Konu
:
Dunyanin En Eski Destanlari
Yalnız Mesajı Göster
Dunyanin En Eski Destanlari
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Dunyanin En Eski Destanlari
Dünyanın en eski destanı;
Onbin Yıllık Nükleer Savaş
"Bu günümüz
dünün düşünceleridir; şimdiki düşüncelerimiz yarınımızı inşa edecektir; yaşamımızı düşüncelerimiz yaratır
"
"Dhammapada "Mahabharata çok büyük ve karmaşıktır ama 18 Yüzyıl öncesini çok net olarak açıklamaktadır
"
Reader´s Digest "Mysteries of the Unexplained"
"Bu öyküyü kuru bir çubuğa anlatsaydın
yapraklanır ve köklenirdi
"
Henri Michaux
Hindistan´ın ulusal destanı Mahabharata
aslında bir şiirdir ama çok büyük ve karmaşık bir şiir külliyatı olarak düşünülebilir
Sözcük sayısı "Mesnevi"den çok daha ötededir ama büyük olasılıkla tek bir kişi tarafından yazılmamıştır
Sankritçe yazılmış olan Mahabharata şimdiye kadar yazılan en uzun şiirdir
"stanza" denen yüzbin kıtadan oluşur yani İncil´in 16 misli
Ansiklopedi Britannica´nın tamamı kadardır
Bazılarına göre MÖ 3
-5
Yüzyıl aralarında yazılmıştır
bazılarına göre MS
4
Yüzyıl´da derlenmiş
bazılarına göre ise çok daha eskilerde 19-20
000 yıl evvel yazılmıştır
Hintliler´e göre Mahabharata´da olmayan bir şey hiçbir yerde yoktur
Batı dünyası bu inanılmaz dev destanı ancak
18
Yüzyıl´dan sonra tanımıştır; o da destanın sadece küçük bir bölümü olan 1785´de Londra´da Charles Wilkins çevirisiyle yayınlanan "Bhagavad-Gita"dır
19
Yüzyıl´da doğubilimci Hippolyte Fauche
200 kişilik bir ekiple tüm destanı Fransızca´ya çevirmeye başladı ama ömrü vefa etmedi
Sonuçta eksiksiz İngilizce çeviri ancak 20
Yüzyıl´ın başında yine Hintliler tarafından Bombay´da gerçekleştirildi
Günümüzdeki en ilginç ve inanılmaz Mahabharata olayı; Jean Claude Carriere
Marie H
Estienne
Peter Brook ve arkadaşlarının 16 yıl çabaladıktan sonra 1985´de ilk kez Avignon´da sahneye koydukları "Mahabharata" adlı oyundur
oyun 9 saat sürüyor
bazen üç gecede
bazen bütün bir gün veya bütün bir gecede oynanıp bitiriliyor
16 ulusa mensup 25 oyuncu sahneye çıkıyordu
Carrier
üç yıl süren sahnelemenin sonucunda
farklı bir etkinin oluştuğunu vurguluyordu; "
bu etki dünyanın üzerine çöken bir tehdit miydi? Yoksa doğru eylemin gerçek anlamının inatçı araştırması mıydı? Alın yazısıyla oynanan ince ve kimi zaman acımasız bir oyun mu?
(Can Yayınları/Mahabharata-1991)" Aynı ekip
yorulmaksızın çalışarak
inanılmaz bir performans sonucunda oyunu
bir film ve bir de tv dizisi haline getirmeyi başardı
Ama biz Türkiye´de bunları göremedik; aklı evvel film ithalatcılarımızla
tv yöneticilerimiz hayatlarında duymadıkları evrensel bir kültürü elbette ki algılayamadılar
Onların düzeyini "Yalan Rüzgarı" ile "Şaban" belirlemekte; yani bilinçsiz servetle
bilinçli cehaletin buluştuğu nokta
Dünyalılarla uzaylılar mı savaştı?
Sanskritçe´de "maha" büyük ve herşeyin toplamı anlamına gelir; "bharata" ise komünyel bir isimdir veya bir bilgeliğin tanımıdır
Daha öte ****fizik yorumlarda sözcüğün "insan" anlamında olduğu da söylenir; bu bağlamda "İnsanlığın Öyküsü" yazılmıştır
Destanda anlatılan dev savaş öncelikle klanlar arası bir çatışma gibi görünse de
aslında tüm gezegenin egemenliği yolunda bir kavgadır ama sonunda öyle bir savaş başlar ki
tüm evren yokolma tehlikesiyle karşı karşıya kalır
Savaşta kullanılan silahlar hem dünyasal (ok
balta
kılıç
mızrak gibi) hem de tanrısaldır (ışınlar
atomik silahlar
uçan araçlar gibi) Bir bakışa göre
Mahabharata en eski bilim kurgu örneğidir ve zeki canlılar arasındaki bir anlaşmazlığı
bir savaşı ve günümüz teknolojisinin çok ötesinde silahların kullanıldığını anlatır
Örneğin bir bölümde içinde destanın kahramanlarından Krisnha´nın da bulunduğu Vrishni´ler
Salva adlı lideri bir güçle kuşatırlar
Bunun üzerine zalim Salva
heryere gidebildiği Saubha adlı arabasına binerek "yükselir" ve sayısız cesur Vrishni genciyle beraber tüm bir kenti harabeye çevirir
Saubha adlı araç daha önceki bölümlerde anlatıldığına göre savaşın yönetildiği bayrak gemisidir ve Salva´nın kentinde bulunmaktadır yani oradan kalkıp
savaş alanına getirilmiştir
Buna karşın Vrishni savaşçılarının da benzer silahları vardır; Pradyumna adlı kahraman özel bir silah kullanır
bu silah en yüksekteki tanrıları dahi durdurmaktadır; silah için "savaş alanındaki hiçbir insan onun oklarından kurtulamaz" tanımı yapılır ve Salva Krisnha´ya doğru düşer
Krisnha gökte Salva´yı izlemeye başlar fakat Saubha adlı araç göklere özgün tanımla adeta yapışmıştır
Krisnha tüm silahlarını durmaksızın fırlatır; roketler
misiller
mızraklar
çiviler
savaş baltaları
üç yüzlü oklar
alev püskürtücüler vb
Gökte yüzlerce güneş ve ay belirir
yüzlerce yıldız doğar
Ne gece ne de gündüz vardır
zaman anlaşılamaz
Radyoaktif ölümün reddedilmez tarifi;
Krishna´nın Salva´nın saldırılarını savuşturmak için kullandığı silahların seslerinin anlatımı
aynen günümüzdeki anti-balistik roketlere benzemektedir; "Onları savuşturdum
bir hayal gibiydiler
Hızla vuran sütünları yolladığımda
gökler parladı ve parçalara ayrıldılar
gökte büyük gürültüler oldu
" Ve sonra Saubha´nın görünmez olduğu anlatılır sanki Krisnha hedefi hiç şaşırmayan akıllı bombalar kullanmaktadır
Bu arada atılan bir okun "roketin" sesiyle savaşçılar ölürler
Salva´nın askerleri "Danavalar" acı çığlıklar atarak yerlere düşerler
onları güneşe benzer parlaklığı olan okların sesi öldürür
Sauba kaçmak için saldırıya kalkışır
o zaman Krisnha "özel ateş silahı"nı kullanır bu silah güneş şeklinde halesi olan bir disk şeklindedir
Ve disk Saubha´yı ikiye böler
"kent" gökten yere düşer ve Salva ölür
Bu olay
Mahabharata´nın sonudur
En garip silahlardan birisi Pradyumna´nın kullandığı özel oktur
bu okun öldürücü gücünden hiç kimse tanrılar dahi kurtulamaz
Agneya´nın kullandığı silah ise
alevli ama dumansız ateş okudur "Yoksa artık ok yerine
ışın mı demeliyiz
" Derken savaş alanına birden bir karanlık yayılır
kimse çevreyi göremez ama gece olmamıştır
vahşi bir rüzgar başlar
bulutlar kükrer
toz ve çakıl taşları yağmaktadır
doğa dengesini yitirir
güneş gökte sallanmakta
dünya titremekte
korkunç silahtan yayılan kavurucu sıcaklık
herşeyi yakmaktadır
Filler alevler içinde
çılgın gibi oradan oraya koşuştururken
diğer canlılar buruşarak yere düşmektedir
vahşi ışınlar gökten yağmur gibi yağmaktadır
Ve ateş fırtınasının yanısıra Gurkha´nın silahının sesini duyanlar da ölürler
Bütün bunlar sanki nükleer bir patlamanın yanısıra radyoaktif çöküntünün birebir tarifi gibidirler
Gurkha´nın çok hızlı ve güçlü bir Vimana´sı vardır; Vrishni´lerin ve Andhaka´ların üç kentine uçar ve saldırır
evrenin tüm gücünü taşımaktadır
Duman ve ateş sütunları fışkırtır
on binlerce güneş parlaklığında ışınlar yayarak yükselir
Vimana´nın "demir şimşek" diye tanımlanan süper bir silahı vardır
her iki aşiretten sayısız insanı ve kentlerini küle dönüştürür
Cesetler tanınmayacak kadar yanarlar
ölmeyenlerin saçları ve tırnakları dökülür
çanaklar
çömlekler kendi kendilerine kırılırlar
yiyecekler zehirlenir
Kaçmaya çalışan savaşçılar ve eşyaları küllerle yıkanmaktadırlar
Nedir bu silahlar? Başka hiçbir mitolojide böyle bir tanım yoktur
yıldırımlar
şimşekler vardır ama ötesi yoktur
Bunu anlamak şu anda mümkün değil; umudumuz zamanla öğrenmek
Destan´da anlatılan olaylar gerçek midir yani fiziksel midir? Yoksa ****fizikçilerin yaklaşımıyla simgesel midir? 1944 yılında Paris Üniversitesi Hint Uygarlığı Enstitüsü´den Emil Senart´ın özgün çevirisi olan "La Bhagavad-Gita" böyledir (Ruh ve Madde Yayınları-1995)
Türkçe çevirinin önsözünde Ergün Arıkdal şöyle der; "
o halde insan kendisiyle
maddenin hakimiyeti ile savaşa hep devam etmelidir
" Galiba ikisi de doğrudur yani Mahabharata hem çok uzak geçmişte kaybolmuş bir uygarlığı ve belki de yaşanmış en büyük savaşı anlatmakta
hem de dev bir ruhsal öğretiyi içermektedir; bu öğreti Senart´ın tanımıyla "Rabb´in Ezgisi"dir
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul