Konu
:
Suikastler Tarihi (Talat Paşa Suikastı)
Yalnız Mesajı Göster
Suikastler Tarihi (Talat Paşa Suikastı)
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Suikastler Tarihi (Talat Paşa Suikastı)
"Talat Paşa!
Talât Paşa!
"
İttihat ve Terakki'nin eski Başvekili Talat Paşa
kendisine seslenen adamı görmek için geriye döndü
Dönmesiyle ateşlenen bir tabancadan çıkan kurşunun alnına saplanması ve kaldırımların üzerine yığılması bir olmuştu
Bir zamanlar
Osmanlı İmparatorluğunun kaderini elinde tutan Talat Paşa
İran'ın Selmas şehrinde doğan Salomon Taleyran adlı bir Ermeni Komitacısının kurşunuyla böylece can vermişti
Olay Berlin'de geçiyor
takvimler 15 mart 1921'i gösteriyordu
Eşi Hayriye hanım
kocasının ölümünden yıllar sonra
Talat Paşa'nın öldürülmesi konusunda şunları söylüyordu:
"Çok cesurdu
Tehlike nedir bilmezdi
Etrafında kimbilir
ne maksatla kimler dolaşıyor
dikkat et
dedikleri zamanlarda bile aldırmaz
çantasını koluna alınca
fırlar tek başına giderdi
Berlin'de -en sonunda kanına giren- katil daha önce iki kere karşısına çıkmış
Paşa'yla göz göze gelmiş
Fakat Paşa o kadar pervasız
sakin
hatta gülümseyerek bakıyormuş ki
adam avuçladığı silahını çıkarmaya cesaret edememiş ve nihayet: Ben Talat Paşa'ya baka baka silahımı çekemeyeceğim
ancak arkasından vurabilirim
demiş
"
Talat Paşa Berlin'deyken
bir dostuna yurt hasreti içinde şunları söylemişti:
"Selanik'teyken ikide bir sürgün cezasına çarpılan Bulgar komitacılarıyla karşılaşırdık
Bunlar vatanlarından ayrılmadan evvel
jandarma nezaretinde bulundukları halde merasimle rıhtımın üzerinde toplanır ve içlerinden birisinin verdiği işaretle hep birden eğilip toprağı öperlerdi
Bu
onlar için vatana dönüş umudunun bir ifadesiydi: Öptüğümüz toprak bizimdir
buraya yine geleceğiz
demek istiyorlardı
Bir gün ben de vatana dönersem
bilir misiniz ne yapacağım?"
Dostu: "Her halde siz de onlar gibi toprağı öpeceksiniz
" deyince
Talat Paşa ağlayarak şu karşılığı vermişti:
"Ne dersin sen? Ne dersin sen? Ben öpmekle doyamam ki
Yiyeceğim vatan toprağını
yiyeceğim
"
Talat Paşa
1874 yılının 17 Ağustosunda Edirne'de doğmuştu
Yoksul bir ailenin çocuğu olarak ilk ve orta öğrenimini bitirdikten sonra Alyans İsrail okulunda iki yıl Fransızca okudu
Zeki
çalışkan bir gençti
Okul yöneticileri
kendisine bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği görevini vermişlerdi
Mehmet Talat
Edirne'de çok durmadı
Selanik’e giderek Telgrafhaneye maaşsız memur adayı olarak girdi
Hukuk Mektebi'ne kaydoldu
Bir yıl sonra
Telgrafhane "Mukayyid"i (Kayıt memuru) olarak maaşa geçti ve yirmi yaşının içindeyken politikayla ilgilenmeye başladı
Jön-Türklerle haberleşirken yakalandığından üç yıl sürgün cezası yedi
Hukuk Mektebini de ikinci sınıfında bırakmak zorunda kaldı
Cezası iki yıl sonra bağışlandı ve 1898'de Selanik'le Manastır arasında "gezici posta memuru" oldu
Bu görevi
İttihat ve Terakki örgütünün bu dolaylardaki haberleşmesini
güvenlik içinde yapabilmesi amacıyla kabul etmişti
1893 yılında Posta Telgraf Başmüdürlüğü kâtipliğine
1903'te de başkâtipliğine getirildi
1907 yılındaysa
İttihat ve Terakki'nin "İhtilâl Komitası" sivil kadrosunun basında olduğu anlaşılarak
görevinden çıkarıldı ve tutuklandı
1908'de
İttihat ve Terakki'nin önde gelen kişilerinden biri olarak Mehmet Talat
İkinci Meşrutiyet Meclisine
Edirne mebusu seçildi
Önce Meclis Reis Vekilliğine getirildi
1909 Temmuzundan başlayarak sırasıyla Dahiliye Nazırı
Meclis'te İttihat ve Terakki Fırkası Reisi
Posta Telgraf Nazırı ve yine Dahiliye Nazırı oldu
1916 yılında
Sadrazam Sait Halim Paşa'nın istifasıyla onun yerine getirildi
Birinci Dünya Savaşı
Osmanlı İmparatorluğunun yenilmesi ve Mondros Mütareke'sinin imzalanması üzerine
Enver ve Cemal Paşalarla birlikte yurtdışına kaçmak zorunda kaldı
31 Temmuz 1918'de Mondros Mütarekesi uyarınca
Osmanlı İmparatorluğu orduları silahlarını bırakmış
yenilgiyi kabul etmişti
İttihat ve Terakki'nin üç büyükleri
Talat
Enver ve Cemal Paşaların
savaş suçlusu olarak yargılanmaları kesindi
Bu nedenle
üç büyükler yurtdışına kaçmaya karar verdiler
Talat Paşa
yurt dışına çıkmadan önce
yerine getirilen Başvekil İzzet Paşa'ya şu mektubu göndermişti:
"Pek muhterem ve mübarek tanıdığım İzzet Paşa Hazretlerine
Memleketin bir müddet ecnebi nüfuz ve tesiri altında kalacağını anladım
Buna rağmen memlekette kalmak ve millet muvacehesinde muhakeme olmak fikrinde idim
Bütün dostlarım bunu atiye talik etmek için ısrar ettiler
Zat-ı fahimtaneleriyle istişare edemedim
Müşkül mevkide kalacağınızdan çok düşündükten sonra sarfı nazar ettim
Bütün hayat-ı siyasiyemde hedefim
memleket namuskârane ve fedakârane hizmet etmek idi
Şahsen buna muvaffak oldum
Bütün servetim
zat-ı şahanenin ihsan ettiği otomobil esmanıyla (değer
kıymet) her ay artırdığım yirmişer liradan müterakim bin altı yüz liralık istikraz-ı dahili bedelinden ve bir de dört arkadaşımla birlikte isticar (kiralamak) ettiğimiz çiftliğin devri icarından hasıl olan paradan ibarettir
Bunun bir kısmını aileme terk ederek bir kısmını yanıma aldım
Bundan başka bir nesneye malik değilim
Millete karşı hesap vermek ve muhakeme olarak tayin edilecek cezayı kemal-i cesaretle çekmek isterim
işte zat-ı fahimanelerine söz veriyorum
Memleketim ecnebi nüfuz ve tesirinden azade kaldığı gün
ilk telgrafınıza itaat edeceğim
Baki kemal-i hürmetle ellerinizden öperim muhterem Paşa Hazretleri
2 Teşrinisani 1334 (2 Kasım 1918)
Mehmet Talat"
2 Kasım 1918 cumartesi gecesi
saat 11'e yaklaştığı sırada
karanlıklar arasında iki kişi hızlı hızlı rıhtıma doğru yürüyordu
Bunlardan biri Talat Paşa
öteki de İhsan Namık Bey'di
Rıhtıma yaklaştıklarında üç kişinin daha orada beklediğini gördüler
Talat Paşa
İhsan Bey'e dönerek:
"Bir kadınla iki erkek dolaşıyor
bunlar kimdir İhsan?" diye sordu
"Belki de pokerden dönüyorlardır
Paşam
"
Bekleyen üç kişiden biri onlara doğru ilerleyince
tanımakta gecikmediler: Bu Enver Paşa'ydı
Eski Harbiye Nazırı Talat Paşa'nın elini sıktıktan sonra:
"Tam zamanıdır
motor da neredeyse gelir
" dedi
Gerçekten de az sonra
burnunda cansız bir ışıkla yol alan bir motor Amerikan Koleji yönünden gelerek rıhtıma yanaştı
Enver Paşa
kendisini uğurlamaya gelen kız kardeşini kucakladıktan sonra motora atladı
Onu ötekiler izlediler
Biraz sonra bütün yolcularını alan motor
açıkta kendilerini bekleyen Alman torpitobotuna yanaşıyordu
Talat Paşa Berlin'e yerleşmişti
Anılarını yazıyor
karısıyla birlikte yoksul sayılabilecek bir hayat yaşıyordu
Sık sık karısı Hayriye hanıma:
"Beni bir gün sokakta vuracaklar
Alnımdan kanlar akarak yere serileceğim
Yatakta ölmek nasip olmayacak
Ama ziyanı yok
varsın vursunlar
vatan benim ölümümle bir şey kaybetmez
Bir Talat gider
bin Talat gelir!
" derdi
Bir gün ya Ermeni Komitacılarının ya da bir başka düşmanının kurşunlarıyla can vereceğini biliyordu
Özellikle Ermeni Komitacılarının
Ermeniler
1878 Türk-Rus savaşından sonra Doğu illerimizde bağımsız bir devlet kurmak istiyorlardı
Çarlık Rusyası ve İngiltere
Ermenileri sürekli olarak kışkırtıyor
Amerikan misyonerleri de aynı yönde çalışmalar yapıyorlardı
Aya-Stefanos Anlaşması (Yeşilköy'ün eski adı) yapılırken
Avrupa Devletlerinin Berlin Kongresi'ndeki yetkili delegelerine bu amaçla baş vurmuşlar fakat
diplomatik yollardan yaptıkları bu baş vurmanın sonuçsuz kalmasıyla birtakım anarşist örgütler kurarak
sabotaj ve ayaklanma eylemlerine girişmişlerdi
Hınçak ve Taşnak adlı bu gizli örgütler
her eylemlerinde karşılarında Osmanlı Hükümetini buluyor
yabancıların işe karışmasını sağlamak için
"Türkler
Ermenileri kesiyor!
" şeklinde propaganda yaparak
Avrupa'yı birbirine katıyorlardı
Ermeni Komitacılar
Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra
Ermenilerin Doğu illerimizden göç ettirilmelerinde İttihat ve Terakki'nin
dolayısıyla bu örgütün önderleri durumundaki Enver
Talat ve Cemal Paşaların parmağını görüyor
intikam için fırsat kolluyorlardı
15 Mart 1921 günü Talat Paşa
her zamanki gibi erkenden kalkmış saat ona kadar çalıştıktan sonra
eşine dönerek:
"Haydi Hayriye
seninle biraz dolaşalım
Hava almış olursun
" demişti
Fakat mutfakta yemek pişirmekte olan karısı:
"Ben çıkmayayım
Hem yorgunum
hem de ateşte yemek var
" diye karşılık verdi
Talât Paşa Hardenberg Strasse'deki evinden çıkıp tek başına yürümeye başlamıştı
Daldın ve düşünceli bir şekilde
Kurfüstendam caddesine saptı
Daha birkaç adım atmamıştı ki
arkasından birinin:
"Talat Paşa!
Talat Paşa!
" diye bağırdığını duydu
Geriye döndü ve
Rumeli'de başlayan
fırtınalar içinde geçen bir hayat
Kurfüstendam caddesinin kaldırımları üzerinde sona ermişti
Katil Salomon Taleyran
24 yaşında üniversite öğrencisi gözü dönmüş bir Taşnak Komitacısıydı
Alman mahkemesi
kendi toprakları üzerinde işlenen bu cinayetin suçlusuna hiç bir ceza vermeyerek
Taleyran’ı beraat ettirdi
Yıllarca dost bildiği
Birinci Dünya Savaşı'nda kader birliği ettiği Almanya
onun anısına ve kanlı ölüsüne bile saygı göstermemişti
Talat
Paşa'nın cesedi
aradan 22 yıl geçtikten sonra 25 Şubat 1943'te yurda getirilerek Hürriyet-i Ebediye tepesindeki şehitliğe gömülmüştür
Talat Paşa
dostuna söylediği biçimde yurdunun toprağını yiyememiş
ancak bir torba kemik olarak yurt topraklarında sonsuz uykusuna dalmıştır
Alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul