08-30-2012
|
#9
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Tarihde Türk Devletleri
Suriye Selçukluları
Suriye Selçuklu Devleti'nin kurucusu Tutuş, Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın oğludur Suriye fâtihi Emîr Atsız'ın Kahire önlerinde Fâtımîlere mağlübiyetinden sonra öldüğü sanılmış, bu sebeple Sultan Melikşâh Suriye'ye kardeşi Tutuş'u göndermişti (1077-8) Ancak ölmediği anlaşılan Atsız'ın Sultan Melikşâh'a müracaatı üzerine, Tutuş'a Haleb bölgesine gitmesi için emir vermişti
Daha sonra Fâtımîlerin Dımaşk'ı kuşatması, Atsız'ın Tutuş'u yardıma çağırmasına sebep oldu Tutuş önemsiz bir sebeple Atsız'ı öldürdü ve onun idaresindeki Suriye şehirlerini ele geçirdi (1079) ve ardından Kudüs'ü aldı Böylece başkent Dımaşk olmak üzere Suriye Selçuklu Devleti kurulmuş oldu
Suriye'yi, Anadolu fâtihi Süleymanşah'ın da ele geçirmek istediğini görüyoruz Süleymanşah iki defa Haleb'i kuşattı ise de, almağa muvaffak olamadı Şehri idare eden ibn el-Huteytî bu sırada Tutuş'u davet etti Melik Tutuş beraberinde Artuk Bey olduğu halde harekete geçti Halep civarında Ayn Selem mevkiinde yapılan savaşı ve hayatını kaybeden Süleymanşah olmuştu (1086) Tutuş Haleb şehrine sahip olduysa da, iç kaleyi alamadı Diğer taraftan Suriye'deki bu olaylar sebebiyle, Melikşâh Haleb'e doğru hareket etmiş, kardeşi ile karşılaşmak istemeyen Tutuş da Dımaşk'a çekilmişti
Tutuş'un Anadolu Selçukluları devleti hükümdarı Süleyman Şah'la mücadelesine müdahale eden Melik Şah, Suriye'ye indiği zaman savaş bitmiş ve galip Tutuş, Haleb'i işgal etmişti Cezalandırılacağından korkan Tutuş, metbuu Melik Şah'la görüşmeden şehri boşaltmış ve Şam'a çekilmişti İşte bu sırada Süleymanşah'a karşı zaferin kazanılmasında başlıca rol oynayan Artuk, bu sefer de Tutuş'u imparator Melik Şah'a karşı savaşa teşvik etti Artuk'un fikrine göre, Melik Şah'ın ordusu ve hayvanları yorgundur; hücum edildiği takdirde bu ordunun mukavemet etmesi imkânsızdır Tutuş'un buna karşı verdiği şu kat'î cevap çok dikkate şayandır: "Gölgesinde gölgelendiğim kardeşimin şerefini ve haşmetini kıramam" Bu kısa cümle Tutuş'un imparator hakkındaki düşüncesini büyük bir belâgatle ortaya koymaktadır Böylece Tutuş, muhtelif vesilerle hakana kırgın olan Artuk'un maksadına âlet olmamıştır
Sultan Melikşâh'ın kuzey Suriye'den ayrılmasından sonra Fâtımîler, Filistin ve Suriye'nin bazı şehirlerini ele geçirdiler Melik Tutuş, Melikşâh'dan aldığı yardımla harekete geçti ve 1090'da Humus'u ele geçirdiyse de Trablus-şâm kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı Bu suretle Fâtımîlerin işgâl ettikleri şehirler geri alınamadı Arkasından Tutuş, kardeşi Melikşâh'ın ölümü ile, Büyük Selçuklu Devleti tahtını ele geçirmek için mücadeleye giriştiyse de, bu arzusu genç yaşta hayatını kaybetmesine sebep oldu (1095)
Melik Tutuş, Büyük Selçuklu tahtını ele geçirmek için giriştiği mücadelede, Hemedân'da bulunduğu sırada oğlu Rıdvân'dan bir ordu ile yardıma gelmesini istemişti Rıdvân yardım için Haleb'den ayrılmış, fakat babasının ölüm haberini aldığı zaman sür'atle adı geçen şehre dönmüştü Tutuş'un Haleb'deki nâibi Vezîr Ebu'l-Kasım el-Hasenî, Rıdvân'ı babasının halefi olarak tanıdı Ancak bu vezîrin tahakkümü Rıdvân'ın atabegi Cenâh ed-Devle Hüseyin b Ay-Tigin tarafından önlenmiş, Rıdvân bundan sonra gerçek manada "Haleb Selçuklu Melikliği"ni kurmuştur (1095)
Öte taraftan, Rıdvân'ın kardeşi Dukak da babasının ölümünden sonra Haleb'e dönmüştü Bir süre sonra Tutuş'un Dımaşk'taki nâibi Sav-Tegin, Dukak'ı adı geçen şehre davet etti Dukak bu davete uyarak Dımaşk'a gitmeğe ve Suriye Selçuklularının "Dımaşk şubesi"ni kurmağa muvaffak oldu Böylece kısa bir süre içinde Suriye Selçuklu Devleti, iki melikliğe bölündü
Melik Rıdvân, Haleb Selçuklu Melikliği'ni kurduktan sonra hükümdarlık sahasını genişletmeğe çalıştı İlk önce beraberinde Vezîr Cenâh ed-Devle olduğu hâlde Suruç üzerine yürümüş, fakat Artukoğlu Sökmen'in başarılı savunması karşısında buradan çekilerek Ermeni Toros idaresindeki Urfa'yı zabtetmişti (1096) Melik Rıdvân şehri iç kalesinin idaresini Antakya valisi Yağı-basan'a vererek Haleb'e döndü Rıdvân Dımaşk şehrini de alarak, babasının sağlığındaki topraklara sahip olmak istiyordu Sonuçta Dımaşk'ı kuşattı, fakat başarısız oldu
İki kardeş arasındaki bu hâkimiyet mücadelesinden faydalanan Fâtimîler, Emîr el-Cüyüş Efdal kumandasındaki bir orduyu Kudüs'e gönderdi Fâtımî ordusu kırk gün süren bir kuşatma ve savaştan sonra Kudüs'u Artuk ailesinden teslim aldı (Ağustos 1096) Melik Rıdvân ise aynı ay içinde Antakya yörelerine kadar uzanan yağma ve tahrip akınlarında bulundu, daha sonra Dımaşk'ı ele geçirmek üzere hazırlıklara girişti ise de bu sadece başarısız bir teşebbüs oldu Çok geçmeden Melik Dukak, Rıdvân'a mukabele olarak Haleb üzerine yürümeğe teşebbüs etti İki taraf orduları Kennesrîn'de karşılaştılar Rıdvân, Dukak ve beraberindekileri ağır bir yenilgiye uğrattı (20 Mart 1097) Dukak, Rıdvân'ın tabiiyetini tanımak zorunda kaldı
Bu sırada Rıdvân Haleb'deki hâkimiyetini devam ettirebilmek için Fâtımîlerin desteğine ihtiyaç duymuş ve bu devletle işbirliği yapmıştı Bunun neticesinde hâkim olduğu yerlerde dört hafta süreyle Mısır Fâtımî Halîfesi el-Musta'lî adına hutbe okuttu Ancak kendi çevresinin şiddetli tepkileri üzerine hutbe tekrar Abbâsî Halîfesi adına okunmuş ve Rıdvân, Halîfe el-Mustazhîr'den af dilemişti (1097) Bu sırada Müslüman ülkelerine batıdan Haçlı Seferleri'nin başladığını görüyoruz Anadolu'yu geçen Haçlılar Antakya'yı zabtetmişlerdir (1098) Haçlılar bundan sonra hâkimiyet sahalarını genişletmeğe çalıştı, Antakya kontu Bohemond Haleb'e bağlı bazı kaleleri işgâl etti Bir süre sonra Melik Rıdvân harekete geçerek Haleb çevresinde Haçlıların eline geçen bir çok yerleri geri almış, bu suretle bir süre için Haçlı tehlikesinden uzak kalınmıştı
|
|
|
|