|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tarihde Türk Devletleri
Filvâki, hükümdarlar yeni Memlük grupları teşkil ederek muvazene tesisine muvaffak olmuşlarsa da, gerek bu grupların, gerekse yeni unsurlarla beslenmek suretiyle teşekkül eden Türkmen gruplarının Çerkesler'le mücadelesi Berkuk'un zamanına kadar devam etti Büyük Türk hükümdarı el-Melîku'n-Nasır Mehemmed (1293-1341) üçüncü saltanatında Çerkes Memlükların çoğalmaları meselesini ele aldı
1315 senesinde tanzim ettirdiği Kadastro (Revku'n-Nâsırî)da mevcut on beş vilâyetin Çerkesleri'ni tespit ettirerek, kimliklerini araştırdı; sayılarını azalttı Bunun üzerine Mısır ve Suriye'nin belli başlı önemli noktalarını ellerine geçirmeğe muvaffak olan Şam ve Halep Türkmenleri, Memlük ümerâsı arasında yeniden mühim bir mevki elde etmeğe başladılar
Nitekim, Mısır-Anadolu münasebetlerinin çok sıklaştığı bir devirde, Kosun, Şeyhün, Altunbuğa, Aydoğmuş ve Mancak gibi Anadolulu emirler (=er-Rümî), bu devir olaylarında önemli roller oynadıkları gibi, Türkçe de dinî ve hukukî sahalarda büyük bir önem kazandı Mısır'a gelen bu Türk ümerânın teşkiline muvaffak oldukları Memlük grupları, umümiyetle, muhtelif Türk boy ve oymaklarına mensup Türkmenler'den teşekkül ediyordu; bunların Mısır'a gelmelerine de, el-Melîku'n-Nâsır Mehemmed'in Güney Anadolu beylikleri, bilhassa Karaman-oğulları ile yakın teması sebep olmuş idi
Öte yandan el-Melîku'n-Nâsır'ın Deşt-i Kıpçak ile olan diplomatik münasebetleri, Altunordu hükümdarları üzerinde Müslümanlık bakımından mühim tesirler icrâ ettiğinden Kırimî, Sarâyî, Gülüstânî nisbelerini kullanan bu mıntıka halkından bir kısmı, Mısır'a gelerek, Memlük Sultanlığı'nın hizmetine girmişlerdir Melîku'n-Nâsır'ın batı hakkındaki bilgisi de gayet geniş idi Nitekim, 1336'da Kahire'ye gelen Johannis de Mandeville, el-Melîku'n-Nâsır'ı görüp onunla mülâkat etmiş ve bu sultanın batı hakkındaki fikirlerini öğrenerek hayrete düşmüş idi
Umümiyetle Hanefi mezhebinde olup el-Melîku'n-Nâsır'a bağlı bulunan Suriye'nin seçkin Nâibleri (=Vali), bu hükümdarın vefâtını müteâkip (1341), oğullarının Memlük Sultanlığı tahtına çıkmalarında mühim roller oynadılar, fakat Halep ve Şam Türkmenleri'ne istinad etmek suretiyle 1360'da Nâsır'ın oğlu Hasan'ı bertaraf eden Nâiblerden Yulbuga el-Umerî, saltanat nâibi olarak, Memlük Sultanlığı'nın mukadderatına hâkim oldu; Aybey, Kutuz ve Kalavun'u taklid ederek, satın aldığı kölelerden Çerkesler'in ekseriyette bulunduğu yeni bir Memlük grubu (=Yulbugâviye) teşkil etmekle mevkiini sağlamlaştırmak istedi Bununla beraber, Türkmenler'e mensup emirler, Kalavunoğulları'nı da elde etmek suretiyle, bu yeni Memlük grubu ile mücadeleye giriştiler; bunlardan biri olan Taybuga et-Tavil (uzun), bütün nüfuzu elinde toplayarak Yulbuga'yı öldürttü (1367) Yulbugâviyeler Suriye'ye sürüldü
Kahire'deki malları müsadere edildi Fakat, Memlük Sultanı Şâban'ın bir süre sonra, Yulbugâviler'i Mısır'a çağırması, bunların yeniden çoğalarak nüfüzlarının artmasına ve çok geçmeden kendi şefleri Berkuk'un etrafında toplanmalarına sebep oldu
İşte Yulbugâviyeler'in tabiî şeflerinden biri olan Berkuk, efendisi Yulbuga'yı taklid etmek suretiyle, satın aldığı kendi cinsi Çerkesler'den yeni bir Memlük grubu teşkil etmeğe muvaffak oldu Zâhirî Memlükları (=Memâlîkü'z-Zâhiriyye) ismini alan bu Memlük grubu, gittikçe çoğalarak, Mısır'daki Çerkes ekseriyetinin artmasına ve hâkimiyetin bunlara geçmesine sebep oldu
Bu suretle Çerkesleri iş başına getirmeye muvaffak olan Berkuk, kara yollarının emniyetini ve ticâret kervanlarının sâlimen Mısır'a gelmelerini temin ettiğinden el-Kârimî tüccârlarının da desteği ile 1382'de saltanata geçti fakat Mısır'ın mukadderatını ellerinde bulunduran Türk emirleriyle çarpışmak zorunda kaldı Yulbuga en-Nâsırî ve Mintaş gibi Türk emirleri ile yaptığı savaşları kaybederek tahttan indi ise de, bu iki Türk emirinin aralarında zuhur eden rekabet yüzünden, 1390'da yeniden saltanata geçti
Bununla beraber, Türk potası içinde eriyen Berkuk, iyi bir diplomat olarak, Timur' karşı Bayezid, Kadı Burhaneddin Ahmed ve Altun Ordu hükümdarı Toktamış Han ile anlaştı; Celâyirli hükümdarı Sultan Ahmed'i müdafaa etti 20 Haziran 1399'da vuku bulan ölümü ile bütün bu ittifaklar dağıldı XIV yüzyıl Yakın-Doğu tarihinin mühim simalarından biri olup siyasî ve iktisadî buhranların iş başına getirdiği Berkuk, rakiplerinden Timur'un kuzeyde Toktamış, Bayezid'in batıda Macarlar ve Haçlılarla meşgul olduğu bir sırada, dahilî mücâdeleler ile yıpranan Memlük Sultanlığı'nı merkeziyetçi bir devlet haline sokmuş, Osmanlılar tarafından da bazı hususları benimsenen Memlük teşkilâtını bir kat daha kuvvetlendirmiştir Fakat, Türk millî şuüruna yabancı olmadığı anlaşılan Berkük'un bütün meziyetlerine rağmen, kendi cinsi olan Çerkesler'i iş başına getirmek maksadıyla, Türk emirlerine karşı giriştiği mücâdele, Memlük Sultanlığı'nın âtisi için faydalı olmamış, Türk ve Çerkes rekabetinin doğurduğu ayrılık ise devleti temelinden sarsmıştır
Esasen, Türkler'e üstünlük temin etmiş görünen Çerkesler, Memlük Sultanlığı'nı lâyıkı veçhile, temsil edememişler, kendilerine yeni bir ufuk açmak gayretiyle Türkler'in teşkilâta müstenid hayatiyetine son veren Berkük'un ölümü ile meydana çıkan yeni siyasî ve iktisadî buhranlar karşısında da âciz kalmışlardır Nitekim, yerine geçen oğlu Ferec (öl 1412) zamanında Osmanlılar, Güney Anadolu şehirlerini zapta başladıkları gibi, Şam Timur'un eline düşmüştür
Şam'da öldürülen Ferec'den sonra memleket tamamen bir keşmekeş içinde kalmıştır (1412) Ferec'den sonra tahta geçen el-Melîkü'l-müeyyed (1412-1421) ve Tatar (1421) istisna edilecek olursa Memlük Sultanlarının en büyüklerinden biri Baybars (1422-1438)'dır
Baybars, bilhassa, kendi hakkında propaganda yapan Cânî Bey es-Süfî ile uğraştı, 1424-26 seferleriyle Kıbrıs'ı zapt ettirerek, Kral Janus'u esir etti; yeni bir ticaret politikası takip ederek, bâzı maddeleri inhisarı altına aldı; fakat bu tedbirler, ticaretin sukutuna sebep olmuştur Nitekim, bu yüzden Mısır ve Suriye şehirleri âdeta boşaldı 1438'de hastalıktan ölen Baybars'dan sonra Memlük tahtına çıkan Çakmak (öl 1453), Aynal (1453-1461), Hoşkadem (1461-1467), Kayıtbay (1468-1495) nihayet Kansuh el-Gürî (1501-1516), Osmanlılar'la rekabete girişmek, Dulkadır ve Ramazan-oğulları'nı himâye etmek, Kıbrıs ve Akkoyunlular'la münasebetlerde bulunmak suretiyle devirlerini tamamladılar
Kansuh'un Osmanlılar'la ilişkisi dostane olmuştur Fakat İran'la savaşta bulunan Yavuz Sultan Selim'e karşı Şiî Şah İsmail'i desteklemesi aleyhine oldu Merci Dâbık'da yapılan savaşta (24 Ağustos 1516) atından yere yuvarlanarak öldü Merci Dâbık savaşından sonra Mısır'a kaçabilen bir kısım Memlük ümerâsının gayretiyle Tumanbay Memlük Sultanı ilân edilmiş ise de (Kasım 1516), Ridaniye'de yapılan savaşı kaybetmiş, Memlük ordugâhı Osmanlılar'ın eline geçmiştir (23 Ocak 1517) Tumanbay'ın ele geçirilip Kahire'nin Züveyle kapısında asılmasıyla, iki yüz altmış yedi senedir devam eden Memlük Sultanlığı sona ermiştir (13 Nisan 1517)
Yavuz Sultan Selim Han, İstanbul'a avdetinden evvel Kahire'deki bazı hükümdar oğulları ile Halife III el-Mütevekkil ale'llâh Muhammed ve akrabalarını, nüfüzlu âlim, şeyh ve beylerden bir kısmını, Mısır'ın sayılı mimar, mühendis, tüccâr ve sanat erbâbından bir haylisini, deniz yolu ile İstanbul'a göndermiştir Bu arada, Memlük Sultanlığı'nın tarihe ve teşkilâtına ait kitaplar da İstanbul'a sevkedilmiş, Kansuh el-Gürî'nin oğlu Muhammed de payitahta gönderilmiştir
Türkçe'nin XIV yüzyılda birdenbire büyük bir inkişâfa mazhar olarak Suriye ve Mısır dahil bütün Orta-Doğu'ya yayıldığını, birçok müelliflerin, Arapça ve Farsça'nın yerine geçen bu dille yazdıklarını ve eserlerini Türk beylerine veya vâli ve hükümdarlara ithaf ettiklerini görüyoruz Bilhassa, Mısır ve Suriye'ye hâkim olan Memlüklu Sultanı el-Melikü'z-Zâhir Seyfeddin Berkuk devrinde (1382-1399) Türkçe'nin gittikçe önem kazanması, hattâ hukukî (=kazâ) meselelerin bile bu dille konuşulması, çok dikkate şâyândır
Nitekim, hukukî meselelerde Hanefî kadılarla Türkçe konuşan Berkuk, birçok eserin bu dile tercüme edilmesini emrettiği gibi, Memlüklu nâib (=vâli)leri de, kendi adlarına Türkçe eser yazdırmışlar veya tercüme ettirmişlerdir Kemal-oğlu İsmail, 1387'de ilk Ferah-Nâme'yi Trablus-Şam Nâibi Mîr Gâzî n*****; Berke Fakîh Kitâb İrşâdu'l-mülük ve's-selâtin adlı eserini, Memlük Nâibleri'nden Seyfeddin Becmân, Manzüme'sini de Altubuga el-Çobânî n***** yazmıştır
Öte yandan, Türkçe Yüz Hadîs'i yazan ed-Darîr, Vâkıdî'nin Futühu'ş-Şam'ını 1393'de Halep Nâibi Çolpan n***** tercüme etmiş, Tolu Bey'in isteği üzerine de Ok atmak ilmi hakkında Türkçe bir eser kaleme almıştır Nihayet, Seyf Sarâyî de, Sa'dî'nin meşhur Gülistan'ını Memlük emirinden biri n***** Türkçe'ye tercüme ettiği gibi, baş-hassekî Demür Bey n***** Münyetü'l-guzât adında Türkçe bir eser kaleme almış ve Kitâb baytaru'l-vâzıh Türkçeye tercüme edilmiştir 1421'de Türkçe konuşulan Mısır'da fıkıh hakkında Türkçe bir kitap (Kitâb fi'l-fıkıh bi-lisâni't-Turkî) yazılmıştır
XV ve XVI yüzyıllarda Türkçe, devletin resmî dili olarak mevcüdiyetini muhafaza etmiş, Kansuh Gürî'ye kadar Memlük Sultanları namlarına Türkçe eserler tercüme ettirdikleri gibi, bâzıları da, bizzat Türkçe eserler kaleme almış veya Osmanlı tarzında şiir yazmışlardır Baybars, Aynî (öl 1451)'nin Ikdu'l-Cumân adlı eserini Türkçe'ye çevirmişti Hattâ Aynî, Arapça eserini Türkçe olarak Baybars'a okurdu Kansuh da, Malatya vâlisi iken Osmanlı Türkçesi tarzında şiirler yazmış, II Bayezid'e Türkçe mektuplar göndermiştir Onun zamanında İbrahim Gülşenî Mısır'a giderek, Türkçe risâleler kaleme almıştır Mısır ve Suriye'de konuşulan Türkçe son zamanlara kadar devam etmiştir
|