Konu
:
Ego Tanrilari...
Yalnız Mesajı Göster
Ego Tanrilari...
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Ego Tanrilari...
İçinizdeki kadına/erkeğe sorun bakalım
süslü ve tıraşlanmış kelimeleriniz hangi gerçeği deşifre ediyor ya da hangi gerçeğe ait bir sırsınız bu masalda? Örtünüzü çıkarın
indirin maskelerinizi
Cehaletinizden mi korkuyorsunuz
kendinizden mi? Cinnet kırıntıları ile beslenmeyi bırakın
kuyruğunuz acıyacak
Erdemli
asil ve hokkabazsınız kuzum
yalanlarınızı okşayın
parlatın altın tozuyla
sözcüklere yama yapın
ağlamayın
Yağmur yüzlü çiçekler gibi kokuyorsunuz
yalan kusuyor göz yaşlarınız
Parfümlü düşlerinize uyuyun
cennetsiz cennetler içinde susun az
düşünün
kalbinizin oduyla sulayın bilinç güllerinizi
Tanrısınız madem
tanrı gibi susun
Değilseniz
üç kuruşluk bilginizi insanlığa yamamayın
(Kelime cingözü
papağan bilge)
Renklerini ve sınırlarını bilmeyen biri kendine ve efendilerine itaat etmek durumundadır
Sınırsızlığın renklerini asla kavrayamayacaktır o
Özlediğin hayat senin değil
Ve ne de yaşadığın hayatın öznesi olarak özgür bir bilinç değilsin sen
Çok konuşuyorsun
ağzınla kuyruğun arasında bir kedi yavrusu gibi tırmalıyorsun gölgemi
Kelimelerin diline yıldız bağlayıp anlaşılmaz laflar ediyorsun
gün gibi açık ve sıradansın
bilge görünmek istedikçe dökülüyor boyan
Öfkelisin dostum
kendine
yaşama
insanlara karşı hınç dolusun
Gülüyor gibi yapıyorsun
seviyor gibisin
ağlıyor gibi… Yaşıyor gibi yapıyorsun
Sonra bilimden ve sanattan dem vuruyorsun utanmadan
Hiç utanmıyorsun dostum
Senden olmayan
özgür bir bilinç karşısında sofizmin karanlık kelimeleriyle boğmak istiyorsun onu
Halbuki o sana yardım etmek istiyordu
özgürlüğünü istiyordu senin
Nevrozların karşısında o denli çaresizsin ki
kendin dahil herkesi düşman olarak görüyorsun
Her seferinde sonsuz karanlığına gömülüp kendini haklı çıkarabilecek materyaller arıyorsun bak
Tarihten
bilimden
felsefeden
sanattan bu anlamda yararlanıyorsun; anlamak
üretmek
var olmak gibi kaygıların olmadı hiç
Kendini kendinden çıkararak hangi egoya çıraklık(uşaklık) ediyorsun şimdi?
On binlerce yıldır sen ve ataların beni yok etmek için uğraşıyor
sen onlardan daha büyük ya da üstün olduğunu mu sanıyorsun? Ezberindeki seni iyi tanıyorum
Seni anlatıyorum asırlardır sana
Ama hiçbir zaman kendinle yüzleşmedin sen
Sofist
stoist
aristik cüce
Seninle kavga edecek değilim
çünkü değmezsin
Sadece yardım etmek istedim
anlamadın gene ve yaktın ruhunun akıl kuşlarını
Çıplak kelimelerle konuştum seninle
anla istedim
Seni kendi sözcüklerinle yok edebilirdim
boynundan yüreğine bir mızrak gibi girer ve çıkmazdım istesem
yapmadım
Çünkü hala ve her şeye rağmen insansın
Acıyorum sana
Duy ve düşün ki
ben aptal bir çocuk/erkek ruhuyum
güzelliğimi sana buladım
Kötülüğüm iyidir ve merhametim vahşetim gibi insanidir
Neden korkuyorsun benden? Sen insanoğlunun en kötü bilinç halisin
en aymaz
en kısır
en cahil çocuğusun yeryüzünün
Aşksız bir akılsın sen
akılsız bir aşk
Erdemli yalanlar söylüyorsun asırlardır
Zehirli düşler içinde zehir soluyorsun
yeter
Kendiyle “ben” i arasında sıkışmış bir zavallısın dostum
yapıcıların gibi kölesin sende
Paçandan damlayan kandır
iyi bak
(Ruhun kanıyor
)
Cinselliğin yok senin
gerçek bir seviden meyve vermedin hiç
Sistemin yapay cinlerini bilgin belleme
Onlardan aldıklarını satıyorsun hala
Kendine ait bir fikrin olmadı hiç
Sana aptal
itaatkar bir köle olma demiştim
kendine karşı bile eğilme
Ne sandın beni
sana kendimi değil
seni gösterdim
Tırnağımı bile görmedin henüz
üzülme görmeyeceksin
Büyük bir açlıkla tüketiyorsun her şeyi
Nefes almadan sevişmeliydin oysa yeni özneler için
Kuralları sen koymadın
sen onun koruyucu meleğisin
bekçisi
kapıkulu… Derviş yüzlü palyaço… Özgürlüğü ağzına alma sakın
aşk
sevgi
dostluk gibi sözcükler yakışmıyor ağzına
Bilimsel bir peri olduğunu mu sanıyorsun
sanatçı bir akıl mısın yoksa? Kendini esir ettiğin yetmiyormuş gibi
tüm cinnetleri kucaklayan sen değil misin? Ben hiçbir ideolojinin çocuğu değilken bile
beni senden olmamakla suçladın
yargıladın ve infaz ettin
Astığın kendi saf bilincindir dostum
Kendi kalıpların içinde sevmek mi istedin beni
bu histerik bir geviş getirmedir
Beni yok edeceksin demek
Efendilerinin kuyruğunu öperek konuşuyorsun benimle
Yüksek sesle hakarete başladın şimdi
Senden korktuğumu düşünüyor olamazsın
sana her zamanki gibi gülüyorum işte
Sana ateşi ve suyu veriyorum
zamanın bakir sevisini
Bana ne de kendine karışmadan dinle evrenin şiirini
Ben yanılgılar cennetiyim belki ama sen yanılgılar cehennemi olma
Gurur
yüzünü rehin almış bak
gövdesiz sevişme ruhunla
Burası yeryüzü
Yüzün gibi yersiz… Etini öpen rüzgara eğil
azim değilsin sen
Şefkat ormanlarını budamış oduncu… Kirpiklerin kanıyor
dudakların kızıl ve gür masallara gebe
Uyanmak için uyumalısın önce
Eğri olmadan doğru olma dostum
Ateş suda
su ateşte
güzellik çirkinlikte saklı
Sana itaat etmeyi öğreten efendilerin
diğer yandan seni sana köle yaptılar
Şimdi sendeki ego tanrılarını daha net görüyorum
Binlerce yıldır senin içindeki “ben”i çıkarmak için büyük bir kavga veriyorum
dinle beni
güçsüzsün
zayıf bir şempanze
pinokyo’sun sen
Burnun ne kadar uzayacak daha
ne kadar kendini kutsayacaksın böyle
Tarihin
felsefenin içoğlanlarını kendine mısra yapıp daha ne kadar zırvalayacaksın? Sözcüklerine ağaçlar budayıp
gökler inşa ediyorsun
yapma
Her gün biraz daha düşüyorsun yükseldikçe
Yeryüzüne in
ayakların kadar yürü
O kanatlar sana göre değil ve sözcüklerin senin olmaktan çıkmış epeydir
Ağzında karınca sürüsü gibi öğrenilmiş cinler… Yapaysın dostum
fabrika köpeği gibi
plastik bir çiçek gibi yapay
Gökyüzü aynalarına bakıp bakıp sırıtan ruhuna
melekler işiyor şimdi
Yüzünü görsen bende korkarsın
beni görsen aşık olursun kendine
Düşün ki
sen ve ben aynı çığın sırtında iki toz zerresiydik
ses olduk
gül olduk
kan ve merhamet biçtik aynı hızda
Sonra ne oldu? Sen toz zerresinden putlar yarattın kendine
en büyük put sendin
Dedim ki
bir tekme at ona
yürü
İsa’dan
Muhammed’den
büyük adamlardan aşırma kendini
ne de onları karıştırma kendine
Sustuğun kadar korkuyorsun
konuştuğun ölçüde cahil
Büyük sözler yakışmıyor ağzına
Doğruların var senin
eğri
eciş bücüş
Gerçek hakkında hiçbir şey bilmiyorsun
kaldır kafanı göklere bak
içindeki sonsuz güneşleri keşfet
Ama korkuyorsun işte
ölmekten değil
yaşamaktan korkuyorsun sen
Ne kendin olabilecek kadar aptal olmaya cesaretin var ne de kendinden başka benler çıkarabilecek bir dehaya sahipsin
Hayır dostum sen
zavallı bir akbabasın bir yanıyla
Diğer yandan papağan ruhusun o küçük kafanın
Sen bir mucizeydin bir zamanlar
Yaşam gibi eşsiz ve tek
Ve ölümsüz yaşamaklar verildi sana
Duy ve düşün ki
şimdi karşımda çırılçıplak ve çaresizsin
Kısırsın dostum
Hastalık tüm ruhunu ve zihnini ele geçirmiş bugün
Korkuyorsun
Gel benim arkadaşım ol desem
kırk kere korkacak ve kırk birincide kendini bana asacaksın
Korkma… Ben şeytan değilim
İçindeki şeytanları gösteriyorum sana
Bunun için bendeki şeytanı görmene izin verdim
Bu yüzden mi kaçıyorsun benden ? Kötülüğümü saklamıyorum bak
çirkinliğimi görmene izin verdim
Sen bunun ne demek olduğunu anlayamazsın
Ama gene de düşün isterim
kafanın içinden çıkıp bir saniye düşün
kimim ben
sen kimsin? Aynı güneşin çocuklarıyız
aynı sözcüklerin değil
Sen bundan sonra da konuşacak
zincirlerini okşayıp okşayıp gürleyeceksin yüzüme
Yapabileceğin tek şey bu
içindeki şeytanları doyurmalısın
İşini kolaylaştırmak için benden nefret etme hakkını veriyorum sana
Beni öldürme hakkını değil
Ama artık seninle ilişkimiz bitmiştir
Çünkü asla şifa bulmayacak bir hastalıksın sen
tek gerçek dostunu/sevgilini böyle kaybettin işte
Tırnaklarının içindeki sensin
Oku… Şaşkın bir ünlem gibi üşümeyi kes
Yakana takılmış teneke madalyalardır soru
işaretlerin
Kalbinin kılları uzamış
aldırmıyorsun
ruhunun kılı dönmüş
Sen bir yanıyla kuklasın
diğer yandan kuklacı
Çobansın dostum
koyun olduğun kadar
Gül damlaları ölü hücrelerinin
Yarın öleceksin
demediler mi sana? Yarattığın bu cehennem içinde can vereceksin
Sen öteleri gördüğünü söylüyorsun
beş duyuya esir olmuş kesirli bir cin lastiğisin oysa
Sınırları içinde sınırsız bir ışık fırtınasıdır insan
demiştim sana
Ölümsüzlüğüne aşk soyunmuyorsa
ölüm sana giydirilecek
uyan
Sokaklar senin
ırmaklar
denizler
dağlar ve tüm dünya kalabalığı
Duy ve düşün ki
ben benden aldığım bir hızla yaktım tüm benleri
Çoğaldım sınırsız benler içinde
Ruhumun sözcüklerinden ışıklı hileler üflemedim sana
Çirkinliğimde güzeldim
hatalarımda gerçek… Tanrı giyinmedim ne de peygamber çiçeği ruhuma
Sana senden mısralar verdim
oku
Benden sırlar verdim sana
Ateşin
suyun ve tüm nesnelerin ilk haliyim ben
korkma
Kambur bir bataklık gibi emiyorsun her şeyi
Dudakların ıssız bir şiir gibi küskün kendine
Şekerli dağların var madem
dilinin içinde ısırgan ateş çiçekleri
öğret kendine o zavallı kuklanın marifetlerini
Sen tüm yaşama soyunmuş bir ağaçsın
dallarını incitme
Ne olduğun gibisin
ne bildiğin şey… Sözlerden arın
Kendinden ve nesnelerden ve gecenin karanlık peygamberinden
Zincirlerini okşayıp her seferinde
tanrı tozuyla yıkama ruhunun güneşini
“Anladığın kadar güzel
sevdiğin kadar büyüksün…” Git… Yaşamını öl
Ya da doğur yaşamı
Karar senin
Aşkla
özgürlükle
sevgiyle…
((ÇEVİRİMDIŞI) Board Offline)
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul