Konu
:
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...
Yalnız Mesajı Göster
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...
08-25-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Dusmanina Hediye Gonderen Turk Askeri...
Çanakkale'nin insan yüzleri
Düşmanına hediye gönderen Türk askeri
Osmanlı için savaşan ve ölen gayrimüslimler
Çanakkale
insan hikâyeleriyle de bir destan
Modern zamanların ilk en kanlı muharebelerinden biri olan Çanakkale Savaşı'nın ardından 93 yıl geçti
Her büyük savaş gibi Çanakkale'nin ardında da taraflar kendi tarihlerini olmasını arzuladıkları olaylarla gerçekleri harmanlayarak yeniden kaleme aldılar
Araştırmacı Ayşe Hür
Taraf gazetesinin pazar günkü sayısında savaşın efsanelerini
gerçeklerini ve her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatan insan hikâyelerini kaleme aldı
Hür'ün yazısında
zayiat kavramının yanlış yorumlanmasından dolayı 250 bin olarak dillendirilen şehit sayısının Genelkurmay'ın verilerine göre 57 bin 263 olduğu
bu rakama Osmanlı saflarında savaşırken ölen gayrimüslimlerin de eklenmesi gerektiği belirtilirken
muharebelerle ilgili şu ayrıntılara yer veriliyor: Çanakkale önlerine üzerlerinde 'Türk Lokumu'
Harem'e'
'İstanbul'a' yazılı pankartlar asılmış gemilerle gelen askerlerin birçoğu kıyıya bile çıkmayı başaramadan Türk topçusu ve mitralyözlerinin hedefi olarak denizde can verdi
Teğmen R
B
Gillet çıkartma anında yaşadığı korkunç manzarayı daha sonra defterine "
Filikaların içleri parçalanmış cesetlerle doluydu
Filika ile kıyı arasında cesetlerden bir iskele vardı
Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti" cümlelerini not düşüyordu
ÖLÜM KOKUSUNU
ATAMAZSIN
Türk topraklarına ayak basmayı beceren İtilaf ordusu askerlerinin ilk görevi siper kazmaktı
Türk savunmasının yarımadayı boydan boya saran dikenli telleri işgalcileri adeta bir ahtapot gibi bacaklarından kollarından yakalıyor
onlar kurtulmak için çırpındıkça daha çok sarıyordu
İleriki günlerde Türk savunmasından kurtulup kara parçasına mevzilenen İtilaf Ordusu askerleri yaşadıkları karşısında ölen arkadaşlarının kendilerinden daha şanslı olduklarını anlayacaklardı: "Bu berbat koku da ne? diye sordum
'Siperimizin önünde yatan ölüler' dedi
'Bizim önümüzde Hant ve Worcester'lardan 700
sağda da Anson Taburu'ndan 800 kişi yatıyor
' Orası iki mil ötedeydi ve koku bizim bulunduğumuz yere kadar geliyordu
Eğer ölü bir fare koklamışsan
işte onun yüzlerce ve yüzlerce katı berbat bir koku
Bu ölüm kokusunu içinden çıkarıp atamazsın
Onu hala hissediyorum
" İki ordunun askerleri mertçe savaşıyorlar
gözlerini bile kırpmadan birbirlerini öldürüyorlardı ancak insanlıklarından hiçbir şey kaybetmemişlerdi
Avusturyalı ve Yeni Zelandalı askerler ileriki yıllarda Türklerin bu insancıl yanlarını dile getirdiler: "Çanakkale'de bir gün bizim dini bayramımızdı
O günü neşe içinde geçirmek ve eğlenmek istiyorduk
Ama harp halinde bulunduğumuz için bunu imkansız görüyorduk
Son çare olarak
Türklere bir elçi gönderip onlardan bugün olsun ateş açmamaları için söz aldık
Ama hile olup almayacağı kuşkusu içindeydik
Bununla beraber eğlencemize devam ederken
hediye getirdiğini söyleyen bir Türk elçi geldi
Bize adına 'ayran' dedikleri içeceklerini göndermişlerdi
"
Kanlı cephenin futbolcu kahramanları
Çanakkale Savaşı'nda düşmanla mücadeleleri sırasında şehit olan
yaralanan ve esir düşen futbolcuların çarpıcı hikâyelerini kaleme aldığı kitapta anlattı
Yarımada yayınevinden çıkan "Çanakkale'de Şehit Düşen Futbolcular Yedi Kandilli Avize'' adlı kitapta
Çanakkale Cephesi'nde Galatasaray'ın 23
Fenerbahçe'nin 5 ve Beşiktaş'ın da 2 futbolcusunun şehit olduğu belirtiliyor
1
Dünya Savaşı sırasında ise Galatasaray
Fenerbahçe
Beşiktaş ve Ankaragücü'nün toplam 70 futbolcusunun
çeşitli cephelerde şehit düştüğü ifade ediliyor
Galatasaray'da kayıtların düzenli tutulması nedeniyle şehit futbolcu sayısının fazla gözüktüğü
Beşiktaş'a ait kayıtların işgal yıllarında kulübün Rumlar tarafından yağmalanması sırasında
Fenerbahçe'ye ait kayıtların ise kulüp binasında çıkan yangında tahrip olduğu belirtiliyor
Kitapta
maça beklenirken şehit haberi gelen Fenerbahçeli Arif ve siper arkadaşı futbolcuların hikâyelerine de yer veriliyor
Mustafa Kemal'in itaatsizliği zaferi getirdi
Mustafa Kemal'den bir tabur asker yardım talebinde bulunur
Ancak bir askeri deha olan Mustafa Kemal bu emre uymaz ve kendi planını uygulamaya sokar ve sonuçta önemli başarılara imza atar
Emre itaatsizlik her ne kadar ordu içinde rahatsızlık yaratsa da
Liman von Sanders bu başarılı askere sahip çıkar
onu albay rütbesine terfi ettirir
Mavi deniz kıpkırmızıydı
İngiliz albay: Denizin sahilden 50 metre açığına kadarki kısmı kandan kıpkırmızı kesilmişti
DUBLİNLİLER TÜRKLER'İN ATEŞİ İLE BİÇİLDİ
Çanakkale'de karşı cepheden savaşanların tarihe düştükleri notlar; yokluk
açlık ve hastalık pençesindeki Türk askerinin savaşta nasıl devleştiğini gözler önüne seriyor
onların kapana kıstırılmış fareler gibi öldürüldüklerini izliyorlardı
Filikalardaki 700 askerin sadece 300'ü karaya çıkabildi
Ve onların çoğunun da yaralı olduğunu gördüm
(Anzak Koyu
25 Nisan 1915)
İngiliz Hava Komodoru Albay Sampson
Seddülbahir üzerinde uçuyordum
Aşağıya baktığım zaman
durgun mavi denizin sahilden 50 metre açığına kadar olan kısmının kandan kıpkırmızı kesilmiş olduğunu gördüm
(Ertuğrul Koyu Gözlem Raporu'ndan
25 Nisan 1915)
Anzak Yüzbaşısı Guy Geddes
River Clyde'den inerkenarkamdaki askerler teker teker vuruldular
Beş yerinden yaralanan Teğmen Watts yattığı yerden askerleri "Yüzbaşınızı izleyin" diye teşvik ediyordu
Dublinliler Taburu'ndan Yüzbaşı French daha sonra
beni 48 kişinin izlediğini ve hepsinin vurulduğunu söyledi
(Anzak Koyu
25 Nisan 1915)
Gazeteci ve Yazar Aspınal Oglander
Türkler'in savunma düzeni son dakikaya kadar terk edilmiş gibiydi
Fakat River Cleyde gemisinin karaya oturmasıyla
çıkarma filikalarının kıyıya birkaç metre yaklaştığı sırada biri adeta katliam emrini verdi
Birdenbire bir cehennem boşandı
Ateş kasırgası sahile sokulan filikaların üzerinden limanın durgun sularını binlerce kamçıyla kamçılıyormuş gibi geçti
İlk birkaç saniye içinde kıran geçmişçesine zayiata uğratıldık
Kıyıları yalayan dalgacıklar kana boyanmıştı
Filikalardan bazıları içinde bulunanların hepsi ölmüş durumda umutsuz bir halde suların seyrine kapılmış gidiyordu
Ertuğrul Koyu'na yapılan çıkarma harekâtı
işte bu şekilde ve saat 9'dan biraz sonra kesin olarak durduruldu
(Ertuğrul Koyu
25 Nisan 1915)
Bir devin yeniden uyanışının öyküsü
bir yerde kendi ihtiraslarına kapılarak Türk milletini sürükledikleri bu acımasız savaşın başlangıcı Birinci Dünya Savaşı fitilinin ateşlendiği tarihten iki ay sonraya dayanır
10 Ağustos 1914'te İngiliz Donanması'ndan kaçarak Çanakkale Boğazı önlerine gelen Goben ve Beslawadlı iki Alman savaş gemisinin Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın yazılı emri ile direklerine Türk bayrakları çekilmesi
denizcilerine Türk denizci kıyafetleri giydirilmesi ile Osmanlı kendini savaşın içinde bulur
Bir de bu gemiler yine Enver Paşa'nın emri ile Karadeniz'e açılır ve savaşa katılmamıza sebep olan Alman"Geoben" -Yavuz Zırhlısı- Ruslar'ın bu denizdeki limanlarını bombalar
JEST İÇİN ÖLDÜLER
Zaten kısa bir süre önce Balkan Savaşı yenilgisinden çıkan
Avrupalılar'ın deyimi ile "Hasta Adam" kendisini birçok cephede
neredeyse tüm genç erkek nüfusunun yok oluşu ile noktalanacak çok acıklı bir macera içinde bulur
Bu macera
sırf Alman çıkarlarını savunmak ve küçük bireysel tatminler peşinden koşmak uğruna başlar
O kadar ki
aciz ve küçük hesaplar peşinde koşan Osmanlı yönetimi
sırf Avrupa'da Almanya karşısında savaşan Rus güçlerini zayıflatmak gayesiyle 22 Aralık 1914'te Sarıkamış harekatını başlatır
Ve yaptığı bu savaşa katılmamıza sebep olan Alman "Breslau"-Midilli Zırhlısı- için üstlenilen bu sözde jest karşılığında 90 bin Türk gencini Allahuekber Dağları'nda karlar ve buzlar arasına gömer
BOĞAZ'A İLK BOMBA
İngilizler de Süveyş
Filistin
Hicaz
Yemen gibiyerlerdeki Türk Ordusu'nun baskısını güçsüzleştirmek ve kaldırmak gayesi ile o zamanların Denizcilik Bakanı olan Churchil'in baskıları ile Çanakkale Cephesi'ni açarlar
Boğaz'a ilk saldırıları3 Kasım 1914'te yapılan Seddülbahir Kalesi bombardımanı ile başlar
Churchil'in 25 Kasım 1914'te İngiliz Savunma Konseyi'nde yaptığı konuşma dikkat çekicidir: "Osmanlı'nın ne olduğunu hepimiz biliyoruz
Daha dünkü Balkan Savaşı bozgunu bunun kanıtı değil mi? Donanmamız bir vuruşta Çanakkale Boğazı'nı ele geçirebilir
Topkapı açıklarında görünmesi bile
bu hasta adamın ellerini havaya kaldırıp teslim olması için yeter deartar bile
" İngiliz kuvvetlerinin başı General İan Hamilton daşöyle der: "Bir İngiliz denizaltısının Çanakkale'yi geçip Gelibolu'da göründüğünü ve üç defa işaret verdiğini varsayalım
hemen Seddülbahir'deki Türk Kuvvetleri tabanı kaldırıp Bolayır yoluyla İstanbul'a kaçarlar
" Tarih; 18 Mart 1915
Amaçları; İngiliz ve Fransız donanmalarının önce Amiral Carden
ardındanda Amiral De Robek komutasında Çanakkale Boğazı'nı geçip
İstanbul'u işgal etmektir
Deniz güçleri 19 Şubat 1915'ten 7 Mart'a kadar özellikle Boğaz girişinde Seddülbahir ve diğer bölümleri 11 kez bombalar
Esas saldırılarını da 18 Mart saat 11
30'da başlatır
Tüm bu saldırıları karşılayan Türk deniz ve kara güçlerinin bombardımanları sonunda
İngiliz ve Fransız donanmaları akşam saat 18'de Bouvert
İrresistible
Ocean zırhlıları ile binlerce askerini Boğazın derin ve soğuk sularına gömerek geri çekilmek durumunda kalırlar
İşte her yıl kutladığımız 18 Mart zaferinin başarı öyküsü budur
Askerler kaçıyor
Hamilton'a gönderdiği mesajında
komutasındaki askerlerin panik halinde olduğunu bildirdi
Osmanlı yönetimi
25 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı ve Gelibolu yarımadasını savunacak 5'inci Türk Ordusunun Komutanlığına Alman Mareşal Liman Von Sanders'i getirerek
bu savaşın bir Osmanlı savaşı olmaktan çok
bir Alman-İngiliz çıkar savaşına dönüşmesine adeta çanak tutar
Aradan bir ay geçer ve 25 Nisan 1915 tarihinde aynı güçler
Gelibolu yarımadasına asker çıkararak yeniden şanslarını denemek isterler
Ancak unuttukları çok önemli bir şey vardır
Çanakkale'deki Türk Ordusu sadece Alman Mareşal demek değildir
Hesaba katmadıkları
Türk komutanlar onlara tarihlerinin en acı yenilgisini tattıracaklardır
GÜNLÜKTEN
Nitekim Çanakkale düşman güçleri Komutanı İan Hamilton'un günlüğüne şu cümleleri düşüyor: "Akşamüstü Ertuğrulkoyunun açıklarına geldik
Gördüğümüz manzara şuydu: Çıkarma yerinin etrafı dehşetli ateşimizle çevrelenmiş
lakin donanmamızın en ağır topları Türk siperleri üzerinde ancak bir konfeti etkisi yaratıyor
River Clyde nakliye gemimiz
100 metre gibi pek yakın mesafeden şiddetli piyade tüfeği ateşine maruz
Karaya ayak basan birliklerimiz
kum tepelerinin arkasında yere yapışmışlar
başlarını bir santim kaldıramıyorlar
Akşam hava kararmak üzereyken Quine Elizabeth 38'lik toplarıyla o kadar dehşetli bir ateş açtı ki
koca gemi baştan başa zangır zangır titriyordu
Bu dehşetli ateş saatlerce sürdü
Fakat Türkler'in Piyade tüfeği sesleri kesilmedi
"
(Ertuğrul Koyu
25
Nisan
1915)
HAMİLTON'DAN HARBİYE NAZIRILORD KİTCHENER'E TELGRAF
İstemelyerek de olsa
Çanakkale Boğazının savaş gemileriyle zorlanamayacağı sonucuna varıyorum
Belki bir zamanlar bu mümkün olabilirdi
Eğer benim birliklerim buna katılacaklarsa
bu bek-endiği gibi destek verme şeklinde olmamalıdır
Ordunun rolü
yalnızca tabyaları yıkacak bir çıkartma birliğinden fazla olmalı
Kararlı
hazırlıklı
donanmaya yolu açacak ve tüm gücüyle savaşacak bir operasyon olmalı
(Çanakkale
18
Mart
1915)
GENERAL STOPFORD'TANHAMİLTON'A MESAJ
Askerler
birlikler artık savaşma ruhuna sahip değil
Ağır bombardıman ya da tüfek ateşi karşısında ilerlemiyorlar
Hücum için atılganlık göstermedikleri gibi
en basit bir düşman saldırısında geri dönüp
uzun süre kaçıyorlar
Askerlerin çoğu da
sağda
solda saklanmaktalar
(Anafartalar
11 Ağustos1915)
İNGİLİZ BİNBAŞI ARTHUR MİLLES
O gün hayalimde deniz kuvvetlerinin bize Çanakkale Boğazının yolunu açarak yapacağı bombardıman eşliğinde
Gelibolu Yarımadasından yukarı Marmara sahillerini geçeceğimizi ve küçük bir çatışmayı takiben Konstantinopolis'e ulaşacağımızı ve orada Rus Ordularıyla buluşarak İmparatorluğun iç taraflarına gireceğimizi canlandırıyordum
(Ertuğrul Koyu
25
Nisan
1915)
ANZAK TEĞMEN R
B
GİLLET
Gözlerimin önündeki manzarayı anlatmak olanaksızdı
Filikalar şimdi hemen hemen birbirlerine yanaşmış olarak kıyıya kadar uzanıyordu
İçleri parçalanmış cesetlerle doluydu
Sonuncu filika ile kıyı arasında cesetlerden oluşmuş bir iskele vardı
Ölülere basmadan kıyıya çıkmak mümkün değildi ve koyun suları kandan kıpkırmızı kesilmişti
(Anzak Koyu
25
Nisan
1915)
Çanakkale'de kanla bir destan yazıldı
Eylül 1915'te İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener'in şifreli bir mesajı ile işgalci güçler Çanakkale'den çekilme kararı aldı
Aralık ayında da Mustafa Kemal Alman komutanla arası açılınca cepheyi terk etti
Albaylığa terfi eden Mustafa Kemal'in 10 Ağustos 1915 günü Conk Bayırı'nda yaptığı baskın sonucunda Arıburun ve Seddülbahir cephelerindeki düşman güçlerinin tüm zafer hayallerinin sona ermesi ile 24 Eylül 1915 tarihinde İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener'in şifreli bir mesajı ile Çanakkale Cephesinden çekilme kararı alınır
Bunun ardından Alman Komutanla olan anlaşmazlığı üzerine Mustafa Kemal 10 Aralık 1915 tarihinde Çanakkale'den ayrılır
Düşman güçleri de 20 Aralık 1915 tarihinde Arıburun ve Anafartalar Cephesini
9 Ocak 1916 tarihinde de Seddülbahir Cephesini terk ederler ve 213 bin 882 Türk
47 bin Fransız
205 bin İngiliz/Hintli/Avustralyalı
Yeni Zelandalı (Anzak) / Senegalli kayıpla noktalanan dünyanın en büyük savaşı olarak tarihe geçer
ZAFERİN ARDINDAN
Tarihe "Çanakkale geçilmez" deyimini yazdıran bu savaş Türk insanı üzerinde nasıl sonuçlar üretmiştir
Bir de buna bakalım:
1
Çanakkale Savaşı Türk Milletine bir "Mustafa Kemal" kazandırmıştır
2
Çanakkale Savaşı yeni bir millet olabilmenin ulusal bilincini ortaya çıkarmıştır
3
Millet olma bilincinin tıpkı 11
Kasım
1914 tarihinde ilan edilen "Cihad-ı Ekber" den öte bir değer taşıdığı gerçeğini gözler önüne sermiştir
Çünkü bu savaşta düşman güçleri arasında çok miktarda Asyalı ve Afrikalı Müslüman asker savaşmıştır
Hatta hatta karşılıklı ölen bu askerlerin bir çoğunun üzerlerinde Kuran-ı Kerim'e çok rastlanmıştır
(Bu Kuran-ı Kerim'ler
halen Çanakkale
Conk Şehitler Abidesi'nin altındaki müzede bulunuyor
)
4
Bu savaşın ve ürettiği sonuçların bilincinde olan özellikle İngiliz güçleri Ulusal Kurtuluş Savaşı içinde doğrudan rol almaktan kaçınmışlardır
Özet olarak Çanakkale savaşları; Türklüğün bir millet olma bilinci ile ön plana çıktığı
şeref ve namusunun kurtarıldığı
ulusal benliğine kavuştuğu
Türkün yalnız kendine güvenmesi gerektiği gerçeğine ermesi bakımından bugünkü güzel Türkiyemiz'in ortaya çıkması bakımından acı ve kanla yazılmış bir destan olarak tarihimizdeki şanlı yerini almıştır
Anzak askeri Franklin Morst
Türkler'e doğru sesleniyorduk
Onlar siperlerin üzerine oturup konuşuyorlardı
Bizimkilerden birisi karşı tarafa gidip onlardan bir sigara tabakası aldı
Onlara not göndereceğimiz zaman
teneke bir periskopa taşla vuruyorduk
Onlar da bize teleskop sallayıp cevap verirlerdi
Bir başka gün bir Alman subayı Türk siperlerine yaklaşıyordu
Türkler
bizimkilere siperlerine girmelerini işaret etti
Bizimkiler hemen siperlerine girdiler
Biraz sonra ise makineli tüfek ateşi başladı
Doğaldır ki
kimseye bir şey olmadı
Bu Türk'ün savaşırken dahi ne kadar adil olduğu hakkında bir fikir verebilir
(Gelibolu
12 Eylül 1915)
Anzak askeri Thomas Ernest
Hemen yanımda
benden 4/5 metre ötemde bizim çocuklardan 14 tanesinin taşlaşmış cesetlerini görüyordum
Çok kötü bir manzara
Daha dün neşe ve hayat dolu olan bu insanlar
bu çocuklar
şimdi ortalıkta yatıyor
Soğumuş vücutlar
cam gibi gözler
Yüzler hüzünlü ve toprağa bulaşmış
Kim bilir kimin yavrusu
Tanrıya şükürler olsun ki sevenleri onları bu halleri ile görmüyorlar
Ölüler ve donmuş kanları nedense bir yerlerden sızıyor
Tanrım bu ne biçim görüntü
Yanımda duran Binbaşı bana "İşte Kazandık" diyor
Ulu Tanrım
Kazanmak; elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakınımda yatan cesetlerin yanında ne anlamı var kazanılan bu zaferin
(Gelibolu
28 Nisan 1915)
İngiliz çıkartma gemisi kaptanı Edward Toms
Benim teknemin sahile yanaştığı yerde
çok sağlam dikenli teller vardı
Askerler botlarda ya da sahile yüzerken vuruluyorlardı
Belimekadar suya girdim
bir kayaya çarpıp tökezledim
Çıkıp sahile doğru koşarak dikenli tellerin altına yattım
Dikenli tellerin önü artık hareketsiz kalmış bir sürü askerle dol-muştu
Yukarılardan aşağıya siperlerden
makineli tüfeklerden ateş yağarken
sağdaki siperlerden debizlere ateş ediliyordu
Çıkan sesler müthiş
görüntü ise korkunçtu
(Anzak Koyu
25 Nisan 1915)
İngiliz asker Ernest Hotpoint
Saat onbirde hareket ettik
Tek sıra halinde
açık bir arazideydik
Birden önümüze çıkan bataklığı geçmemiz emredildi
Türklerin müthiş ve öldürücü ateşiyle çok kayıp verdik
Görünürlerde hiçbir siper yoktu
Türkler makineli tüfekleri çok iyi bir şekilde gizlemişlerdi
Korkunçtu
Her hamleden sonra daha az sayıda asker doğrulabiliyordu
Biz ise körlemesine ilerlemeye çalışıyorduk
Ancak hiçbir şey değişmedi
Her yönden ateş ediliyor ve biz ise ne bir siper
ne de bir Türk görebiliyorduk
Eğer bir Türk görebilseydik
hiç değilse gidebileceğimiz yönü belirleyebilecektik
(Gelibolu
26 Nisan 1915)
Anzak askeri Harold Boughton
Arkadaşım Onbaşı Dean'la birlikte iki boş peksimet tenekesini siperin duvarına dayamış oturuyorduk
Başımızın üstüne battaniye
onun da üzerine muşamba gerip
bütün gece
su dizlerimize kadar çıktığı halde birbirimize sarılarak öylece oturduk
Gidecek bir yer de olmadığından sabahı orada ettik
Hareket edebildiğimizde
üzerimizdeki battaniye ve muşambaları sanki oluklu tenekeymiş gibi kaldırıyorduk
Ayaklarımız suda donmuştu
Çevremizdeki arkadaşlar inleyip ağlıyorlardı
Ateş basamağındaki nöbetçilerden bazıları donmuştu ve dokunulduğunda yere devriliyorlardı
Benim de ellerim ve ayaklarım donmuştu
Bazıları o kadar kötüydü ki
ilk fırsatta kumsal inmeleri söylenmişti
Ancak orada tedavi edilebilirlerdi
Ama
ne yol vardı
ne de onları aşağıya indirecek bir araç
İnsanların emekleyerek gitmeğe çalıştıklarını gördüm
Koca koca adamlar bebekler gibi ağlıyorlardı
(Gelibolu
2 Mayıs 1915)
İngiliz Tuğgeneral Sir C
E
Callwell
O İnişli
çıkışlı savaş günündeki birbirlerinden kopuk çatışmaları bir bütün olarak anlatmak zor
Saldıranlar sahilden içeriye doğru ilerledikçe
arazi daha da zorlaşıyordu
Araziyi kullanma becerisi gösteren Türkler
gittikçe artan bir direniş gösteriyorlardı
(Ertuğrul Koyu
28
Nisan
1915) Ben filikalarda kalıp adamların kıyıya çıkmalarına yardımcı olmağa çalıştım
Ama bu cinayetten başka bir şey değildi
Çok geçmeden birinci filika cesetlerle dolmuştu
Filikanın çevresindeki deniz kıpkırmızıydı
(Anzak Koyu
25 Nisan 1915)
Anzak askeri Joseph Murray
Gelibolu Yarımadasının sahillerine iyice yaklaştığımızda
bize küpeştede savaş düzeni halinde toplanmamızı emrettiler
Süngülerimiz güneşte parlıyordu
İki saat boyunca
merak içinde öyle bekledik
Kuşkusuz Türkler de bizim tam olarak ne zaman nereden vuracağımızı merak ediyorlardı
Gerçi
bir istilacı olarak zamanı ve yeri seçmek bizim işimizdi
Türkler ise
oldukları yerde kalıp
Vatanlarını savunmaya hazır beklemek zorundaydılar
(Ertuğrul Koyu
25 Nisan 1915)
Çanakkale Savaşları'nda savaş hileleri
Dünya savaş literatürüne ''Çanakkale geçilmez'' diye kazınan Çanakkale Savaşları'nda
müttefik güçlerin başvurduğu savaş hileleri çok can yaktı
Çekilmenin başarılı sonuçlanması için geride takip edilmelerine karşı konserve kutularından oluşturdukları mayınlar bırakıldı
dünya savaş literatürüne ''Çanakkale geçilmez'' diye kazınan Çanakkale Savaşları'nda
müttefik güçlerin başvurduğu savaş hileleri çok can yaktı
Çekilmenin başarılı sonuçlanması için geride karşılıklı iki konserve kutusundan diğerine damlayan suyun ağırlığıyla ateş alan ayarlı ve sonradan patlayacak tüfekler bırakıldı
Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlayan müttefik güçleri
Türk askerlerinin
çekilmeden haberdar olmaması için siperlere üniformalı maketler koydu
Kaynak: Sabah
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul