|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri
25 – Şu kesindir ki Allah size birçok savaş yerlerinde yardım etti, Huneyn günü de  O gün ki sayıca çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu, size fayda etmemişti
Olanca genişliğine rağmen, dünya başınıza dar gelmişti
Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka çevirip kaçmaya başlamıştınız
26 – Sonra Allah, Resulünün ve müminlerin üzerlerine sekinetini, güven veren rahmetini indirmiş, sizin göremediğiniz ordular göndermişti de Kendisini tanımayan o kâfirleri azaba uğratmıştı
İşte kâfirlerin cezası budur! [2,248]
27 – Sonra Allah, bu savaşın peşinden, onlardan dilediği kimseleri küfürden dönüş yapmaya muvaffak eder Zira Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur)
28 – Ey iman edenler! Müşrikler bir pislikten ibarettir Onun için, bu yıldan sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar
Eğer yoksulluktan endişe ederseniz, Allah dilerse, sizi lütfundan zenginleştirir Çünkü Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)
Müşrikler bedenleri itibariyle, maddî varlıklar yönünden değil, batıl inançları, ahlâkî telakki ve davranışları bakımından necis sayılmaktadırlar Mescid-i Harama girmeleri bundan dolayı yasaklanmıştır
29 – Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde, Allah’a da, âhiret gününe de iman etmeyen,
Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan, hak dinini din olarak benimsemeyen kimselerle zelil bir vaziyette tam bir itaatle, cizye verinceye kadar savaşın
Dinu’l-hakk izafeti “Hak dini” demek olup “hak din” den daha kuvvetlidir İslâmın hakka teslimiyet esasına dayandığını Allah’ın hakkını, bütün hakların temeli saydığını, hakların kutsallığını ifade eder (Geniş bilgi için: M H Yazır’ın “Hak Dini” tefsirine bkz )
Bu âyet, Ehl-i kitabın Allah’a ve âhirete gereğince iman etmediklerini, gerçek dini kabul etmediklerini bildiriyor: Çünkü onlar Allah’ı kemal sıfatlarıyla muttasıf ve eksiklerden münezzeh olarak tanımıyorlar, âhiretin gerçek mahiyetini anlayamıyorlardı
Bunlarla savaşmak için, evvela onların saldırmaları şarttır (2, 190) Hz Peygamber (a s ) müşrik araplarla ancak İslâmı imha etmek için silaha sarıldıklarında harbetti Hıristiyanlar da Müslümanları ortadan kaldırmak için, İslâm devletine karşı kuvvet hazırlayıp hücum ettikleri zaman onlara karşı hazırlandı ve karşı tarafın saldırmaya hazır olmamasını fırsat bilerek baskın yapmadı Aksine, harbetmeden geri döndü
Cihadın gayesi gayri müslimleri kuvvet kullanarak İslâma sokmak değil, İslâma karşı çıkan kuvvet kalmamasını sağlamaktır Cizye, İslâm devletinin, gayri müslim vatandaşlarından aldığı cüz’î bir vergidir Müslümanların verdiği zekât nisbetinden fazla değildir Devletin sunduğu hizmetler karşılığı olarak alınır
30 – Yahudiler: “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler Hıristiyanlar da “Mesih, Allah’ın oğludur” dediler
Bu onların ağızlarında geveledikleri sözlerden ibarettir
Onlar, sözlerini daha önce geçmiş kâfirlerin sözlerine benzetiyorlar Hay Allah kahredesiler! Nasıl da haktan batıla döndürülüyorlar?
“Allah’ın evlatları” tabiri Kitab-ı Mukaddes’te “mü’minler” hakkında kullanılır: Tekvin 6,2; Çıkış 4,22; Tesniye 14,1 Matta 26, 63; Luka 3,38 Hz Îsâ hakkında: Matta 16,16
Üzeyr, muhtemelen İsrailoğullarının peygamberlerinden Ezra’dır M Ö 5 asırda yaşamış olup, mevcut şekliyle Tevrat metni onun tarafından tesbit edilmiştir Yahudiler, Allah’ın kırk gün boyunca Tevratı ona ilham edip yazdırdığına inanırlar Yahudiliğin dinî, millî ve siyasî tarihinde böyle merkezî bir rolü olan bu zâtın çok yüceltildiği ve Yemen’de yaşayan Sadûkiyye Yahudilerinin ona “Allah’ın oğlu” dedikleri bilinmektedir Kur’ân bunu Yahudilerin hepsine mal etmemektedir Âyetin son kısmı bu semavî dinlerin, eski Mısır, Yunan, Roma, Pers ve Hindistan gibi yerlerde vaktiyle yaşamış şirk inançlarından etkilendiklerini ifade ediyor
31 – Yahudiler hahamlarını, Hıristiyanlar rahiplerini ve Meryemin oğlu Mesihi Allah’tan başka Rab edindiler
Halbuki onlara bir tek İlâha ibadet etmeleri emr olunmuştu Ondan başka İlah yoktur
O, onların ortak koştukları şirkten münezzehtir
Rab edinme, onlara secde etme mânasında değil, din adamlarının haram ve helâl kılma yetkilerine inanmaları, onları hatasız kabul etmeleri anlamındadır
32 – Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler
Allah ise, nûrunu tam parlatmaktan başka bir şeye razı olmaz
Kâfirler isterse hoşlanmasınlar! [8,8]
Allah’ın nûrundan maksat, İslâm veya Kur’ân-ı Kerimdir
33 – O’dur ki Resulünü, bütün dinlere üstün kılmak için hidâyetle ve hak dini ile gönderdi
Müşrikler isterse hoşlanmasınlar!
34 – Ey iman edenler! Doğrusu hahamların ve rahiplerin çoğu halkın mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah’ın yolundan uzaklaştırırlar
Altını, gümüşü yığıp Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onları acı bir azabın beklediğini müjdele!
35 – Yığılan bu altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara:
“İşte! denilecek, sizin nefisleriniz için yığıp hazineye tıktıklarınız! Haydi tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!” [44,48-49]
36 – Doğrusu, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde, ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dördü hürmetlidir
İşte doğru hesap budur
O halde bilhassa bunlarda, nefislerinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın ve bilin ki Allah, ilahî sınırlara saygılı olup fenalıklardan sakınanlarla beraberdir [22,25; 2,191-194]
37 – Hürmetli ayların yerlerini değiştirip ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir
Öyle yapmakla, kâfirler büsbütün şaşırtılırlar
Allah’ın hürmetli kıldığı sayıya denk getirmek üzere onu bir yıl helâl, bir yıl hürmetli sayarlar ve böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kabul ederler
Kötü işleri kendilerine süslenip güzel gösterildi
Allah kâfirler güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez
Nesî uygulamasının gayesi, peş peşe gelen hürmetli aylar arasına boşluk koymak ve hac mevsimini devamlı sûrette aynı zamana denk getirmekti Zira bu aylardaki savaş ve yağma yasağı ve ibadet uygulanması kendilerine ağır geliyordu Ay yılı ile Güneş yılını denk getirmek için, yıla bir ay daha ekliyorlardı Böylece hac 33 yıl boyunca gerçek tarihinin dışında yapılıyor, ancak 34 yılda gerçek Zilhıcce’de ifa edilebiliyordu Hz Peygamber (a s )’ın veda haccı, gerçek hac mevsimine denk gelmişti Hicri 9 yıldaki veda haccından beri hac günleri gerçek tarihinde yapılmaktadır Oysa nesî uygulaması, ibadetleri farklı mevsimlerde uygulatmayı dileyen, ilahî hikmete aykırı idi
Kâfir, iradesini hep küfür yolunda ısrar etmeye sarfederse, Allah zorla onu hidâyete erdirmez Bundan, şu mâna da kasdedilebilir: “Allah o kâfirleri, emellerine nail etmez, onlara muvaffakıyet yollarını göstermez ”
|