Yalnız Mesajı Göster

Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri

Eski 09-01-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tövbe Suresinin Bütün Türkçe Ayetleri



66 – “Ey münafıklar! Hiç boşuna özür dilemeyin
Gerçek şu ki: Siz iman ettiğinizi açıkladıktan sonra, içinizdeki inkârı açığa vurdunuz
Sizden bir kısmınızı, (tövbeleri veya alay etmemeleri sebebiyle) affetsek de, bir kısmını suçlarında ısrar etmelerinden dolayı cezalandıracağız
67 – Münafık erkeklerle münafık kadınlar size değil, birbirlerine benzerler:
Kötülüğü teşvik edip iyiliği menederler
ve cimriliklerinden dolayı ellerini sımsıkı tutarlar
Onlar Allah’ı unutup terkettiler, Allah da onları terketti Şüphesiz ki münafıklar, hep itaat dışına çıkan fâsık kimselerdir [45,34]
68 – Allah gerek münafık erkeklere, gerek münafık kadınlara, gerekse bütün kâfirlere, ebedî kalmak üzere girecekleri cehennem ateşini vaad etmiştir
O onlara yeter! Allah onları rahmetinden uzaklaştırdı Onlara devamlı bir azap vardır
69 – Ey münafıklar! Sizin durumunuz tıpkı sizden önce helâk olan ümmetlerin durumuna benzer
Üstelik onlar kuvvetçe sizden daha güçlü olup, malları daha fazla, evlatları daha çoktu
Onlar bu dünyadaki nasipleri kadar zevk almak istediler
İşte sizden öncekiler nasıl öyle nasiplerince yaşamak istedilerse, siz de yine kısmetinizce zevk almak istediniz
Siz de o batağa dalanlar gibi daldınız
Onların yaptıkları işler, hem dünyada hem de âhirette boşa gitti
İşte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileri oldular
70 – Kendilerinden önce gelip geçmiş milletlerin başlarına gelen olaylara dair haber onlara ulaşmadı mı?
Nuh kavminden, Âd, Semud ve İbrâhim kavminden, Medyen halkından ve şehirleri yerle bir edilen toplumdan haberdar olmadılar mı?
Onlara peygamberleri açık deliller getirdi ama inanmadılar, bundan dolayı Allah’ın gazabına uğradılar
Ama onlara Allah zulmetmedi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı
Şehirleri yerle bir edilen toplum Lut halkıdır
71 – Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileri, yardımcılarıdır
Onlar iyilikleri teşvik edip kötülükleri menederler
Namazı hakkıyla yerine getirir, zekâtı verir, Allah’a ve Resulüne itaat ederler
İşte onları Allah geniş rahmetine mazhar edecektir
Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir) [3,104]
72 – Allah mümin erkeklere de, mümin kadınlara da, ebedî kalmak üzere girecekleri, içinden ırmaklar akan cennetler vaad etti
Hem Adn cennetlerinde hoş hoş konaklar!
Hepsinden âlası ise Allah’ın kendilerinden razı olmasıdır
İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur [10,26; 48,5; 57,12] {KM, I Pier 3,7; Tekvin 2,8-10}
73 – Ey şanlı Peygamber! Kâfirler ve münafıklarla mücahede et Onlara karşı sert davran
Onların varacakları yer cehennemdir Ne kötü bir dönüş yeridir orası! {KM, Mezmurlar 45,4-5}
Tebük seferi, turnusol gibi, münafıkları ortaya çıkardı Burada münafıklığı iyice âşikar olanlara karşı birtakım önlemler alınmasının gereğine işaret ediliyor Zira bu tedbirler alınmazsa münafıklar, müslüman toplumu çürütürler
74 – Onlar Allah’a yemin ederek, olumsuz bir şey söylemediklerini ileri sürerler
Halbuki küfür sözünü söylediler, İslâm’a girdikten sonra inkâr ettiler, başaramadıkları, netice alamadıkları birtakım cinayetlere yeltendiler
Münafıkların Peygamber’e ve müminlere kin beslemelerinin tek sebebi, Allah ve Resulünün Kendi lütfu ile müminlerin ihtiyaçlarını gidermesiydi
Onlar tövbe ederlerse, haklarında hayırlı olur Yok yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada da âhirette de acı bir azaba uğratır
Onlara bütün bir dünyada, ne bir hâmi, ne de bir yardımcı bulunamaz
Küfür sözleri münafıklardan eksik olmuyordu Meselâ: Tebük seferinde Hz Peygamberin (asm) develerinden biri kaybolunca müslümanlar onu aramaya koyuldular Münafıklar sinsi sinsi: “Şu adamın peygamberliğine bakın: Gökten haber alıyor, fakat devesinin nerede olduğunu bilemiyor!” dediler
Öte yandan münafıklar, Hz Peygamberin ordusunun Bizans tarafından hezimete uğratılmasına kesin gözüyle baktıklarından, Abdullah İbn Übeyy’i Medine’ye kral yapma hazırlıklarına başlamışlardı
75 – Onlardan kimi de Allah’a şöyle kesin söz vermişlerdi:
“Eğer Allah bize lütfundan verirse, biz de mutlaka zekât ve teberrûda bulunacak ve elbette iyi insanlardan olacağız
76 – Fakat Allah lütfundan onlara servet verince cimrilik edip mallarının hakkını vermediler Zaten onlar yançizip duruyorlardı
77 – Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeyi âdet edinmeleri sebebiyle,
Allah da bu işlerinin neticesini, kalplerinde kıyamet gününe kadar sürecek bir münafıklık kıldı
78 – O münafıklar hâla anlamadılar mı ki Allah onların sözlerini de, fısıldaşmalarını da bilir
hem Allah bütün gaybleri tam tamına bilir
79 – Müminlerden gâh farz zekât dışında ayrıca gönlünden koparak bağışta bulunanları,
gâh ancak çalışıp didinerek ele geçirdikleri malları bağışlayanları dillerine dolayıp alaya alanlar var ya,
işte Allah onları alay konusu yapıp maskara etmiştir ve onlara gayet acı bir azap vardır
Münafıkların sırf olumsuz tipler olduğunu âyet ne güzel tasvir ediyor! Kendileri zengin oldukları halde, kamu hizmeti için vermiyorlar Elinden geldiği kadar çok verenleri ise gösteriş yapmakla suçluyorlar Fakir olduğu için az verenler hakkında: “Şunlara bakın: Bizans İmparatorluğunun kaleleri bunların sadakalarıyla fethedilecekmiş!” diyorlar
80 – Onlar için sen ister Allah’tan af dile, ister dileme
Yetmiş kere bile istiğfar etsen, Allah onları asla affetmeyecektir
Evet, böyle! Çünkü onlar Allah’ı ve Resulünü tanımayıp karşı geldiler Allah da böylesi fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, emellerine kavuşturmaz {KM, Matta 18,22}
Fısk, her türlü hususta diretmek ve hududun dışına çıkmak demektir “Lâ yehdî’l-kavme’l-fâsikîn” demek, Allah onları emellerine ulaştırmaz demektir Zira bu tekvin ve teşri çarkının üzerinde döndüğü hikmete aykırıdır Hidâyeti, “matlub olan hidâyete ulaştıran yolu gösterme” mânasına alırsak, bellidir ki, bu hidâyet gerçekleşmiştir Fakat fâsıklar, kendi kötü tercihleri ile bu hidâyeti kabul etmeyip düştükleri çukura düşmüşlerdi Bu son kısım, ön tarafındaki hükmü te’kid eden bir tezyildir Zira kâfirin affedilmesi, her şeyden önce küfründen vazgeçmesi ve hakka yönelmesine bağlıdır Ama küfre dadanan, küfre dalan, kendisini küfürle damgalayan, bu aftan uzaktır
Keza burada, Hz Peygamber’in onlar için af dilemesindeki özrüne de dikkat çekilmektedir O da, onların imana gelmelerinden me’yus olmamasıdır Çünkü onların, sonuna kadar küfürde kalacaklarını bilmiyordu Zira, ancak akibetlerini kesin bilmeden sonra onlar hakkında istiğfar yasak olurdu (Ebussuûd)
81 – Savaşa çıkmayıp Resûlullahtan ayrılarak geride kalanlar, oturmalarından memnun olup sevince garkoldular
Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmayıp “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” dediler
De ki: “Cehennem ateşi, bundan da sıcak! Ona nasıl dayanacasınız?
Bunu bir bilip anlasalardı! [70,15-16, 22,19, 22; 4,56]
82 – Öyleyse kazandıkları günahların cezası olarak az gülsün, çok ağlasınlar!
83 – Eğer Allah seni bu seferden (Tebük’ten) döndürür de, sen onlardan bir toplulukla karşılaşırsan ve onlar başka bir gazaya çıkmak için senden izin isterlerse onlara de ki:
“Benimle beraber asla sefere çıkmayacaksınız, asla benim maiyetimde düşmanla savaşmayacaksınız Madem ki önce oturup seferden geri kaldınız, haydi şimdi de geri kalanlarla birlikte oturun!”
84 – Onlardan ölen hiçbir kimsenin cenaze namazını kılma ve kabri başında dua etmek üzere durma
Çünkü onlar Allah’ı ve Resulünü tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler
İbn Übey öldüğünde, halis bir müslüman olan oğlu Abdullah Hz Peygamber’e gelerek cenaze namazını kıldırmasını rica etti Pek şefkatli olan Efendimiz (asm) o tarafa doğru kalkınca Hz Ömer 80 âyeti hatırlattı Hz Peygamber: “Demek Allah izin verdi, ben de yetmişten daha fazla istiğfar ederim” dedi Bunun üzerine bu âyet indirilip kesin hükmü bildirdi
85 – Onların ne malları ne de evlatları seni imrendirmesin
Çünkü Allah bunlarla onlara dünyada sıkıntı ve azap çektirmek istemekte ve canlarının kâfir olarak çıkmasını dilemektedir [9,55]
86 – “Allah’a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin” diye bir sûre indiği zaman,
onlardan servet ve imkân sahibi kimseler senden sefere katılmamak için izin istediler
ve “Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve özürlülerle birlikte oturalım” dediler
87 – Savaştan geri kalan kadınlarla birlikte oturmaya razı oldular
Kalplerine mühür vuruldu, artık onlar (cihattaki hikmeti, Resullullaha itaat etmedeki mutluluğu) anlayamazlar [47,20; 33,19]
88 – Fakat Peygamber ile beraberindeki müminler hem mallarıyla, hem de canlarıyla cihad ettiler
Hayırların her türlüsü onlarındır
Felaha erenler de onlardır!

Alıntı Yaparak Cevapla