Konu
:
Vitalizm... Dirimselcilik
Yalnız Mesajı Göster
Vitalizm... Dirimselcilik
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Vitalizm... Dirimselcilik
Dirimselcilik (Vitalizm)
İlke olarak hem ruhtan hem de organizmadan ayrı bir hayatı kabul eden fizyolojik öğreti
Bu görüş
bütün uzvi aksiyonları kapsar
Dirimselcilik bir yandan animizme ve özellikle ruh ile beden arasında aracı bir güç kabul ettiği için Van Helmont'un animizmine
öte yandan da
tekçiliğe veya biyolojik monizme bağlanır
Zira hayati kuvvet
ne mutlaka akla uygun ne de mutlaka ölümsüzdür; böylece tabiatın diğer güçleri ile aynı değerde sayılabilir
ilk dirimselciler Pythagoras ve Aristoteles olmuştur
Ama bu görüş
en mükemmel ifadesini
Montpellier okulunda ve özellikle
Barthez'de buldu
Barthez'e göre
hayati olaylar
canlıların dışında
benzerine rastlanmayan bir gücün sonuçlarıdır
Bu fikirler
Bichat
Cuvier
Johannes Müller gibi birçok fizyolojisi tarafından kabul edilmiştir
Hattâ bugün bile
bu fikirleri tutanlar vardır
Legallois tarafından soğancığın rolünün keşfi
ayrıca eski hekimlerin pek sevdikleri hayati saçayakı
yani hayatın üç kaynağı kavramı hayat merkezleri konusunda bir kesinliğe varılmasına yol açtı
böylece hayata nesnel bir varlık verilmiş olduğu sanıldı
Fakat
çok geçmeden
özellikle Bichat'nın etkisiyle
hayatın tek bir merkezde bulunduğu varsayımı önemini kaybetti
öyle ki
dirimselcilik
Rostan'ın örgencilik nazariyesiyle aynı şey oldu
Bu görüş de
daha sonraki buluşların etkisiyle yeni dirimselcilik görüsüne yol açtı
Yeni dirimselcilikten bugün yalnız yön fikri kalmıştır
CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Canlı ve cansızların aynı kimyasal ve fiziksel yasalara bağlı olduğuna inanan felsefeye Materyalizm yada mekanik görüş
buna karşılık canlıların farklı yasalar altında hareket ettiğini ve canlılığın mistik bir güç ile meydana geldiğini benimseyen görüşe de Vitalizm yada kadercilik denir
Her iki görüşün de temelinde belirli kimyasal ve fiziksel ilkelerin yattığı bir gerçektir
Canlılık ile cansızlığı virüslerde birbirinden ayırmak oldukça zordur (uygun koşullarda canlı özelliği
uygun olmayan koşullarda ise kristal hale geçerek cansız özelliği gösterir)
Daha ileriki kademelerde canlılık özelliği belirgin hale geçerken
o zaman da canlının bitki mi yoksa hayvan mı olduğu konusunda bazı sorunlar ortaya çıkar
Nitekim birhücreli bazı hayvan grupları bugün hem botanikçiler hem de zoologlar tarafından incelenmektedir
(Örneğin; kamçılılardan öglenanın karanlıkta hayvansal
ışıkta bitkisel davranması
evrimsel gelişimde her iki grubun bu kademede ortak bir organizasyona ve ataya sahip olduğu fikrini güçlendirmektedir
) Bu aşamadaki ortaklık
daha sonraki kademelerde “bu bir canlıdır” yargısını açıkça verdirecek ortak özellikleri beraberinde vermiş; uyuma göre bu özellikler sonradan geliştirilmiştir
A
ÖZEL BİR KİMYASAL DİZİLİME SAHİP OLMALARI
Cansızlar
kimyasal bağların izin verdiği ölçüler içerisinde bir bileşime sahiptirler
Canlılar ise bu kimyasal bağların dizilimini özel bir şekilde saptarlar
Tüm canlılar genleri oluşturan çekirdek asitlerini –genellikle DNA (bazı virüslerde RNA)- içerirler
Gensiz bir canlılık düşünemeyiz
Çünkü genler değişik yaşam formlarının sentez ve replikasyonun dan (eşlenmesinden) sorumludur
Tüm genler aynı birimlerden; fakat değişik dizilimlerden oluşmuştur
Dolayısıyla tüm canlıların yapısına giren protein
bu genlerin yapısal değişikliğine uygun olarak
her hücrede farklı amino asit dizilimine sahip olurlar
İlave olarak karbonhidrat
yağ
ve su içerirler
Tüm bu maddelerin özel karışımı protoplazmayı meydana getirir
B
HÜCRESEL YAPI
Canlıların büyük bir kısmı (kural olarak çokhücreliler) hücre olarak bilinen birimlerden yapılmıştır
Her hücre çok ince zarla (plazma zarı) çevrilmiştir
Bu zar erimiş maddelerin ve suyun hücre içerisine girip çıkmasına izin verir
Her iki yönde de geçirim bakımından çok özelleşmiş seçici bir yeteneği vardır
Hücre bir çok kimyasal değişimin yapılabilmesi için değişik enzimleri ve en önemlisi yalnız başına kendinin aynını üretebilecek yeteneğe sahiptir
C
ORGANİZASYON
Canlıların vücut kısımlarının görev bölümüne ve belirli kurallar içerisinde canlılık etkinliğini devam ettirmelerine organizasyon denir
Bütün hayvan ve bitkilerin vücudu
yapısal ve işlevsel olarak birim kabul edilen hücrelerden yapılmış olmasına karşın homojen değildir
Farklılaşmış vücut kısımları değişik görevleri üzerine almıştır
Hatta birhücreli canlılarda
ergin evrede
boy ve şekil sabit olmakla beraber
hücrenin farklı kısımları farklı görevleri üzerine almıştır
D
UYARILMA
Bütün canlıların çevrelerindeki fiziksel ve kimyasal koşulların değişmesine karşı tepkileri kalıtsaldır
Basit organizmalarda uyarı
genel olarak bütün vücutla algılandığı halde
yüksek organizmalarda duyu organlarının yeri merkezileşmiştir
Örneğin; ışık gözle
koku burunla
tat dille
basınç ve sıcaklık deriyle vs
Uyarının alınması ve gerekli tepkinin gösterilmesi
canlının evren içerisinde en uygun yerde ve koşullarda yaşamasını sağlamayı yaratmaktadır
E
HAREKET
Beslenme
korunma
üreme
yayılma
en rahat edebileceği bölgeyi bulma vs
gibi yaşamın temel işlevlerini yürütebilmek için
ilkel organizmalarda ya vücudun tamamıyla protoplazmik hareket ya bir kısmıyla sil ve kamçı hareketi yada yüksek organizmalarda görülen
yürüme
yüzme
ve uçmanın sağlanması için belirli organ oluşumları görülür
Birçok canlı tüm yaşamı süresince belirli bir yere bağlı kalmasına karşın
vücudun değişik kısımlarının çevre koşullarına göre değişimi de hareket olarak kabul edilir
Örneğin; bitkilerde ışığa (fototropizm)
yerçekimine (geotropizm)
neme (higrotropizm)
vs
ye yönelim bir hareket kavramı içerisinde değerlendirilir
F
ENERJİ KULLANIMI
Canlılığın en önemli öğelerinden biri büyüme
üreme
yenilenme vs
için enerjiye olan gereksinimleridir
Hücre kendi başına enerji üretemez; dışarıdan kaynak sağlamak zorundadır
Hayvanlar enerji bağları içeren molekülleri yıkmak (katabolik tepkimeler) suretiyle gerekli enerjiyi sağlarlar
(karbonhidrat
yağ ve proteinden)
Küçük molekülleri büyük moleküller halinde bağlayarak (anabolik tepkimeler) yapı taşlarını ve enerji depolanmasını da yapabilirler
Bu tepkimelerin tümüne birden biyoenerjitik denir
Bir moleküldeki enerjinin büyük bir kısmını kullanma oksijen kullanmakla olur; yani tamamıyla oksitlenmelidir (aerobik solunum=oksijenli solunum)
İlkel canlıların bir kısmı (bazı mikroorganizmalar
özellikle mayalar) ve bazı endoparazitler (bağırsak solucanları gibi) bu kaynak maddeleri oksijensiz yıktığı için enerjinin pek az bir kısmından yararlanabilir (anaerobik solunum=oksijensiz solunum)
Pek az bir organizma grubu da bazı inorganik maddeleri yıkmak suretiyle enerji elde eder; azot
demir ve kükürt bakterileri bunlara tipik örneklerdir
Dünyada serbest oksijenin olmadığı devirlerde
canlılar enerjilerini bu yollarla sağlıyorlardı
Bitkiler ise (saprofit ve parazit olanların bir kısmı hariç) enerji kaynağı olarak güneş ışınlarını kullanır
Güneş ışınlarının kuntlarındaki enerjiyi kimyasal bağlar halinde (nişasta) tutarlar ve bu kimyasal bağlar tüm adrıbeslek (heterotrof) canlıların enerji kaynağını ve yapı maddelerini oluşturur
İlk evrelerde (bitkiler oluşmadan önce) enerji kaynağı olarak UV ışınlarının katalizlediği bazı ilkin organik moleküller kullanılmıştır
Ozon perdesi oluştuktan sonra bu kaynak büyük ölçüde kurumuştur
G
ÇEVREYE UYUM
Canlılar kural olarak yaşadığı ortamın koşullarına uyum yapabilecek yeteneğe sahiptir
Bu durum homeostatik tepki olarak bilinir
Değişik koşulların bulunduğu ortamda en uygun yeri seçmeye çalışır; şayet tam anlamıyla uygun ortam bulamazsa
yapısal değişikliklerle (mutasyonların yardımıyla) bu uyum sağlanmaya çalışılır
Günlük uyumlardan binlercesini farkında olmadan yaparız
Örneğin gözün karanlığa ve aydınlığa uyum yapması gibi
Çevre koşullarının değişmesi canlı bünyesine en az etki bırakacak şekilde iletilmeye çalışılır (özellikle sıcakkanlılarda); örneğin çölde ve kutuplarda insan kanı her zaman aynı sıcaklıktadır
Canlı
uyum yapabildiği oranda hayatta kalma şansına sahiptir
Bu oran ise kalıtsal yapı ile saptanmıştır
Bu sınırların dışındaki uyumlar ancak mutasyonlarla sağlanabilir
H
ÜREME
Hiçbir canlı sonsuz olarak yaşamını devam ettiremez
Herhangi bir şekilde
üremeyle
kalıtsal materyal gelecek kuşaklara aktarılır
Birhücrelilerde bölünme aynı zamanda çoğalmayı sağlamasına karşın
çokhücrelilerde üreme belirli vücut kısımlarına özgü bir yetenek olarak ortaya çıkmıştır
Bazı canlı gruplarında gen değişimi olmaksızın (eşeysiz) üreme görülmesine karşın (birhücrelilerde mitoz bölünme; çokhücrelilerde tomurcuklanma
dallanma
partenogenez çoğalma
bitkilerde çeliklenme vs
) kural olarak eşeyli üreme çok daha sıktır
Bu şekilde değişik gen kombinasyonları ortaya çıkarak daha başarılı döllerin meydana gelmesini sağlar
Bu
evrim mekanizmasının en önemli öğelerinden biridir
İ
EVRİMSEL UYUM VE VARYASYONLARIN KALITIMI
Tüm canlılar genlere sahiptir ve genlerin tümü de mutasyonla değişebilir
Bu
aynı türün farklı bireylerinin kalıtsal olarak değişmesini sağlar
Dolayısıyla o anda faydalı olan mutasyonları taşıyan bireyler seçilir
zararlı olanlar uyum yapamadığı için ortadan kaldırılır ve evrimsel bir yönlendirme ortaya çıkar
Bu
zamanla türün değişmesine neden olur; özellikle çevre koşulları değiştiği zaman
Kalıtsal uyumlar meydana gelmeseydi
hiçbir tür yaşamını sürdüremeyecekti; çünkü çevre koşulları devamlı olarak değişmektedir
I
BÜYÜME
Çevresindeki anorganik (ham) maddeleri kendi protoplazma yapısına çevirme
büyüme olarak bilinir
Bitkilerde (çok yıllık) kural olarak sınırsız bir büyüme görülmekle beraber
hayvanlarda her türün kendine özgü şekil ve büyüklüğe ulaşmasına kadar devam eder
Çok hücreli hayvanlarda genellikle bir büyüme evresi vardır
Bu evrede büyüme hızlıdır
Daha sonraki evre olgunluk evresidir
büyüme yoktur; fakat protoplazmanın yenilenmesi için devamlı besin yadımlaması (asimilasyonu) vardır
Protoplazma
metebolik tepkimeler sonucu sürekli olarak yıkılır
eğer yaşam devam edecekse bu protoplazmanın yenilenmesi gerekir
Birhücrelilerde büyüme
çoğalma ile sonuçlanmasına karşın; çokhücrelilerde vücudun gelişmesini ve irileşmesini sağlar
Yaşlılık evresinde protoplazmanın yenilenmesi gittikçe azalır; hücre yavaş yavaş işlevini; ilerlemiş ve yaygınlaşmış durumlarda da yaşamını yitirir
Bu bozulma herhangi bir yaşta
yeterince besin alınmadığında veya nitelik bakımından doyurucu olmadığında da ortaya çıkabilir
Yenilenmenin kusursuz olması protoplazmanın içerdiği maddelerin eksiksiz olmasıyla sağlanabilir
Büyüme her türde kalıtsal yapıyla sınırlandırılmıştır
Bunun alt ve üst sınırları çevre koşullarıyla belirlenmiştir
Dirimselcilik
[*]
Hayat olaylarını fiziksel
kimyasal güçlerle değil de
özel bir yaşama ilkesi
yaşam gücü ile açıklayan öğreti
[*]
(Lat
vita = yaşam) : Yaşam olaylarını fiziksel - kimyasal güçlerle değil de özel bir yaşama ilkesi
yaşam gücü ile açıklayan öğreti
1- Eski
Aristoteles'e bağlı olandirimselcilik
doğa olaylarını bir -> entelekheia'nın özdek biçiminde ortaya çıkışı ile açıklamış; sonradan modern nedensel-mekanik dünya görüşünün egemen oluşu ile bir yana itilmiştir
2-Yenidirimselcilik 19
yüzyılın sonu ve 20
yüzyılda Driesch
Reinke
Becher
Uexküll'le geliştirilmiştir
Bu yenidirimselcilik yaşam olaylarının nedensel-mekanik yasalarla açıklanmayacağını; yaşam sürecinin özerkliğinin ve etkinliğinin
bir plana göre
bir ereğe doğru ilerlemeye çalışan kendine özgü bir yasası bulunduğunu öne sürer
3- Son zamanlarda --> güdümbilime dayanan dirimbilimciler
dirimselciliğin kesin olarak çürütülmüş olduğunu ileri sürüyorlar
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul