|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri
38 – Ey iman edenler! Size ne oldu ki “Allah yolunda seferber olunuz!” emri verilince bulunduğunuz yere yığılıp kaldınız?
Yoksa âhiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz?
Ama iyi bilin ki dünya hayatının zevki, âhiretin yanında pek az bir şeydir!
39 – Eğer topyekün seferber olmazsanız,
Allah sizi acı bir azaba uğratır ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir de siz savaşa çıkmamakla Onun dinine zerrece zarar veremezsiniz Çünkü Allah her şeye kadirdir [47,38]
40 – Eğer Siz Peygambere yardımcı olmazsanız,
Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine yardım eder
Hani kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında, iki kişiden biri olarak mağarada iken arkadaşına: “Sen hiç tasalanma, zira Allah bizimle beraberdir” diyordu
Derken Allah onun üzerine sekinetini, huzur ve güven duygusunu indirdi ve onu, görmediğiniz ordularla destekledi Kâfirlerin dâvasını alçalttı
Allah’ın dini ise zaten yücedir Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)
Hz Peygamber (a s m)’ın Hz Ebû Bekir (r a) ile hicret ettiği sırada, Mekke’nin güneyindeki Sevr mağarasında üç gün kalmalarına işarettir
41 – Ey müminler! Sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte seferber olunuz,
Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz
Eğer anlıyorsanız, sizin için hayırlı olan budur
Hifafen ve sikalen: Hangi halde olursanız olunuz: Kolaylık veya güçlük, sağlık veya hastalık; zenginlik veya fakirlik, çoluk çocuğun azlığı veya çokluğu, piyade veya süvari, genç veya ihtiyar mânalarına gelir
42 – Eğer dâvet olundukları seferde peşin bir ganimet bulunsa ve orta yollu bir mesafe olsaydı, mutlaka senin peşinden gelirlerdi; fakat meşakkatli yol onlara pek uzak geldi
Bununla beraber “Eğer gücümüz yetseydi muhakkak sizinle beraber sefere çıkardık” diye yemin edeceklerdir
Onlar bu yalanlarıyla kendilerini mahvediyorlar Çünkü Allah onların yalancı olduklarını kesinlikle bilmektedir
Tebük seferi, hicri 9 yılda, çok güçlü olan Bizans İmparatorluğuna karşı olacaktı Yolculuk çok uzun, mevsim kavurucu yaz sıcaklarının olduğu mevsim idi Bu durum, münâfıklığın ortaya çıkmasına vesile oldu
43 – Hay Allah seni affedesice! Niçin sence doğru söyleyenler iyice belli oluncaya
ve yalancılar da meydana çıkıncaya kadar beklemeyip
izin isteyen o münafıklara izin verdin?
44 – Allah’ı ve âhireti tasdik edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihada katılmama hususunda senden izin istemezler Allah, o takvâ ehlini pek iyi bilir
45 – Senden katılmamak için izin isteyenler sadece Allah’ı ve âhireti tasdik etmeyenler, kalpleri şüphe ile çalkalanıp şüpheleri içinde bocalayıp duranlardır
46 – Eğer onlar gerçekten sefere çıkmak isteselerdi, elbette onun için hazırlık yaparlardı
Fakat Allah onların davranışlarını hoş görmeyip kendilerini engelledi ve kendilerine: “Oturun, oturanlarla beraber!” dedi
47 – Şayet sizinle çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka bir faydaları olmazdı
Fesat ve fenalığı artırmaktan başka bir iş yapmazlardı
Sizi fitneye düşürmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar çevirirlerdi
Aranızda onlara kulak verenler de vardır Allah o zalimleri pek iyi bilir
48 – Gerçekten bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve işleri tersyüz ederek seni yanıltmaya çalışmışlardı
Nihayet, onlar hoşlanmasa da hakikat ortaya çıkmış ve Allah’ın emri galebe çalmıştı
49 – İçlerinden bazıları: “Bana izin ver, beni fitneye ve isyana düşürme, başımı derde sokma!” der
Bilmiş ol ki, fitneye zaten kendileri düşmüşlerdir Cehennem elbette kâfirleri her taraftan kuşatacaktır
50 – Sana bir iyilik gelirse onlar üzülürler ve eğer başına bir musîbet gelirse içlerinden, “Neyse ki biz daha önce tedbirimizi almıştık Sorununuzu nasıl çözerseniz çözünüz!” deyip senin başına gelen felaketten dolayı keyifli keyifli arkalarını döner giderler
51 – De ki: “Allah bizim hakkımızda ne takdir etmiş, ne yazmışsa başımıza ancak o gelir
Mevlamız, sahibimiz O’dur
Onun için müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler ”
52 – Münafıklara de ki: “Bizim hakkımızda bekleyip gözlediğiniz, iki güzel şeyden, yani zafer veya şehid olmaktan başka bir şey midir?
Biz ise Allah’ın, ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle sizi azaba uğratmasını bekliyoruz
Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz!
53 – De ki: “Allah yolunda, ister gönül rızasıyla verin, ister gönülsüz infak edin, verdikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir
Çünkü siz, hak yoldan çıkmış fâsıklar güruhusunuz ”
Bu âyet, nifaklarını gizlemek için bazı maddî katkılarda bulunmak isteyen münâfıklara sert bir uyarıdır
54 – Bu teberrûlarının kabul edilmemesinin tek sebebi şudur:
Çünkü onlar Allah’a ve Resulüne karşı inkâr ve nankörlük içindedirler
Namaza ancak üşene üşene gelirler
Yardımda bulunurken de istemeye istemeye, gönülsüz verirler
55 – Onların ne mallarının ne de çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin
O hiç de önemli değil! Çünkü Allah bunlar sebebiyle dünya hayatında onlara sıkıntı çektirmeyi
ve canlarının kâfir olarak çıkmasını dilemektedir [20,131; 23 - 55-56]
Nifaklarının şiddeti, kalplerinde samimî imana yer bırakmamaktadır Kendileri bunu istedikleri için, Allah da böyle dilemiştir
56 – O münafıklar yanınızda Allah’a yemin ederek sizden olduklarını ileri sürerler
Aslında onlar sizden değildirler
Doğrusu onlar kâfirlerin mâruz kaldıkları durumdan endişe etmeleri sebebiyle ödleri kopan bir topluluktur
57 – Şayet sığınacakları bir yer, yahut barınabilecekleri mağaralar, hatta başlarını sokabilecekleri bir delik bulsalardı derhal o tarafa seğirtirlerdi
58 – Onlardan bazıları da senin zekât ve sadakaları taksim edişine dil uzatırlar
Bu mallardan kendilerine pay verilirse memnun olurlar, verilmeyince hemen kızıp öfkelenirler
Zekât uygulaması sonucunda müslümanlar mallarından % 2,5 ~ % 20 nisbetinde Beytülmale veriyorlar Bu da büyük bir yekün teşkil ediyordu Münafıklar aç gözlülükle, bu serveti Hz Peygamberin şahsınınmış gibi düşünüyor, kendilerine düşen paydan çok fazlasını bekliyorlardı Zekâtı akrabasına bile yasaklayan, bu konuda çok hassas ve dikkatli davranan Hz Peygamber (a s m) onların bu aşırı isteklerini yerine getiremeyince dedikodu çıkarıyorlardı
59 – Eğer onlar Allah’ın ve Resûlünün kendilerine verdiklerine razı olsalar ve: “Allah’ın lütfu bize yeter Allah bize lütfundan yine verir, Resûlü de Bizim isteğimiz sadece Allah’ın rızasıdır!” deselerdi, kendileri için elbette daha iyi olurdu
60 – Zekâtlar sadece fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere, kalpleri İslâma ısındırılacak olanlara, esirlik ve kölelikten kurtulmak isteyenlere, borçlulara,
Allah yoluna ve bir de muhtaç kalmış yolcu ve gariplere mahsustur
Allah tarafından kesin olarak böyle farz buyuruldu Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir) [2,177 215]
Zekât fonu bu sekiz sınıfa dağıtılır Hz Peygamberin ve yakın akrabaları Hâşimoğullarının zekât almaları haramdır Zekât ahkâmının ayrıntıları fıkıh kitaplarında yer alır Hz Ömer (r a)’ın nasdaki delâleti farkedip bildirmesi üzerine Hz Ebû Bekir (r a)’ın halifeliği sırasında, İslâma ısındırılacak olanların hisselerinin düştüğü hususunda ashab ittifak etti Hanefî, Malikî ve Şafiî mezhepleri de bu icmaı aldılar Müslümanların güçsüz olması halinde bu hissenin yine işletileceğini bu mezhep fakihleri bildirirler “Allah yoluna” kısmına, sadece savaş giderleri değil, Allah’ın dinini yaymak için yapılan her türlü faaliyet dahildir
61 – Onlardan bazıları Peygamberi incitmek için “O herkese kulak veren safın biridir” derler De ki:
“Evet öyledir, ama hep hakkınızdaki iyi sözlere kulak veren biridir,
Allah’a inanır, müminlere güvenir
İman edenleriniz için bir rahmettir O!”
İşte böylesi bir Allah Resulünü incitenler yok mu? En acı azap onlara olacaktır
62 – Sizin yanınıza gelir, gönlünüzü hoş etmek için Allah’a yeminler ederler,
Halbuki eğer bunlar mümin iseler, herşeyden önce Allah’ın ve Resûlünün rızasını düşünmeleri gerekirdi
63 – Hâla şunu anlayıp öğrenmediler mi ki, kim Allah’a ve Resûlüne karşı çıkıp düşmanlık ederse, ona muhakkak cehennem ateşi var, hem de devamlı olarak orada kalacaktır
İşte en büyük zillet, en feci rezalet!
64 – Münafıklar, kalplerinde gizledikleri küfrü yüzlerine vuracak bir sûrenin tepelerine inmesinden çekinirler
(bir yandan da sizinle alay ederler) De ki: “Eğlenin bakalım Allah sizin o çekinip endişe ettiğiniz şeyleri meydana çıkaracaktır!” [58,8; 47,29 - 30]
Münafıklar içyüzlerini, Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve müslümanlar hakkında içlerinde sakladıkları gerçek düşüncelerini açıklayacak vahyin, ha geldi ha gelecek korkusu içinde idiler Kur’ân’ın Allah’ın buyruğu olduğuna tam inanmasalar da, Resûlullahın birçok gizli halleri ortaya çıkardığına dair yeterli tecrübeleri olduğundan, bu korku onları hiç terketmiyordu
65 – Eğer kendilerine ettikleri alay hakkında soracak olursan, yaptıklarını gizler ve:
“Ciddi bir şey konuşmuyorduk, sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk!” derler
Sen onlara kanmayıp, suçlarını itiraf etmişlercesine de ki:
“Demek, siz Allah ile, O’nun âyetleri ile ve Onun Resûlü ile eğleniyordunuz ha!”
Tebük seferine hazırlanan müslümanların, müthiş Bizans orduları karşısında ne hallere düşeceğine dair senaryolar üretip kulis yaparak müminlerin de cesaretlerini kırmaya girişiyorlardı Âyet onların maskelerini indiriyor
|