Konu
:
Suikastler Tarihi (Jül Sezar Suikastı)
Yalnız Mesajı Göster
Suikastler Tarihi (Jül Sezar Suikastı)
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Suikastler Tarihi (Jül Sezar Suikastı)
Jül Sezar
M
Ö 101 yılında Roma'da soylu bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi
Sağlam bir eğitim gördüğü gibi
ailesi tarafından bir silahşor olarak yetiştirilmişti
Edebiyata ve güzel sanatlara aşırı bir düşkünlüğü vardı
Fakat bu genç adam
dünya zevklerine
içkiye ve kadınlara karşı da aynı ilgiyi duyar
bu arada kendisine açılan erkek kollarına hiç çekinme duymadan vücudunu teslim ederdi
Olağanüstü bir hatip
yaman bir binici
kadınları baştan çıkarmada eşi bulunmaz bir ustaydı
Roma'da genelev sokağında bir oda tutarak yıllarca sefahat içinde yaşamıştı
Annesi Auralia
bu çok yakışıklı
güzellikte mitoloji kahramanları Adonis ve Paris'le eş tutulan oğluna para yetiştirmekte güçlük çekiyordu
Jül Sezar
parası tükenince
arkadaşlarından ve düşüp kalktığı yosmalardan borç alır
bir daha da ödemezdi
Onlara şöyle derdi yalnızca:
"Dostlarım
Roma İmparatorluğunu pençeme alacağım güne kadar bana zaman veriniz
"
Yirmi yaşlarındayken
İmparator Sulla'nın can düşmanı Marius'un yeğeni olduğu için
Roma'dan kaçmak zorunda kaldı
Anadolu'ya kaçmak isterken korsanların eline düştü
Korsanlar onu Antalya'ya götürmüşler ve kurtuluş parası olarak 20 talent istemişlerdi
Genç delikanlı kendisine biçilen bu fiyat karşısında küplere binmiş ve :
"Hayvanlar!
Ben 20 talentlik bir tutsak mıyım? Yakaladığınıza iyi bakın
size 50 talent getirteceğim!
)" diye bağırmıştı
Roma'daki ailesine bir mektup göndermiş
para gelinceye kadar da korsanlarla al takke ver külah bir hayat yaşamıştı
Onlarla içki içiyor
şiirler okuyup oyunlar oynuyordu
Ara sıra da korsanlara :
"Hayvan herifler!
Elinizden bir kurtulursam
göreceksiniz hepinizi astıracağım!
" diyordu
Korsanlar
bu deli dolu gencin sözlerini ciddiyi almazlar
gülmekle yetinirlerdi
Parası gelince özgürlüğüne kavuştu ve Ege bölgesindeki Milet kentine gitti
Buradan sağladığı birkaç gemiyle
kendisini tutsak eden korsanların üzerine giderek
onları Antalya açıklarında yakaladı
Hepsini zincire vurup Bergama'ya götürdü
Vali'nin vereceği emri beklemeden hepsini astırdı
Roma'ya dönüp siyasi hayata atıldığında 33 yaşlarındaydı
Yakın arkadaşlarından biri
Jül Sezar'a siyasi tutkuları olduğunu söylediğinde ondan şu karşılığı aldı :
"Ne diyorsun sen! Makedonyalı Büyük İskender'in hayatını okumadın mı? O benim yaşımdayken bütün dünyayı ele geçirmişti
Ben daha ne yaptım?"
Kırk bir yaşına geldiğinde
Roma'nın seçkin kişilerinden biri olmuştu
Çağının ünlü generallerinden Crassus ve Pompeus ile üçlü bir anlaşma yaparak kendisini "Konsül / Devlet Başkanı" seçtirtti
Dostlarına ve düşüp kalktığı kadınlara olan 1300 talent borcunu ödemek için Galya Valiliği’ni de üzerine aldı
Bu yetki kendisinde olmasına rağmen Senato ses çıkaramadı
Çünkü Jül Sezar’ın Galya Valisi olarak Roma'dan uzaklaşması ihtimali hem Senato’nun hem de Pompeus'un işine geliyordu
Bu nedenle Galya dışında bazı eyaletleri de ona bağladılar
Jül Sezar'ın amacı
Galya'da kendine bağlı bir ordu kurmak ve Roma'nın üzerine yürüyerek diktatör olmaktı
Konsüllük süresi bir yıl sonra bitince Jül Sezar Galya'ya gitti
Sekiz yüzden fazla kenti olan bu zengin ülke onun borçlarını ödedikten başka
gerekli adamları satın alacak ölçüde zenginleşmesine de yetti
Savaşlarda ele geçirilen 1 milyon tutsağın köle olarak satışından eline gecen para
Jül Sezar’ın en güçlü silahı olmuştu
Romalılar yüz yirmi yıl içinde Galya'nın ancak Güney bölgelerini ele geçirebilmişlerdi
Sezar sekiz yılda bütün Galya'yi Roma imparatorluğu sınırları içine kattı
Bu sıralarda Crassus
Doğu'da Fırat ırmağı kıyılarında Partlara yenilerek ölmüş ve Pompeus Roma'nın tek egemeni durumuna gelmişti
Pompeus mutlu ye kaygısız bir yaşantı içindeydi
Oysa çevresindekiler
Jül Sezar’ı iyi tanıdıklarından
Pompeus'a sık sık şu soruyu soruyorlardı :
"Sezar
Roma üzerine yürürse
onu durdurup geri püskürtecek askerleriniz var mı?"
Pompeus gururla gülümsüyor:
"Kaygılanmayın
İtalya’nın neresinde olursa olsun
ayağımla yere vurduğumda oradan ordular fışkırtırım
" diyordu
Oysa elinde hazır ve kendine bağlı bir ordusu yoktu
Sezar ise
kendisine ölesiye bağlı bir ordu kurmuştu
Roma generallerinden hiç birine benzemiyordu
Askerleriyle birlikte oturup şarap içer
onlarla zar atıp kumar oynar
en kaba ve cıvık şakalar
arkadaşlıklar yapardı
Fakat savaşlarda değişir
gerçek bir komutan kesilirdi
M
Ö
50 yılında
kasım ayının ilk gününde toplantı durumundaki Senato'ya bir haber ulaştı :
"Sezar
sekiz lejyondan kurulu ordusuyla
Alplerden Güney'e doğru iniyor
"
Pompeus
beklemediği bu haber karşısında çok şaşırmıştı
Daha önceki sözünü unutmayan bir dostu:
"Haydi ayağını yere vur da ordular fışkırsın
zamanı geldi
:" diyerek Pompeus'la alay etmişti
Pompeus ve Senato'daki taraftarları
Jül Sezar'a şu haberi saldılar:
"Sezar askerlerini hemen terhis etmeli ve geriye yalnızca bir lejyon bırakmalı
ayrıca Galya Valiliğinden de istifa; ederek
Roma'ya sıradan bir yurttaş olarak girmeliydi
"
Sezar
bu şartları kabul etmedi ve savaştan başka çıkar yol olmadığını anladı
Roma üzerine yürüyüşe geçtiğinde Pompeus hazinesini bile almaya vakit bulamadan
taraftarlarıyla birlikte Adriyatik denizindeki donanmasına binerek Epir'e kaçtı
Jül Sezar'ın donanması yoktu
mevsim de kıştı
Varını yoğunu askerlerine dağıtmış
meteliksiz kalmıştı
Hızlı bir yürüyüşle karadan dolaşıp Yunanistan'ın Epir bölgesine girdi
Pompeus ve taraftarlarının 47 bin kişilik yaya
7 bin kişilik de atlı ordusu vardı
Sezar'ın ordusu daha küçüktü
Emrinde 22 bin yaya ve bin atlı askeri vardı
Savaş
yalnızca Jül Sezar ve Pompeus arasında geçmiyordu
Kısa süre içinde bütün Roma İmparatorluğuna yayılmış
bir iç savaş halini almıştı
Bir tarihçi
bu dönemi şöyle anlatmaktadır :
"Bütün Senato bu savaşın içindeydi
Ordular da öyle
Hepsi Roma kanı taşıyan askerlerden kurulu 11 lejyonla öteki 18 lejyon amansızca çarpışıyorlardı
Galyalılar ve Germenler Jül Sezar'ı tutuyorlardı
Trakya
Sicilya
Yunanistan
Makedonya ve Doğu Pompeus'la birlikti
Savaş İtalya'da başladı
oradan Galya'ya ve İspanya'ya sıçradı; Batı'dan dönerek bütün şiddetini Epir ve Tesalya üzerine topladı; Mısır'a kadar uzandı
Küçük Asya'ya el attı ve alev ancak Afrika'da söndürülebildi
"
Yunanistan'da Farsalos bölgesinde iki ordu arasında korkunç bir meydan savaşı olmuş ve Sezar
Pompeus'un ordusunu darmadağın etmişti
Pompeus
Mısır Kralı Ptolemeus'un yanına kaçmaktan başka çare bulamamıştı
Roma artık Jül Sezar'ın "pençeleri" arasındaydı
Dört bin kişilik seçme bir orduyla
Pompeus'un arkasından Mısır'a gitti
Ptotemeus
başına gelecekleri anladığından
Pompeus'un kafasını keserek Jül Sezar'a gönderdi
Sezar burada
Ptolemeus'un kız kardeşi Kleopatra'yla uzun bir aşk hayatı yaşadıktan sonra onu Mısır Kraliçesi yaptı
Sonra M
Ö
47 yılında Anadolu'ya girerek Pontus Kralı Pnarankes'i yendi
Savaş beş gün sürmüş
Sezar durumu Roma Senatosuna şu üç kelimeyle bildirmişti:
"Veni
vidi
vici
" (Geldim
gördüm
yendim
)
Aynı yıl Roma'ya dönerek İmparator oldu
Önce 1 yıl için diktatör ilân edildi
Senato daha sonra bu yetkiyi 10 yıla çıkardı
Aradan çok geçmeden de Jül Sezar
ömür boyunca diktatör seçildi
Koyu Cumhuriyetçiler ve soylular
Roma İmparatorluğunun diktatörlüğe kaymasından tedirgin olmuşlardı
Sonunda
Sezar'ı öldürüp Cumhuriyeti kurtarmak için gizli bir örgüt kurdular
Bu örgüte
Sezar'ın yetiştirmesi
bir söylentiye göre de
düşüp kalktığı kadınlardan Servilia'dan doğan öz oğlu Brütüs de girmişti
Örgüt
suikast için M
Ö
44 yılının 15 martını seçmişti
Bir kâhin ona daha önceden
"15 marttan sakın" demişti
Bir gece önce de karısı kötü bir rüya görmüş ve Jül Sezar'ın sokağa çıkmamasını istemişti
O sabah yolda
Kâhin'e rastlamış ve :
"İşte 15 mart geldi
" demişti
Kâhin de Jül Sezar'a şu karşılığı vermişti :
"15 mart geldi
ama daha bitmedi
)"
Jül Sezar
Senato'ya gelince suikastçılar çevresini sardılar
Hançerleri harmanilerin altında gizliydi
İçlerinden biri
siyasi hükümlü olan kardeşinin bağışlanmasını diledi
Sezar onu dinlerken
suikastçılar hançerlerini çekip saldırdılar
Titilus adlı bir soylu
Jül Sezar'ın harmanisini omuzlarından tutarak aşağı doğru yırttı
Sezar
ilk önce kendini savunacak oldu
fakat vücuduna saplanmak için havaya kalkan hançerlerden birini Brütüs'ün tuttuğunu görünce:
"Sen de mi oğlum Brütüs!?
" diye bağırdı ve harmanisini başına örterek
kendini hançer vuruşlarına bıraktı
Tam 23 yerinden hançerlenen Jül Sezar
cansız yere serildi
Suikastçılar
Sezar'ın ölümünden halkın sevinç duyacağını sanmışlardı
Kanlı hançerlerini Roma halkına göstererek :
"Zalimin vücudu ortadan kalktı!
" diye bağırıyorlardı
Fakat
Roma halkının tepkisi
umdukları gibi olmadı
Halk
"katillere ölüm!
" Bağrışlarıyla ayaklanınca kaçmak zorunda kaldılar
O sırada
Senato'nun Jül Sezar'ı öldürenleri bağışladığı öğrenilince halk Senato'ya saldırdı
Yapıyı ateşe verdiler
Halkın ayaklanması üzerine Sezar'ın katilleri Roma'dan kaçtılar ama
peşleri bırakılmadı
Bunlardan
Sezar'ın çok sevdiği Brütüs
Makedonya'da yakalanacağını görünce intihar etti
Alıntı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul