe’yi ziyaret etmeyecek 3 Müminlerden başkası cennete giremeyecek 4 Müşrik kabîleler tarafından bozulmamış sözleşmeler, anlaşma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak

2 – Bu günden itibaren yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın ve şunu bilin ki siz Allah’ın elinden hiçbir şekilde kaçıp kurtulamazsınız ve Allah kâfirleri rüsvay edecektir [6,134]

3 – Haccın en büyük günü, Allah ve Resulünden insanlara şunu ilan edin ki: “Allah da, Resulü de müşriklerden beridir Şayet şirkten tövbe edip tevhide yönelirseniz bu elbette sizin için daha hayırlı olur İyi biliniz ki siz Allah’ın elinden kurtulamazsınız Kâfirleri pek acı bir azapla müjdele [2,196]

4 – Ancak kendileriyle anlaşma yapmanızdan sonra, şartları hiç bir şey eksiltmeksizin tamamen yerine getiren ve sizin aleyhinizde hiçbir kimseye destek vermeyen müşrikler, bu hükmün dışındadırlar

Bunlarla sözleşmenin müddeti tamamlanıncaya kadar antlaşma şartlarına riayet edin Allah, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever

5 – O halde, hürmetli aylar çıkınca artık öbür müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun

Eğer tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse onları serbest bırakın Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur) [2, 191; 9, 29-73; 66,9; 69,9]

6 – Eğer müşriklerden biri senden sığınma hakkı isteyip yanına gelmek isterse, sen ona güvence ver, ta ki Allah’ın kelamını dinlesin, düşünsün Sonra şayet müslümanlığı benimsemezse onu, kendisini güvenlikte hissedeceği yere (vatanına) ulaştır

Öyle! (Bu sığınma ve gönderme işlemini yapmalı), zira onlar İslâm’ın gerçek mahiyetini bilmeyen bir topluluktur

7 – O müşriklerin Allah yanında, Resulü yanında nasıl olup da bir ahitleri olabilir ki! (olamaz, zira onlar daima hainlik edip verdikleri sözden dönerler)

Mescid-i Haram’ın yanında anlaşma yaptıklarınız bundan müstesna olup, onlar size karşı dürüst davrandıkça siz de onlara dürüst davranın

Allah, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever

8 – Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eğer size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiç bir şey gözetmezler

Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, kalpleri ise nefret duyup kaçınır Çünkü onların ekserisi Allah’ın yolundan çıkmış fâsıklardır

9 – Onlar Allah’ın âyetlerini az bir dünya menfaati karşılığında sattılar da Allah’ın yolundan insanları alıkoydular Gerçekten onlar ne fena iş yapıyorlar!

10 – Müminler hakkında ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiçbir şey gözetmezler

Bunlar öyle saldırgan kimselerdir!

11 – Bununla beraber kâfirlikten vazgeçip tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse artık sizin din kardeşleriniz olurlar

Bilip anlayacak kimseler için Biz âyetlerimizi iyice açıklarız

12 – Eğer anlaşmadan sonra yeminlerini bozarlar, bir de dininize hücum ederlerse, artık kâfir güruhunun o öncüleri ile savaşın

Çünkü onların gerçekte artık yeminleri ve ahitleri kalmamıştır Umulur ki, hiç değilse bu durumda, inkâr ve tecavüzlerinden vazgeçerler

Onların yeminleri yoktur, zira onlar yeminlerine riayet etmezler, aykırı davranmakta mahzur görmezler

Demek ki savaşta hedefiniz, işkence ve eziyet edenlerin mesleğini tutup da eza ve cefada bulunmak değil, ısrarla sürdürdükleri küfür hallerinden onları vazgeçirmek olmalıdır

13 – Ahitlerini ve yeminlerini bozup

Peygamberi vatanından sürmeye teşebbüs eden bir toplulukla savaşmayacak mısınız ki,

aslında savaşı size karşı ilk başlatanlar da onlar olmuşlardı

Ne o, yoksa onlardan korkuyor musunuz?

Ama eğer mümin iseniz, asıl Allah’tan çekinmeniz gerekir [60,1; 8,30; 17,76]

14-15 – Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rüsvay etsin, onlara karşı size yardım edip

zafer yolunu açsın, müminlerin gönüllerini ferahlatsın, kalplerindeki kin ve öfkeyi gidersin

Allah Teâla dilediğine tövbe de nasib eder Allah alîmdir, hakîmdir (herşeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)

Nitekim küfrün önde gelenlerinden Ebû Süfyan bin Harb, Safvan İbn Ümeyye, İkrime İbn Ebû Cehil, Süheyl İbn Amr gibi reisler, Mekke’nin fethinden sonra tövbe edip, İslâmı kabul etmişlerdir

16 – Yoksa siz, Allah sizden mücahede edenlerle Allah’tan, Resulünden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri iyice ortaya çıkarmadan, kendi halinize bırakılacağınızı mı zannettiniz?

Halbuki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır [29,2 - 3; 3,142 - 179]

Âyetteki “ve lemmâ ya’lem” tabirinden maksat: “Allah sizden mücahede edenler ve müminler dışında sırdaş edinmeme imtihanını kazanacak halis müminleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakmaz” demektir

17 – Müşrikler, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahit iken, Allah’ın mescidlerini mâmur etmeleri kabil değildir

Çünkü onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar ateşte daimi kalacaklardır

Mâmur etmek: Bina etmek, bir de oralarda ibadete devam ederek şenlendirmek şeklinde olur Bu âyette mesacid, tekil mânada Mescid-i Haram diye tefsir edilir Zira orası bütün mescitlerin kıblesidir, imamıdır Ayrıca oranın her tarafı mesciddir; halbuki diğer mescitlerde bu özellik yoktur

Burada nefyedilen durum, müşriklerin oraya girme liyakatlerini reddetmektir Yoksa bu işin fiilen varlığı ayrı konudur

18 – Allah’ın mescitlerini ancak Allah’ı ve âhireti tasdik eden, namazı gereği gibi kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başka kimseden çekinmeyen müminler bina edip şenlendirir

İşte onlar cennete ve diğer ümitlerine kavuşmayı umabilirler

19 – Siz hacca gelenlere su dağıtma ve Mescid-i Haramı mâmur etme işini,

Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden müminin işi ile bir mi tutuyorsunuz?

Bunlar Allah indinde eşit olmazlar Allah o zalimler gürûhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez

Onlar ısrarla inkâr ve zulümlerine devam ederken Allah onları zorla hidâyete erdirmez Keza onları, kötü emellerine nail etmez

20 – İman edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler var ya, işte onlar Allah indinde daha yüksek derecelere sahiptirler ve işte onlardır umduklarına nail olanlar

21 – Onların Rabbi kendilerinin, katından bir rahmete, bir rıdvana ve içinde daimi nimetler bulunan cennetlere gireceklerini müjdeler

22 – Onlar o cennetlerde ebediyyen kalacaklardır

Muhakkak ki en büyük mükâfat Allah’ın yanındadır

23 – Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi bile veli edinmeyin

İçinizden onları dost edinenler, zalimlerin ta kendileridir [58, 22]

Veli: hâmi, koruyucu, birinin işlerini deruhde eden kimse, yönetici, destek veren yardımcı, dost anlamlarına gelir

24 – De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resûlünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise

o halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin!

Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez {KM, Matta 10,37; Luka 14,26}

Gerçek müslüman servet, ticaret, mal, mülk sahibi olabilir Güzel konaklarda oturabilir Fakat bunları hiçbir zaman kalbine yerleştirmez Hele hele Allah’tan, Allah yolundan ve O’nun yolunda cihad etmekten daha önemli hale getirmez

Bununla beraber Ebussuûd Efendinin dediği gibi bu âyette öyle bir tehdit vardır ki: Allah’ın hususi lutfuna mazhar olmayan hiç kimse bundan kurtulamaz










Alıntı Yaparak Cevapla